Ã?nizleme

12 Aralık 2019 Perşembe

AKUT’tan GÜVENDEYİM Uygulaması

AKUT’tan GÜVENDEYİM Uygulaması

AKUT Arama Kurtarma Derneği ile birlikte Genel Bilgi Teknolojileri şirketi tarafından geliştirilen “Güvendeyim” uygulaması, Google Play ve Apple App Store üzerinden yayında.

Güvendeyim, doğal afet durumlarında konum bilgilerinizin, kısa mesaj yoluyla, daha önceden belirlediğiniz kişilere gönderilerek, güvende olduğunuzun bildirilmesine yardım eden bir mobil uygulama. Aynı zamanda, deprem, sel ve yangın konularındaki bazı temel bilgilere, yine uygulamanın menüsü üzerinden ulaşabiliyorsunuz.

Uygulama internetsiz çalışıyor. Aramanın mümkün olmadığı, internetin çalışmadığı, SMS’lerin devreye girdiği doğal afet durumlarında, tek bir butona basılması, konumunuzun paylaşılması için yeterli oluyor. Uygulamanın ayarlar bölümünden, acil durumlarda haber iletilmesini istediğiniz, en fazla 5 kişinin telefon numarasını ekleyebiliyorsunuz. Daha sağlıklı çalışabilmesi adına aynı şehirde yaşamayan en az bir yakınınızın numarasının uygulamaya eklenmesi öneriliyor.

Standart SMS tarifesi üzerinden operatör tarafından ücretlendirilen uygulama, GPS servisi üzerinden konumun alınması, telefonun marka modeli ile bulunulan ortam gibi değişkenlere göre farklı sürelerde işlem gerçekleştirebiliyor.

Google play linki https://play.google.com/store/apps/details?id=genel.akut.guvendeyim

Apple App Store linki https://apps.apple.com/tr/app/g%C3%BCvendeyim/id1488896334?l=tr

AKUT Hakkında

AKUT Arama Kurtarma Derneği, kurulduğu 1996 yılından bu yana gerçekleştirdiği 3.730 operasyonda, 2.805 insanın hayatını kurtardı. Yaşamın kutsal ve en değerli olduğunun bilinciyle 1.453 hayvanın da kurtarılmasını sağladı. 5 yılda 52.000 km yol kat ederek, 52 il, 174 ilçede 5,5 milyon kişiye mobil eğitim projesi ile ulaştı. Her yıl toplumu bilinçlendirmek ve afetlere karşı daha dayanıklı bir Türkiye yaratmak için 100 binlerce kişiye ‘’Temel Afet Bilinçlendirme ve Deprem Seminerleri’’ vermeye devam ediyor.

Birleşmiş Milletler tarafından akredite edilmiş Türkiye’deki ilk kuruluş olarak yardım çağrısı aldığı yurtdışı afetlerinde de ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Tamamen gönüllülük esasıyla yürüttüğü tüm eğitim, operasyon, malzeme vb. ihtiyaçlarını ise destekçilerinin bağışlarıyla karşılıyor.

11 Aralık 2019 Çarşamba

Yurt dışına ilk kez çıkacaklar için 10 altın tavsiye

Yurt dışına ilk kez çıkacaklar için 10 altın tavsiye

Yurt dışına çıkma planınız varsa özellikle ilk defa yurt dışına çıkacaksanız önceden bir takım tavsiyelere bakmak fayda sağlıyor. 

Aksi halde olumsuz durumlar ortaya çıkabilir. Yurt dışı maceranızın kötü sonuçlanmaması için hayat kurtarıcı tavsiyeleri online seyahat markası Biletall.com,blog yazısında derledi.

Kalacağınız Yeri Önceden Ayarlayın
Yurt dışına gidildiği zaman ihtiyaçların başında konaklama yer almaktadır. Bu nedenle konaklamayı gitmeden halletmek, çok büyük avantaj sağlayacaktır. Avrupa’daki birçok ülkede otellerin yanı sıra hosteller de bulunmaktadır. İnternet üzerinden araştırmalar yaptığınızda, kendinize uygun hostellerde yer ayırmanın oldukça kolay olduğunu göreceksiniz.

Pasaport ve Vize İşlemleri
Yurt dışına çıkmadan aylar önce pasaport ve vize işlemlerini halletmenizde fayda var. Pasaport işlemleri bir nevi kolaydır, fakat bazı ülkeler için vize işlemleri sıkıntılı olabilmektedir. Bu nedenle vize işlemlerinin önceden halledilmeye başlanması, yurt dışı gidiş tarihinizi kaçırmamanız adına size fayda sağlayacaktır. Özellikle vize işlemi için uçak biletiniz, kalacağınız yer gibi bilgiler istendiği için başvuru yapmadan önce tüm hazırlıklarınızı tamamlamış olmanız işlerinizi kolaylaştırır.

Biletinizi Aylar Öncesinden Alın
Biletinizi aylar öncesinden almak, hem promosyonlardan yararlanmanızı sağlayacak hem de bu işle son dakika uğraşmamanız için size fayda sağlayacaktır. Vize için başvurunuz sırasında da tatiliniz için ayırdığınız sürenin netliğini gösterme açısından biletinizi erken almak yararlı bir durumdur.

Götürülecek Eşyalar Listesi
Yurt dışında uzun veya kısa süreli seyahatlerde, mutlaka götüreceğiniz eşyaların listesini erkenden yapmaya başlayın. Son anda sizin için değerli eşyaları arayarak gerilmek istemezsiniz. Ayrıca bu eşyaları oradayken temin etmek mümkün olmayabilir. Temin etseniz bile masraflı olması yüksek bir ihtimaldir.

Uzun Süreli Seyahatler İçin Mobil Operatör Seçimi
Gideceğiniz ülkede bulunan mobil operatörler arasında araştırma yaparak, bu operatörler arasından en uygun hizmet vereni seçmeli ve oraya gider gitmez bir hat çıkarmalısınız. Böylece hem yakınlarınızın size ulaşmasını sağlamış hem de internetsiz kalmamış olursunuz. Bilmediğiniz yerleri gezerken internet işleri gerçekten kolaylaştırıyor.

Bir Miktar Yedek Para
Yurtdışına zaten bir miktar parayla çıkacaksınızdır. Ancak olası sorunlara karşın mutlaka yanınızda bir miktar fazladan para bulunmalıdır. Bu parayı götürdüğünüzde unutmanız ve son ana kadar saklamanız, büyük sorunlardan kurtulmanıza yardımcı olacaktır. Parayı saklamak için de banka ya da cüzdan yerine hem sürekli yanınızda olacak hem de çok göz önünde bulunmayacak bir şey seçin.

Kaldığınız Otel veya Pansiyona Dair Bilgiler
Yurt dışında gitmiş olduğunuz ülkeyi keşfe çıkarken, kaldığınız otelin ya da pansiyonun mutlaka iletişim bilgilerini ve konum bilgilerini bir yere kaydedin ya da yanınızda bulundurun. Aksi halde yurt dışında kaybolmanız durumunda çok zor anlar yaşamanız olağan bir durumdur.

Her Gittiğiniz Yere Şarj Aletinizi Götürün
Telefonunuzun modeli ne olursa olsun, gittiğiniz her yere mutlaka şarj aletinizi hatta mümkünse powerbank götürün. Gittiğiniz yerde şarjınız bitebilir ve şarj aleti bulmanız pek mümkün olmayabilir. Bu tür durumlara karşı bunların yanınızda olması hayat kurtarır.

Restoranları Araştırın ve Kaldığınız Yerden Bu Konuda Bilgi Alın
Yurt dışına çıktığınız zaman farklı damak tatları ile karşılaşmanız söz konusu olacak. Bu nedenle kaldığınız yerden iyi ve uygun fiyatlı restoranlar hakkında bilgi alın, bu doğrultuda restoran tercihlerinizi yapın. Hatta gitmeden önce araştırmalar yapmaya başlayın.

Alışveriş Yaparken Sürekli Pazarlık Edin
Ülke fark etmeksizin, yurt dışında bir ürünü değerinden çok çok fazla fiyatlara turistlere satma gibi bir durum söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum karşısında mutlaka karşınızdaki satıcıyla pazarlık yapın ve pazarlık konusunda mutlak suretle ısrarcı olun. Bununla birlikte ürüne karşı çok istekli gibi bir profil sergilemeyin.

Hangi saç rengini nasıl seçmeliyiz?

Hangi saç rengini nasıl seçmeliyiz?

Cildinize sık sık bronzlaştırıcı uyguluyor ve dudaklarınızdan renkli parlatıcıları eksik etmiyorsanız, yanlış saç rengini seçmiş olabilirsiniz.

Trend olduğu için farklı saç renklerini denemekten kendinizi alıkoyamıyorsanız, öncelikle kendinize hangi saç renklerinin yakışıp yakışmadığını bilmelisiniz. Doğru saç rengiyle daha ışıltılı görünen bir cilde ve hatta daha canlı ve dolgun görünen dudaklara bile sahip olabilirsiniz. Yeter ki bu illüzyonu nasıl yaratacağınızı bilin.

Göz rengine göre doğru saç rengi nasıl seçilir?

Gözlerinizin iris tabakasında bulunan ve gözlerinize parlaklık veren renk pigmentleri, saçlarınızla uyumlu olduğunda gözleriniz olduğundan daha parlak ve büyük görünür. Bu nedenle gözleriniz mavi, açık yeşil gibi soğuk renklere sahipse, saç renginizi seçerken alt tonlarında soğuk renklerin olmasına dikkat edin. Sarı, açık kahverengi ve kızıl tonları gözlerinizle uyum sağlayabilir. Gözleriniz sıcak renkler olan ela veya kahverengiyse koyu kestaneler, karameller ve koyu çikolata tonları tam size göre. Bu renkler gözlerinizi ön plana çıkararak daha parlak görünmelerini sağlayacak.

Öneri: Saç diplerinizde doğal renkler yerine koyu renkleri tercih edin. Koyu renkler cildinizin daha canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar. Işıltılı saçlarla da gözlerin daha parlak bakacağını unutmayın. Saçlarınızın yeterince parlamadığını düşünüyorsanız, saçlara ışıltı kazandıran ürünlerden de yararlanabilirsiniz.

Ten rengine göre doğru saç rengi nasıl seçilir?

Doğduğunuz zamanki kaş renginiz, cildinizi en iyi biçimde tamamlar. Doğal kaş renginizden uzaklaştıkça daha kötü görünebilirsiniz. Bu nedenle saç renginiz kaşlarınızdan iki ton daha açık ya da koyu olmalı, saç renginizi seçerken buna özellikle dikkat etmelisiniz.

Öneri: Sıcak cilt tonları sarı ya da altın rengi gibi, soğuk cilt tonlarıysa mavi ya da pembe gibi alt tonları taşır. Sıcak cilt tonluysanız bakır, altın, kestane renklerini saçlarınızda denemelisiniz. Soğuk cilt tonluysanız küllü, mor ve bejlerle cildinizi vurgulayabilirsiniz.

Dudakları ön plana çıkaran saç renkleri neler?

Saçlardaki kırmızı tonlar dudakların doğal rengini ortaya çıkarır. Dudakları daha gösterişli ve çekici gösterir. Yanlış renkler ten renginize gölge düşüreceğinden seçim yaparken dikkatli olun. Buğday tenliyseniz kestanenin her tonunu saçlarınıza uygulayabilirsiniz. Açık tenliyseniz saçlarınızın önlerine yaptıracağınız açık kırmızı balyajlarla daha havalı görünebilirsiniz. Kızıl saçlara özel şampuanları kullanarak, saçlarınızdaki kızılların daha çok parlamasını sağlayabilirsiniz.

Öneri: Saç uçlarınıza yaptıracağınız kırmızı ışıltılı balyajlar yüzünüzü mükemmel biçimde çerçeveleyebilir. Saçlarınıza kalıcı olarak başka renkler eklemek istemiyorsanız, kızıl sprey saç boyalarını deneyebilirsiniz. Saçlarınızdaki balyajlar, dudaklarınızı belirginleştirecek ve birkaç yıkama sonrasında saçlarınız kendi rengine dönecektir.

Yüz şekline göre saç kesimi nasıl olmalı?


Mükemmel bir görünüm için, yüz şeklinizin, saç renginizin ve kesiminizin uyumuna dikkat ederek saçlarınızı şekillendirmelisiniz.

Oval yüzler
Reese Witherspoon gibi oval yüzlüyseniz, her kesim ve saç uzunluğu size yakışır. Yüz çevresindeki katlı kesimler ve röfleler yanakların daha dar görünmesini sağlar.

Kare yüzler
İnce katlar ve röfleler kare yüz şeklinde güzel durur. Eva Mendes'inki gibi biraz asimetrik kesilmiş saçlar köşeli görünen çene kemiklerini yumuşatır.

Yuvarlak yüzler
Kate Hudson'ınki gibi yuvarlak yüzlerin daha uzun görünmesi için dikkati saçların uç kısımlarına çekmek gerekiyor. Kısa katlı kesimler yüzün daha yuvarlak görünmesini sağlayabilir.

Bu düşünce kaza yaptırıyor

Bu düşünce kaza yaptırıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Güvenli Trafik Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Akbulut, eğitimli insanların trafik kazalarına daha çok karıştığını belirterek, "Ben istediğim zaman hız yapar, istediğim zaman durabilirim" şeklinde bir öz güvenin kazaların meydana gelmesinde önemli rol oynadığını söyledi. 

Aynı zamanda Afyon Kocatepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Akbulut, dünyadaki en önemli işlerden birinin insan davranışını değiştirmek olduğunu ifade etti. Akbulut, genelde de insan davranışlarının değişmesi için eğitimlerin verildiğini dile getirdi.

"TRAFİKTE HER ŞEY SANİYEDE DEĞİŞİR"

Trafikte aşırı güvenin en önemli konulardan birisi olduğuna dikkati çeken Akbulut, insanlara yüksek seviyeli, normal sürücü eğitimlerinden daha fazla eğitim verildiği zaman, bu insanların, "her koşulda araç kullanabileceğini" düşünerek gereksiz aşırı bir öz güvene sahip olduklarını vurguladı.

Akbulut, trafik koşullarının her saniye değiştiğine işaret ederek, "Trafikte ilerlerken, yol yüzey pürüzlülüğü her saniye değişir, görüş açınız her saniye değişiyor. Virajlar vardır, yanınızdaki, arkanızdaki, önünüzdeki araçlar sizin güvenliğinizi, sürüş kalitenizi her saniye değiştirir. Her saniye koşulları değişen bir yerde aşırı öz güven, aracınıza ve kendinize çok güvenmeniz, kaza yapmanıza neden oluyor" dedi.

"AŞIRI ÖZ GÜVENLE DAHA FAZLA HIZ YAPILIYOR"

Araçların güvenli olduğu hissinin de öz güveni artırdığını ve kazaya neden olduğunu bildiren Akbulut, şöyle konuştu:

"Araçlarının motor hacmi, fren sistemleri, güvenlik sistemlerinin çok iyi olduğunu düşünen insanlar, çok daha rahat, güvenlik tedbiratına uymadan aşırı öz güvenle daha fazla hız yapıyorlar. Bazı kişiler de 'Ben istediğim zaman hız yapar, istediğim zaman durabilirim' şeklinde bir öz güvene sahip. Bunlar çok yanlış düşünceler."

Araca ve alınan sürücü eğitimine bağlı öz güvenin, trafik güvenliği açısından tehlike meydana getireceğini aktaran Akbulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sadece Türkiye'de değil dünyada da böyledir. Kazayı siz yapmıyorsunuz ancak koşullar her defasında değişiyor. Devamlı tedbirli gitmek lazım. Öz güven, tedbiri elden bıraktırıyor. Sadece kendinizin nasıl iyi araba kullandığı değil, başkalarının da nasıl kötü araba kullandığını unutmayıp, kendinizi onlara göre de ayarlamanız gerekiyor. Çok iyi araba kullanıyor olabilirsiniz ama yanınızdaki, arkanızdaki çok iyi araba kullanamayabilir. Güvenliğinizi tehlikeye atabilir."

"SAYGI EĞİTİMİNİ ÇOCUKLARA 11 YAŞINA KADAR ÖĞRETMEK GEREKİYOR"

Eğitimle kaza oranlarında bir düşüş yaşanmadığına değinen Akbulut, şöyle devam etti:

"Bu akademik bir bilgidir. İnsanları eğiterek kaza oranlarının azaltıldığına ilişkin bir bilgi henüz sağlanamadı. Böyle bir bilgi yok. 'Biz eğiterek kaza oranını azalttık' diyen ülke yok. İnsanoğlunun, 11 yaşına kadar eğitimle karakterini değiştirebilirsiniz. Bu yaştan sonra öğrenir ama yapmaz. Öğrenmek başka bir şey öğrendiğini davranışa dönüştürmek başka bir şeydir. Herkes bilir ki alkollü bir şekilde araç kullanıldığı zaman kontrol kaybedilir, kazaya karışılır. Ama yine de alkollü olarak araç kullanıyorlar. Eğitim, o bilginin davranışa dönmesini sağlamaktır. Eğer bu eğitim bunu sağlayamıyorsa o zaman eğitimin gözden geçirilmesi lazım. Sürücü kurslarında ya da başka bir yerde verilen eğitimle davranışı değiştiremiyorsunuz. Trafikte kimse kimseye saygı göstermiyor. Bu saygı eğitimini çocuklara 11 yaşına kadar öğretmek gerekiyor."

Sağlıklı bir kalp için 10 öneri

Sağlıklı bir kalp için 10 öneri

Sağlıkla atan bir kalp için bu yıl sigara ve sağlıksız beslenme gibi zararlı alışkanlıklarınızdan kurtulup yeni adımlar atabilir, yeni başlangıçlar yapabilirsiniz. 

Memorial Şişli Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp sağlığını korumak için atılması gereken önemli adımları 10 maddede özetledi.

Mutlaka sigarayı bırakın
Akciğerleri olumsuz yönde etkileyerek koroner kalp hastalıklarını hızlandıran sigara, özellikle kalp ameliyatları sonrası kullanımı sürerse ciddi sorunların kapısını aralamaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla tahribat yaratan sigara, östrojeni parçalayarak erken menopoza neden olmaktadır. Ayrıca sigara kullanan bütün hastaların ameliyat sonrası iyileşme süreleri de ciddi anlamda uzamaktadır. Menopoz dönemindeki kadınların ve diyabetik hastaların sigara içmesi koroner kalp hastalıklarına davetiye çıkarır.

Harekete geçin!
Hareketsiz yaşam kalp sağlığı başta olmak üzere tüm vücut sağlığını olumsuz yönde etkiler. Durağan bir yaşantınız varsa, yeni yılda hareketli bir yaşam tarzı benimseyebilirsiniz. Bunun için; asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz. Toplu taşıma araçları ile bir yere gidiyorsanız, bir durak önce inip yürüyebilirsiniz. Ev-iş yeri mesafeniz yakınsa araçla gitmek yerine yürümeyi tercih edebilirsiniz. Haftada en az üç kez bir saat veya 45 dakika yürüyüş yapabilirsiniz. Soğuk havalarda kalp sağlığı için evdeki koşu bandından ziyade alışveriş merkezleri tercih edilebilir.

Kendinize sorun: “Acaba benim kalbim nasıl?”
Kalp sağlığınızı kontrol ettirmek için uzun zamandır bir test ya da tetkik yaptırmadıysanız yeni bir planlama yapılabilir. Eko ile kalp kapaklarının durumunu öğrenebilir, ayrıca kalbinizi görebilirsiniz. Efor testi ile kalbin koroner damarları kontrol edilebilir. Bu süreçte, kan yağları ve şekerin incelenmesinde de fayda var. Menopoza giren kadınlarda koroner kalp hastalıkları çok hızlı ilerlediği için kardiyak kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği unutulmamalıdır.

Kalp yaşınızı öğrenin ve hep genç kalmasını sağlayın
İnsanların iki türlü yaşı vardır; biri takvim, diğeri de damar yaşıdır. Yeni doğmuş bebeğin hem takvim hem de damar yaşı sıfırdır. Ancak bunlar birlikte ilerlemez. Yanlış yaşam alışkanlıkları kişiden önce kalbini ve damarlarını yaşlandırır. İnsanların 1 yaşından itibaren kalp ve damar yaşı hızla büyümeye, fiziksel yaşın onlarca yıl önüne geçmeye başlar. Sigara kalp damar yaşını 15, sınav stresi 5, obezite ise 30 yıl ilerletmektedir. 7-8 yaşlarında obez bir çocuğun damar yaşı ise en az 28’dir.

Bel ölçünüzü ve vücut kitle indeksinizi iyi takip edin
Yağların karın çevresinde toplanması, özellikle kalp-damar hastalığı riskini artırmaktadır. Karın çevresi erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm ise kesinlikle kilo alınmamalıdır. Karın çevresi erkelerde 102 cm, kadınlarda da 88 cm’den fazlaysa kesinlikle kilo vermeleri tavsiye edilir. Vücut kitle endeksinin 30’un altında olması önemlidir. Bunun için öğün aralarında atıştırmalara ve hızlı yemek yemeye son verilmelidir. Yavaş ve istikrarlı kilo vermek daha sağlıklı ve kalıcı olmalıdır. Kilo kaybı sağlıklı bir yaşam için ilk adımdır. Kilo vermek; kan basıncını, kan şekerini, kan yağlarını ve erken ölüm riskini azaltır. Yo-yo şeklinde inişli çıkışlı kilo alıp vermeler kalp sağlığı açısından oldukça tehlikelidir.

Beslenme programınızı hem renklendirin hem çeşitlendirin
Beslenmede sadece sebze ağırlıklı ya da protein ağırlık beslenmek doğru değildir. Sebze ve meyve tüketimine dayalı, çeşitliliği olan bir beslenme programı benimsenmelidir. Gün aşırı bir yumurta tüketilmelidir. Ayda birkaç kez kalp sağlığı için sakıncalı olarak adlandırılan yiyecekler tadılarak yani retoks yapılarak biyo-denge korunabilir. Yemekler tüketilirken kalori hesabı yapılarak ölçülü olunmalı, bünye tipine göre olmak üzere ortalama günlük 2500 kalori aşılmamalıdır.

Kalbiniz için yoğun efor içeren sporlardan kaçının
“Spor kalbe iyi geliyor” denilerek aşırı tempolu sporlar yapmak, kalp sağlığı için tehlikeli olabilir. Özellikle uzun yıllar önce spor yapmış veya hiç spor yapmamış bir kişinin 40 yaş sonrası ağır bir spora başlaması deyim yerindeyse felaket olabilir. 30 yaş sonrası yoğun efor içeren bir spora başlanacaksa gizli kalp riskine karşı mutlaka kapsamlı bir kalp kontrolünden geçilmelidir. Yarışma içerikli sporlar yerine düzenli egzersiz, hızlı yürüyüşler, yüzme gibi sporlar yapılması kalp hastalıkları ve kalp krizi riskine karşı koruyucudur. Egzersiz sırasında nabzın 120’nin üzerine çıkmamasına dikkat edilmelidir.

Yaşam ritminizi yavaşlatın
Üzücü olaylardan mümkün olduğu kadar sıyrılmanız kalbinizdeki yükü hafifletecektir. Huzurlu, uyumlu, barışçıl ve stressiz bir yaşam tarzı benimsenmelidir. Sürekli kendi içinizde bir gerilim halindeyseniz iç dünyanızla barışın. Evliliğinizde ve çocuklarınızla olan ilişkinizde daha yapıcı ve uyumlu bir tavır sergileyin. Hızlı bir yaşantınız varsa yavaşlayın. İş ve mesleğiniz konusunda beceri ve olanaklarınızı zorlamayın. Meditasyon-derin gevşeme yöntemlerini öğrenmek için bir psikolog veya yoga uzmanından yardım alabilirsiniz.

İşinizi daha sıkı sarılın
Çalışan kişiler günün önemli bir bölümünü iş yerinde geçirmektedir. Sevilen bir işi yapmak, iş ortamında huzurlu ve mutlu olmak ruh-beden sağlığının bütünlüğü açısından çok önemlidir. İşe sadece para kazanma gözüyle bakılmamalı, aynı zamanda bilgi, gelişim ve mutluluk da aranmalıdır. Kontrolsüz hırs ve rekabet duygusundan uzak durulmalıdır. Ofiste aşırı kahve tüketilmemeli, çalışma arkadaşlarının sigara içmesine izin verilmemelidir. Ofis egzersizleri yapılmalıdır. Genç bireylere yüklenen aşırı sorumluluk ve beklentinin çok yüksek olması kalp krizi riskini artırmaktadır.

Sevgi dolu olun
Aşık olmak kalbe iyi gelen endorfin hormonu ve phenylethylamine yani çikolatada bulunan kimyasalın salgılanmasını sağlar. Her ikisi de keyif ve mutluluk verir. Sevgi dolu bir yaşam kalp sağlığı için çok gereklidir. Mutlu yaşamayabilmek için sağlıklı bir aşk hayatına ihtiyaç vardır. Düzenli aşk hayatı olan insanların yaşam kaliteleri de artmaktadır.

Google’da 2019’da neleri aradık?

Google’da 2019’da neleri aradık?

Google, her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’de ve dünyada yükselen arama trendleri içeren listesini açıkladı.

Yılın Arama Trendleri 2019’un Türkiye'de beş farklı kategoriden oluşan yükselen arama trendleri listelerinin ilk sıralarında Genel kategoride “İstanbul Seçim Sonuçları”, “Geleceğe Nefes” ve “Deprem”; İsimler kategorisinde Emine Bulut, Yemek kategorisinde “Revani”, Diziler kategorisinde “Mucize Doktor”, Şarkılar kategorisindeyse Reynmen’den “Derdim Olsun” yer aldı.

●2019 yılında en çok aranan Diziler kategorisinde en başta yer alan Mucize Doktor’u sırasıyla Zalim İstanbul ve Her Yerde Sen takip etti. Neredeyse tamamını yerli dizilerin oluşturduğu listedeki tek uluslararası yapım ise dördüncü sıradaki Game of Thrones oldu.

●2019’un lezzet trendleri hakkında ipuçları içeren Yemek kategorisinde televizyonlardaki yemek programlarının etkisi de gözlemlenebiliyor. Bu yıl listenin ilk sıralarında Revani, Kestane, Limonata, Sütlaç ve Kapuska yer aldı.

●Reynmen’in “Derdim Olsun”, Şanışer’in “Susamam”, Fatih Bulut’un “Çok Sevdim Yalan Oldu”ve Norm Ender’in “Mekanın Sahibi” adlı çalışmaları da bu yılın en çok aranan şarkıları arasında bulunuyor.

TÜRKİYE’DE

Türkiye’de 2019’da Yükselen Genel Aramalar
  • İstanbul Seçim Sonuçları 2019
  • Geleceğe Nefes
  • YSK
  • Deprem
  • Sigara Fiyatları
  • Dolar Kuru
  • Askerlik Son Dakika
  • EYT
  • İstiklal Marşı 10 Kıta
  • Notre Dame Katedrali
Türkiye’de 2019’da Yükselen Aramalar - İsimler
  • Emine Bulut
  • Ekrem İmamoğlu
  • Neslican Tay
  • Palu Ailesi
  • Tarık Ünlüoğlu
  • Kerimcem Durmaz
  • Dilber Ay
  • Ayşen Gruda
  • Devran Çağlar
  • Demet Akbağ
Türkiye’de 2019’da Yükselen Aramalar - Diziler
  • Mucize Doktor
  • Zalim İstanbul
  • Her Yerde Sen
  • Game of Thrones
  • Kuzey Yıldızı
  • Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz
  • Afili Aşk
  • Kuzgun
  • Bir Zamanlar Çukurova
  • Yasak Elma
Türkiye’de 2019’da Yükselen Aramalar – Yemek Tarifleri
  • Revani
  • Kestane
  • Limonata
  • Sütlaç
  • Kapuska
  • Barbunya
  • Piyaz
  • Cheescake
  • Paçanga Böreği
  • Alıç Sirkesi
Türkiye’de 2019’da Yükselen Aramalar - Şarkılar
  • Derdim Olsun - Reynmen
  • Susamam – Şanışer
  • Çok Sevdim Yalan Oldu – Fatih Bulut
  • Ela - Reynmen
  • Mekanın Sahibi – Norm Ender
  • Aya – Murda & Ezhel
  • Unuturum Elbet – Rafet El Roman & Derya
  • Ruhumda Sızı - Ender Balkır
  • Bir İhtimal Biliyorum - Gülşen
  • Sana Doğru - Bora Duran

DÜNYADA

Dünyada 2019’da Yükselen Genel Aramalar
1.India vs South Africa
2.Cameron Boyce
3.Copa America
4.Bangladesh vs India
5.iPhone 11
6.Game of Thrones
7.Avengers: Endgame
8.Joker
9.Notre Dame
10.ICC Cricket World Cup

Dünyada 2019’da Yükselen Aramalar - İsimler
1.Antonio Brown
2.Neymar
3.James Charles
4.Jussie Smollett
5.Kevin Hart
6.Billie Eilish
7.Greta Thunberg
8.R. Kelly
9.Joaquin Phoenix
10.Jordyn Woods

Dünyada 2019’da Yükselen Aramalar - Haberler
1.Copa America
2.Notre Dame
3.ICC Cricket World Cup
4.Hurricane Dorian
5.Rugby World Cup
6.Sri Lanka
7.Area 51
8.India election results
9.台風 19 号
10.Fall of Berlin Wall



10 Aralık 2019 Salı

Prof. Dr. Haydar Sur: “İnsanlığın en önemli silahı elinden alınıyor”

Prof. Dr. Haydar Sur: “İnsanlığın en önemli silahı elinden alınıyor”

Türkiye'de Aşı Karşıtlığı: Doğrular ve Yanlışlar


Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesinde düzenlenen “Türkiye'de Aşı Karşıtlığı: Doğrular ve Yanlışlar” başlıklı basın toplantısında son günlerin çok tartışılan konusu “aşı” masaya yatırıldı. Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, aşı karşıtlarının öne sürdüğü noktaların bilimsel bir dayanağı olmadığını belirterek bebek ve anne sağlığı başta olmak üzere toplum sağlığı açısından bağışıklamanın önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Haydar Sur, “Bu iddiaları ortaya atarak en önemli bulaşıcı hastalıklara karşı insanlığın en önemli silahını elinden alıyorsunuz” dedi. İstanbul İl Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Esra Şahin de Genişletilmiş Bağışıklama Programı doğrultusunda çocuklarda % 97’nin üzerinde aşılama oranına sahip olunmasını, % 90 tam aşılı hale getirmeyi ve % 95’in üzerinde okul çağı çocuklarını aşılama hedefleri olduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün düzenlediği, Üsküdar ve Ümraniye İlçe Sağlık Müdürlerinin destek verdiği toplantıda son günlerin çok tartışılan konusu aşı masaya yatırıldı. Türkiye'de Aşı Karşıtlığı: Doğrular ve Yanlışlar” başlıklı basın toplantısında aşılama ve bağışıklamanın önemine işaret edildi. Üsküdar İlçe Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Taşçı ve Ümraniye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Cemal Karaağaç da basın toplantısına katıldı.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi NP Yerleşkesi İbni Sina Konferans Salonunda düzenlenen basın toplantısında Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ve İstanbul İl Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Esra Şahin açıklamalarda bulundu.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, Türkiye’de sağlık sisteminde eksiksiz bir şekilde yerine getirilen uygulamanın bağışıklama programı olduğunu, bunun Türkiye’nin yüzakı olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Haydar Sur: “Aşı karşıtı iddiaların bilimsel kanıtı yok”

Aşı karşıtlarının öne sürdüğü noktaların bilimsel bir dayanağı olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Sur, bebek ve anne sağlığı başta olmak üzere toplum sağlığı açısından bağışıklamanın önemli olduğunu söyledi. Aşı reddinin yeni bir durum olmadığını belirten Prof. Dr. Haydar Sur, “Şuanda da bazı karşı çıkışlar var. Bu karşı çıkışların hepsinin ortak özelliği kanıta dayalı tıbbın metodolojisinden yoksun iddialardır. Birkaç araştırma var ama kanıta dayalı dediğimiz zaman bir grubu araştırdığımız zaman onun kontrol grubunu da araştırırsınız. ‘Bunda bu var, bunda yok’ dersiniz. Tek başına ‘Bunda var’ demeniz yetmez çünkü bunda da olabilir. Dolayısıyla kontrolü olmadan tıpta ileri sürdüğünüz hiçbir kanıtın kanıta dayalı tıpta yeri yok. Aşı karşıtlarının bilimsel kanıt diye ileri sürdüğü bütün çalışmaların ortak özelliği kontrol gruplarından yoksun olması. Objektif kanıttan ziyade ‘inanç, sezgi veya bana öyle geliyor’ gibi daha yuvarlak ve subjektif nedenlere dayanmış olmasıdır” dedi.

Bebek ölüm oranları düştü

Mesleğe başladığı 35 yıl önce Türkiye’de bebek ölüm hızının binde 156 olduğunu kaydeden Sur, “Sağlık Bakanlığı bu oranın bugün binde 8, Dünya Sağlık Örgütü ise bu oranın 12 olduğunu belirtiyor yani ortalama binde 10. Bu kadar bebek ölümleri neyle engellendi. Anne aşılaması da önemli. Bu oranların daha da azalması için daha çok anneyi ve daha çok bebeği aşılayacağız” dedi.

Prof. Dr. Haydar Sur: “Türkiye’de inek jelatininden üretilen aşı kullanılmaktadır”

Aşı karşıtlarının öne sürdüğü beş mesnetsiz iddia olduğunu belirten Prof. Dr. Haydar Sur, bunlardan birinin dini inançlarla ilgili olan “aşılarda domuz jelatini kullanıldığı” iddiası olduğunu kaydederek “Aşılar domuz menşeilidir diyerek dini nedenlerle aşı yaptırmayan kişiler var. Domuz jelatininden üretilen aşıların olduğu doğrudur ancak ülkemizde Sağlık Bakanlığı bir tercih yaparak sığır jelatini üzerinden üretilmiş aşılar satın almaktadır. Bu öbüründen daha da pahalıdır. Ülkemizdeki titizlenmeye bakın. Mısır’da 2010 yılında 129 İslam ülkesinin sağlık ve dinuzmanları bir araya gelerek domuz jelatinini de inceliyorlar. Orada sağlık uzmanları din adamlarına domuz jelatinin nasıl bir yolla geldiğini anlatıyorlar. Verdikleri fetva enaz 30 aşamada kimyasal işlem görüyor. Bu ortaya çıkan maddenin domuzla bir alakası yoktur. Dinen caizdir diyorlar. Oy birliği ile kabul ediliyor, bir kişi bile buna karşı çıkmıyor. Bunun İslam dininin yasakları ile ilgisi olmadığına kanaat getirmişler. Nitekim bugün Suudi Arabistan gibi bazı müslüman ülkeler domuz jelatini içeren bazı aşıları kullanmaktadır ama bizim ülkemiz toplumunun hassasiyetine çok daha fazla saygı göstererek daha pahalı olduğu halde sığır jelatini içeren aşıları satın almaktadır. Bizim ülkemize domuz jelatininden üretilmiş bir aşı girmiyor. Dini bir tartışma haline getirmenin mantığı da yok, mesneti de yok. Dini hassasiyete sonuna kadar saygı duyacağız ama çocukların sağlığına da saygı duyacağız” dedi.

Prof. Dr. Haydar Sur: “Aşıların otizme yol açtığı iddiasının bilimsel olmadığı ortaya çıktı”

Aşıların bazı hastalıklara örneğin otizme yol açtığı iddiasına de değinen Prof. Dr. Haydar Sur, İngiltere’de 2010 yılında dünyanın en prestijli dergilerinden birinde yayınlanan bir makalede otistik çocuklara yapılan aşılar ile otizme arasında bir bağlantı olduğu şeklindeki iddianın olumsuz etkilere yol açtığını belirterek “12 otistik çocukla aşı arasında bağlantı kuran bu makale inanılmaz sonuçlara sebep oldu. % 96 olan İngiltere bağışıklama oranları % 80’in altına düştü. Tek bir makale ile birçok çocuğun aşısı engellendi. Bilim adamları bu araştırmayı incelediklerinde kontrol grubu olmadan 12 çocuk üzerinde yapıldığı ve bu nedenle bilimsel bir yöntem olmadığı anlaşıldı. Dergi makaleyi geri çektiğini ilan etti. Böyle bilimsel sahtekarlık yapan bir makaleye itibar edip bilimsel doğruları ortaya koyan binlerce makaleye itibar etmemenin nedeni ne olabilir? Bu tarihi bir vesikadır. Sadece bu makalenin etkileri Türkiye’de devam edip otizmle ilişkisi varmış diyenleri duydukça ben üzüntü duyuyorum” dedi.

Kısırlığa yol açtığı iddialarını da yalanladı

Aşılarda civa ve alüminyum maddelerinin bulunduğu iddiasının da aşı karşıtlarıının kullandığı bir argüman olduğunu kaydeden Sur, “Sodyum klorür yani sofra tuzu. Sodyum doğada çok sık rastlanan bir maddedir. Klor gazı da patlayıcıdır. Tek tek ele aldığınızda bu vasıfları taşıyan iki maddeden bahsediyoruz. Sodyum klorür haline geldiği zaman ortadaki madde ne sodyumdur ne klorürdür. Sodyum klorürdür. Dolayısıyla buradaki en büyük düşünce sahtekarlığı aşıların içerisinde kullanılan maddelerin kimyasal bileşenlerinin tek tek cımbızla çekerek o molekül üzerinden bizi tartışmaya çekmektir. Bu, tıp bilmeyen, kimya bilmeyen birinin yapacağı sahtekarlıktır” dedi. Prof. Dr. Haydar Sur, aşı karşıtlarının ortaya attığı bir diğer iddianın da kısırlık (infertilite) olduğunu kaydederek bu iddiaların da asılsız olduğunu söyledi. Sur, “1986 yılından bu yana aşılama yapılıyor. En azından 20 yıldır % 90 ve üzerinde aşı bağışıklama yapılıyor. Her yıl ortalama 1 milyon 300 bin bebek dünyaya geliyor. 20 senede 26 milyon bebek dünyaya gelmiş” dedi. Prof. Dr. Haydar Sur, aşıdan dolayı kısır kalmış bir bebek gösterilemeyeceğini ifade etti.

Prof. Dr. Haydar Sur: “İnsanlığın en önemli silahını elinden alıyorsunuz”

Bu tür iddiaları ortaya atanların insanlığı tehlikeye attığını kaydeden Prof. Dr. Haydar Sur, “Bu iddiaları ortaya koymak, insani ve hakkaniyetli bir şey değildir. İnsanlığın en önemli bulaşıcı hastalıklara karşı en önemli silahını elinden alıyorsunuz. İnsanın biraz sorumluluk taşıması lazım. Ülkeni koruyacaksan bulaşıcı hastalıklardan koru. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada % 75-80 oranında aşıların koruyucu olduğuna ve aşıya tam güven duyuluyor. Aşıyı zararlı bulup yaptırmayacağını belirtenlerin oranı ise % 2’nin daha altında. Kararsızların oranı ise % 15 kadar. Onlar da aşıları seçerek yaptırıyormuş. Aklı olanın insanın aşı kadar yararlı bir şeyi kolay kolay reddedemeyeceğini düşünüyorum” dedi.

Dr. Esra Şahin: “Çocuklarımıza dünyanın en kapsamlı aşı programını uyguluyoruz”

İstanbul İl Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Esra Şahin, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün aşılama çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Aşıların yurt dışından geldikten sonra Aşılama Takip Sistemi ile takiplerinin yapıldığını belirten Şahin, “Çocuklarımıza 13 farklı hastalığa karşı dünyanın en kapsamlı aşı takvimini uyguluyoruz.Aşılama, koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturmasının yanı sıra hastalıklarda, öldürücü veya sakat bırakıcı önemli hastalıklara karşı çok ufak işlemlerle bu koruyuculuğu sağlamış oluyoruz. O yüzden de aşılama üzerinde önemle duruyoruz” dedi.

Çocuklarda % 97 üzeri aşılama oranı hedefleniyor

Genişletilmiş Bağışıklama Programı genelgesi uyarınca çocuklarda % 97’nin üzerinde aşılama oranına sahip olmanın hedefleri arasında bulunduğunu belirten Dr. Esra Şahin, bu oranın da tutturulduğunu belirterek şunları söyledi:

“Genişletilmiş Bağışıklama Programı genelgemiz var. Bu genelgeye uygun olarak da hedeflerimiz var. Çocuklarda % 97’nin üzerinde aşılama oranına sahip olmak, % 90 tam aşılı hale getirmek, % 95’in üzerinde okul çağı çocuklarını aşılama hedeflerine ulaşmak, bunun dışında sadece çocuklarla değil, gebelerde aşılama programımız var. Difteri ve tetanoz aşılaması yapıyoruz. Bu hem bebek hem de anne için önemli çünkü anneden geçen antikorlarla çocukta da bağışıklamayı sağlamış oluyoruz. 65 yaş üstü bireylerde yaşlı sağlığına uygun olarak aşılama yapıyoruz. Bununla birlikte toplumsal bağışıklık için önemli olan sağlık çalışanları gibi birçok meslek gruplarına aşılama hizmeti veriyoruz. Hac ve umre ziyaretleri öncesinde de aşılama hizmetlerimiz mevcut. Bunları da yine sağlık merkezlerimizde yapıyoruz. Bu hizmetleri şu anda binin üzerinde aile sağlığı merkezlerinde, yaklaşık 4 bin 500 aile hekimi ile yapıyoruz. Bunu dışında özel ya da kamu tüm sağlık kurum kuruluşlarında yapıyoruz. Sağlık Bakanlığı’ndan aşılar ücretsiz olarak temin edilebiliyor. Ücretsiz olarak da başvuran herkese yapılabiliyor.”

Dr. Esra Şahin, aşılarda domuz jelatini kullanıldığı iddiasıyla kimi zaman ortaya çıkan aşı reddine ilişkin olarak da Türkiye’de inek jelatini kullanılarak üretilen aşıların kullanıldığını söyledi.

“Bakanlığımızın yaptığı aşı alımlarında kesinlikle biz bu hassasiyetin üzerinde durulduğunu biliyoruz. Bakanlığımız inek jelatini kullanılan aşıları kullanıyor. Bu mesnetsiz iddialar aşı reddini etkilememeli” dedi.

9 Aralık 2019 Pazartesi

Ücretli poşet, alışverişi nasıl etkiledi?

Ücretli poşet, alışverişi nasıl etkiledi?

Ücretli poşet uygulaması 1 yaşında

Alışveriş poşetlerinin ücretli hale getirilmesinin birinci yıldönümünde, uygulamanın ülke çapında tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını nasıl etkilediğini mercek altına alan 4Service Türkiye’nin anketinden ilginç sonuçlar çıktı. Ankete katılanların yüzde 98’i yanında yedek çanta/poşet taşımak, daha temkinli alışveriş yapmak gibi yeni çözümler uyguladığı belirtirken, ücretli poşet almamak için marketlerin meyve/sebze reyonlarındaki ücretsiz poşetleri daha fazla kullanmaya başladıklarını söyleyenlerin oranı ise yüzde 84 oldu. Katılımcıların yüzde 9’u ücretli poşet almamak için İnternet’ten market / mağaza alışverişine yöneldiğini kaydederken, uygulama öncesinde markalı çöp poşeti satın almazken artık aldığını belirtenlerin oranı yüzde 75 olarak tespit edildi.

Uluslararası araştırma şirketi 4Service’in Türkiye çapında 387 kişi ile gerçekleştirdiği ankete göre, ücretli alışveriş poşeti uygulamasının hayata geçtiği son bir yılda tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarında da bu uygulamaya bağlı değişiklikler meydana geldi. Türkiye çapında, kendi istekleri doğrultusunda ankete katılan 387 kişinin tamamı “ücretli alışveriş poşeti uygulaması ile doğanın korunmasına katkı sağlanabileceği” fikrine katılıyor. Ancak aynı katılımcıların sadece yüzde 2,3’ü market / mağaza alışverişlerinde poşetlerin ücretli olması uygulamasından memnun iken, katılımcıların yüzde 97,7’si uygulamadan memnun olmadığını belirtiyor.

“Ücretli alışveriş poşeti uygulaması alışveriş sıklığı ya da miktarınızı azalttı mı?” sorusuna katılımcıların tamamının ortak yanıtı “Hayır” olurken, vatandaşların alışverişlerini azaltmak yerine farklı çözüm yollarına başvurdukları gözlemleniyor. Bunlardan ilginç bir tanesi, alışveriş poşetine ücret ödemek istemeyen vatandaşın şarküteri, ekmek, unlu mamuller ve manav reyonlarında kullanılan, 15 mikronun altındaki incelikte ‘hışır’ denilen ve ücretsiz kullanımına izin verilen plastik poşetleri kullanmaya yönelmesi. Ankete katılanların yüzde 84’ü ücretli poşet almamak için bu tipteki poşetleri daha fazla kullanmaya başladığını söylüyor.

Anketin ortaya koyduğu diğer bazı ilginç tespitler şöyle:

· Ücretli alışveriş poşeti uygulamasından önce markalı çöp poşeti satın almayıp artık aldığını belirtenlerin oranı yüzde 75.

· “Alışveriş poşetine ücret ödeyip satın alıyorsak, üzerinde marka yazmamalı” diyenlerin oranı yüzde 90.

· Alışveriş poşetlerinde naylon yerine kağıt tercih edilmesini isteyenlerin oranı yüzde 10.

· Ücretli poşet almamak için İnternet’ten market / mağaza alışverişine yönelenlerin oranı yüzde 9.