Ã?nizleme

16 Ekim 2018 Salı

Şarküteri et ürünleri nasıl saklanmalı?

Şarküteri et ürünleri nasıl saklanmalı?

Pastırma ve sucuk… Orta Asya Türklerinden bu yana yüz yıllardır Türk mutfaklarının vazgeçilmez ikilisi. Lezzet sofralarından eksik olmayan bu iki şarküteri ürününü dolabınızda nasıl saklayacağınızı biliyor musunuz? 

Ağzını sıkıca kapatıp dolaba koyduğunuz sucuk, güzel muhafaza ettiğiniz halde küfleniyor mu? O zaman sucuk ve pastırma gibi şarküteri ürünlerinin nasıl saklanması gerektiğine dair ipuçlarımızı okumanızı öneririz.

Türk sofralarının geleneksel lezzetlerinden olan pastırma ve sucuk, sadece kahvaltıda değil gün içerisinde birçok yemeğin yanında ya da yemeğin içerisinde severek tüketilen bir besin. Sucuğun çıkış noktası ve tarihi tam olarak bilinmese de pastırmanın 1500 yıllık bir geçmişi bulunuyor. Türk insanı ile bütünleşmiş bu iki lezzeti doğru muhafaza etmek de oldukça önemli. Polonez Genel Müdürü Andaç Günsoy, "Her iki ürünü de buzlukta muhafaza edebilirsiniz ancak market alışverişlerinde ürünün raf ömrüne ve ürün paketine dikkat ederek satın almalısınız" diye uyarıyor.

Sucuğu ağzı açık bir şekilde buzdolabında saklayın!

Sucuğu korumanın en güzel yöntemi; bir havlu kağıda sarıp dolaba koymak. Amaç burada sucuğun neminin kendi içerisinde sıkışmaması. Aslında bilinenin aksine buzdolabının içerisi kuru bir ortama sahip. Buzdolabı içinde poşete konulsa bile sucuğun ağzı açık olması gerekiyor. Aynı zamanda havlu kağıtla ürünün nemini her zaman almanız gerekiyor. Sucuğu bir poşete koyup saklarsanız içerisinde boncuk boncuk sular oluşur ve dolap koşullarından dolayı küf olur. Nem yüzünden ürün küflenir.

Eğer sucuğun kurumasını istemiyorsanız bir alternatif daha var: Tüketilen kadar ayırıp geri kalanını buzluğa atmak.

Pastırmayı da buzlukta saklayabilirsiniz

Pastırmanın oluşumu tam olarak 28 gün. Çiğ et ama olgunlaşıyor. Tuzunda kendi içerisinde pişiyor. Ürünün içerisinde bakteri oluşumunu engellemek için sıkı bir takip sisteminden geçmesi gerekiyor. Günsoy, ambalajsız ürünleri pek önermiyoruz sağlık açısından steril ortamlarda üretilmesi gerekiyor diyor; ''Etin içerisinde yararlı mikroorganizmalar kadar zararlı mikroorganizmalar da var. Aynı zamanda ürünü aldığınızda tadından ve gözle baktığınızda görüntüsünden de bir şey anlayamazsınız ama sonra ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz. Pastırma kuru bir ürün olduğundan ağzı kapalı bir şekilde rahatlıkla buzdolabında saklayabilirsiniz. Dilimlere bölerek kullanacağınız büyüklüklere ayırdıktan sonra buzlukta da saklanmasında hiçbir sakınca yok.''

Paketi balon gibi şişmiş ürünleri almayın

İyi hijyen şartlarında üretilmeyen vakumlu ürünler kendisini reyonda şişme yaparak gösterir. Sağlıklı koşullarda üretilmemiş ürünlerde et bakteri üremesi sonucu dışarıya gaz salgılıyor ve ürünün paketi balon gibi şişiyor. Paketi balon gibi şişmiş ürünleri almayın. Pakette bir şişkinlik yok ve düz ise tercih edebilirsiniz. Ürünün taze görüntüsüne, vakumun sıkılığına ve son tüketim tarihine bakılmalı.

Bunları siber alışkanlık haline getirin!

Bunları siber alışkanlık haline getirin!

Bilgisayar, telefon ve tabletlerimizi hedef alan yeni ve kitlesel siber tehditlerin sonu gelmiyor. 

Antivirüs yazılım kuruluşu ESET, Avrupa Siber Güvenlik Ayı devam ederken, en temel siber güvenlik becerilerinden bazılarını hatırlamanın tam zamanı olduğunu duyurdu. ESET, kullanıcılarda bir siber alışkanlığa dönüşmesi umuduyla internet güvenliği için kısa ve uzun vadede atılabilecek 5 temel siber hijyen önerisinde bulundu.

1) Riskleri bilin, saldırganların işlerini zorlaştırın.

Her şey, risklerin farkına varmakla başlar. Her gün yaptığımız şeylerin pek çoğu, bir şekilde internetle ilişkilidir. Dijital dünya, internet kullanıcılarının paralarını ve verilerini çalmak üzere hiçbir fırsatı kaçırmayan suçlularla doludur. Öyleyse güvenlik ve gizliliğe ilişkin riskler öne çıkmaktadır. Saldırganların yetenekleri ve amaçları üzerinde kontrol sağlayamasak da, cihazlarımız ve yazılımlarımızda yer alan güvenlik açıklarımızı tespit ederek saldırganların işlerini zorlaştırabiliriz.

2) Panik yapmayın, acele etmeyin. Birkaç tık geniş kapsamlı istemediğimiz sonuçlara neden olabilir.

Siber saldırganlar zaafiyetlerimizin pekâlâ farkındalar. Fazla güven duyduğunuz, meraklı olduğunuz veya yardım etmeye istekli olduğunuzda, panik yaparak acele kararlar verme eğiliminde olursunuz. İşte kimlik avı (phishing) kampanyaları bu insan davranışlarını istismar eder. Savunmanın anahtarı, alınan hiçbir mesaja körü körüne güvenmemekten geçer. Gerçek olamayacak kadar güzel gelen mesajlardaki hiçbir şeye tıklamamanız tavsiye edilir, çünkü birkaç tık oldukça geniş kapsamlı sonuçlara neden olabilir. Mesajın ve göndericinin meşru olup olmadığını iki kez kontrol edin. Şüpheniz varsa silin ve arkanıza bakmayın.

3) Güncel kalın.

İşletim sisteminiz ya da kullandığınız pek çok uygulamada gerekli güncellemeleri hızlı bir şekilde uygulamıyorsanız kendinize kötülük ediyorsunuz demektir. Güvenlik açıkları yamasız bırakıldıklarında, cihazlarınıza kolay bir erişim yolu olarak hareket edebilirler. Bilinen açıkları kapatmanın en kolay yolu otomatik güncellemeleri etkinleştirmektir. Ek olarak, saygın bir güvenlik çözümü, çok katmanlı savunma ve çeşitli algılama teknikleri kullanarak, gittikçe karmaşıklaşan tehditlere karşı sizi korur.

4) Sosyal medyada güvenli oynayın.

İnternetin cazibesinin büyük bir kısmı, gerçek hayatta hemen hiç görüşmediğimiz insanlarla iletişime geçmekten ve yeni insanlarla tanışmaktan ileri gelmektedir. Ancak sosyal platformlar, dolandırıcılar için değerli veri madeni olarak nitelendirilebilecek alanlardır. Çevrimiçi ortamda özel bilgileri ortaya dökmeden önce alınabilecek kilit önlem, mantıklı olmaktır. Ayrıca hesaplarınızın gizlilik ayarlarını düzenli olarak gözden geçirin ve paylaşımlarınızı kimlerin görebileceğini sınırlayın.

5) Girişlerinizi kilitleyin.

Özellikle size ait hassas bilgileri içeren e-posta, sosyal medya veya bankacılık hesapları gibi alanlarda güçlü ve eşsiz şifreler ya da parolalar belirleyin. Parolanızı tekrar kullanmaktan kaçının, çünkü bu diğer hesaplarınızı da riske atacaktır. Dünya genelindeki her 10 giriş denemesinden dördünden fazlası, otomatik araçlar yoluyla kullanıcıların hesaplarına zorla girilmesi sonucu gerçekleştirilmektedir. Her hesabınızda eşsiz ve karmaşık bir parolanız olması, savunmanızı önemli ölçüde güçlendirerek kimlik bilgisi doldurma işlemlerine karşı sizi korur. Dahası, iki faktörlü kimlik doğrulama gibi parolanın ötesindeki ekstra bir güvenlik katmanı, size aşılması oldukça zor bir koruma sağlayacaktır.

Meyve Suyunda Meyve Oranı Azaltılamaz

Meyve Suyunda Meyve Oranı Azaltılamaz

Prof. Dr. Aziz Ekşi, tüketicinin zihnini meşgul eden konulara açıklık getiriyor; meyve suyu, nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek arasındaki farkları anlatıyor.

Meyve suyunda meyve oranı düşürüldü mü? Meyve suyu ve nektar arasındaki fark nedir, meyveli içecek ne anlama gelir? Prof. Dr. Aziz Ekşi, tüketicilerin kafasını meşgul eden soruları yanıtlıyor.

Meyve Suyunda Meyve Oranı Azaltılamaz

Türkiye’de halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümüne meyve suyu denildiğini belirten Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Meyve suyu endüstrisi, bu konuda yaygın bilgilendirme için uzun yıllardır gayret gösteriyor. Meyveden üretilen bir içeceğe Meyve Suyu denilebilmesi için yasal gereklilikler, Türk Gıda Kodeksi’nde net olarak düzenlenmiştir. Meyve suyunda meyve oranı yüzde 100’dür ve bu oran hiçbir şekilde azaltılamaz. Meyve oranı yüzde 100’ün altındaki bir ürün, meyve suyu olarak satışa sunulamaz, yasaktır” dedi.

Meyve Suyu Nedir, Nektar Nedir, Meyveli İçecek Hangi Anlama Gelir

Türk Gıda Kodeksi’nde yasal olarak tanımlanmış 4 kategori olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Bunlar meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve meyve aromalı içecektir. Meyve suyu yüzde 100 meyve içerir ve bu ürün için ‘Yüzde 100 Meyve Suyu’ ifadesi kullanımına yasal olarak izin verilir. Meyve nektarları, yüzde 25 ila 99 arası meyve içerir. Nektarlara yasal olarak izin verilen ölçüde su, bazı meyvelerin kendisinde de bulunan sitrik asit ve şeker ilave edilebilir. Meyve suyu ve meyve nektarının ortak yanı; raf ömrünün koruyucu madde ile değil pastörizasyon ile sağlanmasıdır. Meyve oranı açısından meyve suyu ‘meyveye en yakın’, nektar da ‘meyve suyuna en yakın’ içecektir. Meyve oranı, meyve nektarına göre daha düşük olan iki içecek tipi ise, meyveli içecek ve aromalı içecek olarak adlandırılır. Meyveli içecekte meyve oranının minimum yüzde 10 olması gerekir” şeklinde konuştu.

Meyve Suyu Beslenmeye Yarar Sağlar; Etikete Dikkat Edelim

Tüketicilerin, satın aldıkları ürünün çeşidine ve meyve oranına dikkat etmesinin önemine dikkat çeken Aziz Ekşi, “Ürünün türü gibi, içerdiği meyve oranının da etikete yazılması gıda kodeksince zorunlu tutulmaktadır. Yüzde 100 meyve suları, beslenmeye yarar sağlar. Bu özellik, meyve oranı ile doğrudan bağlantılıdır, zira meyvelerin içerdiği mineral, vitamin gibi diğer yararlı maddeler, ancak meyve oranı ölçüsünde içeceğe yansır” şeklinde konuştu.

Günümüzde gıda ürünlerinin sadece besleyici özellikleri için değil, lezzet ve eğlence amaçlı da tüketilebildiğini söyleyen Aziz Ekşi, “Meyveli içecekler de, Türk Gıda Kodeksi’ne yani yasalara uygun şekilde üretilen ürünlerdir. Bu ürünler uzun zamandır üretilir ve içerdikleri meyve miktarı da bellidir. Daha az meyve içerdikleri için daha düşük maliyetliler. Son dönemde, nektarların ÖTV kapsamına alınması gibi nedenlerle, tüketici talebinde ve buna bağlı olarak bazı markaların arzında bu tür içeceklere doğru bir kayma oldu. Ancak, daha besleyici özelliklere sahip ürün isteniyorsa, eğer içecek meyveye yakın olsun istiyorsak, öncelikle meyve suyunu veya meyve nektarını tercih etmeliyiz. Bu ayrımı görebileceğimiz en güvenli kaynak da ürün etiketidir. Meyve oranının yalnız besin değerine değil, içeceğin tadına da yansıdığını da görüyoruz.” dedi.

Ambalaj ve etiket yazılarını okuyun

Meyve suyu ambalajlarının üzerinde ve etiketlerinde, besin değerlerinden tüketimde dikkat edilecek hususlara pek çok yararlı bilgi yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Ürünle ilgili kafamızı meşgul eden pek çok sorunun yanıtı, kolay anlaşılır bir dille ambalajlarda ve etiketlerde yer alıyor. Bunları okumak, meyve suyunu iç rahatlığı ve keyifle tüketilmesini sağlayacaktır” dedi.

Hem insana hem de tarıma yarar

Meyve suyu endüstrisinin ve özellikle de meyve suyu ürünlerinin, meyvelerin sıvı gıda halinde zaman ve mekandan bağımsız şekilde tüketilmesini sağladığını belirten Prof. Dr. Aziz Ekşi, “Bu endüstri sayesinde, batı illerinde yetişen bir kış meyvesi, meyve suyu olup, yaz vakti doğuda sıvı gıda olarak tüketilebiliyor. Bu sayede tarım üreticisi de ürünlerini zaman baskısı olmadan değerlendirebiliyor. Meyve suyu endüstrisinin katma değeri de buradan kaynaklanıyor” dedi.

Türkiye meyve suyu endüstrisi, ülkemizin yıllık 20 milyon tonluk meyve üretiminin, 1 milyon tonluk kısmının işlenmesini sağlıyor. Meyve türüne göre, dört kata dek katma değer sağlayabilen meyve suyu endüstrisi, yaklaşık bir milyon tarım işçisinin de istihdam kapısını oluşturuyor.

İşsiz sayısı 3 milyon 531 bin kişiye ulaştı

İşsiz sayısı 3 milyon 531 bin kişiye ulaştı

Temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelindeki 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsizlik oranı yüzde 10,8 seviyesinde gerçekleşirken, bu oranın 2017 yılının aynı ayına göre 88 bin kişi arttığı görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, işgücü istatistiklerini konu alan araştırmayı inceledi.

PRNet’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelindeki 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsizlik oranı 10,8 seviyesinde gerçekleşti. Böylelikle, bu rakamın 2017 yılının aynı oranına göre 88 bin kişi artarak 3 milyon 531 kişiye ulaştığı görüldü. Genç nüfusta ise (15 ila 24) işsizlik oranı yüzde 1,2 puanlık azalış gösterirken, 15 ila 64 yaş arasındaki grupta 0,1 puan artış gösterdiği saptandı.

İSTİHDAM ARTTI

2018 yılı Temmuz ayı itibarıyla istihdam oranı 0,2 puan artarken, yüzde 48,2 seviyesine ulaştığı görüldü. Böylelikle, 2017 yılının aynı dönemine oranla 507 bin kişi artarak 29 milyon 265 bin kişiye çıktığı saptandı. İstihdam edilenlerin yüzde 19,7’si de tarım, yüzde19,5’i sanayi, yüzde 6,9’u inşaat, yüzde 53,9’u ise hizmet sektöründe yer aldığı tespit edildi. İşgücüne katılma oranı da aynı şekilde artış gösterirken, 2017 yılının aynı ayına göre 596 bin yükselerek toplamda 32 milyon 796 kişinin katıldığı belirlendi. Söz konusu dönemde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı ise geçen yılın aynı dönemine göre 0,9 azalarak yüzde 34,3 seviyesinde gerçekleşti.

MEDYANIN’DA GÜNDEMİNDE

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde konuyla alakalı yazılı basına yansıyan haber adetleri belli oldu.2018 yılında yazılı basına 56 bin 395 haber çıkışı tespit edilirken, 2017 yılında bu rakam 48 bin 854 oldu. Medyaya yansıyan haber başlıkları incelendiğinde, işsizliğin en çok genç nüfusla beraber haber olduğu dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı.

15 Ekim 2018 Pazartesi

Dünyayı fetheden süper lezzet: Döner

Dünyayı fetheden süper lezzet: Döner

Türk mutfağının milli lezzetlerinden döner, Business Insider'ın geçtiğimiz hafta yayınladığı "dünyanın en lezzetli sandviçleri listesinde" birçok ülkenin sandviçleri ile birlikte yer aldı. 

Tüm dünyanın dikkatini çeken ve en sevilen Türk lezzetlerinden olan döner, Yemeksepeti kullanıcılarının da en çok tercih ettiği ilk 5 lezzet arasında yer alıyor. Bu yılın ilk 8 ayında Yemeksepeti kullanıcıları 10 milyon porsiyon döner yerken; dönerin en sevildiği yaş 21, toplam siparişlerinin içinde yüzde 60 ile döner siparişi oranı en yüksek olan kent ise Karaman oldu.

Türk mutfağının temel taşlarından biri olan döner, 2 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip. Evliya Çelebi, 'Seyahatname'de döner için "Öyle hoş, yumuşak ve taze ki, yeryüzünde böylesi başka kebap yoktur" diye yazıyor. Milli lezzetimiz döner, bugün hala Türk mutfağının en vazgeçilmez lezzetlerinden biri.

Döner, lezzetinin yanı sıra sağlıklı ve doyurucu yönüyle sadece ülkemizde değil dünyanın birçok ülkesinde en sevilen yiyeceklerden biri. Döner globaldeki bu başarısını Business Insider'ın geçtiğimiz hafta yayınladığı "dünyanın en lezzetleri sandviçleri listesinde" yer alarak kanıtladı.

Bu araştırma üzerine Yemeksepeti, tüm dünyanın dikkatini çeken ve en sevilen Türk lezzetlerinden olan dönerin kullanıcıları arasındaki trendini araştırdı ve dönerin popülerliğini ortaya koydu.

O bizim için her zaman ilk 5'te

Birçok yerel ve global lezzete her zaman kafa tutan ve popülerliğini hiçbir zaman kaybetmeyen döner, bu yıl da Yemeksepeti'nin en çok sipariş verilenleri listesinde ilk 5'te mutlaka yer aldı.

Bu yılın ilk 8 ayında Yemeksepeti kullanıcıları 10 milyon porsiyon döner yediler ve dönerin sipariş sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artış yaşandı.

Tavuk dönerin üstünlüğü sürüyor

Araştırma döneri en çok sevilen sandviçler arasında gösterse de, döner bizim için sandviçten çok daha fazlası. Yemesi daha pratik olduğu için dürüm veya sandviçi tercih ederken, onun pilav üstü halini de seviyoruz, yanında pideyle de yemeğe bayılıyoruz.

Son yıllarda tavuk döner ve et döner rekabeti de tüm aksiyonuyla devam ediyor. Aslında dönerin tarihçesine bakıldığında sadece son 20 yıldır hayatımızda olmasına rağmen tavuk döner, hem lezzeti hem de et dönere göre daha ekonomik olduğu için et döneri tahtından etti.

Bu yılın ilk 8 ayında verilen 10 milyon adet döner siparişinin yüzde 60'ını tavuk döner siparişleri oluşturdu.

Döneri en çok gençler seviyor

Bu protein deposu lezzet 7'den 70'e herkes tarafından seviliyor. Ancak Yemeksepeti kullanıcılarının siparişlerine göre; bu lezzeti en sevenler 19-24 yaş aralığında. Döneri en çok sevenler ise 21 yaşında.

Her gün döner günü!

Hafta içi hafta sonu fark etmeden Yemeksepeti kullanıcıları için her gün döner günü. Günde ortalama 42 bin adet sipariş verilen dönerin en fazla sipariş edildiği gün ise perşembe.

Dönerin yanında ayrana, ardından ise künefeye bayılıyoruz

Yemeksepeti kullanıcıları dönere en çok geleneksel lezzetlerimizi yakıştırıyor. Milli lezzetimiz dönerin yanında en çok sipariş verilen içecek ayran olurken, yine ülkemize has bir lezzetimiz olan künefe, dönerin ardından en çok yenen tatlı oldu.

Dünya dönere hayran

Yemeksepeti'nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı ve Delivery Hero'nun faaliyet gösterdiği 27 ülkenin online yemek siparişleri raporunda da döner, en çok tercih edilen Türk lezzeti olarak öne çıkmıştı. Türk nüfusunun oldukça fazla olduğu Almanya ve Hollanda'da Türk mutfağı önemli bir yere sahip. Burger ve pizzanın tüm dünyadaki ezici üstünlüğüne rağmen bu iki ülkede döner ve kebap ilk beşte yer alıyor.

Döner tutkunu kentler

Her gün 67 ilden 42 bine yakın döner siparişi alan Yemeksepeti, siparişlerdeki döner oranına göre Türkiye'de dönere en düşkün şehirleri de araştırdı.

Tüm siparişler içindeki döner siparişleri incelendiğinde; diğer kentler arasından sıyrılarak fark yaratan Karaman dönerin en sevildiği kent oldu. Karamanlıların toplam siparişlerinin yüzde 60'ı döner siparişlerinden oluşuyor. Karaman'ı sırasıyla Osmaniye ve Gaziantep izledi.

Şirketler 50 Çocuğu Hayata Bağlamak İçin Koşacak

Şirketler 50 Çocuğu Hayata Bağlamak İçin Koşacak

Bir Dilek Tut Derneği (Make-A-Wish® Türkiye) Vodafone 40. İstanbul Maratonu’nda hayati hastalıklarla mücadele eden 50 çocuğun dileğini gerçekleştirmek için koşacak kurumlar arıyor

Bir Dilek Tut Derneği (Make-A-Wish® Türkiye) bu sene 11 Kasım 2018’de yapılacak olan Vodafone İstanbul Maratonu’nda Adım Adım Oluşumu ile koşarak, yürüyerek, rengarenk kostümler giyerek, Dilek Çocuklarının hayallerini yerine getirebilmek, daha çok çocuğu hayata sımsıkı bağlarla bağlayabilmek için bağış ve farkındalık kampanyası düzenliyor.

Uzmanlara göre iyileşme sürecinde yüksek moral ve umut en büyük destek. "Hayata Bağlayan Dilekler" projesi çocukluk çağı kanseri, organ yetmezliği, bağışıklık sisteminin çökmesi gibi zor ve travmatik tedavi süreçleri olan hastalıklar ile mücadele eden 50 çocuğun dileklerinin gerçekleşmesini sağlayacak. Bunun için de Bir Dilek Tut Derneği, kendilerine destek olacak gönüllü kurumları arıyor.

Kurumsal kayıtlar 30 Ekim tarihine kadar devam ediyor

Vodafone 40. İstanbul Maratonu’nda kurumsal kayıtlar 30 Ekim 2018 tarihine kadar devam ediyor. Türkiye’de birçok kurumda çalışanlar şirket takımları oluşturup sosyal faydaya destek vermek için maratonda yer alıyor. Bu sene TAV, Pegasus, BP Castrol, Mondelez, Carl Zeiss, Boston Consulting, Chubb, NCR, Baxter gibi birçok önemli markanın çalışanlarının oluşturduğu takımlar İyilik Peşinde koşarak riskli hastalıklarla savaşan 50 çocuğun dileğini yerine getirmeye çalışacak. Bir Dilek Tut Derneği 30 Ekim’e kadar gönüllü kurumları arttırarak daha çok çocuğun dileğini yerine getirmeyi hedefliyor.

Hayati tehlikesi olan hastalıklarla mücadele eden çocuklara yönelik uluslararası bir oluşum olan Bir Dilek Tut Derneği (Make-A-Wish® Türkiye) 2000 yılından beri Türkiye’de faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’de kuruculuğunu Carole Hakko’nun üstlendiği Bir Dilek Tut Derneği hayati tehlike taşıyan bir hastalıkla mücadele eden 3– 18 yaş arası çocukların kalplerinde yaşattıkları dilekleri gerçekleştiriyor.

Hayati tehlikesi olan hastalıklarla savaşan çocuklar; yaşamlarını çok uzun süre hastane odaları, hastalığın yan etkileri, ağır ilaçlar, ağrılar gibi travmatize birçok faktörle birlikte geçiriyor. Bu çocuklar ciddi anlamda ruhsal yorgunluk yaşayarak hayal kurmayı unutabiliyor, coşkusunu ve hayata karşı merakını yitirebiliyor. Tüm bunlar çocuğun iyileşme sürecini ciddi anlamda olumsuz etkiliyor.

Takım çalışması ile riskli hastalıları ola çocukların dileklerini gerçekleştiriyorlar

Bir Dilek Tut Derneği yaptığı tüm süreçler ile çocuğa kaybettiği hayal gücünü tekrar kazandırabilmek, hayatında coşku ve umut yaratabilmek, "imkansız" kavramını zihninden silebilmeyi hedefliyor. Bunun için de çok daha fazla kurumun desteğine ihtiyaç duyuyor. Vodafone İstanbul Maratonu’nda 50 dileği gerçekleştirmeyi hedefleyen dernekte dileklerinin gerçekleşmesini bekleyen 217 çocuk sıra bekliyor.

Bu dilekleri gerçekleştirmek için derneğin kurumlara sunduğu bir diğer alternatif de “Wish Challange” adı verilen takım çalışmaları. Bir Dilek Tut Derneği (Make-A-Wish® Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Eda Aroyo, “Dilek çocuklarımızın dileklerini gerçekleştirirken şirketler ile takım oluşturma teması altında iş birliği yapıyoruz ve takım çalışması eğitimi veriyoruz. Şirket çalışanları bizim moderatörlüğümüzde yaratıcılıklarını ve kendi yaşamlarındaki ilişkilerini kullanarak bir çocuğumuzun dileğini planlıyor ve belirlenen günde yerine gerçekleştiriyor. Bunu yaparken kendilerinin ve takım arkadaşlarının topluma ne kadar yararlı olabileceklerini görüyor ve en önemlisi bu çok önemli amaca aracı olan şirketlerine saygı ve bağımlılıkları kat kat artıyor” diyor.



İyot yetersizliğine dikkat

İyot yetersizliğine dikkat

Gıda, beslenme ve sağlık konularında geliştirdiği projelerle toplum sağlığının geleceği için çalışan Sabri Ülker Vakfı, 21 Ekim Dünya İyot Eksikliği Günü vesilesiyle dünyadaki en önemli ancak önlenebilir besin yetersizliği sorunlarından biri olan iyot yetersizliğine dikkat çekiyor.

Kurulduğu 2009 yılından bu yana sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamak, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgiyle aydınlatmak üzere birçok projeyi hayata geçiren Sabri Ülker Vakfı, 21 Ekim Dünya İyot Eksikliği Günü vesilesiyle iyot ve iyot yetersizliğinin neden olduğu sağlık sorunları hakkında önemli bilgiler paylaşıyor.

Hormon ve sinir sistemi işlevleri, normal büyüme ve gelişme için gerekli bir mineral olan iyotun yetersizliği bilişsel gelişim ve işlev bozukluğu, hipotroidizm, doğumsal anomaliler, kretinizm ve endemik guatr gibi hastalıklara yol açıyor. Türkiye’de toprak ve suda yeterli miktarda iyot bulunmadığı için iyot yetersizliği ve bunun bir sonucu olarak guatr hastalığı yaygın olarak görülüyor. İyot yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan tiroit hastalıkları ve guatra eşlik edebilecek şişmanlık veya zayıflık, kalp çarpıntısı, unutkanlık veya depresyon bireyin yaşam kalitesinin düşmesine neden olabiliyor.

Türkiye’de iyot yetersizliği görülme sıklığı yüzde 28 olarak belirlendi

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF iyot yetersizliğinin yaygın olduğu ülkelerde tuzun iyotla zenginleştirilmesini desteklemiştir. Türkiye’de 1995 yılından günümüze “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir. Program kapsamında 1998 yılında sofra tuzunun iyotlanması konusunda yasal düzenleme yapılmış ve zenginleştirme zorunlu hale getirilmiştir. Tuzun iyotla zenginleştirilmesi, iyot yetersizliği ile mücadelede önemli katkı sağlamış, dolayısıyla ülkemizde iyot yetersizliğine bağlı hastalıkların görülme sıklığı da önemli ölçüde azalmıştır. 1997’de ileri ve orta düzey iyot yetersizliğinin görülme sıklığı yüzde 58 olarak saptanmıştır. Sofra tuzunun iyot ile zenginleştirme çalışmalarıyla birlikte 2002’de görülme sıklığı yüzde 39’a düşmüştür. Türkiye İyot İzleme ve Değerlendirme Çalışması-2007 sonuçlarına göre ileri ve orta düzey iyot yetersizliği görülme sıklığı yüzde 28 olarak saptanmıştır.

İyot kaybını önlemek için tuz yemek piştikten sonra eklenmeli

Dünya Sağlık Örgütü ve diğer referans kurumlar, günlük tuz alımının toplam 5-6 gramla sınırlandırılmasının günlük iyot ihtiyacını karşılayacağını belirtiyor. Ancak iyot güneş ışınları, nem ve sıcaklığa maruz kaldığında kayba uğrayabiliyor. Tuzda oluşabilecek bu iyot kaybını önlemek için iyotlu tuzu koyu renkli, kapaklı ve cam bir kavanozda saklamak, sıcaklık, nem ve güneş ışığından korumak ve yemek piştikten sonra tuz eklemek gerekiyor.

Günümüzde kaya tuzu, Himalaya tuzu gibi diğer tuzların tercih edilmesine yönelik bilgiler kafa karışıklığı yaratabiliyor. Oysa iyotlu sofra tuzu tüketimi, toplumda iyot yetersizliği ile mücadelede son derece etkili… Bu nedenle iyotlu sofra tuzuna yerine iyotla zenginleştirilmemiş kaya tuzu, Himalaya tuzu gibi tuzların kullanımı konusunda hassas davranılması gerekiyor. Bunun yanı sıra tuz kaynağı ne olursa olsun tüketim miktarına ve dolayısıyla aşırı sodyum alımına dikkat etmek şart.

Balık yemeyi ihmal etmeyin

Genetik etmenler, iyot yetersizliği veya lahana gibi guatrojen adı verilen ve iyotu bağlayarak vücutta kullanımına engel olan sebzelerin çok sık tüketilmesi tiroit hastalıklarına yol açabiliyor. Diyetle iyot alımı, tiroit bezi işlevlerini doğrudan etkileyebiliyor. Hem iyot hem selenyum içeriğiyle tiroit hormonunun yapısına katılan balık ve denüz ürünlerini haftada iki kez tercih edebilirsiniz. Bununla birlikte besin gruplarını dengeli tüketmek ve günde en az iki litre su içmek, tiroit hormonunun üretimi ve salınımını destekleyecektir.

Dünyanın en güçlü şehirleri belli oldu! Türkiye'den bir şehir listede

Dünyanın en güçlü şehirleri belli oldu! Türkiye'den bir şehir listede

Her yıl düzenli olarak hazırlanan Küresel Güçlü Şehir Endeksi‘nin 2017 yılı verileri açıklanırken, Türkiye’den sadece İstanbul’un yer alması dikkat çekti.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, dünyanın en güçlü şehirlerini konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Mori Memorial Vakfı verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Küresel Güçlü Şehir Endeksi sıralamasına Türkiye’den sadece İstanbul’un girdiği görüldü. Böylelikle İstanbul’un geçen yılki puan oranı 926,2 olarak tespit edilirken, 2016 yılında 959,4 olması dikkat çekti. Verilerin ise şehirlerin ekonomiden, yaşam standartlarına kadar birçok farklı unsurun ele alınmasıyla oluşturulduğu saptandı.

Araştırmada 44 şehir yer alırken, listenin başına ise 1560,1 oranla Londra’nın yerleştiği görüldü. Londra’yı da ikinci sıradan New York takip ederken, 1386,3 puan aldığı belirlendi. Üçüncü sıraya ise 1354,7 oranla Tokyo’nun oturduğu saptandı. Buna karşın dünyanın en güçlü şehirleri listesinin son sırasına 593 oranla Johannesburg yerleştiği kaydedildi.

ITS Medya ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri belli oldu.2017-2018 yılları arasında gerçekleştirilen incelemede, İstanbul’la alakalı bir milyona yakın haber çıkışı tespit edildi. Medyaya yansıyan haber başlıkları olay kronolojisine göre incelendiğinde; turizm, ulaşım, mülteci ve pahalılıkgibi unsurların haberler içerisinde en çok konuşulan başlıklar olduğu tespit edildi.