24 Mayıs 2018 Perşembe

Sade ve zarif giyinmenin incelikleri

Sade ve zarif giyinmenin incelikleri

BAKMER söyleşilerinde konuşan modacı Rabia Yalçın; "Kadınların en büyük sıkıntısı gardıroplar ne kadar dolu olsa da bir şeyler giymek istediğimizde hiç bir şey bulamıyor olmasıdır" diyerek kadınlara alışveriş öncesi yapmaları gerekenleri anlattı

Sade ve zarif giyinmenin inceliklerinin konuşulduğu BAKMER söyleşilerinde Modacı Rabia Yalçın güzelliğin sırlarını Başakşehirli kadınlarla paylaştı. Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu'nun eşi Kübra Kartoğlu da söyleşiye katıldı.

Zarafet, giyim kuşamdan daha ön plandadır

Her zaman savunduğum bir gerçek vardır ne güzel kıyafet değil ne güzel kadın dedirtmek önemlidir yani zarafet giysiden kaynaklanmamalıdır diyen Modacı Rabia Yalçın; "Güzel bir ses tonu, nazik bir üslup, oturup kalkmasını bilen zarif insanlar her zaman giyim kuşamlarından daha ön planda görünür.

Maalesef günümüzde giyim konusunu hem tesettür hem de normal giyim için konuşuyorum büyük bir deformasyona uğrattık. İnancımız ve estetiği ayrı tutarak düşünürsek sokakta başı örtülü ancak dar pantolonlarla gezen kadınlarımızı estetik açıdan doğru bulmuyorum. Ayrıca eşarplarımızı bağlarken arkada kullanılan büyük topuzları da estetik ve anatomik açıdan doğru bulmuyorum." dedi.

Kıyafetler ve aksesuarlarda renk sayısı ikiyi geçmemeli

Renkler konusunda da estetiğin öneminden bahseden Yalçın, "Kadınlarımız maalesef çok vamp ve parlak renkleri tercih ediyorlar. Fosforlu renkleri kullanırken estetik durmasına dikkat etmeliyiz. Tüm dikkati bedenimize değil de o rengi kullanacağımız parçaya çekmemiz gerekiyor. Fuşya bir elbise ile gezinildiğinde ben sadece bir top kumaşın gezdiğini görüyorum. Eğer bu tarz iddialı renkler kullanmak istiyorsak bunu eşarbımızda, çantamızda ya da ayakkabılarımızda değerlendirmeliyiz.

Giydiğimiz kıyafetler ve kullandığımız aksesuarlarda renk sayısı ikiyi geçmemelidir. Mesela neşeli ışık saçan insanların renkli giyinmesi çok abartı duracaktır. Çünkü renk bir stardır kişilik olarak da ön planda iseniz bu dışarıya çok fazla yansıyacaktır" şeklinde konuştu.

Estetik, ev hanımlarının kendilerine çeki düzen vermesiyle başlar

Konuşmasında sporun önemini vurgulayarak devam eden modacı şunları söyledi: "Estetik aslında ev hanımlarının kendilerine çeki düzen vermesiyle başlıyor. Anne olduktan sonra duruşlarda, giyimde meydana gelen bakımsızlığın, atıllığın ortadan kalkarak sosyal dünya da yer almalıyız. Güzellik ve estetik dediğimiz olay bedenden ve dik durmaktan başladığı için hareket ve spordan uzakta yaşamamalıyız. Ağrıyan bir vücut, gülmeyen bir yüz varsa eğer en muhteşem modacı ile de çalışsanız giyeceğiniz kıyafet bir şeye benzemeyecektir" dedi.

Alışveriş öncesi dikkat edilmesi gerekenler

"Kadınların en büyük sıkıntısı gardıroplar ne kadar dolu olsa da bir şeyler giymek istediğimizde hiç bir şey bulamıyor olmasıdır" diyerek kadınlara alışveriş öncesi yapmaları gerekenleri de anlattı; Yalçın, "Burada yaptığımız en büyük hata alışverişe çıktığımızda indirim varsa beğendiğimiz her parçayı torbamıza atıyoruz. Mesela ben senede iki kere alışveriş yaparım yaz ve kış aylarına girerken.

Alışverişe çıkmadan önce gardırobumu saatlerce incelerim nelerim eksik ya da var olan parçaları ne ile tamamlayabilirim diye. Mevzu dolabınızı doldurmak değil var olanlarla giyinebilmektir. Dolabımızda az ama kaliteli malzemeler bulunursa o kadar doğru olur."

Dünya mutfaklarının farklı salataları

Dünya mutfaklarının farklı salataları

Salata, artık her damak zevkine hitap eden çeşitleriyle birçok kişinin ana öğünü haline geldi. 

Yemeksepeti, bu trendi mercek altına aldı ve kullanıcılarının son 10 yılda verdikleri salata siparişlerini inceledi. Kullanıcılar; kinoa, ıspanak, enginar, börülce, karnabahar gibi eskiden salatalarda görmeye alışkın olmadığımız malzemelerle hazırlanan salatalar gözde lezzetler haline gelirken seçenekler arasında yosun salatasını dahi görebilirsiniz. 60 TL'lik Toscanini salatası fiyatıyla dikkat çekerken coleslaw salatası bu sene popülerliğini kaybetmesiyle göze çarpıyor. Her ne kadar dünya mutfaklarının farklı salataları yükselen trendini sürdürse de Türk halkı geleneksel lezzetlerinden vazgeçmiyor, çoban ve mevsim salataya olan sevdasını hep koruyor ve ilk iki sırada yer alıyor. Salata siparişleri 2011 yılında 13 bin adet iken, 2017 yılı sonunda ise 1 milyon 400 bine ulaştı.

Salata, Türk sofralarının her daim olmazsa olmaz oyuncularından biri. Son yıllarda ise birbirinden farklı malzemelerle hazırlanarak her damak zevkine hitap eden salata, sofraların yardımcı oyuncusu olmaktan çıkıp başrol oyunculardan biri olmaya başladı.

Yemeksepeti, birçok kişinin ana öğünü haline gelen ve restoran menülerinde de geniş yer bulmaya başlayan salatanın yükselen trendini mercek altına aldı ve kullanıcılarının son 10 yılı içeren salata siparişlerini inceledi.

Salata 5 bine yakın çeşidiyle rekor kırıyor

Salatanın yükselen trendinin en büyük göstergelerinden biri artan çeşit sayısı denilebilir. Yemeksepeti'nde geleneksel Türk salatalarının yanı sıra dünya mutfağından da tam 4.644 çeşit salata mevcut. 2018 yılının ilk 3 ayında her 2 restoranın birinden salata siparişi verildi. Salata siparişleri 2011 yılında 13 bin adet iken, 2017 yılı sonunda ise 1 milyon 400 bine ulaştı.

Her damak zevkine uygun salata

Siparişlerde, içerisinde bonfile, tavuk, peynir çeşitlerinin bulunduğu doyurucu salatalar dikkat çekiyor. Ayrıca kinoa, ıspanak, enginar, börülce, karnabahar gibi eskiden salatalarda görmeye alışkın olmadığımız malzemelerle hazırlanan salatalar da gözde lezzetler haline geldi. Hatta seçenekler arasında yosun salatasını dahi görebilirsiniz.

Dünya mutfağından bir lezzet olan Coleslaw ise listelerde popülerliğini kaybetmesiyle göze çarpıyor. Havuç, lahana, soğan ve mayonez gibi malzemelerle hazırlanan bu leziz salata, 2017'nin ilk üç ayında en çok sipariş edilen altıncı salata olurken 2018'in ilk üç ayında ise 52. sıraya gerilemiş durumda.

Salata çeşitleri arasında göze çarpan bir lezzet ise yüksek fiyatıyla Toscanini salatası. İtalyan mutfağına özel akdeniz yeşillikli salata, tedarik edilmesi zor malzemeler olan trüf mantarı ve trüf yağı ile hazırlandığı için ortalama 60 TL ile menülerde yerini alıyor.

Her ne kadar dünya mutfaklarının farklı salataları yükselen trendini sürdürse de Türk halkı geleneksel lezzetlerinden vazgeçmiyor, çoban ve mevsim salataya olan sevdasını hep koruyor. Salata liginin geçtiğimiz yıl da lideri olan çoban salata bu sene de liderliğini koruyor. Bizden bir lezzet olarak farklılaşan piyaz da yine popülerliğini kaybetmiyor ve dördüncü sıradaki konumunu koruyor.

Siparişler Günden Güne Artıyor

Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla formumuza dikkat etmeye başlıyoruz. Bu durum yemek siparişlerimize de yansıyor. Salata siparişlerinde mart ayında yılın geneline göre yüzde 25 artış yaşanıyor ve en yüksek rakamlarına mart, nisan ve mayıs aylarında ulaşıyor. Hafta sonuna kıyasla hafta içi daha çok sipariş edilen salatanın hafta içi sipariş sayısı hafta sonuna göre yüzde 30 daha fazla. Yaş aralığına bakıldığında ise salata en çok 29-33 yaş aralığındaki kullanıcıların tercihi oluyor.

Yazın varislere dikkat!

Yazın varislere dikkat!

Halk arasında "Varis" olarak adlandırılan toplardamar hastalıkları, mevsim değişikliklerinden en çok etkilenen damar hastalıkları arasında yer alıyor.

Mevsim değişikliklerinin yaşandığı bugünlerde insan vücudu farklı reaksiyonlar göstererek bu değişime uyum sağlamak adına daha fazla çaba sarf ediyor. Bu uyum sürecinde tüm organlar gibi damarlar da payını alıyor.

Yaz döneminde, havaların ısınması varisli toplardamarlarda genişlemeye neden oluyor. Bu durumda varisleşmiş damarlarda yetmezlik daha belirgin hale gelirken, bacaktan kalbe doğru kanın taşınması da daha zorlu bir hal alıyor.

Mesleğinde 15 yılı geride bırakan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Arıtürk: "Toplardamarlar yapıları itibarı ile genişleyip daralma potansiyeline sahip olan damarlardır. Genetik ve ailesel faktörler çok önemli olmakla birlikte sıcaklık değişimi varisi tetikleyen faktörlerden biridir. Varis hastalarında, özellikle yaz aylarında, sabah ve akşam bacak çapları arasında gözle görülür bir fark ortaya çıkar.

Yine bu hastalarda yaz aylarında şikayetler gün sonunda daha da belirginleşir. Dolayısıyla, tedaviyi bahar aylarında yapmak gerekir. Çünkü hastalar varis tedavisinde önemli bir role sahip olan varis çorabını, yaz aylarında daha fazla ihmal ettikleri için (sıcaktan dolayı giyememe, bunalma, şort-etek gibi kıyafetlerle kullanamama, denize veya havuza girerken, plajda veya kumsalda giyememe vs. nedenlerle) iyileşme süresi uzar.

Bunların haricinde güneş ışınlarının direkt etkisi ile damar ve damar etrafındaki destek dokularda bulunan kollajen ve elastin yapısında bozulmalar meydana gelir. Bu bozulma da kılcal varis oluşumunu kolaylaştırır ve hızlandırır." dedi.

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Yaşlılar, vakit geçirmek için aile hekimlerine gidiyor

Yaşlılar, vakit geçirmek için aile hekimlerine gidiyor

Özellikle yaşlı hastaların sırf vakit geçirmek için polikliniklere geldiğini belirten Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Akif Emre Eker, “Sorunlarını anlatıyorlar. Ciddi hastalığı olanların tedavileri gecikiyor. 66 yaşındaki A.Y. adlı hastam 4 yılda 329 kez poliklinik müracaatı yaptı” dedi.

‘Yüzyılın ortalarında Avrupa'daki yaşlıların 5'te 1'i yatalak olacak'

Aile hekimliği ile ilgili vatandaşlardaki memnuniyet artışının en önemli sebebinin sağlık hizmetine erişebilirlik ve sağlık hizmeti alabilmek değil, aile hekimlerine, olağan dışı durumlarda danışılması olduğu belirtildi. Ancak, bu durumun, aile hekimliklerinin hastalara yeterli vakit ayırabilmesini engellediği kaydedildi.

Aile hekimliklerine başvuranların çoğunlukla aynı kişiler olduğunu söyleyen Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Akif Emre Eker, "Şu an 1. basamağın kullanılabilirlik oranı yüzde 33-35 arasında değişiyor ancak temel hedefimiz bu oranın en az yüzde 50 civarlarına çekilmesi. Ülkemizde 1 yıl içinde hiçbir sağlık kuruluşunu kullanmayan kişilerin oranı yüzde 20. Geri kalan başvurular içinde birinci basamağa hiç müracaat etmeyen kişilerin oranı ise yüzde 20. Yani her yıl vatandaşın yüzde 35'i aile hekimliklerine hiç uğramıyor. Olayın diğer boyutunda aile hekimine müracaat sayısı bir yılda kişi başına 9.5. Bu yüksek bir rakam" dedi.

Gazete Habertürk'ten Fatmanur Boylu'nun haberine göre, hastalarla samimi ilişkiler kurmanın ve muhabbet etmenin kendileri için çok önemli olduğunu belirten Eker, "Ancak ihtiyacı olan hastalarımızın da ihmal edilmesini istemiyoruz. Birinci basamağı kullanan hastaların bir kısmı sadece rapor almak için müracaat ederken bir kısmı ise Aile Sağlığı Merkezleri'ne her gün uğruyor. Özellikle yaşlı hastalar, hiçbir şikâyeti ya da işi olmasa da aile hekimlerine geliyor. Sırf vakit geçirmek veya sosyal bir etkinlikmiş gibi aile hekimlerine geliyorlar.

Günlük sorunlarını, beklentilerini anlatarak zaman geçiriyorlar. Herhangi bir yakınması olmayan hastalar da sıklıkla bize başvuruyor. Bu hastaların başvuruları birçok aile sağlığı merkezinde aşırı hasta yoğunluğuna yol açıyor. Bekleme süreleri uzuyor. Ciddi hastalığı olan hastaların tedavileri gecikiyor, anlık hasta memnuniyetsizliği ve şiddet artıyor. 89 yaşındaki K.Y. adlı hastam 6 yıl içinde 436 kez poliklinik müracaatı yaptı. 66 yaşındaki A.Y. adlı hastam 4 yılda 329 kez, 82 yaşındaki G.Y adlı hastam 284 kez müracaat etti" diye konuştu.

22 Mayıs 2018 Salı

Ramazanda Hurma Tüketmek İçin Nedenimiz Çok

Ramazanda Hurma Tüketmek İçin Nedenimiz Çok

Gıda, beslenme ve sağlık konularında geliştirdiği projelerle toplum sağlığının geleceğine yatırım yapan Sabri Ülker Vakfı, Ramazan sofralarının baş tacı hurmanın faydalarına dikkat çekiyor.

Kurulduğu 2009 yılından bu yana sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamak, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgiyle aydınlatmak üzere birçok projeyi hayata geçiren Sabri Ülker Vakfı, iftar sofralarında vazgeçilmez bir yeri olan hurmanın besin içeriğine ve sağlığa faydalarına dikkat çekiyor.

Orucu hurma ile açmak iftarda fazla yemeyi önleyebilir

Karbonhidrat, mineral, vitamin, doymamış yağ asitleri ve proteinin yanı sıra lif bakımından da son derece zengin bir meyve olan hurma, özellikle su ile tüketildiğinde tokluk hissi sağlıyor. Bu özelliği nedeniyle orucun hurma ve su ile açılması, iftarda aşırı yemeyi, ani kan şekeri ve kan basıncı artışlarını önleyebilir ve vücut ağırlığı denetimine yardımcı olur.

Sahurda hurma tüketmek kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir

Hurma, besin bileşimi sayesinde, zihinsel ve fiziki yorgunluğu azaltan bir meyvedir. Sahurda 1-2 adet hurma tüketmek gün içerisinde, kan şekerini düzenlemeye ve kan şekeri düşüklüğüne bağlı baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir. Bununla birlikte hurma içerdiği B vitaminleriyle sinir sistemini destekleyerek ve gün içinde artan stresi yönetmeye de yardımcı olabilir. Sahur ve iftarda tüketilen hurma oruçlu iken alınamayan vitamin ve minerallerin karşılanmasına da destek olabilir.

Ramazanda görülebilen hazımsızlık ve kabızlığı önleyebilir

Lif içeriği ile toplam günlük lif alımına katkı sağlayan hurma, oruç süresince yavaşlayan sindirim sistemini canlandırmaya ve böylelikle kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Yine karbonhidrat, lif ve protein içeriği ile tokluk hissini sağlayan hurma iftarda aşırı yemeyi ve buna bağlı olarak görülen hazımsızlık gibi sindirim sistemi sorunlarını önleyebilir.

Ne kadar hurma tüketilebilir?

Türü ve büyüklüklerine göre değişmekle birlikte, bir adet kuru hurmanın ağırlığı yaklaşık 15 gram’dır. Ramazan ayında orucu açmak için 1-2 adet veya sahurda 1-2 adet hurma tüketilebilir. Ramazan ayı haricinde ise dilediğiniz zaman özellikle ara öğünlerde 1-2 adet hurma yiyebilirsiniz. Yeterli ve dengeli beslenmede besin çeşitliğini sağlamak önemlidir. Hurma da diğer meyvelerle birlikte günlük beslenmede yerini alabilir. Anti diyabetik ilaç veya insülin kullanan şeker hastaları da günde 1-2 adet hurma tüketebilir. Tabii, diğer her türlü meyve, besin ve içeceğin tüketimi ile kan şekeri düzeylerindeki değişimi nasıl takip ediyorlarsa hurma için de bunu yapmalıdırlar.

Ramazan’da alışverişe çıkarken, iki kez düşünün!

Ramazan’da alışverişe çıkarken, iki kez düşünün!

Ramazan ayının yaz günlerine denk gelmesiyle birlikte uzayan açlık süresi kişilerin karar mekanizmasında büyük rol oynuyor. 

Açken kısa vadeli faydaların düşünüldüğünü belirten uzmanlar, anlık hazza yönelik karar vermenin daha kolay olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, oruçluyken alışveriş yapacak kişiler önceden bir alışveriş listesi oluşturmalı ve bu listeye sadık kalmalı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezinden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, açlığın karar verme becerisini bozduğunu belirterek uzun vadede zarar verebilecek bir aktivite olan alışverişin daha dikkatli yapılması gerektiğini söyledi.

Hazzı ertelemek açken daha zor

“Aç olduğumuz zaman karar verme becerimiz bozulur” diyen Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, “Karar verebilmek beynimizin alın lobunun (frontal lob) işidir ve bu işlem sırasında yüksek enerji harcanır. Kişi eğer aç ise ayrıntılı analizler yapamaz ve bu yüzden kısa vadeli faydalarını düşünür. Özellikle de anlık hazza yönelik kararlar vermek yani hazzı ertelememek açken daha kolaydır. Bu sebeple alışveriş gibi haz verici ve uzun vadede zarar verici olabilecek bir davranış ertelenmesi güçleşir. Alışveriş yaptığımız şey yenecek bir gıda olmasa bile o şeye sahip olmak bizde zihinsel bir doygunluk sağlar ve bu da aç olduğumuzda açlığımızı yemek yerine koyabileceğimiz nesnelerle doyurmamıza yol açabilir” uyarısında bulundu.

Alışveriş listesinin dışına çıkmayın

Kişinin oruçlu olduğu saatlerde alışveriş yapması gerekiyorsa mutlaka bir liste hazırlaması gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, “Yine de kişiler alışveriş yapacaklarsa önceden bir ihtiyaç listesi belirleyip bu listenin dışına çıkmamaya özen gösterseler iyi olur” tavsiyesinde bulundu.

Ramazan ayının anlamına odaklanılmalı

Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, içerisinde bulunduğumuz Ramazan ayında oruç tutmanın ve Ramazan ayının anlamına odaklanılması gerektiğini belirterek “Ramazan sadece belli saatlerde yemek yememekten ibaret bir dönem değil. Kişinin nefis terbiyesi adına yapacağı birçok bireysel egzersiz Ramazan’ı anlamlı yapar. Alışveriş yapma konusunda nefis terbiyesi de bunun doğal bir parçasıdır diyebiliriz. Oruç açmak için şatafatlı sofralar kurmak ya da pahalı mekânlarda ziyafetler vermek Ramazan ayını anlamsız hale getirecektir. Herhalde buna dikkat etmek yeterli olacaktır” diye konuştu.

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Anne olmayı önleyen sinsi tehlike!

Anne olmayı önleyen sinsi tehlike!

Rahmin içinde yer alan doku tabakası her adet döneminde dökülerek vücuttan atılıyor.

Bu doku tabakasına ait hücrelerin çeşitli etkenlerle rahmin dışında, örneğin yumurtalıklar, mesane veya bağırsaklar gibi organlara yerleşerek büyümeleri endometriozis olarak tanımlanıyor. En sık 25 – 45 yaşları arasında görülen endometriozis her 10 kadından 1'ini etkileyen, oldukça yaygın bir sağlık problemi.

Ağrılı ve yoğun adetler, cinsel ilişkide ağrı gibi çeşitli sorunlara neden olarak kadının yaşam kalitesini oldukça düşürebiliyor. Daha da kötüsü üreme sağlığında hasar oluşturarak infertiliteye (kısırlık) yol açabiliyor. Öyle ki endometriozise sahip olan kadınların yüzde 30-50'si hamile kalmakta güçlük çekiyor. Üstelik bazı hastalarda hiçbir belirtiye yol açmadan ilerlerken, bazı hastalarda da devamlı karın ağrısı, irritabl bağırsak sendromu gibi başka hastalıklarla ortak belirtiler verdiği için endometriozise tanı konması 6-10 yılı bulabiliyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Endometriozis Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ercan Baştu bu nedenle adet sancısı çeken kadınların karın ağrısını hafife almamaları, mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmaları gerektiğine dikkat çekiyor.

En tipik 3 belirtisine dikkat!

Endometriozisin oluşum nedeniyle ilgili çeşitli teoriler ortaya sürülse de henüz kesin nedeni bilinmiyor. En yaygın teori ise adet kanının ve rahim iç dokusunun regl dönemi sırasında rahimden geçerek fallopian tüplerine ve buradan da karın içine sızması. Doç. Dr. Ercan Baştu endometriozis belirtilerinin nitelikleri ile şiddetinin ise hastalığın yerleşmiş olduğu bölgeyle yayılma durumuna göre çeşitlilik gösterdiğini vurgulayarak "Endometriozisin en tipik belirtileri ağrılı ve yoğun adet görme, ağrılı cinsel birleşme ile infertilite (kısırlık) yakınmalarıdır" diyor.

Şiddetli karın ağrısı bazı hastalarda sadece adet döneminde değil, normal zamanda da oluşabiliyor. Bunların yanı sıra dışkılama sırasında ağrı, kanlı dışkılama, idrarda kan görülmesi ve kabızlık ya da ishal gibi bağırsak alışkanlıklarında değişmeler de endometriozis belirtileri olabiliyor. Ancak endometriozis bazı hastalarda hiçbir semptom göstermediği veya devamlı karın ağrısı ve irritabl bağırsak sendromu gibi başka hastalıklarla ortak belirtilere sahip olduğu için genellikle ya yıllar sonra tesadüfen ya da infertilite sorunu gelişince tespit ediliyor "

İnfertilite riski yükseliyor

Hamileliğin oluşması için yumurtanın yumurtalıktan salınması, tüp doğrultusunda ilerlemesi, bir sperm tarafından döllenmesi ve kendini rahim duvarına yerleştirmesi gerekiyor.

Endometriozisin infertiliteye yol açması, yumurtalık ve tüplere zarar verebilen, rahim dışına yayılmış hastalıklı dokuların bu yerleri etkilemesi nedeniyle oluyor. Hastalıklı dokulara sahip olmayan kadınlarda bile endometriozis hamile kalmayı zorlaştırabiliyor. Endometriozis hamileliği yumurtaya veya sperme zarar vererek de önleyebiliyor. Doç. Dr. Ercan Baştu, bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen kadınların hamile kalmayı ertelememeleri gerektiği uyarısında bulunuyor.

Tedavi hamilelik şansını yükseltiyor

Acıbadem Fulya Hastanesi Endometriozis Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Ercan Baştu aşılama ve tüp bebek tedavisi gibi yardımcı üreme tedavilerinin hamile kalınmasında yardımcı olabildiğini, hatta bazı durumlarda konservatif ameliyattan daha çok tercih edildiğini belirtiyor. Öyle ki endometriozis tedavi edilmediğinde doğurganlık oranı yüzde 2 ila 3 gibi oldukça düşük bir oranda seyrederken, aşılama ve yumurtlama uyarılması tedavileri birlikte uygulandığında bu şans yaklaşık yüzde 15'e yükseliyor. Tüp bebek tedavisinde ise şans daha da artıyor ve yaşa bağlı olarak değişmekle birlikte, hamile kalma oranı yüzde 50-60'lara ulaşabiliyor.

Endometriozisi olan kadınlarda infertilite sorununu tedavi etmek için birkaç yönteme başvurulduğunu belirten Doç. Dr. Ercan Baştu sözlerine şöyle devam ediyor: "Endometriozisi ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan ameliyat, ilaçlar, aşılama ve tüp bebek tedavisi yöntemlerinin hangisine başvurulacağı; hastanın yaşı, diğer doğurganlık faktörleri ve endometriozisin derecesi gibi bireysel faktörlere bağlı olarak değişiyor" diyor.

Hamilelik öncesi 10 öneri!

Hamilelik öncesi 10 öneri!

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin, o andan itibaren kendilerine bir anlamda çeki-düzen vermeleri gerektiğini ortaya koyuyor! 

Yani birtakım kurallar var ki, anne adayı hamile olmadan önce bu kurallara uyarak hamileliğe kendini hazırlamalı, baba adayı da aynı şekilde üzerine düşenleri yapmalı. 'Sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek' olarak özetlenebilecek bu kuralların hamilelik döneminde anne karnındaki bebeğin fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişiminin sağlıklı olabilmesi için son derece önemli olduğunu vurgulayan Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı, sağlıklı beslenmeden düzenli egzersize, ideal kilodan sigara ve alkolden kaçınılmasına dek uyulması gereken 10 kritik kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Demir depolarınızı doldurun
Demir eksikliği ülkemizde özellikle kadınlarda çok yaygın bir sorun. Bu nedenle hamilelik öncesinde olabildiğince demir depolarınızı doldurun. Hücrelere oksijen taşınmasında kritik öneme sahip olan demir, hamilelik sürecinde bebeğinizin güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olması için vazgeçilmez rol oynuyor. Demirden en zengin besin olan kırmızı etin mutlaka tüketilmesi gerekiyor. Bununla birlikte diğer hayvansal gıdalar, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez ve kırmızı üzümde de demir içeriği yüksek olduğundan beslenmede yer verilmesi şart. Yiyeceklerdeki demirin emilimini artırmak için C vitamini kaynağı olan maydanoz, biber, portakal, brokoli gibi besinlerle birlikte tüketin.

Düzenli egzersiz alışkanlığı edinin
Düzenli egzersiz yapmak özellikle kilo kontrolü ve vücut yağ oranını azaltmak için çok önemli bir faktör. Egzersiz aynı zamanda insülin direncini kırmak, kan şekerini düzenlemek, iştahı kontrol etmek, enerji harcamasını artırarak daha aktif olmayı sağlamak gibi faydalarda sağlıyor. Hamileliğe hazırlanma sürecinde sağlam ve güçlü bir vücut yapısına sahip olmanın en iyi yollarından birisi.

İdeal kilonuzda olun
Gerek aşırı kilo, gerekse anne adayının aşırı zayıflığı sağlıklı bebek için hamile kalmadan önce mutlaka düzeltilmesi gereken sorunlar. Hamilelik döneminde kilo vermek doğru değil; bu nedenle hamile kalmadan önce ideal kilonuza inmeye çalışın. Fazla kilo ve obezite doğurganlığın azalmasına da neden olan; hamilelikte diyabet, hipertansiyon, bebeğin iri doğması, doğum defektleri, sezaryenle doğum ve çocukluk çağı şişmanlığına da yol açabilen önemli bir sağlık sorunu. Vücut kitle indeksinizin 25'in üzerinde olması fazla kilo, vücut yağ oranının yüksek olması anlamına geliyor. Vücut kitle indeksinin 18'in altında olması da anne adayının kısırlık sorunuyla karşılaşmasına neden olabileceği gibi, sağlık sorunlarına yol açabilir.

Kalsiyum tüketiminiz yeterli olsun
Kalsiyumdan yeterli beslenen anne adayının hap olarak kalsiyum almasına gerek yok. Kalsiyumdan zengin olan süt ve yoğurttan 500-750 ml. tüketmek günlük kalsiyum ihtiyacının yüzde 75'ini sağlıyor. Diğer kalsiyum kaynakları olan peynir çeşitleri, sebze ve meyvelerle kuruyemişler de tüketilerek kalsiyum ihtiyacı karşılanır. Kalsiyum kemik ve kıkırdak gelişimi, sağlıklı diş oluşumu, kas ve sinir sisteminin normal çalışması, hücresel çalışmaların düzenli ve sürekli olması, kanın pıhtılaşması, kan basıncının normal düzeyde seyretmesi gibi vücutta önemli fonksiyonları olan bir mineral.

Yeterli ve dengeli beslenin
Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı "Çocuk sahibi olmak isteyen anne ve baba adayları için yeterli ve dengeli beslenme çok önemlidir. Sağlıklı ve yeterli beslenme ve bol su tüketimi yumurta kalitesinin ve sayısının artmasına, dolayısıyla doğurganlığın iyileşmesine yardımcı olur. Aynı zamanda anne adaylarının hamilelik döneminde artan vitamin mineral protein ihtiyaçlarını karşılamak için vücut depolarının dolu olmasını ve bebeğin sağlıklı gelişimini sağlar. Günlük tüketilen besinler ne kadar çeşitli ise vitamin mineral ve diğer besin ögeleri açısından da o kadar zengin olduğu unutulmamalıdır. Büyüme ve gelişmede,beyin,sinir ve göz dokusu gelişimi için önemli rol oynayan omega 3 yağ asitlerinin alınması için haftada 1-2 defa balık tüketimine özen gösterilmelidir. Balık tüketilemediği durumlarda balık yağı içeren haplar kullanılabilir. Beslenme alışkanlıkları içinde hazır gıdalar, paketli yiyecekler, asitli içecekler gibi katkı içeriği çok olan gıdalar varsa onları tüketmekten kaçınılmalıdır" diyor.

Folik asit desteğine başlayın
Hamile kalmaya karar verdiğiniz zaman hekiminizin de önerisiyle folik asit kullanımına başlayın ve hamileliğin 12. haftasına kadar düzenli kullanın. Günde 400 mcg alınması önerilen B grubu bir vitamin olan folik asit, bebeğinizde merkezi sinir sistemi hastalıklarının oluşmasını engelliyor. Folik asitten zengin gıdalar olan ıspanak, semizotu, brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, portakal gibi turunçgil meyveler, kurubaklagiller, yumurta sarısı beslenmede mutlaka yer almalı.

Kan şekerinizi kontrol altına alın
Diyabet hamile kalmak için engel bir durum değil ancak hastalığın vücuttaki etkileri göz önünde tutularak bu durumu önleyici veya tedavi edici önlemlerin alınması, kan şekeri değerlerinin olabildiğince normal sınırlarda tutulması fetus sağlığı için çok önemli. Çünkü bebeğin 5.-6. haftasında başlayan beyin omurilik gelişimi annenin kan şekeri düzeyinden etkileniyor. Diyabet tedavisinde en önemli unsur olan beslenme tedavisine çok dikkat etmek, öğün atlamamak, doğru ve dengeli beslenmeye önem vermek gerekiyor.

D vitamini düzeyi normal olmalı
D vitamini kemik sağlığı kadar hücresel aktiviteler için de çok önemli. D vitamini eksikliğinin fetus ve yeni doğan kemik gelişimi üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. D vitamini fetusun kalp kasında ve beyin gelişimi üzerinde, bağışıklık sisteminin gelişiminde rol oynuyor. Bu nedenle D vitamini depolarının hamilelik öncesinde ve süresinde yeterli olması bebeğin sağlıklı gelişimi için çok önemli.

İyotlu tuz tüketin
İyot tiroid hormonlarının yapısında bulunan ana madde. Tiroid hormonu büyüme, gelişme, metabolizma ve üreme fonksiyonlarında rol oynuyor. Dolayısıyla eksikliğinde zeka geriliği, büyüme ve gelişme yetersizliği, guatr gibi bozukluklara neden oluyor. Bu nedenle iyot içeriği yüksek gıdalar (yumurta, süt, balık vb) ile iyotlu tuz tüketimi önemli. Böylece önlenebilir zeka geriliğinin en önemli nedeni olan konjenital hipotiroidizmin önüne geçiliyor.

Sigara ve alkolü bırakın
Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı "Alkol erkeklerde sperm kalitesi ve sayısını, kadınlarda hamile kalma şansını azaltan bir maddedir. Alkol tüketimi kalsiyum, folik asit, tiamin, protein gibi besin ögelerinin emilimini olumsuz yönde etkileyerek beslenme yetersizliğine, kilo alımına ve fazla yağlanmaya sebep olur. Çocuk sahibi olmaya karar verildikten sonra mutlaka bırakılmalıdır. Sigara da yumurtlama bozukluğuna ve spermde değişikliğe yol açması nedeniyle bir an önce bırakılmalıdır. Aynı zamanda sigara vitamin mineral emilimini olumsuz etkiler, kandaki oksijen düzeyini azaltır. Erken doğum,düşük ağırlıklı bebek, ani bebek ölümlerine neden olurken çocukluk çağında dikkat eksikliği, hiperaktivite, davranışsal anomaliler, öğrenme güçlüğüne yol açabilir. Bu nedenle hamile kalmadan ne kadar önce sigara bırakılsa o kadar bu zararlardan bebek korunmuş olur" diyor.