Cat-1

Cat-2

Cat-3

Cat-4

Son Yazılar

Antibiyotiklerin gereğinden fazla kullanımı nedeniyle dünya antibiyotiklere dirençli bakterilerle savaşırken, diğer yandan antibiyotiklerin bir zararına daha vurgu yapıldı. Yeni yapılan bir araştırmaya göre tekrar eden antibiyotik kullanımı astım riskini artırıyor.

Antibiyotiklerin bağırsak florasını değiştirdiğini, bu değişikliğin ise astımdan, kansere, şişmanlıktan, diyabete, depresyondan, enfeksiyon hastalıklarına kadar bir çok soruna neden olduğu bildirildi. Finlandiya'nın Helsinki Üniversitesinde ocak ayında yapılan bir araştırmada, iki yaşından önce tekrar eden antibiyotik kullanımının, bağırsak florasında değişiklikler yaptığını, çocuklarda hem astım hem de obezite riskini arttırdığını ortaya koydu.

ANTİBİYOTİK KULLANIMI BAĞIRSAK FLORASINI DA BOZUYOR

Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Çocuk Alerji ve İmmunoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, son dönemlerde yapılan araştırmaların insan vücudunda milyonlarca mikrop olduğunu ortaya koyduğuna dikkat çekti. Antony, “Mikrobiyomu oluşturan bu mikroplar, vücudumuzun her yerinde; içinde ve dışında bulunuyor.

Bu mikroplar bakteri, virüs ya da mantar türlerinde olabiliyor. Her bir organın taşıdığı mikrop sayısı ve kombinasyonu birbirinden farklı olduğu gibi, sağlıklı insanda bir denge içerisinde bulunuyor. Mikrobiyomdaki mikroplar arasında ki bu dengenin bozulması hastalıklara neden oluyor ve hastalıklarda, mikrobiyomun dengesini değiştirebiliyor. Antibiyotik kullanımının ise mikropları öldürdüğü için bağırsak florasını bozduğu ve birçok hastalığa neden olduğu görülüyor.” dedi.

İKİ YAŞINDAN ÖNCE ANTİBİYOTİK KULLANIMI BAĞIRSAK YAPISINI DEĞİŞTİRİYOR

Doç. Dr. Antony, yapılan araştırmalarla desteklenen ve iki yaşından önce tekrar eden antibiyotik kullanımının, bağırsak florasında bir yılı aşkın süren değişiklikler yaptığını vurgulayarak, çocuklarda hem astım hem de obezite riskini arttırdığını söyledi. Test sonuçlarından emin olduktan sonra antibiyotik tedavisinin başlamasını, aksi takdirde faydadan çok zarar verebileceğini ifadelerini kullandı.

Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Çocuk Alerji ve İmmunoloji Uzmanı, son dönemlerde özellikle Amerika ve Avrupa’da bu konuda birçok çalışmanın yapıldığını, insan vücudu ile ilgili birçok şaşırtıcı ve heyecan verici bilgi elde edildiğini ifade etti.


İstanbul'da 181 bin konutu kapsayan 300'ün üzerinde proje incelendi. Bilinen konut projelerinde metrekare fiyatı 8 bin lirayı aşarken, İstanbul'da ucuz ev bulma neredeyse imkansız hale geldi. İstanbul'da ev fiyatları hızla artarken, dar ve orta gelirli için ev üretimi giderek azalıyor.

İstanbul’da 181 bin konutu kapsayan 335 konut projesi incelendi. Marka bilinirliliği yüksek projelerde ortalama metrekare fiyatı 8 bin 700 TL, marka bilinirliliği düşük projelerde ise 5 bin 400 TL’yi aştı. İstanbul’da üretim ve stok ortalama metrekare fiyatı 9 bin 655 lira olan lüks konutta yoğunlaşırken, metrekaresi 2 bin lira ve altındaki evler pastadaki en küçük dilimi kapsadı.

Markalı konut projelerinde evleri tek çatı altında toplayarak alıcıya sunan evdekifırsat.com İstanbul’da 181 bin konutu kapsayan 335 markalı konut projesini inceledi. Yüzde 32’si satışta olan bu evler A ve B grubu olarak 2 bölümde incelendi. Sektör derneklerine üye, marka bilinirliliği yüksek A grubu konut projelerinde evlerin ortalama metrekare satış fiyatı 8 bin 732 lira olarak belirlendi. Az sayıda konut üreten, bilinirliliği az şirketlerce üretilen B grubu projelerde ise metrekare satış fiyatı 5 bin 431 lirayı buldu.

M2’Sİ 2 BİNDEN UCUZ EV YOK
Fiyatlara göre değerlendirme yapıldığında ise üretim ve stokların metrekaresi 5 bin liradan fazla olan evlerde biriktiği ortaya çıktı. İstanbul’da evlerin yarısında metrekare fiyatı 5 bin lirayı aşıyor. 181 bin konutu kapsayan araştırmada metrekaresi 2 bin lira ve altında konut sayısı 442’de kalıyor. Üretim ve stokta en fazla ev ortalama metrekare fiyatı 9 bin 655 lira olan lüks segmentte yer alıyor. Bu grupta konut sayısı 99 bini aşarken, stokta da 28 bin ev yer alıyor. 181 bin konuttan yaklaşık 10 bin 600 adeti 2-3 bin lira bandında, 43 bin 600’ü 3-4 bin lira bandında, 27 bin 700’ü ise 4-5 bin lira bandında yer alıyor. Dar gelirli vatandaş uygun fiyat ve ödeme planı ile ev beklerken, konut geliştiricileri arsa maliyetleri nedeni ile asıl talebin olduğu bu segmente üretim yapamadıklarını söylüyor.

1.3 MİLYARLIK PORTFÖY
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) ve EYG Grup İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik’in 18 ay önce hayata geçirdiği ‘evde fırsat’ sunan modeli tuttu. Markalı konut projelerinden evleri alarak havuzda toplayan ve uygun ödeme planlarıyla alıcıya sunan ‘evdekifırsat.com’ 2015 yılını 900 konut satışı ve 500 milyon TL ciroyla kapattı. Evdekifırsat.com’un hem müşteri hem de üretici tarafından tam not aldığını belirten evdekifırsat.com Genel Müdürü Cüneyd Dişkaya, yola 80 konut ile çıktıklarını, bugün ise portföylerinde 1.3 milyar TL değerinde bin 650 konut olduğunu ifade etti. Yılda ortalama bin konut satmayı hedeflediklerini belirten Dişkaya, ”Kira öder gibi ev sahibi olma imkanları sunuyoruz. Bankalarla ve kendi bünyemizde oluşturduğumuz bir ödeme planına göre ev bedelinin yarısına yakın kısmını finansal olarak bankalarla vadelendiriyoruz. 120 aya kadar artan faizle bir ödeme planı oluşturuyoruz. Böylece 240-250 bin TL değerindeki bir evi aylık 1200-1300 TL taksitle müşteri hemen teslim alıyor. Evini teslim aldığı gibi tapusunu da teslim alıyor. Kalan yüzde 50’lik kısmı da biz kendi içimizde vade farksız olarak yıllık 20 bin gibi ödemelere ayırıyoruz” diye konuştu.

HANGİ İLÇELER DEĞERLENDİ?

İlçelere göre fiyat artışında Avrupa yakasında Sarıyer, Sultangazi, Esenler, Büyükçekmece ve Küçükçekmece öne çıktı. 2014-2015 arasında Sarıyer’de evler yüzde 40, Sultangazi’de yüzde 36, Esenler’de yüzde 33, Büyükçekmece ve Küçükçekmece’de yüzde 31 değerlendi. Şişli ve Beşiktaş’ta fiyat artışı yüzde 29, Kağıthane ve Bağcılar’da yüzde 27, Gaziosmanpaşa ve Beylikdüzü’nde ise yüzde 25 oldu. Anadolu yakasında ise Şile yüzde 30 ile ilk sırada yer aldı. Aydınlı’da evler yüzde 28, Tuzla’da yüzde 26, Ömerli’de yüzde 25, Üsküdar’da yüzde 24, Pendik’te yüzde 23, Sultanbeyli’de yüzde 21 ve Çekmeköy’de yüzde 20 değerlendi.


Devasa pillerle gelen telefonlar bile bazen pil sorunu yaşayabiliyorlar. Yeni ancak pek şaşırtmayan bir keşif, Facebook uygulamasını kaldırmanız halinde pil ömrünüzü yüzde 20 artırabileceğinizi ortaya çıkardı.

Facebook uygulaması, sosyal ağın çoğu işlevini telefonunuzdan rahatça kullanmanızı sağlıyor. Ancak uygulama, The Guardian yazarı Samuel Gibbs'e göre pilinizin normalden hızlı tükenmesine yol açıyor. Gibbs, Facebook'u kaldırdıktan sonra Android 6.0'lı Nexus 6P'sinin pil ömrünün yaklaşık yüzde 20 uzadığını söylüyor. Aynı testi gerçekleştiren Reddit kullanıcısı ve Russell Holly adlı bir blog yazarı, benzer sonuçlar elde ettiklerini söylüyorlar: Facebook uygulaması cihazı yavaşlatıyor ve pil ömrünü tüketiyor.

Pil ömrünün kısalması için Facebook uygulamasını kullanmanız gerekmiyor. Facebook ve Facebook Messenger uygulaması yüklü değilken diğer uygulamaların yüzde 15 daha hızlı açıldığı söyleniyor.

Facebook uygulamasının iOS'da pil ömrüyle ilgili sorunlara yol açtığını daha önce duymuştuk, ancak Facebook bunları onarmak üzere bazı değişiklikler yapmıştı. Android'de yaşanan bu sorunlarla ilgili ise Facebook, "bu sorunları gidermek üzere çalışıyoruz" açıklamasını yaptı.

Facebook uygulamasının sizin telefonunuzun da pil ömrünü yiyip bitirdiğini düşünüyor, ancak uygulamayı kaldırmak istemiyorsanız, Greenify gibi bir uygulamayla onun arka planda yaptıklarını kısıtlayabilirsiniz.


Rusya ile Türkiye arasında Uluslararası Açık Hava Anlaşması kapsamında Rus uçağının Türkiye üzerinde gözlem uçuşu yapmasına izin verilmedi

Rusya Savunma Bakanlığı'nın anlaşmaları kontrolden sorumlu Yönetim Başkanı Sergey Rızhkov, Rusya'nın Türkiye'nin açık hava sahası anlaşmasını ihlal etmesine dikkatsiz ve tepkisiz kalmayacağını belirtti.

"TEPKİSİZ KALMAYI DÜŞÜNMÜYORUZ"

Rızhkov konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Açık Hava Sahası anlaşmasını ihlal etmesine tepkisiz kalmayı düşünmüyoruz" ifadesini kullandı.

Rus haber ajansı Ria Novosti’de yer alan habere göre Rus gözlemci grubunun 1-5 Şubat 2016 tarihleri arasında Açık Hava Sahası Anlaşması çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti üzerinde uçuş yapması planlanıyordu. Türk yetkililer Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın talimatına dayanarak Türkiye'ye gelen ve planladıkları güzergahı ilan eden Rus gözlemci grubunun uçuşu yapmasına izin vermediğini öne sürdü.

Rızhkov, daha önce yaptığı açıklamada Uluslararası Açık Hava Anlaşması çerçevesinde Rus uçağı An-30B’nin Türkiye üzerinde gözlem uçuşu gerçekleşeceğini ve uçağın Eskişehir havalimanından kalkacağını belirtmişti. Kabin içinde bulunan Türk uzmanların da uçağın belirlenen rota üzerinde uçuş yapmasını sağlayacağını belirten Rızhkov, Türk yetkililerin uçuş sırasında hangi tür cihazların kullanıldığını ve anlaşmaya uyulup uyulmadığını denetleyeceklerini söylemişti.

Gözlem uçuşu anlaşmaya dahil olan üye ülkeleri askeri faaliyetlerde daha açık ve şeffaf olmaya teşvik etmek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu Rusya’nın 2016’da gerçekleştireceği ilk uçuş olacaktı.
Açık Hava Sahası Anlaşması, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na üye 27 ülke tarafından 1992 yılında Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de imzalandı. Bu anlaşmanın amacı ülkeler arasındaki karşılıklı anlayışı ve güveni sağlamlaştırmak. Açık Hava Sahası Anlaşması'na katılan devletler bir birlerinin hava sahasında gözlem uçuşları yapılmasına olanak sağlıyor. Anlaşmada 34 ülke yer alırken, Rusya bu anlaşmaya 26 Mayıs 2001’de dahil oldu.


Hyperloop'a Türkiye'den İTÜ ekibi dahil oldu. Proje gerçekleştiğinde uçakla bile 1 saat süren İstanbul-Ankara arası 25 dakikaya inecek.

Elektrikli otomobil Tesla'yı geliştiren ekibin baş mimarı ve şirket ortağı ünlü girişimci Elon Musk'ın yeni projesi üst düzeyde yüksek hızlı kara aracı 'Hyperloop' için gerçekleştirilen yarışmada finale kalan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğrencileri, Zorlu Holding'in desteğiyle Amerika'da projelerini sundu. Dünya çapında bin 200 ekibin katıldığı yarışmada en iyi 124 proje arasına giren İTÜ Sci-X Hyperloop Pod tasarım ekibi, Houston Texas'ta gerçekleşen 'SpaceX Hyperloop Pod Competition Weekend'de projelerinin detayını dünyanın önde gelen bilim insanlarına anlattı. Proje uygulandığında İstanbul-Ankara arası 25 dakikaya inecek.

İLK SEFER 2018'DE

Toplu taşımacılığın hızını ve emniyetini kökünden değiştiren Hyperloop'un 2018'de, ABD başta olmak üzere pek çok ülkede faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje uygulamaya konulduğunda yolcular bugün karayolu ile ortalama 5 saat süren İstanbul ile Ankara arasını 25 dakikada gidebilecek. SpaceX ve Motor şirketlerinin kurucusu Elon Musk tarafından ilk defa 2013 yılında kamuoyuna duyurulan proje 450 ila 900 metre arasında değişen aralıklardaki sütunlar üzerine yerleştirilmiş alüminyum borular ve bunun içerisinde hareket eden kapsüllerden oluşuyor. SpaceX'in bu proje açıkladığında herhangi bir patent alınmayacağı ve tamamen açık kaynaklı olacağını duyurmuş olması ise projeye ilgiyi arttırdı. SpaceX'in, öğrencileri inovasyona teşvik etmek için yaptığı yarışmada ekipler, 29-30 Ocak 2016 arasında "SpaceX Design Weekend" kapsamında jürinin karşısına çıktı. Değerlendirme sonucunda seçilen pod tasarımları önümüzdeki dönemde önce çeşitli testlerden geçirilecek, sonra da üretim gerçekleştirilecek. Haziran 2016'da Kaliforniya'da hazırlanan 1.6 kilometrelik özel pistte üretilen bu podlar test edilecek.

MELEK YATIRIMCI MODELİ

Zorlu Holding'in liderlik okulu Young Guru Academy'nin de (YGA) sponsoru olduğunu belirten Zorlu Holding CEO'su Ömer Yüngül, burada gençlere hem liderlik eğitimi verildiğini hem de melek yatırımcılarla fikir sahiplerinin buluştuğunu kaydetti. Zorlu Holding'in de melek yatırımcı olarak çeşitli projelere destek verdiğinden söz eden Yüngül şunları anlattı: "YGA'dan çıkan bir projemiz var. Barajların üzerine güneş paneli yapılması üzerine. Biz bu projeye yüzde 100 sponsor olduk. Önümüzdeki haziranda bizim gruba ait Tercan Barajı üzerine bu panelleri koyacağız. Bu proje melek yatırımcı modelinin bir ürünü."

GENÇLERE SINIRSIZ DESTEK

ABD'deki sunumda İTÜ'lü öğrencileri yalnız bırakmayan Zorlu Holding CEO'su Ömer Yüngül, Zorlu Holding'de bu alandaki faaliyetlere maddi-manevi sınırsız destek verildiğini söyledi. "Bizde en tepedeki patrondan kurumun her kademesindeki çalışanlara kadar herkeste 'neyi, nasıl daha iyi yaparım', 'neyi, nasıl daha da geliştirebilirim' düşüncesi var" diyen Yüngül, İTÜ'lü öğrencilere destek verme önerisinin aynı günde hem Vestel Beyaz Eşya Yönetim Kurulu Üyesi Şule Zorlu Cümbüş'ten hem de kurumsal iletişim departmanından geldiğini ve kendisinin de tereddütsüz kabul ettiğini belirtti. Ar-Ge'nin kendileri için öncelikli alan olduğunu söyleyen Yüngül, "Bu konudaki işleri sınırlamamak için, ne gerekiyorsa o harcanır. Örneğin hidrojen enerjisi üzerine 18 yıldır çalışıyoruz. Şu anda bizde bu konuda muazzam bir bilgi var. Aynı şekilde 12 yıldır insansız hava aracı için araştırma yapıyor ve üretimini gerçekleştiriyoruz. Bunun gibi yine nikel madenine yönelik araştırmalarımız bu alanda yaptığımız 450 milyon dolarlık yatırımımız var. Her araştırmadan mutlaka olumlu sonuç alınacak diye bir beklentimiz de yok. Başarısızlıklarımızdan da önemli sonuçlar elde ediyoruz. Özetle bizim için Ar-Ge'de sınır yoktur" dedi.

TÜBİTAK'LA İŞBİRLİĞİ

Ömer Yüngül Zorlu Grubu'nun başta Vestel olmak üzere faaliyette olduğu her alanda teknolojide önemli faaliyetleri bulunduğuna ve bu nedenle de TÜBİTAK ile yakın işbirliği içinde olduklarına dikkat çekti. TÜBİTAK'ın son yıllarda çok daha aktif bir döneme girdiğini ve bunun daha da geliştirilebileceğini söyleyen Yüngül, "TÜBİTAK'ın işleyişinde küçük değişikliklerle büyük fark yaratmak mümkün. Örneğin süreci hızlandırmak için yerinde destek verilebilir" dedi.

İkinci el araba denilince aracın güvenilirliği, hasarlı olma ihtimali, çalıntı olması gibi olumsuz durumlar kafamızı kurcalayabiliyor. Bu nedenle ikinci el araç seçiminde ince eleyip sık dokuyoruz. Bu süreçte ikinci el aracı güvenilir bir yerden almak ve bazı konulara dikkat etmek önem taşıyor. Sizler için ikinci el araç alırken dikkat etmeniz gereken birkaç detayı bir araya getirdik.

Aracı görmeye sabah saatlerinde gidin
Almayı düşündüğünüz ikinci el aracı görmek için en ideal zaman sabah saatleri veya öğle vaktidir. Havanın aydınlık olduğu bu vakitlerde aracı daha detaylı inceleme fırsatı bulur, herhangi bir yerinde bir kusur olup olmadığını daha kolay fark edebilirsiniz.

Bu açıdan havanın açık ve güneşli olmasında da fayda var. Yağmurlu bir havada aracı görmeye giderseniz, aracın üzerine düşen yağmur damlaları araçta bulunan çizik ve pasları gizleyecektir. Bu durumda aracı mümkün olduğunca açık havada görmenizi tavsiye ederiz.

Yanınızda biri olsun
İkinci el arabayı görmeye giderken yanınızda mutlaka biri olsun. Arabalardan anlayan bir arkadaşınız yanınızda olursa aracın durumu hakkında daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Sizin fark edemediğiniz bir detayı arkadaşınız görebilir, ayrıca tarafsız bir gözle araç hakkındaki görüşlerini dile getirebilir. Böylece aracın olumlu ve olumsuz yanlarını göz önünde bulundurarak daha sağlıklı bir seçim yapabilirsiniz.

Bakımları yapılmış olmalı
Aracın bugüne kadar bakımlarının yapılıp yapılmadığını kontrol edin. Düzenli olarak bakımları yapılmış mı, kaç kere servis görmüş, herhangi bir hasarı olmuş mu? Bu konularda araç sahibinden bilgi alın. Hatta bunlara ait belgeleri görmeyi talep edin.

Lastikleri gözden geçirin
Lastiklerin genel durumuna iyice bakın. Havası inik, yıpranmış ve patlak olmadığından emin olun. Lastiklerinizin diş derinliği ve basıncını da mutlaka kontrol edin. Eskiyse buna göre fiyatta pazarlık yapabilirsiniz. Lastiklerin takım olmasına da özen gösterin. Dördünden biri veya ikisinde kalitesiz lastik kullanılması dayanıklılık açısından sorun yaratabilir.

Aracın kilit sistemini kontrol edin
Aracın kilit sistemi otomatik ise çalışıp çalışmadığını deneyin. Hem içerden hem de dışardan müdahalede sorunsuz çalıştığından emin olun.

Aracın performansını test edin
Almayı düşündüğünüz araçla test sürüşü yaparak aracı kolay kullanıp kullanamadığınızı ölçebilir, bu sırada frenleri sağlamlığı, rot balans ayarı, aracın sürüş performansı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Aracın rot balans ayarı iyiyse, düz yolda direksiyonu elinizden çekseniz dahi araç sağa sola kaymaz.

Aracın içi yeterince temiz mi?
Aracın döşemelerinde herhangi bir gıdadan kaynaklı bir iz veya yanık izleri gibi lekeler oluşabilir. Bu açıdan koltukları kontrol etmenizde fayda var. Döşemelerin herhangi bir kısmında yırtık veya delik bir yer olup olmadığını da bakın.

Araçla ilgili tüm detayları öğrenin
Almayı düşündüğünüz araçla ilgili tüm aklınıza takılanları sahibine sorun. Kilometre bilgisi, aracın kazaya uğrayıp uğramadığı, bugüne kadar görmüş olduğu bakımlar hakkında bilgi edinin.

Klimayı kontrol edin
Araçta kontrol etmeniz gereken yerlerden biri de klimalar olacaktır. Klimayı hem sıcak hem soğuk konumda açıp düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol edin.

Ses sistemlerini kontrol edin
Radyo ve hoparlörün çalışır olduğundan emin olun. Radyo tuşları dahil olmak üzere araçtaki diğer tuşları kontrol edin.

Güvenilir ve garantili hizmet veren yerleri tercih edin
Kaliteli ve garantili ikinci el araç arıyorsanız, Otoeksper gibi güvenilir kurumları tercih edebilirsiniz. Garantili araç imkanı, yol yardım hizmeti, marka onaylı araç ve Koç Fiat kredi fırsatlarıyla öne çıkan Otoeksper’de Fiat ve Alfa Romeo başta olmak üzere birçok önemli markanın ikinci el araba modellerini uygun fiyatlarla satın alabilirsiniz.

Oto ekspertiz işleminden geçmiş olmalı
Eğer ikinci el aracı sahibinden değil, herhangi bir aracı kurumdan alacaksanız, özenli bir şekilde araç ekspertiz işleminden geçmiş arabaları tercih etmelisiniz. İnternet üzerinden ikinci el araç satışı yapan Otoeksper’deki tüm araçlar titiz bir ekspertiz işleminden geçirilip belgelendirilir. Bu şekilde aracın durumu hakkında detaylı bilgi edinmiş olursunuz.


Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, İngiliz gazetesi Guardian’a yaptığı açıklamada, “Kürt bağımsızlığının daha önce olmadığı kadar yakın olduğunu” söyledi.

ULUSLARARASI toplumun Irak ve Suriye’nin bir daha asla bir bütün olamayacağını kabul etmeye başladığını öne süren Barzani, “Zoraki birlikte yaşama” fikrinin yanlış olduğunun kanıtlandığını kaydetti.

IKBY lideri, “Dünya liderlerinin Sykes-Picot döneminin sona erdiği sonucuna vardığını düşünüyorum. Bunu ister söylesinler ister söylemesinler ister kabul etsinler ister etmesinler sahadaki gerçeklik bu” dedi.

‘Kürdistan istikrar unsuru’:

IKBY lideri, “Şu anda Irak bölünmüş durumda. Bundan biz sorumlu değiliz. Aksine Irak’ın birliğini korumak ve demokratik bir Irak için yapabileceğimizin en iyisini yaptık. 1991’de Irak’a gittik ve El-Enfal Operasyonu’ndan, kimyasal bombardımandan (Saddam Hüseyin’in Kürtlere saldırısı) sorumlu olan suçlularla müzakere ettik” diye konuştu. Ancak Irak’taki mevcut kültürün birlikte yaşamaya uygun olmadığını savunan Barzani, “Birlikte yaşayamayacaksak, diğer alternatiflerle yaşamak zorundayız” dedi. Barzani, “Kürdistan bölgesi, hiçbir komşusuna tehdit kaynağı değildir. 15 yıllık deneyimimiz istikrar unsuru olduğumuzu ispatlıyor” ifadelerini kullandı.

‘İZİN BEKLEMİYORUZ’

Türkiye’nin bağımsızlığa nasıl tepki vereceğiyle ilgili soru üzerine Mesut Barzani, “Bunu Türkiye ile konuşmadık. Karşı çıkacaklarını sanmıyorum. Bu bizim ulusal hakkımız. Kimseye tehdit değiliz ama kendi haklarımızı kullanmak için izin istemiyoruz” dedi. Türkiye’de büyük bir değişim olduğunu kaydeden Barzani, “Bir örnek vermek gerekirse... Türkiye’de Kürdistan ve Kürt kelimelerini kullanmak yasaktı, ama bir ay önce Türkiye’ye gittiğimde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Kürdistan bayrağı dalgalandı” dedi.

Sykes-Picot Anlaşması nedir?

16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında imzalanan ve Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki topraklarının nasıl paylaşılacağını belirleyen gizli antlaşmadır. Anlaşma ismini müzakereleri yapan İngiliz Mark Sykes ve Fransız François Georges-Picot adlı diplomatlardan alır. Bu yıl anlaşmanın 100’üncü yılı.


Cep telefonu için çılgın bir plan: Artık telefonlar, kafamızın içine girecek.

Bu hafta düzenlenecek olan Davos Dünya Ekonomik Forumu'nun ana konusu, dördüncü sanayi devrimi olacak ve bu yolda teknoloji basamakları üzerinde de durulacak. Dünya çapında tam 800 endüstri liderinin yer alacağı forumda, teknolojinin geleceğine ışık tutulacak ve önümüzdeki yıllarda görebileceklerimiz masaya yatırılacak. Bunlar arasında korkutucu bilim kurgu öğeleri de yer alıyor.

Son dönemde özellikle giyilebilir cihazların öne çıkması, üç boyutlu yazıcıların hayatımıza girmesi ve sanal gerçeklik ile Drone'ların yükselişine tanık olmamızla bir hayli hareketlenen teknoloji dünyası, öngörülere göre gelecek yıllarda filmlerden fırlamış gibi duran bilim kurgu öğelerini de hayatımıza katacak. Akıllı telefonların farklı formlarda kullanılarak kafa içerisine yerleştirilebilmesi konusunda düşünceler mevcutken, telefonlar artık ele avuca alınmayacak; beyin bölgesine yerleştirilecek bir çip sayesinde sesli komutlar kullanılarak görüşme yapılabilecek.

Ayrıca çok yakın gelecekte özellikle diyabetik hastaların faydalanabileceği özel çipler vücut içine yerleştirilerek sağlık durumu takibi sağlanacak.

Dünya Ekonomik Forumu'nda tartışılacak konulardan biri de kuşkusuz sürücüsüz araçlar. Düşüncelere göre 2026 yılında ABD'de her 10 araçtan 1'i sürücüsüz olarak yollarda olacak. Audi ve Google'ın bu yönde geniş çalışmaları mevcut.

Bu ve benzeri daha pek çok konunun konuşulacağı Davos Dünya Ekonomik Forumu, bu defa ünlü teknoloji fuarlarını aratmayacak gibi görünüyor. Takip etmekte fayda var.

Magazin

video

Medya

Cat-5

Reklam

Cat-6