Cat-1

Cat-2

Cat-3

Cat-4

Latest Posts

Madde kullanımının giderek yaygınlaşması ve uygun koruma yöntemlerinin bilinmiyor olması ailelerin korkularını da giderek artırıyor. Aileler kendilerini en çok kaygılandıran bu sorunla ilgili şu sorunun yanıtını arıyor: Çocuğumun madde kullandığını nasıl anlarım? Uzmanlar çocukta meydana gelen psikolojik, davranışsal ve bedensel bazı değişimlerle bunun anlaşılabileceğini söylüyor…

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Uzman Klinik Psikolog Aslı Zeynep Başabak, madde kullanan kişilerin farkına varmanın kolay olmadığına ancak kullanımı düşündüren birtakım belirtilerin saptanabileceğine dikkat çekiyor. Başabak, şu bilgileri verdi:

"Madde kullanımı olan gençlerde bir süre sonra kullanıma bağlı psikolojik, davranışsal ve bedensel değişimler meydana gelir. Bu değişimleri erken fark etmek, erken önlem almayı da sağlayacağı için oldukça önemlidir.

Çocuğunuzun madde kullandığını nasıl anlarsınız?

Eğer çocuğunuz;
•Her zamankine göre sizinle daha az zaman geçirmeye başladıysa veya evde zamanının çoğunu odasında yalnız geçiriyorsa,
•Her zamankine göre daha sık ev dışında zaman geçirmeye başladıysa,
•Eve geç geliyor ve nerede olduğunu size haber vermiyorsa,
•Duş alma, temiz kıyafetler giyinme gibi kişisel hijyenine verdiği önem azalmışsa,
•Sorumluluklarını aksatmaya başladıysa,
•Var olan arkadaş grubunu değiştirmişse ve tanımadığımız kişilerin isimlerini kendisinden daha fazla duymaya başlamışsanız,
•Her zaman gittiği yerlerden farklı yerlere gidiyor veya farklı ortamlarda zaman geçirmeye başlamışsa,
•Her zamankine göre daha fazla para harcıyor ve size harcamalarının sebebini net açıklayamıyorsa,
•Alkol ya da maddeyle ilgili olumlu düşüncelere sahip olmaya başladıysa,
•Her zamankinden daha gerginse ve kolay sinirleniyorsa,
•Sık duygu değişimleri yaşıyorsa. Kimi zaman neşeli, sakin iken kimi zaman öfkeli saldırgan davranışlarda bulunuyorsa,
Çocuğunuzun madde kullanımından şüphelenebilirsiniz.

Ergenlik dönemi belirtileriyle karıştırılmamalı

Ancak unutulmamalıdır ki bu belirtilerden bazıları aynı zamanda ergenlik döneminin de özellikleridir. Dolayısıyla somut kanıtlarınız olmadan çocuğunuzu madde kullandığına dair suçlamak aranızdaki ilişkinin bozulmasına sebep olacağı gibi tehlikeli sonuçlar da doğurabilmektedir. Amacımızın onu yakalamak değil ona destek olmak olduğunu unutmamak gerekir.

Eğer çocuğunuzun madde kullanımından eminseniz, ilk öğrendiğinizde ne yapmalısınız, nasıl davranmalısınız?"

Pek çok aile için travmatik olan bu süreci başarılı bir şekilde atlatmak için bir takım basamaklardan bahsedebiliriz.

-Öncelikle soğukkanlı olun ve çocuğunuzla konuşmadan önce durum hakkında detaylı bilgi toplayın.

Çocuğunuz hangi maddeyi, nasıl kullanıyor? Bu maddenin etkisi nedir? Ne kadar zamandır, kimlerle ve nerede kullanıyor? Siz bu bilgiyi nasıl edindiniz gibi soruların cevaplarını edinin.

-Eşinizle sorunun çözümüne dair ortak bir plan yapın. Ve her ikiniz de bu plana sadık kalın.

Bazı ailelerde daha büyük sorunlara sebep olacağı düşünülerek çocuğun madde kullanımı eşlerden birinden gizlenebilir. Hatta gizlenmesi için aile üyeleri, kullanan kişiden daha fazla çaba sarf eder hale gelir. Ancak bu durum sadece kullanımın sürmesine sebep olur. Unutulmamalıdır ki gizlilik bağımlılığı beslemektedir. Bu sebeple anne babanın ortak bir dil kullanması ve çocuğa karşı birbiriyle tutarlı yaklaşımlarda bulunması işin püf noktasıdır.

-Onunla hazır olduğunuz zaman konuşun.

Aileler sıklıkla çocuklarının kullanımını ilk öğrendiklerinde yoğun kaygı, korku, üzüntü, öfke gibi duygular yaşarlar. Bu duyguların yaşanması oldukça normaldir. Ancak bu duygular çocuklarına karşı davranışlarını etkilediğinde sorunun çözümünden çok daha da içinden çıkılmaz hale gelmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple çok yoğun öfke, kaygı, korku yaşadığınızda bu konu hakkında konuşmayı erteleyin.

-Çocuğunuzu anlamaya çalışın.

Hem onun hem de sizin için uygun olduğunu düşündüğünüz bir zamanda kullanımının farkında olduğunuzu soğukkanlı ve açık bir şekilde ifade ettikten sonra onu dinleyin. Kullanımı hakkındaki düşüncelerini, neden madde kullanmaya ihtiyaç duyduğunu sorun ve anlamaya çalışın. Yargılamak, eleştirmek, korkutmak, ona suçluluk duygusu yaşatmak sizi bir çözüme ulaştırmaz. Amacınız çocuğunuzu anlamak olsun. Anlamadan yardımcı olamazsınız. Ancak anlamak kabullenmek demek de değildir. Kullanımı onaylamadığınızı açık ve net bir şekilde ifade edin. İsterse bu konuda ona destek verebileceğinizi belirtin. Bu konuşmayı yaparken ortaya çıkabilecek savunmacı tutumu ya da tartışmaları azaltmak için "ben dili" ile cümleler kurmaya özen gösterin.

-Profesyonel destek alın.

Bir ergenin madde kullanımının olması mutlaka destek gerektiren bir durumdur. Genellikle madde kullanımının ergenin yaşadığı zorlukların bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple uzun vadeli sonuçlar elde etmek adına altta yatan sorunların saptanması ve giderilmesi için profesyonel bir destek alınmalıdır.

-Kendini geliştirmesine yardım edin.

Çocuğunuzun tekrar kullanıma ihtiyaç duymaması için onun farklı alanlarda da kendini geliştirmesine yardımcı olun. Spor, sanat, hobiler, aile bağları, arkadaşlık ilişkileri, okul gibi alanlarla bağlarını güçlendirmesini destekleyin. Maddeyi odak noktanızdan çıkarın ve çocuğunuzu yeni keyif alanlarına yönlendirin."

Özellikle yoğun tempoda çalışanlar için büyük mutluluk yaratan bu tatilİ daha verimli, daha güzel, hem dinlenip hem de günlük rutinden uzaklaşarak geçirmenin yolları nelerdir? 

Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Selin Karabulut konuyla ilgili olarak "Tatil günlük rutinimizin dışına çıktığımız için bize iyi geliyor; iş, okul olmasa, tatil de bizim için bu kadar önemli ve değerli olmaz" dedi.

Ne kadar yoğun bir iş veya okul yaşamımız varsa, tatile, dinlenmeye, her şeye bir ara vermeye duyulan ihtiyaç da o kadar fazla oluyor diyen Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Selin Karabulut, "Bedenimizin ve zihnimizin mola vermeye, deşarj olmaya ihtiyacı var. Yeniden yapılanmak, sakinleşmek, yeni planlamalar yapmak, hatta hiçbir şey yapmayarak enerji toplamak için tatile ihtiyacımız olduğunu" söylüyor.

Tatile neden ihtiyaç duyduğunuzu iyi belirleyin
• Tatili, sıkıntılardan kaçıştan çok, vücudu ve zihni dinlendirmek, yeni şeylerle tanıştırmak, öğrenmek, keşfetmek için ayrılan bir zaman olarak görmeye çalışın
• Bireysel ihtiyaçlarınızın farkında omaya çalışın. Yalnız kalmaya, sessiz, sakin bir ortamda olmaya ihtiyacınız varsa, bu ihtiyaca uygun bir tatil planlayın.
• İhtiyacınız yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmaksa, turlara katılın.
• Sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek, eğlenmek arzusunda iseniz, tatil arkadaşlarınızı iyi seçin.

Tatilden maksimum yarar sağlamak için;
1. Tatile çıkmadan önce yolculuk şekli, süresi, kalacak yer, dönüş zamanı gibi önemli konuları iyi planlayın, kontrollerinizi yapmayı unutmayın. Yurt dışına çıkışlarda pasaport, vize gibi işlemler için önceden zaman ayırmak gerektiğini unutmayın.
2. Kaç gün, kaç gece kalacağınızı düşünerek yanınıza ihtiyacınız kadar kıyafet alın. Genellikle giyerim diye taşınan kıyafetlerin bir kısmı valizden hiç çıkmadan eve geri getirilir.
3. Sonradan aklınızın kalmaması ve ev civarındaki tanıdıklarınızı alarma geçirmemek için evcil hayvan, çiçekler, ödenmemiş faturalar vs. gibi işlerinizi önceden organize edin.
4. Tatile çıkarken işlerinizi tamamlayıp ve/veya işlerinizi iyi organize edip çıkmaya özen gösterin. Tatil süresince iş yerinden gelen telefon ve elektronik postalarla rahatsız edilmek istemezsiniz.
5. Tatil süresince tv, telefon, tablet vs. gibi cihazlardan mümkün olduğunca uzak durun. Kendinize, kendi başınıza veya sevdiklerinizle neler yapabileceğinizi, nasıl eğlenebileceğinizi keşfetme fırsatı verin.
6. Tebdil-i mekanda ferahlık vardır elbette ama sorunlarınızdan kaçmak için tatile çıkmak işe yaramaz. Ancak tatilde sorunlarınıza ne gibi çözümler bulabileceğinizi düşünür döndüğünüzde de aksiyon almaya başlarsanız bu işe yarayabilir. Zira tatili yaptıkları işten, derslerden ya da sıkıntılardan kaçmak, unutmak için kurtuluş olarak gören kişiler tatil dönüşünde, sorunların hiç değişmemiş şekilde kendilerini beklediğini göreceklerdir.
7. Tatilin havasına, rehavetine kapılarak ayırdığınız bütçeyi aşma riskinizi aza indirin. Örneğin kredi kartlarınızın bir kısmını evde bırakın.
8. Kısıtlı zamanınızı iyi değerlendirin, örneğin vaktinizi uyuyarak geçirmek yerine sabahları erken kalkıp güne erken başlayın.
9. Güneşin, denizin, doğanın keyfini çıkartın. Yağmurda ıslanın, çamurda yürüyün, istediğiniz gibi yemek yiyin.
10. Kendinizle ve/veya sevdiklerinizle geçireceğiniz 7/24 zamanın keyfini çıkartın, bu zamanı her zaman bulamayabilirsiniz.

Türkiye mobilya sektörünün nabzını tutan Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER), Türkiye'de her 100 kişiden birinin mobilya alırken markaların web sitesine baktığını, fakat konu almaya geldiğinde online alışveriş sitelerinin tercih edilmediğini söyledi.

Tüketiciler, mobilya alırken ürüne dokunmak istiyor

Türkiye mobilya sektörünün hak ettiği yere gelmesi için maksimum seviyede çalışan Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER), Nielsen Araştırma şirketiyle birlikte hayata geçirdiği araştırma sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor.

MOSDER 2015 Tüketici Tutum Davranış, Marka, İmaj ve Konumlama Araştırması'nın sonuçlarına göre; Türk tüketicilerin yüzde 50'si online alışveriş yapmanın kolaylık olduğunu düşünüyor. Ödemelerin yüzde 88'i kredi kartı ile yapılırken, mobilya alışverişini internet üzerinden yapanların yüzdesi 1.34 olarak kayıtlara geçiyor.

İnternet kullanıcılarının yüzde 20'si mobilya markalarının Facebook sayfalarını takip ediyor…
Araştırmaya katılanların yüzde 76'sı online sitelerden kesinlikle mobilya alışveriş yapamayacağını söylerken, satın almama nedenlerinin başında ürüne dokunma / inceleme fırsatlarının olmadığı ve internetten ürün alma alışkanlıklarının bulunmaması geliyor. Öte yandan internet kullanıcılarının sadece yüzde 20'si mobilya markalarının Facebook sayfalarını takip ediyor. Bu takibin sebebi ise; Ürün detaylarını incelemek, yeni çıkan ürünlerden haberdar olmak ve kampanya / indirimlerden haberdar olmak olarak göze çarpıyor.

Öte yandan Türkiye'deki mobilya satışlarının yaklaşık yüzde 70'inin ana caddelerdeki mobilya mağazalarından gerçekleştiği için kredi kartlarına yapılan taksitler tüketicilerini memnun ediyor. Taksitli alışveriş yapanların ortalama ödeyebilecekleri taksit miktarı 300 TL olarak belirleyen araştırma, tüketicinin peşin fiyatına 'taksitli' alışveriş yapmak istediğini ve taksit sayısında 12 ayı tercih ettiğini de ortaya koyuyor.

Kurban kesilirken nelere dikkat etmek gerekir?

Kurban kesilirken birkaç tane değişmeyen kural vardır. Hayvanın kilosu önemli kesinlikle zayıf olmamalı, Tarım Bakanlığı'nın kontrolünden geçmiş yani kulağından küpesi olmalı, hayvan dişiyse eğer kesinlikle gebe olmamasına dikkat edilmeli.

Hayvan yakın zamanda ilaç kullanmamış olmalı. Biz 8 aydan sonra kesilebiliyoruz. Hayvan 8 ayı tamamlamış olmalı…

Saklama kuralları nelerdir? Etler nasıl bölünmeli?
Kurban kesildikten sonra âdet yerini bulsun diye akabinde kavurma yapılır. Sakatat kısmını ise akşam tüketilmeli. Ancak normal koşullarda kurban kesildikten sonra dört parçaya ayrılmalı, delikli tülbent bezine sarılarak artı dört dolabında ???? (dipfrizde değil) 72 saat dinlendirilmeli.

Kurban etini pişirirken nelere dikkat etmeliyiz? Bekletme süresi var mıdır?
Kurbanı kestikten sonra rigormos ( kas ölümü 36 saatte tamamlanır ) denilen bir olay vardır. Kasların yaşaması... Eti kesip bir tepsiye aldığımızda et hala titrer, bu da kasların hala yaşadığı anlamına gelir. Adet yerine gelsin diye hemen kol kısmından kavurmamızı yapabiliriz, ondan sonra delikli bir tülbent bezine sarıp en az 72 saat boyunca dinlendirememiz lazım. Bu yolla hem fire kaybımızı engelleriz çünkü soğuk ve dinlenmiş eti işlemek daha kolaydır hem de daha lezzetli, daha güzel bir et yemiş oluruz. Bundan dolayı kesinlikle etimizi dinlendirmeyi, sonra tüketmeyi öneririm.

En iyi kurban kavurması hayvanın neresinden olur?
Koldan. Buttan da olur ama kol buta göre daha lezzetlidir. Çünkü but kaslı olabilir. Kolda ise kas mevcut değildir. Bu yüzden kol etiyle yapılan kavurma çok daha keyiflidir.

En sık yapılan hatalar neler, bize iyi bir kavurmanın sırrını madde madde açıklayabilir misiniz?
Kavurma için sac, döküm tava da kullanılabilir ama çelik olması çok daha iyi, çünkü ısıyı çok daha hızlı alır. Döküm geç ısınır. Et çelik tencerede daha keyifli pişer.

-Teflon tavada kavurma kesinlikle yapılmamalı. Teflon tava yeterli ısıyı sağlayamadığı için mühürlemeyi gerçekleştiremeyecek, bu yüzden etiniz suyunu tavaya bırakacak. Siz etinizin piştiğini zannedeceksiniz oysa bu sırada sıvı kaybediyor olacak. Sıvı kaybetmesi lezzet kaybı da demek.
-Tencere iyice ısıtıldıktan sonra (hafiften dumanlar yükseldiği zaman) sırasıyla önce kavram yağı, sıvısı çıktıktan sonra da (iyice sarımtırak bir hal aldığı ve kuruduğu vakit de) etler eklenmeli. Sadece kavurma yaparken değil, sebze yemeklerinde bile tencere soğukken malzeme asla tencereye konulmamalı.

-Neden yüksek ateş? Çünkü bir nevi mühürleme işlemi yapılmış oluyor. Mühürleme neden önemli? Çünkü bu işlemle sıvı, etin içine hapsedilir. Bu şekilde de et yumuşak ve lezzetli olur. (Et yemeklerinde ve ızgaralarda yüksek ateş gerekli.)

-Kavurma yaparken et de yağ da eşit parçalar halinde doğranmalı ki parçalar eşit sürede pişsin. Aksi takdirde küçükler daha erken pişecek büyük parçayı pişireyim derken de küçükleri yakacaksınız.

-Kavram yağı kavrulduktan ve sıvısını tencereye bıraktıktan sonra tüm taneleri tencereden alınmalı. Zira etler ilave edildiğinde, et pişerken yağ yanıp siyah noktalar haline dönüşebilir.

-En önemli püf noktalarından biri tuz. Izgaralık ette iri taneli tuz kullanılmalı (kaya ya da deniz tuzu), etli tencere yemeklerinde ise sofra tuzu. Izgaralık ette tuz önceden atılırken tencere yemeklerinde ise sonradan konulmalı. Bu yüzden kavurmaya da tuz en son eklenmeli.

-Kuzu kavurma yapıyorsanız kuzu etinin o keskin kokusunu yumuşatmak için kavururken bir miktar taze kekik ve limon sıkabilirsiniz. Asidik özelliği olduğundan bu kokunun gitmesine yardımcı olacak. Birkaç dal biberiye ve taze kekik de ilave edilebilir.


ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Toner, "Her iki tarafa da burada asıl düşmanın IŞİD olduğunu hatırlatmaya çalışıyoruz" dedi

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki YPG ve DAEŞ hedeflerini topçu ateşiyle vurmasına ilişkin açıklama yaptı.

İKİ TARAFLA DA TEMAS HALİNDEYİZ
Günlük basın toplantısında, Türkiye'nin terör örgütleri YPG ve DAEŞ hedeflerini topçu ateşiyle vurduğu hatırlatılan Toner, bu konuda Türk yetkililer ve Suriye Demokratik Güçleri temsilcileriyle temas halinde olduklarını söyledi.

ASIL DÜŞMAN IŞİD
Tansiyonun yükselmemesi için çalıştıklarını belirten Toner, "Her iki tarafa da burada asıl düşmanın IŞİD olduğunu hatırlatmaya çalışıyoruz." ifadesini kullandı.

İNCİRLİK ÜSSÜ
Türkiye ile Rusya arasında ilişkilerin düzelmesi ve İncirlik Üssü'nün kullanımına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Toner, özel diplomatik konuşmalarda konuyu ele aldıklarını dile getirdi.

Toner, İncirlik'in kullanımına izin verdiği için Türkiye'ye müteşekkir olduklarını anlattı.

WASHİNGTON VE MOSKOVA ARASINDAKİ SURİYE KRİZİ
Washington ile Moskova arasında Suriye krizini çözüme kavuşturmak için görüşmelerin sürdüğünü anımsatan Toner, Türkiye ve Rusya'nın da ABD ile Uluslararası Suriye Destek Grubu içinde yer aldığını, Suriye konusunda söz hakkı sahibi olduklarını kaydetti.

"Suriye hakkında Rusya ile aramızda ne kadar daha iyi ve yapıcı bir ilişki olabilecekse Türkiye ile Rusya arasında da aynısı olsun isteriz ama kendi açımızdan henüz o noktada değiliz" diyen Toner, Suriye'de barışçıl bir çözüme ulaşılmasında Türkiye'nin katkılarına değer verdiklerini vurguladı.

Toner, Rusya ile devam ettirdikleri görüşmelerde ilerleme sağladıklarını ancak sorunun çözümü noktasına henüz varmadıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak Ensonhaber


500 yıl önce bugün, 24 Ağustos'ta Yavuz Sultan Selim'in ordusu Mercidabık'ta mutlak bir zafer kazanmıştı.

Vatan haini FETÖ'cülerinin temizlenmesiyle arınan Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye'deki IŞİD bölgelelerine yönelik harekat başlattı.

Cerablus merkezli başlatılan operasyon devam ederken, adı Fırat Kalkanı olan harekatın sembolik anlamı da var.

Cerablus operasyonunun sembolü: Mercidabık'ın 500. yılı


OPERASYONUN SEMBOLİK ANLAMI
Yavuz Sultan Selim 500 yıl önceki Mısır seferi sırasında Memlük devletiyle Cerablus yakınlarında Mercidabık Ovası'nda karşı karşıya gelmiş ve mutlak bir zafer kazanmıştı.

ORTADOĞU'YU OSMANLI TOPRAĞI YAPAN SAVAŞ
Yavuz Sultan Selim'in bu zaferi sonrası Suriye, Lübnan ve Filistin toprakları Osmanlı mülkü olmuştu.

Kaynak: EnSonHaber

Tatilde güzel bir an mı yakaladınız? Paylaşın. Lezzetli bir yemek mi pişirdiniz? Paylaşın. Yeni pasaport mu aldınız? Paylaşın. Paylaşın. Paylaşın. Ama dikkat! Aşırı paylaşımcı olabilirsiniz. 

ESET Güvenlik Araştırmacısı Ondrej Kubovič'e göre internette aşırı paylaşımcılık siber hırsızlar tarafından soyulmanıza neden olabilir. "Biraz otosansür uygulayın" diyen Kuboviç, bazı paylaşma(ma) önerilerinde bulundu.

Aşırı paylaşımcılık, bilgisayarlar ile büyüyen, sosyal medya ile içli dışlı olan ve teknolojiyle beraber yaşayan genç nesil için tipik bir davranış biçimi sayılabilir. Hayatlarının her detayını paylaştıkları için, bu nesil pek çok ülkede "Selfie nesli" olarak ün kazanmış durumda.

Fazla paylaşımcı olmanın maliyeti var
Fakat ESET Güvenlik Araştımacısı Ondrej Kubovič'e göre, bu gençlerin pek çoğu, online olarak bu kadar fazla bilgiyi paylaşmanın ciddi sonuçları olabileceğini pek düşünmüyor. Kuboviç, "Microsoft'un çeşitli anketlerine göre 2013 yılından bu yana itibar zedeleyen finansal hasarlar 1.4 milyar dolara ulaştı" bilgisini paylaştı.

Aşırı paylaşınca ne oluyor?
Kayıpların büyük bir kısmı isteyerek ya da istek dışı olarak online hesapların şifresi de olabilecek olan doğum tarihi, telefon numarası, açık adres ya da köpeklerinin adı gibi hassas verileri paylaşan kullanıcılardan kaynaklanıyor. Bu tip veriler, siber suçlular tarafından kimlik avı saldırısı için ya da kimlik hırsızlığı ile sosyal medya hesaplarının gasp edilmesi için kullanılabilir.

İşte bazı paylaşma(ma) önerileri
Ondrej Kubovič, bu çerçevede aşırı paylaşım rutinlerinizi sınırlandırmanıza yardımcı olacak bazı ipuçları öneriyor:

• Sosyal medyadaki gizlilik ayarlarınızı gözden geçirin. Paylaşımlarınızı sadece ilgili kişilerin gördüğünden emin olun. Eğer emin değilseniz, yakın arkadaşlarınız, uzak arkadaşlarınız, iş arkadaşlarınız ve aile üyeleriniz için ayrı gruplar oluşturun. Mümkün olduğu kadar seçici olun.

• Lokasyonunuzu tüm dünya ile paylaşmayın. Sosyal ağlar sıklıkla kullanıcıların lokasyonlarını belirtir. Ama siz gerçekten herkesin nerede olduğunuzu ya da tatile gittiğinizi ve yaklaşık 2 hafta boyunca evde kimsenin olmayacağını bilmelerini istiyor musunuz? Kendi iyiliğiniz için bu özelliği kapatın ve geçmiş lokasyon bilgilerinizi silin.

• Geçmişte katılmış olduğunuz gruplara tekrar bir göz atın. Bazıları eski ayarlarınızı kullanıyor olabilir. Eğer hala herkese açıklarsa, ne paylaştığınıza dikkat edin, paylaşım içeriğiniz herkes tarafından okunabilir ya da paylaşılabilir. Diğer bir seçenek ise gruptan ayrılmak ya da grup yöneticisinden ayarları değiştirmesini istemektir.

• Herhangi bir yorum paylaşmadan ya da fotoğraf/video yüklemeden önce, yüksek seviyede kendi oto-sansürünüzü uygulayın. Paylaşımınızı büyük annenize ya da sokaktaki herhangi birine gösterdiğinizi hayal edin. Bu durum sizi rahatsız ediyor mu? Eğer ediyorsa, paylaşımınızı kendinize saklamanız daha iyi olacaktır.

• Paylaştığınız fotoğraf ve videolar için polis gibi davranın. Paylaşımlarınızda bulunan bütün detayları inceleyin ve hassas verilerinizin ortaya çıkmadığından emin olun. Buna en iyi örnek, yeni aldığınız arabanızın fotoğrafını paylaşırken plaka bilgilerinizin gözükmesi, fazla ev anahtarınızı sakladığınız yerin ortaya çıkması ya da yeni pasaport numaranızın gözükmesidir. Bu bilgiler yanlış ellere geçtiğinde size zarar verebilecek bilgilerdir.

• Kredi kartı detayları, parolalar, telefon numaraları ya da kimlik numarası gibi hassas bilgileri asla mesaj uygulamaları ya da e-posta ile göndermeyin. Eğer mecburen bu tip verileri göndermek zorundaysanız, bu bilgileri halka açık online alanlarda göstermeyin ve paylaşmayın.

• Verilerinizi güvende tutmak için güçlü parolalar yaratın ve sıklıkla değiştirin. Parolalar, verileriniz ve kötü niyetli aktörler ile onların yapışkan elleri arasında duran en önemli engellerden biridir. Eğer parolaları hatırlamak sizin için zor ise, güvenilir bir şifre yönetim uygulaması kullanın.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nün, Türkiye'nin doğu, batı, kuzey ve güneyindeki insanlarla gerçekleştirdiği duygu tanıma testinden ilginç sonuçlar çıktı. Buna göre Doğu insanı olumsuz, Batı insanı ise olumlu duyguları daha kolay ayırt ve taklit ediyor. 

Batı ve Kuzey'dekiler, tiksinme yüz ifadesini kolaylıkla ayırt ederken, korkmuş ve şaşırmış olanların ayrımında herkes zorlanıyor. Çalışmaya göre; yüz ifadelerini tanımada kadınlar, erkeklerden daha başarılı olurken, eğitim düzeyi yükseldikçe de tanıma oranları artıyor.

Yaşamı anlamlandırma, karar verme ve uygulama aşamalarında büyük bir rolü olan duygular genelde yüz ifadelerine yansıyarak karşımıza çıkıyor. İnsanlar için temel sosyal-bilişsel becerilerin başında ise yüzdeki duygu ifadelerini algılamak ve tanımak geliyor.

Türkiye'de yapılmış, Türk toplumundan seçilen bireylere ait duygusal yüz ifadelerinden oluşan bir duygu tanıma testinin olmayışı Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı araştırma görevlilerini harekete geçirdi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Nörobilim Yüksek Lisans Programı dahilinde; Doç. Dr. Cumhur Taş danışmanlığında, yüksek lisans öğrencisi Fatma Turan tarafından hazırlanan çalışma; Türkiye'nin doğu, batı, kuzey ve güneyinden gelen ve İstanbul'da yaşayan 72 kişi ile gerçekleşti. 18-60 yaş aralığındaki katılımcılar ile yapılan "Türk Toplumunda Sağlıklı Bireylerin Yüz İfadelerinden Oluşan Duyguları Tanımlama Testi Oluşturulması ve Geçerlilik ile Güvenilirliğinin Uygulanması" araştırması iki aşamadan oluştu.

İlk aşamada katılımcıların 6 temel duygu(Mutluluk, hüzün, şaşkınlık, korku, tiksinme ve öfke) ile nötr duyguyu ifade eden yüz fotoğraflarının çekimi gerçekleştirildi. İkinci aşamada ise, katılımcılardan ekranda gördükleri fotoğraflara odaklanıp ifade edilen duyguyu söylemeleri istendi.

Kadınlar, erkeklere göre yüz ifadelerini daha iyi tanıyor

Türkiye'de yaşayan bireylerin yüz ifadelerini ne derece tanıyabildiklerine dair yapılan araştırmada bulgular; yaş aralığı, coğrafi bölge ve cinsiyete göre ayrıştırıldı. Test sonuçlarına göre;

• Batı insanı, öfke ve üzüntülü yüz ifadesini tanımakta zorlanılırken, Doğu insanı kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Batı ve Kuzey insanı tiksinme yüz ifadesi kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Hepsi korkmuş ve şaşırmış yüz ifadesinde ayrımında zorlanıyor.

Çalışmanın bir başka ilginç sonucu ise kadın ve erkekler arasındaki fark oldu. Yüz ifadelerini kadın katılımcılar, erkeklere kıyasla daha yüksek oranda tanıdı. Katılımcıların eğitim düzeyi yükseldikçe de duygusal yüz ifadelerini tanıma oranları arttı. Çalışma sırasında yapılan empati testinde de kadınların ve eğitim düzeyi yüksek katılımcıların daha başarılı olduğu görüldü.

Magazin

Haber TV

Medya

Cat-5

Cat-6