21 Eylül 2017 Perşembe

Göbek yağlarını eriten 10 baharat

Göbek yağlarını eriten 10 baharat

Öğünlerinize bu baharatları katarak metabolizmanızı hızlandırabilir ve karın yağlarınızdan daha kolay kurtulabilirsiniz.

Zencefil
Bu aromatik baharat midenizi yatıştırdığı gibi aynı zamanda kilo kaybını da teşvik eder. Zencefil bir antioksidandır ve acı biberlerde bulunan kapsaisin içerir. Araştırmalara göre kapsaisin geçici olarak metabolizmayı hızlandırır ve bu da yüksek kalori yakımına sebep olur. Zencefil tokluk hissini de arttırır.

Maydanoz
Dünyanın en meşhur garnitürü olan maydanoz yemeğinize renk ve koku katmaktan fazlasını yapıyor. Yapılan son araştırmalara göre, maydanozda bulunan antioksidanlar karaciğeri temizleyerek, metabolizmayı canlandırıyor. Peki bu kilonuzu nasıl etkiler? Karaciğer vücutta besinlerin depolanması ile birlikte, sindirim ve metabolizma için de önemlidir. Yağlı, hasarlı karaciğer metabolizmayı yavaşlatır ve kilo almanıza sebep olur; maydanoz ise bunu engeller.

Sarımsak
Bir ateş düşürücü ve doğal antibiyotik olan sarımsak, binlerce yıldır medikal amaçlar için kullanılıyor. Üstelik artık bir yağ yakıcı olduğu da biliniyor. Koreli araştırmacıların ortaya sürdüğüne göre, yedi haftadan fazla süre sarımsak içerikli diyet ile beslenen farelerde kilo kaybı gözlenmiştir.

Biberiye
Çam gibi iğneli bu koyu yeşil bitki, kilo kontrolü için de işe yarıyor. İngiliz Beslenme Dergisi'ne göre, biberiyede bulunan karnozik asit, kan şekeri seviyesini azaltırken kilo dengesini korur. Illinois Üniversitesi'nde yapılan bir diğer araştırmaya göre, tip-2-diyabetle ilişkili enzimleri de bloke ediyor.

Zerdeçal
Zencefilin yakın akrabası olan zerdeçal, doğu Hint mutfağından gelir ve aslında herkesin mutfağında olmalıdır. İçeriğinde doğrudan vücuttaki iltihaba karşı hareket eden kurkimin vardır. Ve iltihaplanmanın engellenmesi, vücudun önemli bir metabolizma-sinyal hormonu olan leptineni artırır.

Pul biber
Acı demek yakmak demektir. Baharatlara acı tadı veren kapsaisin, metabolizmayı hızlandırıyor. Pul biberde fazlaca bulunan bu bileşen kilo vermek isteyen acı severlere müjdeli haberin ta kendisidir.

Arnavut biberi
Kalorileri yakmak dışında, acı iştahınızı da frenlemeye yarayabilir. Perdue Üniversitesi Gıda ve beslenme araştırmacıları kilolu olmayan 25 insan üzerinde bir araştırma yaptı. Bunlardan 13'ü baharatlı yemek yemeyi severken 12'si sevmiyordu. Altı hafta boyunca yemeklerine az da olsa kuru Arnavut biberi katılan grupta, biber sevmeyenlerin iştahlarının kesildiği gözlendi. Ve ayrıca zerdeçal gibi, bu baharat da soğuk algınlığı ve mikropları defetmek için yardımcıdır, hatta en inatçı bağışıklık sistemlerini bile harekete geçirir.

Hardal tohumları
Turpgillerden sebze ailesinin bir üyesinden elde edilen bu keskin baharat, metabolizmayı hızlandırır. Kuzey Carolina Devlet Üniversitesi araştırmacıları, hardalda bulunan homobrassinolide'in yağsız vücut ve kas kütlesini artırmak için kas hücrelerini uyarabildiğini ortaya koydu. Bir diğer araştırmaya göre ise, hardalda bulunan melatonin kalori yakan yağ hücrelerini harekete geçirip, kilo kontrolüne yardımcı oluyor.

Karabiber
Koreli araştırmacılara göre, bu sofra baharatına güçlü tadını veren pipeline, aynı zamanda yağ da yakıyor. Yayınlanan makaleye göre, pipeline yeni yağ hücrelerinin oluşmasını da engelliyor ve bunu yaparak yağlanmayı kontrol altında tutmaya yardımcı olan bir metabolik zincir reaksiyona sebep oluyor.

Tarçın
Araştırmaya göre, tarçın glikozun hücreler içinde hareketine yardımcı olur, böylece yemekten sonra yaşanan insülin (bir yağ depolama hormonu) dalgalanmalarını engeller.

Yanlış ayakkabı seçimi stres kırığı nedeni

Yanlış ayakkabı seçimi stres kırığı nedeni

Adı, stres kırığı ancak ortaya çıkmasının nedeni stres değil. Sporcu rahatsızlığı olarak bilinse de herkes karşılaşabiliyor. Stres kırığı, ayağın belirli bölgelerinde geçmeyen ağrı ve şişkinlikle ortaya çıkıyor. Özellikle ayakta fazla duran, uygun ayakkabı tercih etmeyen spor yaparken bir anda aktiviteyi artıran kişiler ile topuklu ayakkabıyla ayakta fazla zaman geçiren kadınların kemik sağlığını tehdit ediyor. 

Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Hakan Özsoy, stres kırığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

En çok ayak tarak kemiğinde görülüyor
Stres kırığı, tekrarlayan küçük yaralanmalarla kemikteki yorgunluğa bağlı bir kırık oluşumudur. Bildiğimiz kırık gibi ani bir zorlanmayla oluşmaz, zaman içinde küçük travmaların birikmesiyle kemikte bir zayıflık noktası bulması ve bu noktada bir çatlak oluşturmasıyla meydana gelir. En sık görüldüğü yerler; ayak tarak kemikleri, ayak bileği ve kaval kemiğidir. Özellikle tarak kemiklerinde stres kırıklarına çok fazla rastlanır.

Doğru ayakkabı seçimi çok önemli
Stres kırığının en önemli nedenlerinden biri yanlış ayakkabı seçimidir. Uygun olmayan ayakkabı ile yapılmış olan sporlarda ayağa binen yük çok fazla olacağı için stres kırığı oluşabilir. Topuklu ayakkabı ile ayakta fazla duran ve yürümek zorunda kalan kadınlarda da stres kırıkları meydana gelebilir. Uygun adım yürüyen askerlerde, spor yapımında bir anda aktiviteyi artıran sporcularda, orta yaşlı bireylerde daha sık görülür. Kemik erimesi olan kişilerde de rastlanabilir. Özellikle osteoporozu fazla olan kortizon kullanan hastalarda uzun yürüyüşler sonrasında ayakta stres kırığıyla karşılaşılabilir.

Tedavinin ilk adımı travmaya neden olan aktiviteden uzaklaşmak
Stres kırığının tedavisi için öncelikle travmaya neden olan aktiviteden uzaklaşılması gerekir. Diğer yandan ayakta içe basma, dışa basma ve düztabanlık gibi basış bozuklukları varsa bu da kemiklere fazla yük bindireceği için stres kırığına neden olabilir. Basış bozukluğu olan kişi özel tabanlıklar ile ayakkabı giymelidir. Bunlara rağmen düzelme olmuyorsa ve ağrı fazla ise bölgeyi alçıya almak ya da alçı botlarıyla hareketsizlik sağlanarak kaynama sağlanabilir. Tedavi edilmezse zayıf nokta giderek büyür ve ağrısı artar. İlerleyen dönemde kolay kırılabilir hale gelir.
  • İnatçı kırıklar için şok dalgası (ESWT), trombositten zengin plazma (PRP) tedavisi ya da cerrahi tedavi
  • İyileşme konusunda inatçı stres kırıklarında farklı destek tedavileri de gerekebilir.
  • ESWT adı verilen şok dalgası tedavisi ile ses dalgaları o bölgeyi uyarır ve iyileşme sağlanabilir.
  • PRP enjeksiyonu ile o bölgedeki kırığın iyileşmesini hızlandırabilir.
  • Kök hücre tedavisi ile kalçadan alınan kemik iliği stres kırığı bölgesine enjeksiyon yapılarak iyileştirme hızlandırılabilir.
  • Ayakta 5. parmaktaki John's kırığı adı verilen stres kırıkları çok zor iyileşir. Genelde basketbolcu ve futbolcularda görülür. Böyle durumlarda cerrahi müdahale yapılarak tedavi edilir.

20 Eylül 2017 Çarşamba

Modern hayat kısırlık yapıyor

Modern hayat kısırlık yapıyor

Günümüzde kısırlık gün be gün daha fazla çifti ilgilendiren bir problem. Hala pek çok kişi kısırlığı kadın kaynaklı bir problem olarak görmesine rağmen, olguların yaklaşık yarısı erkek kaynaklı. 18-25 yaş arasındaki sağlıklı her 5 erkekten 1'i anormal sperm sayısı sorunu yaşıyor. Kısır çiftlerin yüzde 40'ında sorun erkekte. Dünyada 70-80 milyon çiftin bu sorunla boğuştuğu tahmin ediliyor.

Kısırlık gittikçe artan bir trend gösteriyor. Peki neden? Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, bu konuda önemli bilgiler verdi:

ŞEHİRLEŞME HAYAT TARZIMIZI ETKİLEYİNCE...
"Erkeklerde artan kısırlık sebepleri arasında düşük sperm sayısı ve hareket azlığı en sık rastlananlar. Geri kalan sebepler ise; boşalma ile ilgili diğer medikal sebep ve problemler, genital sistem kanserleri, radyasyon tedavisi, kemoterapi, şeker hastalığı, kabakulak ve sperme karşı oluşan antikorların neden olduğu immunolojik infertilitedir.

Modernleşmenin en büyük etkisi yaşadığımız çevre üzerine ve dolaylı olarak da kadın ve erkek üremesi üzerine olmuştur. Günümüzde evlilik yaşı 30'lu yaşlara doğru kaymıştır.

Ayrıca çevremizde hızla gelişen küresel ısınma, ozon seviyesinde azalma, hava ve sudaki kirlenme ve gıda kontaminasyonunu da unutmamak gerekir.

Şehirleşme özellikle hayat tarzını etkilemektedir. Hayat tarzındaki değişmeyle beraber, sağlıksız gıda tüketimi, obezite, sigara - alkol tüketimi, uyku düzensizlikleri, elektronik cihaz kullanımı ve stresli yaşam artmış ama fiziksel aktivite azalmıştır.

Bu faktörlerin hepsi birlikte kadında ve erkekte üreme rezervlerini etkiler. Dünya çapında yapılan araştırma raporları kısırlıktaki artışa dikkat çekmekte olup günümüz rakamları yüzde 15-20 civarındadır. Çevresel değişim ve yaşam tarzındaki farklılaşmanın rolü, son 10 yılda 5-6 misli artmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü ve hükümetler, el birliğiyle genç çiftlerin farkındalığını artırmak ve tedavi için geç kalmama konusunda uyarmak için çalışmaktadır.

ZAMAN ALEYHİMİZE İŞLİYOR
Günümüzde çocuk için çiftlerin düzgün bir hayat standardına ulaşmaları zaman almaktadır. Bu durum tedavi olması gereken çiftler için de geciktirici bir faktördür.

Diğer tıbbi durumların tedavisi (şeker hastalığı, yüksek tansiyon vs) de bir süreçtir. Kısırlık tedavisi için de ayda 6-7 kez doktor ziyareti gerekir.

Tedavi stresi ve karşılaşılan olumsuzluklar hayalkırıklığına yol açabilir. Bundan kaynaklanan yeme sorunları da obeziteye yol açabilir.

TIP İLERLİYOR AMA...
Çoğu çift tedavi konusunda, doğru zaman konusunda reaksiyon gösterir ve gebeliği ertelemek ister. Çünkü gelişen teknoloji sayesinde her problemin çözülebileceğini sanırlar.

Günümüzde pek çok genç çiftin düşüncesi; doğal yollardan çocuk sahibi olamazsak, 'tüp bebek yapar, çocuk sahibi oluruz' şeklindedir.

Bu nedenle biz üreme konusuyla ilgilenen uzmanlara çok fazla görev düşmektedir. Genç çiftlere bu konuda danışmanlık verilerek farkındalıkları artırılmalıdır. Basitten başlayarak tedavi basamakları konusunda bilgilenmeleri sağlanmalıdır.

Bu konunun uzmanı olarak genç çiftlere vermek istediğim mesaj şudur; Doğal yollardan çocuk sahibi olamıyorsanız, zaman kaybetmeden ve genç yaşta olmanın avantajlarını kaybetmeden, tedaviye başlayın."

Bu estetikler, erkeklere özel

Bu estetikler, erkeklere özel

Estetik cerrahinin günden güne ivme kazanan yükselişi, geliştirilen cihaz ve tasarımsal bakış açısı sonucunda erkeklere özel estetik vücut planlamasının yapılmasına vesile oluyor. 

Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, erkeklerdeki meme büyümesine bağlı olarak gelişen sorunu Jinekomasti operasyonlarıyla ve karındaki fazlalık yağları ise, baklava karın görüntüsüne çevirebildiklerini açıkladı.

"Deniz tatili planlamalarının yapıldığı şu günlerde, erkeklerin en fazla talep ettikleri estetik uygulamaların başını jinekomasti ve karın kası estetiği operasyonları çekiyor. Bu iki uygulamayı aynı ayda yaparak, erkek hastalarımıza arzu ettikleri estetik görüntüyü yakalamalarında yardımcı oluyoruz" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, jinekomasti ve karın kası estetiği hakkında bilgiler verdi.

Baklava karın kasına kavuşmak mümkün

Baklava karın olarak da anılan karın kası estetiği, liposculpture tekniği kullanılarak yapılıyor diyen Cihantimur " Mevcut kasların kıvrım yerleri üzerindeki yağ tabakasına işlem yapıyor ve bu alanı inceltiyoruz. Bu, kasların belirgin hale gelmesi sağlanıyor ve baklava gibi dilimler oluşturuyor. Eğer karın bölgesinde yağlanma oranı fazla ise, yüzeysel yağın bir bölümü alındıktan sonra yine aynı şekilde kıvrım yerlerine karın kası tasarımı gerçekleştiriyoruz. Eğer meme bölgesinde yağlanma sorunu varsa, bu alanlara da jinekomasti operasyonu yapılıyor" ifadesinde bulundu.

Jinekomasti operasyonu artık çok kolay

" Meme büyüklüğü sorunu yaşayan erkek hastalarımıza eskiden, bu alandaki tüm dokunun çıkarılması işlemi yapılırdı ve bu da çökmelere, estetik dışı görüntülere sebep olurdu ayrıca iyileşme döneminde yaşanan sıkıntılardan dolayı, son derece konforsuz operasyonlardan bir tanesi sayılabilirdi. Fakat artık jinekomasti operasyonlarında kesisiz, noktasal girişlerle, içerideki yağı eritip, dışarıya alıyoruz.

Eğer memede kistik bir doku varsa, minimal kesilerle çıkarılabiliyor. İz kalmadığı gibi hastamız hemen ertesi gün sosyal hayatına dönüş yapabiliyor" açıklamasında bulunan Op. Dr. Bülent Cihantimur, ayrıca aynı anda iki operasyonunda yapılabileceğinin altını çizdi.

Anne sütüyle besle pişikten koru

Anne sütüyle besle pişikten koru

Bebeklerde pişik sorunu, özellikle sıcak havalarda sıklıkla ortaya çıkarken, anneler farklı önlemler ve kremlerle bu derde çare arıyor. 

Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Handan Yaşar da anne sütü ile beslenen bebeklerde hazır gıda ya da inek sütü ile beslenen çocuklara göre pişik sorunun daha az görüldüğünü belirterek, önemli bilgiler paylaştı.

Pişik; tıbbi tabiriyle "Bez (diaper) dermatit", çocuk bezinin temas ettiği bölgede gelişen ve en sık görülen deri hastalığıdır. Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Handan Yaşar, bebeklerin %7-35'inde ve genellikle de 8 ila 12. aylarda ortaya çıktığını anlatarak, belirtileri, önlemi ve tedavi yöntemleri hakkında şunları dile getirdi;

TEMİZLEME BEZİ TAHRİŞİ ARTIRIR
Pişik oluşmasındaki en önemli etmen, çocuk bezinin kapatıcı yapısı dolayısıyla derinin nemli-ıslak bezlerle uzun süre teması ve buna bağlı aşırı nemlenmesidir. Suyla aşırı yüklenen derinin üst katmanı, koruyucu (bariyer) işlevini yitirmekte ve tahriş edici etmenlerin etkisine engel olamamaktadır. İdrarda bulunan maddeler, dışkıda bulunan bazı enzimler, safra tuzları ve diğer maddeler, temizleme bezleri ve ağızdan alınıp bağırsaklardan atılan ilaçlar bu zemin üzerinde kolayca tahrişe neden olabilir.

TALK PUDRA KORUMUYOR
Bebek dışkısındaki proteaz ve lipazların deri için en önemli tahriş ediciler olduğu gösterilmiştir. Bu enzimlere uzun süre ve kapalı ortamlarda maruz kalındığında, deride şiddetli kızarıklık ve deri bütünlüğünde bozulma tespit edilmiştir. Pişik, anne sütü ile beslenen çocuklarda, hazır gıda ya da inek sütüyle beslenenlerden daha az görülür. İnek sütüyle beslenen çocuklarda dışkıda çok sayıda üreaz pozitif bakteri bulunduğundan, pişik gelişme riski artmaktadır. Dışkılama sayısı yükseldikçe pişik görülme oranı da artmaktadır, bu nedenle ishal durumlarında pişik daha sık olur. Bebeğin antibiyotik kullanması ya da anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin antibiyotik kullanması durumunda pişik daha sık görülür. Deri bakımı uygun şekilde yapılmadığında, bebeğin derisi pişik için uygun hale gelir. Bebeğin altını sıvı sabunlarla temizlemek, çocuk bezini sık değiştirmemek, talk pudrası kullanmak gibi yanlış uygulamalar sonucu pişik gelişmesi kaçınılmazdır.

BEZİ SIK DEĞİŞTİR, ILIK SU İLE TEMİZLE…
Pişik tedavisinin en önemli iki amacı; hasarlanmış derinin iyileşmesini hızlandırmak ve tekrarlamaları önlemektir. İdrar ya da dışkının irritasyona yol açması için gereken temas süresi tam olarak bilinmemektedir, ancak bezin idrar ya da dışkılamadan hemen sonra değiştirilmesi riski azaltır. Pişik riskini en aza indirmek için yapmanız gerekenler ise şöyledir;


  • Çocuk bezi yenidoğan döneminde her saat, bebeklik döneminde ise 3-4 saatte bir değiştirilmelidir.
  • 10-12 saatlik gece uykusu olan bir bebeğin bezi gece boyunca en az bir kez değiştirilmelidir.
  • Çocuk bezlerinin deriye sıkıca yapışmasını önlemek için uygun bedende ya da bir beden büyük bez kullanılmalıdır. Bu sayede bezin iç kısmı ve içeriğinin deriye daha az temas etmesi sağlanabilir.
  • Bebek mümkünse belli sürelerle bezlenmemeli ve bölge derisinin kuruması ve havalanması sağlanmalıdır.
  • Bez değiştirme sırasında bölge yalnızca ılık suyla hafifçe temizlenmelidir.
  • Hafif pişik tedavisinde ve önlenmesinde çinko oksit, dimetikon, lanolin, petrolatum gibi topikal bariyer kremler kullanılabilir. Bu ajanlar bez her değiştirildiğinde kullanılmalıdır. Bu şekilde derinin hasarlanması ve enfeksiyonu önlenmiş olur.
  • Daha ileri evredeki pişiklerde hafif etkili topical steroidler kısa süreli kullanılabilir. Eğer pişik bölgesinde bakteriyel veya fungal (mantar) enfeksiyonu varsa bunlara yönelik topikal tedavi uygulanmalıdır.

TEDAVİYİ DOKTOR TAVSİYESİ İLE YAPIN!
Ülkemizde pişik, genellikle hastalık olarak kabul edilmemekte ve aileler doktora danışmaksızın çeşitli uygulamalar yapmaktadırlar. Literatürde pişik tedavisi için kına uygulanması sonucu hemolitik anemi ve akut böbrek yetmezliği geliştiren bir vaka bildirilmiştir. Aileler bu tür uygulamalardan kaçınması konusunda uyarılmalıdır.

Bebeklerin temizlenme şekli ve bezin değiştirilme sıklığı öğrenilmeli, kullanılan sabunlar, bakım ürünleri temizleme bezleri konusunda bilgi sahibi olunmalıdır. Bebeğin dışkılama biçimi ve sıklığı diyetle ilişkili olabileceğinden, hastanın beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmelidir. Bu hususlara dikkat edilmeden tedavi edilen hastalarda nüksler kaçınılmazdır.

Ev Hanımları Kredi Kullanabilir mi?

Ev Hanımları Kredi Kullanabilir mi?

Kredi hesaplama sitesi Hesapkurdu.com’un haberine göre devlet kurumları ile çeşitli vakıfların iş kurmak isteyen ev hanımlarını desteklemesi dışında, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK’ya) kayıtlı olarak çalışılmadığı sürece birkaç istisnai durumun haricinde ev hanımlarının bankalardan kredi kullanma şansı yok.

Ev hanımlarının kredi kullanmasında istisna durumlar ise:
• Kredi talebini karşılayacak kira gelirlerinin olması,
• Şirket ortaklılarından dolayı düzenli olarak gelir elde etmesidir.

Bunların dışında ev hanımlarının kendi adına ve düzenli olarak elde ettikleri gelirler ile kredi kullanma ihtimali de mevcut. Ancak bu gelirler elde edilse bile bankaların çoğunluğu yine de ev hanımlarının kredi taleplerini riskli olarak değerlendirmekte.

Ev Hanımlarının Kredi Kullanma Şartları
• Krediden dolayı açıkta herhangi bir yasal veya idari takibin olmaması,
• Resmi olarak gelirin beyan edilebilmesi,
• Kredi talebinin 48 ayı geçmemesi (konut kredisi hariç),
• Talep edilen taksitlerin aylık gelirin yarısını geçmemesi,
• İpotek verilecekse eş rızasının yazılı olarak bankaya verilebilmesi,

İpotek veya Kefil Verilmesi Ev Hanımlarının Kredi Kullanması İçin Yeterli mi?
İpotek veya kefil gösterilmesi bankalar açısından ek teminat olmasından dolayı kredi kullanma ihtimalini yükseltir. Ancak yine de sigortalı olarak çalışmayan bir kişinin kredi kullanması için yeterli değildir.

Ev Hanımlarına KOSGEB Kredisi Desteği
KOSGEB kendi işini kurmak isteyen girişimci kadınlara maddi destek de bulunuyor. Genellikle 50 bin TL hibe, 100 bin TL kadar da geri ödemeli 60 ay vadeli ve faizsiz kredi veriliyor. Eğer kendi işinizi kurmak istiyor fakat kredi kullanamıyorsanız, bu seçeneği siz de deneyebilirsiniz. Fakat bu desteği alabilmek için öncelikle KOSGEB’in zorunlu tutmuş olduğu eğitimlere katılarak, projenizi KOSGEB’e kabul ettirmelisiniz.

Ev Hanımları Kredi Kartı Alabilir mi?
Genel olarak bankalar kredi kartı başvurularında SGK’lı olarak çalışılması şartı arıyor. Ancak kredi kadar SGK kaydının olması olmazsa olmaz bir şart olarak sunulmuyor. Yani kredi kartı başvurusunda bulunan ev hanımının kredi notu iyi veya kredi kartı ödemelerini yapabilecek seviyede olduğuna banka kanaat getirirse kredi kartı verebiliyor. Çünkü ilgili mevzuat gereğince bankaların gelirini tespit edemediği kişilere güncel asgari ücretin 4 katına kadar limiti olan kredi kartı verme şanları var.

Ev Hanımları Çektikleri Krediyi Ödeyemediklerinde Ne Olur?
KOSGEB üzerinden yani devlet destekli olarak belirli bir sürecin sonucunda ev hanımlarına hibe olarak verilen paranın geri ödemesi yok. Ancak hibe dışında KOSGEB üzerinden bile kredi kullanılsa geri ödemesinin yapılması şart. Aksi durumda yasal olarak süreçler başlatılabilir. Bunun yanında bankalar üzerinden kullanılan kredinin iki taksit ödememesinin yapılmaması durumunda ise bankaların yasal olarak icra sürecini başlatma hakkı bulunuyor.

Ev Hanımlarının Önceki SGK’lı Çalışmaları Dikkate Alınır mı?
Bankalar açısından gelirin kredi ödemesi için yeterli olması ve düzenli olarak elde ediliyor olması gerekli. Bu sayede verilecek olan kredinin geri ödenmeme riski azaltılmış oluyor. Bunun için bankalar açısından önemli olan aktif olarak SGK’lı çalışılmasıdır. Yani geçmiş SGK’lı olarak çalışmaların aktif olarak çalışmadığı sürece bankalar açısında bir önemi yoktur.

Ev Hanımları Ne Kadar Süre SGK’lı Olarak Çalışırsa Kredi Kullanabilir?
Bankaların istediği SGK’lı olarak çalışma süresi değişkenlik göstermekle birlikte, genel olarak son iş yerinde 3 ay olmak üzere toplamda 12 aydır. Ayrıca son iş yerinde 6 ay isteyen bankalar mevcut olmakla birlikte devlet memuru olarak işe başlanması durumunda herhangi bir süre şartı da genel olarak aranmıyor.

Kaynak: Hesapkurdu.com – Ev Hanımlarına Kredi

19 Eylül 2017 Salı

Enfes sofraların sırrı 12 pratik bilgi

Enfes sofraların sırrı 12 pratik bilgi

Kendi ve sevdikleri için enfes sofralar kurmak istese de hazırlıklara kısıtlı vakit ayırabilenlere mutfakta hız kazandıracak pratik bilgileri bir araya getirdik.  

Bembeyaz leziz pilavlar yapmaktan tuzu fazla kaçan yemeği kurtarmaya, yumurtayı en hızlı şekilde haşlamaktan nar gibi kızarmış tavuk hazırlamaya, amatör şeflerin çok işine yarayacak mutfak sırları bu derlemede.

Evde yemek yapmak çok keyifli olsa da, bazen buna ayıracak vakit bulmak zor oluyor. Hele ki misafir geleceği zaman işler iyice çığırından çıkabiliyor. Yemek.com, az vakitte harikalar yaratmak isteyen amatör şeflerin işlerini kolaylaştıracak pratik bilgileri bir araya getirdi. İşte o ipuçları:

Yeşilliklere tazelik aşısı
Taze görünümünü kaybeden ve pörsüyen ıspanak, kereviz, marul, brokoli gibi sebzeleri yeniden eski haline getirmek için sebzelerin uç kısımlarını keserek buz gibi soğuk su dolu bir kavanoz ya da sürahide bekletmek yeterli.

Sarımsakları soymaya dakikalar harcamayın
Sarımsakları 10 saniyede soymak için tek yapmanız gereken dişlerine ayırdığınız sarımsakları bir kaba koyduktan sonra üstünü başka bir kap ile kapatmak ve hızlıca çalkalamak. Kabı açtığınızda hepsinin soyulmuş şekilde sizi beklediğini göreceksiniz.

Kurumuş ekmekleri geri kazanın
Kuruyup bayatlamış ekmekleri ve pideleri yeniden yumuşacık hale getirmek için, onları nemli bir mutfak havlusuna sarın ve mikrodalga fırında 10 dakika kadar bekletin.

Yemek fazla tuzluysa içine patates atın
Eğer yaptığınız sulu yemeğin veya çorbanın içine yanlışlıkla fazla tuz koyduysanız, içine soyulmuş bir iki dilim patates atın ve biraz bekleyin. Tuzu emen patatesleri yemeği servis etmeden önce tencereden çıkarın.

Yağın ayarı kaçtıysa çözüm marulda
Çorba yağlı oldu diye onu çöpe döküp yenisini yapacak haliniz yok. Çorba sıcakken içine iri bir marul yaprağı atıp yağı çekmesine izin verin. Yağı emdiğinde tencereden çıkarın.

Bembeyaz leziz pilavın sırrı limon suyunda
Kaynar suyu pirinçlere ekledikten sonra birkaç damla limon suyu sıkarsınız pilavınız bembeyaz olacak, bir çay kaşığı şeker ise onu sandığınızdan çok daha lezzetli yapacaktır.

Yumurta haşlarken hız sınırını aşın
En hızlı şekilde haşlanmış yumurta elde etmenin yolu, yumurtaları bir kap suyun içine koymak ve üzerine bir tatlı kaşığı tuz dökerek mikrodalgada 4-5 dakika bekletmek.

Karbonata tazelik kontrolü
Karbonatın hala taze olup olmadığını anlamak istiyorsanız, iki kaşık sirkenin üzerine bir çay kaşığı karbonat dökün ve köpürüp köpürmediğini kontrol edin. Eğer köpürüyorsa hala tazedir. Benzer bir deneyi kabartma tozu için de yapabilirsiniz. Formül, sıcak suya 1 çay kaşığı kabartma tozu.

Hamurun kaşığa yapışmasına son
Ev yapımı hamuru kaşıkla karıştırıyorsanız ve hamurun kaşığa yapışmasından şikayetçiyseniz kaşığı bir kez süte batırıp öyle kullanın.

Patates kızartırken zaman kazanın
Patatesleri daha kısa sürede kızartmak için, tavaya almadan önce mikrodalgada 3-4 dakika beklettin. Böylece daha kısa sürede kızardıklarını göreceksiniz.


Jilet gibi ekmek dilimleri için
Ekmeği kesmeden önce bıçağı kaynar suya batırıp bir bezle silerek, ekmeğin dağılmasını engelleyebilirsiniz. Aynı zamanda ekmeği ters çevirip keserseniz dağılma olasılığını iyice sıfıra indirirsiniz.

Nar gibi kızarmış tavuk için şekerden
Fırında bütün tavuk yapacağınız zaman üzerine şeker serpin. Böylelikle tavuğun üzeri fırında nar gibi kızaracaktır.


Yaşlanmayı geciktirmek mümkün mü?

Yaşlanmayı geciktirmek mümkün mü?

Tek bir ürünle, gözaltı, yüz ve boyun bölgesindeki form kayıplarını toparlayan Örümcek Ağı kremi, yaşlanma karşıtı ödüllü aktif ajanları formülasyonunda barındırıyor

Doctor B Aktif Kozmetikleri serisinin ilk ürünü olan Örümcek Ağı kremini geliştiren Op. Dr. Bülent Cihantimur, yaşlanma karşıtı, anti aging kremin tek bir ürünle pek çok fayda sağladığını, gözaltı dahil, yüz ve boyun bölgesine dahi sürülebildiğini açıkladı: "İnsanlar artık cildinin kıymetini çok iyi biliyor. Fakat milyonlarca ürün var ve hemen hemen hepsi pratik bir uygulama şansı vermiyor. Örümcek Ağı kremini geliştirirken kullandığımız ödüllü aktif ajanlar tüm cilt yaşlanma sürecini destekleyen, etkisi kanıtlanmış özelliklerini tek bir kremde topluyor. Bu haliyle yüzünüze, boynunuza ve hatta gözaltlarınıza dahi akıllı Örümcek Ağı kremini kullanabilirsiniz."

Cilt yaşlanma belirtileri nelerdir?

Cildin nasıl yaşlandığını ve nasıl belirtiler gösterdiğini anlatan Op. Dr. Bülent Cihantimur:" Ciltteki ilk yaşlanma belirtileri sertleşmeler, kuru bölgeler, daha kalın gözüken bir cilt tabakası şeklinde belirir. Renk değişimleri yaşanır. Özellikle göz çevresinde ince çizgilere rastlarsınız. Dudak üstünde barkod çizgileri dediğimiz ve yanaklarda oluklar oluşur. Yüzün devamı niteliğindeki boyun bölgesinde de yine katlanma çizgileri yer eder. Hatta yanak ve burun kanatlarında ince kılcal damarların belirginleştiği de gözlemlenir. Tüm bu belirtiler yaşlanma izleridir ve ne yazık ki 25 yaşından sonra gün be gün hızlı bir şekilde yol alır" ifadesinde bulundu.

Yaşlanmayı geciktirmek mümkün

"Az evvel saydığım tüm belirtiler kolajen, elastin ve fibroplast hücrelerinin eskisi gibi aktif olmamasından kaynaklanır. Kolajen kalınlaşır ve kırılma eğilimi içerisine girer ve günden güne sayısı azalır. Ve elbette lifler sıkılığını kaybedip, cildin sarkmasına neden olur. Ayrıca bunun gibi pek çok yaşa bağlı gerileme yaşanır. Bu süreç içerisinde cildinize yardımcı bir kuvvet göndermek isterseniz, Örümcek Ağı kremini rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cildinizin kalitesini korursanız, yaşlanma belirtilerinin önüne geçersiniz. Doğru kaliteli bir krem, sağlıklı yaşam tarzı, bol su tüketimi ve egzersiz tüm bu süreci başarıyla geçirmenizi sağlar" açıklamasında bulunan Cihantimur, bu haliyle cilde hem koruma hem de yaşlanmayı geciktirme yapılabileceğini vurguladı.