Son Haberler


More

Posted on : 25 Ekim 2014 Cumartesi [0] comments Label: ,

Çocuklarda sağlıklı beslenme

by : NetWork Grup
Okullar açılıyor. Her zaman olduğu gibi çocukların sağlıklı beslenmesi ve fiziksel aktiviteleri bu dönem için de çok önemli. 

Okul süreci, büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu, yaşam boyu sürebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu bir dönem. Okul çağı çocukları bu dönemde hayatlarının sonuna kadar devam edecek alışkanlıklar ediniyor. Bu nedenle çocuğun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için, ailenin, okul yönetimindeki bireylerin ve öğretmenlerin beslenme konusunda bilinçli ve eğitimli ve işbirliği içerisinde olmaları gerekiyor.

Yakın Doğu Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevinç Yücecan; “Okul çağı dönemi büyüme ve gelişmenin hızlı olduğu bir dönemdir. Çocukların büyümeleri ve sağlıkları için özel besinlere değil, besin ögelerine ihtiyaçları vardır. Bu besin ögeleri aslında anne ve babalarının gereksinim duyduğu besin ögelerinin aynıdır, yalnızca miktarları farklıdır. Bunun için de çeşitli besinlerin tüketimi gerekir. Çeşitli besinlerin tüketimi enerji sağlamanın yanında, çocukların ihtiyaç duydukları protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineralleri de almalarını sağlar.” diyor.

Beslenmede çeşitlilik önemlidir…

Prof. Dr. Sevinç Yücecan “Çeşitlilik, optimal beslenme ve sağlığın temelidir. Besinlerin her birinde ayrı özellikte ve vücut çalışmasında ayrı işlevi olan değişik türde ögeleri vardır. Vücudun gereksinimi olan besin ögeleri ve diğer sağlıklı ögeleri yeterli miktarlarda almak için her öğünde dört ana besin grubundan önerilen düzeylerde tüketmek gerekir.” diyerek besin gruplarını belirtiyor:

• Süt ve süt ürünleri
• Et, tavuk, yumurta ve kuru baklagiller
• Sebze ve meyveler
• Tahıllar

Büyüme ve gelişmede proteinin önemi…

Prof. Dr. Sevinç Yücecan “Büyüme ve gelişme vücut hücrelerinin sayısının artmasıyla gerçekleşir. Vücudun en küçük parçası olan yaşayan hücrenin yapısı proteindir ve büyüme için elzemdir. Vücudun bütün hücrelerinin büyük bir bölümü proteinlerden yapılmıştır ve bu hücreler sürekli olarak değişip yenilenir. Eğer vücut yeterli protein alamazsa, yıkılan hücreler yenilenemez.

Vücudun karbonhidrat veya yağdan proteini yapması mümkün olmadığından dışarıdan bu kaynağı alması zorunludur. Proteinler, amino asitlerden oluşurlar. Amino asitler ise vücut dokularının yapı taşlarıdır ve bu amino asitlerin besinlerle alınması zorunludur. Sayıları yetişkinler için 8, çocuklar için 10 olarak kabul edilen bu amino asitlere “elzem amino asitler” adı verilmektedir.” diye belirtiyor.

Gelişimde önemli protein kaynakları…

Ayrıca Prof. Dr. Sevinç Yücecan ekliyor: “ Elzem amino asitleri uygun oranda olan proteinler sindirim sisteminde fazla kayba uğramadan vücuda alınırlar ve bir arada bulunan bu amino asitlerin birleşerek vücut proteini haline gelmeleri daha kolay ve hızlı olur. Kanatlı eti, kırmızı et, balık, süt ve ürünlerinden alınan proteinin çoğunluğu da vücut proteinine dönüşebilmektedir. Bu etlerin içerdiği proteinin sindirilebilirliği %91 ila 100 oranındadır. Bu nedenle bu etlerin proteini iyi kaliteli protein kaynağı olarak nitelendirilmektedir.

Büyüme çağında protein gereksinimi yüksektir ve vücuda kaliteli proteinin sağlanması zorunludur. Bu nedenle çocuk beslenmesinde tavuk eti gibi iyi kaliteli protein kaynakları önemli bir yer tutar.” önerisinde bulunuyor.

Unutulmaması gereken…
Prof. Dr. Sevinç Yücecan “Unutulmamalıdır ki sağlıksız beslenme; öğrenme yeteneğinde azalma, zihinsel gelişimde gerilik, enfeksiyon hastalık riskinde artış, düşük çalışma kapasitesi, büyüme, gelişme ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Okul çağı, büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemlerdendir. Bu dönemde alınacak koruyucu ve geliştirici önlemler, tüm yaşam boyunca etkili olacak ve bireyin sağlıklı olmasını sağlayacaktır. “ diye vurguluyor.

Posted on : 20 Ekim 2014 Pazartesi [0] comments Label: ,

Dünyanın iyileşmesi 100 bin yıl alacak

by : NetWork Grup
Dünyanın küresel ısınmadan tamamıyla kurtulmasının 100 bin yıl süreceği belirlendi.

ABD’deki California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, dünyanın küresel ısınmadan tamamıyla kurtulmasının 100 bin yıl süreceği belirlendi.

Kaya tortularını inceleyen bilim adamları, insanların çevreye duyarsız bir şekilde yaşamalarına devam etmeleri durumunda önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde atmosfere 5 bin gigaton seragazı salınımı gerçekleşeceğini bildirdi.

ABD’deki California Üniversitesi’nde yapılan araştırmayı yürüten Profesör Jim Zachos dünyanın bu şekilde her geçen yıl daha fazla ısınacağını, önlemlerin alınmaya başlanması durumunda ise iyileşmenin 100 bin yıl süreceğini açıkladı.


Posted on : [0] comments Label: ,

Korku Filmleri Niçin Güldürür?...

by : NetWork Grup
Korku filmlerine insanlar farklı tepkiler verebiliyor. Kimileri bu filmleri izlerken çığlık atma derecesinde korku yaşarken, kimileri kendilerini gülmekten alı koyamıyor. Peki aradaki bu farkın sebebi ne?...

Korku filmlerinin bazı insanlara dehşet içinde çığlık attırırken, bazılarını da güldürmesinin sebebi anlaşıldı. Bilimadamları, endişeyle bağlantılı bir genin iki farklı versiyonunun, bazı insanların bu filmlerden etkilenmemesine yol açarken, diğerlerininse korkudan donup kalmalarını izah ettiğini belirledi.

İngiliz Telegraph gazetesine göre araştırmda elde edilen bulgular, korku filmleri tarihinde eşsiz bir yeri olan The Exorcist (Şeytan) adlı filme, 35 yıldır insanların niçin farklı tepkiler verdiğini açıklıyor.

1973 yılında çekilen ve tüm zamanların en korkunç filmi ünvanını alan The Exorcist, ürkütücü sahneleriyle bazı izleyicileri sinemada bayıltacak kadar etkili olurken, kimi izleyicileri de güldürmekten öteye gidemiyor.

Uzmanlar, beyinde endişeyle bağlantılı kimyasallar üzerinde etkili olan 'COMT' geninden iki aynı kopyaya sahip olan insanların, nahoş görüntülerle karşılaştıklarında kolayca rahatsız olduklarını belirledi. Bu genleri taşıyan insanların, ürkütücü sahnelerden irkilmeye çok daha meyilli oldukları saptandı.

Kimileri Heyecanlarını Kolayca Gizliyor

Diğer yandan sözkonusu genin farklı versiyondaki iki kopyasına sahip olan insanların ise heyecanlarını denetim altında tutmakta daha başarılı oldukları belirlendi.

Behavioural Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırma sonuçlarına göre ikinci kümedeki insanlar, endişelerini kolayca gizleyebiliyor.

Almanya'da Bonn Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, deneklere, tebessüm eden bebekler, sevimli hayvanlar gibi duygusal anlamda hoşa giden, ikinci aşamada elektrik kablosu ya da saç kurutma makinesi gibi 'nötr', üçüncü olaraksa bombalar ve yaralı insanların yer aldığı 'itici' resimler gösterilerek tepkileri ölçüldü.

Araştırmayı yürüten ekipten Christian Montag, gen farkının, insalardaki karmaşık endişe ve kaygı durumunu etkileyen çok sayıda faktörden biri olduğunu ancak bu alanda ilk adayların tanımlanmış olmasının, doğru yönde atılmış önemli bir adım olduğunu belirtti.

(Star)


Posted on : [0] comments Label: ,

Fırlamalığımı seviyorum

by : NetWork Grup
Beyazperdenin son dönem yapımlarından “Peri Masalı”, genç oyuncu Burcu Kıratlı’nın ön plana çıkmasını sağladı. Güzel oyuncu, hakkında bilinmeyenleri InStyle dergisinin mayıs sayısına anlattı. Kıratlı, dergi için ayrıca etnik kombinasyonlarla objektif karşısına geçti.

Peri Masalı adlı filmde rol alan güzel oyuncu Burcu Kıratlı, rolü için upuzun saçlarını kazıtarak cesur bir karar almıştı. Film vizyona girdikten sonra çok güzel tepkiler aldığını belirten Kıratlı, oyunculuğun çocukluk hayallerinden biri olduğunu ve bu serüvende daha yolun başında bulunduğunu sözlerine ekliyor.
“Hayatta pek çok konuda sınırları zorlamayı severim” derken karakteristik yüz hatlarından aldığı kararların tamamen arkasında durduğunu, duracağını gözlemlemek mümkün. Daha saklı kalan özelliklerini genç oyuncu kendi cümleleriyle anlatıyor:

EMPATİ KURMA BECERİM YÜKSEK
“Fırlamalığımı seviyorum, çünkü hislerime göre içimden geldiği gibi yaşayan biriyim. Bu yönümü, hem hayata hem de kendime dair samimi buluyorum. Merhametin hayatta çok önemli olduğunu düşünüyorum ve sanırım en çok da bu yönümü seviyorum. Duygularını ani yaşayan bir insanım ve empati kurma becerim yüksek. İyi olduğunu düşündüğüm bu özelliklerimin dozunu zaman zaman ayarlayamıyorum ve bana dönüşleri pek olumlu olmuyor. Sanırım bu, biraz kontrol etmem gereken bir durum.”

DİNLENMEK BANA GÖRE BİR AKTİVİTE DEĞİL
Hareketli ve eğlenceli bir karaktere sahip olan Kıratlı, yakın çevresinde yaptığı taklitlerle meşhur olduğunu söylerken gülüyor ve ekliyor:
“Ben gerçek anlamda bir hiperaktifim. Herhalde günlük hayatta ‘dinlenmek’ denilen şeyi hiç kabul etmiyorum, hiç bana göre bir aktivite değil. Benim için dinlenmek demek, kendime iyi gelen şeyleri hayata geçiriyor olmak demektir. Bu anlamda düşündüğümde herhalde bana en çok İzmir’e gidip çocukluk arkadaşlarımla vakit geçirmek iyi geliyor, orada gerçekten huzur buluyorum.”

VICTORIA BECKHAM’I KENDİME YAKIN BULUYORUM
Rahat yapısına tezat daha iddialı kombinasyonları beğendiğini söyleyen Burcu Kıratlı, modayla olan ilişkisini şöyle özetliyor:
“Giyim stilimde spor veya şık fark etmeden net çizgileri severim. Mesela Victoria Beckham’ın düz çizgilerde dolaşan seksi stilini kendime çok yakın buluyorum. Isabel Marant’tan kolay kolay vazgeçmem ve Raisa&Vanessa’dan sıklıkla alışveriş
yaparım.”

by : NetWork Grup
Anlık veriler ve haberler ile güncellenen Parahaberi.com yayın hayatına başladı.

Finansal gelişmelerin takip edilebileceği, en güncel döviz, altın, borsa haberlerine ulaşılabilen Parahaberi.com web sitesi yayına başladı. Finansal piyasalara dair tüm haberleri eksiksiz bir şekilde tek bir noktadan sunan Parahaberi.com uzmanların hazırladığı güncel raporlar ve analizleri de içerisinde barındırıyor.

Anlık veriler ve haberler ile güncellenen Parahaberi.com’da Borsa İstanbul’da ki tüm gelişmelere ve günlük analizlere ulaşılabiliyor. Borsa İstanbul’da işlem gören şirketler hakkında en güncel gelişme ve haberlerin yer aldığı web sitesinde bu hisse senetlerine yönelik teknik analizler ve raporlar konusunda uzman ekipler tarafından hazırlanıyor.

Dünyada ve Türkiye’de Altın piyasalarına yönelik her türlü haber, altın fiyatları, bilgi ve analize ulaşabileceğiniz site de finans piyasalarının vazgeçilmezi Forex verileri de anı anına takip edilebiliyor.

Para haberleri yanı sıra bakır, petrol, pamuk gibi ekonomiyi yakından ilgilendiren emtia haberleri de Parahaberi.com’da yer alan önemli güncel içerikler arasında yer alıyor.

Hiçbir ücret ödemeden takip edebileceğiniz web sitesine www.parahaberi.com adresinden ulaşabilirsiniz.

by : NetWork Grup

Beko kurutmalı çamaşır makineleri Ekim ayı boyunca 200 TL indirimli!

Logosunu yenileyen Beko, değişim heyecanını Ekim ayına özel kampanyalarla kutluyor. Beko, çamaşır makinesini yenilemeyi düşünenler için kurutmalı çamaşır makinelerini 200 TL indirim fırsatıyla sunuyor. Yıkama ve kurutmayı bir arada yaparak hayatınızı kolaylaştıran kurutmalı çamaşır makineleri aynı zamanda fazladan yer kazandırıyor.

9 kg yıkama ve 6 kg kurutma kapasiteli Beko kurutmalı çamaşır makinesi, çamaşırlarınızı tek bir yerde yıkayıp kurutma işlemini sağladığı gibi zaman ve yerden de tasarruf ettiriyor.Havalı Kurutma Teknolojisine sahip Beko kurutmalı çamaşır makinesi, nemi yoğuşturmak için su yerine soğuk hava kullanıp doğayı koruyarak tasarruf sağlıyor. Beko AquaWave™ teknolojisi sayesinde ise çamaşırların yıkanırken yıpranmasına engel olarak giysilerin daha dayanıklı olmasını sağlıyor.

Yıka ve giy programıyla kullanıcılara büyük bir kolaylık sağlayan kurutmalı çamaşır makineleri, en sevdiğiniz gömleklerinizi kısa sürede giyime hazır hale getiriyor. Otomatik yıkama ve kurutma özelliğine sahip Yıka&Giy Programı iki adet gömleği sadece 34 dakikada yıkayarak hızlı ve etkili bir çözüm sunuyor.

Beko kurutmalı çamaşır makineleri Allergy UK hijyen sertifikalı anti-alerjik yıkama özelliğine sahip BabyProtect+™ Programı ile sizin ve bebeğinizin sağlığına özen gösterdiği gibi 2 kg çamaşırı otomatik olarak yıkayıp kurutuyor.

Beko mağazaları veya www.beko.com.tr web sitesi,Beko’nun beyaz eşya kampanyalarından faydalanmak isteyenleri bekliyor.

Posted on : [1] comments Label: ,

Uzmanlardan kolesterol uyarısı!

by : NetWork Grup
Uzmanlar, tansiyon ve böbrek yetmezliği gibi sonuçlar doğuran kolesterole karşı belirli aralıklarla kolesterol ölçümleri yaptırılmasını tavsiye etti.

Zonguldak'ta özel bir hastanenin Başhekimi Dr. Ahmet Bayram, kolesterolün beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kas ve karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunan ve yaşam için gerekli mum kıvamında yağımsı bir madde olduğunu kaydetti.

İnsan vücudu kolesterolü kullanarak hormon, D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini ürettiğini hatırlatan Bayram, fazlalık olan kolesterolün ise önemli rahatsızlıklara yol açtığını ifade etti.

Vücut için kanda çok az miktarda kolesterol bulunmasının yeterli olduğunu anlatan Bayram, şöyle konuştu: "Kanda artan kolesterol, kan damarlarında birikiyor ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına yol açıyor. Kolesterolün organlara giden kan damarlarında birikmesi, o organa ait hastalıkları ortaya çıkarıyor. Kalbi besleyen atardamarlarda kolesterol birikimi olursa kalp krizi, böbrek damarlarında kolesterol birikimi olursa yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Bu gibi hastalıkların önüne geçilebilmesi ve erken fark edilebilmesi için kolesterol seviyelerinin düzenli kontrol edilmesi ve kaydedilmesini önerebiliriz."

Kolesterolün birçok damar hastalığına da sebep olduğunu yineleyen Bayram, yüksek kolesterol hastalığının sinsice geliştiğini söyledi.

Kandaki kolesterol miktarının yüksek olmasının sağlığı ciddi bir şekilde tehdit ettiğini belirten Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bazı damarların iç yüzeyinde birikerek damarların yavaş yavaş tıkanmasına sebep olur. Bu tıkanma, kalbe giden kan miktarının azalmasına ve dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına yol açar. Yüksek kolesterol hiç belirti vermeden sinsice gelişir ve yüksek kolesterolü olan insanlar kendilerini son derece iyi hissedebilirler. Bu nedenle hem kadın hem de erkekler yani tüm erişkin çağdaki insanlar belirli aralıklarla kolesterollerini ölçtürmeleri gerekir."

Kolesterol seviyesini etkileyen en önemli faktörlerin besinler yolu ile alınan yağların türü ve miktarı olduğunu hatırlatan Bayram, kolesterol seviyesini düşürmek için yapılabilecekleri şöyle anlattı:

"Kolesterol seviyesini etkileyen en önemli faktör besinler yolu ile aldığımız yağların türü ve miktarıdır. Yağlı sığır ve koyun eti, tam yağlı süt ve peynir, tereyağı gibi ürünlerden ve margarinden mümkün olduğunca uzak durmak gerekir. Tercihen yemeklerde zeytinyağı ve soya yağı ve mısır özü kullanmak en doğrusudur."

Kaynak: İHA

by : NetWork Grup
Her yıl, bir milyonun üstünde kadına meme kanseri teşhisi konulduğu günümüzde, bilinen tedavi yöntemlerinin dışında farklı yaklaşımlar aranıyor.

4 temel tedavi prensibinin benimsendiği kanser türü olan meme kanserinde uygulanan tedavi yöntemi de, hastalığın evresine göre değişebiliyor. Bu da erken teşhisin yanı sıra, en düşük dozda mamografiyle en güvenli sonucu elde ederek başlayan tedavi sürecini öne çıkarıyor.

Kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanseri, her ne kadar sık görülse de erken teşhis edildiğinde tedaviye en kolay cevap veren hastalıklardan biri olarak ön plana çıkıyor. Bir tümör ne kadar erken teşhis edilirse, hayatta kalma şansı da o kadar yüksek oluyor. Erken teşhiste beş yıllık hayatta kalma oranı yüzde 98’e kadar çıkıyor. Bugün 4 farklı yöntemin uygulandığı meme kanseri tedavisinde erken teşhisin yanı sıra en düşük dozda mamografi aracılığıyla elde edilen en kaliteli sonuçlar, tedavinin en doğru yol haritasını ortaya koyuyor. Sağlığa sadece teknoloji değil hastalar ve sağlık profesyonelleri açısından yaklaşan Philips, geliştirdiği MicroDose Mamografi ile meme kanserinde erken teşhis ve tedavide düşük dozun önemine dikkat çekiyor.

Tüm görüntüleme ve tanı yöntemleri arasında meme kanserini en erken saptayabilen yöntem mamografi, tümörleri dokunarak tespitten üç yıla kadar daha önce ortaya çıkarabiliyor. Ancak bu noktada Tıp dünyasında mamografinin radyasyona dayalı bir teşhis yöntemi olması dolayısıyla yüksek doz radyasyon içerdiğine ilişkin tartışmalar yaşanabiliyor. Düşük dozlu MicroDose Mamografi, diğer dijital mamografi sistemlerine kıyasla yüzde 18 ile 50 arası bir doz azaltımı anlamına geliyor.

19-20 Ocak 2013 tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek “Meme Kanserinde Yeni Yaklaşımlar Eğitim Toplantısı İstanbul 2013” kapsamında Türkiye’ye gelecek, medikal tarama alanında dünya çapında bir uzman olan Sectra Mamea AB’nin kurucularından Prof. Mats Danielsson, düşük doz ve erken teşhisin önemini vurguluyor.

Radyasyona karşı hassas olan meme dokusu için düşük dozun öneminin büyük olduğunu söyleyen Danielsson, MicroDose Mamografi’nin potansiyel anormallikleri saptamak için mükemmel görüntüleri düşük radyasyon dozunda aldığını belirtiyor. MicroDose Mamografi’nin kaliteli görüntünün yanı sıra, ortalama yüzde 40 doz azaltımı sağladığını vurgulayan Danielsson, MicroDose Mamografi’nin dünya çapında 24’ten fazla ülkede, düşük dozlu mamografi için kullanılan bir röntgen cihazı tipi olduğunu, İsviçre’nin Cenevre kentindeki CERN Laboratuarı ile İsveç’in Stockholm kentindeki KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalara dayanan foton sayımı adlı benzersiz tekniği kullandığını söylüyor.

LOGO2

RSS