Ã?nizleme

20 Ekim 2018 Cumartesi

Kalbinizi sebzeyle koruyun!

Kalbinizi sebzeyle koruyun!

Tüm dünyada yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülüyor. 

Kalp ve damar sağlığı sorunları ile beslenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, "Öğünlerinizde ne kadar çok ve çeşitli sebze, yeşillik varsa kalbiniz de o kadar sağlıklı olur. Ama bazıları var ki kalp ve damar sağlığınızı korumada bir adım öne çıkıyor. Bürüksel lahanası, karnabahar, brokoli, lahana, soğan, bamya, karalahana, roka, kişniş otu, kırmızı pancar, fesleğen ve susamı sofranızdan eksik etmeyin" diyor.

Brüksel lahanası ve karnabahar, kalp krizi riskini azaltıyor!

Dr. Ümit Aktaş konuyla ilgili; "Lahanagiller olarak bilinen sebzeler, kanserden koruyan önemli bir etkiye sahiptir. Brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar ve lahana, kalp ve damar sağlığı için mucizevi etkiyle sahip besinlerdir. Yapılan araştırmalara göre, sofranızda ne kadar çok sebze varsa atar damarlarınız da o kadar ince ve elastik oluyor. Damarların kalınlaşması ise kan akışını kısıtlayarak kalp krizine kadar giden bir süreci tetikliyor. Yani, sebze tüketiminiz arttıkça damarlarınızın sağlığı da o oranda iyileşiyor" diyor.

Bu besinlerin sağlık sırrının sülforafan adlı bir molekülde saklı olduğunu belirten Dr. Aktaş, bu kalp dostu madde ısıya karşı hassastır. Bu nedenle lahananın yemeğinden ziyade salatasını yapıp yiyin. Brokoliyi, Brüksel lahanasını bir-iki dakikadan fazla haşlamayın. Hatta mümkünse çiğ tüketmeye çalışın uyarısında bulunuyor.

Bol bol lahana turşusu yiyerekkalbinizi koruyun!

Lif ve probiyotik zengini turşuların kalp sağlığını koruduğunu hatırlatan Dr. Ümit Aktaş, "Lif ve probiyotik zengini turşular, vücuttaki enflamasyonu azaltıyor, bağırsak sağlığını destekleyerek sistemin düzgün çalışmasını sağlıyor. Tansiyona iyi geliyor ve trigliseridleri düşürüyorlar. Bunların hepsi de kalp ve damar sağlığı için son derece önemli. Bol bol lahana turşusu yiyerek hem kalbinizi korursunuz hem de hücrelerinizi hastalıklara, yaşlanmanın etkilerine karşı korumuş olursunuz" dedi.

Roka, kişniş otu, kırmızı pancar, pazı ve fesleğen kalp krizinden koruyan kan sulandırıcılardır

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş "Roka, kişniş otu, kırmızı pancar, pazı, fesleğen… bu sebzelerin ortak özelliği kanı sulandıran özel bir molekül olan nitrat içermeleridir. Nitrat zengini sebzeler kanın pıhtılaşıp damarları tıkamasını önleyerek sizi kalp krizinden korur."

Dr. Ümit Aktaş'tan kalbi koruyan 10 bitkisel güç önerisi; Brokoli,Lahana, Soğan, Bamya, Karalahana, Roka, Kişniş otu, Kırmızı pancar, Fesleğen, Susam

Her yıl 214 milyar TL’lik gıda çöpe gidiyor

Her yıl 214 milyar TL’lik gıda çöpe gidiyor

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın seçtiği 9 girişimden biri olan teknoloji girişimi Fazla Gıda, sürdürülebilir iş uygulamalarına destek veren Accelerate2030’a davet edildi. Türkiye’den davet edilen tek “etki odaklı girişim” olan Fazla Gıda, Türkiye’nin gıda atığının toplamda yıllık 214 milyar TL olduğunu ve 1.5 yılda 2.600 tonluk gıda kurtardıklarının altını çizdi.


Fazla Gıda, dünyanın dört bir yanındaki girişimlere sürdürülebilir iş uygulamalarında verdiği destekle, girişimlerin kendi toplumlarına yönelik sosyal etki yaratmasını amaçlayan Accelerate2030’a “örnek teşkil eden, etki odaklı girişim” olarak davet edildi.

“Sürdürülebilirlik” çerçevesinde stratejik planını çizen kurumların çalışmalarını destekleyen Accelerate2030’da geleceğe yönelik hedeflerini açıklayan Fazla Gıda Kurucu Ortağı ve CEO’su Olcay Silahlı, amaçlarının gıda atıklarının nasıl önleneceği konusunda şirketler içinde farkındalık yaratmak olduğunun altını çizdi.

Küçük gıda işletmelerine yardım edilmeli

Soğuk Zincir altyapısının sağlanması ve daha da önemlisi bu konuda bir veri tabanı oluşturulup soğuk zincir hakkında makro seviyede veri bazlı çalışmaların yapılmasının önemine dikkat çeken Olcay Silahlı: “Küçük gıda işletmeleri ve tarımsal alanda faaliyet gösteren işletmelere bu süreçte yardım edilmesi gerektiğini düşünüyoruz, zaten bu yaklaşım son yıllarda global olarak da adeta bir ortak görüş haline geldi” dedi. Bu konuda hükümetlere de en az özel sektör kadar rol düştüğünü vurgulayan Silahlı, “Danimarka örneğinden yola çıkarak gerçek başarının ticari ve finansal faydaya dayalı modeller ile mümkün olacağını düşünüyoruz” şeklinde sözlerine devam etti.

Fazla Gıda olarak sundukları çözümler ve gelecek stratejilerinin global görüş ile uyumlu hatta global görüşün daha da önünde olduğunu göstermesi açısından Accelerate2030’a davet edilmenin kendileri açısından taşıdığı öneme vurgu yapan Olcay Silahlı, hem bölgesel hem de küresel düşündüklerini ifade etti.

Dünya’da yılda 1,3 milyar tonluk gıda atığı oluşuyor

Dünya’da oluşan karbon salınımının yüzde 8’i gıda atığından kaynaklanıyor. Oluşan gıda atığının yüzde 60’ı engellenebilir durumda. Fazla Gıda, şu ana kadar çalıştığı iş ortaklarında yüzde 70 seviyesinde bir kurtarma başarısına ulaştı. Türkiye’nin gıda atığı toplamda yıllık 214 milyar TL. Döngüsel ekonomiyle bu rakamın minimum yüzde 10’u yani ortalama 20 milyar TL’lik kısmı tasarruf olarak sağlanabilir.

Fazla Gıda, 1,5 yılda 2.600 tonluk gıda kurtardı

Bugün itibariyle Türkiye’de 17 şehirde faaliyet gösteren Fazla Gıda, yaklaşık 100 dernek ve gıda bankası ile iletişimde. 1,5 yılda 2.600 tonluk gıda kurtaran Fazla Gıda, 2.500 üzerinde ürün çeşidi ile 4.500 işlem sonucunda bu miktara ulaştı. 4 kurumdan aldığı bu ürünleri 200.000’in üzerindeki kişiye dağıtan Fazla Gıda’nın 1,5 yılda yaptığı ortalama yardım bedeli ise 10 milyon TL’nin üzerinde.

19 Ekim 2018 Cuma

Vücudun orkestra şefi hipofiz bezi

Vücudun orkestra şefi hipofiz bezi

Kendisi fındık büyüklüğünde olan hipofiz bezinin etkisi, küçüklüğünün aksine oldukça büyüktür. 

Büyüme hormonu, prolaktin hormonu, tirotropin gibi birçok hormonun salgılanmasının yanı sıra kan basıncının düzenlemesi, vücutta su dengesini sağlaması gibi onlarca görevi bulunmaktadır. Vücudun "orkestra şefi" de denilen hipofiz bezinde görülen tümörler pek çok rahatsızlığa neden olmaktadır. Bu yüzden belirtiler dikkate alınmalı ve tümör büyümeden müdahale edilmelidir. Memorial Ankara Hastanesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. İsmail Hakkı Tekkök hipofiz bezi, tümörleri ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Hormonları yönetiyor
Hipofiz bezi, beynin altında "Türk eğeri" diye de bilinen (Sella Tursika) yaklaşık bir santimetreküplük bir kemik çukurunun içinde bulunan fındık büyüklüğünde bir salgı bezidir. Hipofiz bezi büyüklüğüyle mukayese edilmeyecek kadar önemli işler yapan bir bezdir. Vücuttaki salgı bezlerinin hemen hepsinde etkilidir. Ne kadar büyüyeceğimizi tayin eden büyüme hormonunu, kadınlarda bebeğin emzirilmesi için gerekli süt salgısını sağlayacak prolaktin hormonunu, doğum sırasında rahmin kasılmasını düzenleyen oksitosini ve de vücuttaki su ve tuz dengesini sağlayan vazopressini salgılamaktadır. Ayrıca böbrek üstü bezi, tiroit ve yumurtalık gibi organlara ne kadar ve ne zaman salgı yapmaları gerektiği sinyalini yollayan bir orkestra şefidir.

Bu belirtilere dikkat!
Hipofiz bezinden kaynaklanan tümörlerin çok büyük bir kısmı iyi huylu, yani yavaş büyüyen ve uzaktaki organlara atlamayan tümörlerdir. Bunlara "hipofiz adenomu" denir. Yine de bulundukları yer kritik bir bölge olduğu için davranışları her zaman kötü huylu olamayabilir. Cinsel iktidarsızlıktan, yorgunluğa, alına yayılan baş ağrısından görme kaybına, kontrolsüz kıl çoğalmasından aşırı su içme ve aşırı idrara çıkmaya kadar pek çok belirtilere neden olur. Hipofiz bezinin hemen üstünde ve yanlarında görme ve göz hareketleri ile ilgili sinirler olduğu için ancak belli bir büyüklüğe eriştikten sonra görme kaybı riski de söz konusu olur.

Aşırı büyüme hormonu salgılanması iç organları tehdit edebilir
Büyüme hormonunun tümör nedeniyle aşırı salgılanması buluğ çağından önce kişinin devleşmesine neden olurken, buluğ çağını geçmiş hastalarda aşırı salınan büyüme hormonu çenenin, el ve ayakların ve daha önemlisi iç organların özellikle de kalbin büyümesine neden olarak hastanın sağlığını tehdit eder. Akromegali yani uçların büyümesi olarak bilinen bu durumda hastanın şeker metabolizması da etkileneceği için şeker hastalığına olan eğilim artar.

Aşırı prolaktin hormonu adet düzensizliği ve cinsel isteksizliğe yol açıyor
Aşırı prolaktin salgılayan hipofiz tümörleri, kadınlarda adet düzensizliğine, durup dururken ya da sıkmakla göğüs uçlarından süt gelmesine neden olabileceği gibi hem erkek hem de kadında cinsel isteksizlik ve erkekte iktidarsızlığa neden olabilir. Erkeklerde empotans ve cinsel isteksizlik ancak geç dönemlerde görüldüğünden erkek hastalar çoğunlukla tümör belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra görme şikayetiyle doktora başvurur.

Cushing hastalığı ortaya çıkabilir
Böbrek üstü bezinin salgılama işlevini kontrol eden ACTH adlı hipofiz hormonu aşırı salındığında; yüzde genişleme ve kızarma, aşırı kilo alımı ve özellikle gövdede yağ birikimi, ensede kalınlaşma, ciltte aşırı kıllanma ve sivilcelenme, kemiklerde kırılganlık, hipertansiyon gibi bulgularla ortaya çıkan ve durumu ilk tarif eden beyin cerrahının ismine atfen Cushing hastalığı diye bilinen ciddi bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Teşhis için hipofiz hormonları takip ediliyor
Teşhis için genel ve sinir sistemine yönelik muayene sonrasında direkt röntgen, sonra da bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans ile daha detaylı inceleme yapılır. Hipofiz hormonlarının kandaki düzeyine bakılarak seviyenin artıp artmadığı kontrol edilir.

En etkili yöntem cerrahi tedavi
Hipofiz tümörlerinde en etkili tedavi yöntemi cerrahi tedavidir. Cerrahide de genellikle Mısırlıların mumyalama öncesi kafa içi muhtevayı boşaltmak için kullandıkları yol yani transsfenoidal cerrahi denilen yöntem tercih edilmektedir. Bu tip ameliyatta özel bir açıcı ile her iki burun delikleri arasındaki kıkırdak ve kemik arasından girilerek kafa tabanına ulaşılmakta ve tümör dokusu çıkarılmaktadır. Bu ameliyat, ameliyat mikroskobu, endoskop, röntgen görüntü kontrol cihazı ve hatta nöronavigasyon ile yapılmaktadır. Bu ameliyatın avantajı, beyin dokusu ile direk temasın olmaması dolayısıyla iyileşmenin inanılmaz kısa sürede olmasıdır. Yaklaşık 1 saat süren operasyondan sonra kafa tabanı onarılıp burun delikleri içine tamponlar yerleştirilmektedir. Hasta ameliyattan 8 saat sonra yemeğini yiyebilir hale gelebilmekte ve 3. gün tamponları çıkarıldıktan sonra taburcu edilmektedir.

Diğer bir cerrahi yöntem, kafatasının açılması ile tümöre ulaşılmasıdır ki bu genelde tümör görme sinirini veya hemen onun yanındaki şah damarını sarmışsa başvurulan bir yöntemdir. Tamamı çıkarılamamış ya da ilaçla kontrol edilemeyen hipofiz tümörlerine ışın tedavisi gerekebilir. Hipofiz adenomları tekrarlayabilir. Bu durumda yeniden cerrahi, ışın tedavisi ve ya ilaç tedavisi denenebilir.

Yağ yakma hızını artırıyor

Yağ yakma hızını artırıyor

Soğuk kış günlerinin vazgeçilmez içeceklerinden salep, vücut sıcaklığını artırması ve hoş kokusu ile insanın içini ısıtıyor. 

Sütle hazırlandığı için güçlü bir kalsiyum ve protein kaynağı olan salebi kilo almadan tüketmek de mümkün. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Ezgi Mumcu, salebin faydaları hakkında bilgi verdi.

Kış hastalıklarından korunmada etkili
Salep, kış aylarında tüketimi artan sıcak içecekler arasında ilk sırada gelmektedir. Burada vücut ısısını artırarak, soğuktan korumasının büyük rolü vardır. Ayrıca soğuk havalarla birlikte artış gösteren grip ve nezle gibi kış hastalıklarının tedavisinde de etkindir. Bu hastalıkların sık görülen şikayetlerinden öksürüğün azalmasına yardımcıdır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan salep, göğsü yumuşatır ve boğaz ağrısına iyi gelir. Hastalık belirtileri vücutta hissedildiğinde sıcak bir salep içmek şikayetlerin önemli ölçüde azalmasını sağlayacaktır.

Süper ikili; salep ve tarçın
Salep denilince akla gelen lezzetlerden biri tarçındır. Bu ikili bir araya geldiğinde sağlığa faydaları çok daha fazla artmaktadır. Öncelikle tarçın, tatlı yemekten kendini alıkoyamayan kişiler için iyi bir dengeleyicidir. Kan şekerini kontrol altına aldığı için aniden ortaya çıkan tatlı krizlerini engeller. Bu sayede evde, sağlıklı koşullarda hazırlanan salep ile aç kalmadan kilo vermek de mümkün olabilir. İyi bir ara öğün alternatifi olan salep-tarçın ikilisi, midede uzun süre kalacak ve tokluk hissi sağlayacaktır.

Yağ yakma hızını artırıyor
Sütle pişirilen salep, içerdiği kalsiyum ve protein desteğiyle vücudun daha fazla yağ yakmasına olanak sağlar. Sağlıklı kilo vermede elzem bir kural vardır: kasları korumak ve kötü yağ hücrelerinin yakılmasını sağlamaktır. Bu şekilde verilen kilo da daha kalıcı olacaktır. Süt ile hazırlanan salebin mucizevi özelliklerinden biri de yağ yağma hızını artırmasıdır. Bunun için 1 su bardağı 190 kalori olan salebe kış aylarında beslenme programında özel bir yer ayırılması önemlidir

Baş ağrısına iyi geliyor
Soğuk havalar nedeniyle kapalı ve havasız ortamlarda geçirilen süreler de uzar. Yoğun iş temposu ve koşuşturma içerisinde belli aralıklarla havalandırılmayan yerlerde uzun saatler kalmak kişinin kendisini hem yorgun hissetmesine hem de baş ağrısı yaşamasına neden olabilir. Bazen iş yerlerinde verilecek küçük bir mola ve bu molada tüketeceğiniz bol tarçınlı bir salep hem kişinin rahatlamasını sağlayacak hem de baş ağrısına iyi gelecektir.

Salep içmek için 5 neden daha

  • Hemoroit şikayetlerinin azaltılmasında etkin rol oynar.
  • Kabızlık ve şişkinliği giderir, sindirimi kolaylaştırır.
  • Hafızayı ve zihni güçlendirir.
  • Adet düzensizliğine iyi gelir.
  • Cinsel gücü artırıcı özelliktedir.

Kendi salebinizi hazırlayın
Evde hazırlayacağınız salep, şeker oranını kendinize göre belirlemeniz ya da hiç kullanmamanıza olanak sağlayacağı için çok daha iyi olacaktır. Kilo vermenize yardımcı olacak kaliteli bir ara öğün alternatifi olan lezzetli salep tarifimiz şu şekilde;

Diyet Salep    
Malzemeler: 1 litre light süt, 3 yemek kaşığı toz salep, tarçın, isteğe bağlı toz tatlandırıcı  Yapılışı: 1 litre light sütü bir tencereye koyun. Toz salebi içine yavaş yavaş ekleyin ve topaklanma oluşmaması için sürekli karıştırın. Süt ve toz salep karışımı kaynayınca kısık ateşte birkaç dakika daha karıştırıp, ocaktan alın. İçine toz tatlandırıcıyı ekleyin ve üzerine bol tarçın ekleyerek servis edin.

Ekonomik dalgalanmalar yaşayan turizm sektörü

Ekonomik dalgalanmalar yaşayan turizm sektörü

Ekonomide yaşanan değişimler Türk tatilcilerin tercihlerini değiştiriyor. Yurt içi oteller bu dalgalanmadan olumlu etkilenirken yurt dışı turlara olan ilgide azalmalar yaşanıyor. 

Doların yükselişiyle beraber daha düşük bütçeli Avrupa turlarına rağbetin arttığını söyleyen Vizyon Turizm Yönetim Kurulu Üyesi Talha Çizmeci, “Incoming olarak verilen hizmetlerde ki karlılık bu durumdan olumlu etkilenirken, outgoing hizmetlerde doğal olarak iptaller ve azalmalar yaşanıyor” dedi.

28 yıllık tecrübesiyle Türkiye’nin önemli turizm acentalarından biri olan Vizyon Turizm bu yıl da yurt içi, yurt dışı turları ve kurumsal etkinliklerine hız kesmeden devam ederken sağlık turizmine de odaklanmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz yıla göre bu sezon ekonomide yaşanan dalgalanmalar doğrultusunda yurt dışı turlarına olan rağbetin azaldığını söyleyen Çizmeci, yurt içi otellerin ise bu durumdan olumlu etkilendiğini belirtti. Çizmeci, “Dövizdeki hızlı dalgalanmalar insanların paniklemesine sebep olduğundan bu yıl Nisan ve Mayıs aylarından sonra taleplerde düşüş yaşandı. Misafirler artık çok uzak tarihlerdeki tur programlarına bakmıyor ve yurt dışı gezilerinde daha yakın yerleri tercih ediyor. Özellikle uzak destinasyonlara olan ilgi azalırken Avrupa turlarına rağbet artıyor.” dedi.

“Ülke olarak sağlık turizmine önem vermeliyiz”

2019 yılında yurt dışı turlarına yeniden rağbetin artmasını sağlamak için yeni düzenlemeler yapacaklarına dikkat çeken Çizmeci, “Yaşanan dalgalanmalardan dolayı yurt dışı turlarında düşüş olsa da önümüzdeki yıl itibariyle daha kısa ve nispeten daha düşük bütçeli turlar organize etmeye çalışacağız.” dedi.

Incomingin oldukça önemli olduğunu ve daha da gelişmesi gerektiğini belirten Çizmeci aynı zamanda ülke olarak sağlık turizmine daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Çizmeci, “Ülke olarak sağlık turizminde çok iyi bir konumdayız ve çok iyi teknolojik cihazlara sahibiz. Sağlık turizmi bizim için katma değer olarak çok yüksek bir konumda. Turizm acentaları olarak sağlık turizminde kendimizi daha fazla geliştirmeli ve sağlık turizmine daha fazla yoğunlaşmalıyız.” dedi.

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Keyif amaçlı esrarın serbest bırakılması kaygı verici”

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Keyif amaçlı esrarın serbest bırakılması kaygı verici”

Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kanada’nın keyif amaçlı esrar kullanımını serbest bırakan C-45 Yasası’nı değerlendirdi. “C-45 Yasası, Kanada’nın da imzaladığı ve uyuşturucuların sadece bilimsel ve tıbbi amaçlarla üretim, imalat, ithalat, ihracat, dağıtım ve ticaretine izin veren 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi’ne aykırıdır” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy, bu siyasi tercihin başta Kanada gençliği olmak üzere,gelecek kuşakların sağlığı üzerinde meydana getireceği zararlardan kaygı duyduğunu ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Üyesi ve Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kanada’nın 17 Ekim 2018 tarihinde kabul ederek keyif amaçlı esrar kullanımını yasal hale getirdiği C-45 Yasası hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

“C-45 Yasası, 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi’ne aykırıdır”

“Kanada, 17 Ekim 2018 tarihinde kabul ettiği C-45 yasası ile keyif amaçlı cannabis (esrar) kullanımını yasal hale getirdi. Bu uygulama, Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin uymakla yükümlü olduğu sözleşmelere ters düşmektedir” diyen Prof. Dr. Sevil Atasoy, “C-45 Yasası, Kanada’nın da imzaladığı ve uyuşturucuların sadece bilimsel ve tıbbi amaçlarla üretim, imalat, ithalat, ihracat, dağıtım ve ticaretine izin veren 1961 Uyuşturucu Maddeler Tek Sözleşmesi’ne aykırıdır” dedi.

Prof. Dr. Sevil Atasoy: “Kanada’nın kararı gelecek kuşaklar açısından kaygı verici”

Sözleşmelerin uygulanışını denetleyen BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) üyesi olan Prof. Dr. Sevil Atasoy, Kanada Hükümeti’nin bu davranışı ile yasal ve siyasi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uluslararası düzeyde uyuşturucu ile mücadeleye sekte vurduğunu ve bu siyasi tercihin başta Kanada gençliği olmak üzere,gelecek kuşakların sağlığı üzerinde meydana getireceği zararlardan kaygı duyduğunu belirtti.

INCB Kurulu, Kanada ile görüşmelerini sürdürecek

2005-2010 yılları arasında BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyeliği ve Başkanlığı görevini yürüten Prof. Dr. Sevil Atasoy, “BM Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu, bu ciddi konuda Kanada Hükümeti ile istişarelerine devam edecek ve konuyu 30 Ekim – 16 Kasım 2018 tarihlerinde Viyana’da toplanacak 123. oturumunda irdeleyecektir” diyerek, kurul hakkında şu bilgileri verdi:

“INCB, bağımsız bir BM organı olup, 1961 TEK Sözleşmesi ile kurulmuştur. BM ülkelerinin imzaladığı üç adet uluslararası sözleşmenin denetimi ve ülkelerin sözleşmelere uyumunu desteklemekle yükümlüdür. 13 üyesi, Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından beş yıllığına seçilir.”

Türkiye'nin yarısından fazlası sosyal medyada

Türkiye'nin yarısından fazlası sosyal medyada

Küresel internet raporunun 2018 yılı Ekim verileri açıklandı. Türkiye’nin Facebook kullanıcı sayısının 43 milyon, Instagram 37 milyon, twitter ve snapchat kullanıcılarının ise 9’ar milyona yaklaştığı görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, 2018 yılının Ekim ayını ele alan küresel internet raporu araştırmasını inceledi. PRNet’in, “We Are Social” verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin neredeyse yarısından fazlasının Facebook kullanıcısı olduğu gözlendi. Böylelikle Facebook kullanıcı sayısı 43 milyon olarak belirlenirken, Instagram kullanıcı sayısı 37 milyon, Twitter ve Snapchat kullanıcı sayısı ise yaklaşık 9 milyon olarak görüldü. Türkiye’den en fazla Facebook kullanan şehir de İstanbul olarak kayıtlara geçerken, 11 milyon kullanıcı olması dikkat çekti.

EN ÇOK KONUŞULAN SOSYAL MECRALAR BELLİ OLDU

PRNet ve Ajans Press’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği medya incelemesinde, yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu.2018 yılı içerisinde gerçekleştirilen incelemede, sosyal medya hakkında 150 bin 610 haber yansıması tespit edildi. Sosyal medya mecralarının da konuşulma oranları belli olurken, hakkında en fazla haber yapılan mecranın 30 bin 752 haberle Twitter olduğu görüldü. Twitter’ı, 26 bin 757 haberle Facebook, 8 bin 838 haberle Youtube, 7 bin 502 haberle Whatsapp, bin 69 haberle Snapchat ve 331 haberle de Linkedin takip etti.

DÜNYADA ÖNEMLİ BİR YERE SAHİBİZ

Türkiye sosyal medya kullanımında dünya üzerinde önemli bir yere sahip iken, Facebook bazında dünya genelinde 9’uncu sıraya yerleşti. Twitter’da ise 8,8 milyon kullanıcısı olan Türkiye, dünya genelinde 5’inci sırada görülürken, Linkedin’de 6,9 milyon kullanıcı sayısıyla 15, Snapchat’te ise 8.5 milyon kullanıcı sayısıyla 10’uncu sırada yer aldı.

18 Ekim 2018 Perşembe

Türkiye sezaryen ile doğumda Avrupa'da ilk sırada

Türkiye sezaryen ile doğumda Avrupa'da ilk sırada

Türkiye’nin dünya genelindeki sezaryen oranına bakıldığında yüzde 53 ile dördüncü sırada olduğu görülürken, Avrupa ülkeleri arasında ise birinci sıraya yerleştiği saptandı.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, sezaryen doğum oranlarını konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in tıp dergisi Lancet’in araştırmasından ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin sezaryen doğum oranında Avrupa’da birinci sırasına yerleştiği saptandı.

 Türkiye’nin dünya genelindeki sezaryen oranına bakıldığında da yüzde 53 ile dördüncü sırada olduğu görüldü. Listenin ilk sırasına yüzde 58 sezaryen doğum oranı ile Dominik Cumhuriyeti’nin yerleştiği tespit edildi. Rapor 2015 yılı verilerini yansıtırken, dünya genelindeki sezaryen doğum oranının yüzde 21 olduğu ve bu rakamın 2000 yılında sadece yüzde 12 olması dikkat çekti.

SON YILLARDA HABER ÇIKIŞLARI ARTIŞ GÖSTERDİ

Ajans Press ve PRNet’in gerçekleştirdiği medya incelemesine göre, konuyla alakalı yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2017 ve 2018 yılları içerisinde gerçekleştirilen medya incelemesinde, sezaryen doğumla ilgili yazılı basına 7 bin 668 haberin yansıdığı tespit edildi. Öte yandan 2000 yılında sezaryen doğumla alakalı sadece 504 haber tespit edilirken, bu rakamın son yıllarda artması ve sağlık başlıkları içerisinde en çok konuşulanlar arasında yer alması ise dikkat çekici ayrıntılar arasında yer aldı.

Medyaya yansıyan haber başlıklarında, her beş doğumdan birinin sezaryen ile gerçekleşmesi, son yıllarda bu yönteme çok sık bir şekilde başvurulması ve özel sağlık kurumların kamu sağlık kurumlarına oranla bu yöntemi çok daha fazla uygulaması sağlık sayfalarına yansıyan ayrıntılar arasında yer aldı.