Net Gazete Haber sitesi kişileri sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sitede yayınlanan makaleler internette ki değişik bilgi kaynaklarından edinilmiş karma bilgilerdir. Makaleler sadece bilgi amaçlıdır. Her bilginin ziyaretçi tarafından önceden danışılarak kontrol edilmesi gereklidir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılırlar.

Obezite adet düzensizliğini tetikliyor

17 Mayıs 2013 Cuma

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının yüzde 25’ini, kadınlarda ise yüzde 30'unu yağ dokusunun oluşturması, obezite ile ifade ediliyor.Türkiye’de erkeklerin yüzde 21’ini kadınların ise yüzde 42’sini tehdit eden obezite, kısırlık nedenleri arasında yer alıyor. 

EuroFertil Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, “Obezite adet düzensizliğinin yanı sıra yumurtlama problemine sebep oluyor. Dolayısıyla doğal yolla gebelik oluşmasını engelliyor. Şişmanlık, erkeklerde de sperm kalitesini düşürüyor” dedi.

Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı ‘Obezite ile Mücadele Eylem Planı’ batılı ülkelerin sorunu olarak bilinen aşırı şişmanlık hastalığının Türkiye’de de ciddi boyutlara ulaştığını bir kere daha gözler önüne serdi. Türkiye’de erkeklerin yüzde 21’ini kadınların ise yüzde 42’sini tehdit eden obezitenin getirdiği hastalıklardan biri de erkek ve kadın kısırlığı. EuroFertil Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek, çocuk sahibi olamayan çiftlerde incelenen noktalardan birinin kilo problemi olduğunu söyleyerek, “Obezite adet düzensizliğinin yanı sıra yumurtlama problemine sebep oluyor. Dolayısıyla doğal yolla gebelik oluşmasını engelliyor” dedi.

Gebe kalmak için ideal vücut endeksi
Fazla sayıdaki yağ hücresinin östrojen dengesini bozduğunu, yüksek miktardaki östrojenin ise yumurtlamayı engellediğini ifade eden Dr. Özörnek, şu bilgileri verdi: “Yüksek vücut kütle indeksi lokal endokrin ve metabolik bozukluk yaparak küçük yani olgunlaşma problemi olan yumurta gelişimesine sebep olur. Artan kilo ile gelişen hiperandrojenizm (vücutta testosteron gibi erkeklik hormonlarının artması) ve yumurtlama bozukluğu doğal gebelik şansını düşürür. Gebe kalmak için en ideal vücut kütle endeksi 21 - 29 dur. Yapılan çalışmalarla obez kadınların yüzde 5 oranında kilo kaybetmesiyle adet düzensizliği vakaların yüzde 60’ında bu problemin ortadan kalktığı ve adetlerin tekrar düzene girdiği belirlenmiştir.”

Obezite, tüp bebek tedavisinde başarıyı azaltıyor
Araştırmalar, fazla kilolu ve obez kadınların hamile kalma oranlarının, normal kilodaki kadınlara nazaran daha düşük olduğunu da gösteriyor. Ayrıca oluşan hamileliğin düşükle sonuçlanması riski, kilolu ve obez kadınlarda daha yüksek.

Dr. Hakan Özörnek
Dr. Hakan Özörnek, obez kişilerde tüp bebek tedavisi sırasında daha yüksek dozda ilaca gereksinim duyulduğunu ifade ederek, “Tedavi süresi uzar, gelişen yumurta sayısı azdır ve tedavinin yarıda kalma ihtimali yüksektir. Tüm bunların yanında obezite, gebelik komplikasyonlarını arttırır, kısaca sağlıklı canlı doğum oranını azaltır” dedi.

Şişmanlık erkekleri de tehdit ediyor
Dr. Özörnek, şişmanlığın erkekleri de etkilediğine dikkat çekti. Yapılan çalışmaların şişman erkeklerin sperm kalitelerinin düştüğünü belirten Dr. Özörnek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Normalde erkeklerde yağ dokusundan ostrojen hormonu az miktarda salgılanmaktadır. Obez erkeklerde yağ dokusunda testesteronun östrojene dönüşmesi artar ve dolayısıyla testesteron azalır ve buna bağlı olarak da sperm kalitesi düşer. Fazla kilosu olan erkeklerde hormon düzensizlikleri ideal kiloya sahip olanlara göre daha yüksektir.”

Devamı | yorum

Televizyon otizmi tetikler mi?

Otizmin nedeni halen kesin olarak bilinmemekle birlikte uzmanlar, televizyonun otizmi tetikleyen bir unsur olduğu konusunda hemfikirler. 

Uzmanlara göre, 0-2 yaş arasındaki bebeklerin günde 2 saatten fazla televizyon izlemeleri otizm belirtilerinin artmasına neden oluyor.

Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi uzmanlarından psikolog Özge Hoşgör, 2 yaşından önce çocuklara televizyon izlettirilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

Otizm, ülkemizde her 150 çocuktan birinde görülüyor. Erkeklerde kızlara oranla 3-4 kat daha yaygın. Otizmin nedeni halen kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik olduğundan kuşkulanılıyor. Henüz otizm geni bulunmasa da uzmanlar bir yandan çevre kirliliği, kimyasal maddeler gibi çevresel faktörlerin de otizmi tetiklediğini düşünüyorlar. Tetikleyici bir diğer unsur da televizyon karşısında aşırı zaman geçirilmesi.

Dikkat eksikliğine yol açar
Algı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi uzmanlarından psikolog Özge Hoşgör, bazı anne-babalar tarafından çocukların ağlamaması ve sakinleşmesi için günde 2 saat ve daha fazla süreyle televizyon karşısında oturtulduğuna dikkat çekti. 0-2 yaş arasında aşırı televizyon izleyen çocukların okul dönemlerinde dikkat eksiklikleri ve özel öğrenme güçlükleri yaşadığına işaret eden Hoşgör, “Televizyondaki renkli uyaranlara çocuklar bebeklik döneminden itibaren maruz kaldıklarında ekrandaki aksiyona odaklanıyorlar ve beyinleri normalden çok daha fazla yoruluyor. Bu durumda çocuklarda bebeklik döneminde sosyal uyaran eksikliğinden dolayı zayıf göz kontağı, dikkat dağınıklığı ve sosyal ilişkilerde yetersizlik gibi otizminde belirtileri olan faktörler kendini göstermektedir” dedi.

Televizyondan uzak dursunlar
Televizyonla otizm arasında nedensel bir ilişki bilimsel olarak kanıtlanmasa da “televizyon otizmi” denilen bir kavramın türediğini vurgulayan Hoşgör şöyle devam etti:

“Ancak unutmamak gerekir ki çocukta var olan otistik belirtiler aşırı televizyon izleme, bilgisayar oyunu oynamada gibi etkenlerle tetiklenmektedir. Aileler 2 yaşından önce çocuklarına kesinlikle televizyon izlettirmemeleri gerek. Amerikan Pediatri Akademisi önlem olarak 0-2 yaş çocuklarının televizyon ekranlarından uzak durmaları gerektiğini önemle vurguluyor. Otizm belirtileri gösteren veya buna yatkın olan çocuklar, televizyona gösterdikleri ilgiyi çevreye ve insanlara gösteremezler. Ailelerin bu konuda çok dikkatli olması gerek. Otizm belirtileri gösteren çocukların özellikle 3 yaşından önce teşhis edilmesi tedavi şanslarını artırır.”

Devamı | yorum

Yaz tatiliniz sağlığınızı bozmasın

Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte tatil planları yapılıyor, erken rezervasyon indirimlerinden yararlanılmaya çalışıyor. Peki konaklama alanı seçerken sağlık tarafında nelere dikkat ediliyor?

Prof. Dr. Yonca Tabak özellikle astım hastalarının yaz aylarını nasıl geçirmeleri ve tatil alanlarının nasıl olması gerektiğine değiniyor. “Halı kaplı otel odaları ve klorlu havuzlar astımı tetikliyor.” diyen Tabak, yapılması ve yapılmaması gerekenleri sıralıyor.

Tatil yeri seçiminde erken rezervasyon imkanları, bütçeye uygunluk, konfor, denize ve şehir merkezine uzaklık gibi etkenler ön planda olurken, sağlık konusu geri planda kalıyor. Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, astımlı kişilerin, özellikle de astımlı çocukların yaz tatillerini sorunsuz geçirebilmeleri için ipuçları veriyor.

Konaklama Alanlarının Seçilmesi

Kısa süreliğine de olsa evimiz olarak kullanacağımız konaklama alanları, tatilin başrol oyuncusu oluyor. Bu yüzden en dikkat edilmesi gereken konunun, bu alanların seçimi olduğunu belirten Tabak, “Özellikle astımlı çocukların %90’ının ev tozuna karşı alerjisi var. Tozun da en çok halıda biriktiğini göz önünde bulundurursak, konaklama yapılacak mekanın halı kaplı olmamasına özen gösterilmeli.” diyor.
Astımlı kişilerin özel eşyalarını da tatile yanında getirmesinin önemli olduğunu söyleyen Tabak, anti alerjik yatak kılıfı gibi özel eşyaların kullanımına tatil süresince devam edilmesinin, olası olumsuz durumları engelleyeceğini belirtiyor.

Havuz mu? Deniz mi?

Yaz aylarında serinlemenin en doğal yolu olan suyla temasta da dikkatli olunmasının gerekliliğine değinen Prof. Dr. Yonca Tabak, astımlı kişilerin havuza mesafeli olmasının önemli olduğunu söylüyor. “Havuz temizliğinde kullanılan yüksek miktardaki klor, sıcak havada buharlaşarak solunum sistemine ulaşıyor. Bu da vücutta kimyasal bir ürünün solunmasına benzer etki yaratıyor. Deniz suyunun ise sinüsleri temizleme ve burnu açma özelliği bulunuyor” diyen Tabak, astımlı kişiler için deniz suyunun daha sağlıklı olduğunun altını çiziyor.
Tabak, ayrıca deniz suyunun sinüsleri açmasıyla kış aylarında daha az astım alevlenmesi yaşanacağını ve kışa daha hazır girileceğini sözlerine ekliyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak
Yeme İçmeye Dikkat!

Astımlı her 10 çocuktan 8’inde reflü bulunduğuna dikkat çeken Tabak, bunların çoğunun “sessiz” reflü olduğunu ve tüketilen abur cuburlar ile astımı da tetiklediğini belirtiyor. Bu anlamda özellikle yaz aylarında tüketilen buzlu ve gazlı içeceğin yanı sıra, kızartma, ketçap, çikolata ve kakaolu gıdalardan da uzak durmanın çok doğru bir hareket olacağını söyleyen Prof. Dr. Yonca Tabak, yatmadan 2 saat önce meyve tüketimine son verilmesi gerektiğini aktarıyor.

Gün içinde alınan toksinlerden arınmanın en doğal yolunun ise bol bol su tüketmek olduğuna değinen Tabak’ın özellikle değindiği konu ise özenli davranmak. “Tatil diyerek ilaç kullanımını ve düzenli hayatı bozmamak gerekiyor. Astım ilaçlarının kullanımının tamamen kesilmesi gibi durumlar, keyifli tatili ciddi bir tehlikeye dönüştürebilir.”

Devamı | yorum

Angelina Jolie'nin operasyonu gerekli mi?

Meme kanseri kadınlarda çok sık görülen bir kanser türüdür. Bazı ailelerde meme kanseri görülme sıklığı daha yüksektir. 

Ailelerinde fazlaca meme kanseri öyküsü bulunan bireyler için son senelerde “risk azaltıcı yöntemler” kullanılmaya başlanmıştır. Risk azaltıcı yöntemlerin kullanılmasındaki amaç riskli bireylerde daha hastalık başlamadan hastlığın önlenmesidir.

Bu yöntemlerden birisi de Meme Kanserinde Risk Azaltıcı Cerrahi’dir. Ancak bu yöntem ailesinde meme kanseri öyküsü olan her birey için uygun olmayabilir.

Risk bazen çok baskın olabilkemte ve genetik yatkınlığı olan bazı bireylede yaşam boyu meme kanserine yakalnam riski %50 lere kadar varabilmektedir. Genetik yatkınlığın ciddiyetini ortaya koymada detaylı bir soyağacı incelemesi yanında BRCA 1 geni de önem taşımaktadır.

Gentik danışmanlık sonrası ailede meme kanseri bulunan ve yüksek risk taşıyan kadın bireylere 2 tip risk azaltıcı cerrahi önerilebilir. Bunlardan ilki mastektomi ikincisi ise ooferektomidir. Mastektominin çok çeşitli tipleri vardır. Cilt ve meme başını koruyan mastektomi tiplerinden memelerin tamamen alınması ve yeniden meme oluşturulması yöntemleri içinden hekimlerinizle kendinize en uygun yöntemi belirleyebilirsiniz.

Detaylı inclemeden sonra bu yöntem için uygun bulunan bireylerde risk azaltıcı cerrahi sonrası risk tamamen yopk edilememekle birlikte yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranı %5 ler seviyesine indirilebilmektedir. Risk azaltıcı cerrahi sonrasında yakalanan bu düşük oran, ailesinde meme kanseri bulunmayan ve herhangi bir genetik imza taşımayan bireylerin yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskinden daha düşüktür.

Risk zaltıcı cerrahiye aday olanların veya bu konuda kaygıları bulunan bireylerin multidisipliner çalışma modeline sahip, bu işin sayıca çok yapıldığı, bütünleyici kanser merkezlerinde tedavi olmaları, hekimleri ile yapılacak ameliyatların tipleri, alternatifler, riskin ne kadar azalacağı, cerrahiden sonra vücud değişikliğini algılama konuları ve beklentilerini detayı ile görüşmeleri gerekir.

Devamı | yorum

Sağlıklı ve Pürüzsüz Bir Cilt için Kayısı Nektarı ve Kayısı Suyu İçin

Uzmanlar sağlıklı bir cilt için günde bir bardak kayısı nektarı ve kayısı suyu tüketilmesini öneriyor. 

Yapılan araştırmalar, her gün düzenli olarak içilen iki bardak kayısı nektarının vücudun günlük A vitamini ihtiyacının büyük bölümünü karşıladığını ortaya koyuyor.

Sağlıksız ve mat bir ciltten kurtulmak için günde bir bardak kayısı nektarı tüketilmesi gerektiğini belirten uzmanlar kayısı nektarının vitamin ve mineral açısından oldukça zengin olduğunu belirtiyor. Cildi mikrop ve mantarlardan koruyarak, cildin güzelleşmesini sağladığı bilinen kayısının nektarını içmek vücuttaki zararlı toksinlerin atılmasına da yardımcı oluyor.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, cilt sağlığı için yeterli sıvı, antioksidan, vitamin ve mineralleri içeren besinlerin tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Kayısı nektarının içinde bol miktarda potasyum, kalsiyum, demir ve A vitaminine dönüşebilen beta-karoten bulunduğunu söyleyen İnanç, kayısı mevyesi ve çekirdeğinin eski çağlarda cilt bakım ürünü olarak da kullanıldığı ifade etti.

İnanç “Kayısı nektarı içeriğinde bulunan beta-karotenler, vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin bir gıdadır. Vücuttaki toksik maddelerin atılmasına yardımcı olan beta-karotenler, derinin tazelenmesini, canlı ve parlak bir görünüme kavuşmasını sağlar. Ayrıca bir bardak kayısı nektarının içeriğinde yüksek A vitamini bulunmaktadır. Bu oran ile vücudun günlük ihtiyaç duyduğu A vitamininin yaklaşık yarısını (günlük ihtiyaç 5000IU iken 100 gram kayısıda 2700 IU bulunuyor) karşılamaktadır.

Kayısı nektarı tüm bunların yanı sıra içerdiği C vitamini ile de bağışıklık sisteminin güçlendirmeye yardımcı olur. Günde bir bardak kayısı nektarı içmek sağlıklı bir cilde ve dayanıklı bir bağışıklık sistemine kavuşmayı mümkün kılıyor” şeklinde konuştu.

Devamı | yorum

En faydalı hormon böyle aktif oluyor

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Kilo kontrolünden ruhsal durumu etkilemeye hatta depresyonun etkilerini azaltmaya kadar çok önemli görevleri var.

Belli saatlerde ve belli koşullarda harekete geçiyor. Mesela gece ışıklı ortamda uyumak ya da geç uyumak seviyesini düşürüyor. İç hastalıkları ve beslenme uzmanı Dr. Ayça Kaya melatonin ve kortizol hormonlarının hangi koşullarda aktif olduğunu hurriyet.com.tr'ye anlattı:

GECE 02:00'DE TAVAN YAPIYOR

Bizim vücudumuzda bazı hormonal dengelerimiz var. Özellikle uyku ve uyanıklık sırasında salgılanan hormonlarımız var. Mesela melotonin hormonumuz var. Bu gece saat 21:30 gibi salgılanmaya başlıyor ve gece 02:00-03:00 gibi tavan yapıyor. Sabaha doğru da bu hormonun seviyesi azalıyor.

EN ÇOK ETKİLEYEN IŞIK ETKİLİYOR

Bu hormon vücudun yeniden yapılanmasını sağlıyor ve en çok etkilendiği şey de ışık. Işıklı bir ortamda uyunduğu zaman hormonun seviyesi düşüyor. Bir de kortizon dediğimiz vücudun strese karşı dayanıklılık hormonu var. Bu da sabahleyin 06:00-07:00 gibi salgılanmaya başlıyor ve öğleden sonra gittikçe azalıyor. Akşam 20:00'den sonra ritmi düşmeye başlıyor.

GEÇ UYUYANLARDA YAĞLANMA YAPIYOR

Eğer gece uyumazsanız, geç saatte uyursanız bu melotonin hormonu yeteri kadar salgılanmıyor ve kortizon salgılanması olduğu için bu kişide yağlanma yapıyor. O açıdan gece 00:00'dan sonra, bölünmemiş, karanlıkta bir uyku metabolizmanın kendini onarması için gerekli en önemli durum.

Devamı | yorum

Çürümeyi engelliyor

İngiliz araştırmacılar, deniz yosunu mikroplarındaki enzimleri diş macunu ya da gargaraya katmanın dişleri çürümekten koruyabileceğini belirtiyorlar.

İngiltere'deki Newcastle Üniversitesi'ndeki bu alanda çalışma yürüten araştırmacılar, Bacillus licheniformis enziminin, gemilerin gövde kısmını temizleyip temizleyemeyeceğini inceliyorlardı.

Bilim adamları, bu enzimin diş fırçasının temizleyemeyeceği yerleri, birikebilecek diş plağından koruyabileceğini açıkladı.

Labaratuvar raporları yosun mikroplarındaki enzimlerin plakları delerek dişin çürümesine neden olan bakterileri plaktan kazıdığına işaret etti.
Dişteki plaklar çok çeşitli çürüyen bakterilerden oluşuyor.

Hücrelerdeki bakteriler öldüğünde içindeki DNA'lar dışarı sızıp dişin yüzeyinde bir biyofilm oluşturuyorlar.

Dr. Jakubovics, plağı tamamen temizlemektense, enzim tedavisiyle dişi çürüten zararlı Streptococcus mutans bakterisinden kurtulunabileceğini belirtiyor.

Dr. Jakubovics, bu tekniğin sonuç verdiğinden emin olunduktan sonra, tedaviyi diş macunu ve gargaralara uygulamayı hedeflediklerini duyurdu.

Devamı | yorum

Çocuğunuz kısır kalabilir!

Uzmanlar, çocuklarda görülen kasık fıtığına zamanında müdahale edilmediğinde kısırlığa yol açabileceğini bildirdi

Çocuk Cerrahisi Uzmanlarından Dr. Turgut Türkel, her yüz çocuktan yaklaşık üçünde kasık fıtığının oluşabildiğini kaydetti.

Dr. Turgut Türkel, fıtığın anne karnındayken oluşabileceği gibi çok hareketli çocuklarda da görülebileceğini belirtti. Genetik yatkınlığın önem arz ettiği fıtığın şişlik ve ağrıyla kendini gösterdiğini kaydeden Türkel, tedavi edilmediğinde bağırsak düğümlenmeleri, bağırsak ve yumurtalık çürümeleri, kısırlık gibi tehlikeli durumların oluşabileceğini ifade etti.

Kasık fıtığının vakit kaybetmeden müdahale edilmesi gerektiğinin altını çizen Türkel, “Fıtık ameliyathane şartlarında, genel anestezi altında veya bölgesel anestezi ile 15-20 dakika süren bir operasyonla yapılabilir. Küçük bir kesintiyle fıtık kesesine ulaşılır ve etrafındaki damar sperm kanalından ayrılarak dikilir” dedi.

Sol tarafa göre sağ tarafta fıtığın görülme riskinin yüksek olduğuna dikkat çeken Türkel, her iki testisinde torbada olması gerektiğini, torbanın bir veya iki tarafının boş olması durumunun inmemiş testis olarak tanımlandığını belirtti. Türkel, “Muayene sırasında çocuğun ağlaması, ıkınması sırasında karnın içi basınç artışıyla organlardan birinin kasık kanalına doğru ilerlemesiyle ortaya çıkar. Kasıkta şişkinlik göze çarpar” şeklinde konuştu.

Türkel, kasık fıtığının sadece erkeklerde değil, kız çocuklarda da görülebildiğini ancak ilk anda anlaşılmasının zor olduğunu ağrı, şişkinlik gibi belirtilerde mutlaka bir doktora başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Devamı | yorum

Yaşam Haberleri

Oto Magazin Show

Kadın Dünyası

Sağlık Haberleri

Kadınca Kulüp

Magazin Alemi

 
Yardım : Bize Ulaşın | Gizlilik Politikası | Kullanıcı Sözleşmesi | Önemli Duyuru
Copyright © 2012. Net Gazete Haber - Tüm Hakları Saklıdır.
Net Haber, Haber içeriklerimiz aktif bağlantı ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Anasayfa | Yaşam | TV Dünyası | Bloglar

RSS