Önizleme

20 Şubat 2018 Salı

Karda kışta bile terliyorsanız….

Karda kışta bile terliyorsanız….

Tutulan evraklar, dokunulan bilgisayar klavyesi ıslanabiliyor, mürekkepli yazılar bozulabiliyor. El sıkışmak bile dert olabiliyor, elleri havluyla devamlı olarak kurulama ihtiyacı doğabiliyor. 

Giysiler ıslanıp nahoş bir görüntü oluşturabiliyor. Üstelik bu sorun sadece yaz aylarında değil, yılın 4 mevsiminde gün boyu devam ediyor, hatta stres gibi etkenlerle daha da şiddetlenebiliyor. İş ve sosyal hayatı adeta kabusa dönüştüren bu sorunun adı "hiperhidrozis" bir başka deyişle aşırı terleme! Neyse ki tıp dünyası bu soruna kalıcı bir çözüm sunabiliyor, üstelik sadece 1 saat süren cerrahi yöntemle!

Efor sarf ettiğimizde, stresli olduğumuzda veya sıcak havalarda hemen hepimiz terliyoruz kuşkusuz. Terleme, vücudun sıcaklığını sabit tutmak için meydana gelen fizyolojik bir olay. Mesela koştuğumuzda vücudumuz ısısını düşürmek için terleyecektir ki bu faydalı bir durum ancak herhangi bir neden yokken, dinlenme halinde terliyorsak işte o zaman "aşırı terleme" sorunu yaşıyoruz demektir. Vücudun ısı regülasyonu için gerekli olan miktardan daha fazla terlemesi olarak nitelendirilen, tıp dilindeki adıyla hiperhidrozis kişiyi sosyal ve iş hayatında oldukça zor durumda bırakabilen önemli bir problem. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur bu soruna günümüzde geçici ve kalıcı yöntemlerle çözüm sağlanabildiğini belirterek, "Aşırı el ve koltukaltı terlemesi tedavisinde bu bölgelere giden sempatik sinirlerin bloke edilmesi hedefleniyor. Bu sayede ter bezlerine giden aşırı uyaran ortadan kalkacağı için el ve koltukaltında terleme kesiliyor. Üstelik cerrahi yöntemle kalıcı çözüm sağlanabiliyor" diyor.

Hastalık habercisi olabilir!

Aşırı terleme tüm vücutta veya lokal olarak görülebiliyor. Eğer genel bir aşırı terleme varsa altında yatan neden çoğunlukla metabolik ya da hormonal bir hastalık veya kullanılan ilaçlar oluyor. El (avuç içi), koltukaltı, yüz ile ayak tabanında gelişen bölgesel aşırı terlemenin altında ise genellikle herhangi etken yatmıyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur ancak tüm vücutta olan yaygın terlemenin enfeksiyon hastalıklarından hipertroidiye, kalp hastalıklarından akciğer sorunlarına kadar birçok hastalığın da habercisi olabileceği için öncelikle bir doktora başvurarak altta yatan etkenin belirlenmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.

Botoks terlemeyi 6 ay durdurabiliyor

Klasik ilaç tedavileri, bazı tablet ve kremler aşırı el ile koltukaltı terlemesinde başvurulan yöntemlerden bazıları. "Ancak gerek yan etkilerinin fazla olması, gerek kullanım zorlukları ve gerekse çok az etkili olmaları nedeniyle bu yöntemler genelde yetersiz kalıyorlar" diyen Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur sözlerine şöyle devam ediyor: " Daha kalıcı ve etkili tedavi için uygulanan botoks etkili olmakla birlikte geçici çözüm sunuyor. Bu nedenle yılda 2-3 kez tekrar edilmesi gerekiyor. Ayrıca az da görülse, ciltte döküntü, kaşıntı, ellerde halsizlik gibi bazı yan etkilere yol açabiliyor."

Cerrahi yöntem kalıcı çözüm sağlıyor

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur aşırı el ve koltukaltı terlemesi sorununda etkili ve kalıcı tedavinin ise cerrahi yöntem olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: "Endoskopik Torakal Sempatektomi (ETS) adı verilen ve genel anestezi altında uygulanan bu ameliyat her iki koltukaltından yapılan 1 cm'lik küçük kesilerde gerçekleştiriliyor. Video-endoskopla girilerek, göğüs boşluğu içinde, kol ve koltukaltındaki ter bezlerini uyarmaktan sorumlu olan ve sempatik ganglionlar denilen sinirler kesiliyor veya klipsle ezilerek bloklanıyor. Her iki taraf için toplamda 1 saatten daha kısa süren bu işlem sırasında ve sonrasında hasta ağrı duymuyor, güçsüzlük ve uyuşukluk gibi problemler yaşamıyor."

Ameliyat etkisini hemen gösteriyor

Kesilen veya bloklanan sinirler sadece koltuk altı ile ellerdeki terleme ve ısı düzenlemesinden sorumlu oluyorlar. Prof. Dr. Erdal Okur bu nedenle ameliyat sonrasında kalıcı olarak ellerde kuruma ve ısınma olduğunu, koltukaltındaki terlemenin durduğunu vurgulayarak "Hasta ameliyat sonrasında hemen ellerini ve kollarını istediği şekilde kullanabiliyor, hastanede sadece bir gün kaldıktan sonra hemen işine ve normal hayatına dönebiliyor" diyor.

19 Şubat 2018 Pazartesi

Kadın kalbi hassastır!

Kadın kalbi hassastır!

Özellikle 40 yaşından sonra kadınlarda daha fazla görülmeye başlanan kalp hastalıklarının nedenleri ve bu hastalıkları önlemek için yapılabilecekleri Hastane Derindere Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ruken Hanevdaloğulları ile konuştuk…

Kalp hastalıkları görülme riskinin menopozla birlikte artış gösterdiğine ve 35-55 yaşlarındaki genç erişkinlerde giderek daha fazla görüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Ruken Hanevdaloğulları; 'Bu yaş grubunda özellikle kadınlarda görülen kalp hastalıkları giderek artmaktadır.

Kadınlarda görülen ölümlerin % 50'sinden fazlasının nedeni kalp rahatsızlığı ve inmedir. Bu nedenle kadınların özellikle menopoz döneminden sonra kalp sağlıklarını korumaya yönelik önlemlerini almalarını ve düzenli kardiyolojik muayenelerini yaptırmaları gerekir' açıklamasında bulundu.

Kalp sağlığınızı korumak için…

Hayatın tadını çıkarın. Doğru beslenin, aktif olun, iyi bir gece uykusu almaya çalışın, stresten kaçın, kaçamıyorsanız onu yönetmeyi öğrenin, arkadaşlarınızla zaman geçirin. Yapılan araştırmalar yakın arkadaşlarıyla düzenli olarak vakit geçiren kadınlarda daha az kalp hastalığına rastlandığını gösteriyor.

Uyarı işaretlerini dikkate alın! Kadınlar çoğu zaman kalp krizi ile ilgili şiddetli göğüs ağrısı yaşamazlar. Daha çok boyun, omuz veya karın ağrısı gibi ağrılar; mide bulantısı, kusma, yorgunluk veya nefes darlığı gibi problemler görülebilir.

Sessiz saldırı ihtimalini göz ardı etmeyin! Ağrı eşiği yüksek olan kadınlarda sessiz kalp krizi görülme ihtimali vardır. Bu durum kalbe uzun süre kan ve oksijen akışının sağlanamamasına yol açar. Özellikle menopoz dönemine giren kadınlarda kalp rahatsızlığı için en az 2 veya daha fazla risk faktörü varsa koroner arter hastalığı olup olmadığını belirlemek için mutlaka düzenli kontrollerini yaptırması gerekir.

Risk faktörlerini bilin. Obez/aşırı kilolu, sigara içen, yüksek kolesterol ve/veya diyabet hastalarının kalp krizi geçirme riski daha yüksektir. Ayrıca 45 yaşın altında sigara içen ve aynı zamanda doğum kontrol hapı kullanan kadınların akciğer embolisi geçirme riski fazladır. Basit bir kan testi ile riskinizi öğrenerek gerekli tedavi süreciyle riskinizi düşürebilirsiniz.

Gebelik komplikasyonları yaşamak, anneler için gelecekteki kardiyovasküler hastalığın bir göstergesi olabilir. Gebelik zehirlenmesi, gebelik diyabeti ya da hipertansiyon problemi yaşayan veya düşük doğum ağırlıklı bebek doğuran kadınların, kalp rahatsızlığı için tüm risk faktörlerini göz önünde bulundurarak sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerekir.

Göz için çay kahve

Göz için çay kahve

Göz seğirmesi toplumda yaygın olarak bilinenin aksine manevi olaylara işaret edebilecek bir durum değil, önemli sağlık problemlerinin habercisi olabilecek bir tablodur. 

"Sağ gözüm sağlığa, sol gözüm varlığa" şeklinde yorumlanan ve önemsenmeyen bazı göz seğirmesi vakaları, görmeyi engelleme noktasına kadar gelebilir. Göz kapaklarında ortaya çıkan spazm sonucu gelişen göz seğirmesi ve dikkat edilmesi gerekenleri Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr. Barış Sönmez anlattı.

Seğirme birkaç gün sürebilir

Göz seğirmesi, göz kapaklarında gelişen ani ve kısa süreli spazmlar nedeniyle ortaya çıkar. Kısa süreli bu spazm genellikle görmeyi etkilemez. Sıklıkla birkaç dakika sürer ve geçer. Dışarıdan bakıldığında görülmez ve görünüşü etkilemez. Nadiren birkaç saat ya da birkaç gün sürebilir. Hafif seyreden göz seğirmesinden hızlı bir şekilde kurtulmak için şunlara dikkat edilmelidir:

1. Yeterli sürede ve kaliteli uykuya önem verin.
2. Kardiyo yapın.
3. Gevşeme ve germe egzersizleri yapın.
4. Kahve ve çay tüketimini azaltın.

Kafein göz seğirmesinin süresini uzatıyor

Yoğun çay ve kahve tüketimi göz seğirmelerini tetikleyebilir. Keyif için içilen kahvenin dozu günde 3-4 fincanı geçmemelidir. Yorgun ve stresli zamanlarda ister istemez daha sık ve yoğun miktarda çay kahve içilmektedir. Bu da göz seğirmelerinin sıklığını ve süresini artırabilir. Farkında olmadan kahve dışındaki yiyecek ve içeceklerden, bazen de bazı ilaçlardan yoğun miktarda kafein alımı gerçekleşebilir. Kış döneminde yaygın görülen soğuk algınlığının tedavisinde kullanılan birçok ağrı kesici ve ateş düşürücünün de kombine olarak kafein içerdiği unutulmamalıdır.

Hırslı ve stresli kişilerde daha çok görülüyor

Göz seğirmesini sıklıkla aktif hayatın içerisinde, hırslı – mücadeleci ve stresli genç erişkinlerde görülmektedir. Ruhsal ve bedensel aşırı yorgunluk en önemli göz seğirmesi nedenleri arasında yer alır. Son birkaç hafta içerisinde yaşadığınız üzüntüler, kafanızı taktığınız ve uykunuzu kaçıran duygusal sıkıntılar da gözlerde seğirmeye neden olabilir.

"Dışarıdan görünüyor mu?" endişesi de atakları tetikliyor

Bazen göz seğirmesi günler hatta haftalarca sürebilir. Bu durum gerçekten can sıkıcıdır. Sosyal hayatınızı etkilemeye başlar ve bulunduğunuz ortamda "Acaba dışarıdan görünüyor mu?" endişesi yaşanır. İşte bu endişede de strese katkıda bulunur. Seğirme birkaç haftadan uzun sürüyor ve alınan basit önlemlere rağmen rahatlamıyorsa bir göz doktoruna muayene olmanızda fayda vardır.

Seğirme görmeyi azaltacak seviyeye gelebilir

Uzun süren göz seğirmesi can sıkıcı olabilir ve uzun dönemde yüzdeki diğer kasların da birlikte kasılmasıyla seyredebilir. Blefarospazm adı verilen bu hastalıkta seğirmeler, bir veya iki gözü birden kapatacak ve görmeyi azaltacak seviyeye kadar ulaşabilir. Daha çok 40 yaş üzerindeki kadınlarda ortaya çıkan bu durum ilerleyici olabilir ve tedavi gerektirir. Göz kapaklarındaki bu kas spazmı bazı nörolojik hastalıkların belirtisi olabilir.

Botoks ile tedavi edilebilir

Göz seğirmesi sıklıkla botoks enjeksiyonlarıyla düzeltilir. Kozmetik olarak yüz ve göz çevresindeki kırışıklıkları tedavi etmek amacıyla kullanılan botoks aslında uzun yıllardır göz doktorları tarafından blefarospazm yani anormal göz seğirmesi tedavisinde göz çevresindeki kaslara hatta bazı şaşılık tiplerinde gözü hareket ettiren göz kaslarına güvenli bir şekilde uygulanmaktadır.

Göz çevresindeki kaslara uygulanan botoks enjeksiyonları anestetik bir krem sürüldükten yaklaşık 10-15 dakika sonra yapılır. Etki genellikle birkaç gün içerisinde kendisini gösterir ve birkaç ay sürer. Spazmın şiddetine ve hastalığın seyrine göre bu enjeksiyonları birkaç kez tekrar etmek gerekebilir.

İnternete başlama yaşı 7 olmalı!

İnternete başlama yaşı 7 olmalı!

Ekran karşısında geçirilen zaman giderek artıyor. Geçmişte yalnızca televizyon ekranlarından söz edilirken; bilgisayar, tablet ve telefon gibi dijital cihaz ekranları da hayatımızda artık önemli bir yer tutuyor. 

Yaşam konforunu artıran ve hayatı kolaylaştıran bu teknoloji harikaları, özellikle çocukluk çağında kontrolsüz olarak kullanıldığında; psikolojik, sağlık ve sosyal problemlere yol açıyor. Ailelerin de sanal alemin, gerçek dünyanın önüne geçmesini engelleyecek önlemler alması gerekiyor. Memorial Antalya Lara Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ali Satılmış, çocukların ekran başında geçirmeleri gereken süre hakkında bilgi verdi.

Ekran çocukları yalnızlaştırır
Çocukların oyun oynayabilecekleri mekanlar ve dış ortamlardaki alanlar geçtikçe azalmaktadır. Bu nedenle gün boyu evde vakit geçirmek zorunda kalan çocuklar için ekran önemli bir seçenek haline gelmiştir. Ancak ailelerin, ekranı çocukları için bir "susturucu" olarak kullanılması, onların gelişimi üzerinde olumsuz pek çok etkiye yol açmaktadır. Çocuk ekran başında daha uslu, sessiz ve çevreyi dağıtmadan oturabilir. Ancak bir süre sonra yemek yeme gibi ihtiyaçlarını ekrana bakarak gideren, daha az konuşan ve sosyal ortamlardan uzaklaşan bir birey haline gelir. Bu nedenle ekranın yetişkinler için iyi bir kaçış yolu olduğu düşünülse de çocuklar üzerindeki psikolojik, fiziksel ve sosyal zararları unutulmamalıdır.

Sağlıksız ve kilolu çocuklar yetişir
Çocuklar için oyun oynamak; yemek ve su kadar doğal bir gerekliliktir. Çocuk, oyun oynayarak dünyayı keşfeder, duyusal, sosyal ve bilişsel becerilerini geliştirir. Serbest oyunun akışına kendini kaptıran çocuklar arzularını, kaygılarını ve çatışmalarını oyuna yansıtarak rahatlar. Ekran çocukların serbest oyun haklarını ellerinden alan bir araçtır. Çocukların hareketlerini kısıtlar, hareketsiz yaşayan ve yüksek kalorili yiyecekler tüketen çocuklar hızla kilo almaya başlar ve sonunda da obezite gelişir. Çocukluk çağında aşırı kilo ile tanışan bireyler, yetişkin dönemde de pek çok sağlık sorunu ile karşılaşabilir.

Hayal kurma özgürlüklerini sınırlar
Devamlı olarak ekrana maruz kalan çocuklar; zamanla ekran olmadan oyun kuramaz ve ekransız yapamaz duruma gelir, hayal dünyaları giderek küçülür. Halbuki hayal kurmak, çocukların en büyük gücüdür ve ekran varlığı da çocukların bu gücünü elinden alır. Çocukları sosyal açıdan bu kadar olumsuz etkileyen ekran, sunduğu içeriklerle de pek çok açıdan çocukların gelişimine zarar verir. Çünkü birçok dizi ve sanal oyunda şiddet ana unsurdur. Ekran karşısında kontrolsüz geçirilen vakitler, bir süre sonra çocukların şiddeti normal bir çözüm aracı olarak görmesine ve model olarak almasına yol açar.

Çocuk bedeninde yetişkin zihni…
Çocukların ekran başında uzun saatler geçirmesi, pek çok kavramlarla çok erken yaşta tanışmaları ve kişilik çatışması yaşamalarına yol açmaktadır. Ekranda sık sık karşılaşılan moda, cinsellik, alışveriş gibi yetişkin kavramları çocuklar için uygun değildir. Bunun sonucunda bedenen ve duygusal yönden çocuk, zihin olarak yetişkin bireyler ortaya çıkmaktadır. Ayrıca filmler arasına yerleştirilen ve yetişkinlerin de fark etmediği bilinçaltı telkin, gizli ses ve subliminal mesajlarla çocukların zihni yönlendirilebilmektedir.

Ekranla değil yüz yüze iletişim
Psikolojik açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirmek için onların ekranla ilişkisinin kararlı bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Telefon, bilgisayar ya da tablet ekranı yerine, gerçek dünyada insanlarla bir arada ve onlarla yüz yüze kurulan iletişimin önemi anlatılmalıdır. Bilgisayar oyunları hiçbir zaman gerçek çocuk oyunlarının yerini tutamaz. Bu nedenle sanal oyunlarla tanışma yaşı 7 olmalıdır.

İnternet kullanımı, ilkokul yaşında aile denetiminde şifre kullanılarak öğretilebilir. Haberleşme ve güvenlik problemi olmadığı sürece cep telefonu lise çağlarına kadar alınmamalıdır. Sosyal medya hesaplarının açılmasına 16 yaşından önce izin verilmemelidir. Bunun yerine Mp3 ve Mp4 çalar, ipod gibi telafi edici araçlar alınabilir.

Hangi yaş grubu ne kadar süreyi ekran başında geçirebilir?
0-3 yaş çocuklar olabildiğince ekrandan uzak tutulmalıdır.
3-6 yaş çocuklar günlük toplam süre 20-30 dakika
6-9 yaş çocuklar günlük toplam süre 40-50 dakika
9-12 yaş çocuklar günlük toplam süre 60-70 dakika
12 yaş üzeri çocuklar günlük toplam süre 120 dakika ekrana bakabilir.

Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken 5 altın kural:

  • Teknoloji bir oyun değil bilgiye ulaşma aracı olarak tanımlanmalı, tüm aile bireyleri aynı şekilde kullanmaya özen göstermelidir.
  • Çocukta ekran bağımlılığı hissedildiğinde aile içi iletişim arttırılmalı, anne ve baba ev içinde mutluluğu arttıracak araç ve yöntemler geliştirmelidir.
  • Aile iletişimine yardımcı olacak ve sorunların çözümüne katkı sağlayacak önemli davranışlardan biride aile toplantılarının düzenlenmesidir.
  • Teknolojinin kontrollü ve sınırlı bir şekilde kullanımının öğretilmesi çocukların ekranda karşılaşacakları kötülüklerden ve bağımlılıktan korur.
  • İnternet filtreleme yöntemlerinin kullanılması ve ekran kullanımın ortak alanlarda ebeveynlerin görebileceği yerlerle sınırlandırılması çocuğun yanlış sitelere ulaşmasını engelleyebilir.

16 Şubat 2018 Cuma

Plakadan Trafik Cezası Sorgulama

Plakadan Trafik Cezası Sorgulama

Bir plakaya yazılmış olan cezaları birkaç bilgi girerek internetten öğrenmeniz mümkün. Ceza bilgilerini öğrenebileceğiniz devlet kurumları ise; E-Devlet, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na ait internet adresleridir. Kredi ve sigorta karşılaştırma platformu Hesapkurdu.com’un hazırladığı bu içerikte konu ile ilgili aklınıza takılan sorulara yanıt bulabilirsiniz.

Plakadan Ceza Sorgulaması Yapıldığında Ulaşılacak Bilgiler
Resmi kurumlardan trafik ceza sorgulaması yaptığınızda aşağıdaki bilgilere ulaşabilirsiniz;
• T.C Kimlik No
• Araç plakası
• Cezanın yazıldığı il
• Cezanın yazıldığı ilçe
• Cezanın yazıldığı tarih
• Cezanın yazıldığı saat
• Toplam yazılan ceza tutarı

Ceza bilgilerinize ait detaylara ulaşmak için de görüntülediğiniz sayfadaki “detay” sekmesine tıklayarak, yazılan ceza ile ilgili daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Aracınıza kolayca kasko sigorta teklifi almak için ilgili sayfamızı ziyaret edin.

Trafik Cezası Erken Ödeme İndirimi
Yazılan trafik cezasını erken ödemeniz halinde %25 indirim uygulanıyor. Bu indirimden yararlanmak için 15 gün içerisinde cezanızı online ya da diğer yetkili kuruluşlar aracılığıyla ödemeniz yeterli. Ayrıca cezayı nakit ödeyebileceğiniz gibi kredi kartıyla de ödemeniz mümkün.

Geciken trafik cezaları için ise gecikme zammı uygulanır. Trafik cezası gecikme zammı kapsamında mevcut cezaya geciken her ay için %5 oranında faiz ödenir.

Trafik Cezası Ödeme Yolları
Plakanıza yazılan trafik cezası borçlarınızı nakit olarak vergi daireleri, banka şubeleri ve PTT şubeleri üzerinden yapabilirsiniz.

Kredi kartı ile ödeme yapmak isterseniz de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet adresi üzerinden anlaşmalı olduğu bankaların kredi kartlarını kullanarak da saat 02:00-22:00 saatleri arasında kolay bir şekilde ödemenizi yapabilirsiniz.

Bunun dışında bankaların online şubeleri veya cep şubeleri yoluyla da ödeme yapmanız mümkün.

Trafik Cezasına İtiraz Yolları
Adınıza kesilen trafik cezalarına itiraz edebilme hakkınız da bulunmakta. Kurallara göre, kesilen trafik cezalarına 15 iş günü içinde itiraz etmeniz gerekiyor. İtiraz işlemleri için ise Trafik Mahkemeleri’ne başvuru yapmalısınız. Ancak birçok bölgede Trafik Mahkemesi bulunmadığı için böyle bir durumda nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunabilirsiniz.

Trafik cezası itiraz için gerekli evraklar:
• Dava dilekçesi
• Trafik idari para cezası karar tutanağı fotokopisi
• Tebligatı fotokopisi
• Ruhsat fotokopisi
• Kimlik ve ehliyet fotokopisi

Kaynak: Hesapkurdu.com – Trafik Ceza Sorgulama

14 Şubat 2018 Çarşamba

Dikkat konsantrasyon içerir!

Dikkat konsantrasyon içerir!

Son zamanlarda yoğun bir dönem geçiriyor, yorgunluğunuzun etkisiyle de dikkat dağınıklığı yaşıyor olabilirsiniz. 

Dikkat dağınıklığınızı ortadan kaldırarak konsantrasyonunuzu artırmak için hayatınıza dahil edebileceğiniz besinleri Hastane Derindere Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy'dan öğrendik…

Kafein uyarıcı olabilir!
IQ'yu artırmak veya daha akıllı hale gelmek için sihirli bir değnek olmasa da; kafein gibi bazı maddeler size enerji vererek konsantrasyonunuzu artırmanıza yardımcı olabilir. Kafein; kahve, çikolata, enerji içecekleri ve bazı ilaçlarda bulunur ve kısa süreli etkilidir. Aşırı kafein tüketimi rahatsız edici olabilir. Özellikle kronik hastalıkları olanların daha dikkatli davranmaları gerekir.

Glikoz kısa vadeli destektir!
Glikoz, beyninizin en çok tercih ettiği yakıt kaynağıdır. Yalnız bu yakıt kaynağını işlenmiş paketli gıdalardan almak yerine meyvelerden almak daha doğru bir tercih olacaktır. Bir bardak meyve suyu, hafıza, düşünme ve zihinsel kabiliyete kısa vadeli destek sunabilir. Şeker aynı zamanda kalp rahatsızlığı başta olmak üzere pek çok metabolik rahatsızlığı tetikleyebilecek bir unsur olduğu için sınırlı tüketilmesinde fayda vardır.

Sağlıklı bir beyin aktivitesi için kahvaltıyı ihmal etmeyin!
Kahvaltıyı atlamak ya da hafifçe geçiştirmek cazip gelse de yapılan araştırmalar lifli tam tahıllar, süt ve meyvelerden oluşan doyurucu bir kahvaltının hafıza ve dikkati artırabileceğini göstermektedir. Özellikle düzenli kahvaltı yapan çocukların okul başarısı daha yüksektir ve daha iyi performans gösterirler.

Beynin en büyük dostu: Omega 3 kaynağı balık…
Beyin sağlığı için önemli olan Omega 3 yağ asitleri açısından zengin balık, konstantrasyonu artırmasının yanı sıra inme ve düşük riskini de azaltır. Beyin ve kalp sağlığı için haftada iki porsiyon balık tüketin.

Çikolatadan vazgeçmiyorsanız, tercihiniz bitter olsun!
Düzenli E vitamini tüketiminin bilişsel hafıza kayıplarını azaltmada önemli bir rolü olduğunu gösteren araştırmalar mevcuttur. Fındık, tohumlar ve bitter çikolata konstantrasyonu artıran kafein gibi doğal uyarıcılar içerir. Aşırı kalorili, yağlı veya şeker oranı yüksek çikolatalar yerine kakao oranı yüksek olan çikolataları tercih edin.

Beslenmenize avokado ve kepekli tahılları ekleyin
Vücuttaki her organ, özellikle kalp ve beyin kan akışına bağlıdır. Tahıl tüketimi yüksek bir diyet ve avokado gibi orta zincirli yağ asidi içeren yiyecekler kalp rahatsızlığı riskini azaltarak kötü kolesterolü düşürebilir. Bu, plak oluşma riskinizi azaltır ve kan akışını artırarak beyin hücrelerini harekete geçirmenin basit, lezzetli bir yolunu sunar. Patlamış mısır ve kepekli buğday gibi kepekli tahıllar diyet lifi ve E vitaminine de katkıda bulunur. Avokado yağlı olmasına rağmen sağlıklı kan dolaşımına yardımcı olan tek-doymamış yağdır.

Hem antioksidan hem besleyici: Yaban mersini…
Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, yaban mersininin beyninin, serbest radikallerin neden olduğu zararlardan korunmasına yardımcı olabileceğini ve Alzheimer hastalığı veya bunama gibi yaşla ilişkili durumların etkilerini azaltabileceğini gösteriyor.

Sağlıklı beslenmenin faydalarını göz ardı etmeyin!
Diyetinizde gerekli besin maddeleri yoksa konsantre olma kabiliyetinize zarar verebilirsiniz. Çok fazla yemek ya da çok az yemek, odaklanmanıza engel olabilir. Ağır bir yemek yorgun hissetmenize neden olabilir.

Vitamin, mineral ve takviyeler ne kadar işe yarar?
B, C, E, beta-karoten ve magnezyum gibi vitamin takviyelerinin beyin güçlendirici gücü üzerine yapılan araştırmaların birçoğu umut verici olsa da bunlar diyetleri belirli besin maddelerinden yoksun kişiler için yararlıdır. Herhangi bir besin takviyesi almadan önce mutlaka hekiminize danışın.

Beslenmenin yanı sıra…
• Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkın ve düzenli olarak 7-8 saat uyuyun.
• Günde en az 2 litre su için.
• Düşünmeyi keskinleştirmeye yardımcı olacak egzersizler yapın.
• Meditasyon, yoga gibi alternatif dinlenme yöntemlerinden yararlanın.

Tatsız, Kokusuz, Renksiz, Sinsi Bir Katil

Tatsız, Kokusuz, Renksiz, Sinsi Bir Katil

Ülkemizde her yıl özellikle sonbahar ve kış mevsiminde ne yazık ki ölümle sonuçlanan soba veya şofben kaynaklı karbonmonoksit (CO) zehirlenmeye dair haberlere rastlıyoruz. 

Acıbadem Ankara Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Serkan Şener, bu durumu ortaya çıkaran temel nedenin bilgi eksikliği ve ihmal olduğunu söylüyor.

Karbonmonoksit (CO) gazı, doğal gaz, gaz yağı, benzin, tüp gazı, kömür ve odun gibi yapısında "karbon" bulunan yakıtların tam olarak yanmaması sonucunda oluşan dumanda yer alan zehirli bir gaz. Tatsız, renksiz, kokusuz olması ve tahriş etme özelliğinin olmaması nedeni ile fark edilmediği için "sinsi katil" olarak adlandırılıyor. CO zehirlenmesi ABD'de intihar dışı ölümlerin en sık 3. nedeni. Türkiye'de zehirlenmenin temel nedenini uygunsuz ısınma sistemleri oluşturuyor. 2010 yılında Türkiye'de 10.154 vakanın CO zehirlenmesiyle karşı karşıya kaldığı ve 39 kişinin de hayatını kaybettiği görülüyor. Türkiye'de hala yoğunlukla ısınmanın fosil yakıtla çalışan (doğal gaz, odun, kömür, tüp gaz, fuel-oil) cihazlarla yapıldığı hatırlatan Acıbadem Ankara Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Serkan Şener, bu nedenle CO zehirlenmesinin hala büyük bir tehdit olduğuna dikkat çekiyor. Korunmak için CO detektörü bulundurmak gerekiyor.

Zehirlenmeler ihmalden kaynaklanıyor
Yapılan analizlere göre, soba zehirlenmelerinin temel nedeni ev içinde bacaların iyi ayarlanmamasından kaynaklanıyor. Bununla birlikte, sobanın alt ve üst kısmının kapalı olup olmadığının kontrol edilmemesi veya ortamın yeterince havalandırılmaması gibi ihmaller de sorunun ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

En sık aralık ayında görülen ve yoğun olarak Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'de güneybatı yönünden esmekte olan Lodos, CO zehirlenmelerini artıran önemli bir etkendir.

Yaşlılar, çocuk ve hamileler daha çabuk etkileniyor
Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) içinde hemoglobin denilen bir protein bulunuyor. Hemoglobinin görevi ise dokulara oksijen taşımak. Ancak hemoglobinin karbonmonoksite olan ilgisi oksijene olan ilgisinden yaklaşık 200-300 kat fazla oluyor. Bunun ne anlama geldiğini ve zehirlenmeyle ilişkisini şöyle anlatıyor: "Ortamda CO varlığında, hemoglobin, oksijen yerine CO bağlanıyor ve çözülmesi zor olan karboksihemoglobin (COHb) bileşiği meydana geliyor. Bu durumda beyin, kalp ve diğer yaşamsal organlara oksijen taşınamıyor. Hastanın şikâyet ve bulguları, COHb düzeyine bağlı olarak değişiyor. COHb düzeyi kadar, hastanın önceden sahip olduğu hastalıklar da önem taşıyor. Bu nedenle, yaşlılar, hamileler, çocuklar, kansızlık, kalp ve akciğer hastalığı olanlar özellikle risk altında yer alıyor. Bu grup hastalarda daha düşük COHb düzeylerinde bile ciddi sorunlar yaşanabiliyor."

Kontrol etmeden evden çıkmayın
Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Serkan Şener, baş ağrısı, yorgunluk ve bitkinlik hissi, mide bulantısı, baş dönmesi ve bilinç kaybının zehirlenmenin ilk belirtileri olarak sıralıyor. Ülkemizde de sıklıkla yaşanan CO zehirlenmesine karşı önlem alınabilecek önlemler ise şöyle sıralanıyor:

-Evden çıkarken kapı ya da pencerenizi biraz aralık bırakın. Bu sayede temiz hava akımı sağlanabilir ve ortamda karbonmonoksit bulunsa bile zehirlenme sonucunda ölüm görülme olasılığı ortadan kalkar.
-Bacalarınızın düzenli olarak temizlenmesini sağlayın.
-Soba kullanıyorsanız gece yatmadan önce tamamen söndüğünden emin olun. Kovalı soba kullanıyorsanız da sönmüş kömür dolu kovayı evin dışına çıkarın.
-Banyo ve mutfakta su ısıtmak için kullandığınız tüpün evin dışında olmasını sağlayın.

İlk müdahale önemli
-Önce kendi çalışma alanınızı sizi tehlikeye sokacak durumdan kurtarın. Ortamı havalandırın, etkilenmiş ya da zehirlenmiş olanları hareket ettirebiliyorsanız temiz havaya çıkartın.
-Hiç vakit yitirmeden ambulans çağırın.
-Kişinin bol oksijen almasını sağlayın.
-Hastanın yüzde 100 oksijene ihtiyacı olacağından mutlaka bu imkanların sağlanacağı bir hastaneye nakledin.
-Lodos esintisinin etkili olduğu süre boyunca gerekmedikçe soba yakılmamalıdır.

Yorgunluğunuz bu 9 nedenden kaynaklanabilir!

Yorgunluğunuz bu 9 nedenden kaynaklanabilir!

Sabahları yorgun uyanmak, gün içinde yaşanan halsizlik, günlük işleri yaparken yaşanan isteksizlik ve genel bir bitkinlik hali… Çoğu zaman yüksek iş temposu ve şehir yaşamının hızından kaynaklandığı düşünülen bu belirtiler aslında ciddi hastalıkların habercisi olabilir. 

Tiroitten kansere birçok hastalığın işareti olabilen yorgunluğunuz geçmiyorsa altında yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerekir. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü'nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, yorgunluğun en sık görülen nedenleri ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Yorgunluk, normalde bir insanın günlük işlerini yaparken kendini yorgun hissetmesi, yetersiz hissetmesi olarak tanımlanabilir. Kimi insanlar yaşından hiç beklenmedik bir şekilde atak olabilir ya da genç yaşta kişi yemek yemeye, yatmaya hatta dinlenmeye bile üşenir halde olabilir. Bu durum bir üşengeçlik mi, enerji düşüklüğü mü ya da hastalıktan mı kaynaklanıyor bunun belirlenmesi çok önemlidir.

1. Kansızlık: Yorgunluğun en sık görüldüğü hastalık grubu anemidir. Çünkü oksijen taşıyan hemoglobinin eksikliği kişinin kendini yorgun ve halsiz hissetmesine neden olur. Bu durumda kişiye* mutlaka bir uzman doktor muayenesi ve gerekli tetkikler yaptırılmalıdır. Gerekli tedavi planlaması kansızlık giderildikten sonra yorgunluk hissinin de kaybolduğu görülecektir.

2. Depresyon ve stres: Yorgunluğa yol açan hastalıklardan ikinci sırada depresyon gibi psikosomotik hastalıklar gelir. Depresyon da kişilerin kendisini yorgun hissetmesine neden olabilir.

3. Tiroit hastalıkları: Hipotiroidi başta olmak üzere endokrin hastalıklar da kişinin kendisini çok yorgun hissetmesine neden olur. Hatta hipotiroidi* hastalarının etraflarında tembel olarak tanımlanan kişiler olduğu söylenir. İş yapmak istemeyen, yerinden kalkmakta zorlanan, iş yapma gücünü kendinde hissetmeyen insanlardır bunlar genelde. Yine endokrin hastalıklarından şeker hastaları da sürekli yorgundurlar. Bu insanlar kendilerini yorgun, bezgin ve güçsüz hissederler. Şeker seviyeleri yüksek olduğu zaman günlük yaşamları bile kesintiye uğrayabilir.

4. Kanser: Yorgunluk, bir takım erken onkolojik hastalıkların belirtisi de olabilir. Kanser hücreleri hastanın tüm vücut sistemlerini bozarak yorgunluğa neden olabilir. Örneğin kansızlık yapmışsa, beslenmeyi bozuyorsa yorgunluk yaratabilir. Bir de tümörler insan organizmasına göre çok hızlı metabolik aktiviteye sahiptir. Yani şekeri daha hızlı tüketir, kişinin kan şekerini düşürür ve oksijeni daha çok harcarlar. Çünkü tümörler hızlı büyüyen dokulardır. Gereksinimleri de çok fazladır ve kişinin aleyhine alıp bunları harcadıkları için de kişi kendini yorgun hissedebilir.

5. Kalp hastalıkları: Kalp yetmezliklerinin de en önemli belirtilerinden birisidir yorgunluk. Hatta kalp hastalıklarının en erken bulgularından birisidir. İster kapak lezyonu olsun, ister kalp damar hastalıkları olsun, bunlar kalbin oksijen ihtiyacını karşılamasına engel oldukları için yorgunluk yaratırlar. Kişi bir kat merdiven bile çıksa yorulur, bacakları kesilir, nefessiz kalır.

6. Enfeksiyon hastalıkları: Vücutta çeşitli nedenlerle ortaya çıkan enfeksiyon hastalıkları da yorgunluğun sık görülen nedenlerini oluşturmaktadır. Bunlar;

7. Metabolik hastalıklar: Böbrek yetmezliği, karaciğer yetersizliği, kalsiyum yüksekliği ve potasyum düşüklüğü gibi durumlarda da vücuttaki kan tuzları ve minerallerdeki azalmalar yorgunluğun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu hastalık ve durumların erken dönemde tedavisi çok önemlidir.

8. Uyku apnesi: Yaşam kalitesini bozan en önemli sorunlardan olan uyku apnesi de yorgunluğun önemli sebeplerinden birisidir. Yeterli sürede, kaliteli bir uyku uyuyamayan kişiler kendisini ertesi gün aşırı yorgun hissedecektir. Bu durum gün içerisindeki tüm faaliyetlere yansır.

9. Fiziksel güçsüzlük: Yorgunluk, fiziksel güç ve kondisyonla da çok ilgilidir. Kondisyonlu ve güçlü bir kişi daha geç yorulur. Yaşa göre sağlıklı beslenerek ve düzenli fiziksel aktivite ile kas kuvvetini artırmak ve korumak yorgunluğun önüne geçebilir.

Hepatit yani karaciğer iltihaplanması
Kalbin iç yüzünün iltihabı
Kalp zar iltihapları
Verem (tüberküloz)
Parazit hastalıkları
AIDS şeklinde sıralanabilir.

Ne zaman doktora başvurulmalıdır?

Kişi, daha önce yorulmadan rahatlıkla yapabildiği işleri artık yorularak yapıyorsa bir doktora başvurmalı, yorgunluğun sebebi araştırılmalıdır. Hatta kişinin özgüveninin azalması, kendine eskisi kadar iyi bakmaması da bir soruna işaret olabilir. Geçici yorgunluklar çok önemli sayılmamaktadır ancak kronik yorgunluk olduğunda bu durum mutlaka önemsenmelidir.

Enerjinizi doğru kullanmayı öğrenin

Çalışma ve dinlenme periyotları doğru ayarlanmalıdır. Kısa ve sık dinlenme aralıkları verilerek yorgunluğun ortaya çıkması önlenebilir. Çalışma ortamının iyi havalandığından emin olunmalıdır. Çok sıcak veya çok soğuk ortamlar vücudumuzda ekstra bir stres yaratır. Vücudun çok hafif düzeyde susuz kalması dahi metabolizmayı yavaşlatır. Bu nedenle günde en az 8-10 bardak su içilmesi, kahve ve çayın mümkün olduğunca az tüketilmesi gerekir. Düzenli uyku ile yeterli ve dengeli beslenme, bağışıklık sisteminin güçlü olması için gereklidir. Düzenli yapılan 30 dakikalık yürüyüş, vücut ağırlığının dengelenmesine, kemik sağlığının korunması ve geliştirilmesine yardımcı olmaktadır.

Düzenli egzersiz ile metabolizma hızlanır, daha fazla enerji oluşumu sağlanır. Kalp damar sisteminin ve solunumun düzenlenmesini, dokulara yeterli düzeyle oksijen taşınmasını sağlar.