Ã?nizleme

21 Ocak 2020 Salı

2 milyarlık iş hacmi için mobilya sektörü İstanbul'da

2 milyarlık iş hacmi için mobilya sektörü İstanbul'da

Güleç: Türk mobilya sektörü ihracatını 22 kat arttırdı

Türkiye mobilya sektörünün tüm paydaşlarını aynı platformda buluşturan CNR İMOB Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı, 50 ülkeden 750 markanın katılımıyla 16. kez kapılarını açtı. Başta Amerika ve Çin olmak üzere Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’nun hedef ülkelerinden 50 bine yakın yabancı, toplamda ise 150.000’in üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefleyen fuar, altı gün boyunca sektör profesyonellerini bekliyor. Açılış konuşmasında, Türk mobilya sektörü ihracatının 20 yılda 22 kat büyüdüğünü belirten MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, dünya ihracat sıralamasındaki yerimizin de 21. sıradan 12. sıraya yükseldiğini ifade etti.

Türkiye’nin yanı sıra Avrasya Bölgesi’nin en büyüğü, dünyanın ise en büyük iki mobilya fuarından biri olan CNR İMOB, MOSFED ve Ticaret Bakanlığı işbirliği ve KOSGEB desteğiyle bu yıl da Türk mobilya sektörünün dünyaya açılan kapısı oluyor. 180 ülkeye ihracat yapan Türk mobilya sektörünün en profesyonel örneklerinin sergilendiği tüm dünyadan 50 ülkenin katılımıyla yeni iş alanlarının açılmasını sağlayan platform CNR İMOB, altı gün boyunca mobilya sektörünün profesyonellerini ağırlayacak.

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç’in ev sahipliğinde gerçekleşen fuarın resmi açılış törenine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Nureddin Nebati, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Başkanı Nail Olpak, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’in yanı sıra mobilya sektörü derneklerinin başkanları ve sektör profesyonelleri katıldı. Türk mobilya gücünü ve tasarım zenginliği gösteren sektörün en büyük fuarı CNR İMOB, katılımcılarına yeni hedef pazarlara yönelik iş geliştirme olanakları sunarak bu yıl 2 milyar dolar iş bağlantısı kurmayı hedefliyor.

Güleç: KDV indirimi ile hem maliyemiz, hem üreticimiz hem de tüketicimiz kazanacak

Açılış konuşmasına mobilya sektörünün motivasyon kaynağı KDV indirimi ile başlayan Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, sektör için önemli olan KDV indiriminin yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmesini değerlendirdi. Güleç; “Malumunuz bu yılın başında sektörümüzdeki KDV oranı yüzde 18 den yüzde 8 e indirildi. Bu karar mobilya sektörü olarak bizleri çok mutlu etti. Bu süreçte bakanımız ile yıl boyunca yakın görüşmeler yaparak sık sık sektör toplantıları organize ettik ve raporlamalar sunduk. Yılın son günlerinde KDV şifresini aldık. KDV indirimi ile birlikte kurumsal altyapıyı güçlendirip sektördeki kayıt dışını azaltacağız. Haksız rekabeti engelleyerek, sektör verilerini ve değerlerini toplama ve hesaplama imkanı sağlayacak, daha katma değerli ürün satma aşamasını hızlandıracağız. Kısaca firmaları kurumsallaştıracak, global rekabeti daha avantajlı hale getireceğiz. Hem maliyemiz, hem üreticimiz hem de tüketicimiz kazanacak.” dedi.

Güleç: Bu yıl hedefimiz 4.5 milyar dolar ihracat yapmak

Konuşmasında Türk mobilya sektörünün gücünden ve hedeflerinden bahseden Güleç; Mobilya sektörü olarak bugün dünyada 13. büyük üretici, 12. ihracatçıyız. 2000 yılında 160 milyon dolar ihracattan bugün 3.5 milyar dolar ihracat yapar hale geldik. Türk mobilya sektörü 20 yılda 22 kat ihracatını artıran bir sektör oldu ve dünya ihracat sıralamasında 21. sıradan 12. sıraya yükseldi. Sektörümüzün 2020 ihracat hedefi ise 4.5 milyar dolar. Ülkemiz için mobilya sektörü çok önemli, çünkü istihdam dostu bir sektörümüz var. Yüzde doksan oranında yerli ve milli malzeme kullanıp katma değer oluşturuyoruz. Dış ticaret fazlası veren bunu da her yıl artırarak 2019 yılında 3 milyar dolar dış ticaret fazlası veren bir sektör olduk. 180 ülkeye de Türk mobilyası satıyoruz. Bu ülkelerde Türk mobilyasının tasarım ve kalitesini görenler diğer Türk ürünlerine de pozitif bakıyor. Yani bizler bir anlamda ihracatçılarımızın akıncı vazifesi görüyoruz.” dedi.

MOSFED olarak bu yılın başında Mobilya Araştırmaları Enstitüsü’nde kurduklarını söyleyen Güleç, mobilyaya ilişkin buttun verilerin ve bilgilerin toplanıp raporlanacağı, üretimden pazarlamaya, uluslararası ticarete kadar tüm süreci analiz ederek bir strateji oluşturan bir merkez faaliyete geçirdiklerini açıkladı. Bu merkezin sektör ve üniversiteler arasında köprü vazifesi göreceğini söyleyen güleç ilerleyen süreçlerde tüm sektörü gelişmelerden haberdar edeceklerini belirtti.

Enflasyondan korunmak isteyen vatandaş toprağa hücum etti

Enflasyondan korunmak isteyen vatandaş toprağa hücum etti

RE/MAX 7TEPE Arazi Geliştirme Direktörü Mert Başaran, 2019’daki yatırım trendlerine ışık tuttu ve yatırım sektörünü tüm sebep ve sonuçlarıyla analiz etti. 

Değişen ekonomik koşullar ve enflasyonun artışıyla parasını güvence altına almak isteyen vatandaşlar 2019’da arazi yatırımını tercih etti. Bu tercihin ne kadar doğru olduğunun bir kanıtı olarak arazi, 2019’da en çok kazandıran yatırım alternatifi oldu.

Türkiye’deki, özellikle İstanbul’daki nüfusun sürekli ve hızlı olarak artış göstermesi ve kentleşme oranının yükselmesiyle vatandaşın beklentileri farklılaştı ve özellikle beyaz yakalılar arazi yatırımını tercih etmeye başladı. Zira insanlar, doğru lokasyonda ve doğru zamanda alınmış bir arsa veya arazinin; sürekli dalgalanan ekonomik kondisyonlar içerisinde kısa, orta ve uzun vadede en fazla getiriye sahip enstrüman olduğuna dair bilinç kazandı.

2019 verilerini incelediğimizde, yıllardır var olan ve gittikçe yaygınlaşan arazi yatırım trendinin 2020’de sona ermesi veya önem yitirmeye başlaması gibi bir durum söz konusu olamayacağını bariz bir şekilde görüyoruz; çünkü geçtiğimiz sene boyunca, yatırım alternatiflerinin tümü arazi yatırımının gerisinde kaldı. 2019’da Altın %33,39, dolar %12,5, euro %10,36, Borsa ise %25.37 değer kazandı. Bunlarla beraber yatırım fonlarının değeri %22,59, bireysel emeklilik fonları da %28,76 oranında değer yükseltti.

Altın, araziye karşı en güçlü yatırım alternatifi olmasına rağmen o bile kazanç getirisi noktasında oldukça zayıf kaldı. Dolar yatırımı yapan vatandaşların parası ise enflasyon nedeniyle eridi.

Peki arazi yatırımını tercih edenler ne kadar kazandı?

Daha önce belirttiğimiz gibi, doğru lokasyona doğru zamanda yatırım yapmak oldukça önemli. 2019’da doğru arazi yatırımı yapan vatandaşlar; Kütahya, Eskişehir, Bilecik, Sakarya, Kocaeli gibi devletin büyük projeler yaptığı, organize sanayi bölgelerinin kurulduğu lokasyonlardan %50, hatta bazı yerlerden %100 kâr etti.

Biz RE/MAX 7TEPE olarak, tüm ülke genelini analiz ediyor; devletin planladığı büyük projeleri sürekli olarak takip ediyor, güvenilir ve kâr getirecek doğru yatırım bölgelerini bularak yatırımcılarımıza aldırmak ve daha sonra da sattırmak koşulu ile kazandırmayı hedefliyoruz. Arazi yatırımı yapmaya karar veren yatırımcıların bilmesi gereken en önemli şey ise, bu yatırımın uzun süreli bir yatırım olduğu ve minimum beş sene boyunca bekletilmesi gerektiğidir.

Ünlü yazar Mark Twain’in de dediği gibi: “Toprak alın, onu üretmiyorlar!

20 Ocak 2020 Pazartesi

Komşuluğu değil alışveriş merkezini tercih ediyoruz!

Komşuluğu değil alışveriş merkezini tercih ediyoruz!

Şehirlerin gelişip metropolleşmesi, eski mahalle ve sokak kültürünün giderek azalması ile komşuluk olgusu da yok olmaya devam ediyor. 

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü İstanbul’da çat kapı misafir kavramı üzerine bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre günümüzde komşular arasında hala hoş geldin ziyaretleri sürüyor. Aylık gelir arttıkça komşuluklarda samimiyette azalma yaşanırken, eğitimi seviyesi yüksek olanlar çat kapı misafire daha olumsuz bakıyor. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, çağdaş toplumda bireylerin komşularını tanımak ve ilişkilerini güçlendirmek yerine AVM gibi tüketim mekanlarında zamanlarını geçirmeyi tercih ettiklerini söyledi.

Gerçekleştirdiği araştırma çalışmaları ile toplumdaki davranış biçimlerine, değişimlere ışık tutan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, geçtiğimiz Aralık ayında çok ses getiren Yalnızlık Araştırması’nın ardından bu kez komşuluk ilişkileri üzerine Sosyolog Fatma Makaraç ile yeni bir araştırmaya imza attı.

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ve Sosyolog Fatma Makaraç, Beyoğlu ve Fatih ilçelerinde 172 kişiyle rastlantısal seçim yöntemiyle çat kapı misafir kavramı üzerine yüz yüze anket gerçekleştirdi.

Hoş geldin ziyaretleri devam ediyor…
Katılımcıların demografik özelliklerinin de yer aldığı anketin ilk bölümünden çıkan sonuçlar şu şekilde;

- Ankete katılanların yüzde 68,1’ini kadın ve yüzde 41,6’sını erkek katılımcılar oluşturuyor,

- Eğitim durumları incelendiğinde görüşülen kişilerin yüzde 26,3’nün ilkokul/ortaokul, yüzde 15,2’sinin lise ve yüzde 12,5’unun üniversite mezunu olduğu görülüyor.

- 5 kişilik ailede yaşadığını ifade edenlerin oranı yüzde 37,5 iken, 3 kişi yaşadıklarını ifade edenlerin oranı yüzde 20,8, 4 kişi yaşayanların oranı ise yüzde 16,7 olarak göze çarpıyor.

- Araştırma bulgularında komşular ile tanışıklık durumu incelendiğinde katılımcıların yüzde 51,4’ü komşuları ile hoş geldin ziyaretinde tanıştıkları görülüyor. Bu bulgu toplumumuzda geçmişten süregelen komşuluk vazifeleri günümüzde hala devam ettiğini gösteriyor.

- Komşular ile akraba aracılığı ile tanışıldığını söyleyenlerin oranı yüzde 18,1. Bu sonuçtan anlaşılacağı gibi akrabalığın yalnızca gerekli olan kan bağı vazifesi olarak değil, aynı şekilde komşuluk kültürüne de olumlu katkısı olduğu ortaya çıkıyor.

Aylık gelir arttıkça komşu sayısı azalıyor
Araştırmada bireylerin aylık geliri ile samimi olunan komşu sayıları arasında bir ilişki olup olmadığı da analiz edildi.

Alt gelir grubunda komşuluk ilişkilerinin daha yoğun olarak yaşandığı görülürken; bireylerin aylık geliri arttıkça samimi olunan komşu sayısının azaldığı sonucu ortaya çıktı. Araştırma sonuçlarına kişiler en fazla özel günler çay ve kahve içmek üzere çat kapı yapıyor.

Anketin ikinci bölümünden çarpıcı rakamlar ise şöyle sıralandı;
- ‘Komşularınıza çat kapı gidiyor musunuz?’ sorusuna katılımcıların yüzde 51,4’ü‘hayır’, yüzde 29,2’si ‘evet’, yüzde 19,4’ü ise ‘çok nadir’ yanıtını verdi.

- İlçeler bazında karşılaştırıldığında Beyoğlu ilçesinde ikamet eden katılımcıların yüzde 22,2’si komşularına çat kapı misafir gittiklerini ifade ederken, Fatih ilçesindeki katılımcıların yalnız yüzde 6,9’u çat kapı misafir gittiklerini ifade etti.

- ‘Akrabalarınıza çat kapı haber vermeden gidiyor musunuz?’ sorusuna katılımcıların yüzde 27,8’i ‘evet’, yüzde 55,6’sı ‘hayır’ ve yüzde 16,7’si ‘çok nadir” yanıtını verdi.

- Akraba ve komşulara çat kapı gidilmesinin sebepleri arasında özel günler çay - kahve içmek yüzde 51,4 ile ilk sırada yer alırken özel günler yüzde 15,3 ile ikinci sırada yer aldı.

- Görüşülen kişilerin yüzde 36,1’i misafirin çat kapı geldiği vaktin önemli olduğunu ve uygunsuz bir saatte gelen misafire olumsuz tepki göstereceğini ifade etti.

- ‘Kaza, ölüm hastalık gibi acil durumlarda ne yaparsınız?’ sorusuna katılımcıların yüzde 54,1’i ‘polisi veya ilk yardımı ararım’ yanıtını verirken, yüzde 20,8’i ‘yakın akrabamı ararım’,yüzde 19,4’ü ‘komşumu ararım’ yanıtını verdi.

Eğitim seviyesi yüksek olanlar misafire daha olumsuz bakıyor
Ankette eğitim seviyesinin misafirin geldiği saate verilen tepkiye etkisi de ölçüldü. Sonuçlar, bireylerin eğitim seviyesi yükseldikçe çat kapı gelen misafire daha olumsuz tepkiler verildiğini ortaya koydu.

Komşuluk ilişkileri yerine AVM tercih ediliyor

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, araştırmanın sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Günümüz kentlerinde bireylerin birbirlerine mesafeli ve güvensiz yaklaşımlarıyla zayıflayan güven duygusu ile kent merkezinde nüfus yoğunluğunun artması sonucu kim olduğu bilinmeyen kişilerin sayısının yükselmesi gibi etkenlerin komşuluk ilişkileri biçiminin değişmesine neden olduğu görülüyor. Bir başka önemli etken tüketim odaklı yaşam biçimi oluşturuyor. Çağdaş toplumda bireyler komşularını tanımak ve ilişkilerini güçlendirmek yerine AVM gibi tüketim mekânlarında zamanlarını geçirmeyi tercih ediyorlar.”

Tüketicilerin e-alışveriş alışkanları araştırması

Tüketicilerin e-alışveriş alışkanları araştırması

E-alışverişte ücretsiz kargo ve kapıda ödemeyi seviyoruz

Türkiye çapında tüketicilerin sanal alışveriş eğilimlerini mercek altına alan uluslararası araştırma şirketi 4Service’in anketi ilginç bulgular ortaya çıkardı. Araştırma sonuçlarına göre; İnternet’ten alışveriş yapan tüketicilerin yarıya yakını (yüzde 42,6’sı) artık İnternet’ten ikinci el ürün de alıyor. Tüketicilerin yüzde 69,5’i, “ücretsiz kargo” kampanyası ile karşılaşmaları durumunda “kararsız oldukları ürünü bile hemen satın alıyor”. En çok tercih edilen ödeme yöntemi ise yüzde 36,4 ile “kapıda kredi kartı ile ödeme”.

Uluslararası araştırma şirketi 4Service’in Türkiye çapında tamamı İnternet’ten alışveriş yapan 368 tüketici ile gerçekleştirdiği ankete göre, İnternet alışverişlerinin yoğunlaştığı ürün grupları şöyle sıralanıyor:

İnternet’ten en çok alınan ürünler:

- Hazır yemek (Pide, pizza, hamburger vb.): Yüzde 99
- Kitap, film, müzik, oyun: Yüzde 92
- Çiçek ve hediyelik eşya: Yüzde 81
- Kişisel bakım ve makyaj ürünleri (Şampuan, sabun, jilet vs.): Yüzde 77
- Giysi, ayakkabı: Yüzde 64
- Evcil hayvan ürünleri: Yüzde 50
- Mobilya ve ev aksesuarlar: Yüzde 48

İnternet’ten daha az alınan ürünler:

- Beyaz eşya ve ev aletleri: Yüzde 27
- Bilgisayar ve elektronik: Yüzde 21
- Mutfak malzemeleri (Meyve, sebze, şarküteri vb.): Yüzde 20

İnternet alışverişinde en çok önem verilen unsurlar:

- Güvenlik: Yüzde 100
- Kolay iade: Yüzde 94
- Kampanya ve fırsatlar: Yüzde 88
- Ucuz alışveriş: Yüzde 82
- Ücretsiz kargo: Yüzde 80
- Teslimat süresi: Yüzde 72
- Evden çıkmadan alışveriş yapma imkanı: Yüzde 64
- Müşteri yorumları: Yüzde 57
- Müşteri puanları: Yüzde 52

İnternet alışverişinde daha az önem verilen unsurlar:

- Marka: Yüzde 47
- Kolay karşılaştırma imkanı: Yüzde 42
- Çağrı / destek merkezi: Yüzde 39

Güvenlik algısı tanınmışlıktan geliyor
İnternet alışverişinde tüm tüketicilerin en çok önem verdiği ortak konunun güvenlik olması üzerine, tüketicilere “bir alışveriş sitesinin güvenilir olup olmadığına nelere göre karar verdikleri” soruldu. Buna göre, sitenin tanınmış olması yüzde 30 ile başı çekerken, arkadaş tavsiyesi yüzde 20, SSL sertifikası yüzde 17 ile öne çıktı. Sitenin kapıda ödeme seçeneği sunup sunmaması da bir güvenlik kıstası olarak değerlendirildi ve tüketicilerin yüzde 15’i bu konuyu güvenilir olarak değerlendirdi. İnternet’ten alışveriş yapanların yüzde 66’sı diğer müşterilerin e-ticaret sitelerinde satılan ürünler hakkında yaptığı yorumlara ya da verdiği puanlara önem verdiğini kaydediyor.

Yerli e-ticaret tercih ediliyor
Ankete göre, tüketicilerin yüzde 9’u yerli siteleri, yüzde 5’i ise yurtdışı siteleri daha güvenli buluyor. Yerli sitelerden alışveriş yapmayı daha cazip bulanların oranı yüzde 54 olarak tespit edilirken, yabancı siteleri cazip bulanların oranı yüzde 18 ile sınırlı kalıyor. Öte yandan her ikisini birden cazip bulanların oranı ise yüzde 27.

Tüketiciler ücretsiz kargo fırsatına büyük önem veriyor. Ankete göre ücretsiz kargo kampanyaları karşısında “kararsız oldukları ürünü bile hemen alanlar”ın oranı yüzde 69. Ödeme yöntemleri arasında yüzde 36 ile kapıda kredi kartı ile ödeme, yüzde 31 ile kapıda nakit ödeme başı çekiyor. Kredi kartını kullanarak ödeme yapanların oranı yüzde 21, havale/eft ile ödeme yapanların oranı yüzde 12 iken, sanal kartını kullananlar ise sadece yüzde 2’lik bir kesim.

İkinci el ürün alışverişine ilgi artıyor
İnternet’ten alışverişin yükselen trendlerinden biri de ikinci el eşya alışverişi olarak tespit edildi. Ankete göre, İnternet’ten ikinci ürün alanların oranı yüzde 42. Bu tüketicilerin yüzde 47’si İnternet’ten aldığı ikinci el ürünlerin beklentini karşıladığını söylüyor. İnternet’ten ikinci el ürün almayı tercih etmeyenlerin nedenleri ise yüzde 14 oranında bu durumdan haberleri olmaması, yüzde 86 oranında ikinci el ürün kullanmamaları olarak saptandı.

En popüler mobil mesajlaşma uygulamaları belli oldu

En popüler mobil mesajlaşma uygulamaları belli oldu

Sosyal medya uygulamaları ile ilgili 2019 Ekim verileri açıklanırken, dünya genelindeki en popüler mobil mesajlaşma uygulamasının WhatsApp olduğu görüldü. Böylelikle 1,6 milyar insanın WhatsApp kullanıcı olduğu saptandı.

Ajans Press’in, Statista verilerinden elde ettiği bilgilere göre, sosyal medya uygulamaları ile ilgili 2019 Ekim verileri açıklandı. Böylelikle dünya genelindeki en popüler mobil mesajlaşma uygulamasının WhatsApp olduğu görülürken, 1,6 milyar kullanıcısının olduğu kaydedildi. İkinci sıraya yerleşen uygulama ise 1,3 milyar kullanıcı ile Facebook Messenger olurken, üçüncü sıraya 1,1 milyar kullanıcı ile Wechat uygulamasının yerleştiği görüldü.

WHATSAPP 7 BİN 515 BASIN HABERİNE KONU OLDU

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, sosyal medya ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini inceledi. Ajans Press ve ITS Medya’nın dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre geçen yıl sosyal medya ile alakalı basına 137 bin 258 haber yansıdığı tespit edildi. Sadece WhatsApp uygulamasının basında konuşulma sayısı ise 7 bin 515 olarak kayıtlara geçti. Haber içerikleri incelendiğinde WhatsApp uygulamasının ülkemizde de popüler olarak kullanıldığı görüldü.

Çocuğunuzu ekrandan uzak tutmanın yolları

Çocuğunuzu ekrandan uzak tutmanın yolları

Yarıyıl tatilinde yeni neslin önemli bölümü zamanını tablet ve bilgisayarların önünde geçirecek. 

Günümüzde çocuğun dijital oyun oynama süresini kısıtlamak, hele de tatil günlerinde oldukça zor. Ancak çok fazla ekran süresi de çocuklar için iyi değil. ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, çocuklarımızın ekran süresini makul ve sağlıklı bir miktarla sınırlamamıza yardımcı olacak ebeveynlere yönelik bazı öneriler sıraladı.

Cihaz kullanımı konusunda örnek olun
Çocuklarınızın elektronik cihazları sağlıklı kullanmaları için sizin örnek olmanız önemlidir. Saatler sürecek bir Netflix maratonuna başlamadan önce örnek oluşturacağınızı unutmayın. İzleseniz de izlemeseniz de televizyonu arka planda açık tutmanız veya her boş vaktinizde elinizin telefonunuza gitmesi çocuğunuz için iyi örnekler olmayacaktır.

Kendinizi eğitin (özellikle akıllı cihazlar konusunda)
Bugünün çocukları teknoloji konusunda yetişkinlerden daha fazla şey biliyor. Bu nedenle revaçtaki telefon uygulamalarından veya en yeni sosyal medya çılgınlıklarından haberdar olmanız önemli. Sosyal medyanın risklerini ve tehlikelerini anlamadan çocuğunuza öğretemezsiniz. Elektronik cihazları ve çocuklarımızı nasıl etkilediğini öğrenmek önceliğiniz olsun. ESET Türkiye, kısa süre önce ebeveyn ve çocuklara yönelik bir bilgilendirme kaynağı olarak saferkidsonline.eset.com web sitesini kullanıma açtı. Burada yer alan makaleler, uzman görüşleri ve videolardan faydalanabilirsiniz.

Teknolojisiz alanlar belirleyin
Evinizde akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve televizyonlar gibi elektronik cihazlara izin vermediğiniz alanlar belirleyin. Mesela yemek odası veya mutfak, yemek ve aile sohbeti için ayrılmış teknoloji içermeyen bir alan olmalıdır.

Teknolojisiz zamanlar belirleyin
Tüm ailenin teknolojik cihazlardan uzak kalacağı zamanlar belirleyin ve hep birlikte bu kurala uyun. Örneğin, akşam yemeği saati veya yatmadan bir iki saat önce tüm ailenin televizyon, video oyunları ve bilgisayarlar olmadan birlikte vakit geçirmesi için en iyi zamanlardır.

Ebeveyn kontrolü uygulamaları kullanın
Çocuklarınızın televizyonda ne izlediğini ve internette neler yaptığını bilmenize olanak tanıyan ebeveyn kontrolü yazılımları kullanın. Çocukların tablet, telefon ve bilgisayarlarında karşılaşabilecekleri milyonlarca tehdit var ve bunların hepsini bilmenize imkân yok. Ebeveyn kontrolü yazılımları, hazır listeler sayesinde bu tehditlere karşı çocuklarınızı korur, izledikleri içerikleri yaş gruplarına göre otomatik olarak sınırlandırabilmenizi sağlar.

iOS cihazlarda bulunan “Ekran Süresi“ ayarları ile tüm bu sınırlamaları yapabilirsiniz. Android cihazlar için ise Google Play’den indirebileceğiniz ESET Parental Control yardımınıza koşacaktır. Ücretsiz birçok özelliğiyle bile, süre ve uygulamaları sınırlandırabilirsiniz.

Ekran karşısında geçirilen uzun sürelerin zararlarını anlatın
Kendileriyle konuşulduğunda çocuklar çok daha akılcı davranabiliyorlar. Fazla ekran süresinin zararları anlatılan bir çocuk, beraber koyacağınız kurallara uyacaktır. Yaşına uygun olmayan şiddet içeren video oyunlarının ve filmlerin çocuklara nasıl zararlı olabileceğini açıklayın. Sinirli, fazla hareketli ve yorgun olmalarının sebebinin video oyunlarına kendilerini uzun süre kaptırmaları olduğunu anlatın. Bu arada internette karşılaşabilecekleri yabancıların neden olabileceği tehlikeleri de tartışın. Tehlikelerden korunmak için aile olarak nasıl birlikte çalışabileceğinizi konuşun.

Çocuğunuzun hesaplarını bilin
Çocuğunuzun yaşına bağlı olarak, parolalarını, sosyal medya hesaplarına erişim bilgilerini bilmeniz gerekli olabilir. Çocuğunuzun dahil olacağı sosyal medya ve diğer hizmetler hakkında kurallar belirlemeniz de önemlidir. Birçok çocuk, siber zorbalık gibi internette karşılaşacağı sorunlarla başa çıkmak için gerekli olgunluğa sahip değildir. Sosyal medya kullanıyorsa çocuğunuzun güvende kalmasına yardımcı olmak için arkasını kollamanız önemlidir.

Sokakta oyun oynamaya teşvik edin
Çocuklar teknolojik eğlence ortamlarına kolayca bağımlı olurlar. Onları ekranı olmayan etkinliklere katılmaya teşvik edin. Mümkün olduğu kadar dışarıda arkadaşları ile vakit geçirmesini, kitap okumasını veya masa oyunları oynamasını sağlayın.

Ekran süresini ayrıcalık haline getirin
Ekran süresi bir hak değil bir ayrıcalık olmalıdır. Televizyon zamanı veya bilgisayar kullanımı gibi ayrıcalıklarını olumsuz bir sonuç olarak elinden alın. İzin verilen ekran süresini kesin olarak belirledikten sonra ödül olarak ekstra zaman kazanmasına izin vermeyin. Günlük sınıra sadık kalın gerektiğinde eğlenceli olabilecek ve ücretsiz başka ödüller sunun.

Çocuğunuzun odasına televizyon koymayın
Kendi odasında televizyon olan bir çocuğun ekran süresini ve kullanımını kontrol edemezsiniz. Çocuğunuzun odasında televizyon, video oyun sistemi veya bilgisayar bulunmasına izin vermeyin. Gece uyku düzenini bozacak telefon ve diğer elde kullanılan eğlence cihazları da unutmayın. Bu arada yatak odasında elektronik cihaz kuralının biz büyükler için de geçerli olduğunu hatırlayın!

17 Ocak 2020 Cuma

Türkiye'den en çok Iraklı vatandaşlar konut aldı

Türkiye'den en çok Iraklı vatandaşlar konut aldı

Türkiye genelinde 2019 yılında konut satışları bir önceki yıla azalış gösterirken, 1 milyon 348 bin 729 adet konutun el değiştirdiği görüldü. 

Ülke uyruklarına göre en çok konut satışının da Irak vatandaşlarına yapıldığı kaydedildi. Böylelikle Irak vatandaşlarının geçen yıl 7 bin 596 konut satın aldığı saptandı.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, konut satış oranları ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini inceledi. Ajans Press ve PRNet’indijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre geçen yıl içerisinde konutlarla alakalı basına 91 bin 935 haber yansıdığı tespit edildi. Sadece konut satışı ile alakalı haber adetleri incelendiğinde ise haber sayısının 12 bin 160 adete düştüğü kaydedildi. Haberler içeriklerine göre analiz edildiğinde, kentsel dönüşüm haberlerinin ön planda olduğu görüldü. Özellikle geçtiğimiz yıl, Eylül ayında, İstanbul’da yaşanan deprem sonrasında haber çıkışlarında artış olduğu tespit edildi.

YABANCILARA SATILAN KONUT SAYISI 45 BİN 483 OLDU

Ajans Press’in, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden elde ettiği bilgilere göre, 2019 yılında konut satışları bir önceki yıla azalış gösterdiği kaydedildi. Böylelikle geçen yıl 1 milyon 348 bin 729 adet konutun el değiştirdiği görülürken, yabancılara satılan konut sayısı 45 bin 483 olarak kayıtlara geçti. Ülke uyruklarına göre en çok konut satışının da Irak vatandaşlarına yapıldığı kaydedilirken, Irak vatandaşlarının geçen yıl 7 bin 596 konut satın aldığı saptandı. İkinci sırada 5 bin 423 konut ile İran yer alırken, üçüncü sıraya 2 bin 893 konut ile Rusya yerleşti.

İş süreçlerinde kadının katılımı yok denecek kadar az

İş süreçlerinde kadının katılımı yok denecek kadar az

Türkiye, “toplumsal cinsiyet eşitliği” alanında parlak bir görünüm sergilemiyor. Kadın iş gücü, hizmet sektörü hariç hemen hemen tüm alanlarda geri planda yer alırken, üst düzey yöneticiler arasında kadın oranı yüzde 18 olarak belirlendi. Türkiye, “Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu”na göre 130. sırada yer alıyor

Kadın istihdamı Türkiye’de her dönemde ele alınan, tartışılan bir konu olarak gündemde yer alıyor. 2020 Dünya Ekonomik Forumu’nun “Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu” verilerine göreyse Türkiye, dünya genelinde 130. sırada yer alıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Kaynakları Yüksek Lisans Program Direktörü Doç. Dr. Başak Uçanok Tan, “Kadınlar ağırlıklı olarak hizmet sektöründe görev alıyor, profesyonel iş süreçlerineyse kadın katılımı yok denecek kadar az” diyor.

Çoğunluk hizmet sektöründe

Dünya Ekonomik Forumu’nun 153 ülkeyi kapsayan ve ülkelerde ekonomik katılım ve fırsat, eğitime katılım, sağlık ve sağ kalım ve politik güçlenme alanlarının ele alındığı raporu değerlendiren Doç. Dr. Uçanok Tan, uzman mesleklerdeki açığa dikkat çekti. Doç. Dr. Tan, “Eylül 2019 TÜİK verilerine göre, Türkiye’de, kadınların işgücüne katılım oranı %34,9 ile erkeklerin katılım oranının (%72,6) yarısından daha düşük gerçekleşti. İstihdam edilen kadınların % 17,9’u kısmi zamanlı çalışırken, bu oran erkekler için %5,9’a düşüyor. Kadınların en çok görev aldığı alan yüzde 56,1 ile hizmet sektörü” dedi. Hane Halkı İşgücü Araştırması 2018 sonuçlarına göre kadının tarımda istihdam oranının yüzde 28,3 olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Uçanok Tan, sanayi sektöründe ise bu oranın yüzde 15,6 olduğunu belirtti.

Karar süreçlerinde kadın yok

Avrupa Komisyonu’nun 2019 Eşitlik Raporu’na göre, Avrupa genelindeki, halka açık şirketlerin yüzde 26,7’sinin yönetim kurulunda kadınları görüyoruz ve bu şirketlerin sadece yüzde 6,3’ünde kadın CEO bulunuyor.

Doç. Dr. Uçanok Tan’a göre durum Türkiye’de daha da vahim; “Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 raporuna göre; Türkiye’de üst düzey yöneticilerin sadece %17,4’ü kadın ve bu oran yönetim kurullarındaki kadın temsiline bakıldığında %13,4’e düşüyor. Rapora göre, Türkiye’deki şirketlerin sadece % 3,9’unda kadın CEO görüyoruz. Bu veriler Türkiye’yi 153 ülke arasında 132’nci sıraya yerleştiriyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi değerlendirmeye alındığında ise Türkiye cinsiyet eşitsizliği sıralamasında sırasıyla İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Tunus’un gerisinde yer alıyor”.

Ücreti toplumun algısı belirliyor

Kadınların çalışma hayatında karşı karşıya kaldığı sorunların en önemlilerinden birisi ücret eşitsizliği. 2019 Sosyal Kurumlar ve Toplumsal Cinsiyet Endeksi (SIGI) Raporu’na göre cinsiyete dayalı ücret farkı dünyada %13,6. Yapılan araştırmalar OECD ülkelerinde kadın ve erkek arasındaki ücret farklılıklarının kapanma sürecinin en az 50 yılı bulacağını ortaya koyuyor. Uluslararası İş Örgütü’nun (İLO) 2019 verilerine göre ise Türkiye’de cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği %12,9. Türkiye’deki durumu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri üzerinden değerlendiren Doç. Dr. Uçanok Tan şu ifadeleri kullandı, “Ülkemizde ne yazık ki kadınlar hala erkekler kadar çok kazanamıyor. Eğitim seviyesi arttıkça ücret eşitsizliğinin düşmesi beklenirken, Türkiye’de lise eğitim seviyesinde cinsiyete dayalı ücret farklılığı yüzde 10’dan, yüksekokul ve üzeri eğitim seviyesinde yüzde 22’ye çıkıyor. Bu tablo bize ücret eşitsizliğinin eğitim seviyesiyle açıklanamayacağını gösterir. Bu sonuçların arkasında yatan neden, kadın ve erkek emeğine atfedilen değere dair ön kabuller ve toplumsal algıdır.”