17 Şubat 2017 Cuma

Selülitlere Veda Etmenin Yolları

Selülitlere Veda Etmenin Yolları

Deniz mevsimine sayılı günler kala, bayanların en büyük estetik problemlerinden birisi olan selülitler için neler yapılabileceğini Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrah, Op. Dr. Bülent Cihantimur anlattı.

"Aslında bir dolaşım bozukluğu olan selülit, genellikle hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış beslenmeyle de doğru orantılıdır. Öncelikle tuzu ve şekeri azaltmalı, gün içerisinde tükettiğiniz su miktarını arttırmalısınız" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, ayrıca şunları söyledi:"

Gün içerisinde yapacağınız yarım saatlik yürüyüşler selülitlerinizin zaman içerisinde kaybolmasını sağlayabilir. Bir diğer rutininiz haline gelmesi gereken şey masajdır. Selülitli bölgeye haftada üç gün esansiyel yağlarla bir fırça yardımı ile masaj yaptığınızda selülitlerinizin gözle görünür bir biçimde azaldığına şahit olabilirsiniz. Fakat selülitler ile tek bir cepheden savaşamayacağınızı unutmayın. Hem beslenme, hem hareket, hem de selülit tedavisi için geliştirilmiş tekniklerle ancak istediğiniz sonuçlara ulaşabilirsiniz".

Radyofrekans içeren cihazlarla selülit tedavisi

"Isı yoluyla etkili bir şekilde vücuttaki su moleküllerini ve iyonlarını harekete geçiren radyofrekans içerikli cihazlar, uygulandığı bölgede enerji açığı çıkararak, alanın ısınmasını sağlar. İnsan bedeni ortalama 36-37 derecededir ve bu uygulama selülitli alana yapıldığı zaman ısı 40 derecenin üzerine çıkar, cilt altında ise, 50 dereceyi bularak vücudun tepki vermesine neden olur. Bu ısı bedende herhangi bir tahribata sebep olmadan, yağ hücre duvarlarının parçalanmasına ve bölgesel yağ dokusunun erimesine fayda sağlar.

Yıpranmış ve hatta yaşlanmış kolajen dokusu parçalanarak ölür ve vücut yeni kolajen üretimini devreye sokar. Ayrıca bağ dokusu da yenilenir. Tüm bu saydığım sonuçlar, selülitlerin de yok olmasına yardımcı olur. Parçalanan ve eriyen yağlar ise, kan ve lenf yolu ile emilerek, bedenden atılır" diyen Cihantimur, farklı radyofrekans cihazlarıyla, kişiye özel selülit tedavilerinin oluşturulması gerektiğinin altını çizdi.

Su için, Alkol ve sigaradan uzak durun

Selülit tedavisi için radyofrekans uygulamaları yaptırmak isteyenlerin öncelikle bedenlerini ve sorunlu bölgedeki problemin ne aşamada olduğunu öğrenmeleri gerekir diyen Cihantimur: "Radyofrekans seansları öncesi ve sonrasında, parçalanan yağlı dokunun vücuttan çabucak atılması için, günde an az 2-3 litre su ve sıvı gıda tüketilmesi gerekiyor.

İğnesiz, acısız ve ameliyatsız bir çözüm olarak kullanılan radyofrekans uygulamasının yanı sıra, selülit oluşumunu tetikleyen, alkol, sigara, düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam ve stresten uzak durmanızı ve özellikle herhangi bir metabolik hastalığınızın olup olmadığını kontrol ettirmenizi öneriyorum" açıklamasında bulundu.

Herkes detoks yapabilir mi?

Herkes detoks yapabilir mi?

Günümüzde yükselen bir sağlık trendi olarak karşımıza çıkan detoksa herkes merak salmış durumda. Vücutta farklı sebeplerle oluşan toksinlerden arınma yöntemi olan detoksun ise doğru koşullarda doğru kişiler tarafından yapıldığında faydalı olabileceğine değinen Vitalis Life'ın Uzman Diyetisyeni Gizem Keservuran, detoks hakkında bilinmeyenlere açıklık getiriyor

Vücudu arındırıp temizlemeyi sağlayan detoksu yaparken verimli sonuç almak için bazı hususlara dikkat etmek gerekiyor. Toksinlerden arınmanın yanı sıra vücudu hastalıklardan koruma, enerjiyi artırma, deriyi temizle ve motivasyonu artırma gibi faydaları da olan detoks uygulamasına eğilim artarken, bu uygulama yaş sınırı ve hastalık tanımaksızın yapılıyor.

"Kimler detoks yapabilir?" sorusunun yanıtını ise Vitalis Life'ın Uzman Diyetisyeni Gizem Keservuran, şu şekilde açıklıyor; "Detoks sağlıklı olmak isteyen herkesin rahatlıkla tercih edebileceği bir uygulama. Günümüz çevresel ve modern hayat koşullarından etkilenmeyenimiz yoktur. Bu koşullar dolayısıyla vücudumuzda biriken toksinleri vücuttan atmanın en kolay yolu ise detoks. Fakat burada yaş unsuru ve kişilerin hastalık durumu gibi noktalara dikkat etmek gerekiyor".

18 yaş üstü bireylerin herhangi bir sağlık problemi yoksa rahatlıkla detoks yapabileceğini belirten Keservuran, 12-18 yaş arası çocukların, gençlerin ise herhangi bir sağlık problemi olmaksızın mutlaka uzman kontrolünde juicing yapabileceğini söylüyor.

Yaşlılık döneminde ise 65 yaş üstü bireylerde yine uzman kontrolünde detoks uygulanabileceğinin altını çiziyor. Keservuran, hangi hastalıklarda detoks yapılamayacağını ise şöyle özetliyor; "Diyalize bağlı böbrek hastalarında, kronik böbrek yetmezliğinde, böbrek emilim bozukluklarında, reaktif hipoglisemi, insüline bağımlı diyabet, polikistik over gibi hastalıklarda juicing uygun değildir. Aynı zamanda kan sulandırıcı ilaç kullanan bireyler ve K vitamini eksikliği olan bireyler juicing yapmamalıdır".

"Juicing içeriği uzmanlar tarafından hazırlanmalı"
Ergenlik çağında yapılan detoks uygulamasına değinen Keservuran, konu hakkında şunları söylüyor; "Ergenlik çağındaki gençler, okul-dershane-özel ders üçgeninde ev yemeklerinden uzak kalıyor. Dolayısıyla sık ve fazla miktarda paketli işlenmiş, fast-food gıda tüketimine eğilmektedir. Bu nedenle periyodik olarak yapılan juicing, genç metabolizmayı toksinlerden koruyacaktır. En önemli nokta ise juicing içeriğinin uzman eller tarafından hazırlanmış olmasıdır. Diğer önemli nokta ise ergenlik çağındaki gençler, juicing'i tatil ya da dinlenme günlerinde yapmalıdır".

"Ergenlikte bilinçsiz beslenme obezitenin habercisi"
Keservuran, "Bilinçsizce diyet yapan gençler için detoks önerilebilir mi?" sorusuna ise şöyle açıklık getiriyor; "Detoks bir zayıflama yönteminden ziyade vücudu yenileme ve temizleme yöntemidir. Bilinçsiz beslenme uygulamaları gençlerin sağlığını olumsuz etkilemekte, yetişkinlikte bir çok sağlık problemine zemin hazırlamakta ve beraberinde obezite/fazla kilo şikayetini getirmektedir. Juicing ise akıllardaki gibi düşük kalorili bir uygulama değil, aksine yediğiniz sebze yemeği/salatadan aldığınız vitamin minerali daha da yoğun şekilde vücudunuza alacağınız sağlık deposu karışımlardır".

Beyaz Yaka ameliyatsız estetiği tercih ediyor

Beyaz Yaka ameliyatsız estetiği tercih ediyor

Ne dersiniz, iş hayatında her zaman iyi, genç görünen mi kazanıyor?

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur:" 1960'larda yaşının daha ilerisinde gözükmek "ustalığı" çağrıştırırken, 21. yüzyıl "genç ustalığı" ve "genç görüneni" kabul ediyor. İnanın bana her zaman genç görünen kazanıyor" ifadesinde bulundu.

Genç görünmek seksi bir kavram

Gençliğin ve genç görünmenin pek çok avantajının olduğunu söyleyen Cihantimur:" Hayat devam ediyor ve yaş alıyoruz. İşte bu noktada eyvallah dediğiniz an kaybetmeye başlıyorsunuz. Gençleri takip etmediğiniz, onları eskisi gibi dışladığınız ve fikirlerine önem vermediğiniz anda bilin ki, hızlı bir düşüş yaşayacaksınız. Genç görünüp bir de onları anlamayı başardığınız an, bayrak sizin elinize geçiyor. Genç görünmek mümkün. Bunu kıyafetlerinizle yaparsanız komik duruma düşebilirsiniz. Bunu sosyal yaşantınıza taşırsanız, gerçekten yorucu olabilir. Bu noktada estetik cerrahi veya medikal uygulamalar size bazı avantajlar sunabilir. En azından yaşıtlarınıza göre çok daha iyi görünebilirsiniz ve bunu hissettirmeden, komik durumlara düşmeden başarabilirsiniz. Kısaca, dinamik ve genç gözükmek, yaşının iyisi ve bakımlı olmak özellikle iş dünyasında sizi en üst seviyelere çıkaracaktır. Ayrıca genç gözükmek seksi bir kavram, bunu da kabul edelim lütfen" dedi.

İş dünyasındaki avantajları çok fazla

Genç görünmenin iş dünyasındaki avantajlarına değinen Op. Dr. Bülent Cihantimur:" Bunu kavramış ve olayın farkına varmış pek çok hastam var. Düzenli aralıklarla gelirler ve kapıdan omuzları çok daha dikleşmiş şekilde çıkarlar. Sadece ben söylemiyorum bunu; yapılan araştırmalara göre de daha iyi görünen daha genç görünen iş dünyasında da bir takım avantajlar elde ediyor. Günümüz iş dünyasında muazzam bir rekabet var, herkes başarılı, herkes eğitimli ve bir adım daha öne çıkabilmenin yolu ise, genç kalabilmek, dinamik ve bakımlı olmaktan geçiyor" ifadesinde bulundu.

Neler yapılabilir?

Bedenin fit gözükmesi çoğu zaman sadece spor yaparak ve sağlıklı beslenerek elde edilemeyebiliyor" diyen Cihantimur ayrıca şunları söyledi: "Bölgesel yağlanma inatçı bir sorun. Dengeli bir yağ dağılımı, orantılı bir kontür hattı, çekici ve fit bir insan bedeni için temel unsurların arasında yer alır. Liposuction, liposculpture gibi uygulamalarla mevcut hatlarınız şekilli bir forma sokulabilir, bölgesel yağlama ortadan kaldırılabilir. Erkekler ise son derece pratik bir şeklide uygulanan karın kası estetiğinden faydalanıyorlar. Yine erkeklerin en büyük sorunu olan kelleşme ve saç seyrekleşmesi fit ve genç görüntüyü engelleyen bir durum. Burada da yine bir ilk olan Organik Saç Ekimi uygulamasıyla, hem kellik sorununu ortadan kaldırıyoruz, hem de ekim sonrasında çok daha sağlıklı ve gür saçlara kavuşulmasını sağlıyoruz".

Beyaz yakanın tercihi Örümcek Ağı

Kadın erkek fark etmeksizin, beyaz yakalının en fazla talep ettiği uygulama Örümcek Ağı Estetiği diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur bu tercihin sebebini açıkladı: "Çünkü özellikle zamanla yarışan iş dünyası için çok fazla avantajlar sunuyor. Sayısız kere anlattım belki ama bir kez daha söylemekte fayda var: Örümcek Ağı Estetiği, ameliyatsız bir uygulama, cilt yıpranma derecesine göre belirlenen adette ip, anestezik kremle uyuşturulmuş cilde tatbik ediliyor. Cilt altında azalmaya başlayan kolajen doku canlanmaya ve tekrar üretilmeye başlıyor. Örümcek Ağı Estetiği yaptıranlar işlem sonrası makyajlarını tazeleyerek, tekrar kaldıkları yerden hayatlarına devam edebiliyorlar. İş dünyasında öğle arasında ya da ilk molalarında gelip işlemi yaptıranların sayısı çok fazla. Günden güne bir tazelenme ve kırışıklıklarda, form kayıplarında azalma görülüyor. Aynı zamanda ifade kaybının yaşanmıyor olması, yüzün küçülerek form kazanması, özellikle yüze doğal bir şekilde canlılığın kazandırılması, Örümcek Ağı Estetiğini iş dünyası için de favori bir uygulama yapılıyor".

Tüketicilerini Önemseyen Enerjisa Beğeni Topluyor

Tüketicilerini Önemseyen Enerjisa Beğeni Topluyor

Modern çağın en büyük avantajı aynı zamanda dezavantajı olan hızlı yaşam maalesef hızlı tüketim ile birleştiğinde her zaman güzellikler getirmiyor. Devamlı çalışıp tüketim çılgınlığına kapılıp gitmek çağın getirdiği rahatsızlıklardan sadece biri. Tüm bunların somut izlerine bakıldığında elbette gereksiz enerji tüketimi en büyük örnek teşkil ediyor. Tam bu noktada Enerjisa.com.tr bu konuya dikkat çeken büyük bir kampanya başlattı: “Enerjini Koru!” Enerjini koru kampanyası haddinden fazla tüketilen enerjiye dikkat çekerek gereksiz tüketimi önlemeye, insanları bilinçlendirmeye en önemlisi yüksek enerji faturalarını düşürmeye yönelik kapsamlı bir kampanya özelliği gösteriyor. Hepimizin bildiği ama uygulamadığı küçük ipuçlarıyla enerjiyi minimum seviyede yüksek verim alarak kullanmanın mümkün olduğunu gösteren Enerjisa şu önerilerle tüketiciye düşük fatura garantisi sunuyor;

 Az miktar ve az kirli çamaşırlar ekonomik programda yıkanmalı
 Isı kaybı için ocağın çapından büyük tencere – tava kullanılmalı
 İhtiyaca göre su ısıtılmalı
 Teknolojik ürünler kullanılmadığı zamanlarda bekleme moduna alınmamalı tamamen kapatılmalı
 Saçlar önce havlu ile nemi alındıktan sonra kurutma makinesi kullanılmalı

Bu öneriler herkesin kolayca uygulayabileceği, kişileri bilinçlendirmeye yönelik öneriler. Elbette sadece yetişkinlere, ev geçindiren kişilere değil küçükten büyüğe herkese yönelik bir kampanya bu. Öyle ki çocuklar için enerjiyi korumaya yönelik uygulamalar, oyunlar hazırlanmış. Enerjisa’nın bu konuda sağlam bir şekilde ilerliyor olması, çalışmalar düzenlemesi geleceğe dair umut veren bir detay haline geliyor. İnternet sitesini incelediğimizde ev ve iş yerlerine özel sunduğu paketler – ayrıcalıklar, enerji tüketimine dair öneriler, online fatura ödeme seçeneği, enerji tarifeleri ve alternatif enerji çözümleri ile tüketici dostu bir kuruluş olarak öncü bir rol oynuyor. Eskiden sadece bir hizmet kuruluşuyken şimdilerde dijital portalı ile birlikte çok daha geniş kitlelere hitap eden bir seviyeye ulaşması tüketiciler adına sevindirici bir gelişme. Enerjisa.com.tr sunduğu online hizmetler sebebiyle daha sık ziyaret edip zaman geçirdiğimiz bir site olarak enerji konusunda sunduğu bilgilendirici öneriler, makaleler ile fatura ödemekten çok daha fazlasını sunarak ziyaretçilerini ne kadar önemsediğini gösteriyor.

15 Şubat 2017 Çarşamba

Jinekolojik kanserden korunmanın yolları!

Jinekolojik kanserden korunmanın yolları!

Kadınların korkulu rüyası jinekolojik kanserlerden korunmanın ve tedaviden istenen sonucu almanın en etkili yolu teşhiste geç kalmamak! Erken teşhis ise ancak uygun taramalarla mümkün olabiliyor. Bu nedenle yıllık jinekolojik muayeneleri, ultrason, pap smear testi, menopoz sonrası gerektiğinde yapılacak biyopsiler, ailesel riski olanların tümör marker'larının yakın takibe alınması hayati önem taşıyor.

Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastanesi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ömer Nicat Çobanoğlu, jinekolojik kanserlerden korunmada ve etkin tedavide en önemli faktörün erken teşhis olduğunu vurgulayarak uyarılarda bulundu:

EN ETKİN KORUNMA ERKEN TEŞHİS
Kadınlarda en sık görülen genital sistem kanserleri; rahim (endometrium), rahim ağzı (serviks) yumurtalık (over), dış genital organlar (vulva) ve hazne (vajen) kanseri olarak sıralanabilir. Endometrium kanseri, kadınlarda meme, akciğer ve kolorektal kanserden sonra en sık görülen kanserdir ve jinekolojik kanserler arasında ilk sırayı alır. Hazne (vajen) ve dış genital organlar (vulva) kanserleri; tüm kadın genital sistem kanserlerinin yüzde ikisini ve yüzde beşini oluşturur. Görülme sıklığında üçüncü sırada yer almasına rağmen yumurtalık (over) kanseri ölüm sebebi olmada ilk sırada yer alır. Ne yazık ki tüm yumurtalık kanserli olguların üçte ikisi ancak hastalığın ileri evrelerinde tespit edilebiliyor.

HASTAYA ÖZEL TEDAVİ
Jinekolojik kanserlerin tümünde, hastaya özel en uygun tedavi modeli uygulanmalı. Bunun için de hastalığın evresinin doğru belirlenmesi gerekir. Doğru yapılan evreleme, hastanın en doğru primer tedaviyi almasını sağladığı gibi hastalığın seyri ve takibi açısından da doğru tıbbi platformda kalınmasını sağlar. Evreleme sayesinde, tedavide doğru protokol uygulanması mümkün olur. Doğru evreleme, aynı zamanda cerrahi yaklaşımın seviyesi ve yeterliliğini sağlayabildiği gibi hastanın gereksiz agresif bir radikal yaklaşımdan korunmasını da sağlar.

DOĞRU EVRELEME ŞART
Gerek evrelemede gerekse uygulanan tedavilerin etkinliğinin takibinde, uzak metastazların saptanmasında, nükslere ait erken gözlemlerde kullanılan yöntemler büyük önem taşır. Bunun için de CT, MRI ve PET gibi görüntüleme yöntemlerinden yaygın bir şekilde yararlanılır.
Jinekolojik kanserlerin tedavisinde cerrahi yaklaşım, radyoterapi, kemoterapi veya immunobiyolojik seçenekler kullanılır. Tedavide, hangi seçeneğin veya hangilerinin öncelikli olarak kullanılacağına doğru karar vermek önem taşır.

CERRAH TECRÜBELİ OLMALI
Cerrahi yaklaşım; doğru insizyon (kesi) seçiminden başlayıp, laparaskopik girişim, robotik cerrahi, radikal cerrahi ve pelvik ekzenterasyona kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir. Cerrahi yaklaşımda, rutin jinekolojik operasyonlardakinden daha farklı bilgi, yetenek ve birikime sahip jinekolog onkologlara ve deneyimli merkezlere ihtiyaç vardır. Kanser cerrahisi, böyle ekipler tarafından ve yeterli altyapıya sahip merkezlerde yapılmalı

JİNEKOLOJİK KANSERLERDE RİSK FAKTÖRLERİ
Jinekolojik kanserler, riskler açısından kendilerine özgü kriterler içerir:

Serviks kanserinde; erken yaşta başlayan seksüel aktivite, çoklu partner ilişkisi, HPV (Human papilloma virus) enfeksiyonu en başta gelen risk artış nedenleridir. Ayrıca artan doğum sayısı ve sigara alışkanlığı serviks kanser olasılığını artırır.
Endometrium kanserinde; erken yaş döngüsel kanamalarının başlaması, ileri menopoz yaşı (52 yaş ve sonrası), kısırlık ve doğum yapmama (3 misli artırıyor) menopozal dönem öncesinde ve sonrasında karşılıksız (Progesteron olmaksızın ) östrojen kullanımı (altı misli arttırıyor), aşırı kilo (obezite) ve diyabet önemli risk faktörleri olarak gösterilir.

TİRYAKİLER RİSK ALTINDA!
Over kanserinde genetik profildeki yoğunluk (ailesel hikayede over, endometrium ve meme kanseri varlığı ), sigara kullanımı, kısırlık, genetik mutasyonların varlığı, pudra kullanımı görülme sıklığını arttırır.
Vajen ve vulva kanserlerinde ise HPV rolü ön plana çıkar.

İDEAL KİLONUZU KORUYUN AİLEDE VARSA DİKKATLİ OLUN
Jinekolojik kanserlerden korunmada bazı faktörlere dikkat etmek ve önlemler almak, bu hastalıkları tamamen engellemese de fayda sağlar:

Serviks kanserinde HPV aşılarının faydası tartışmasızdır. Kullanımda olan üçlü ve dörtlü kombine aşılara ilaveten 2015 yılından itibaren dokuzlu kombine HPV aşısı ABD'de kullanıma geçmiştir. Ayrıca sigara tüketiminden uzak durulması, B vitaminleri, B (beta) ve folat içerikli diyetler, serviks kanser riskini azaltıyor.
Endometrium kanserinin önlenmesinde ise; ideal vücut ağırlığını korumak, aşırı yağlı besinlerden uzak durmak ve karşılıksız östrojen kullanımından kaçınmak ilk uygulanabilecek tedbirler olarak öne çıkıyor.
Over kanserinde; ailesel profili riskli, genetik mutasyonlara sahip ( BRCA1, BRCA2 ) kadınlarda, doğurganlık tamamlandıktan sonra tüp ve overların alınması ile koruyucu ameliyat etkili oluyor.

DOĞRU ZAMANDA DOĞRU TEŞHİS OLMALI
Jinekolojik kanserlerden korunmada beslenme, yaşam tarzı gibi faktörler önem taşımakla birlikte en önemli korunma ve tedavi yöntemi erken teşhis! Hastalığın erken evrede tespiti hayati önem taşıyor. Ancak tedavi edilebilir evredeki teşhisler sayesinde kanser nedenli ölümler engellenebiliyor. Kadın genital sistem kanserlerinin erken evrede teşhis edilebilmesi ise ancak uygun taramalar ile mümkün olabiliyor:

Yıllık jinekolojik muayene ve pelvik ultrasonografinin yanında servikal sitolojik tetkik (pap smear) yaptırılmalı.
Menopoz sonrası oluşan, renginden ve miktarından bağımsız kanamalar incelenmeli, gerek görülürse endometrial biyopsiler (endometrium kanserinin erken evrede yakalanmasını sağlar) yapılmalı.
BRCA1 ve BRCA2 genetik mutasyona sahip kadınlardaki yüksek over kanser riski nedeniyle; 6 aylık ve yıllık transvajinal ultrasonografi ile CA 125, CA 19-9, alfa foto protein, CEA gibi tümör markerler yakın takibe alınmalı

BU TARAMALAR RADYASYON ALDIRMAZ HAYAT KURTARIR!
Poliklinik seviyesinde ayaktan tetkiklerin yapılabilmesi ve radyoaktif etkiye maruz kalınmaması sayesinde, aşağıdaki rutin taramaları rahatlıkla yaptırmak mümkün olabiliyor:

Rutin genital muayene ve transvajinial utrasonografi
Servikovajinal sitolojik tetkik (pap smear)
HPV tarama ve tiplemesi
Kolposkopik gözlem ve kolposkopik biyopsiler
Endometrial biyopsi

14 Şubat 2017 Salı

Halsizliğe çare: Siyah sarımsak

Halsizliğe çare: Siyah sarımsak

Mısırlıların piramitleri inşa ederken enerjilerini yükseltmek ve hastalıklardan korunmak için sarımsak kullandığını biliyor muydunuz? 

Eczacı Mehmet Müderrisoğlu, Ramazan'ı daha enerjik ve zinde geçirmek isteyenlerin normal sarımsağa göre daha faydalı ve kokusuz olan siyah sarımsağı kullanabileceğini belirtti.

Türkiye'nin tanınmış eczacılarından Mehmet Müderrisoğlu, Ramazan'ı sağlıklı ve daha zinde geçirmeyi sağlayacak önerilerde bulundu. Ramazan'da oruçlu geçirilecek sürenin 17 saati aşacağını söyleyen Ecz. Müderrisoğlu, "Ramazan'ın manevi ikliminde huzur bulacak olan müslümanlar oruç tutarken sağlıklarını da koruyabilir" dedi. Ecz. Müderrisoğlu, Ramazan ayının sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkları bırakmak için de bir fırsat olduğunun altını çizerek, "İftar saatlerinde sigara içmek enerjinizin düşmesine, daha çok susamanıza ve ağız kuruluğunu daha fazla hissetmenize neden olur. O yüzden sağlıklı bir Ramazan geçirmek için iftar saatlerinde sigara içilmemesini öneriyoruz" diye konuştu.

Sıvı alımına dikkat

Ecz. Müderrisoğlu, akşamları 2.5 litre ve sahurda da yarım litre su tüketilmesini önererek, şöyle devam etti: "Tuzlu peynir, sucuk, salam, sosis, tuzlu zeytin, turşu gibi gün içinde susamanıza neden olacak yiyeceklerden uzak durun. Daha fazla susamamak için sıcak saatlerde güneşte çok fazla zaman geçirmeyin. Aşırı terleme ile su kaybederseniz hemen bir doktora danışın."

Mide rahatsızlıkları

Mideyi yoracak yağlı ve ağır yemekler, pirinç pilavı gibi kan şekerini ani artıran gıdalar, şerbetli tatlılar ile şekerli-gazlı içeceklerden iftarda ve sahurda uzak durulmasını isteyen Ecz. Müderrisoğlu, "Ramazan'da yaşanan en önemli sorun mide rahatsızlıklarıdır. 17 saat aç kaldıktan sonra mideye ani ve fazla yüklenmek acil servisi ziyaret etmenize neden olabilir" uyarısında bulundu.

Enerji kaybı ve halsizlik

Ecz. Müderrisoğlu, açlık ve sıcak havanın etkisiyle akşam saatlerine doğru bitkinlik ve halsizlik görülebileceğini kaydederek, şunları söyledi: "Her akşam mutlaka sahura kalkılmalı ve uygun besinler tüketilmelidir. Tam buğday ekmeği, yumurta, süt ürünleri, ceviz ve badem daha geç acıkmanızı sağlar ve tokluk hissi verir. Daha enerjik ve dinç olmak istiyorsanız size siyah sarımsağı tavsiye edebilirim. Siyah sarımsak enerjinizi artıracak ve doğal moral kaynağınız olacaktır."

Enerjiyi yükseltiyor

Ecz. Müderrisoğlu, sarımsağın Mısır'da piramitlerin yapımında çalışan işçilere enerjilerini yükseltmek için düzenli olarak verildiğini hatırlatarak, "Mısır'ın sıcak ikliminde son derece ağır şartlarda çalışan piramit işçileri sarımsak sayesinde hem enerji kazanmış hem de sarımsağın antibiyotik etkisi ile hastalıklardan korunmuş ve yaralarını iyileştirmişlerdir" dedi.

Normal sarımsaktan daha etkili

Günümüzde yeni keşfedilen siyah sarımsağın bildiğimiz sarımsaktan daha etkili olduğunu ifade eden Ecz. Müderrisoğlu, şöyle devam etti: "Siyah sarımsak, aslında bildiğimiz sarımsağın fermente edilmiş halidir. Fermantasyon sırasında kokusu ve acı tadı kaybolurken besin değeri artar. Vitamin ve mineraller dahil yararlı 200'ü aşkın bileşik içerir. Yüksek enerji verir. Tansiyonu ve şekeri düzenler. Aynı zamanda antioksidan özelliktedir."

Mide dostu

Ecz. Mehmet Müderrisoğlu, siyah sarımsağın Ramazan ayında görülebilecek mide yanması şikayetlerinde yardımcı olabileceğini ve doğal mide koruyucu olduğunu kaydetti. Sindirim sistemi hastalığı olanların çiğ sarımsak yememesi gerektiği uyarısında bulunan Ecz. Müderrisoğlu, yenilecek çiğ sarımsağın mide rahatsızlığı, gaz ve alerji gibi sorunlara neden olabileceğine dikkat çekti.

Siyah sarımsağın faydaları

Kansere karşı koruyucudur
Kalp sağlığını korur
Beyin hücrelerini serbest radikal hasarına karşı korur
Hafıza bozuklukları semptomlarını azaltır
Bağışıklık sistemini destekler
Karaciğeri korur
Diyabet semptomlarını iyileştirir
Kronik böbrek rahatsızlıklarında, tedavinin toksik etkisini azaltır
Sindirim ve dolaşımı arttırır
Tansiyonu düzenlemeye yardım eder
Doğal mide koruyucudur
Hiperlipidemi ve hiperglisemi durumlarını önlemeye yardımcıdır
Yaşlanmayı geciktirir
Antialerjiktir
Saç ve cilt sağlığını korur
Yorgunluğu önler

Eczanelere başvurun

Ecz. Müderrisoğlu, her ilaç ve sağlık ürününde olduğu gibi siyah sarımsak tabletlerinin mutlaka hekim ve eczacılara danışıldıktan sonra kullanılması gerektiğini söyledi. Ecz. Müderrisoğlu, son olarak şu uyarıda bulundu: "İnternetten ve güven vermeyen noktalardan sağlık ürünlerini kesinlikle satın almayın. Her sağlık ürünü için mutlaka eczanelere başvurun."

Düğün günü kusursuz güzelliğin sırları…

Düğün günü kusursuz güzelliğin sırları…


Uzm. Dyt. İpek Ağaca'dan uyarı: Bu yazı hem gelinler hem de damatlar içindir:))
Ve işte günlerdir, aylardır, belki yıllardır sabırsızlıkla beklediğiniz büyük gün! Düğün gününüz yaklaşıyor… Düğününüzde her şeyin kusursuz olmasını istiyorsunuz; gelinliğinizin/ damatlığınızın, makyajınızın ve en önemlisi tabii ki kendinizin! Kusursuz güzelliğin/ yakışıklılığın sırrı kendini iyi hissetmede yatıyor. Formda ve istediğiniz kiloda olmak, kişiyi iyi hissettirir. Kendini iyi hisseden kişi mutludur; enerjiktir; huzurludur; güzeldir...

Düğün telaşı yaşarken şikayet etmek yerine tadını çıkartın! Hayatınızda bir kez yaşayacağınız bu özel günlerinizin tadını çıkartmalısınız. Ev bakılıyor, eşyalar alınıyor, hazırlıklar tamamlanıyor derken bir de baktınız ki bir de zayıflama telaşı içine girivermişsiniz! Korkmayın; kilo vermek/forma girmek düşündüğünüz gibi zor ve sıkıcı bir süreç değil... Kilo kaybını sağlamak istiyorsanız mutlaka bir Diyetisyen'e danışmalısınız. 'Kişiye özel diyet' uygulayarak sağlıklı, hızlı ve kalıcı kilo vermeniz mümkün!

Uzm. Diyetisyen İpek Ağaca'dan düğün öncesi fazla kilolardan kurtulmanın sırları:

Sağlıklı ve formda bir gelin/damat olmak istiyorsanız: Kahvaltı yapın!
Kahvaltı ederek güne başladığınız günler daha enerjik ve mutlu olursunuz; çabuk yorulmazsınız. Düzenli kahvaltı ile düğün hazırlıklarını daha konforlu yapabilirsiniz. Ayrıca kahvaltının kilo verme üzerindeki etkilerini de atlamayalım. Güne kahvaltı yapmadan başlayanların yağ depolama riskinin daha fazla olduğunu unutmayın. Tam buğday ekmeği, orta yağlı beyaz peynir, yağsız yumurta, ceviz, çiğ sebzelerden oluşan bir kahvaltı, gece uykuya dalan metabolizmanızı harekete geçirecek ve sizi gün boyu iyi hissettirecek.

Alışverişe, gidilecek yerlere yürüyerek gidin; Hareketsiz kalmayın!
Gideceğiniz yerlere mümkünse arabayla değil; yürüyerek veya toplu taşıma ile gitmeye çalışın. Gün içerisinde 45 dakika-1 saatlik yürüyüş kilo kaynı için çok etkili. Düzenli yürüyüşler kilo kontrolünde etkili olduğu gibi mutluluk hormonu da salgılatır ve kişiyi iyi hissettirir.

Düğün hazırlıkları arasında ara öğünlerinizi mutlaka yapın…
Sık beslenmek, kan şekerini dengeler; metabolizma hızında artışa yardımcı olur. Yapılan binlerce bilimsel çalışma bu sonucu doğrulamaktadır. Metabolizmanızın tıkıt tıkır çalışması için ve kilo kaybını sağlamak için ara öğün yapmalısınız. Düğün hazırlıkları çok meşakatlidir ve zaman alır. Damatlık/Gelinlik provaları, organizasyonla ilgili yapılacak pek çok iş, mobilyacılar, beyaz eşyacılar, emlakçılar derken koşuşturmaktan yemek yemeyi unutursunuz. Ama bu kesinlikle doğru değil! Size önerim: çantanızda mutlaka bir taze meyve veya kuru meyveler; birkaç parça badem bulundurun. İçecek ikramı olduğunda ayran veya sütlü (gerçek süt) kahve tercih edebilirsiniz (Ve tabii yanında su!). Böylece ara öğününüzü atlamamış olursunuz. Ara öğününüzü düzenli yapmak, alışverişler sırasında daha sakin ve mantıklı olmanızı da sağlayacaktır. Unutmayın; çoğu insan kan şekeri düştüğünde sinirlenir; agresif veya alıngan olur. Ara öğünleri düzenli yapmanız hem sizi rahatlatacak; hem de müstakbel eş adayınızı… J

Çayı, kahveyi bir kenara bırakın da; SU içmeyi unutmayın!
'Ben çok çay içiyorum, su ihtiyacımı karşılıyordur!' cümlesi pekçoğumuz tarafından sıklıkla söylenir. Peki içilen çaylar, kahveler su ihtiyacını gerçekten karşılar mı? Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Vücudun, besinlerle alınan her 1 kkalori başına 1,5 ml. sıvıya gereksinimi vardır. Bu da yetişkin bireylerde ortalama 2-3 litre'dir. Günlük sıvı gereksinmesinin ortalama %60-70'inin su olarak tüketilmesi gerekir. Örneğin 2,5lt. sıvı ihtiyacınız olsun; bu sıvı ihtiyacının en azından 1,5 litresinin SU olarak içilmesi gerekir. Yaz aylarında sıvı kayıları olduğundan su ihtiyacı artabilmektedir. Içilen çaylar, kahveleri bir kenara bırakalım; günde ortalama 8-10 bardak su içmeye gayret edin. Ynaınızda (çantanızda, arabanızda vb.) mutlaka su şişesi bulundurun.

Şişkinlik şikayetiniz varsa bu besinleri düğün öncesi tüketmeyin!
Düğün öncesindeki birkaç gün gaz ve şişkinlik yapıcı özellikteki besinlerin tüketiminden kaçınılmalı. Bunlar: Brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, lahana, pırasa, turp, salatalık gibi sebzeler; erik, çilek gibi meyveler; kuru fasulye, nohut, bezelye, mercimek, barbunya gibi kuru baklagiller; bulgur gibi besinler. Gaz ve şişkinlik şikayetlerini arttıran besinler kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir; önerim; sizi rahatsız eden/gaz şikâyetine neden olan yiyecekleri tespit etmeniz ve bu besinleri bu süre zarfında tüketmemeniz olacaktır.

Vücudunuz kolay ödem tutuyorsa beslenmenize dikkat!
Tuz ve tuzlu besinlerin (konserveler, salamura besinler, tuzlama yöntemiyle yapılmış besinler, turşu, şalgam suyu, vb.) tüketimi mümkün olduğunca azaltın. Tuz içeriği düşük olan bir beslenme programı uygulayarak yaşanabilecek ödem riskini azaltabilisiniz. Maden suyu yüksek miktarda sodyum içerdiğinden düğün önceki gün mümkün olduğunca uzak durulmalıdır; çok hassas bünyelerde ödem artışına sebebiyet verebilir.

Günde 1 Yumurta Mutluluk Kaynağı!

Günde 1 Yumurta Mutluluk Kaynağı!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, örnek protein olarak nitelendirdiği yumurtanın insan sağlığı için önemine dikkat çekerek, "Günde 1 yumurta tüketin" tavsiyesinde bulundu

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, ani hava değişimlerinden etkilenmeden sağlıklı ve mutlu bir mevsim geçişi yapmak isteyenlere "Günde mutlaka 1 yumurta tüketin" tavsiyesinde bulundu.

Bulması ve pişirmesi kolay, besin değeri çok yüksek ve sağlıklı bir yiyecek olan yumurtanın insanın günlük protein gereksinimini karşılamanın yanı sıra halsizlikten kurtulmak, daha enerjik bir gün geçirmek için vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Şahin, "Ani sıcaklık değişiklikleri nedeniyle bünyelerimiz hastalıklara daha korunmasız hale geliyor ve bu değişimler insanları mutsuzlaştırıp enerjilerini düşürebiliyor. Günde 1 yumurta tüketerek tüm bu olumsuzlukların üstesinden gelmek mümkün. Yumurta içeriğindeki selenyum, demir gibi elementler sayesinde mutluluk kaynağı" dedi.

Vücuttaki iyi kolestrolü artırıyor!

Yumurtayı 'örnek protein' olarak nitelendiren Nil Şahin Gürhan, çocukluk çağından yaşlılık dönemine kadar her zaman tüketilebileceğini de hatırlattı. Geçmiş yıllarda yüksek kolesterol korkusu nedeniyle kalp-damar hastalarının yumurtadan uzak durmak zorunda kaldığını ancak günde bir tane yumurtadan fazla tüketilmediği taktirde; yumurtanın vücuttaki iyi ve gerekli olan kolestrolü artırıcı etkisinin olduğunun ispatladığını da vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin, şöyle devam etti: "Yumurtanın içeriğindeki A ve D vitaminleri, demir, selenyum, çinko, kolin gibi elementler bağışıklık sistemini güçlendirmeden kemik gelişimine, kandaki oksijenin taşınmasından beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesine kadar birçok fayda sağlıyor. Günde 1 yumurta tüketerek sağlık puanınızı yükseltebilirsiniz."

10 dakika haşlayın, sebzelerle renklendirin!

Nil Şahin, yaz yaklaşırken kilosuna ve beslenmesine dikkat edenlere yumurtayı sağlıklı tüketmenin ipuçlarını da verdi. İşte uzmanından ipuçları;

 Yumurtayı 10 dakikadan fazla kaynatmayın. Kaynadıktan sonra da sadece 4 dakika pişirin.
 Yumurtayı sadece haşlayarak yemeyin. Menemen, sebzeli, domatesli, dereotlu gibi alternatiflerle ya da omlet şeklinde de tüketin.