Ã?nizleme

5 Haziran 2020 Cuma

Emlakta fırsatçılara dikkat!

Emlakta fırsatçılara dikkat!

Emlakta fırsatçılara dikkat!

Korona nedeniyle durağanlaşan ekonomi, kredilerde görülmemiş faiz oranıyla canlandırılmaya çalışılıyor. 

Kamu bankalarının sıfır konutta kredi faizini 0.64’e, ikinci elde 0.74’a çekip 12 ay ödemesiz 15 yıl vade imkânı sunmasının ardından özel bankalar da son dakika hamlesi ile 2 yıl ödemesiz dönem başlattı. Ancak kredi kolaylığını fırsat bilen bazı ev sahipleri ve emlakçılar gayrimenkul fiyatlarını artırdı.

Bankaların sağladığı kredinin önemine dikkat çeken Gayrimenkul Danışmanı Evrim Kırmıztaş Başaran, “Ekonominin can damarı gayrimenkul. Bu kredi hamlesiyle piyasaya bir hareket geldi. Korona sürecinde yeterince yıprandık. Her kışın sonu bahardır diyorduk. Şimdi ekonomiye bahar geldi” dedi.

Bir gecede yüzde 35 zam

Bankaların bu hamlesini kötüye kullanmak isteyen fırsatçılara dikkat çeken Başaran, “Avantajlı kredilerin çıkmasıyla bazı fırsatçılar talep var diye evlerin fiyatlarını katladı. Bir gecede evlerin fiyatları 565.000 TL’den 834.000 TL’ye, 355.000 TL’den 394.000 TL’ye, 500.000 TL’den 580.000 TL’ye kadar çıktı. Yüzde 35-40’lara kadar artış olan gayrimenkuller var. Bunların mantıklı bir yanı yok” dedi.

Fırsatçılara önlem geldi

Ancak yapılan açıklamaya göre söz konusu fırsatçılara yönelik bankalar yeni bir tedbir aldı. Buna göre göre, fiyat artışı yapan firmalar, kredi paketi kapsamı dışına çıkarılacak. 27 Mayıs'tan itibaren fiyat artışı yapan firmalar, fiyatları artış öncesine çekmek şartıyla uygulamaya dahil olabilecek. Kırmızıtaş, alınan kararı çok olumlu olarak değerlendirdiğini belirterek “Bankaların, fiyatlarını artıran firmalara destek sunmaması çok önemli. Çünkü her gayrimenkulün bir ederi var. Normalde bir sitede çoğu ev, 600.000 TL-700.000 TL aralığındayken bir evin içi altın kaplama bile olsa 1.000.000 TL olmaz” dedi.

‘Piyasayı tıkamayalım’

Şu an ekonominin tıkanmaması için tüm mülk sahiplerine mülklerinin ederi fiyattan satış yapmaları çağrısında bulunan Kırmızıtaş, “Şu an herkes gayrimenkulünün ederi neyse o şekilde piyasaya sokarsa biz satmaya can atarız. Ev sahiplerine bunu diyoruz. Hem siz paranızı alın hem diğer insanlar ev sahibi olsunlar. Piyasada tıkanıklığa neden olmayalım” diye konuştu.

Evi iyi araştırın

Yeni bir ev almak, yatırım yapmak isteyeneler için çok ideal bir zaman olduğunu belirten Evrim Kırmızıtaş Başaran, ev almayı düşünenlere de şu uyarıları yaptı: “Balon rakamlara aldanmayın. Bir gayrimenkul alırken benzer yerlerdeki evlere de bakın. Tapuya, iskanı olup olması, projeye uygun olması gibi tüm detayları titizlikle araştırın. Burası çok güzel deyip hemen aldığınız evden sonra pişman olmayın. Bunlar için profesyonel bir gayrimenkul danışmanı ile çalışmalısınız.”

4 Haziran 2020 Perşembe

Salgın sonrası iş dünyası araştırması

Salgın sonrası iş dünyası araştırması

İş dünyası salgın sonrası ofise geri dönüşler konusunda kararsız

HAN Spaces’in öncülüğünü yaptığı MESS ve Nurus sponsorluğunda hayata geçen ortak düşünce ve proje platformu RE-SET Workspace, FutureBright Araştırma şirketinin katkılarıyla “Pandemi Sonrası İş Dünyası ve Çalışma Alanları Beklenti Araştırması”nı yayınladı. Araştırmanın sonuçlarına göre çalışanların sadece yüzde 36’sı şirketinin salgın sonrası çalışma koşulları için aldığı önlemler olduğunu belirtti. Diğer yandan yaklaşık her 10 çalışandan 6’sı, 6 ay içerisinde hayatın normalde döneceğini düşünürken, yüzde 35’inde ise bu sürecin 6 aydan fazla süreceği düşüncesi hakim… Salgın sonrası dönemde ise çalışanların özel araç tercihi bir nebze daha artacağı öngörülüyor. Bunun yanı sıra Covid 19 sonrasında evden yemek getirip yiyeceğini belirten oranı ise bir önceki döneme göre neredeyse üç katı oranda arttı…

Yüzyıllar öncesinden gelen iş hanı kültürünü tasarım ve teknolojiyle harmanlayıp, insan odaklı, doğaya saygılı ve mutlu mekanları hayata geçiren HAN Spaces öncülüğünde kurulan RE-SET Workspace pandemi sonrası yeni dünyanın yeni insanı için iş hayatının nasıl değişeceğini ve bu değişimin mekansal etkilerinin ortaya koyduğu bir araştırma yayınladı. FutureBright araştırma şirketinin 18-65 yaş arasında inşaat sektöründen otomotive, bankacılık, mimarlık ve perakendeye kadar çeşitli sektörlerde görev yapan 326 kişinin katılımı ile gerçekleştirildiği rapor, Covid-19 Öncesi Çalışma Şartları, Covid-19’un Çalışma Hayatına Etkisi ve Covid-19 Sonrası dönem olarak 3 bölümde inceledi.

Pandemi dönemi öncesi her 10 çalışandan 8’i trafik mağduru

Araştırmanın sonuçlarına göre hedef kitlenin yarısına yakını profesyonel faaliyet gösterdiği binada 200’den fazla kişi çalışıyor. 1-10 kişi ve 11-50 kişi kapasiteli çalışma alanları ofislerin çoğunluğunu oluştururken; çalışanların yarısı açık ofiste kendi masasına sahip bulunuyor.

Pandemi dönemi öncesi her 10 çalışandan 8’i ofise ulaşmak için 0-60 dk arası süreyi yolda geçirdiğini belirtirken, kitlenin yarısı çalışma lokasyonlarına tek vesait ile ulaşıyor. Özel ya da şirket aracıyla ofislerine ulaşım sağlayanların oranı diğer ulaşım yöntemlerine nazaran daha baskın.

Pandemi çalışma hayatını olumsuz etkiledi

Araştırmanın sonuçlarına göre, her 10 çalışandan 7’si pandemi süreciyle sürekli olarak home-office çalışmaya başlarken; küçük bir bölümü de yarı home-office & yarı ofis çalışma düzenine geçti. Ancak çalışanların yüzde 62’si pandemi sürecinin çalışma hayatını olumsuz etkilediğini düşünüyor. Buna karşın yaygınlaşan home-office süreci çalışanların bölümünde oldukça çabuk (%52); bir bölümünde zamanla da olsa (%28) alışılmış bir durum olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra çalışanların büyük bir çoğunluğu home-office düzenine geçilmesinin, bu zorlu süreçte çalışan-şirket bağlılığını olumlu yönde etkilediği görüşünde.

Şirketlerin uyguladığı en yaygın önlem; toplantıların online’a geçirilmesi

Ofise ulaşım noktasında ve ofis binasında şirketlerin aldığı önlemler içinde «bina giriş ve çıkışında ateş ölçümü» ve «asansörleri kullanan kişi sayısını azaltma» en yaygın tedbirler olarak öne çıkıyor. Ofis içi sosyal alanları düzenleme konusunda «toplantıların online’a geçirilmesi» şirketlerin uyguladığı en yaygın önlemlerden.

Tüm yüzdelerden en dikkat çeken ise; ofise ulaşım ve ofis binasındaki önlemler sorulduğunda katılımcıların yüzde 18’inin ve ofis içi sosyal alanlardaki önlemler sorulduğunda ise yüzde 12’sinin hiç bir önlem alınmadığını belirtilmiş olması…

Ofis içinde alınan önlemler arasında çalışanlara «evden çalışma imkanı sağlanması» en çok belirtilen tedbirler arasında. Şirketlerin «maske-eldiven-dezenfektan gibi ürünler temin etmesi» ve «ofislerin düzenli olarak dezenfekte edilmesi» ofis içinde en yoğun uygulanan önlemlerden bazıları oluyor.

Altı ay içinde hayat normale dönecek

Araştırmanın sonuçlarına göre, salgın sonrası dönem için çalışanların yarısı ofise geri döneceğini düşünürken; her 10 kişiden 4’ü bir süre daha evden çalışılacağını öngörüyor. Diğer yandan yaklaşık her 10 çalışandan 6’sı, 6 ay içerisinde hayatın normalde döneceğini düşünürken, azımsanmayacak bir bölüm de(%35) bu sürecin 6 aydan fazla süreceği düşüncesine hakim.

Araştırmaya göre salgın sonrası dönemde çalışanların %52’si bir süre daha evden çalışılacağını düşünüyor. Ofise döneceğini düşünenlerin oranı %48 iken evden çalışmanın kalıcı olacağını düşünenlerin oranı %16, bir süre daha böyle devam edeceğini düşünenlerin oranı ise %39 olarak belirtildi.

Pandemi sonrası çalışanlar özel araca binip, evden yemek getirecek

Salgın sonrası iş yerine ulaşım konusunda büyük değişikler planlanmasa da toplu taşıma ya da şirket servisi yerine, özel araç tercihi bir nebze daha artacak görünüyor. Covid-19 süreci sonrası, çalışanlar iş yerlerinde evden getirdiği yemeği eskiye nazaran çok daha baskın şekilde tercih etmeyi planlarken; ofis dışı cafe, restoran tarzı yerlerin tercihinin azalacağı görülüyor. Covid-19 öncesinde evden yemek getirip yiyenlerin oranı %13 iken, Covid-19 sonrasında bu oran %49’u bulacağı öngörülüyor.

Salgın sonrası önceliklendirilmesi beklenen önlemler


Araştırmaya göre çalışanların sadece %36’sı şirketinin salgın sonrası çalışma koşulları için aldığı önlemler olduğunu belirtiyor. Ofis binalarındaki asansör kullanımının düzenlenmesi ve bina giriş çıkışlarında ateş ölçümü yapılması, salgın süreci sonrasında çalışanların en çok olması gerektiğini düşündüğü önlemler oluyor. Toplantıların normalleşme döneminden sonra da online olarak devam etmesi çalışanların, ofis içi sosyal alanlar konusunda beklenen konuların başında geliyor.

Ofis içi çalışma düzeni konusunda, öncelik verilmesi gerektiği düşünülen tedbirler arasında «ofislerin düzenli dezenfekte edilmesi», «fiziksel mesafeye uygun oturma düzenleri», «evden çalışmaya imkan verilmesi» ve «maske-eldiven-el dezenfektanı gibi ürünlerin temin edilmesi» en çok üzerinde durulan önlemler oluyor.

Mynet sohbet nedir

Mynet sohbet nedir


Mynet sohbet internet sitesi üzerinden insanların birbirleri ile tanıştıkları sohbet ederek arkadaş oldukları bir internet sitesi platformudur. Arkadaşlık siteleri içerisinde yıllardır var olan ve varlığını bir çok konsept değişikliği uygulayarak koruyan arkadaşlık sitesi olmak ile beraber insanların bu platform üzerinden birbirlerini tanımalarına imkan vermektedir. 

İlk kurulduğu dönemlerde yalın ve ücretsiz bir arkadaşlık sitesi iken sonrasında mynet sohbet konsept değişikliğine giderek avatar sohbet uygulaması geliştirmiştir. Ancak bu uygulama istenilen talebi gerçekleştirememiştir. Mynet sohbet sitesine erişim sağlamak için gmail hesabınızdan giriş yapmanız mümkündür. 

Mynet sohbet sitesi sadece Türkiye’de varlığını sürdürmemekte dünyada pek çok kişi tarafından bu arkadaşlık sitesi kullanılmaktadır. Ayrıca mynet arkadaşlık sitesi kendi içerisinde geliştirdiği uygulamalar ile beraber pek çok konuda da konuşup görüşlerinizi paylaşacağınız sanal arkadaşlık ortamı imkanını kullanıcılarına sunmaktadır. Gençlere yönelik olduğu kadar yetişkinler için de pek çok konu alternatifi sunmak ile beraber kameralı sohbet imkanını da Mynet sohbette bulmanız mümkün. Ana sayfaya link yerleştirerek pek çok arkadaşlık sitesine erişim imkanı da bulunmaktadır.   

Arkadaşlık Sitelerini Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Günümüzden pek çok arkadaşlık sitesi kurulmakta ve uzun yıllardır varlığını koruyarak devam ettiren arkadaşlık siteleri de bulunmaktadır. Bu arkadaşlık siteleri arasından istediğiniz siteye üye olabileceğiniz gibi araştırarak güvenilir siteleri de bulmanız mümkündür. 

Arkadaşlık siteleri arasından herhangi birine kayıt olurken bir üyelik formu doldurmanız istenilir. Aynı zamanda kullanım koşullarının yazıldığı bir yazılı metni de onaylamanız gerekmektedir. Onaylama yapmadan önce kullanım metnini iyice okumanız daha sağlıklı olacaktır. Bunun ile beraber pek çok arkadaşlık sitesi içerisinde paralı olanları ve ücretsiz olanları da bulunmaktadır. Ancak ücretsiz olan arkadaşlık sitelerinde de bu siteyi kullanma imkanınız oldukça kısıtlıdır. Arkadaşlık sitesini daha verimli ve daha keyifli hale getirerek kullanmak için vip kullanıcı olmanız beklenmektedir. Yine pek çok arkadaşlık sitesi içerisinde tanışıp arkadaş olduğunuz kişileri mutlu etmek adına hediye yollama seçeneği bulunmaktadır. Hediyeler genellikle çiçek, ayıcık ya da çikolata veya sohbet anında çay, kahve gibi içecek ikram etme şeklinde gerçekleşmektedir. Bu hediyeleri de yollamak için hesabınıza bir nakit para akışının gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Karşı tarafa hediye ettiğiniz bu hediye figürü için ise karşı tarafın hesabına bir para geçişi olmaktadır. 

Arkadaşlık sitelerinin bir çoğunda siteye olan güvenilirliği sağlamak ve kişilerin kendilerini daha rahat ve özgür hissetmeleri adına bir kullanıcı adı ya da rumuz belirlemeleri istenmektedir. Kişisel bilgilerin erişiminin olmadığı bu sitelerde kullanıcılar kendilerini özgürce ifade edebilmektedir. 

Bazı internet üzerindeki arkadaşlık sitelerinde tanışıp arkadaş olduğunuz ve sohbet ettiğiniz kişilere kişisel bilgilerinizin verilmesi yasaklanmaktadır. Örneğin isim soy isim, cep telefonu, adres gibi bilgilerin paylaşılmasını arkadaşlık sitesi yasaklamaktadır. Her arkadaşlık sitesinin kendi içerisinde uyguladığı belirli kuralları bulunmaktadır. Bu kural ihlalleri neticesinde de farklı yaptırımlar uygulanmakla beraber kullanıcı sözleşmeniz iptal edilerek siteye erişiminizin engellenmesi de uygulanmaktadır. 

Arkadaşlık siteleri içerisinde bu tarz uygulamalar olmak ile beraber sanal ortamda tanışarak ilişki ya da arkadaşlığı gerçek hayata taşımak da mümkündür. Ancak bunu yapmadan önce sanal ortam dediğimiz internet sitesi üzerinde tanıştığınız arkadaşlık sitesinde belirli bir zaman birbirinizi tanımanız ve güven oluşması daha sağlıklı olacaktır. Bu tarz uygulamaları kullanarak karşısındaki tanıştığı insanı kandıran ve dolandıran art niyetli pek çok kişi de bulunmaktadır. Bunun için tanıştığınız kişinin kendisi hakkında doğruları söylediğinden ve güvenilir bir kişi olduğundan emin olmanız gerekmektedir. Kaliteli ve seviyeli bir sohbet için https://www.kelebek.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Zeytinyağının Pek Bilinmeyen 11 Faydası

Zeytinyağının Pek Bilinmeyen 11 Faydası


Zeytinyağı bütün doğal yağlar içerisinde bilinen en faydalı hatta kimi zaman şifalı özelliklere sahip olan inanılmaz bir yağdır. 

Sağlığa olan faydaları arasında kardiyovasküler problemleri önlemek, kötü kolesterol seviyesini düşürmek, kilo alımını önlemek, metabolizmayı iyileştirmek ve sindirim sistemi fonksiyonunu artırmak, iltihapla savaşmak, safra taşı oluşumunu önlemek, kanser riskini azaltmak, hücre duvarlarını güçlendirmek ve hipertansiyonu önlemek gibi

Zeytinyağı bir çok yemek tarifinde temel bir bileşendir, ancak çeşitli ve çok amaçlı kullanımları burada bitmez. Lezzetinin, sağlıkla ilgili faydaların yanı sıra pek çok rahatsızlıkta tedavi edici özelliğe de sahiptir.. Yağ, tekli doymamış yağ asitleri açısından zengindir ve bu nedenle kötü kolesterol seviyesinde düşüşe neden olmaktadır. Ayrıca meme ve kolon kanseri, kardiyovasküler sorunlar, diyabet, yüksek kolesterol ve artritin önlenmesinde ve iyileştirilmesinde oldukça yardımcıdır. Aynı zamanda metabolik hızı artırır, sindirimi kolaylaştırır, kilo alımını önler ve yaşlanma karşıtıdır.

Kısaca bahsetmek gerekirse zeytinyağı, Akdeniz bölgesinin geleneksel bir ağaç mahsulü olan Olea Europaea'nın (zeytin ağacı) meyvesinden elde edilen yağdır. Türkiye'de ise en iyi zeytinyağı Ayvalık ve çevresinde yetiştirilir. Bu yağı doğal haliyle üretmek için toplanan zeytinler preslenir.
Sızma zeytinyağı içinde oleik asit ve antioksidan polifenoller bol miktarda bulunur, bu da onu normal bitkisel yağlardaki (ayçiçek yağı, kanola yağı vb) benzerlerinden daha sağlıklı bir seçenek haline getirir.

İdeal kullanım miktarı Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) göre yaklaşık 2 yemek kaşığıdır. Fakat özellikle Türkiye'deki bazı uzmanlar daha fazla kullanımının, eğer karbonhidrat tüketimi düşükse uygun olabileceğini belirtiyorlar.

Bütün bunlardan sonra işte zeytinyağının sağlığa olan 11 önemli ve kanıtlanmış faydası.

1. Kardiyovasküler Sorunları Önler

Zeytinyağındaki% 70'lik tekli doymamış yağlar, kolesterol birikimini azaltma ve böylelikle çeşitli kardiyovasküler ve buna bağlı rahatsızlıkların önlenmesinden büyük ölçüde sorumludur.

2. Kötü Kolesterol Seviyelerini Düşürür

LDL olarak da bilinen kötü kolesterol, bazı kardiyovasküler problemlerden başlıca sorumludur. Naturel sızma zeytinyağı, LDL'nin neden olduğu oksidasyon ile savaşan 40'tan fazla antioksidan ile zenginleştirilmiştir. Yalnız kullandığınız zeytinyağının sızma zeytinyağı olması ve tamamen doğal olması önemli. Ayrıca, naturel sızma zeytinyağı HDL seviyesini arttırmada da yardımcı olur.

3. Kilo alımını önler

Tekli doymamış yağ asitlerinin seviyesi zeytinyağında o kadar yüksektir ki vücudun aşırı kilo almasını önler. Araştırmalar zeytinyağının ölçülü olarak tüketiminin sağlıklı vücut ağırlığının korunmasında etkili olduğunu göstermiştir. Sağlıksız bitkisel yağlardan zeytinyağına geçiş yapmak bile vücut ağırlığınızda bir azalmaya neden olabilir.

4. Metabolizmayı Geliştirir

Zeytinyağının özellikle çocuklarda beyin gelişimi ve kemik gelişimi için iyi özelliklere sahip olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda metabolizmayı da büyük ölçüde iyileştirir. Yaşlılar için ideal bir vitamin olan E vitamini bakımından çok zengindir. Zeytinyağı ayrıca bağırsak hareketlerini kolaylaştırmada ve sindirim sistemini temizlemede çok faydalıdır, böylece dışkılama işlemini kolaylaştırır.
Sonuç olarak, zeytinyağının kullanılması sonucu daha iyi metabolizma ve sindirim sistemi de fazla kilo vermeyle sonuçlanabilir.

5. Anti-inflamatuar

Fenoller zeytinyağında bolca bulunur ve antimikrobiyal ve antienflamatuar özellikleriyle bilinir. Patojenik bakteri üretimini inhibe ederek enflamasyonu hafifletir.

6. Yaşlanma Karşıtı (Anti-aging)

Banyo sabunları, kozmetikler ve doğal bitkisel tedavide yaygın olarak kullanılan zeytinyağında bulunan çok miktarda antioksidan, insan vücudunun yaşlanma sürecini daha onu besleyerek yavaşlatır. Doğrudan cilde uygulandığında, cildin parlamasına yardımcı olur ve cildi ağır yağlı süt gibi diğer doğal ürünler gibi yağlı bırakmaz. Sızma zeytinyağının masajının da ağrıların ve strese bağlı yorgunluğun giderilmesinde oldukça etkili olduğu bulunmuştur.

7. Safra Taşı Oluşumunu Önler

Zeytinyağının safra kesesinde safra taşı oluşumunu önlemede çok etkili olduğu kanıtlanmıştır.

8. Hücre duvarlarını güçlendirir

Zeytinyağında bulunan polifenoller adlı bir besleyicinin, hücre duvarlarını takviye etmekten başlıca sorumlu olduğu bulunmuştur. Arter duvarlarının güçlendirilmesinde çok etkilidir, böylece kalp durması ve diğer pulmoner arter ve ilgili hastalıkları önler.

9. Kanser Riskini azaltır

Bir Oxford Üniversitesi araştırması, zeytinyağında bulunan asidik içeriğin, vücudu bağırsak ve rektum kanserinden korumada oldukça faydalı olduğunu göstermiştir. Yılda 20.000'den fazla ölümden sorumlu olan bağırsak kanseri, dünyanın bir çok ülkesinde yaşamı tehdit eden en yüksek kanser türüdür. Zeytinyağı, bu tür kanserlerin başlaması ve ilerlemesinden korunmak için harika bir yağdır. Bu nedenle günlük olarak orta miktarda tüketilmelidir.

10. Meme Kanserinin Önlenmesi ve Tedavisi

Tüm dünyada kadınlarda en yüksek ölüm oranından sorumlu olan kanser türü meme kanseridir. Zeytinde bulunan hidroksitorosol adı verilen bir bileşiğin, menopoz sonrası kadınlarda meme kanserinin önlenmesinde ve iyileştirilmesinde faydalı olduğu bulunmuştur.

11. Hipertansiyonu Dengeler

Zeytinyağı ile desteklenmiş (yani doymamış yağlar açısından bol), aynı zamanda nitrat ve nitrit (yapraklı yeşil sebzeler) içeren sıkı bir Akdeniz diyeti, hipertansiyonun azaltılmasında büyük ölçüde faydalı olabilir. Yukarıdaki sonuç, en son çalışmalardan çıkarılmıştır ve birçok kanıtı mevcuttur.

Bu yöntemle vücudun kendini iyileştirebilme gücü ortaya çıkıyor

Bu yöntemle vücudun kendini iyileştirebilme gücü ortaya çıkıyor


Osteopati yönteminde hastalıklar, vücuttaki tüm sistemler dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor. Sadece adale ve kemik ağrılarında değil sinir, dolaşım ve lenf sistemi hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. 

Osteopati bedenin kendini iyileştirme gücünü açığa çıkarmayı hedefliyor. Memorial Wellness Manuel Tıp Bölümü'nden Uzman Fizyoterapist Mehmet Salih Toğa, osteopati ve bu yöntemin kullanıldığı hastalıklar hakkında bilgi verdi.

Osteopati, sadece ağrı olan bölgeye odaklanmayan, vücuttaki tüm sistemler dikkate alınarak elle uygulanan bir manuel terapi yöntemidir. Sinir, dolaşım ve lenf sisteminin olumlu bir şekilde etkileşimini sağlayarak, vücudun kendini iyileştirme gücünü açığa çıkarmayı hedeflemektedir. Hastanın önceden yaşadığı travmalar, ameliyatlar osteopatide önemli bir yere sahiptir. Vücut bir bütündür, tüm kas, sinir, damar ve organları bir arada bağ dokuları ve fasyalar tutmaktadır. Fasya bir organın etrafındaki zara verilen addır.

Sezeryan da dahil çeşitli ameliyatlar sonucu bu bağ dokular ve zarlar kesiye uğradıklarında bu durum vücutta gerilim oluşturarak omurgayı öne doğru eğer ve omurganın düzleşmesine neden olur. Gerilen bölge rahatlatılmadıkça omurga ağrıları devam eder. Osteopati tedavisiyle bu skar dokuların vermiş olduğu gerilim duygusu geçirildiğinde ise hasta rahatlar ve ağrılar geçer.

Osteopati ağrıyı tetikleyen sorunu buluyor

Osteopati yönteminde hasta hareket sistemi, kafa ve iç organlar açısından değerlendirilerek sorunun nereden kaynaklandığı bulunur. Ağrıya neden olabilecek sorun iç organlardan kaynaklanıyorsa iç organlar ve onları tutan bağlar, damarlar, lenfatik sistem ve sinirleri kapsayan visseral osteopati tedavisiyle devam edilir. Visseral osteopati tedavisinde tedavi karın bölgesine yapılmaktadır. Burada bulunan organlara ve kapakçıklara uygulanan manevralarla tedavi gerçekleştirilir.

Eğer ağrı vücuttaki eklemler, kemikler, kaslar, bağlar ve tüm fasya gruplarından kaynaklanıyorsa paryetal osteopati kısıtlanmış veya kilitlenmiş eklemlerin fizyolojik hareket açıklığını düzelterek eklemlerin rahatlatılmasına ve ağrının giderilmesine yardımcı olmaktadır. Kraniosakral osteopati ise kafatası ve kuyruk sokumu kemiklerine yapılan bir manuel terapi ile beyin ve omuriliği saran fasya rahatlatılmaktadır. Sinir sisteminin daha sağlıklı hale getirilmesi, hareket sistemi, iç organlardaki sorunların giderilmesi ve dolaşımın düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

Boyun, bel ve diz sinyal bölgeleri

Boyun, bel ve diz vücutta ilk etkilenen bölgelerdir. Bir organda sıkıntı olduğunda ilk bu bölgelere yansımaktadır. Karaciğerde bir sıkıntı olduğunda frenik sinir vasıtasıyla ilk sinyal verdiği bölge boyun olmaktadır. Karaciğerdeki sıkıntı çözülmediği sürece boyun ağrımaya devam edecektir. Genellikle dizde oluşan komplikasyonlarda aslında başka bir hastalığın habercisi olmaktadır. Diz ağrısına neden olan sorun tedavi edildiğinde diz ağrıları kendiliğinden geçmektedir.

Osteopati birçok bölümle ortaklaşa çalışıyor

Dahiliye, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve travmatoloji, nöroloji ve psikolojinin bir alanıdır. Kişi sinirli ve stresli olduğunda ilk olarak boyun bölgesi kasılmaktadır. Oluşan ağrıların mutlaka başka bir sorunla bağlantısı vardır. Osteopati bölümü en sık endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları bölümüyle ortaklaşa çalışmaktadır. Bazı hastaların bağırsaklarında hipotonisite oluşmaktadır. Hipotonisite ise hormonların dengesizleşmesine neden olmaktadır. Beslenmede yine osteopati de önemli bir yer tutmaktadır.

Osteopati tedavisinin süresi kişiye ve hastalığa göre değişiyor

Migren, vertigo, uyku bozuklukları, bel, boyun, diz ağrıları, fibromiyalji, romatoid artrit, sindirim sistemi problemleri ama en çok da ameliyat sonrası ağrı ve yapışıklıkların giderilmesinde bu tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Osteopatide tedavi süresi hastalığa, kişiye ve yaşa göre değişmektedir. Bazı hastaların sorunu tek seansta çözülürken bazı hastaların tedavisi 2 ay bazı hastaların ise 1 yıl sürebilir. Gelen kişinin şikayeti ağırsa seanslar daha sık gerçekleştirilmektedir. Şikayet azaldıkça seans aralıkları 6 ayda bire kadar düşebilmektedir. Vücudun verdiği cevap yani iyileşme belirleyici olmaktadır. Osteopati tedavisinde özellikle bel ve boyun ağrılarında ağrı kesiciler önerilmemektedir. Ayrıca iyileşmeyi hızlandırmak adına gıda takviyeleri kullanılmaktadır.

Bakıcılık ve ev hizmetleri

Bakıcılık ve ev hizmetleri

Kuzey İnsan Kaynakları 2014 yılında Antalya ve Akdeniz bölgesi başta olmak üzere tüm Türkiye genelinde güvenilir, referanslı, tecrübeli insan kaynağı tedarik hizmeti vermek amacıyla kurulmuştur.

İşkur Özel İstihdam Bürosu olarak Türkiye İş Kurumu’nun 15.12.2017 tarih ve 945 numaralı izin
belgesi ile faaliyet göstermekte olan Kuzey İnsan Kaynakları alanında uzman, profesyonel ve
güvenilir kadrosu ile bir çok müşterilerin ,yaşamlarını kolaylaştırıcı hizmetler sunmaktadır.

Tüm bakıcılık ve ev hizmetleri taleplerinizi en kısa sürede, kaliteli ve güvenilir bir şekilde doğru
adaylar ile buluşmanızı sağlayarak karşılıyoruz.

Nasıl Çalışıyoruz?

Müşterilerimizi ve adaylarımızı ne kadar iyi tanırsak onların ihtiyaçlarını o kadar iyi karşılayabilir
ve beklentilerinin üzerine çıkabiliriz.

Bu yüzden ilk önce “sizi dinlemeyi seviyoruz.”

Sonra “birlikte ihtiyacınızı tespit ediyoruz.”

“Size önerebileceğimiz adaylarımızı hassasiyetle seçiyoruz.”

“Adaylarla size bir araya getiriyoruz.”

“Birlikte sizin için en doğru adaya karar veriyoruz.”

“Seçme-yerleştirme süreci tamamlandıktan sonra da hizmet takibimize devam ediyoruz”

“Müşteri memnuniyetimizi ölçmek için sizden gelen her türlü geri bildirimi önemsiyoruz.”

“Hizmette mükemmellik” felsefemiz doğrultusunda sizleri hem zamandan tasarruf ettiriyor hem
de şirketimiz aracılığıyla güvenilir, referanslı, tecrübeli ve uzun süreli çalışabileceğiniz Uzman
Personel konusunda çözümler sunuyoruz.


Aile Sağlık Merkezlerinde hasta sayısı birden %200 arttı

Aile Sağlık Merkezlerinde hasta sayısı birden %200 arttı

Aile Sağlık Merkezlerinde hasta sayısı birden %200 arttı.Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu, Sağlık Bakanlığı tarafından Aile Sağlık Merkezlerine gönderilen bir yazıya tepki gösterdi. 

Yazının içeriğinde kamu çalışanlarının kronik hastalıklara ilişkin raporlarını Aile Hekimlerinden alacağı bildiriliyor. Ancak Aile Hekimlerinin böyle bir rapor vermesi mevzuata aykırı olmakla birlikte Aile Sağlık Merkezlerinde aşırı yoğunluğa neden oluyor. Aile Hekimleri bu yönlendirme nedeniyle hasta sayılarında %200 artış olduğunu, raporu veremedikleri halde hastaların boşu boşuna ciddi bir bulaş riskine girdiklerini belirtiyor.

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF), Sağlık Bakanlığı’nın Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 2 Haziran tarihli, “Covid 19 risk grubunda olanların kronik hastalıkları” içerikli yazının birçok eksik ve belirsizlikler barındırdığına dikkat çekiyor. AHEF, Aile Hekimlerinin bu hastalıklar için kendilerinin rapor verme yetkisi olmadığı gibi Aile Sağlık Merkezlerine yönlendirilenlerin de Covid 19 riski ile karşı karşıya bırakıldığını vurguluyor.

AHEF Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Özlem Sezen; “Sağlık raporları usul ve esasları hakkındaki yönergede belirtildiği üzere; durum bildirir tek hekim sağlık raporu formatı ve içeriği bellidir. Rapor formatı üzerinde herhangi bir değişiklik yapılması mevzuata aykırıdır. Tek hekim durum bildirir raporunun hangi gerekçelerle verilmesi gerektiği de tanımlanmıştır. İlgili yazıda belirtilen “Covid 19 idari izin” tanısı, İcd tanı kodları arasında yer almıyor. Aile Sağlığı Merkezleri, e-nabızda eksik işlemleri düzeltme ve onay yeri, aile hekimleri de onay ve tasdik makamı değildir” dedi.

Bu konuda Covid 19 şüphesi idari izinli sayılmak için yeterli görünüyor ise tüm kronik hastalıklar için izin verilmesi gerektiğine değinen AHEF, bunun tam olarak değerlendirilerek ilgili branş uzmanları tarafından yapılmasının doğru olacağına dikkat çekiyor.

Sezen; “Belirtilen riskli hastalık grupları için İcd, alt tanı kodları ve teşhisler detaylı şekilde belirlenmeli, kuşkuya yer olmayacak şekilde düzenlenmelidir. E-nabız sistemi üzerinden “İdari izne esas COVID-19 hastalığı için risk grubunda olan kronik hastalık durum belgesi”nin her risk grubunda birey için alınabilir hale getirilmesi Sağlık Bakanlığı sorumluluğundadır. Ayrıca halen yürürlükte olan Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün, 31 Mayıs tarih ve 968674468 -161 sayılı yazısında "durum bildirir raporu e-nabız ile temin edilebilecek herhangi bir belgenin yeterli olması gerektiği ve ayrı bir rapor için yönlendirmenin halihazırdaki sağlık hizmetlerine gereksiz iş yükü/bulaş riski oluşturması nedeniyle uygun olmadığı "açıkça belirtiliyor” diyor.


Dr. Özlem Sezen, mevcut halde iş yükünü artıracak uygulamanın talep karşılanamadığı durumda hekime yönelik şiddete de yol açabileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. “Vakit kaybedilmeden gerekli düzenlemelerin yapılmasını, eksik düzenleme ile uygulamaların hayata geçirilmesine, her rapor türünün istisnasız şekilde ve gerekli incelemeler yapılmadan aile hekimlerine yönlendirilmesine son verilmesini tavsiye ediyoruz. Bu durum Covid 19 döneminde bulaş riskini de ciddi şekilde artırıyor. Acilen düzeltilmesini bekliyoruz.”

3 Haziran 2020 Çarşamba

Covid-19 Sosyal medya alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdi?

Covid-19 Sosyal medya alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdi?

Covid-19 Sosyal Medya Alışkanlıklarımızı Nasıl Değiştirdi?Covid-19 sürecinde tüm dünya daha önce alışık olmadığımız bir düzende yaşamaya ayak uydurmaya çalışırken, kişisel olarak her tercihimiz ve alışkanlığımız yeniden şekillenmeye devam ediyor. 

Sadece aktif sosyal yaşantılarımızdaki alışkanlıklarımız dışında, dijital dünyadan da beklentilerimiz tam anlamıyla bambaşka bir boyut kazanmış durumda. Özellikle sosyalleşmenin askıya alındığı bu dönemde, kullanıcıların sosyal medya kanallarından beklentisi sosyalleşmekten daha çok doğru bilgi almak yönünde değişiyor.

Sosyal medyayı neden kullanıyoruz?, Son 4 ay içerisinde neler değişti? 

Kullanıcıların beklentileri neler? gibi sorulara yanıt arayan AdColony, Türkiye’de 14-65 yaş arasındaki katılımcılarla gerçekleştirdiği “Covid-19 Döneminde Değişen Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması” salgın sebebiyle kullanıcıların değişen beklentilerini gözler önüne seriyor.

Araştırmaya göre Türkiye’de izolasyonun başlamasıyla kullanıcıların %61’i sosyal medya kanallarında daha fazla vakit geçiriyor. Kullanıcıların %51’i sosyal medyayı güncel bilgilerden haberdar olmak için kullandıklarını belirtiyorlar. Markaların mesajlarını ve kampanyalarını dijitale hiç olmadığı kadar yoğunlaştırdığı bu dönemde, katılımcıların reklamlar özelinde en güvenilir buldukları sosyal medya kanalı %51 ile LinkedIn oluyor.

Katılımcıların %37’si gün içinde en az 30 dakika Linkedın’de geçirdiğini belirtirken, %30’u gün içinde LinkedIn’de yarım saatten daha fazla vakit geçiriyor.

AdColony EMEA&LATAM Genel Müdürü Volkan Biçer bu dönem değişen sosyal medya kullanım alışkanlıklarını yorumluyor. “ İçinde bulunduğumuz süreçte LinkedIn ülkemizdeki kullanıcılar için daha da önem kazandı. Hem güvenilir bilgiye ulaşmak hem de evden çalıştığımız bu dönemde çalıştıkları sektöre dair haberleri daha yakından takip edebilmek herkes için çok önemli bir hale geldi. Yaptığımız araştırmaya göre katılımcıların %57’si bir hafta içerisinde LinkedIn’de mutlaka 1 ila 3 arası post paylaşımı yapıyor.”

Her anımızı, iyisiyle kötüsüyle sosyal medya kanallarında yaşadığımız, haber kaynağımız olarak kullandığımız sosyal medya COVID-19 ile önemini daha da arttırmış olsa dahi, güvenilir bilgilere ulaşmak için ise doğru sosyal medya araçları kullanıcıların en çok önem verdiği nokta olmaya devam ediyor.