Cat-1

Cat-2

Cat-3

Cat-4

Son Yazılar

Türk insanı olarak damak tadımızın en önde gelen lezzetlerinden biri olan hamurişleri, hem severek tükettiğimiz hem de kilo aldırmasından çekindiğimiz gıdaların başında geliyor. 

Tam bu noktada Beslenme Uzmanı Diyetisyen Banu Topalakçı Salman, ev hanımlarına tam buğday unlu ve kepekli içerikleri kullanarak nasıl lezzetli hamurişleri yapabileceklerinin formülünü 5 özel tarifle veriyor…

Kış mevsiminde evlerimizde daha çok vakit geçirmeye başlamamız, sevdiklerimizle ellerimizle hazırladığımız lezzetli sofralarda buluşmamızla sonuçlanır çoğu zaman… Türk insanı olarak vazgeçemediğimiz hamurişleri ise bu sofraların adeta baştacıdır. Ancak biz Türk kadınları olarak hem lezzetten ödün vermek istemeyiz, hem de kilo almaktan çekiniriz. Beslenme Uzmanı Banu Topalakçı Salman'a göre, bu problemin en büyük çözümü, sağlıklı ve tok tutan içerikleri kullanarak farklı lezzetleri denemekte ve dengeli beslenmekte… Salman, kepekli galeta, mısır unlu poğaça, tahıllı ekmek, tam buğday unlu lavaş ve tam buğday unlu dızmana gibi özel tariflerinin yanı sıra önerilerini şöyle sıralıyor:

Özel karışımlar kullanın, tahıl oranını da artırın!

"Piyasada örneğin Yuva Maya'nın geliştirdiği Simit Karışımı ve Poğaça Karışımı gibi ürünlerin yanı sıra Glutensiz Ekmek Karışımı, Glutensiz Kek Karışımı gibi glutensiz beslenmeye uygun özel karışımlar yer alıyor. Bu karışımlarla evinizde rahatça uygulayabileceğiniz tariflerle örneğin, kabaklı kiş, ıspanaklı turta, yulaflı kurabiye, yulaflı muffin, yulaflı cup cake, kepekli simit ve poğaçalar yapabiliyorsunuz. Lifi ve tahıl oranını artırarak ama farklı baharat ve lezzet katan gıdalar da ekleyerek sofralarda hem sağlıktan hem de lezzetten ödün vermiyorsunuz…"

İŞTE CAZİP 5 ÖRNEK HAMURİŞİ TARİFİ

1- KEPEKLİ GALETA (6 kişilik)

MALZEMELER
Hamur:
• 1,5 su bardağı ince kepek (100 g)
• 3,5 su bardağı buğday unu (400 g)
• 1 paket Yuva instant kuru maya (11g)
• 3 yemek kaşığı zeytinyağı (30 g)
• 1 tatlı kaşığı şeker (10 g)
• 2 çay kaşığı tuz (7,5 g)
Üzeri için:
• 3 su bardağı su (500 ml)
• 2 su bardağı kalın kepek (200 g)
HAZIRLANIŞI
Malzemelerin tamamını karıştırın ve pürüzsüz bir hamur olana kadar yoğurun. Hamuru cevizden küçük (30g) parçalara bölün, yuvarlayın. Her bir parçayı fırın tepsisi boyutunda, çubuk şeklinde uzatın. Soğuk suya daldırın ve kalın kepeğe bulayın. Yağlanmış fırın tepsisine dizin. Oda sıcaklığında (25-28°C) kabarana kadar mayalandırın. Önceden ısıtılmış 160-170°C ısılı fırında 30-35 dakika galetalar kuruyana kadar pişirin.

2- MISIR UNLU POĞAÇA (6 kişilik)

MALZEMELER
Hamur:
• 1 su bardağı + 1 kahve fincanı mısır unu (150 g)
• 3,5 su bardağı buğday (350 g)
• ½ paket Yuva yaş maya (21 g)
• 1 su bardağı light süt (200 ml)
• ½ çay bardağı ılık su (50 ml)
• 3 yemek kaşığı zeytinyağı (25 g)
• 1 yemek kaşığı light margarin (25 g)
• 1 adet yumurta
• 1 tatlı kaşığı tuz (10 g)
• 1 tatlı kaşığı şeker (10 g)
Üzeri için:
• 1 adet yumurta
• Çörek otu
İç malzeme:
• Lor peyniri + light beyaz peynir karışımı (200g)
• 5-10 dal yeşil soğan (sadece yeşil yaprakları)
HAZIRLANIŞI
Hamur malzemelerinin tamamını karıştırın ve kulak memesi yumuşaklığında bir hamur olana kadar yoğurun. Hamuru 10 dakika dinlendirin. 70 g'lık parçalara bölün. Her bir bezeyi yuvarlayın. Bezelerin üzerini nemli bir bezle kapatın ve 5-10 dakika dinlendirin. Soğanları ince ince kıyın, lor-peynir karışımına ekleyin ve karıştırın. Hamur bezelerini çay tabağı büyüklüğünde açın ve ortalarına peynirli karışımdan koyup, poğaça şeklinde kapatın. Yağlanmış tepsiye dizin. Tepsinin üzerini nemli bir bezle kapatıp oda sıcaklığında (25-28°C) kabarana kadar mayalandırın. Üzerine çırpılmış yumurta sürün, çörek otu serpin. Önceden ısıtılmış 170-180°C ısılı fırında 15 dakika pişirin.

3- TAM BUĞDAY UNLU LAVAŞ (4 kişilik)

MALZEMELER
Hamur:
• 2,5 su bardağı tam buğday unu (300g)
• 1 paket Yuva instant kuru maya (11 g)
• 1 su bardağı + 1 çay bardağı çavdar unu (187,5g)
• 2 yemek kaşığı yulaf kepeği (12,5g)
• 2 çay kaşığı tuz (7,5 g) (isteğe bağlı)
• 1,5 su bardağı + 1 kahve fincanı su (320g)
HAZIRLANIŞI
Hamur malzemelerinin tamamını karıştırın ve pürüzsüz bir hamur olana kadar yoğurun. Hamurunuzu 10 dakika dinlendirin. 90 g'lık parçalara bölün, yuvarlayın ve üzerini kapatarak 5 dakika dinlendirin. Hamurları pasta tabağı büyüklüğünde merdane ile açın (fazla un kullanmayın). Açılan hamurların üzerini ince bir bezle kaparatak 15-20 dakika bekletin. Büyük boy teflon tavayı ocakta ısıtın. Lavaşların her iki yüzü pişene kadar alt-üst ederek pişirin. Pişen lavaşlarınızı kurumaması için bir bezin arasına üst üste koyup, sarın.

4- TAHILLI EKMEK (4 kişilik)

MALZEMELER
Hamur:
• 1 su bardağı+1yemek kaşığı çavdar unu (125 g)
• 2 su bardağı tam buğday unu(200g)
• 1su bardağı +2 yemek kaşığı beyaz un (150g)
• 4 yemek kaşığı yulaf kepeği (25g)
• ½ paket Yuva yaş maya (25g)
• 2 çay kaşığı tuz (7,5g) (isteğe bağlı)
• 2 yemek kaşığı keten tohumu (25g)
• 2 yemek kaşığı yulaf ezmesi (50g)
• 1,5 su bardağı+1 kahve fincanı su (38°C) (320ml)
HAZIRLANIŞI
Çavdar unu, tam buğday un, yulaf kepeği, yaş yuva maya ve ılık suyu karıştırın ve yoğurun. Yoğurmanın tamamlanmasına birkaç dakika kala keten tohumu ve yulaf ezmesini ekleyin. Homojen olana kadar yoğurun. Hamuru 10 dakika dinlendirin. Hamurunuza somun ekmeği şekli verip, dikdörtgen teflon kalıbını yağlayın, hamuru kalıba yerleştirin, üzerini nemli bir bezle kapatın. Oda sıcaklığında(25-28°C) iki kat kabarana kadar mayalandırın. Önceden ısıttığınız 200-210°C'lik fırına kalıbı yerleştirin, üzerine ve fırının içine su püskürtün (kabuk tutmaması ve daha iyi kabarması için). 25-30 dakika pişirin. Pişen ekmeği kalıptan çıkarın ve bir bezin arasına sarın.

5- TAM BUĞDAY UNLU DIZMANA (6 kişilik)

MALZEMELER
Hamur:
• 4 su bardağı tam buğday unu (500 g)
• ½ paket Yuva yaş maya (25 g)
• 5 yemek kaşığı zeytinyağı (50 g)
• 1 su bardağı light süt (200 ml)
• ½ su bardağı ılık su (85 ml)
Garnitür:
• Lor peyniri (150 g )
• Light beyaz peynir (50g)
Sos:
• Light yoğurt (200 g)
• 1 adet yumurta
• Ayçiçek yağı ( istenmezse konulmayabilir) (50 g)
HAZIRLANIŞI
Hamur malzemelerinin tamamını karıştırın ve yumuşak, pürüzsüz bir hamur olana kadar yoğurun. Hamuru 10 -15 dakika dinlendirin. Hamuru 3 parçaya bölün. Her bir parçayı 10x30cm ebatında elinizi hafif yağlayıp, bastırarak bir cm kalınlığında açın. Üzerine peynir karışımını yerleştirin ve hamuru karşılıklı iki ucundan tutarak kapatın. Hamurları 3-4 cm eninde parçalara bölün. Yağlanmış tespiye aralarında birer parmak boşluk kalacak şekilde yan yana yerleştirin. Üzerlerine elinizle hafifçe bastırın. Üzerini nemli bir bez ile kapatarak oda sıcaklığında (25-28°C) iki kat kabarana kadar mayalandırın. Mayalanan hamurun üzerine, çırpılmış yumurta, yoğurt ve ayçiçek yağı karışımını yayın. Önceden ısıtılmış 180-190°C ısılı fırında alt üst kızarana kadar 25-30 dakika pişirin.

1 Temmuz’dan itibaren az tehlikeli ve 50’den az çalışanı olan kamu, özel tüm işyerlerine iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu geliyor. Manavından fırınına, pastanecisinden, taksicisine, mobilyacısından giyim eşyası satanlara kadar bir kişi bile çalıştırsa binlerce işyeri için yeni dönem başlıyor.

1 Temmuz’da, on binlerce işletmeyi ilgilendiren önemli bir uygulama başlıyor. Bu tarihten itibaren, bir kişi bile çalıştıran işyerlerine, iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu geliyor.

Konunun detayına girmeden önce bir özet yapayım. İş kazalarını önlemek amacıyla 2012 yılında, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkartıldı. Her iş yerinde bir iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimi bulundurma zorunluluğu getiren kanun kapsamında da işyerleri; az tehlikeli, tehlikeli, çok tehlikeli olmak üzere üç gruba ayrılarak işletmelere, zorunlu uygulama için geçiş süresi tanındı. 50 kişinin altında çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli işyerleri için hekim ve iş güvenliği uzmanı istihdam etme zorunluluğu, 2014’ün Ocak ayında başladı. Daha açık şöyle anlatayım. İş yeriniz tehlikeli ya da çok tehlikeli sınıftaysa ve çalışan sayınız da 50’nin üstündeyse, iki buçuk yıldır iş güvenliği uzmanı ile hekim istihdam ediyorsunuz demektir.

KAMU VE ÖZEL SEKTÖR
Kanunda öngörülen geçiş sürecinin son aşaması da 1 Temmuz’da tamamlanıyor ve bu tarihten itibaren ister kamu olsun ister özel, az tehlikeli ve 50’den az çalışanı olan tüm işyerleri için zorunluluk başlıyor. Böylece, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da resmen uygulama girmiş oluyor. Yeni uygulama kaç işletmeyi ilgilendiriyor diye baktım. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre, bu yılın Mart ayında toplam işyeri sayısı 1,7 milyonun biraz üzerinde. 50’den az çalışanı olan işletme sayısı ise, 1 milyon 654 bin. Bunların yarısı az tehlikeli işlerde faaliyet gösterse, kabaca, hekim ve iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu 500 bin işletmeyi yakından ilgilendiriyor diyebiliriz.

CEZASI 13 BİN LİRA
Yeri gelmişken şunu da belirteyim: Yeni düzenlemede, 10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli işyerlerine bazı esneklik de tanınıyor. İşverenin kendisi ya da görevlendireceği bir kişi, gerekli eğitimleri almak kaydıyla; işe giriş ve periyodik muayeneler, tetkikler hariç, iş sağlığı ve güvenliği hizmetini kendi yürütebilecek. Peki, kanunda belirtilen kurallara uymamanın cezası nedir? 5 bin lira ila 10 bin lira arasında değişiyor, ancak hem iş güvenliği uzmanı hem de hekim için ayrı ayrı ve istihdam edilmeyen her ay için ceza katlanarak artıyor; aylık 13 bin liraya kadar çıkabiliyor.

YÜZLERCE MESLEK VE BİNLERCE İŞYERİ

1 Temmuz’da zorunlu olarak iş güvenliği uzmanı ve hekim istihdam edecek az tehlikeli işyerleri; tarımdan gıdaya, mobilyadan otomotive, elektronikten taşımacılığa kadar yüzlerce mesleği kapsıyor. Belli başlıları ise şöyle: Meyve-sebze yetiştiriciliği-depolanması-satılması, tohumculuk, ormancılık, tahıl ürünleri ile ilgili tüm işyerleri, dondurulmuş gıda üretimi, ekmek fırınları, pastaneler, manavlar, makarna üreticileri, çikolata-kakao ve şekerleme ürünleri imalatı-depolanması-satışı, çay ve kahve üretimi, tüm içecek ürünlerinin üretimi-satışı, halıcılar, mobilyacılar, tüm tekstil-konfeksiyon üretimi ve satışı yapan işyerleri, ayakkabıcılar, müzik aleti üreticileri, elektrikçiler, oto bayileri, oto yedek parçacıları, nalburlar, bilgisayar ile ilgili tüm işler, oyuncak üretici ve satıcıları, müzayede şirketleri, su ticareti yapan şirketler, eczaneler, taksiler, araç kiralama şirketleri, her türlü nakliye işi yapan şirketler.

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ RESMEN BAŞLADI

* Kamu, özel tüm işyerleri, iş güvenliği uzmanı ve hekim çalıştırmak zorunda.
* İşyerleri faaliyetlerine göre; tehlikeli, çok tehlikeli, az tehlikeli olmak üzere üç gruba ayrılıyor.*
* Tüm işyerleri iş kazası ve meslek hastalığına karşı risk değerlendirmesi yapacak.
* 10’dan az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinin iş güvenliği konusundaki giderlerini devlet destekleyecek.
* İşverenler Ortak Sağlı ve Güvenlik Birimlerinden (OSGB) hizmet alabilecek.
* Tüm işyerleri acil eylem planı hazırlayacak.
* Çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitim verilmesi zorunlu. Çok tehlikeli işlerde çalışanlar mesleki eğitim ve belge alacak.

Oruç tutmanın sağlıklı kişiler için pek çok yararı var. Bedenimizi ve irademizi disipline sokarken ruhsal açıdan da kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayabiliyor. Ancak ani biçimde değişen beslenme alışkanlığı ve özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazan oruçlarındaki açlık süresinin çok uzun olması metabolizmamızı biraz zorlayabilir. 

Oruç tutan sağlıklı kişilerde sık görülebilen sorunların başında kilo alımı veya kilo kaybı, hazımsızlık, kabızlık, halsizlik, baş ağrısı geldiğini söyleyen Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek "Ramazan'da yeterli ve dengeli beslenmemek ve beraberinde gelen hareketsizlik sonucunda hızla kilo alma riski ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle Ramazan ayını rahat ve sağlıklı geçirebilmek için doğru ve sağlıklı beslenmek çok önemlidir" diyor…

Mideye yüklenip sağlınızdan olmayın: Gün boyu aç kalan mideye iftarda birden yüklenmek, birçok sağlık sorunu için zemin hazırlar. Özellikle de kan şekerinde ani yükselme, yüksek tansiyon atağı ve beyin kanaması gibi hastalıkların riski artar. Bu nedenle iftar yemeğine kahvaltılık yiyecekler ve çorba ile başlayıp 10–15 dakika ara verdikten sonra ana yemeğe geçilmelidir. Bu süre zarfında mide rahatlar, sindirim için gerekli hazırlıklarına başlar ve ayrıca daha az yemekle doymak mümkün olur. Ana yemek olarak etli veya etsiz sebze yemekleri, makarna veya pilav, yoğurt, salata ile devam edilebilir. Mümkün olduğunca protein içeriği yüksek, karbonhidrat ve yağ içeriği daha az olan besinler tüketilmelidir.

Kızartmayın, haşlayın: Et, balık, tavuk ve kuru baklagillerle hazırlanmış yemekler sağlıklı ve uzun süre tokluk hissi sağlayacak besinlerdir. Börek, çörek, kızartmalar, şerbetli tatlılar ve Ramazan sofralarının vazgeçilmezi olan pideler başlıca karbonhidrat içeren besinlerdir ve kan şekerini hızla yükseltir. Ayrıca uzun süre tokluk hissi sağlamadıkları gibi çabuk acıkmaya da yol açabilir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya mevsim meyvelerinden yapılan tatlılar tercih edilmelidir. Çok tuzlu salamura gıdaların ve şarküteri ürünlerinin tüketiminden kaçınılmalıdır. Sebzeler ve et yemekleri kızartma yerine haşlama şeklinde hazırlanmalıdır. İftar ile sahur arasında en azından 2 öğün yapmak, yavaş ve sık aralıklı beslenmiş olmayı sağlayacak ve sindirim sistemi için de ek bir yük oluşturmayacaktır.

İftardan sonra hemen yatmayın: İftar sonrası oluşan rehavetle hemen yatmak veya birkaç saat yatıp hemen ardından sahur için kalkmak sindirim sistemi için önemli bir yük oluşturur. Hazımsızlık, kabızlık, şişkinlik gibi şikayetlere davetiye çıkarır. Zaten reflüsü olanların yakınmaları artabileceği gibi, böyle bir hastalığı olmayan bireylerde de reflü şikayetleri gelişebilir. Yemek ile yatma arasında 1.5-2 saat olması bu şikayetlerin gelişmesini önlemeye yardımcı olacaktır. Bu nedenle iftar sonrası hemen yatılmamalıdır. Şayet yapabiliyorsak, yarım saatlik bir yürüme sindirim ve kan dolaşımı sistemimiz açısından çok yararlı olacaktır.

Sahur yapmayı ihmal etmeyin: Sahura kalkmadan oruç tutmak veya uykuyu bölmemek için sahurda sadece su içip yatmak yapılan en büyük hatalardandır. Ayrıca sindirim fizyolojisine de uygun değildir. Sahura mutlaka kalkılmalı, midemizi hem rahat hem de tok tutacak yumurta, zeytin, az yağlı ve tuzlu peynir, yoğurt, çiğ sebzeler, komposto ve tahıllı-kepekli ekmek gibi besinler tüketilmelidir. Doygunluk hissini arttıracağı sanılarak hamur işlerinden oluşan gıdaların tüketilmesi de yanlıştır.

Bol bol su için: Günlük sıvı alımı 2.5-3 litre düzeylerinde olmalıdır. Sıvılar arasında sağlıklı ve ilk tercih edilmesi gereken su olmalıdır. Ayrıca ayran, komposto suları, açık çay, ıhlamur da bol bol tüketilebilir. Gazlı içecekler ve bol şekerli hazır meyve suları ve soda tüketimi daha çok hararet yapabileceği ve vücudun tuz yükünü arttırabileceği için önerilmiyor.

Herbalife Türkiye Danışman Diyetisyeni Canan Aksoy, Türk tüketicilerinin ürün etiketlerindeki besin değeri bilgilerine bakmayı unuttuğunu belirtti. Aksoy, paketli bir ürünü alırken ilk önce porsiyon başına besin öğelerine bakılması gerektiğinin altını çizdi. Bu konuda yeterli bilincin gelişmediğini belirten Aksoy, besin etiketlerini doğru okumanın şifrelerini verdi

Besinleri satın alırken ürünlerin arkasındaki etiketlerde yer alan bilgileri 'doğru okumak' sağlıklı yaşam açısından hayati önem taşıyor. Türk tüketicisinde 'etiket okuma' konusunda son yıllarda gözle görülür bir ilerleme olsa da bilinçlenme düzeyi henüz istenilen seviyede değil. 2012 yılında İstanbul'da 500 kişi üzerinde yapılan bir çalışmadan anekdotlar veren Herbalife Türkiye Danışman Diyetisyeni Canan Aksoy, etiket bilgileri içinde en çok okunan beş bilginin sırasıyla "son kullanma tarihi, üretim tarihi, raf ömrü, ürünün adı ve markası ve son olarak da içindeki maddeler" olduğunu vurguladı.

Yazıların küçük olması ilgiyi azaltıyor
Canan Aksoy, besin değeri bilgileri içinde en fazla okunan bölümün ise enerji–kalori değeri, protein ve vitamin içeriği, lif-posa miktarı, az yağlı, light, iyi posa kaynağı gibi ibareler ve karbonhidrat oranı olduğuna dikkat çekti. Aksoy, çalışmayla ilgili şu tespitlerde bulundu: "Bu çalışmanın gösterdiği en güzel cevap son kullanma tarihi ve raf ömrü konusunda bilinç düzeyinin arttığıdır. Besin değeri bilgilerinin ise çalışmaya katılanların daha az ilgisini çektiği görülmüştür. 'Neden daha az ilgimizi çekiyor' sorusuna; yazıların küçük olması, zor anlaşılır olması, porsiyon oranlarına yer verilmemesi gibi pek çok cevap bulunuyor."

Paketli ürünü almadan besin değerlerine bakın
Herbalife Türkiye Danışman Diyetisyeni Canan Aksoy, paketli bir ürünü alırken ilk olarak porsiyon başına sahip olduğu besin öğelerine bakılmasını önerdi. Aksoy, porsiyonların nasıl doğru anlaşılacağıyla ilgili şu örneği verdi: "Makarnayı düşünelim, genelde 500 gramlık kutularda satılır ve 500 gramın hepsini bir öğünde tüketmediğimize göre bütün kutunun enerjisi işimize yaramaz. Size önerilen tüketim miktarı 30 gramla 100 gram arasında değişiyor olabilir. Bunun sebebi hepimizin kilosunun, boyunun, harcadığı enerjinin farklı olması ve bu farkın porsiyon miktarlarımıza yansımasıdır. Belirtilen porsiyonla doyup doymayacağınız sizinle ilgilidir. Bu durumda en iyisi bir porsiyon ölçüsünü önce bir deneyip size yeterli gelip gelmediğini denemenizdir. Bir porsiyon ölçüsü yetmediğinde size yeterli gelen miktarı hesaplayıp aldığınız kaloriyi ona göre hesaplamanız gerekecektir. Bu şekilde vücudunuzun ihtiyacı olan kaloriyi belirleyip ona göre hareket edebilirsiniz."

Doymuş yağı az olan ürünleri seçin
Kalori alımını üç besin öğesinin etkilediğini vurgulayan Diyetisyen Aksoy, bunların sırasıyla karbonhidrat, protein, yağ miktarları (ve var ise alkol) olduğunu belirtti. Her besinin bu maddeleri içerme miktarının farklı olacağına dikkat çeken Aksoy, bunlara olan ihtiyacın da kişiden kişiye değişiklik göstereceğini söyledi. Aksoy, şu önerilerde bulundu: "İçerdiği miktarlardan çok, besin öğelerinin kaynaklarına dikkat etmemiz gerekir. Karbonhidrat kaynağı olarak ne kadar şeker kullanıldığı önemlidir. Şekerden gelen oran yüksekse kalori yükselir ve çabuk acıkmanızı sağlayan bir ürün olabilir. Yağ kısmına gelecek olursak; doymuş yağdan gelen orana bakmamız gerekir. Doymuş yağ kullanımı olmayan veya çok az olan ürünleri tercih etmek daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Ancak unutmayın ki, hayvansal kaynaklı bir ürün alıyorsanız doymuş yağı hiç bulundurmaması mümkün olmayacaktır."

Light ürün kalorisiz anlamına gelmez
Light ürün amblemi olan ürünlerde, genel olarak eşdeğer başka bir ürüne göre enerjisi yüzde 30 veya yağ oranı yüzde 50 oranında azaltılmış ürünlerin söz konusu olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Aksoy, light üründe kalori hesabıyla ilgili şu örneği verdi: "Mesela 1 paket bisküvi 400 kaloriyken light bisküvilerde bu değer 280 kalori civarına düşmektedir. Bu light ürünlerin kalorisi hiç yok anlamına gelmez ve bu yüzden light ürünleri tüketirken de dikkatli ve bilinçli olmamız gerekmektedir."

Saklanma yeri de son kullanma tarihi kadar önemli
Etiket bilgilerini okurken, son kullanma tarihi kadar ürünün nasıl korunacağı bilgisinin de mutlaka okunması gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Aksoy, "Buzdolabında veya karanlıkta saklanması gibi önerileri sağlığınız için gözardı etmeyin. Evde beklettiğiniz ürünleri de tüketmeden önce tekrar son kullanma tarihlerini gözden geçirmeniz faydalı olacaktır" ifadesini kullandı.


PORSİYON ÜRÜN İÇİN GÜNLÜK KALORİ HESAPLAMASI  Bazı besin etiketlerinin üzerinde yüzdeyle anlatılan bir bölüm yer alır. Bu bölüm bir porsiyon ürünü tükettiğinizde ortalama günlük almanız gereken miktarın yüzde kaçını aldığınızı anlamanıza yardımcı olmak üzere hazırlanır. Herbalife Türkiye Danışman Diyetisyeni Canan Aksoy, yukarıdaki örnek tabloya göre bir porsiyon ürünün günlük kalori hesaplamasını şöyle yaptı: "Bu tablodaki besinin bir porsiyonu 125 gramdır, bu miktardaki ürün 64 kaloridir ve ortalama günlük almamız gereken enerjinin yüzde 3'ünü sağlamaktadır diyebiliriz. Bu değerler genelde 2 bin kalori alan bireyler için hesaplanmıştır. Kişinin günlük enerji-kalori ihtiyacına göre besin etiketinde yazan bu yüzdesel değerler değişebilmektedir. Bu ve benzeri etiketlerde belirtilen değerlerin size ortalama bir fikir vermek için yazıldıklarını lütfen unutmayın. Satın aldığınız ürünün içinde bulunan vitamin- mineral oranlarının yanında da bu yüzdesel değerleri belirtmiş olabilir. Yine bu değerler bir porsiyon ürünün, ortalama 2 bin kalori alan bir bireyin vitamin-mineral ihtiyacının ne kadarını karşıladığını göstermek için hesaplanmıştır."


Türkiye’nin önde gelen klima üreticilerinden Baymak, meteorolojinin sıcak hava alarmı vermesinin ardından klima kullanıcıları için yararlı bilgileri açıkladı. 

Baymak Yöneticisi Volkan Binzet klimanın sağlıklı, ekonomik ve güvenilir kullanımı için dikkat edilmesi gereken noktaları şu şekilde sıraladı.

Klima kullanırken en önemlisi sağlığınıza dikkat edin
• Klima kullanırken dikkat edilmesi gereken konuların en başında direkt klima havasına maruz kalınmaması geliyor. Klimanın üflediği serin hava, yakın mesafeden bir insanın üzerine vurmamalıdır. Özellikle çocuklar ve yaşlılar için cihazdan çıkan havanın doğrudan temas etmesi rahatsız edici ve hastalıklara yol açıcı olabilir.

• Ani ve hızlı sıcaklık değişimlerinden uzak durulmalıdır. Aksi durumlar insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Örneğin klima soğutma modunda çalıştırırken çok düşük sıcaklığa ayarlanmamalıdır. Bu durum sağlık anlamında olumsuz etkiler doğurmanın yanında enerji tüketimini de arttıracaktır. Rahat edeceğiniz en yüksek sıcaklığı seçmeniz en iyi yöntem olacaktır. Bu sıcaklık Türkiye koşullarında 24-26°C’lerdedir.

• Klima kullanılan mekanlardaki sıcaklıkla dış ortam sıcaklığı arasında 6-7 dereceyi geçmeyecek bir fark olmalıdır. İki ortam arasındaki farkın fazla olması mekana giren çıkan kişilerin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Aynı zamanda mekanın soğutulması için düşürülen her bir derece klimanın elektrik tüketimini % 5 arttıracaktır.

• Klima bakım işlemlerinin yanında rutin filtre temizliği hem sağlık hem de performans açısından büyük önem taşımaktadır. Klimanın havayı yabancı ve zararlı maddelerden arındırabilmesi için filtrelerin üretici firmanın tavsiyesine uygun aralıklarla temizlenmesi gerekmektedir. Bilhassa fazla tozlu ortamların filtreleri her fırsatta, uzun süre çalıştırılmamış olan cihazların filtreleri de kullanımdan önce yıkanmalıdır. Bu işlemin rahat uygulanabilmesi için klimanızın filtreleri temizlik için kolay çıkarılabilir olmalıdır.

• Klimanızın üfleme hızını gereğinden yüksek tutmayın.

Serinlerken Faturalara dikkat
• Tasarruf etmek ve karbondioksit salınımı düşürerek çevreyi korumak için ECO moduna sahip cihazlar tercih edilmeli ve cihazlar ECO modda kullanılmalıdır.

• Klimanızın iç ünitesinin hava giriş çıkışının perde ve mobilyalar ile kapanmamasına dikkat edilmelidir. Klimanın sağlıklı şekilde çalışabilmesi için dış ünite fanına hava girişi mutlaka rahat bir şekilde olmalıdır. Mümkünse dış ünite binanın daha gölgeli tarafına monte edilmiş olmalıdır. Bu sayede cihazın yaz aylarında daha az zorlanması ve daha az enerji sarfiyatı sağlanacaktır.

• Daha az enerji sarfiyatı için; çok sıcak günlerde perde, jaluzi ve kepenkler ile mekandan içeri giren güneşin ısısını keserek enerji tasarrufu yapabilirsiniz.

• Çok sıcak olmayan ama çok nemli günlerde klimanızı nem alma modunda çalıştırabilirsiniz. Bu özellik sayesinde ortamdaki nem miktarı azaltılıp konforlu bir ortam yaratılacaktır.

• Klimanızı amacı dışında, örneğin kurutma, yiyecek ısıtma/soğutma için kullanılmamalıdır.

• Pencere-Balkon kapısı açıldığında klimanın durmasını sağlayacak tertibatlar kullanılması özellikle yazlık evlerde önemli derecede enerji tasarrufu sağlayacaktır.

• Dışardaki hava sıcaklığı düştüğünde; klimanızı kapatmayı unutmayınız, fazladan çalıştırdığınız her dakika boşuna enerji sarfiyatına neden olacaktır.

• Yalıtımı zayıf eski bir binadaysanız; yalıtımı güncel şartlara uyacak şekilde iyileştirin. Burada iyi yalıtım sağlayan ürünler kullanın.

Rutin bakım şartlarına ve kullanım talimatlarına uymak önemli
• Klimanızın kullanım ömrünün uzatılabilmesi için ‘Kullanım Talimatlarına’ uyum çok önemlidir. Her marka ve modelin kendine özgü kullanım kuralları bulunmaktadır. Bu nedenle Kullanım Talimatlarında yazanlara, Yetkili Bayi ve Servislerin yaptığı bilgilendirmelere harfiyen uyulmalıdır.

• Üründen yüksek performans alınabilmesi ve optimum şekilde çalışabilmesi için bakım işlemleri çok önemlidir ve kesinlikle aksatılmamalıdır. Düzenli olarak yapılan bu bakımlar harcanan enerjiden de tasarruf etmenizi sağlayacaktır.

• Olası arıza durumlarında cihaz üzerinde beliren arıza kodu not alınıp bekleme konumuna alınmalı ya da cihaz sigortasından devre dışı bırakılmalıdır. Bakım/Onarım konusunda yetkili olmayan kişiler kesinlikle müdahalede bulunmamalı yetkili servis personeli talep edilmelidir.

• Herhangi bir nedenden dolayı ek bir aksesuar alınacak ya da yedek parça kullanılacak olunursa mutlaka markanın orijinal ve kullanılan modele uygun ürünleri tercih edilmelidir.

• Klimanızın yılda iki kere periyodik bakımı yapılmalıdır.


Devlete vergi ve ceza borcu olan mükellefler, 15 Temmuz ile 18 Ağustos tarihleri arasında Türkiye genelindeki vergi dairelerinde, 1 Eylül'den itibaren de Gelir İdaresi Başkanlığı'nın internet sitesinde ilan edilecek.

Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yer alan vergi usul kanunu genel tebliğine göre, açıklama kapsamına, her bir vergi dairesine 250,000 TL ve daha fazla borcu olan veya bu tutar ve üzerinde kesinleşen vergi ve cezası bulunan mükellefler alınacak.

Tebliğe göre, açıklamada, 31 Aralık 2015 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde 30 Haziran tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan ve nev'i itibarıyla 293 sayılı vergi usul kanunu genel tebliği ile açıklama kapsamına alındığı belirtilen vergi ve cezalar ile 1 Haziran 2015-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında kesinleşen tarhiyatların dikkate alınacak.


ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, katıldığı iftar programında ABD’ye kabul edilen mültecilerin herhangi bir tehdit unsuru olmadığını belirterek, insanları dinleri veya ülkelerine göre ayırt etmenin ABD değerleriyle uyuşmadığını söyledi. İftar programına ABD’li ünlü oyuncu Angelina Jolie de katıldı.

ABD Dışişleri Bakanı Kerry ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Özel Temsilcisi Angelina Jolie, Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla Dulles Bölgesi Müslüman Toplumunun (ADAMS) organize ettiği iftar programında konuştu.

Konuşmasına "Selamün aleyküm" diyerek başlayan Kerry, Müslüman dünyasının en kutsal ayını kutladıklarını hatırlatarak "Ramazan-ı Kerim" ifadesini kullandı.

Dünya Mülteciler Günü sebebiyle konuşmasında bu konu üzerine yoğunlaşan Kerry, dünya genelinde mülteci sayısındaki artışa dikkati çekmek için “Bütün mültecileri tek bir ülkede toplasak dünyanın en kalabalık 22'nci ülkesi olacak” diye konuştu.

Kerry, ABD’ye kabul edilen mültecilerin ülke güvenliği için tehdit unsuru olduğu yönündeki görüşlere de sert tepki göstererek, “Belli bir gözetime tabi tutulduktan sonra ABD'ye alınmış bu mültecilerin ülkemiz için herhangi bir tehdit unsuru olması söz konusu dahi değildir. Bu insanların bir tehdit unsuru olduğu yönünde hiçbir delil yoktur. Mülteciler, toplumumuz içinde bulunan herhangi bir gruptan daha tehlikeli değildir” dedi.

John Kerry ve Angelina Jolie iftar programına katıldı

Kerry, insanları doğdukları ülke ya da dinlerine göre ayırt etmenin ABD’nin üzerine kurulduğu değerlerle örtüşmediğini söyledi.

Müslümanlara karşı nefret söylemi üretmenin terörist grupların çıkarına olduğuna dikkati çeken Kerry şunları kaydetti:


“Müslümanlara nefret kusmak, onları hedef haline getirmek terörist grupların çıkarına işlemektedir. ABD ve İslam arasında sanki bir savaş varmış havası uyandırmaya çalışıyorlar ve bu doğru değildir. Müslümanların özgürce yaşayabildiği ABD gibi başka bir ülke yoktur.”

"İNSANLAR EŞİT DOĞMUŞTUR"

Jolie de konuşmasına farklı birçok dinden insanın birlikte iftar programına katılmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

Artan mülteci sayısıyla birlikte, yabancılara karşı nefretin arttığına dikkati çeken Jolie, bu konuda her ülkenin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.

Jolie, "İnsanlar eşit doğmuştur ve herkes eşit haklara sahiptir. Bazı insanların diğerlerinden daha değerli olduğunu düşünmek demokratik ülkelere yakışmaz" ifadesini kullandı.

Farklı dinlerden temsilcilerin katıldığı programda, akşam ezanını ABD ordusunda görev yapan Müslüman bir askerin okuması dikkati çekti.

Yazın sıcak ve kavurucu günlerine denk gelen Ramazan’da sahurda ve iftarda doğru beslenerek tutulan oruç, hücrelerin ve organların yenilenmesini sağlıyor. 

Orucun vücudu dinlendirdiğini ve detoksifikasyon için de bir fırsat olduğunu söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, “Bir yıl boyunca hiç durmadan çalışan kasların, sindirim organları ve karaciğerin tatile ihtiyacı var. Oruç da vücudun ihtiyacı olan tatil için iyi bir fırsattır” diyor. İftarda baharatlı ve acılı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, aksi takdirde önce gastrit, daha sonra ise ülser gibi hastalıklarla karşı karşıya kalınabileceği uyarısında bulunuyor.

Ramazan ayının ortasına doğru geldik. Bir yandan sıcaklar artarken öte yandan günlerin uzaması nedeniyle iftar zamanı daha da ileriye kayıyor. Sahur ve iftar sofralarında bilinçsizce tüketilen yiyeceklerin bizi sağlığımızdan edebileceği uyarısında bulunan Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, uzun saatler boyunca tutulan orucun ardından vücuda birden ve aşırı yüklenmenin sorunları da beraberinde getireceğini söylüyor.

Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, “Genelde iftar da masayı donatan yiyeceklerin çoğu şeker açısından yüklü yiyecekler ve kızartmalar oluyor. Bu da midede yanmaya ve şişkinliğe, gaza ve ağrıya neden oluyor. Demir nasıl paslanıyorsa, bu yediğimiz yiyeceklerin içindeki ‘serbest radikaller’ dediğimiz bazı maddeler de organlarımızı paslandırıyorlar” dedi. Yrd. Doç. Dr. Engin Türkmen, orucun detoks etkisini ve sıcak günlerde oruç tutanların dikkat etmesi gerekenleri anlattı:

ORUÇLA VÜCUT YENİLENİR
Oruç dönemleri daha sağlıklı olmak için ideal bir dönemdir. Bir yıl boyunca hiç durmadan çalışan, kasların, sindirim organları ve karaciğerin tatile ihtiyacı var. Oruç da vücudun ihtiyacı olan tatil için iyi bir fırsattır. Bu sürede yıpranmış sindirim organları, kaslar ve karaciğerin kendini yenilemesi için iyi bir fırsattır. Yıpranmış hücreler tamir edilir, vücuttaki toksinler atılır, dokular yenilenir. Oruç, hücre yaşlanmasını geciktiren bir dönemdir. Ancak bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor. Ramazan ayında düzensiz ve yanlış beslenirsek oruç bize fayda yerine zarar verebilir.

İFTAR SOFRASI YAPILAN HATALAR HASTA EDEBİLİR
Oruçla beraber bütün gün yemek yemeyerek kalori alımımızı çok aza indirmiş oluyoruz. Bu aslında organlarımızın dinlenmesi için iyi bir fırsat. Ama aç olan bu organları iftar zamanı yiyecek bombardımanına tutarak onları daha da yorduğumuzun farkında olalım. Bir insan 17 saat aç kaldıktan sonra şeker, karbonhidrat, proteini bir anda alırsa, organlar buna dayanamaz. Bu şekilde beslenmek, başta mide gibi pek çok hastalığa sebep olabileceği gibi kilo artışını da beraberinde getirir. Ramazanda kilo artışlarının nedeni yanlış iftar sofralarıdır.

SAHURDA PROTEİN AĞIRLIKLI BESLENİN
Ramazan boyunca kendinize özel bir beslenme programı oluşturmalısınız. Herkesin iftar ve sahur sofrası aynı olmamalıdır. İdeal kilodaysanız ve formunuzu korumak istiyorsanız, aldığınız enerji miktarı ile verdiğiniz enerji miktarı eşit olmalı. Kilo fazlanız varsa, iftarda daha az karbonhidrat ve kalori tüketerek, az miktarda protein alarak ve su içerek kilo verebilirsiniz.
Formunu korumak isteyen ve ideal kiloda olanlarsa, kilo aldırıcı karbonhidrat ve yağlardan fakir beslenmeli. Sahurda et, süt, yumurta, bezelye, mercimek, balık gibi protein ağırlıklı yiyecekler tüketilmeli. Çünkü proteinlerin hazmı uzundur, sizi oruç boyunca tok tutar.

SAHURDA AŞIRI KARBONHİDRAT TÜKETMEYİN
Karbonhidratı aşırıya kaçmamak şartıyla iftarda değil, sahurda almalıyız. Bu şekilde gün içerisinde ihtiyacımız olan enerjiyi sağlarız. Ancak sahurda çok fazla şekerli ürünler alırsak, karbonhidratı çok tüketirsek, yüksek şeker sizin pankreasta insülin salınımını artırır, insülin salınımı artınca ‘hipoglisemi’ dediğimiz kan şekeri düşüklüğüyle karşı karşıya kalırız. Öğlen 11.00 – 12.00 gibi eller titremeye başlar, acıkma hissi, baş ağrıları görülür. Bu aslında sahurda aşırı karbonhidrat aldığımızın bir göstergesidir.

AĞZIN ASETON GİBİ KOKMASI, SAĞLIKLI BESLENMEYE İŞARET
Karbonhidrat almayınca vücut, içerisinde var olan ‘karnitin’ denilen bir madde ile birlikte yağlar yıkılır; ‘serbest yağ asitleri ve gliserol’ adı verilen iki bileşik ortaya çıkar. İşte bu serbest yağ asitleri, beyin tarafından rahatlıkla kullanılabilir. Bunun kokusu aseton gibidir. Bu yüzden aç olan kişinin ağzı aseton gibi kokar. Oruçlu bir insanın ağzı aseton gibi kokuyorsa, bu kişinin doğru ve iyi beslendiği anlamına gelir. Çünkü karbonhidratlar yerine yağlar yakılmaya başlar. Vücuttaki aşırı yağlar göbek çevresinde ve basen çevresinde yağlar yakıldığı zaman serbest yağ asitleri ortaya çıkar. Serbest yağ asitleri yakıldığı zaman vücudumuza enerji gelir. Bu yağ asitleri oldukça besleyicidir ve orucun daha kolay geçmesine yardımcı olur. Bu kişiler formlarını korudukları gibi vücutlarından da bir iki kilo yağ atarlar. Attıkları yağlardan da kas dokusu oluşur.

ÇORBADAN SONRA YEMEĞE 10 DAKİKA ARA VERİN
Ramazan’ın sıcak yaz aylarına denk gelmesi, sıvı, sodyum, potasyum kaybını ve şeker düşüklüğünü daha da artırır. İçi bol lifli şeker ve diğer besinler açısından oldukça orantılı bir besin kaynağı olan hurma ile oruç açmak en ideal olanıdır. Hurma bulamazsak zeytin de yiyebiliriz, bu şekilde kaybettiğimiz tuzu alabiliriz. Ardından bir bardak su içebiliriz. Sonra hafif çok sıcak olmayan bir çorba ile yemeğe başlayabiliriz. Çorbayla yemeğe başladığımız zaman midemiz genleşir. Mide torba gibidir, akşama kadar aç kaldığında kapanır, açılma hareketi için su ve çorba yeterlidir. Mide kendine gelir. Sonrasında hemen ana yemeğe geçilmemelidir. Midenin kendine gelmesi ve ana yemeğe geçmesi arasında 10 dakika zaman olmalıdır. Bu süre zarfında vücut kendine gelir, alarm merkezleri uyanır. Mideden bağırsaklara haber gider hazırlanır.

İFTARDA ACI VE BAHARAT ÜLSER YAPAR
Ana yemekte aşırı kızartmalar, şeker yükleyici yemekler ve mideyi rahatsız eden gıdalardan uzak durun. Ayrıca acı, baharatlı, ekşi yiyeceklerden de uzak durun. Mideniz içi asit dolmuş yiyecekler beklerken siz ikinci bir asit kaynağı yıpratıcı bir yiyecek gönderirseniz, mide duvarını yaralayacak şeyleri yerseniz, mide duvarında birkaç gün sonra birçok yaralar ve çatlaklar açılır. Önce gastrit, sonra hiç mide şikayeti olmayan kişiler bile ülser gibi hastalıklarla karşı karşıya gelebilir. Baharatlı yiyecekleri çok yemek istiyorsanız, iftarla sahur arası bir dönemde az miktarda, tok bir mideyle yiyebilirsiniz. Sahurda yumurta, ceviz, balık, yoğurt, sütlaç tarzı besinler tüketilebilir.

KRONİK HASTALAR DİKKAT!
Eğer zeminde kalp yetersizliği, kronik böbrek hastalığı, ciddi şeker hastalığı, kronik astım şikayeti olanlar, gebeler, düzenli ilaç ya da insülin kullananlar, düzenli olarak diyalize giren hastaların oruç tutmaları sakıncalıdır. Çünkü uzun süre aç kalmak sıvı ve elektroid kaybını beraberinde getirir. Sodyum, potasyum dengesizliğine yol açar. Şeker hastalarında şeker kontrolü zorlaşır. Bunun yanı sıra ülser gibi ciddi mide problemi olanların oruç tutması sakıncalıdır. Ancak herkesin vücudu açlığa farklı tepki verir, bu nedenle hastalar oruç tutmadan önce mutlaka hekimine danışmalıdır. Kolesterol ve tansiyon hastaları, romatizma hastaları ilaçlarını düzgün aldıkları sürece doktor kontrolünde tutabilirler.

AÇIK HAVADA ÇALIŞANLAR HİPOGLİSEMİ
MASA BAŞI ÇALIŞANLAR KABIZLIK YAŞAYABİLİR
Açık havada, sıcak altında ve ağır işlerde çalışanlar Ramazan boyunca çok daha fazla dikkatli olmalılar. Bu şekilde çalışanlar için sodyum, potasyum ve sıvı kaybı ön plandadır. Beslenmede yeterli miktarda tuz ve sıvı alınmalı. Daha çok protein tüketmeliler, hipoglisemiye girmemeleri için tatlılardan uzak durmalılar. Masa başı çalışanlarda ise oruç döneminde kabızlık problemi olabilir. Bu kişiler ise iftarda ve sahurda lifli gıdalar ve yeşillik daha fazla tüketmeli. Sahurda bol sıvı almalılar.

Magazin

video

Medya

Cat-5

Cat-6