Önizleme

23 Kasım 2017 Perşembe

Vücudunuzu kışa hazırlayın

Vücudunuzu kışa hazırlayın

Mevsim geçişlerinde vücudunuzda oluşabilecek dirençsizlikleri önlemek için nasıl beslenmelisiniz?

Sonbahar ve ardından gelen kışınla birlikte yaşanan sıcaklık düşüşleri beraberinde hastalıkları da getiriyor. Kışın tüketilmesi gereken besinler konusunda açıklamalarda bulunan Pharma Plant Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Orçun Orhun, vücudumuzun bu dönemde en çok ihtiyaç duyduğu gıdaların D vitaminince zengin besinler olduğunu ve mevsim geçişlerinde vücutta oluşan dirençsizliği önlemek için neler yapılması gerektiğini açıkladı.

Kış aylarında salgın hastalıkların, özellikle de gribin artması ile birlikte vücut direncinde azalma görüldüğünü belirten Orhun, bu dönemde C vitamini içeren besinlerin daha fazla tüketilmesi gerektiğini, C vitamini ile beraber; A, D ve E vitaminlerine de vücudumuzun daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Savunma sistemini güçlendirici gıdalar
Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi de önemli. Ayrıca yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi de bağışıklık sisteminin kuvvetlendiriyor.

Kış aylarında vücudun en çok ihtiyaç duyduğu vitaminler ve besinler
Cildimiz güneşin UV ışınlarını kullanarak D vitamini üretme kapasitesine sahip. Bu vitamin eksikliğinin yaygın olmasının sebebi ise D vitamini içeren gıda sayısının az olması ve gıdalarda vücudun ihtiyaç duyduğu kadar D vitamini bulunmamasından kaynaklanıyor. Balık, havuç, kayısı, yeşil yapraklı sebzeler ile kuşburnu, yeşil biber, çilek ve turunçgillerin tüketilmesi de kışın vücutta oluşan vitamin eksikliğini dengeleyebiliyor.

Günlük olarak tüketilmesi gereken besinler
Süt ve sütten yapılan yiyecekler ile kalsiyum açısından zengin; yoğurt ve peynir grubundaki besinlerin yetişkinler tarafından günde en az 2 porsiyon; çocuklar, hamile ve yaşlılar için ise 3-4 porsiyon kadar tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Orçun Orhun; et, tavuk, balık, yumurta, kuru nohut, fasulye, mercimek ve bu besinlerden yapılan ürünlerin vücudun enerji ihtiyacını karşıladığını, bu besinlerin de günde 2 porsiyon tüketilebileceğinin altını çizdi.

D vitamini eksikliği
D vitamininin az sayıda gıdada ve az miktarda bulunuyor. Beslenme yoluyla vücudun ihtiyaç duyduğu miktarı tamamlamak ise oldukça zor. Bu alanda yapılan araştırmalar ortalama bir kişinin D vitamini ihtiyacının sadece %20'sini besinler aracılığıyla aldığını gösteriyor. Anne sütü içinde bulunan D vitamini de genellikle bebeğin ihtiyacını tam olarak karşılamak için yeterli değil bu nedenle yaz aylarında bebeğin düzenli olarak güneşe çıkarılarak (en az 10-15 dakika) yeterli oranda D vitamini aldığından emin olunması gerekiyor. Kilo vermeye yardımcı ilaçlar da kalsiyum emilimini azaltıyor ve bu gibi ilaçlar D vitamini üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Bu eksiklikler yetişkinlerde osteoporoz, çocuklarda ise raşitizme yol açabiliyor.

Vitamin ölçümü ve gıda takviyeleri
Kış aylarında gerek iş temposu gerekse farklı sebeplerden dolayı sağlıklı beslenemediğini düşünen kişilerin kendilerini gıda takviyeleri ile dengelemek için alternatif çözümler üretebileceğini belirten Dr. Orçun Orhun; bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli konunun gıda takviyelerinin doğru uygulanması olduğunu söylüyor ve düzenli olarak tahlil yaptırarak eksik vitamin ve mineralleri öğrenip doktorunuzun önerdiği ürünleri kullanabileceğinizi ifade ediyor.

Beyaz etin dengeli 12 faydası

Beyaz etin dengeli 12 faydası

Dünyanın önde gelen bilimsel araştırmaları gösteriyor ki tavuk ve hindi eti sağlıklı ve dengeli beslenme, bedensel ve zihinsel gelişim için her yaşta tüketilmesi gereken hayvansal protein kaynaklarının başında geliyor.

Kaliteli protein, düşük yağ ve vitamin-mineral zengini tavuk ve hindi eti, insan sağlığına yararlı olduğu kadar doğru beslenmedeki önemiyle de dikkat çekiyor. Bu durum, Türkiye'nin genç nüfus yapısı da düşünüldüğünde daha önemli bir hale geliyor

BESD-BİR olarak çeşitli kaynaklardan topladığımız bilgiler ışığında, sağlıklı beslenme için en avantajlı ve yararlı gıdaların başında gelen tavuk ve hindi etini tüketmeniz için 12 nedeni sıraladık:

1. Doğal ve tamamlayıcı protein
Hayvansal proteinler "tamamlayıcı" proteinlerdir. Tavuk ve hindi etinde bulunan protein sağlığımız için gerekli tüm amino asitleri içerdiğinden "tamamlayıcı"dır. Beslenmenin tanımı; ihtiyaç duyulan besinlerin yeterli, dengeli, sürekli, sağlıklı olarak uygun bir formda alınmasıdır. Bu nedenle günlük enerji, protein (amino asitleri dengeli), yağ (omega3-6 serisi dengeli), vitamin ve mineralleri kapsayacak bir diyette tavuk ve hindi eti mutlaka yer almalıdır.

2. Zengin demir içeriği
Tavuk ve hindi eti anemiyi önleyen "hem" formunda demir içermektedir. Vücut, bu demir formunu sebzeler gibi bitkisel gıdalarda bulunan "hem formunda olmayan demirden" daha iyi değerlendirir.

3. Biyolojik olarak kullanılabilir besinler
Demir ve çinko başta olmak üzere tavuk ve hindi etinde bulunan organik ve inorganik besin maddeleri daha iyi emilir ve değerlendirilir.

4. Kas gücü ve gelişimi
Yüksek kaliteli beyaz et proteininin, yaşlandıkça meydana gelen kas kaybını, diğer protein kaynaklarına göre daha etkin bir şekilde önlediği gözlemlenmiştir.

5. Kemik dayanıklılığı
Beyaz et içermeyen bir diyet, kemik sağlığının korunmasında son derece önemli olan kalsiyum, D vitamini, B-12 vitamini, protein ve omega yağasitleri bakımından yetersiz ve eksik kalır.

6. Beyin fonksiyonları 
Beyaz et, bebeklerde fetal dönemden başlayarak, çocukluk ve gençlik çağlarında beyin gelişimini ve sinir sisteminin düzgün çalışmasını sağlayan B12 vitaminin tek doğal kaynağıdır.

7. Kalp sağlığı
Son dönemde elde edilen sağlam kanıtlar, beyaz et proteininin sağlıklı kardiyovasküler fonksiyonların korunmasına yardımcı olduğunu ortaya koymaktadır.

8. Kan şekeri kontrolü
Göğüs eti içeren yüksek proteinli ve düşük karbonhidratlı bir diyet kan şekerinizi kontrol altında tutmanıza yardımcı olur.

9. Çinko bağışıklığı
Beyaz et değerli bir çinko kaynağıdır. Çinko, optimal bağışıklık fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olur ve yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlar.

10. Selenyum açısından zengin
Piliç ve hindi etinde, metabolik performansı etkileyen ve gerekli bir mineral olan selenyum bolca bulunur. Selenyum, hücre hasarlarını engelleyen, tiroid fonksiyonlarını düzenleyen ve kanser oluşumunu engellemeye yardımcı olan bir antioksidandır.

11. Fazla kilolar ile mücadele
Zayıflama diyetlerinde, yüksek proteine sahip tavuk ve hindi eti diğer besin gruplarıyla karşılaştırıldığında uzun dönemde daha sağlıklı bir şekilde kilo vermeye yardımcı olur.

12. Lezzetli yemekler
Tavuk ve hindi eti, zevkler farklı olsa bile birçok farklı şekilde bir birinden lezzetli yemekler ile sofralara zenginlik katar.

Bel ağrısı beyaz yakalıların belini büküyor

Bel ağrısı beyaz yakalıların belini büküyor

İş ve sosyal hayatın en önemli sağlık sorunlarından biri olan bel ağrısı, masa başı iş yapan beyaz yakalı çalışanların yakasından düşmüyor. 

Günlük düzenli egzersiz yapmanın altın kural olduğunu hatırlatan uzmanlar, bu kuralları dikkate almayanların iş hayatından, sosyal yaşamdan ve sportif faaliyetlerden uzak kalarak hayatlarını kısıtlı bir şekilde yaşamak zorunda kalabileceğini söylüyor

Günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen, fiziksel ve psikolojik performansı düşüren bel ağrısı, baş ağrısından sonra toplumda en sık rastlanan şikayetler arasında ikinci sırada yer alıyor. Halk sağlığı sorunu olarak görülen bel ağrısı, ağırlık kaldıranları, sanayi ve inşaat işçilerini, boya, badana gibi eğilme hareketleri gerektiren mesleklerdekileri etkiliyor. Ancak ortaya çıkmasında hareketsizliğin de önemli bir paya sahip olduğu bel ağrıları günümüzde hareketsiz bir iş hayatına hapsolan beyaz yakalıların da belini büküyor. Hareketsiz bir yaşamın bel ağrıları konusunda önemli sorunlar oluşturacağına değinen Emsey Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şafak Sahir KARAMEHMETOĞLU, eğer bel ağrısı önemsenmezse ve bel sağlığı yeterince dikkate alınmazsa, bel ağrısının kronik yani sürekli bir hale gelebileceğinin uyarısını yaptı.

Doğru tedavi için vakit kaybetmeyin
Bel ağrısının tek başına bir hastalık olmadığını dile getiren Prof. Dr. Şafak Sahir KARAMEHMETOĞLU, "Bel ağrısı, kaburgaların alt sınırı ile kalçanın alt kıvrımları arasında kalan bölgedeki ağrılardır. Aşağı yukarı herkes ömrünün bir anında bel ağrısı çeker. Çoğu bel ağrısı birkaç günlük istirahatle düzelir. Ancak bazen de hayat kalitemizi bozacak şekilde devam eder ya da tekrarlar. Bel ağrısı çekenlerin önemli bir kısmı günlük yaşantılarında zorluk çekerler, iş, sosyal yaşam ve sportif faaliyetlerden uzak kalarak hayatlarını kısıtlı bir şekilde yaşamak zorunda kalabilirler. Üç günden fazla süren bel ağrısı şikayeti olanların daha fazla vakit kaybetmeden konunun uzmanına başvurması gerekir. Çünkü doğru tedavi doğru tanı ile mümkündür." açıklamasını yaptı.

KARAMEHMETOĞLU, bel ağrılarına ilişkin dünyadaki istatistikleri de paylaştı: "Amerika Birleşik Devletleri'nde son on senede, bel ağrısı görülme sıklığı % 125, bel ağrısına bağlı işgücü kaybı ise % 140 artmıştır. Almanya bel ağrılarını bir meslek hastalığı olarak kabul etmiştir. İsveç'te erken emeklilik nedenlerinden dörtte biri bel ağrısına bağlıdır. ABD'de bel ağrılı hastaların ülkeye yıllık maliyetinin 16 milyar ABD dolar olduğu belirtilmektedir. Türkiye'de ise bu rakamın 5 Milyar ABD doları olabileceği öngörülmektedir."

Prof. Dr. Şafak Sahir KARAMEHMETOĞLU, Bel Ağrısı yaşamamak için, 15 altın kural sıraladı:

1.Sigara içmeyin
2.Kilonuza dikkat edin ve dengeli beslenin.
3.Günlük gerilim ve stresinizi azaltın.
4.Düzenli ve günlük egzersiz yapın.
5.Yürümek ve yüzmek bel için en ideal sporlardır.
6.Yatarken bacaklarınızı gergin tutmayın.
7.Bel ağrınız olduğunda, sırt üstü yatarken dizlerinizin altına bir yastık koyun.
8.Koltuğa düzgün oturun. Kalça ve diz açınız 90 derece olsun.
9.Bel kıvrımınıza uyan yastıkla belinizi takviye edin. Sırtınızı düz tutun ve arkaya yaslanın.
10.Ortopedik yatakları tercih edin.
11.Ağırlık kaldırdığınızda mümkün olduğu kadar belinizden yukarıda ve vücudunuza yakın tutun.
12. Asla ağır cisimler kaldırmayın.
13.Yerden bir şey alırken eğilmeyin, dizlerinizi büküp çömelin. Belinizle değil bacaklarınızla yükü kaldırın. Dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, vücudunuzla dönün. Cismi alırken sırtınızı ve belinizi düz tutun.
14.Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün.
15.Pozisyon değiştirin. 45 dakika çalışır ya da hareketsiz durursanız, 10-15 dakika farklı bir iş yapın ya da yatarak istirahat edin.

Bol Seçenekli Pijama Modelleri

Bol Seçenekli Pijama Modelleri

Kadınlar ne olursa olsun alacakları ya da aldıkları ürünün başka seçenekleri modelleri ve renklerinin de olmasını isterler. Bu sayede artık en çok bayanlara hitap eden renkli ve modelli ürünlerimiz sitemizde mevcuttur. Her bütçeye uygun bir şekilde tasarlanan ve aynı zamanda stoklu bir şekilde üretilen ürünlerimizi Türkiye’nin her yerinden sipariş verebilirsiniz. Artık evinizde sizler de hem şık olacaksınız hem de sizleri sıcak tutan pijama takımlarına sahip olacaksınız. En çok tercih edilenlerden yeni trendler arasında yer alan pijama takımları sadece insapijama.com sitesindedir. Şık bir görünüme sahip olmanız aynı zamanda çok amaçlı bir şekilde kullanmanız için de ürünlerimiz ceplidir. Özellikle bayan pijama takımı kategorimizdeki pijama takımları üst ve alt takım olarak satılması aynı zamanda cepli olması da en çok tercih edilen ürünlerimiz arasında yer almaktadır.


Kol detaylarındaki bulunan yumuşak dokusu sizlerin bileklerinizin hem sıcak tutulması hem de pijama takımınızın kolunuza göre kısa görünmemesi için yapılmıştır. Her kesimden insanın kolay sipariş vererek kullanabileceği ürünlerimizi sayfamızdaki diğer kategorilerden ihtiyacınız olan ürünün görseline bakarak inceleyebilirsiniz. Kaliteli bayan pijama takımı sayesinde artık diğer kış mevsimlerinde de kullanabileceğiniz ürünlerimiz her model ve renk seçeneği ile mevcuttur. Örneğin en çok tercih edilen ürünlerimiz arasında kalp desenli bayan peluş pijama takımı vardır. Hem sabahlıklı hem de uyku gözlüğü ile satılan bu ürünümüz takım halinde odluğu ve çok kullanım amacı olduğu için kişilerin ilk olarak dikkatini çekmektedir.

Polarlı pijama takımı ürünümüz de en çok tercih edilen ürünler kategorisi arasında yer almaktadır. Polarlı olması sizleri daha çok sıcak tutacağı anlamını taşımaktadır. Polarlı pijama takımlarımızda da birçok renk ve model seçeneği vardır. Bu renk ve model seçenekleri arasında aynı zamanda ürünümüzün bol bir model olması da uyurken rahat bir uyku alacağınız anlamına gelmektedir. Eğer sizler de rahatınıza ve konforunuza düşkün biriyseniz aynı zaman da hep takım ürün kullanıyorsanız evinizde bile şık görünmeniz için en uygun ürünler bizim sitemizde yer almaktadır.

22 Kasım 2017 Çarşamba

Dünya aynı dili konuşuyor

Dünya aynı dili konuşuyor

Dünyanın neredeyse yarısının internete erişiminin olduğu düşünüldüğünde dijital bir dünyada yaşadığımız söylenebilir. 

Yapılan son araştırmalara göre internetin kullanıcı sayısı dünya çapında 3.77 milyara ulaştı. Artan nüfus ve dijitalin değiştirdiği yaşam sayesinde bu rakam gün geçtikçe yükselmeye devam ediyor. Genç nüfusu fazla olan Türkiye’de ise 48 milyon internet kullanıcısı bulunuyor.

Değişen yaşam şartlarıyla beraber hayatımızın her alanında varlığını gösteren dijital dünya, her geçen gün kullanıcı sayısını arttırmaya devam ediyor. Akıllanan dünya sayesinde sürekli ulaşım imkanı yakaladığımız internet, kullanım ağının gelişmesi sayesinde 21. yüzyıl iletişim kuramları arasında en çok konuşulan McLuhan teorisi olan ‘küresel bir köy’ meydana getirmiş durumda. Geleneksel medyadan yeni medyaya geçiş sürecinde pozitif anlamda bir küreselleşmeden bahseden McLuhan’ın teorisi bugün; dünya genelinde yaşayan 7,6 milyar insanın internet ağı sayesinde bir alanda olduğunu gösteriyor.

Görünür olmak isteyen dijitalleşiyor
İnternet kullanımı sayesinde ihtiyaç duyduğu her türlü bilgiye hızlı bir şekilde ulaşabilen 7,6 milyar insan dünyada meydana gelen gelişmelerden anında haberdar oluyor ve interaktif bir iletişim kuruyor. Bu gelişimde Türkiye ise kullanıcı sayısındaki artış sayesinde ortak buluşma noktası haline gelen internette günde 6 saat 46 dakika zaman geçiriyor. Bu noktada markalarını, görünür ve kalıcı platformlara taşımak isteyen girişimciler dijital dünyanın gücünden yararlanıyor. Daha fazla insana ulaşması ve kullanım sayısının her geçen gün artmasıyla internet ve mobil platformlar değerli bir pazar haline geliyor.

Hedef kitleye ulaşmanın yolu dijital dünyadan geçiyor
Türkiye’de 48 milyon internet kullanıcısıyla geniş bir kullanım alanının oluştuğunu söyleyen CRM Medya Ajans Başkanı Ramazan Becer, hedef kitleye ulaşma sürecinde özellikle dijital dünyaya hakim olmanın önemini vurguluyor. Ramazan Becer, “İnternet kullanımı 2016’da 2 milyon büyüme gösterdi. Hala iyi bir hızla büyüyor diyebiliriz. İnternette geçirdiğimiz günlük ortalama zaman 6 saat 46 dakika. Ortalama günlük TV izleme süresi 2 saat 14 dakika. İnternet kullanımı televizyonu geçti ve farkın gittikçe açıldığına gün geçtikçe daha çok şahit oluyoruz. Türkiye genç nüfusu fazla olan bir ülke, bu durum teknolojiye uyum sağlamamızı ve değişimleri hızla kabullenmemizi de etkiliyor.

Dijital dünyayı daha fazla takip ediyor ve hayatımızın her alanına dahil ediyoruz. İnternet kullanım süresinin gün geçtikçe artması da bu kanıyı doğrular nitelikte. Öte yandan Teknolojide yaşanan hızlı gelişmelerin etkisi ile dijital dünyada dinamikler hızla değişiyor. Başarının sırrı ise bu değişen dinamiklere hızla adapte olup doğru ve etkili iletişim araçları ile hedef kitleye ulaşabilmekten geçiyor. İnternet ise günümüzde hedef kitleye ulaşmada en etkili mecra olarak karşımıza çıkıyor. Bu süreçte markaların kalıcı olabilmeleri için dijital alanda daha çok boy göstermeleri etkin bir araç olarak internet mecrasını kullanmaları bu işi profesyonel olarak yapan ajanslarla iş birliği yapmaları önem taşıyor. Bu yenidünyayı çok iyi bir şekilde tanıyıp kavradığımız zaman başarıyı yakalayabileceğiz.”


21 Kasım 2017 Salı

Çöpçatanlık uygulamalarını kullananlar risk altında

Çöpçatanlık uygulamalarını kullananlar risk altında

Kaspersky Lab araştırmacıları popüler çöpçatanlık uygulamalarının içerisinde kullanıcılar için potansiyel olarak olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir takım zayıf noktalar keşfetti. 

Belirli bir insanın kimliğinin belirlemesinden, güvensiz bir şekilde veri aktarımına ve kişisel bilgilerin sızmasına kadar bir çok risk bulunuyor. Küresel çapta kullanılan popüler hizmetler analiz edildiğinde, bazılarının oldukça düşük düzeyde veri güvenliği sunduğu ortaya çıktı.

Çöpçatanlık uygulamaları tüm dünyada büyük bir hızla popülerleşiyor. “Dangerous Liaisons: is everyone doing it online?” (“Tehlikeli İlişkiler: Herkes bu işi online mı yapıyor?”) adlı en son rapora göre, her üç kişiden biri online bir çöpçatanlık hizmeti kullanıyor. Ancak bu hizmetlerin giderek popülerleşmesiyle birlikte güvenlik konusunda sıkıntılar da yaşanabiliyor, çünkü çoğu çöpçatanlık uygulaması kullanıcılarının kişisel bilgilerini talep ediyor. Kaspersky Lab araştırmacıları bir inceleme yaparak bu hizmetlerin gerçekten ne kadar güvenli olduğunu mercek altında aldı. Dünyanın çeşitli bölgelerinde en popüler olan çeşitli uygulamaları inceleyen araştırmacılar, kullanıcıların yaşamlarını etkileyerek onları birer siber kurban durumuna düşürebilecek zayıf noktaları aradı.

Yapılan araştırma, çöpçatanlık uygulamaları kullananların birçok riskle karşı karşıya olduğunu ortaya çıkardı. Örneğin, sosyal ağ profilleri üzerinden ad ve soyadları bulunarak kim oldukları tespit edilebiliyor, hatta konum belirleme (geo-location) verileri kullanılarak fiziksel dünyada da bulunmaları mümkün olabiliyor. Dahası, hesapları ellerinden alınabiliyor veya kişisel bilgileri yanlış ellere geçebiliyor.

Uzmanların birçok uygulamada tespit ettiği ortak bir güvenlik riski ise, çöpçatanlık uygulamaları tarafından yeni hesap oluşturma süreçlerinde kullanılan token (kimlik belgesi) temelli kimlik doğrulama metodu ile ilgili. Talep üzerine bir sunucu tarafından oluşturulan token, kullanıcıyı tekil olarak tanımlamaya yarar ve genellikle bir Facebook hesabına erişim talep eder. Daha sonra kullanıcının adı, soyadı, e-posta adresi ve profil fotoğrafı gibi genel bilgilerine erişim sağlar. Uygulamalar bu metodu kullanarak kullanıcının kimliğini sunucu üzerinde doğrulayacak gerekli veriye ulaşır. Ancak, araştırmaya göre, token’ler genellikle güvensiz bir şekilde saklanıyor ve dolayısıyla kolaylıkla çalınabiliyor. Sonuç olarak, suçlular kullanıcı adı ve şifrelerini bilmedikleri kişilerin hesaplarına geçici olarak erişim sağlayabiliyor.

Kullanıcıların bunun dışında karşılaşabileceği bir diğer tehdit ise cihazlarında saklanan ve saldırganların erişebileceği mesajlaşma geçmişi ile ilgili. Bu tür saldırılar özellikle Android cihaz kullanıcılarını tehdit ediyor. Güncel olmayan yazılımlar kullanan cihazlar, saldırganların faydalanabileceği bir takım yazılım açıkları barındırıyor. Cihaza yönetici erişimi sağlayan saldırganlar, böylece çöpçatanlık uygulaması dahilinde gönderilip alınan mesaj ve fotoğraflar da dahil olmak üzere kişisel bilgilere ulaşabiliyor.

Analiz edilen 6 uygulamanın kullanıcıları konumları üzerinden de tespit edilebiliyor. Kaspersky Lab bazı uygulamalarda veri iletimi süreciyle ilgili riskler de tanımladı. Çoğu uygulama sunucularla iletişim güvenliği sağlamak için SSL kullanıyor olsa da, bazı veriler HTTP protokolü üzerinden gönderiliyor ve şifrelenmiyor. Bu da suçlulara, genellikle kullanıcının konumu, ziyaret ettiği profiller, iletileri ve cihaz verileri gibi bilgiler içeren veri trafiğini ele geçirme şansı veriyor. Güvensiz bir bağlantı kullanıldığında, saldırganlar kurbanlarının hesaplarını da ele geçirebiliyor.

“Araştırmamız çöpçatanlık uygulamaları kullananların siber güvenlik konusunda çok daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor, çünkü bu tür servislerin çoğu birçok farklı türde saldırıya karşı korunmuyor. Ayrıca kullanıcılar profillerinde eğitim gördükleri ve çalıştıkları yerler hakkında bilgiler gibi kişisel bilgiler paylaşarak kendilerini riske sokuyor. Bu bilgilere sahip saldırganlar kurbanlarının Facebook ve LinkedIn gibi ağlardaki gerçek profillerini kolaylıkla bulabilirler. Ayrıca bunlar bir kullanıcının gerçek hayatta takip edilerek rahatsız edilmesine de yola açabilir. Dolayısıyla çöpçatanlık uygulamaları kullanırken gizliliğe, güvenliğe ve verilerin korunmasına dikkat etmek gerekiyor” diyor Kaspersky Lab güvenlik uzmanlarından Roman Unuchek.

Verilerinizin çalınmasını engellemek için Kaspersky Lab aşağıdakileri öneriyor:

  • Sınırlı seviyede güvenlik sunan halka açık Wi-Fi noktalarını kullanmayın
  • Güvenli bir bağlantı için bir VPN kullanın
  • Eğitiminiz, işiniz gibi konularda hassas kişisel bilgiler paylaşmayın
  • Cihazınıza Kaspersky Internet Security for Android gibi güvenilir bir güvenlik çözümü yükleyin


Estetiğe olan ilgi patladı

Estetiğe olan ilgi patladı

Hayatımızın her alanına giren sosyal medya, estetiğe olan talebi artırdı ve artırmaya devam ediyor. Sosyal medya ağlarındaki fotoğraflarında daha güzel ve çekici görünme isteği kullanıcıların yönünü plastik cerrahlara çevirdi. 

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Gözü, ''Selfie' de güzel çıkmak için estetik yaptıranların sayısında büyük artış var'' dedi.

Okan Üniversitesi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aydın Gözü estetik ile ilgili tüm merak edilenleri cevapladı.

1.Günümüzde estetik cerrahide en çok hangi taleplerle karşılaşıyorsunuz?
Ameliyatlarda burun estetiği ilk sırada geliyor, bunu sırasıyla meme, vücut ve yüz estetiği izliyor. Ameliyatsız uygulamalarda ise yüz gençleştirme ilk sırada, bunu bölgesel zayıflama (soğuk lipoliz) izliyor.

2.Sosyal medyanın ön plana çıktığı bugünlerde, selfie'nin estetik ameliyatları artırması yönünde neler düşünüyorsunuz?
Sosyal medya kullanımı ile birlikte selfie ya da öz çekim alışkanlığındaki artış tüm dünyada estetik/plastik cerrahlara olan başvuruları artırmış durumda.

3.2014 yılında Amerikan Yüz Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Akademisi'nin bir araştırması var. Bu araştırmada ankete katılan plastik cerrahların üçte biri, sosyal medyadaki görüntüleri konusunda daha bilinçli olmalarından dolayı hastaların taleplerinde artış gördüklerini kaydetmişler. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bu konuda yapılan araştırmalar henüz başlangıç aşamasında olsa da bana göre konunun iki farklı yönü var: Shakespeare aynada kendi görüntümüz ve kusurlarımızla yüzleşmemizin bizi, kendimizi abartılı sevmekten koruduğunu belirtir. Bizler aynadaki görüntümüzü, başkalarının da bizi gördüğü ve fotoğraflarda da olduğu gibi gerçek kabul ederiz, oysa bu görüntüde sağ ve sol taraflar, dolayısı ile var olan asimetriler, saçımızın yönü vb. yer değiştirmiştir. Plastik cerrahların yürüttüğü yeni yapılan bir çalışmada hastalar gerçek görüntülerini değil, ayna görüntülerini daha çok tercih etmişlerdir. Son yıllarda selfie görüntülerini tuhaf bulduklarını belirtip küçük ya da büyük kozmetik işlem talep edenlerde artışın bir nedeni bu olsa gerek: kendini alışık olduğu ayna görüntüsünden farklı görmek.

Selfie çeken ve çekmeyen iki farklı grup arasında yapılan bir çalışmada, her iki grup arasında eşit narsistik özellikler saptanmış, ancak, ilk gruptakiler öz çekimlerinde kendilerini başkalarının çektiği fotoğraflara göre daha çekici bulurlarken, diğer gruptakiler iki görüntü arasında tercih yapmadılar. Burada da şunu görüyoruz: sürekli selfie çekenler bu yeni görüntülerine alıştıklarından kendilerini algılayışları da değişmektedir.

Selfie çekenlerin bize başvurmalarının diğer bir nedenini ise kendiliğinden ve sezgisel olarak kendini olumlu yönde daha farklı görme yanılgısı oluşturmakta. Morphing işlemi ile oynanarak çekici olan ve olmayan görüntüleri izlettirilen kişiler gerçek görüntüleri yerine daha çekici olan modifiye görüntülerini gerçek sanmışlardır. Bunu ayna görüntüsünden özçekim görüntüsüne doğru bir hafıza sapması (distortion) ile açıklayabiliriz.

4.Siz bugüne kadar bu tür taleplerle karşılaştınız mı?
Genç hasta grubumuzun çoğu bize bu tür taleplerle başvuruyor.

5.Bu şekilde size gelen en ilginç vaka hangisiydi?
Anneannesi, annesi ve birçok yakınını ameliyat ettiğim genç bir hastam meme estetiği sonrası neredeyse kusursuz fiziği ve yüz güzelliğine rağmen farklı taleplerle (burun ve dudak estetiği) başvurduğunda hafif bir dudak dolgusu dışında önerim olmadı. Kendisi farklı yerlerde istediklerini yaptırdı ve sonrasında pişmanlık duyarak geri döndü. Neyse ki küçük müdahalelerle durum düzeltildi ve kendi ile barıştı.

6.Elinde selfie fotoğrafıyla gelen bir hasta olduğunda ve istekleri fotoğrafı üstünden anlattığında ilk olarak nasıl bir iletişim kuruyorsunuz?
Önce kişinin isteklerinde gerçekçi olup olmadığını anlamaya çalışıyorum. Biz nadir durumlar dışında 18 yaş altında estetik müdahale yapmayız. Bunun nedeni kişinin psikolojik yönden böyle bir değişime hazır olup olmaması ile ilgilidir. Olgun bir birey kendi kararını verebilir. Ancak sosyal medya kullanımındaki artış kişinin gerçek dışı beklentilere girmesine yol açabilmektedir.

7.Estetik müdahale yaptırmak isteyen kişilere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sorularını ve beklentilerini netleştirdikten sonra mutlaka bir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanına başvurmalılar.

Bir parça çikolata ve bir fincan kahve iyi gelir

Bir parça çikolata ve bir fincan kahve iyi gelir

Safra taşı oluşumu, en sık görülen hastalıkların başında yer alır. Her yaş grubunda görülse de genç yaş kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha fazla görülür. 

Genellikle belirti vermeyen safra taşının şiddetli karın ağrısı ve bulantı-kusma ile giden safra kesesi iltihabına neden olabildiğini söyleyen Liv Hospital Genel Cerrahi ve Hepatopankreatobilier Uzmanı Prof. Dr. Kemal Dolay "Safra taşı safra kanalına düşüp sarılık, hatta ölümle sonuçlanabilen safra yolu ve pankreas iltihaplarına da neden olabilir" diyor.

Öğün Atlamayın
Karaciğer, günlük 1 litre safra üretir ve açlık durumunda bunu safra kesesinde koyulaştırarak depolar. Yemekten yarım saat sonra safra kesesi kasılarak içindeki safrayı, besinler sindirilsin diye bağırsağa bırakır. Safranın içinde çeşitli tuzlar, kolesterol ve safra boyaları gibi maddeler bir denge içinde bulunur. Herhangi bir nedenle (aşırı yağlı beslenme, hızlı kilo alma-verme, kolesterol yüksekliği, geçirilmiş mide ve ince bağırsak ameliyatları vb) bu denge bozulursa safra kesesinde küçük taşlar oluşur.

Özellikle sabah kahvaltısını atlayanlarda, profesyonel yardım almadan şok diyetlerle hızlı kilo verenlerde safra kesesi uzun süre kasılmadan beklediği için safra taşı oluşma riski artar. Bu nedenle atlanan öğünlerde 30-40 gram bitter çikolata yiyen ve 1 fincan kahve içenlerde safra taşı oluşumunu azalacaktır.

Hamileler de Yemeli
Hamileliğinin ilk aylarında aşırı kusma yaşayan kadınlarda da safra taşı riski artar. Bu durumdaki hamile kadınlar yemek yiyemediği dönemde az miktar çikolata ve kahve ile safra taşı oluşumunu azaltabilir. Safra taşına bağlı şikayetleri başlayan hastalarda böbrek taşı gibi taşların kırılması söz konusu değildir ve safra kesesinin taşlarla birlikte ameliyatla alınması şarttır. Altın standart kapalı yöntem denilen karın duvarı kesilmeden 3-4 adet küçük delikten yapılan laparoskopik ameliyattır. Ağrı ve işe dönme süresi ameliyata göre çok kısadır.

SAFRA KANALI TAŞLARINA AMELİYATSIZ ÇÖZÜM: ERCP
Ameliyatı geciktiren hastalarda safra taşı kanala düşerse sarılık, karaciğer ve pankreas iltihaplarına neden olabilir ve acil tedavi gerektirir. Bu durumda ERCP denilen ağızdan endoskopi yöntemiyle 12 parmak bağırsağına açılan bölüme girilerek 5-15 dakikalık bir işlemle bu taşları ameliyatsız almak mümkün olur.

Bu yöntemle başta safra kanalı olmak üzere safra yolunda taş varlığında, safra yollarında akut iltihap durumunda, taşa bağlı sarılık veya pankreatit gelişen hastalarda, pankreas kanseri veya safra yolu kanserine bağlı tıkanma sarılığı gelişen hastalarda şikayetleri çözmek mümkün olur.