Cat-1

Cat-2

Cat-3

Cat-4

Latest Posts

Son yıllarda en popüler gençlik aşısı olarak nitelendirilen ve kesin sonuç sağlayan Somon DNA ve Dermapen sırrı nedir? 

Somon balığı spermlerinden gelen mucizevi cilt gençleştirme yöntemini Uzman Estetisyen Filiz Çekin açıkladı..

Dermapen nedir?
Dermapen yöntemi 2012 yılında ABD de yılın en iyi cilt gençleştirme sistemi seçilmiştir.
Dermapen tedavi sistemi cilt gençleştirme dışında akne ve su çiçeği izlerinin çatlakların ve cerrahi sonrasının belirginliğini azaltmaktadır.
Dermapen cildin değerli üst tabakası epidermise zarar vermeden soymadan tahriş etmeden uygulanan bir yöntemdir.
Geçmişi antik Çin tarihine kadar uzanan ve Çin prenseslerine uygulanan mikroiğne sisteminin modernleşmiş halİdir.

DERMAPEN NERELERDE KULLANILIR?
Genişlemiş gözeneklerin, ince ve kırışıklar, ağız etrafındaki sigara çizgileri gibi yaşlanma bulgularının belirginliğini azaltmak. cildi sıkılaştırmak ve daha dinç bir görünüm elde için tercih edilen yöntemdir.
Özellikle el, boyun,yüz bölgelerinde uygulanıyor ve tüm deri cilt tipleri için uygundur. ince olduğu için pek çok uygulamada çekinilen boyun ve kol içleri gibi bölgelerde de rahatlıkla uygulanabiliyor.

SOMON DNA NEDİR?
Saf hyaluronik asit ve somon balığı spermlerinden DNA molekülleri sayesinde ciltte hücre yenilemesi sağlar aynı zamanda hızlı bir gençleşme ve canlandırma sağlar. Bir çeşit vitamin takviyesidir.
Somon Dna sının etkileri geniş gözenekler,cilt lekeleri, stres, hava kirliliği, sigara alkol, güneşin zararlı ışınları ve geçen yılların ciltteki olumsuz etkileri ciltteki kolajen ve elastin sentezini hızlandırır.
Her cilt tipine ve her mevsim uygulanan yöntemdir .

SOMON DNA KİMLERE UYGULANMAMALIDIR?
Uzman Estetisyen Filiz Çekin ''Somon DNA gençlik aşısı alerjik reaksiyonlara yol açmaz ve bundan dolayı geniş bir alanda kullanılabilir. Fakat yine de tedbir amaçlı bazı kişilerde uygulanmaması gerekir'' diyor.
-Hamilelerde,
-Kanser durumunda doktorunuza başvurarak
-Kontrol altına alınamayan diyabet hastalığında,
-Felç geçirme riski yüksek olanlarda,
-Yüksek Kan pıhtılaşma sorunu olanlarda,
-Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp rahatsızlığı olan kişilerde uygulanmamalıdır.


Kaliteli Saat Markaların Online Satış Noktası "modasaat.com"


Bayan ve erkek saatlerinde farklı tarzlarda modellere sahip Guess saat oldukça kaliteli bir markadır. Erkek saatlerine baktığımızda klasik ve analog modellerin çok daha fazla odluğu görülmektedir. Ayrıca koyu renkli olan saatlerin özellik bakımından çeşitli olduğu söylenebilir. Bayan saatlerinde ise gösterişli olmasının istenmesinden dolayı farklı tasarımlar kullanılmıştır. Çoğunluğunda mineral cam kullanılmasıyla birlikte klasik tarzda olan saatlerin çerçeve etrafı çeşitli desenlerde oluşabilmektedir. Bunun yanında çift renkli olan kordonları da plastik ya da seramik olabilmektedir. Çelik kasalı olan saat modellerinde pilli mekanizma vardır. Bunun dışında spor tarzında olan modelleri de bulunmaktadır. Altın kaplamalı modellerin yanı sıra parlak taşlı kordona sahip saat modelleri de vardır.

Bir başka saat markası olan puma saatleri içinde farklı modellere sahiptir. Özellikle bayanlar için spor tarzında olan saatleri çok daha fazladır. Rahat, kullanışlı ve sade olan spor saatleri genelde tek bir renkten oluşmaktadır. Mor, Pembe gibi renklerde olan bu saatler gençler tarafından kullanılmaktadır. Daha ağır ve gösterişli olan analog özellikli klasik saatler ise değişik tasarımlara sahiptir.

Mineral camlı olmasından dolayı son derece şık ve sade bir görüntüye sahip olan bu kol saatleri, çerçeve ve kordon anlamında değişiklikleri barındırmaktadır. Ayrıca http://www.modasaat.com/kategori/seiko.aspx linki ile Seiko markalı saatler görülmektedir. Bu markanın dışında daha birçok markada bu şekilde görüntülenebilir. Birçok saat markasının bulunduğu sitelerden bir tanesidir. Kaliteli ve güvenilir bir site olmasının yanında alt yapısı da oldukça güçlüdür. Geniş ürün yelpazesinin bulunmasının yanı sıra saat anlamında önemli bir geçmişe sahiptir. Garantili ve orijinal saat isteyen kişiler için oldukça kolay bir hizmet sunumu gerçekleşmektedir. Erkek ve bayan saatleri için özel sayfalar site içerisinde yer almaktadır. Ayrıca yeni sezon sayfalarında da yeni çıkmış olan saat modelleri görülmektedir. Modayı takip eden kişiler içinde bu sayfalar oldukça kullanışlı olmaktadır. Bununla birlikte outlet sayfalarda bütün markalara ait olan saat ürünleri oldukça makul fiyatlarda satılmaktadır. 150 TL ve üzerinde yapılan alışverişlerde kargo hizmeti ücretsiz olarak sağlanmaktadır. Kredi kartlarına vadesiz taksit imkânı da bulunmaktadır. Ayrıca istenmeyen ürünlerin iade işlemleri de ücretsiz olarak yapılabilmektedir. Üye olan kişiler içinde çok daha kapsamlı fırsatlar sunulmaktadır. E-mail adresi ile yapılan ücretsiz e-bülten aboneliği de önemli fırsatlar kazanmak için iyi bir seçenektir. Bu yol ile sitede yapılan fırsat ve indirimlerden haberdar olma imkânı elde edilmiş olur. İstenilen ürünün yüksek fiyatlı olması durumunda ise mesaj verme özelliği kullanılabilir. Sitede yer alan bu özellik sayesinde seçili ürünün indirime girmesi halinde hemen kişiye mesaj gönderilmektedir. Bu şekilde arzu edilen ürün çok daha makul bir fiyattan alınmış olacaktır.


Kan şekerini düzenlemeden sakinleştirmeye, yağ yakmadan mikroplara karşı savaşmaya, depresyondan mide bulantısına birçok faydası bulunan bitki çayları diyet sürecini de destekliyor. 

Vücuda önemli faydaları bulunan bitki çaylarının yeterli miktarda tüketilmesi gerektiğini ifade eden Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Gülünay, günde 2-3 fincandan fazla bitki çayı içmenin tansiyon problemine yol açabileceğini söylüyor.

Bitki çaylarının önemli birer doğal şifa kaynağını olduğunu belirten Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Gülünay “Kültürümüzde şifalı otların bolca bulunması, çocuktan büyüğe herkesin bitki çayı kullanımının artmasına neden oldu. Her besin gibi bitki çaylarının da vücuda büyük faydaları bulunuyor. Ancak bitkilerin içerdiğindeki bazı maddelerin fazla tüketilmesi de zarara yol açabilir. Bu yüzden tüketirken miktar ve demleme sürelerine dikkat etmek önem taşıyor. Fazla tüketme durumunda toksik etkiye neden olabileceği gibi demleme süresini de ortalama 3-5 dakikada tutmak gerekiyor. Öte yandan günde 2-3 fincandan fazla bitki çayı içmek, tansiyon problemine de yol açıyor” dedi.

Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Merve Gülünay, bitki çaylarının hangi hastalıkların tedavisine destek olabileceği, faydaları ve nasıl tüketilmesi gerektiği ile ilgili şu bilgileri verdi;

KAN ŞEKERİNİ DÜZENLEYEN CHAİ ÇAYI
Chai çayı, özellikle kansere karşı savaşan ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiren birçok antioksidan ve fitokimyasal içeriyor. İçeriğinde bulunan tarçın ve zencefil özütleri sayesinde soğuk kış günleri için iyi bir grip savar. Özellikle adet dönemlerindeki kadınlarda oluşan tatlı ataklarını önlemede ve adet sancılarını dindirmede rol oynuyor. Sindirim ve pankreatik enzimleri uyarıcı etkisiyle kan şekerini düzenlemenin yanı sıra doygunluk hissi vererek metabolizmanın daha hızlı çalışmasına da yardımcı oluyor.

GENÇLİK İKSİRİ BEYAZ ÇAY
Zengin “kateşin” içeriğiyle metabolizmayı hızlandırmanın yanı sıra yağ üretimi üzerinde baskılayıcı etki oluşturarak düzenli tüketiminde kilo vermeye yardımcı oluyor. Antioksidan yapısıyla kanser oluşumundaki önemli etkenlerden olan serbest radikalleri azaltarak hastalıklarla başa çıkmada etkili rol oynuyor. İçeriği ile kolajen yıkımını sınırlandırıp, cilde esneklik veren elastin maddesinin azalmasını önlüyor. Cildi güzelleştirerek yaşlanma, kırışıklık gibi durumların önüne geçerek sıkı ve pürüzsüz cilt oluşumunu destekliyor. Damarları genişletici etkisiyle kalp sağlığını korurken, iyi kolestrolün yükseltilmesi, kötü kolestrolün ise düşürülmesine yardımcı oluyor.

YAĞ YAKAN YEŞİL ÇAY
İçeriğindeki “epi-gallo-kateşin-3-gallat (EGCG)” biyolojik ögesi sayesinde metabolizmayı hızlandırarak yağ yakımını destekliyor. Kateşinin etkisiyle sindirim enzimlerinin aktivitesini yavaşlatarak, bağırsaktan emilimini azaltıp kilo kaybını artırmaya yardımcı oluyor. Düzenli tüketiminde özellikle deri altı karın yağları ve kandaki trigliseritin düşmesi üzerinde etkin rol oynuyor Böbrekler tarafından salınan anjiyotensin dönüştürücü enzime bağlı kan basıncını düzenleyerek tansiyonun düşürülmesine yardımcı oluyor. Yüksek antioksidan içeriğiyle DNA hasarı, kanser gibi birçok hastalığın önlenmesinde etkin olup vücutta zararlı maddelere karşı kalkan görevi yapıyor. Anti-inflamatuvar etkisiyle ülseratif kolit, Chrohn gibi bağırsak hastalıklarının etkilerini azaltılmasına destek oluyor.

MİKROPLARA SAVAŞ AÇAN IHLAMUR ÇAYI
Soğuk algınlığı ve gribin en geleneksel tedavi yöntemi olan ıhlamur çayı, bu hastalıklara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirmenin yanı sıra öksürük için de kullanılan iyi bir destekleyici niteliğindedir. İçeriğiyle boğazda oluşan tahrişleri önlerken, ağrı kesici ve iltihap giderici etkisiyle tahrişlerin onarımına da yardımcı oluyor. Yatıştırıcı özelliğiyle de strese karşı etkili ve ayrıca hastalık durumunda terletici etkisiyle rahatlatıyor. İdrar söktürücü özelliğe sahip ıhramur çayını 6 aydan büyük bebekler dahil her birey rahatlıkla tüketebiliyor.

DEPRESYONA KARŞI PAPATYA ÇAYI
Papatya çayı, sinirleri yatıştırıcı ve sakinleştirici etkisiyle doğal antidepresan olarak adlandırılıyor. Strese bağlı uyku problemleriyle savaşarak uykusuzluğun önlenmesinde yardımcı oluyor. Özellikle kadınların regl döneminde yaşadığı gerginlik ve adet sancılarının yatıştırılmasında fayda sağlıyor. İçeriğindeki alfa bisabolol ve azulene sebebiyle ülser, mide yanması gibi mide rahatsızlıklarına karşı iyi geliyor. 6 aydan büyük bebeklerde gaz spazmlarının önlenmesinde kullanılabiliyor. Papatya çayında dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta; papatya çeşitlerinin birçoğu zehirli olduğu için, çayın yapımında kullanılacak kurutulmuş papatyalar güvenilir yerlerden alınmalıdır.

ANNELER VE ÇOCUKLARA REZENE ÇAYI
6 aydan büyük bebeklerden annelere kadar her yaş grubuna faydalı olan rezene çayı kasları yumuşatarak spazmlara iyi gelerek gaz ve şişkinliği azaltır. Anne sütünün yapımını artırır. Bayanlarda östrojenin etkilerini artırdığından adet öncesi sendrom ve menopoz dönemine iyi gelir. Antimikrobiyal etkisiyle bağışıklığı kuvvetlendiriyor. İştah problemi olup yemeyen çocuklar da düzenli tüketiminde iştah artırıcı özelliği bulunuyor.

MİDE BULANTISINA NANE ÇAYI
Antioksidan özelliğiyle virüs, tümör ve bakterilerle savaşarak vücudu koruyor. Yatıştırıcı etkisiyle mide yanması, mide bulantısı gibi durumlarda olumlu etki yaratıyor. Reflü hastalarında mide ekşimesini azaltıyor. İçeriğinde bulunan uçucu bileşenlerle boğazın yumuşamasına ve kuruluğun giderilmesine yardımcı oluyor.

ENFEKSİYON DÜŞMANI KUŞBURNU ÇAYI
C,B1,B12 gibi yoğun vitamin içeriğiyle vücuda dinçlik sağlayan ve bağışıklığın destekleyen bitki çaylarının baş tacı olarak nitelendiriliyor. Antioksidan yapısıyla enfeksiyonlara karşı bedeni koruyor. İçeriğiyle etkin bir kan temizleyicisi ve raşitizm ilacı olarak görülüyor. Kronik yorgunluğu olan bireylere enerji veriyor. A vitamini ve karotenoid içeriğiyle göz sağlığını koruyor.

DOĞAL ANTİBİYOTİK ADA ÇAYI
Yapraklarında bulunan doğal antibiyotik sayesinde bağışıklığı kuvvetlendiriyor. Soğuk algınlığı durumlarında hem bakteri çoğalmasını engeller hem de öksürüğün giderilmesine yardımcı oluyor. Buharının solunması durumunda sinüslerin ve akciğerin temizlenmesine de destek veriyor. İshalin azaltılmasında ve mide kramplarında etkin. Asetilkolini parçalayan enzimi yok etme özelliğiyle hafızayı kuvvetlendirerek, beyin gelişimini destekliyor. Fakat östrojen içeriğiyle ergenlik öncesi çocuklar için ve kasılmalara neden olduğundan hamilelik döneminde kullanılmaması öneriliyor.

SAKİNLEŞTİREN MELİSA ÇAYI
Yatıştırıcı içeriğiyle düşük ve orta depresyon tedavisine iyi geliyor. Bunun yanı sıra hazımsızlık, gaz, şişkinlik, kolik gibi sindirim sistemi sorunlarının giderilmesine yardımcı oluyor. Yapraklarında bulunan uçucu yağ sayesinde virüslerle savaşmada ve özellikle uçuk virüsünün üzerinde etkin rol oynuyor. İçerisinde bulunan maddelerden biri olan rozmarinik asitin beynin öğrenme ve algılama işlevlerini artırmada yardımcı oluyor.

Sanal ortamdaki ilişkilerimize, yüz yüze kurduğumuz iletişimde olduğu gibi, gereken özeni göstermeli ve hassas davranmalıyız. Çünkü internet kullanımı ve sosyal paylaşım siteleri için de geçerli görgü kuralları vardır.

Eğitim Danışmanı, Eğitmen, Yazar Suna Okur’un Ötekiadam Yayınları’ndan çıkan ‘Suna Okur ile Zarafet, Görgü ve Protokol’ isimli kitabı bu konuda önemli bir boşluğu dolduruyor.

E – POSTA ADABI

E-POSTANIN KARTPOSTALDAN FARKI YOK
E-posta güvenilir bir iletişim aracı değildir. Bu sebeple çok gizli ve çok özel iletilerin elektronik ortamda gönderilmesi uygun değildir. Bazen açık bir kartpostaldan farksız olduğu unutulmamalıdır.

YANLIŞ KİŞİLERE GÖNDERMEYİN
Bir e-postada iki bölüm vardır, bilgi ve metin kısmı. Başlık bilgilerini düzenlerken e-postanın kime gittiğine bir kez daha göz atmakta fayda vardır. Çünkü bazen isim benzerliklerinden dolayı mailiniz çok farklı kimselere gidebilmektedir.

HER MAİLE YÖNETİCİNİZİ EKLEMEYİN
Başlık bölümünde bulunan bilgi kısmına her mailde yöneticinizi eklememeye özen göstermelisiniz. Yöneticilerin her mailde bilgiye yazılması, gereksiz bir yığın maille uğraşmalarına ve zaman kaybına sebep olmaktadır. Yöneticiyi bilgiye koyarken “Bu maildeki bilgilerden yöneticim gerçekten haberdar olmalı mı?” sorusunu kendimize sormalıyız.

BCC KULLANIMI ETİK OLMALIDIR
Birisiyle yazışırken bir başka şahsı bcc’ye eklersek, yazıştığımız kişi, Bcc’de olanı göremez. İletişimde şeffaflık ilkesi ihlal edilmiş olur. Ancak Bcc kullanımı bazen toplu gönderilerde listedeki şahısların birbirilerinin adresini görmemeleri için kullanılabilir ki bu şekilde kullanımı çok zariftir.

MAİL ADRESLERİNİ KIDEM SIRASINA GÖRE YAZIN
E-posta dağıtımlıysa astlara ve üstlere birlikte gidiyorsa öncelikli olarak üst makamların adresini, sonra da kıdem sırasına göre astları listelemek gerekmektedir. Bilgi kısmında üst makamın adresi, astlardan sonra yazılmamalıdır.

KONU KISMINDA KISALTMA YAPILMAMALI
Konu bölümüne hakkında, dair, ait ibareleri yazılmaz çünkü bunları yazmak muhatabımızın zekâsına hakaret olarak yorumlanmaktadır. Ayrıca konu, içeriği özetleyen birkaç kelimeden olmalıdır. Konu kısmında kısaltma yapılmamalıdır. “Rapor” uygunsuz bir konu başlığıdır çünkü daha sonra arandığında bulmayı kolaylaştıracak anahtar kelimelerden yoksundur. Bunun yerine mesela “Güncellenmiş 2014 Bütçe Raporu” gibi birkaç detayı barından bir konu başlığı, arandığında bulmayı kolaylaştıracağı için daha iyi bir başlıktır.

SAYGI BİLDİREN KELİMELERDE KISALTMA YAPMAK SAYGISIZLIK
E-posta metnini oluştururken mail daima hitapla başlar. Hitapsız mail gönderilmez. Metni oluştururken cümleler tam ve anlamlı olmalı, kelimelerde kısaltma yapılmamalıdır. Özellikle saygı bildiren kelimelerde kısaltma yapmak saygısızlık olarak değerlendirilir. Sayın yerine sn, saygılar yerine syg, teşekkürler yerine tşk diye kısaltılmaz, kelimeler tam yazılmalıdır.

ELEKTRONİK ORTAMDA BAŞSAĞLIĞI DİLENMEZ
Baş sağlığı mesajı, tebrik, özür, nikâh veya nişan davetiyeleri elektronik ortamda gönderilmez. Bu tür gönderiler muhatabımızı dikkate almadığımız veya davete katılmasını istemediğimiz şeklinde yorumlanabilir.

BÜYÜK HARFLE YAZMAK BAĞIRMAK ANLAMINA GELİR
Tamamı büyük harfle yazılan mailler bağırmak anlamındadır. Elektronik ortamda bir kelimeyi bile -kısaltmalar hariç- büyük harfle yazmaktan kaçınmak gerekir. Türkçe karakterlerin yaygınlaşması için mail Türkçe karakterle yazılmalıdır.

RESMİ YAZIŞMALARDA GÜLÜCÜK KULLANMAYIN
Gülen yüz, ağlayan yüz gibi “smiley”ler iş ortamında tanışıklığımız veya görüşmemiz olmayan kimselere kullanılırsa laubalilik olarak değerlendirilir. Smiley’ler ancak çok samimi olduğunuz kimselerle yapılan gayrı resmî yazışmalarda kullanılır.

HER MAİLDEN SONRA OKUNDU TEYİDİ İSTEMEYİN
Her mailden sonra okundu teyidi istenmesi güvensizlik olarak algılanmaktadır. Mailin sonunda iletişim bilgilerinin bulunması gerekir. Muhatabınız bir başka iletişim yönetimini kullanmak istediğinde nezaketen işini kolaylaştırmak gerekir.

BAŞKASININ YÜZÜNE SÖYLENMEYECEK ŞEYLERİ YAZMAYIN
Unutulmamalıdır ki muhatabınız üslubunuza bakarak sizi değerlendirme yoluna gitmektedir. Bu sebeple, bilhassa kurum içi maillerde, emredici tonlardan uzak durmak gerekir. Başkasının yüzüne söylenmeyecek şeyler elektronik ortamda yazılmamalıdır. E-postanın yazıldığı alan, nezaket ve görgü kurallarından azade değildir. Özellikle kaba söz ve imadan mail yazarken de kaçınmak gerekir.

SAHİBİNE SORULMADAN E-POSTASI BAŞKASINA VERİLMEZ
Toplu maillerde gizli karbon kopyayı kullanmadan kişilerin adreslerini gizlememek, kişilerin mahremine saygısızlık olarak değerlendirilir. Çünkü ev ve cep telefon numarası nasıl şahsa sorulmadan bir başkasıyla paylaşılmazsa e-posta adresleri de aynı muameleyi hak etmektedir.

BU E-POSTAYI 10 KİŞİYE GÖNDER, GÖNDERMEZSEN...
Son zamanlarda popülerleşen “Bu e-postayı 10 kişiye gönder, göndermezsen...” gibi mailleri başkalarına göndermek görgüsüzlüktür.

POLİTİK GÖRÜŞÜNÜZÜ DESTEKLEYEN BİR E-POSTAYI…
Savunduğunuz politik görüşü destekleyen bir e-postayı ilgili ilgisiz herkese göndermek uygunsuz ve daha sonra üzülme sebebiniz olabilecek bir davranıştır. Gelen e-posta, listelere hiçbir filtre kullanılmadan gönderilmemelidir.

SOSYAL MEDYA ADABI

DÜN TANIŞTIĞINIZ KİŞİYE ARKADAŞLIK TEKLİF ETMEYİN
Birkaç gün önce tanışılan ve herhangi bir samimiyet geliştirilmemiş insanlara sosyal paylaşım sitelerinde arkadaşlık teklif etmek görgüsüzlüktür. Ayrıca arkadaşlık teklifi için yaş, mevki ve statü göz önünde bulundurulmalıdır.

SAYFANIZI BEĞENMESİ İÇİN ISRAR ETMEYİN
Listenizde olanlara blogunuzu, sayfanızı, grubunuzu beğenmeleri için baskı yapmak, bu isteğe uymayanları tekrar tekrar uyarmak uygun bir davranış değildir.

SORMADAN ETİKETLEME
Fotoğraf albümündeki kişilerin haberi olmadan, kendilerine sorulmadan fotoğraflarını yayınlamak ayrıca adlarını fotoğrafın üstüne yazmak kaba bir davranıştır.

EĞİTİMSİZLİĞİN VE SAYGISIZLIĞIN GÖSTERGELERİ
Kişisel notlar veya ilaç reklamları için arkadaşların Facebook duvarlarını kullanmak, buralara laubali mesajlar yazmak, takma ad kullanarak sosyal paylaşım sitelerinde kaba, çirkin, ayıp sayılacak şeyler yazmak ve siyasi yorumlarda bulunmak eğitimsizliğin ve saygısızlığın göstergesidir.

Unutmamak gerekir ki internet ortamında insanlar, bizi yazdığımız şeylere göre yorumlayacaklardır. Bu sebeple, yazdıklarımızı bir kez daha gözden geçirmekte fayda vardır.

GEZDİĞİN GÖRDÜĞÜN, YEDİĞİN İÇTİĞİN SANA KALSIN
Sosyal paylaşım sitelerinde ruh halinizi yazmak, mahrem konuları paylaşmak, ne yiyip içtiğinizi ilan etmek, gezilen yerlerin reklamını yapmak, insanları özendirmeye çalışmak görgüsüz olarak değerlendirilme sebebidir.

DEVAMLI CEP TELEFONUYLA OYNAMAK…
Bir arkadaş görüşmesinde, yemekte veya toplantıda devamlı cep telefonuyla oynamak, mesaj yazmak ve etrafla ilgilenmemek görgüsüzlük olarak değerlendirilir.


Pek çok kişinin hayatında yaşadığı sağlık sorunlarından en az biri mideden kaynaklanmaktadır. Mide rahatsızlıklarının gelişiminde bazen sadece yenilen ve içilenler bazen de ruh hali etkilidir. 

Medical Park Fatih Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Hasbahçeci, mide reflüsü hastalığının belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler vererek, uyarılarda bulundu.

Mide reflüsü ya da tıbbi ismi ile “Gastroözefageal Reflü” hastalığı midedeki besinlerin yemek borusuna kaçması ile bazı rahatsızlıkların yaşanmasından kaynaklanır. Toplumda sık görülen hastalıklardan reflü, kişilerin hayat kalitesinde önemli bozulmalara sebep olabilir. Ayrıca reflü, yemek borusu ile midenin birleşim yerinde görülen kanser gelişimine de neden olabilir.

Medical Park Fatih Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Hasbahçeci mide reflüsü ile ilgili tedavi sürecinde hayat tarzı değişikliği, diyet ve ilaç tedavisinin sonuç vermemesi durumunda cerrahi müdahale yönteminin uygulanması gerektiğini kaydederek, şu bilgileri verdi;

REFLÜYÜ GÖĞÜS AĞRISI İLE KARIŞTIRMAYIN
Reflüsü olan kişilerin en önemli şikâyetleri yemeklerden sonra göğüs boşluğunda yanma, ağız içinde acı ya da ekşi tat hissi, mide üzerinde ağrı, geğirme ya da yenilen şeylerin ağıza gelmesidir. Bunlara ek olarak kronik öksürük, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, gıdaların solunum sistemine kaçması, astım, bronşit, kronik farenjit ve sinüzit reflü ile ilişkili diğer şikâyetler arasında yer alır. Genellikle yemeklerden kısa bir sure sonra başlayan bu şikâyetler yenilen yemek miktarı fazlalaştıkça ya da öne eğilmekle daha da artar. Akşamları ağır bir yemek yiyen ya da yatmadan önce gıda alımına devam eden kişiler, yemek sonrası görülen bu şikâyetleri sabah uyandıklarında da hissedebilir.

Göğüs ağrısı ile göğüs boşluğunda yanma hissi bazen hastalar tarafından ayırt edilemediğinden, reflü hastalarının özellikle akşamları yemeklerden sonra göğüs ağrısı şikâyeti ile acile servislere başvurduğu görülür.

BELİRTİLER CİDDİYETİ ORTAYA KOYAR
Reflü belirtileri olan kişilerin öncelikle kendi hayat kalitesi açısından bir doktora başvurmaları gerekir. Reflü tanısı ve ilk basamak tedavisi için her hastada endoskopik görüntüleme yapılması gerekli değildir. Kilo kaybı, kanlı kusma ve yutma güçlüğü gibi sindirim sistemi kanseri ile ilgili uyarıcı herhangi bir belirti olmaması halinde doktor, diyet önerileri ve uygun ilaç kombinasyonları ile reflü tedavisine başlayacaktır.

SİGARAYI BIRAK, KORSEDEN VAZGEÇ, STRESTEN UZAK DUR…
Birçok reflü hastasının tedavi sürecinde; öncelikle hayat tarzında yapacağı değişiklikler, diyet ve tabii ki ilaç tedavisi olumlu sonuç verir.

Hayat tarzı değişiklikleri
Yatağın baş tarafının yükseltmesi
Fazla kilo durumu varsa, ideal kiloya düşülmesi
Tüketiliyorsa, sigaranın ve alkolün bırakılması
Yemeklerden sonra en az üç saat yatar pozisyona geçilmemesi
Karın korsesi ve sıkı kemer gibi karın içi basıncını artıran uygulamalardan kaçınılması
Mideye yan etkisi olan ilaçların alınmaması
Stres, gerginlik gibi durumlardan uzak durulması
Diyet önerileri
Yağlı yemekler, çay, kahve, çikolata, asitli ve gazlı içecekler ve naneden kaçınılması
Kişinin bünyesine dokunan gıdalardan uzak durulması
Öğün miktarlarının azaltılması
Hayat tarzı değişiklikleri ve diyet önerilerinin yanı sıra mide asidini azaltıcı ve yemek borusuna kaçışı engelleyici ilaç tedavisine doktor kontrolünde başlanmalıdır.

CERRAHİ TEDAVİ NASIL YAPILIR?
Hayat tarzı değişiklikleri, diyet önerileri ve düzenli ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri tamamen geçmeyen ya da hiç bir cevap alınamayan hastalarda gerekli tetkikler yapıldıktan sonra cerrahi tedavi sürecine doktor tarafından karar verilir.

Cerrahi tedavi öncesinde yemek borusu ve midede hareket bozukluğu olup olmadığı, eşlik eden mide fıtığının reflü şikâyetlerine sebep olup olmadığı, varsa mide fıtığının büyüklüğü muhakkak belirlenmelidir. Standart cerrahi tedavi yaklaşımı laparoskopik yöntem olarak bilinen, karın duvarında bir büyük kesi olmasızın karın duvarından karın içine uzanan el aletleri ile ameliyat yapılmasıdır. Mide fıtığı olsun ya da olmasın öncelikle yemek borusunun göğüs boşluğundan geçtiği alan daraltılarak mide fıtığı onarımı eklenir. Büyük ya da geniş mide fıtıklarında o bölgeye yama konarak onarım desteklenir. Daha sonra mide, kapakçığın olduğu yemek borusu ile midenin geçiş noktası üzerine 360 derece ila 270 derece sarılır. Böylelikle yemek borusuna doğru kaçış önlenmiş olur.

TEDAVİ EDİLMEYEN REFLÜ KANSERE YOL AÇABİLİR
Cerrahi tedavi uygulanmaması halinde, reflüsü olan hastaların hayat boyu ilaç kullanması gerekebilir. Reflü hastalığının ilerlemesi ya da uzun süreli tedavi edilmemesi halinde yemek borusunda darlık ve kısalık, yemek borusunda tedavi edilemeyen özefajit ve ülser gelişimi, Barrett özefagus olarak bilinen yemek borusu-mide birleşim yerinde kanser gelişimi söz konusu olabilir. Bu nedenle reflü ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gereken önemli hastalıklardan biridir.


Önümüzdeki üç yıl içinde 50 milyar cihazın internete ve birbirine bağlantılı hale gelmesi bekleniyor. Global antivirüs yazılım kuruluşu ESET, bu gelişmeler ışığında, 2017’de bizi bekleyen dijital suç eğilimlerine ilişkin raporunu yayınladı.

Rapor yeni bir suç döneminin başlamasına dikkat çekiyor. Siber Suç 4.0 olarak tanımlanabilecek bu yeni dönemde internet bağlantılı akıllı cihazlar, siber suç nesnesi olmaya başlayacak. Otomobil, buzdolabı, televizyon gibi akıllanan cihazlar, siber suçlular tarafından fidye istemek amacıyla kullanılacak.

Soğuk bir sabah telefonunuzdaki uygulama ile kapınızın önünde duran internet bağlantılı akıllı arabanızı uzaktan, konforlu mutfağınızdan çalıştırmak istiyorsunuz, ancak araç çalışmıyor. Bunun yerine telefonunuzda, aracınızı yeniden etkinleştirmek için X miktar dijital para birimi ödemeniz gerektiğini söyleyen bir metin ile karşılaşıyorsunuz. ESET Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb, yeni dönemde olabilecekleri böyle özetliyor.

Bu tespitler, global antivirüs yazılım kuruluşu ESET’in dijital güvenlik konusunda hangi konuların ön plana çıkacağını irdeleyen “2017 Trendleri: Güvenlik ve fidye“ başlıklı raporunda yer alıyor.

RoT (Ransomware of Things): Nesnelerin Fidye Yazılımı
Cihazların internet bağlantılı olarak akıllanmasını ifade eden Nesnelerin İnterneti’den (Internet of Things - IoT) sonra şimdi de Nesnelerin Fidye Yazılımlarının (Ransomware of Things - RoT) ortaya çıkması bekleniyor. Taktik ve tekniklerini sürekli geliştiren siber suçlular; bilgisayarlar, telefon ve tabletlerden sonra bu kez internet bağlantılı akıllı cihazları siber suç nesnesi olarak kullanmayı hedefleyecek.

Saldırı yüzeyi genişliyor
ESET Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb, bu konudaki endişelerini şöyle aktarıyor: “2016 yılı fidye yazılımlarının doruk noktasına ulaştığı bir yıl oldu. 2017’de bunların artık daha farklı biçimlerini göreceğiz. Nesnelerin interneti insanlık adına pek çok kolaylık sunarken, ne yazık ki siber suçlular için de daha geniş bir saldırı yüzeyi oluşmasına yardımcı oluyor. Aslında bu anlattıklarımıza ilişkin örnekler de var. Geçtiğimiz yıllarda Wi-Fi bağlantılı çeşitli önde gelen Alman ve Japon otomobil üreticilerinin radyo sistemleri hacklenmiş ve kontrol edilemez hale getirilmişti. Bu örnek masum olmakla birlikte, gelecekte olabileceklere ilişkin güçlü bir ipucu vermektedir.“

Çapraz etkileşimler
2017'de çapraz etkileşim olasılığının da artacağına dikkat çeken Stehen Cobb, siber saldırganların, virüs bulaştırılmış IoT cihazlarını kilitleyerek çalışamaz duruma getirip fidye talep edebileceği gibi yine bu cihazlar yoluyla bir DDoS saldırısı düzenleyebileceğini ve bu yolla web siteleri ele geçirebileceklerini belirtiyor.

Bağlantılı hayat gelişiyor
2020 yılında 50 milyar cihazın internete ve birbirine bağlantılı hale gelmesi bekleniyor. Yine aynı dönemde otomobillerin de yüzde 90’ının internet bağlantılı hale dönüşeceği öngörülüyor. Ödeme işlemleri ise artan miktarda online ve mobil alanda geliştirilen finansal teknolojiler (fintech) üzerinden yapılacak.

Diğer tehditler
ESET raporunda yer alan diğer bilgilere göre, mobil cihazlara ilişkin koruma refleksinin henüz PC’ler düzeyinde olmaması nedeniyle 2017’de mobil cihazlara ilişkin tehditlerin artarak devam etmesi bekleniyor. Önemli bir başka saldırı noktası ise kritik altyapılar. Enerji santralleri, ulaşım ve sağlık sistemleri olağan hedeflere dönüşmüş durumda ve bu tür tehditler geniş kitlesel etkiye sahip olmaları nedeniyle büyük önem taşıyor.

Oyun konsolları da cazip hedef haline geldi
Yeni nesil video oyun konsolları artık nesnelerin interneti (IoT) kategorisine dahil ediliyor. Bu alan, büyük işlem kapasiteli cihazlarla birlikte, siber suçlular için geniş kullanıcı yelpazesine sahip çekici bir hedef haline geliyor. Oyun konsollarının masaüstü cihazlarla entegrasyonu da hesaba katılırsa, güvenlik hakkında yeni saldırı türlerinin ortaya çıkacağı öngörülüyor.

İnsan faktörü belirleyici
Tüm güvenlik tehdit ve önlemlerine karşın, siber güvenlik konusunda ‘insan faktörü‘ belirleyici olma özelliğini koruyor. Bu faktör, siber suçlular tarafından tehditleri yaygınlaştırmak amacıyla aktif olarak kullanılıyor ve kullanılmaya da devam edecek. Bu gerçekler doğrultusunda kullanıcıların ve işletmelerin güvenlik tehditlerine ilişkin mevcut bilgi ve bilinçlilik seviyesinin yükseltilmesi, 2017’de sıkça gündeme gelecek konulardan biri olacak.

2017 siber suç eğilimleri ilgili makale için:
http://www.welivesecurity.com/2016/12/15/eset-trends-2017-holding-security-ransom/


Bebeğini kucağına alan her anne ve baba, mutlu bir çocuk yetiştirmenin hayalini kurar. Ancak bazen iyi niyetle de olsa yapılan küçük bazı hatalar, çocukların gelişimlerine büyük darbeler vurur: Ebeveynlerin mükemmel anne-baba olmak takıntısı sebebiyle çocuk mutsuzluğa sürüklenebilir, tutarsız tepkiler ve her isteğini yerine getirme tutumu çocuğa ‘sınır’ sorunu yaşatabilir, ‘aşırı koruyuculuk’ yüzünden bir türlü kendini bulamayabilir ve ‘başarı’ baskısıyla öfke nöbetlerine girebilir!

Anne ve babaların iyi niyetle ya da yanlış yönlendirmelerle sergiledikleri bazı tutumların aslında çocuk yetiştirirken zorluk yaşanmasına neden olabileceğini vurgulayan Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Çocuk Gelişimi Uzmanı Birgül Bayoğlu, çocuk yetiştirirken yapılan hataları ve çözüm yollarını anlattı:

MÜKEMMELİYETÇİLİK ÇOCUĞA ZARAR: “Çok iyi anne - baba olmak” kaygısı hisseden ebeveynler çocukla sorun yaşayabilirler. Çocukla birlikte yaşarken güvenlik, sevgi ve iletişim dışında hiç bir konuda mükemmel tutum sergilemek beklenmemeli. Kendi becerilerinden mükemmellik bekleyen ebeveyn, çocuğa da bu beklentisini yansıtır. Mükemmeliyetçi yaklaşım, anne ve babayı yıprattığı gibi çocuğun duygusal gelişimine de zarar verir.

TUTARSIZ TEPKİLER ‘SINIR’ SORUNU YARATIYOR: Anne - babanın olaylar karşısında birbirlerinden farklı ya da kendi içlerinde tutarsız tepkileri çocuğun sınır sorunu yaşamasına neden olabilir. Çocuğun istek ve tepkilerine gösterilen anne baba tutumundaki farklılık aile üyeleri arasındaki iletişimi de olumsuz etkiyor.

KORUYUCU TUTUM BAŞARI DUYGUSUNU ENGELLİYOR: Güvenlik adına çocuğa “aşırı koruyucu” yaklaşan ebeveynler, çocuklarının öncelikle kendine güven olmak üzere gelişim becerilerinin kazanılmasını geciktirebilirler. Çocuklar, bebeklikten itibaren pek çok yaşantıyı kendi başlarına deneyimlemediklerinde başarı duygusunu tadamıyorlar.

HER İSTEĞİNİ YERİ GETİRMEK İYİ AİLE OLMAK DEMEK DEĞİL: Çocuğun her isteğini her zaman yerine getiren ebeveynler sınırlarını öğrenemeyen çocuklar yetiştirir. Çocukların davranışlarını, kendileri ve çevrelerine göre düzenlemeyi öğrenmeleri gerekiyor. Sabırlı olmak, saygı duymak ve empati kurmak önce aile içinde öğrenilir.

3 YAŞINDAN ÖNCE CEP TELEFONU GEÇ GELİŞİM DEMEK: Çocuğu oyalamanın en kolay ve rahat yolunun tablet ve cep telefonu olduğunu keşfeden ebeveynler, gerçekte dil gelişimi başta olmak üzere çocuklarının gelişimlerini olumsuz etkiler. Teknolojik araçlar 3 yaşından önce çocuklara yoğun olarak sunulduğunda öğrenme ve dikkat sorunlarına neden olabiliyor.

BAŞARI BASKISI ÖFKE PATLAMASI GETİRİYOR: Çocuğun duygularını göz ardı ederek, yüksek beklentiyle başarıya odaklı baskıcı - otoriter tutumlar, çocuğun duygusal gelişimini olumsuz etkiler ve çatışmaları artırır. Beklenti ve hedefler, çocuğun gelişimi ve duygusal durumu ile birlikte ele alınmalı. Duyguların yok sayılması öfke duygusunun artmasına yol açar.

MERAK DUYGUSUNU ‘HAYIR’ DİYEREK TÖRPÜLEMEYİN: Çocuğun davranışları ve isteklerine karşı gösterilen ilk tepkinin “hayır” olması, çocukla ebeveyn arasındaki çatışmayı artırır. İlk 2 yaş içinde çocuklar, doğal gelişimleri nedeniyle deneme yanılmalara ihtiyaç duyarlar. Çocuğu korumak, anne ve babanın ana görevi. Ancak güvenlik dışındaki istenmeyen davranışlar, sağlıklı iletişimle değiştirilmelidir.

OYUNU SİZ DEĞİL ÇOCUĞUNUZ YÖNLENDİRSİN: Çocuğuyla oyun oynarken, kendi karar ve düşünceleriyle oyunu yönlendiren ebeveynler, çocukla iletişimde zorluk yaşayabiliyor. Oyun; çocuğun duygu ve düş dünyasıdır, üstelik çocuğu tanımanın en iyi yoludur. Oyunda çocuğu sürekli engellemek, onaylamamak, isteği ve ilgisi dışında seçenekler sunmak çocuğu öfkelendirir, hırçınlaştırır.

ANNEYLE İLETİŞİMİ FARKLI BABAYLA FARKLI OLUR: Çocuğun babasıyla olan iletişim ve ilişkisine müdahale eden anneler, hem çocukla babanın ilişkisini etkiler hem de kendi beklentileri nedeniyle mutsuz olurlar. Ebeveynlerin birbirlerinden çocuk adına beklentileri, aile içinde huzursuzluğa neden olabileceği gibi; çocuğun anne ya da babasıyla arasındaki ilişkinin gelişimini de geciktirir. Ebeveynler güvenlik dışındaki konulara farklı bakış açısıyla yaklaşabilirler.

SORUSUNU İYİ ANLAMADAN YANIT VERMEYİN: Çocuktan gelen tepki, soru ve konuları kendi öngörüsüyle yanıtlayan ya da tepki veren ebeveynler, çocuğun gerçek duygu ve düşüncelerini fark edemiyorlar. Çocuğun sorularını ya da anlattıklarını soru sormadan bir sonuca bağlamak hatalı sonuçlara yol açar.

MUTLU ÇOCUKLAR İÇİN MUTLU EV ORTAMI

Sağlıklı çocuk yetiştirmenin en önemli koşulu, çocuğun gelişimi hakkında bilgi sahibi olmaktan geçiyor. Anne ve baba kendi çocuğunun gelişimini okuyarak, izleyerek, gerekirse uzmanlara danışarak öğrenmeli ve takip etmeli. Çocukların huzurlu, kendine güvenli, sosyal ilişkilerinde başarılı ve mutlu bireyler olması için huzurlu ve gelişimi destekleyen bir ev ortamı gerekiyor. Çocuğu teknolojiden ve televizyondan ilk üç yıl uzak tutmak, ona sosyal bir çevre sağlamak, onunla duygu odaklı iletişim kurmak ve çocuğa karşı duyarlı olmak; sağlıklı çocuk yetiştirmenin etkili yolları olarak görünüyor.

ANNE VE BABALARIN ÇOCUK YETİŞTİRİRKEN DÜŞTÜKLERİ HATALAR!
· Çokiyi hatta mükemmel anne ve baba olmaya çalışmak.· Bebeklikdöneminde onları korumak ya da disiplin kurmak adına, gün içindeki öğrenme deneyimlerini “ hayır” ile sık sık engellemek.· Anneya da baba olarak birbirinden farklı tutumlar sergilemek, benzer olaylardafarklı tepkiler vererek tutarsız davranmak.· Güvenlikadına “aşırı koruyucu” bir tavır sergilemek, çocuğun eli, ayağı, gözü ve düşüncesi olmak.· Çocuğunisteklerini zaman, yer, kişi ve uygunluk süzgecinden geçirmeden, anında yerine getirmek ya da önce ‘hayır’ deyip çocuğun tepkisinden bıkarak pes etmek.· Gerekçene olursa olsun çocukla ilgilenmek yerine ona tablet, TV, cep telefonu gibikolay sonuç alınan teknoloji araçlarını sunmak.· Çocuğunbaşarılı olmasına yönelik yüksek beklentileri yerine getirmesi için onunla baskıcı- otoriter bir tutumla iletişim kurmak.· Oyuniçin çocuğa zaman ayırmak ama oyun içinde çocuğu isteği dışında yönlendirmek, engellemek ve eleştirmek.· Babave annenin ortak düşünmesini ve ilgilenmesini beklemek.· Çocuğunsoru ve anlatımlarını, ayrıntıları öğrenmeden ebeveyn öngörüsüyle yanıtlamak yada çocuğu yönlendirmek.


Verem solunum yolu ile insandan insana bulaşır. Kan ile temas ve başka bir yolla akciğer tüberkülozu gelişmez. Hasta kişinin öksürmesi ile ortama yayılan tüberküloz mikrobu solunum yoluyla sağlıklı kişiye bulaşır ve hastalık süreci başlar.

Verem Belirtileri Nelerdir?
Uzun süren öksürük, kilo kaybı, gece terlemesi, iştahsızlık ve kan tükürme gibi semptomlarla verem hastalığının kendisini belli ettiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hülya Vatansev, tanısı konulabilen ve tedavisi mümkün olan verem hastalığından dolayı hala pek çok hastanın öldüğünü, eğitim eksikliği, yoksulluk, sağlık kurulusuna ulaşamama, tanı konulamaması, ilaç yokluğu, yetersiz tedavi ve ilaca dirençli tüberküloz nedeniyle ölüm sayısının çok olduğunu dile getirdi.

Yrd. Doç. Dr. Hülya Vatansev Dünya Sağlık Örgütü, 2014 yılında tüm dünyada 9,6 milyon yeni tüberküloz (verem) hastasının ortaya çıktığını, bunların 1 milyonunun çocuk olduğunu belirtti.

Verem Nasıl Teşhis Edilir?
Yapılan muayene sonuçlarında hastadan istenilen tetkikler sonucunda teşhis konur. Bu tetkikler; balgamın incelenmesi, kan tahlilleri ve akciğer grafisi olabilir. Bir diğer yöntem ise sabah hastadan alınan mide suyunun incelenmesidir.

Verem Tedavisi Nasıl Olur?
Günümüzde tedavisi mümkün kolay ve ucuzdur. Tedavisi başladıktan sonra en az 6 ay süreli devam eder. Tedavi süresi ve ilaçları kişiye göre değişiklik gösterir. Tedavi ile yaklaşık 15 günde bulaşıcılık sona erer.

Tanısı ve tedavisi var olan bir hastalıkta insanlar halen neden ölmektedir gibi bir sorunun cevabı; eğitim eksikliği, yoksulluk, sağlık kurulusuna ulaşamama, tanı konulamaması, ilaç yokluğu, yetersiz tedavi ve ilaca dirençli tüberküloz olmalı.

Ülkemizde verem savaş dispanserlerine ücretsiz ulaşılmaktadır. Tüberküloz hastalarının tetkik ve tedavileri ücretsizdir ve ilaçları devlet tarafından karşılanır.

Tedavisi mümkün olan bu hastalıktan en önemli korunma yolu B.C.G aşısıdır. Verem aşısı ülkemizde 1952 tarihinde yapılmaya başlamıştır. Sağlık kuruluşunda ücretsiz olarak yapılır.

Verem ‘den Korunma Yolları Nelerdir?
Verem ’den korunma yolları; veremli ve tedavi almayan hastalarla temastan kaçınılmalı, dengeli beslenmeli havasız yerlerde bulunulmamalı, öksüren hastalarla temas etmemeli, açık ve temiz havada dolaşmalıyız.

Her öksürük veremden kaynaklanmaz fakat uzamış öksürük de verem akla getirilmelidir.

Magazin

Haber TV

Medya

Cat-5

Cat-6

REKLAM