27 Nisan 2017 Perşembe

Bankaların Son Girişimi Altın Bankacılığı

Bankaların Son Girişimi Altın Bankacılığı

Günümüzde bankalar içerisinde sayıları hızla artan birikim hesapları içerisinde en önemli ve güvenilir yatırım araçlarından biri olan altın birikimi hesabı avantajlı görülmektedir. Altın bankacılığı her bankanın her şubesinde bulunmamaktadır. Belirli bankalar belirli şubelerinde altın hesabından ve avantajlarından yararlanılabilmektedir.

Altın hesabı, altın fiyatlarında meydana gelen düşüş ve yükselişlerden etkilenen bir mevduat ürünüdür. Bankanın tutumuna göre değişen vadeli ve vadesiz altın hesapları piyasadaki altın fiyatlarının değişiminden etkilenir ve anında hesabınıza yansır. Vadeli de hesabınızdan gram altın oranı kadar faiz elde edebilirken vadesiz de böyle bir durum söz konusu değildir. Altın bankacılığının birçok avantajı vardır. Tatil günleri de dâhil olmak üzere 7 gün 24 saat vadesiz hesabınızdan altın alım satım işlemi gerçekleştirilebilmektedir. Altın alımı TL, gram ya da çeyrek olarak yapılabilmektedir. Bankalardan açılacak altın hesabı ile güvenilir altın yatırımcılığına devam edilebilmektedir. Kaybolma ve çalınma risklerinden korunmaktadır. Ayrıca alım satım işlemi sırasında işçilik gibi masraflar ödenmez ve eski yeni tarihli altın sorunu yaşanmaz. İstenilen tutarda altın alımı yapılabilmektedir. Kuveyt Türk’ ün başlattığı altın birikimi hesabı sayesinde düzenli altın birikimi yapılabilmektedir. Dilediğiniz tutar ve periyodu belirleyip, talimatınızı da verdikten sonra devamını Kuveyt Türk halletmektedir. Oluşturulan talimatlar ile belirtilen tarihlerde otomatik alım ve satım işlemi yapılabilmektedir.

Kuveyt Türk altın bankacılığının avantajlarından müşterilerinin sonuna kadar yararlanmasını sağlamaktadır. Altın birikimi hesabı ile altınlarınızın kaybolma ve çalma riski ortadan kalkmaktadır. Hem döviz hem kıymetli madenler için talimat verilebilmektedir. Talimatlar tek seferde verebildiği gibi belirli periyotlarda da verilebilmektedir. Hesap sahibinin belirlediği tarihlerde otomatik alım satım işlemi yapılabilmektedir. Ayrıca minimum 0,1 gram altın ile emir verilebilmektedir. Kuveyt Türk’ ün öngördüğü birçok altın ürününden faydalanılabilmektedir. Gram, çeyrek, külçe, altın havale, emir ve çekinden yararlanılabilmektedir. Bir avantajı daha olan Altın Toplama Günleri ile de ekonomiye kazanç sağlarken kendi bütçenize de yatırım yapabilirsiniz. Kuveyt Türk altın bankacılığı ile altınlarınızı güvenilir bir ortamda biriktirebilir, böylece işçilik masrafı da ödemek zorunda kalmazsınız. Kazançlı bir anlaşma yolu olan altın bankacılığı ile aile bütçenize de büyük oranda katkı sağlayabilirsiniz.

26 Nisan 2017 Çarşamba

Bekar Babalar ve Çocukları Tatilde!

Bekar Babalar ve Çocukları Tatilde!

KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Merve İnce Büyükkucak ; Boşanmış ebeveynlerde baba için tatil, ilişkinin gelişebilmesi adına kıymetli bir dönem olarak değerlendirilebilecekken, kaygı ile yapılan aktivite ile dolu bir tatil planlanmasının doğru olmadığını belirtiyor.

Günümüzde artan boşanma oranları ile çevremizde daha fazla baba-çocuk çiftleri görmeye başladık. Özellikle hafta sonları ya da tatil beldelerinde geleneksel anne-baba-çocuk gruplarından ziyade bu ikililer daha çok göze çarpar oldu. Çocukla baş başa geçirilen bu kıymetli vakitler özel olmasının yanı sıra babalar için büyük zorlukları da barındırır. Çekirdek aile iken temel bakım meseleleri daha çok annede olduğu için, çocukları ile ilişkilerini geliştirmek adına çeşitli avantajlar sunan bu birliktelik şekli babalar için bir keyiften ziyade stres haline dönüşebiliyor.

Özellikle yaz tatili planlamalarında bu zorluk daha da göze çarpabiliyor. Velayetin büyük oranda annelere verildiğini düşünürsek, babalar bu zamana kadar daha kısıtlı vakitlerde çocuklarıyla baş başa kalırlar. Yaz tatili söz konusu olduğunda ister şehir içinde ister şehir veya yurt dışında olsun birliktelik daha uzun sürelerdedir.

Bu tatil ilişkinin gelişebilmesi adına olumlu bir dönem olarak değerlendirilebilecekken endişe ile yapılan en büyük hata tamamen aktivite ile dolu bir tatil planlanmasıdır. Eğlence parklarından animasyonlara, çeşitli hediyelerle maddi kaynakları seferber etmekten kuralların tümden kaldırıldığı sadece hazdan ibaret dönemler olabiliyor yaz tatilleri. Bunun en temel nedeni, ayrılık hangi eş tarafından ne şekilde gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, çocuklarından uzak kalan babaların birlikte yeterince vakit geçirememekten ötürü çocuklarına karşı suçlu hissetmeleri ve birlikte olunamayan vaktin sadece olumlu deneyimlerle telafi edilmeye çalışılması oluyor.

Velayet sahibi olmayan babaların bu anlamda hislerini, telaşlarını ve performans kaygılarını anlamak mümkün. Ancak farkında olmadıkları şey çocuklarının kendileriyle eğlenceli ve olumlu duygularla geçirilen anlara ihtiyaç duydukları kadar tıpkı anneleriyle ilişkilerinde olduğu gibi "mükemmel ebeveynlik" yerine "yeterince iyi ebeveynliğe", babalığa duydukları ihtiyaçtır. Yeterince iyi ebeveynlikten kastedilen çocuğun kısıtlı zamanda gerçekleşen birlikteliklerde dahi ihtiyaç duyduğu sınırlamalar, engellemeler ve hayal kırıklıklarının olumlu deneyimlerle birlikte çocuğa yaşatılabilmesidir. Bunun sağlanabildiği birlikteliklerin daha sağlıklı temellere dayanan ilişkiler olduğu, çocuğun iç düzenini sağlayamaya yardımcı olduğu ve babayla olmadığı zamanlara olan toleransını artırdığı söylenebilir.

Ev veya tatil fark etmez çocukların her zaman bir planlama ve çerçeveye ihtiyaçları vardır. Yaz dönemi elbette ki özellikle okula giden çocuklar açısından bir rahatlama dönemi olmakla birlikte halihazırda var olan kuralların (uyku saati, yemek saati, televizyon izleme ya da elektronik aletlerle vakit geçirme süresi vb) ufak esnemelerle de olsa yaz sonunda başlayacak yeni düzene uyum sağlamayı engellemeyecek ölçüde devam etmesi gereklidir. Kısa birliktelik anları, sadece keyfin ve eğlencenin ön plana çıktığı ve babayı "süper arkadaş" haline getiren zamanlar olmamalıdır. Zira çocukların yaz dönemi de olsa her daim ebeveynlerinin ebeveynler gibi davranmasına ihtiyaçları vardır.

Yaz tatilleri söz konusu olduğunda karşılaşılan başka bir sıkıntı ise; çocukla uzun süre baş başa kalmanın nasıl olabileceğini hayal edemeyen, bu konuda fazlaca deneyimi olmayan babaların tatillerini alışageldikleri yetişkin aktivitelerine çocuklarını dahil etmesi şeklinde planlanmaları olabiliyor. Baba ile çocuğun birbirlerini daha yakından tanımalarına, duygusal paylaşımlarda bulunmalarına engel olacak şekilde tüm vaktin Disneyland vb. yerlerde sadece aktiviteden oluşacak şekilde planlanması kadar bütün zamanı bir tatil köyüne gidip oyundan uzak bir şekilde güneşlenme, yemeğe çıkma vb yetişkin aktivitelerinde bulunarak geçirmek de çocuğa bir o kadar iyi gelmeyecektir. Çoğunlukla çocuksuz bir yaşama alışmaya başlarken elbette ki yaz tatili gibi çocukla yapılan özel bir planda babanın yetişkin ihtiyaçlarının ve planlarının bir miktar geri planda durması, hatta belki bir süreliğine askıya alınması ve çocuğun ihtiyaçlarının ön planda olması daha doğru olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise; çocuğun daha serbest olacağı yaz aylarında birlikte geçirilen süreyi ayarlamaktır. Yasal süreçlerle belirlenen sürelerin ötesinde, çocukların yaşına bağlı olarak uygun olan anneden uzak kalma süresi gelişimsel anlamda değişiklik gösterecektir. Ergenlikte bu konu çok daha sorunsuz olabilirken özellikle okul öncesi dönemde, temel bakım konusunda anne desteğine ve annenin varlığına daha çok ihtiyaç duyan küçük yaştaki çocuklar için bu daha hassas bir mevzudur.

Örneğin 3 yaş öncesinde çocukların velayete sahip olmayan babayla gece yatıya kalması çok önerdiğimiz bir durum değildir. Onun yerine hafta içerisinde yatıya kalmadan daha kısa süreli ancak sık birliktelikler 3 yaştan küçük çocuklar için çok daha uygundur. Çünkü bu çocuklar temel bağlanma figürleri olan annelerinden uzun süre ayrı kalmayı idrak edemeyeceklerdir.

3 yaşında babası ile iyi bir bağa sahip ve birlikte vakit geçirmeye alışkın çocuklar için ise 3 ila 4 günlük bir yaz tatili uygun olabilir. Ancak böyle bir alışmışlık durumu yoksa, 3 yaş çocuğu için bu sürenin 1 ila 2 günü geçmemesi daha doğru olacaktır.

Okul çağında ise daha uzun süreler söz konusu olabilir. Ancak elbette ki bu süreler boşanmış anne ve babaların aralarında bir çatışmanın olmadığı durumlar için geçerlidir. Zira çocuğu da bu çatışmanın zararlı etkilerinden korumak adına, çatışmanın var olduğu durumlarda süreleri daha kısa tutmak uygun olabilir.

Bunun yanı sıra, yaşından bağımsız olarak söz konusu çocuk her ne kadar babayla iyi vakit geçiriyor dahi olsa annesini özleyebilir ve onunda temas kurmaya ihtiyaç duyabilir. Eğer çocuk eve dönmek istediğini söylüyorsa bu sıkılmış olduğu ya da annesinden ayrı kalmakla ilgili zorlandığı anlamına gelebilir. Elbette ki çocuğun her iki ebeveyninden de uzak kalmayı istememesi ve böyle durumlarda uzakta olan ebeveynini özlemesi kadar doğal bir durum yoktur. Çocuklarıyla zaten kısıtlı vakit geçiren babalar için bu biraz kırıcı olabilir ancak çocuklar açısından bu istek çok doğaldır ve babalar tarafından alınganlık ve öfkeyle değil anlayışla karşılanmalı, yerine getirilmelidir.

Bekar babalar ve çocukları için yaz tatillerinin amacı her zaman için daha iyi bir bağ kurmak, var olan bağlarını daha da kuvvetlendirmek olmalıdır. Bu süreç aynı zamanda çocuğun anne-baba ayrılığını nasıl yaşadığına ve anlamlandırdığına şahit olmak ve yaşam boyu sürecek anılar oluşturmak adına büyük bir fırsattır. Eğer iyi bir planlama yapılamazsa o zaman çocuklarıyla uzun süreli vakit geçirmeyen babalar için yaz dönemi büyük bir stres kaynağı haline gelebilir. Bu doğrultuda çocuğun keyif aldığı aktivitelerden iyice haberdar olunmalıdır.

Çocuklar hızlı gelişen ve hızlı büyüyen varlıklar olduğundan, çok kısa zaman içerisinde babaları fark etmeden dahi ilgi alanları ve hoşlandıkları şeyler değişebilir. Bunları bilmek yapılacak yaz tatili programından alınacak keyfi artırmakla birlikte onların daha rahat ve konforlu hissetmelerine yardımcı olur. Bu bağlamda babalar keyif alınan aktivitelerin yanı sıra çocuklarıyla sıklıkla konuşmalı, sohbet etmeli, onların kaygılarını anlamaya çalışmalı ve bu birliktelikleri anlamalarına yardımcı olmalıdır.

Ve belki de en önemlisi, bu birlikteliğin heyecanına kapılıp sadece bir oyun arkadaşına dönüşmeden, yetişkin konumlarını bırakmadan "baba" olmaya devam etmelidirler. Çünkü onların en büyük ihtiyacı bu…

Her yemeğin bir zamanı var

Her yemeğin bir zamanı var

Son derece faydalı olduğunu bildiğiniz yiyecekleri tüketiyor ama yine de kilo mu alıyorsunuz? Yoksa şişkinlikten şikayet edip, faydasını hiç görmedim mi diyorsunuz? Sebebi doğru gıdayı yanlış saatte yemeniz olabilir. 

Yemek.com, Günün Doğru Saatinde Yenildiğinde Hayatınızı Kurtaran 12 Kahraman Yiyecek başlıklı listesinde, mucize gıdaları ne zaman yemek gerektiğini belirledi. Temel kural ise, akşamı en hafif öğün ile sonlandırmak.

Sağlıklı olmak için yediklerimize dikkat etmemiz gerektiği aşikar. Her gün dört bir yandan onlarca beslenme önerisi duyuyoruz. Uyguladığımızda ise, söylenenin aksine farklı sonuçlar alıyoruz. Çünkü kaçırdığımız nokta şu; ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimiz de önemli. Yemek.com yeni listesinde, işte o mucize gıdaları günün hangi saatinde tüketmemiz gerektiğini belirledi. Temel kural ise, yemek alışkanlıklarımızı gün bazında tepetaklak etmek: Yağlı ve şekerli besinleri sabahtan tüketmeye başlamak, akşam olduğunda ise en hafif öğün ile günü tamamlamak gerekiyor.

Fındık akşam kilo yapar, öğlen kolesterolü düşürür

Bir avuç işlenmemiş fındık yemek kalp ritmini düzenlediği için kalp krizi geçirme riskinizi azaltır, kolesterolü düşürür. Dolaşım sistemi üzerindeki olumlu etkilerini de yadsıyamayacağımız fındığın enerji verdiğini de biliyoruz. Ancak fındığın faydalarından yararlanmak için onu öğle yemeği saatinde tüketmelisiniz. Akşam televizyon karşısında atıştırılan fındıklar ise, kilo almanıza yol açar.

Peynir akşam hazımsızlık yapar, en iyisi sabah yemek

İçerdiği zengin kalsiyum ile kemik erimesini önleyen, sindirim sistemini düzene sokan, tansiyonu düşüren peyniri en iyisi kahvaltıda yemek. Peynirin hazmı zor olduğu için akşam saatlerinde yenen peynir özellikle midesi hassas olanlarda hazımsızlık yapacak ve günü kötü bitirmenize yol açacaktır.

Şeker sabah yenirse, yakması kolay olur

Bünyeniz tatlı şeylere ihtiyaç duyuyorsa sabah saatlerinde tüketmeye çalışın. Sabah kahvaltıda yediğiniz tatlı şeylerden, örneğin mis gibi bir çilek reçelinden aldığınız kaloriyi gün içinde daha kolay yakabilirsiniz. Akşam saatlerinizde yediğiniz tatlıların kalorilerini ise bu kadar hızlı yakamayacak ve uyku sorunları yaşayacaksınız.

Sabah yenen bitter çikolata yaşlanmayı yavaşlatır

Kahvaltıda hiç çikolata yemeyi denediniz mi? Sabah yenen bitter çikolata yaşlanma etkilerini azaltan antioksidan maddeleri vücuda salar ve kalbinize de iyi gelir. Ama eğer gün içinde atıştırmalık olarak 25 gramdan fazla bitter çikolata tüketirseniz bunun size kilo olarak döneceğini unutmayın.

Sabah yenen portakal gastrit riskini artırır

C vitaminin ana vatanı portakal mevsiminde, gün içinde öğün aralarında yenmeli. Sindirim sistemine faydalarının yanı sıra metabolizmayı hızlandırma görevini bu saatler içinde sağlayan portakalı eğer kalkar kalkmaz, boş mideye yerseniz alerjik reaksiyonlara ve mide rahatsızlıklarına sebep olabilir. Bu da gastrit riskini artıracaktır.

Elma kabuğunu mide akşamları zor hazmeder

Akşam yemeğinden sonra kabuğuyla güzel bir elma keyfi yapanlardansanız bir daha düşünün. Elma kabuğunda bulunan pektin isimdeki bileşeni hazmetmek zordur, özellikle akşam saatlerinde çok daha zordur. Mide asitini artırır ve bu da rahatsızlığa yol açar. Halbuki sabah yenen elma yine kabuğundaki pektin sayesinde bağırsakları çalıştırır ve kanser riskini azaltır.

Öğlen yenen muz mide ekşimelerinin ilacıdır

Yüksek oranda lif içeren meyvelerin başında gelen muz hazmı kolaylaştırır ve mide ekşimesini geçirir; tabii eğer öğlen yeniyorsa. Aynı muzu akşam yemeğinde sofranıza konuk ederseniz sindirim sisteminizi rahatsız eder ve balgam üretimine neden olur.

Sabah patatesli bir omlet kan kolestrolünü düşürür

Sabah saatlerinde yendiği takdirde patates nişastası kan kolestrolünü düşürür ve vücudun ihtiyaç duyduğu mineralleri sağlar. O yüzden sabah kahvaltısında patatesli bir omlet aslında çok iyi fikir olabilir. Diğer sebzelere göre iki-üç kat daha fazla kalorili olan patatesleri akşam yemeğinde çok fazla tüketirseniz kilo almaya da hazırlıklı olun.

Sabah yenen domates pankreasa iyi gelir, akşam yeneni şişkinlik yapar

Domatesin en fazla faydasını sabah kahvaltısında görürsünüz. Barındırdığı organik asitler sindirimi hızlandırır, mide ve pankreasın işlevlerini düzenler. Ama akşam çok fazla domates tüketmek yani bu asitleri vücuda kabul etmek metabolizma üzerinde olumsuz etki yapar ve dengeyi bozar.

Kırmızı etin yeri öğlen yemeğinde

İçerdiği demirle öğle yemeğinde yenen et yorgunluğu azaltır ve hastalığa yakalanma riskini azaltır. Ancak hazmetmesi ortalama 5 saat süren kırmızı eti akşam yatmadan önce yerseniz sindirim sisteminize zarar verebilirsiniz.

Akşamdan önce yenen makarna vücudu toksinlerden arındırır

Lifli makarnalar sabah ve öğlen saatlerinde tüketilirse vücudu temizler ve toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur. Ayrıca tip 2 diyabet riskini de azaltır. Akşam geç saatlerde yenen tabak tabak makarna ise doğal olarak kilo olarak size dönecektir.

Kaliteli uykunun ipuçları

Kaliteli uykunun ipuçları

Sıcak yaz günlerinde en az su içmek kadar kaliteli uyku uyumak da büyük önem taşıyor. İyi bir uykunun başlıca ölçüsünün kişinin sabah dinç uyanması ve kendisini gün içinde zinde hissetmesi gerekiyor.

Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece "Uyku bozuklukları solunum düzensizliklerine, bu düzensizlikler de kişinin gece boyunca bazen kısmi bazen de tamamen uyanmasına sebep olur. Bu yarı ya da tam uyanıklık durumları hastanın derin ve kesintisiz uyku uyumasını engeller ve uykunun kalitesini bozar.

Kalitesiz bir uyku işte verimi düşürür, konsantrasyonu bozar, hatta kilo bile aldırır" diyor. Prof. Dr. Ferah Ece özellikle sıcak havalarda rahat bir uyku geçirmek için alınacak önlemleri anlattı.

ÖNERİLERE UYUN, RAHAT UYUYUN

Kilo verin: Kilo verince uyku sırasındaki solunum düzelecek ve uyku daha dinlendirici olacak, gündüz uykululuk hali azalacaktır.

Alkol ve uyku ilaçlarından kaçının: Yatmadan en az dört saat önce alkol alımı kesilmelidir. Aşırı alkol solunumu baskılar ve uykuda solunum durmalarının sıklığını ve ağırlığını artırır.

Sigarayı bırakın: Sigaranın neden olduğu tahrişin, horlama ve apne ağırlığını arttırdığı düşünülür. Sigaranın bırakılması uykuda solunumun düzelmesinde çok yardımcıdır.

Sırt üstü yatmayın: Sırt üstü yatma boyun ve boğazdaki yumuşak dokuların arkaya doğru kaymasına ve bunun sonucu olarak hava yolunun daralmasına ya da tam tıkanmasına yol açar. Hastanın sırtına yerleştirilecek yastıkçıklar ya da pijamasının arkasına dikilecek bir cebe yerleştirilen tenis topu hastanın sırt üstü yatmasını engelleyebilir.

Hassasiyetiniz yoksa yatak odanızda klima kullanın: Sıcağa hassas kişilerin genel kanının aksine yatak odalarında dikkatli kullanılan klimalar uyku kalitesini artırır ve hastalıklara yol açmaz. Ancak filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi ve nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir.

Rahat ve ortopedik yastık seçin: Özellikle yaşlılar eklem problemleri olanlar, artrozu bulunanlar kalp ve akciğer hastalığı olanların vücuda destek sağlayan rahat yatak ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artırır. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yatak ve yastık kullanması gerekir.
Çarşaf, nevresim kılıfı ve yastık kılıfınız pamuklu olsun: Hava akımına izin veren bir madde olması sebebiyle pamuklu kumaş önerilir.

Yemeğinizi yatmadan en az 3 saat önce yiyin: Midenin boşalmasına izin vermek, yatınca solunumun ve kalp üstünde basınç oluşmasını azaltmak için gereklidir.

Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı ve baharatlı yemeklerden kaçının: Akşam yemeklerinde yenilen yağlı, kızartmalı ve baharatlı yiyecekler reflüye de yol açabildiklerinden uykuya dalmayı güçleştirip uyku kalitesini bozacaktır.

İletişim kurma başarınızı etkiliyor

İletişim kurma başarınızı etkiliyor

Kadın ve erkek ilişkileri yüzyıllardan beri tartışmalara neden olmuştur. Asırlardan beri tartışılan bu konu üzerine her iki tarafta birbirini anlamaya çalışıyor. İki cins arasındaki farklılıklar, beklentiler, hayal kırıklıkları üzerine tonlarca kitap, şiir ve makale yazılmıştır.

Temel fonksiyonlar açısından her ne kadar kadın ve erkek beyinleri birbirine benzese de bilim dünyasındaki araştırmalar göre erkek beyni analiz ve keşfe yönelik "sistematik" bir yol izler. Kadın beyni ise iletişim esnasından karşısındaki kişinin duygularını daha iyi anladığı için "empatik" bir beyin karakterine sahiptir. Reem Nöropsikiyatri Merkezi'nden Nörolog Dr. Mehmet Yavuz, konuyla ilgili görüşlerini paylaşıyor.

Erkekler duygularını ifade ederken neden güçlük çekiyorlar
Erkeklerde duygusal tepkimeler, kadınların aksine beynin sadece sol yarım küresinde oluşuyor. Bu nedenle kadın erkek ilişkilerinde erkekler duygularını ifade etmekte zorluk çekiyorlar. Kadınlar ise konuşma esnasında hem sağ hem de sol beyin yarımkürelerini kullanırlar. Bu nedenle kadınlar bir olayı anlatırken anlatıma genellikle duygularını katarlar ve ayrıntı ifadeler kullanırlar.

Kadınların beyni daha komplekstir. Bu özellik sayesinde kadın bir konuyu pek çok bakış açısıyla değerlendirirken erkek aynı konuyu bir iki yönden irdeleyebilirler. Kadınlar bir konu üzerinde konuşmaya başlayıp olayları her şey bağlantılı hale getirebilirlerken, erkekler beyinlerindeki kategori konularından birini seçip o konu etrafında uzun saatler konuşabilirler. Kadınların tek bir konuyla başlayıp konudan konuya geçebilmeleri daha renkli bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektedir.

Ergenlik sonrası kadınların çevrelerine karşı farkındalık duyguları daha da artıyor
Kadın iletişim esnasında karşısındaki kişinin bakışından, duruşundan ses tonundan ve beden dilinden o kişinin duygularını daha kolay anlar. Çocuğunun bir sıkıntısı olduğunda ya da eşinin iş hayatındaki başarı ve başarısızlıkları, yakın bir arkadaşının özel hayatında yaşadığı olumsuzlukları konuşmadan da içgüdüsel olarak hissedebilir. Özelikle ergenlikten sonra kadın beyninin vücut dili çözme ve konuşmadan karşısındakini anlayabilme içgüdüsü daha da gelişir.

Farklı beyin karakterleri meslek seçimleri ve hobileri etkiliyor
Kadınlarda beynin dil işlemcisi daha gelişmiş olduğu için erkeklere göre konuşmaya daha erken başlarlar. Okuma yazmayı daha iyi sökerler. Öğretmenlik, halkla ilişkiler, eğitmenlik, iletişim gibi konuşma yeteneğine dayalı mesleklere ilgileri daha fazladır.

Erkeklerin beyninde ise uzay şekil işlemcisi daha geniş yer kapladığı için matematik, üç boyutlu düşünme ve yön bulmaya daha yatkındırlar. Mimarlık, kaptanlık ve mühendislik gibi mesleklerde daha fazla erkeğin bulanmasının sebebi budur. Ayrıca erkeklerde yön ve uzak mesafeleri fark etme becerisi daha güçlüdür. Futbol, bilardo gibi oyunlarda da bu özelliklerini iyi kullanabilirler.

Bir dergi tezgahının önünde sistemleri çözüp keşfetmeye yönelik erkek beyni, bilgisayar, otomobil ya da tamir gereçlerine ilişkin dergilere yoğunlaşırken, duygusal yönü ağır basan kadın beyni aşk, güzellik ya da ebeveynlikle ilgili yayınlara yönelir.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz

25 Nisan 2017 Salı

TEOG Gelip Geçici, Aile İlişkisi Kalıcı

TEOG Gelip Geçici, Aile İlişkisi Kalıcı

Sınavlara gereğinden fazla anlam yükleyerek, fizyolojik ve psikolojik olarak stres altında olan ergenler üzerinde sınav baskısı oluşturmanın çocukların ruh sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çeken İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ş. Güliz Kolburan, bunun ailevi ilişkilerde de problemler yaratabileceği uyarısında bulunuyor ve “TEOG gelip geçici, aile ilişkisi kalıcı” mesajını veriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından gerçekleştirilecek Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) ikinci dönem ortak sınavı, 26-27 Nisan tarihlerinde tüm ülke genelinde gerçekleştiriliyor. 1 milyonu aşkın 8’inci sınıf öğrencisinin eğitim hayatını etkileyecek TEOG sınavı öncesinde ailelerin tutumu ne olmalı? İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ş. Güliz Kolburan, ailelerin çocuklarına yönelik tutumlarında dikkatli olmaları gerektiğini belirtiyor ve ailelerin eğitim öğretimin bir parçası olan TEOG Sınavına gereğinden fazla anlam yüklenmemesi gerektiğini söylüyor. Ailelerin çocuklarının hayatını TEOG’a endekslememeleri gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Kolburan, “Çocukların bütün kimlikleri tek bir sınava endekslenmemeli. Sevginin koşula bağlanması, çocuk gelişimini olumsuz etkiler. Kişilik gelişimi açısından sıkıntılar yaratır. Buna dikkat edilmesi önemli. Çocuklar başarılı da olsa başarısız da, ailelerin çocuklarına olan sevgisinin devam ettiği mesajı verilmeli, sevgi ve kabul koşula bağlanmamalı” diyor.

İlköğretimden ortaöğretime geçiş anlamı taşısa da, TEOG’un öğrencinin bütün özelliklerini değerlendirebilecek standart bir araç olmadığının altını çiziyor ve “Sınav, öğrencinin o anki performansını değerlendirir. Ancak anlık bir performansa bakarak, çocukları nitelendirmek doğru olmaz. Böyle bir tutum, çocuklarda ömür boyu sürecek hatalı kimlik algılarına yol açar” diyor. Başarısızlık ve yetersizliğe dair benlik algısı, öğrenilmiş çaresizliği de beraberinde getirir.

FAZLA KAYGI SINAVDAKİ BAŞARIYI OLUMSUZ ETKİLER

Yrd. Doç. Dr. Kolburan, ailelerin TEOG öncesi sınav konusunu kapatarak, çocuklarıyla birlikte güzel vakit geçirmelerinin sınav öncesinde yapılabilecek en doğru davranış olduğunu belirtiyor: “Bugün itibariyle çocuklar için sınava hazırlanma dönemi bitmiştir. Aileler, sınava dair kaygılı olurlarsa, bu kaygı çocuklara da geçecektir. Bir miktar kaygı sınavda öğrencileri motive etse de; aşırı kaygı çocukların sınav başarısının düşmesine yol açacaktır.”

BİR TARAFTA ERGENLİK, ÖTE TARAFTA SINAV BASKISI

TEOG sınavına girecek öğrencilerin gelişim düzeyleri ile LYS sınavına girecek öğrencilerin gelişim düzeylerinin farklı olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Kolburan, “Üniversiteye hazırlanan öğrencinin gelişimsel olarak sınavı değerlendirme biçimi, kaygı durumu, sebep sonuç ilişkilerini kavrama yeteneği çok farklı. 8’inci sınıf öğrencisinin ise bunun anlam ve önemini değerlendirme biçimi henüz aynı olgunluğa erişmiş değil. Erken dönem ergenlikte gelişimsel açıdan çok yoğun duygusal çatışmalar yaşanmakta. Fizyolojik değişimler çok hızlı yaşanıyor. Stres altında, zor bir dönem geçiriliyor. Ergen öğrenci bir taraftan bunlarla uğraşırken, diğer taraftan ailenin sınava yönelik beklentisinin baskısını yaşıyor ve çocukta kaygı ve strese dönüşüyor. Bu, aile içindeki ilişkinin bozulması riskini yaratıyor. Bu noktada ailelere büyük görev düşmekte. Ailelerin bilmesi gereken şudur ki; “sınav gelip geçicidir, ancak aile ile olan ilişki kalıcıdır. Bunu bozmamaya özen göstermek gerekir.”

GERÇEKDIŞI BEKLENTİLER KAYGIYI ARTIRIYOR

Zaman zaman ailelerin gerçek dışı beklentilerle çocuklarından kapasitelerinin üzerinde bir performans bekleyerek kaygılarını artırdıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Kolburan, şunları ifade ediyor: “Ailelerin sınava gereğinden fazla önem atfetmeleri yanlış. Ailelerin sakin ve sağduyulu davranmalarını bekliyoruz. Çocuk koşulsuz olarak sevildiğini bilmeli. Her öğrencinin ilgi alanları, yetenekleri farklıdır. Güzel resim yapan biri de zekidir, güzel müzik yapan da. Veya güzel konuşan çocuk da, farklı bir alanda zekidir. Önemli olan bu zeka ve yetenek alanlarını fark edip, onları doğru yönlendirmek. Öğrencinin yeteneğine göre desteklenmesi de önemli. Herkes matematikçi, herkes mühendis olamaz. Üstelik bu başarı ile eşdeğer bir kriter de değil. Böyle bir realite yok.”

‘REALİTEYE UYMAYAN HEDEFLER SIKINTI DOĞURUR’

Çocuğun kendi hakkındaki farkındalığıyla ailenin çocukları hakkındaki farkındalığının birbiriyle örtüşmesi gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Kolburan, “Realiteye uymayan hedefler, daima sıkıntı doğurur. Bu nedenle çocuğun kendini tanıyabileceği ortamlar yaratılmalı. Çocuğun kendi hakkındaki benlik algısı gerçeğe yakın olmalı. Benlik algısını gerçeğin dışına taşımak, çocuğa zarar verir. Benlik algısını, ne olduğundan hafife almak, ne de olduğundan yükseğe taşımak lazım. Hepimiz artılarımızla, eksilerimizle bir bütünüz ve biriciğiz. Çocuklar da eksik yanlarıyla veya fazla yönleriyle biricikler. Aileler bu konuda doğru değerlendirmeler yapıp, çocuklarının yetenekli ve ilgili oldukları alanları desteklemeli, hırs yapmamalı. Bu anlamda çocukları tanımak önemli bir konu. Eğer çocukları doğru tanırsak, onları doğru yönlendirebiliriz” şeklinde değerlendiriyor.

ÖĞRENCİLERE VE AİLELERİNE TAVSİYELER

Yrd. Doç. Dr. Kolburan, son olarak TEOG sınavına girecek öğrencilere ve ailelerine şu tavsiyelerde bulunuyor: “Çocuklar, sınavdan önce hoşlarına giden, onları olumsuz etkilemeyecek keyifli etkinliklere katılmalı. Kendilerini sakatlayacak spor aktivitelerinden sınav öncesinde uzak durmalarında fayda var. Yine sindirim sistemini bozacak yiyeceklerden uzak durulması gerekir. Uyku düzeni önemli. Ancak bu da aileler tarafından koşul haline getirilmemeli. Önemli olan çocuğun bu konuda farkındalık sağlaması. Ancak içselleştirilen amaçlar çocuğun kendisine ait amaçlar haline gelir. Kendisine ait amaçların gerçekleştirilme motivasyonu da daima daha yüksektir. Aile, bu konuda tek taraflı bir karar vermemeli. Kararlara çocuğun da dahil olması önemli. Öte yandan sınav sırasında zamanı iyi kullanmak gerekir. Emin olunan, bilinen soruların işaretlenmesi; bilinmeyen soruların ise üzerinde vakit kaybetmemek, vakit kalırsa bu sorulara yeniden dönmek önemli.”

24 Nisan 2017 Pazartesi

Vajina hakkında bilinmesi gereken 7 şey

Vajina hakkında bilinmesi gereken 7 şey

Günümüzde, kadın cinselliği, daha seksi olma tüyoları internette karşımıza ne kadar sık çıkarsa çıksın "vajina" kelimesi hala bir tabu olarak kalmaya devam ediyor. Tabu olarak kalmaya devam ettikçe de eksik ve kulaktan dolma hatalı bilgilerle karşı karşıya kalmamak imkansız. Bu yüzden gerçekle masalı, kurguyla kanıtlanmış bilgiyi ayırt etmek önemli.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, vajina hakkında bilinmesi gereken yedi gerçek hakkında önemli bilgiler verdi.

VAJİNA KADINA AİT ÖZEL BÖLGELERDEN BİRİDİR
"Bazen kadının genital bölgesinden tümüyle vajina diye bahsedilmektedir. Gerçekte vajina sadece genital sistemin bir parçasıdır. Bu sistemin dış kısmı "vulva" adını alır. Vulva bölgesinde dış dudaklar, iç dudaklar, klitoris, kilitoral başlık, üretra ve vajina açılımlarını içerir.

Gerçekte vajina iç kısma aittir ve kadın üreme sistemine ait diğer organlarla devam eder.

KEGEL EGZERSİZLERİ SADECE ORGAZM KONUSUNDA İŞE YARAMAZ
Bu egzersizler, orgazma ulaşma problemi olan kadınlara yardımcı olduğu gibi pelvik kasları güçlendirerek istemsiz idrar ve gaz kaçırmaya da engel olur. Üstelik bu egzersiz idrar yapma esnasında yapıldığı için yeri ve zamanı yoktur. İdrar yaparken birkaç saniye idrarı tutup sonra devam etmek şeklinde yapılmaktadır. Aynı zamanda pelvik organların sarkması açısından çok önem taşır.

PROBİYOTİK DESTEKLER DENGENİZİ KORUMAKTA FAYDALIDIR
Probiyotikler, bilinen adıyla "dost bakteriler" vücudumuza zarar veren kötü bakterilere karşı popüler tedavi seçeneğidir. Bu bakteriler barsak enfeksiyonlarına, ishale karşı koruyucu ve sindirime yardımcıdır.

Bazı çalışmalar probiyotiklerin vajinal enfeksiyonlara özellikle de mantar enfeksiyonlarına karşı koruyucu olduğunu öne sürmektedir.

ENDİŞE EDİLMESİ GEREKEN AKINTILAR
Vajina kendi kendini temizleyebilen bir organdır ve bazı akıntılar doğaldır. Ancak akıntı aşırı, ağrılı ve kokuluysa mutlaka doktora gözükmek gerekir. Çünkü bazen basit bir mantar enfeksiyonu olabileceği gibi cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon belirtisi de olabilir.

SEKS VAJİNAL SAĞLIK İÇİN ÖNEMLİDİR
Kadın yaşamında gebelik, emzirme ve menopoz gibi farklı hormonal dönemler vardır. Bu hormonal değişikliklerin yansıması vajinada belirgindir. Özellikle hormonal değişimler özellikle östrojen eksikliği cinsel ilişkide ağrıya neden olur.

Düzenli seks yaşamı vajinanın ince ve gergin hal almasına mani olur. Ancak konforlu bir ilişki için kuruluğun önlenmesi şarttır. Bu hormonal destekle olabileceği gibi kayganlaştırıcılarla da sağlanabilir.

İYİ VE KÖTÜ BAKTERİLER
Normal olarak vajinada bakteriler bulunur. Bu bakterilerden bir bölümü zaten doğal vajinal ortamı devam ettirmek için şarttır. Fakat arada iyi ve kötü bakteriler arasındaki denge bozulabilir. Bu da kokulu akıntılara ve iritasyona neden olur.

Son zamanlarda sıkça kullanılan vajinal duşlar, ortamdaki yararlı bakterileri ortadan kaldırarak enfeksiyonu kolaylaştırmaktadırlar. Hele sabun ve genital bölge şampuanlarının sadece tüylü kısımlara uygulanması şarttır. Diğer bölgeler için su en güzel temizleyicidir.

KLİTORİS PENİSİN İKİ KATI...
Klitoris cinsel doyumu sağlayan 8 bin sinirin sonlanma noktasıdır. Uzmanlara göre bu sayı penistekinin iki katıdır. Klitoris vajinaya doğru uzanır ve G noktasıyla bağlantı kurar. Başka bir deyişle görünen kısım klitorisin sadece küçük bir bölümünü oluşturur. Çünkü içeri doğru bir ağacın kökleri gibi yayılım gösterir."

Başarılı diyet için 25 öneri

Başarılı diyet için 25 öneri

Çoğumuzun ortak derdi olan diyette başarılı olamama sorunu için uzmanlar bir takım önerilerde bulunuyor. İşte başarılı bir diyet için beslenme uzmanlarının önerdiği ve dikkat edilmesi gereken maddeler. . .

1. Kuruyemişlerden yararlanın
Beslenme uzmanları az miktarlarda badem ve ceviz tüketmenin yararlı olduğunu belirtiyor. Canınız atıştırmalık bir şeyler yemek istediğinde çok aşırıya kaçmadan badem, ceviz ya da fındık tüketebilirsiniz. Bu kuruyemişler kalori içerdiği için yerken dikkatli olunması şart. Bademde bulunan iyi yağlar, yağ yakma genlerini harekete geçirir ve kilo vermenize yardımcı olur.

2. Yağ ve karbonhidratları birbirleriyle karıştırmayın
Yağları ve karbonhidratları ayrı tutmalısınız. Vücudunuzun ihtiyacı olan enerjiyi karbonhidratlardan alırsınız. Enerjiyi aldıktan sonra üstüne yağ tüketirseniz, gerekli olan enerjiyi zaten aldığınız için, vücudunuz yağı depolar bu da kilo almanıza neden olur.


3. Aç kalmayın
Her gün aynı miktarda kalori alırsanız, daha İyi hisseder ve daha fazla yemekten kaçınırsınız. Bir gün çok yiyip, ertesi gün aç kalırsanız, kendinizi doymuş hissetmezsiniz. Bu nedenle, her gün aynı sakilde yemeye özen gösterin.

4. İnce arkadaşlar seçin
Belki biraz acımasız olacak ama, zayıf olmak için zayıf arkadaşlar edinmelisiniz. Yapılan araştırmalar, obezitenin bulaşıcı olduğu ve ailesinde ya da çevresinde obez insanlar olan kişilerin de yavaş yavaş obezliğe doğru yaklaştığını gösteriyor. Bu nedenle, zayıf olmak istiyorsanız, çevrenizdeki insanları da diyete yönlendirmelisiniz.

5. Paketlere dikkat
Paket tasarımları, ürünü çekici hale getirmek için yapılır. Bu nedenle ürün paketleri üzerinde yazanlar sizi yoldan çıkartmasın. 'Tuz oranı düşük' ya da 'az kalorili' gibi cümleler sizi kandırabilir. Bu yiyeceklerin sizin için uygun olup olmadığını anlamak için içeriğine göz gezdirmeli ve sonra almalısınız.

6. Protein yüklemesi yapın
Proteinin yağ yakımına yardımcı olduğu biliniyor. Protein, sizi tok tutarken kas yapmanıza da yardımcı olur. Düşük karbonhidrat diyeti, yağların saklanmasını ve sonrasında enerji için kullanılmasını sağlar.

7. Egzersizlerinizde değişiklik yapın
Kendinizi mutsuz ve sinirli hissettiğiniz zaman stres hormonu harekete geçer ve kan şekeri seviyeniz düşer. Bu durumda canınızın tatlı bir şeyler yemek istemesi normaldir. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda spor yaparak kan şekeri seviyenizi kontrol altına alabilirsiniz. Spor şeklinizi değiştirebilir, çok ağır egzersizler yapmak yerine yoga gibi daha hafif egzersizleri seçebilirsiniz.

8. Düşüncelerinizi değiştirin
Vücudunuzdan memnun olmamanız psikolojinizi de etkiler. Vücudunuz hakkında iyi hissederseniz, kötü alışkanlıklara daha az yönelirsiniz. Bu nedenle, canınız sıkkın olduğunda çikolataya saldırmak yerine, olduğunuz yerde zıplayabilir ya da bir yere uzanıp bacaklarınızı yukarıya doğru kaldırarak rahatlayabilirsiniz. Yüksek sesle "Çok iyi hissediyorum!" demek de size iyi gelecek. Eğer omuzlarınızı düşürüp, depresif bir biçimde "Çok kötüyüm!" diye etrafta dolaşırsanız, zararlı yiyeceklere saldırmak için hep bahaneniz olur ve bu da kilo almanıza neden olur.

9. Yediklerinizi unutmayın
Gün içinde neler yediğinizi fark etmeyebilirsiniz. Bu nedenle her yediğinizi ve bunların ne kadar kalori içerdiğini bir kâğıda yazın. Yediklerinizi kâğıt üzerinde görmek, ne kadar gereksiz kalori aldığınızı daha iyi anlamanızı sağlar.

10. Ağırlık çalışın
Kadınların en büyük korkularından biri de ağırlık egzersizleri yapmak. Çünkü ağırlıkların onları Arnold Schwarzenegger gibi kaslı vücutlu biri yapacağını düşünürler. Oysa bu oldukça yanlış bir düşüncedir. Erkek ve kadın vücudu arasında büyük fark vardır. Erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınlar 30 kat daha az kas yapıcı hormona sahip. Ağırlık çalışması sadece metabolizmanızı harekete geçirir ve daha kolay kilo vermenizi sağlar.

11. İlk siparişi siz verin
Arkadaşlarınızla dışarıda yemek yiyecekseniz restoranda ilk siparişi veren siz olun. Eğer diğerlerinin sipariş vermesini beklerseniz onların seçtikleri aklınızı karıştırır ve siz de onların seçtiği zararlı yiyeceklerden denemek isteyebilirsiniz.

12. Diyet içeceklerden vazgeçin
Kısa vadede diyet içeceklerin bir zararı olmasa da, uzun süreli diyetlerde bu içecekler kilo alımına neden olur. Çünkü bu içeceklerin içinde bulunan tatlandırıcı maddeler, beyine daha fazla kalori tüketmesi gerektiği sinyalini verir ve bu da daha fazla yemenize neden olur.

13. Su için
Günde sekiz bardak su içmek, sadece sizi tok tutmakla kalmaz. Su içmeden ciğerleriniz iyi çalışmaz; bu da yağ yakımını engeller. Bu nedenle, ne olursa olsun, bol bol su içmeye özen göstermelisiniz.

14. Beş Kuralı
'Mumya' filminden hatırlayacağınız güzel yıldız Rachel Weisz'in de uyguladığı 'beş kuralı' basit bir zayıflama yöntemi. Günde beş öğünde, beş ayrı yemek yemeniz gerekiyor. Bu yemekler karbonhidrat ve protein içermeli, glisemik indeksleri de düşük olmalı. Yediklerinizin, şekersiz olmaları ve yararlı yağlar ile liflerden oluşmaları da önemli. Yapacağınız yemeklerin içerisinde beş malzeme kullanmalısınız. Haftada beş gün, beşer dakika, ısınma hareketleri ve egzersizler yapmaksa bir başka kural. Bu diyette önemli olan günde 1. 300 kalori yakmayı başarabilmek.

15. Uyku düzeni
Uykusuzluk, metabolizmanızı doğrudan etkiler. Uykusuz kaldığınızda iştahınız açılır ve doyma hissi en az seviyeye iner. Yapılan araştırmalara göre, eğer altı saatten daha az uyuyorsanız obez olma riskiniz yüzde 27 oranında artar.

16. Daha az kalori
Aldığınız kalori miktarını azaltmalısınız. Kalorili içecekler yerine su içmeli, canınız tatlı istediğinde kuru meyve tüketmelisiniz. Eğer canınız lezzetli bir akşam yemeği istediyse, kızartmalar yerine; ızgara et, tavuk, balık ve yanında bol haşlanmış sebze yiyebilirsiniz.

17. Hindistan cevizinin gücü
Hindistan cevizi ya da Omega-3 yağları, diyet programınızda size enerji verecek ve kilo vermenize yardımcı olacaklar arasında ilk sırada, özellikle Hindistan cevizi yağı, metabolizmanızı harekete geçirerek kalori yakmanızı sağlar.

18. Greyfurt
Jennifer Lopez'in diyetisyeni Richard Giorla, "Her zaman yanınızda bir şişe greyfurt yağı bulundurun" diyor. Greyfurt yağındaki aromanın, karaciğer enzimlerini etkilediğini ve yağları yakan sinirleri harekete geçirdiğini belirtiyor.

19. Çeyreğini deneyin
Uzmanlar, kilo vermenin en iyi yollarından birinin de tabağın çeyreğini bitirmek olduğunu söylüyor. Tabağınızdaki yemeğin çeyreğini yedikten sonra 20 dakika kadar bekleyin.

20. Kahvaltı önemli
Öğünlerinizin miktarını kontrol altına almalısınız. Sabah kahvaltısı en çok yediğiniz öğün olmalı. Çünkü kahvaltı metabolizmanızın çalışmasını sağlar.

21. Sirke
Yemekten önce çok az miktarda sirke içmek, kulağa çok hoş gelmese de iştah keser. Böylece daha az yersiniz.

22. Egzersizleri çeşitlendirin
Aralıklarla yapılan egzersizler, kardiyovasküler sistemi geliştirmeye yetmez. Haftada bir defa egzersizleri, yüzerek ya da bisiklete binerek desteklerseniz, daha da hızlı kilo verirsiniz.

23. Gruplara katılın
Grup içinde olmak her zaman tek başınıza olmaktan iyidir. Bu nedenle bir egzersiz programına yazılabilir ve grup egzersizi yapabilirsiniz.

24. Zamanlama
Regl döneminin iki hafta öncesi, en hızlı kalori yakabileceğiniz dönem. Bazal metabolik hızınız bu dönemde yüzde 8'den yüzde 16′ya çıkar. Bu, daha hızlı kilo vermenize yardımcı olur.

25. Kendinizi inandırın
Kilo vermek isteme nedenlerinizi ve güzel bir vücudun faydalarını maddeler halinde bir kâğıda yazın. Kendinize "Eğer değişirsem ne olacak, nasıl hissedeceğim, hayatım daha mı iyi olacak?" gibi sorular sorun.