Ã?nizleme

23 Ağustos 2019 Cuma

Türkiye doğal afet riski taşıyan ülkeler arasında 112'nci sırada

Türkiye doğal afet riski taşıyan ülkeler arasında 112'nci sırada

Türkiye doğal afet riski taşıyan ülkeler arasında 112’nci sırada yer alırken, son zamanlarda yaşanan orman yangınları ve sel baskınları ile karşı karşıya kaldığı görüldü. 

Doğal afetin medyaya yansımaları incelendiğinde ise 2019 yılı başından itibaren bu başlık altında 8 bin 167 basın haberinin yansıma bulduğu tespit edildi.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, Türkiye’de meydana gelen doğal afetlerle alakalı medya başlıklarını inceledi. PRNet ve Ajans Press’in 2019 yılı basın haberlerinden derlediği bilgilere göredoğal afet başlığı altında 8 bin 167 haberin medyada yansıma bulduğu tespit edildi.Haber başlıkları incelendiğinde ise son zamanlarda farklı noktalarda yaşanan sel felaketlerinin ve orman yangınlarının gündemde olduğu kaydedildi. Bu başlıklardan sonra Türkiye’de basına yansıyan en çok doğal afet konusu deprem olarak saptandı. Doğal afete karşı bilinçli olmak için verilen konferanslar ise yine medyanın gündeminde oldu.

Ajans Press’in World Risk Report verilerinden elde ettiği bilgilere göre, Türkiye doğal afet riski taşıyan ülkeler arasında yer alırken, bu oranın yüzde 4,73 olduğu belirlendi. Dünyanın en fazla doğal afet riski taşıyan ülkesi ise yüzde 50,28 oranla Vanuatu olarak kaydedildi. 172 ülkenin olduğu listede en az doğal afet görülen ülkesi de Katar olarak saptandı. Katar’da bu oran sadece yüzde 0,36 iken ona 0,57 ile Malta’nın, yüzde 1,25 ile de Suudi Arabistan’ın eşlik ettiği görüldü. Türkiye ise bu listeye 112. sıradan girdi.


Yaz aylarında artıyor

Yaz aylarında artıyor

Güneş hayatımızın vazgeçilmezi. Özellikle de tatille özdeşleşen yaz ayları güneşe maruziyetimiz isteyerek ya istemeden de olsa artıyor. 

Getirdiği tüm güzelliklerin yanında yaz aylarının bıraktığı önemli sorunlardan biri de güneş lekeleri oluyor. Derinin üst yani epidermis kısmında çil, solar lentigo ya da daha alt dermis kısımlarında melazma olarak tanımlanan farklı çeşitlerde güneş lekeleri oluşabiliyor. Bazen yeni ortaya çıkan bu sorunlar bazı kişilerde de var olan lekelerin yoğunlaşması şeklinde kendini gösteriyor. 

Altta yatan ne olursa olsun güneş koruyucu kremlerin çok yoğun sürülmesi ve sık sık tekrarlanması gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, yüzde 100 korumanın sağlanamamasından dolayı da güneşlenmemek, şapka ve giysiler gibi fiziksel olarak korunmak gerektiğine dikkat çekiyor. Yaz aylarında görülme sıklığında artış görülen cilt lekelerinden korunma ve tedavi yöntemlerini anlattı.
  • Melazma
Melazma, güneşe maruz kalan bölgelerde, özellikle yüzde ortaya çıkan ve deride renk koyulaşmasıyla seyreden bir cilt sorunu. Güneşten gelen ultraviyole ışınları veya kuvvetli lambalardan yayılan ışık, deride renk pigmentlerini üreten "melanositleri" uyarıyor ve melanin sentezini artırarak rengin koyulaşmasına neden olabiliyor. Koyu tenli kişilerde melanositler daha aktif olduğundan etkisi de daha fazla oluyor. Bazı ilaçlar ya da hamilelik gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde de melanositler normal seviyenin üzerinde pigment ürettiği için ciltte koyu lekeler ortaya çıkabiliyor.

Etkili sonuçlar için erken müdahale gerekiyor
Yeni başlayan lekelerde daha iyi yanıt alınabildiği gibi lekenin oluşma süresi uzadıkça tedavi de o ölçüde zorlaşıyor. Tedavinin sonucuna etki eden bir diğer unsur ise lekenin derinliği oluyor. Yüzeysel lekeler tedavilerle kolayca yok olurken derin lekeler ısrarla kalabiliyor. Bununla birlikte cildin tipi de tedavi açısından zorlayıcı olabildiği için ten rengi çok koyu, cildi hassas veya kızarık yapıda olanlarda dikkatli olunması gerekiyor. Melazma tedavisinde, leke açıcı kremler, Karbonpeeling (Q-Switched ND-YAG Lazer), Thulium Lazer, Fraksiyonel Lazer, Dermapen, kimyasal peelingler ve mezoterapi gibi farklı uygulamalardan hasta için uygun olan belirlenerek kullanılabiliyor.
  • Güneş lekesi (Lentigo)
Lentigo olarak tanımlanan bu tür güneş lekesinin daha çok çillerle karışan bir hiperpigmentasyon hastalığı olduğunu söyleyen Dr. Hülya Sağlam, genel olarak 40 yaş sonrası görülen bu tür güneş lekelerinin bazen 20'li yaşlardan sonra da ortaya çıkabileceğini söylüyor. Hem daha koyu renkli hem de boyutlarının daha büyük olması, güneş lekesini çilden ayıran özellikler olarak sıralanıyor. Lentigolar, her mevsim derine kalıcı olmakla birlikte güneşe maruziyet nedeniyle yaz aylarında renginde koyulaşma gözleniyor.
Lekelerin özellikle açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan el sırtı, yüz, omuz, sırt ve göğüs ön yüzü gibi cilt bölgelerinde ortaya çıktığını belirten Dr. Hülya Sağlam, şu bilgileri veriyor: "Değişik boyutlarda olabilen bu kahverengi lekelerin net sınırları bulunur. Özellikle akut güneş yanıklarından sonra, sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasını takiben yaygın bir şekilde beliriyor. El sırtında ve yüzde ortaya çıkan ve yaşlılık güneş lekeleri olarak da tanımlanan lekeler genellikle 40 yaş sonrası görülür."

Aniden büyüyen lekeleri ciddiye alın!
Güneş lekelerinin kansere dönüşme riski bulunmuyor ve tedaviler de bu nedenle estetik amaçla yapılıyor. Ancak bazı güneş lekeleri, lentigo maligna olarak adlandırılan deri kanseri ile karışabileceği için aniden büyüyen lekelerde bilgisayarlı dermaskopik inceleme yapılması önem taşıyor. Lentigoların tedavisinde kimyasal peeling ve lazer tedavileri kullanılıyor.
  • Çiller
Güneş nedeniyle ortaya çıkan bir başka cilt lekesini ise çiller oluşturuyor. Erken çocukluk döneminden itibaren ortaya çıkan çiller genellikle net sınırlı ve kahverengi küçük lekeler olarak görülüyor. Cildin güneş ışığına aşırı renk üreterek tepki vermesi sonucu ortaya çıkan yüz çilleri en çok alın, yanak, burun üzerinde görülüyor. Ancak bazı kişilerde tüm yüzü kaplayacak derecede şiddetli olabiliyor. En çok sarışın, kızıl ve açık tenli kişilerde görülmekle beraber koyu tenlilerde ortaya çıkabiliyor. Açık ya da koyu kahverengi olan çillerin güneş temasından sonra koyulaştığı ve güneşlenilmediği zaman da renginin solduğu görülüyor.

Çillerin de kansere dönüşme riski olmasa da bu kişilerin güneş ışığına daha duyarlı oldukları da biliniyor. Lazer tedavileri ve kimyasal peeling uygulamaları çillerin tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

Güneş lekelerinde kullanılabilen yöntemler
Güneş lekelerinde ciltteki melanin pigmentlerinin yerleşimine göre de farklı planlamalar gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor...

1 -Leke açıcı kremler: Leke giderici kremlerin çoğu renk hücresinde renk maddesi yapımını engelleyerek etkili oluyor. Ancak tedaviden istenilen sonuca ulaşabilmek için kremleri düzenli ve uzun süre kullanmak gerekiyor.
2-Karbon peeling: Renk hücrelerine etki eden lazer, nanosaniye gibi çok kısa bir sürede yüksek enerji verdiği için renk maddesi ve hücrelerini parçalayabiliyor. Bu nedenle güneş lekesi tedavisinde ve dövme silmede tercih edilebiliyor. Karbon peeling yöntemi ile kollajen doku canlanıyor ve cilt tazeleniyor. Dolayısıyla yaz boyunca güneşin zararlı etkilerine maruz kalan cildin ışık kazanması ve lekelerden kurtulmak için bu tedavi kullanılabiliyor.
3- Thulium Lazer: Leke tedavisi ve cilt yenileme alanlarında kullanılan etkili olan bu sistemde lazer ışınları ile deride 100 mikron çapında mikro-kanallar açılarak C vitamini, kök hücre içeren nano partiküküllü ürünler kişinin sorununa göre seçilerek cilde yediriliyor. Tedavi süresinin kısalığı, ağrısız bir yöntem olması ve kişinin günlük yaşamına hemen dönebilmesitedavinin avantajları arasında sıralanıyor.
4-Fraksiyonel Lazer: Genellikle açık ten rengi olan kişilerde tercih edilen bir yöntem. Ancak kılcal damarı fazla, hassas cildi olanlarda ve esmerlerde fraksiyonel lazer leke tedavisinde kullanılmaması gerekiyor. En çok akne izleri, yara, yanık izleri ve cilt yenilemede yararlanılabiliyor.
5- Dermapen: İnce çelik iğnelerden oluşan Dermapen ile deride çok sayıda gözle görülmeyen delikçikler açılıyor. Hem cildin kendi onarım mekanizmasının tetiklenmesi hem de işlem esnasında kullanılan serum ve maskeler ciltte toparlanma sıkılaşmanın yanı sıra lekelerde de önemli bir azalmaya neden oluyor.
6- Kimyasal peelingler: Üst derinin yenilenmesini hızlandırarak lekenin üst deriden atılmasını sağlayan kimyasal peelingler, leke tedavisinde de kullanılabiliyor. Ancak koyu tenlilerde, kızarık ve hassas ciltlerde kimyasal peeling aşırı soyulma yaparsa lekelenmeyi tetikleyebileceği için uygulanmaması gerekiyor.
7-Enzimatik peeling: Birden fazla kimyasal ve bitkisel peeling yapan ürünlerin bir araya getirilerek maske şeklinde 8-10 saat bekletilerek yapılan bir işlem.
8-PRP: Bu yönteminde, pıhtı hücreleri tarafından salınan, tüm yara iyileşmesi ve doku yenilenmesi süreçlerini başlatan büyüme faktörlerini elde edilmesi amaçlanıyor. Hastanın tamamı kendisine ait pıhtı hücreleri ve büyüme faktörleri içeren serumuyla cilt yenilemesi sağlanabiliyor. PRP yöntemiyle elde edilen serum cilt altına veya cilt içine minik enjeksiyonlarla veriliyor.
9- Mezoterapi: Burada leke giderici maddeler lekenin içine direk verilerek etkinlikleri arttırılıyor. Ayrıca cilt yenileyen maddeler hasarlı olan leke bölgesini yenileyerek lekenin açılmasını sağlıyor. Leke tedavisinde lazer ve diğer yöntemlerle bir arada mezoterapi uygulamak leke tedavisinin etkinliğinin de artmasını sağlıyor. Yüz mezoterapisi, başlangıçta 1-2 hafta aralıklarla ortalama 4-6 seans uygulanıyor.

Kadınlarda uykusuzluk neden olur?

Kadınlarda uykusuzluk neden olur?

Siz de gecelerinizi koyunların çitten atladığı hayaliyle mi eçiriyorsunuz? Yalnız değilsiniz, kadınların yüzde 70'i aynı sorunla karşı karşıya.

Yeterli süre ve kalitede uyku alamayarak, sabaha tazelenmiş ve dinlenmiş bir vücutla kalkamama hali olarak açıklayabileceğimiz uykusuzluk, araştırmalara göre kadınların yüzde 70'inin yaşadığı bir uyku sorunu.

Gecenin büyük bölümünü sağa sola dönerek, bir türlü uykuya dalamadığı için huzursuz olarak geçiren kadınların büyük bölümünün çareyi ilaçlarda aradığı da bir gerçek. Uykusuzluk, hormonal değişimlere bağlı olarak da gerçekleşebileceği için özellikle 55 yaşından büyük kadınlarda bu soruna daha fazla rastlanıyor.

Stresli bir günün ardından…
Günlük hayatınız, gündüz yaşadığınız stres seviyesi akşam yatağa girdikten sonraki hayatınızı da etkiliyor. Öyle ki çalışan kadınlarda uykusuzluk, ev kadınlarına göre daha fazla görülüyor. Bu da gündüz yaşadığınız iş stresinin kafanızda yarattığı meşguliyetle açıklanabilir.

Çay, kahve ve sigara, uykuya dalmayı önemli ölçüde etkileyen faktörlerin başında geliyor. Alkol de tam doyum sağlamayan, zaman zaman kabuslarla dolu bir uyku evresi geçirmede etkili.

Huzursuz bacak sendromu
Gece boyunca istemsiz bacak hareketleri yapma olarak açıklanabilecek huzursuz bacak sendromu rahatsızlığı da uykuya geçişte sıkıntı yaratabiliyor. Bu sendroma sahip çoğu kişi, gece evde herkes uyurken ev içinde dolaşma ihtiyacı da hissedebiliyor. Huzursuz bacak sendromu hamilelikte daha da artıyor.

Hamileler altıncı aydan sonra uyku sorunu yaşamaya başlıyorlar. Vücudun ağırlaşması, sık idrara çıkma, göğüste yanma, bebek hareketleri, bel ağrısı gibi nedenlerden dolayı hamilelerin uyku saatleri düşebiliyor.

Adet dönemi öncesinde de kadınlar gece uykularını huzursuz geçirebiliyorlar. Menopoz döneminde ise kadınlarda uykusuzluk sorunu daha da artıyor. Sıcak basmaları olarak bildiğimiz, östrojen seviyesinin düşmesine bağlı olarak gerçekleşen huzursuzluk, uykusuzluğa yol açabiliyor. Horlama, menopoz öncesi kadınlarda erkeklere oranla daha az görülse de menopoza giren kadınlarda horlama seviyesi erkeklerle eşitleniyor. Dolayısıyla horlama, huzursuz bir uyku yaşanmasına yol açıyor.


İyi bir uyku için öneriler


*Unutmayın, uzun süre devam eden uyku sorununu gidermek için durumlarda ilaç kullanımı gerekli olsa da genel olarak yaşam biçiminde yapılacak küçük değişiklikler uykusuzluğu gidermede etkili oluyor.
*Yatmadan önce alacağınız ılık bir duş, hem gündüz yaşadığınız stresli anları unutmanızı sağlar hem de vücudunuzu gevşetir.
*Yatmanıza kısa bir süre kala yemek ya da abur cubur yememeye özen gösterin. Akşam yemeğini ağır ve baharatlı yemek de uykunuzu etkiler.
*Kahve ve çayı gün içinde mümkün olduğunca az tüketin. Alkole de bir sınır getirin. Yatmadan önce enerji içeceği tüketmeyin.
*Yatakta televizyon seyretmeyin. Hatta yattığınız odada televizyon bulundurmayın. Zira televizyon kapalıyken bile yaydığı sinyaller beyninizin tam olarak dinlenmesini engeller.
*Kaçta uyursanız uyuyun, kalkma saatiniz her gün aynı olsun. Böylece beyniniz belli bir uyku ritmine alışır.
*Gündüz uykularına son verin.
*Giydiğiniz kıyafetin yumuşak ve bol, odanızın sessiz ve loş, yastığınızın da rahat olmasına özen gösterin.

İngilizce Öğrenmeye Hazır Olun

İngilizce Öğrenmeye Hazır Olun

İngilizce öğrenimi Türkiye'de her ne kadar zor olarak algılansa da aslında oldukça basit. Basit dememizin sebebi, kursumuzun disiplinli, eğitim odaklı olarak ilerlemesi diyebiliriz. Bugüne kadar Türk Amerikan Derneği Bakırköy İngilizce kursları deneyimi yaşayıp kursu başarıyla tamamlamış olanlar, istedikleri gibi dili konuşabiliyorlar.

Peki, bunu neden siz de denemiyorsunuz? Kursumuza katıldıktan sonra eğlenceli ortamımızı hissedebilir, İngilizcenin sanılandan çok daha basit öğrenilebilen dil olduğunu görebileceksiniz. Ama bir şartımız var! Kursumuza başladığınızda tüm ön yargılarınızı bir tarafa bırakmanız. Eğer onları bir kenara bırakırsanız, göreceksiniz ki İngilizceyi tıpkı Türkçe gibi konuşabiliyorsunuz. Bu sizi ettiği gibi bizi de mutlu edecektir. Zaten bu mutluluğu size yaşatmak için varız.

İngilizceyi Öğrenmeye Hazır Olun

Kurs seçiminde zorlanıyorsanız, bize mutlaka danışmalısınız. Çünkü eğitmen seviyemiz, sınıflarda kullandığımız teknoloji, öğrencilerimizin öğrenmesi için yaptıklarımız sizi oldukça etkileyecektir. Bu mükemmel deneyimi yaşamak, İngilizceyi öğrenmek istiyorsanız, o zaman yapmanız gereken bize danışmak olacak. Hangi amaçla olursa olsun, hangi seviyede olursanız olun, siz gönüllü olun, biz size İngilizceyi öğretmeye gönüllüyüz. Sıkıcılıktan uzak, sakin, özellikle keyif verici bir tarzla ilerliyoruz. Hazırsanız, başlayalım.

22 Ağustos 2019 Perşembe

Okul çantası boya uygun olmalı!

Okul çantası boya uygun olmalı!

Okulların açılmasına sayılı günler kala uzmanlar ağır çanta uyarısında bulunuyor. Çantanın yanlış kullanımı ve ağır çanta, omuz, boyun ve sırt ağrıları ile kollarda ve ellerde uyuşmaya yol açabiliyor. 

Uzmanlara göre, çocuğun boyuna uygun çanta seçmek gerekiyor. Çantada ağırlığı fazla olan cisimler sırt bölgesine daha yakın olacak şekilde yerleştirilmeli ve çantanın ön ceplerine daha hafif eşyalar konulmalı. Çantayı taşırken her iki omuz askısı da mutlaka takılmalı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora, okul çantası seçiminde dikkat edilmesi gerekenler konusunda uyarılarda bulundu.

Ağır çanta omuz ve sırt ağrısına yol açıyor

Okul çantalarının yanlış kullanımı sonucu çeşitli sorunların ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora, “Okul çantaları, çocukların okul gereçlerinin yükünü daha kolay taşımaları için tasarlanmışlardır. Bunu, yükü vücudun ağırlık merkezine yaklaştırıp ağırlığı omuzlar ve omurga üzerine dengeli dağıtarak yaparlar. Okul çantalarının yanlış kullanımı ve olması gerekenden daha ağır yüklenmesi sonucunda çeşitli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Omuz ve sırt ağrıları, kollarda ve ellerde uyuşmalar bunların en sık görülenleridir. Özellikle çantanın omuz askılarının uygun ayarlanmaması ve askıların tek taraflı kullanımı omurgada duruş bozukluklarına sebep olabilmektedir” uyarısında bulundu.

Ağır okul çantası boy kısalığına neden olmaz

Ağır okul çantasının omurga eğriliği olarak bilinen Skolyoz ya da boy kısalığına yol açtığı gibi toplumda doğru bilinen bir yanlış olduğunu hatırlatan ve bu iddiaların doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora, “Okul çantasının ağır olmasının çocuklarda omurga eğriliği (skolyoz) ya da boy kısalığı yaptığını gösteren bir bilimsel çalışma yoktur. Ancak sürekli ağır okul çantası taşıyan çocukta omuz, boyun, sırt ve bacaklarda ağrılar oluşabilir. Ağır çantayla birlikte vücudunun ağırlık merkezi değişen çocuk düşmelere bağlı yaralanmalara daha açık hale gelir” dedi.

Ağır eşyalar sırt bölgesine yakın yerleştirilmeli

Okul çantası ağırlığının çocuğun vücut ağırlığının %10-15’ini geçmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora, “Bunu sağlamak için gereksiz eşyalar çantadan çıkarılmalıdır. Taşımanın kolaylaşması için ağırlığı fazla olan cisimler sırt bölgesine daha yakın olacak şekilde yerleştirilmeli, çantanın ön ceplerine daha hafif eşyalar konulmalıdır. Çantayı taşırken her iki omuz askısı da takılmalıdır. Omuz askılarının uzunluğu, çantayı sırta tam oturtacak ancak omuzları fazla sıkmayacak şekilde ayarlanmalıdır” diye konuştu.

İdeal okul çantası nasıl olmalıdır?

Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora, ideal bir okul çantasını da şöyle tarif etti:


  • Öncelikle çocuğun yaşına ve boyuna uygun boyutta olmalı. Çok büyük çantalar hem kendileri fazladan ağırlık oluşturacaklar hem de içerideki gereçlerin rastgele hareket etmesi ve aşağıya doğru sarkmasıyla taşımayı güçleştirecektir. Küçük çantaların omuz askıları kolları sıkarak kollarda uyuşma ve karıncalanmaya sebep olabilir. Ayrıca çocuğun bel bölgesine tam oturmayacakları için sırt ağrısı sebebi olabilir.
  • Mutlaka çift omuz askısı olmalı.
  • Omuz askıları kalın ve baskı yapacak yerlerde yeterince yumuşak malzeme ile desteklenmiş olmalı.
  • Ağırlığın daha dengeli dağıtılması ve bele tam oturması için mümkünse bel bandı olmalı.
  • Sırt ve bel bölgesinde yeterli destek olmalı.


Çantalar her gün kontrol edilmeli

Ailelerin çocuğun çantasını her sabah kontrol etmesini ve gerekirse içeriğini azaltmaları konusunda müdahale etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Kerem Canbora, “Özellikle ara ara boyun, omuz, sırt ve bel ağrıları açısından çocukları sorgulayarak gerekirse bir uzmana danışmalıdırlar” diye konuştu.

21 Ağustos 2019 Çarşamba

Trafik kazalarında son yıllarda kaç bin kişi yaşamını yitirdi?

Trafik kazalarında son yıllarda kaç bin kişi yaşamını yitirdi?

Türkiye’de 2009-2018 yılları arasında, 12 milyon 236 bin 912 trafik kazası meydana geldi. Yaşanan kazalarda 52 bin 95 kişi yaşamını kaybederken, 2 milyon 695 bin 604 kişi yaralandı. Türkiye’de yaşanan trafik kazalarının son yıllarda medyaya yansıması ise 100 bin 675 yazılı basın haberi oldu.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, son on yılın kaza istatistiklerini ve medya başlıklarını inceledi. Ajans Press’in Emniyet Genel Müdürlüğü verileri ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre,Türkiye’de 2009-2018 yılları arasında, 12 milyon 236 bin 912 trafik kazası meydana geldi. Yaşanan kazalarda 52 bin 95 kişi yaşamını kaybederken, 2 milyon 695 bin 604 kişi ise yaralandı. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının nedenlerine bakıldığında, ilk sırayı sürücü hataları alırken, onu sırasıyla yaya, yol, araç ve yolcu hataları takip etti.En çok kaza yapan araçlar cinslerine göre ayrıldığında, otomobilin ilk sırada yer aldığı görüldü. Otomobilide sırasıyla, kamyonet, motosiklet ve minibüs izledi.

Dünya genelinde trafik kazalarında yılda ortalama 1,2 milyon kişi hayatını kaybederken 50 milyondan fazla kişi yaralanıyor. Meydana gelen trafik kazalarının sosyo-ekonomik maliyeti ise 518 milyar dolar gibi çok ciddi rakamlara tekabül ediyor. Kazalarda kusur oranının yüzde 99’u sürücü, yaya ve yolcu olmak üzere insan faktöründen kaynaklanırken, son on yılda gerçekleşen yaralanmalı kazalar en fazla Temmuz ayında en az Şubat ayında meydana geldi. Gün olarak ise en fazla Cumartesi en az Salı günleri trafik kazalarının gerçekleştiği görüldü. Ajans Press ve ITS Medya’nın derlediği verilere göre, 2009-2018 yılları arasında meydana gelen trafik kazaları ve konuşulma oranları aşağıdaki gibi oldu;

YIL
TOPLAM KAZA
ÖLÜ
YARALI
HABER ADET
2009
1.053.346
4.324
201.380
8.643
2010
1.106.201
4.045
211.496
9.259
2011
1.228.928
3.835
236.074
9.466
2012
1.296.634
3.750
268.079
9.418
2013
1.207.354
3.685
274.829
8.641
2014
1.199.010
3.524
285.059
8.605
2015
1.313.359
7.530
304.421
8.684
2016
1.400.000
7.300
303.812
8.216
2017
1.202.716
7.427
303.383
12.298
2018
1.229.364
6.675
307.071
17.445


19 Ağustos 2019 Pazartesi

79 kiloydu, şimdi hedefi Türkiye güzelliği

79 kiloydu, şimdi hedefi Türkiye güzelliği


Hareketsizlik ve beslenme bozuklukları nedeniyle 79 kilo olan 22 yaşındaki Melis Naz Bilal'in MACFit Bornova'ya üye olduktan sonra hayatı değişti. Tam 24 kilo veren Melis, şimdi 2019 Best Model yarışmasına katılacak.

İnsanların kaygılandığı konulardan biridir fazla kilolu olmak ve herkesin hayalidir vücudunun formda olması… İşte bu hayalinin peşinden koşan Melis Naz Bilal, MACFit Bornova’ya üye oldu, düzenli spor yaptı ve şimdi Türkiye güzeli olmayı hedefliyor. Hareketsizlik ve beslenme bozuklukları nedeniyle 79 kilo olan 22 yaşındaki Melis'in MACFit Bornova'ya üye olduktan sonra hayatı değişti. İşte Melis Naz Bilal, spor sayesinde nasıl bir değişim yaşadığını bu sözlerle anlattı:

''Sekiz yıl boyunca voleybol oynuyordum ama üniversite sınavına hazırlık sürecinde bırakmak zorunda kaldım. Hareketsizlik ve beslenme bozuklukları yüzünden de 79 kiloya kadar çıktım. Üniversite hayatıma öz güvensiz ve mutsuz bir şekilde başladım. Ama MACFit Bornova kulübüne kayıt olduktan sonra hayatım değişti. MACFit Bornova'daki kişisel antrenörüm Vural Ertürk Bey sayesinde sporla hayata tutundum. Sadece beş ayda tam 24 kilo verdim ve 55 kiloya kadar düştüm. Yağ kütlemi azaltıp, kas kütlemi arttırmayı başardım. Şu anda tek hedefim; 2019 Best Model yarışmasına katılmak. Bunun için MACFit Bornova'da çalışmalarıma devam ediyorum.''

Türkiye'de işsizlik oranı

Türkiye'de işsizlik oranı

2019 yılının başından bugüne kadar işsizlik ile alakalı 33 bin 50 adet basına haberi çıkarken, zaman içerisinde artış gösteren işsizlik oranının medyanında gündeminde olduğu görüldü. 2019 yılı Mayıs verilerine göre de güncel işsiz sayısı 4 milyon 157 bin olarak kayıtlara geçti.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, işsizlik başlığı altında medyaya yansıyan haberleri çıkardı. PRNet ve Ajans Press’in 2019 yılı basın haberlerinden derlediği bilgilere göre, işsizlik ile alakalı 33 bin 50 adet basın haberi çıktığı görüldü.

Son zamanlarda büyük tartışma konularından biri olan işsizliğin medyanında gündemin olduğu kaydedildi. 2018 yılında basına yansıyan işsizlik konusu ise 46 bin 575 olurken, 2017 yılında da 48 bin 854 olduğu belirlendi.İşsizlik başlığı altında en çok yansıma bulan başlık ise kıdem tazminatı oldu. Yıl içerisinde kıdem tazminatı ile alakalı yazılı basına 6 bin 132 haberin yansıdığı görüldü.

Ajans Press’in,Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre ise Mayıs ayı itibarıyla güncel işsizlik rakamı 4 milyon 157 olarak kayıtlara geçti. Bu rakam geçen yılın aynı ayına göre 1 milyon 21 kişi artarken, işsizlik oranının yüzde 12,8 seviyesinde gerçekleştiği görüldü. Yaşlara göre işsizlik incelendiğinde ise genç nüfusta (15-24) yüzde 23,3 olarak gözlenirken, 15 64 yaş grubunun 13,1 seviyesinde olduğu kaydedildi.