Ã?nizleme

21 Eylül 2018 Cuma

Arkadaşlık aşktan önce geliyor;

Arkadaşlık aşktan önce geliyor;

Dünya Arkadaşlık ve Dostluk Günü bu yıl CardFinans tarafından da arkadaşlık kavramını merkeze alan bir yarışma ile Türkiye’ye yayılıyor. 

CardFinans, Dünya Arkadaşlık ve Dostluk Günü özelinde Wizsight Araştırma ve Danışmanlık A.Ş. iş birliğiyle yaptırdığı anket ile Türk halkı için arkadaşlığın ne anlama geldiğini araştırdı. Araştırma çıktılarına göre; Türkiye’de her on kişiden yedisi (yüzde 70) arkadaşlığı aşka tercih ediyor. Araştırmaya katılanların yüzde 62’si arkadaşlarında aradıkları en önemli özelliğin güven olduğunu belirtirken, yüzde 21’i arkadaşlığı beraber gülebilmek eğlenebilmek olarak tanımlıyor.

Araştırmaya göre;yüzde 70 ile Türkiye’de her on kişiden yedisi “Aşk ile arkadaşlık arasından hangisini seçersiniz?” sorusuna “Arkadaşlık” yanıtını verdi. Cinsiyete göre bu tercih değişmiyor. Araştırmaya katılanların yüzde 62’si arkadaşlarında aradıkları en önemli özelliğin güven olduğunu belirtiyor. Güveni yüzde 21 ile beraber gülebilmek eğlenebilmek izliyor.

Katılımcıların yüzde 29’u en yakın arkadaşlarının kendilerini güvenilir olarak tanımlayacağını düşünüyor. Yüzde 24’ü ise can dost seçeneğini işaretledi.

Yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de yüzde 50 oranı ile her iki kişiden biri en yakın arkadaşını okul sıralarında tanımış. Okuldan sonra arkadaş en çok mahalle içinde ediniliyor. En yakın arkadaşını iş yerinde bulanların oranı ise yüzde 15.

Ankete katılanların yüzde 20’si için kahve çay içmek arkadaşları ile yaptıkları en zevkli etkinlik iken, yüzde 17’lik bir kitle için dedikodu yapmak, yüzde 16’lık bir kitle için ise tatile gitmek gezmek en zevkli etkinlik olarak belirtiliyor.

Kadınların en sevdiği ilk üç etkinlik kahve çay içmek, dedikodu yapmak ve tatile gitmek gezmek iken erkeklerin tercihleri kahve çay içmek, sokaklarda yürümek ve video oyunları oynamak.

Anket sonuçlarında arkadaşlarla yapılan en zevkli etkinlikler içinde tatile gitme oranı yüksek olduğundan CardFinans, yaz ayında en yakın arkadaşların yüzünü güldürecek bir yarışma düzenledi. Dünya Arkadaşlık ve Dostluk Günü’ne özel Türkiye genelinde yapılan bu yarışma Instagram üzerinden başlatıldı. En yakın arkadaşıyla en eğlenceli fotoğrafını #CardFinans ve #tatildenfazlası etiketleri ile paylaşanlar arasından özel jürinin belirlemesiyle iki yakın arkadaş seçildi. Seçilen kişi arkadaşı ile birlikte 27-28-29 Temmuz'da The Land Of Legends’ta 3 gün her şey dahil bir tatil hediyesi kazandı.

Kağıttan dijitale geçiş yüzde 75 tasarruf ettiriyor

Kağıttan dijitale geçiş yüzde 75 tasarruf ettiriyor

E-imza ve mobil imza ile çalışma olanağı sağlayan İmzala-Gönder çözümü şirketlerin maliyetlerini %75 oranında azaltıyor.

İşletmeler için iş yükü olan imza takibi, zaman ve maliyet kaybına neden oluyor. Banka talimatları, sözleşmeler ve satış kontratları gibi imzalama süreçlerini kolaylaştıran İmzala-Gönder çözümü, imza gerektiren tüm dokümanların imza yetkilileri arasında otomatik olarak dolaştırılmasını sağlıyor.

Dokümanların elektronik veya mobil imza ile imzalanmasını sağlayan uygulama, şirketlerin yıllık operasyonel maliyetlerini %75 azaltıyor.

Belgeyi sadece yetkili kişiler görüyor

Hata payını azaltan çözüm, şirket verimliliğini % 60 ila 75 oranında arttırıyor. E-GÜVEN tarafından hizmete sunulan İmzala-Gönder ile yetki verilmeyen kişilerin dokümanları okumasına izin verilmiyor ve dokümanların gizliliği sağlanıyor.

Yöneticiler ofis dışındayken imza beklenmiyor

Bilgisayarın yanı sıra mobil olarak da kullanılabilen İmzala Gönder, mobil yöneticilerin onay işlemlerini kolaylaştırıyor. Çözüm,, finans ve bankacılığın yanı sıra hukuk, insan kaynakları, muhasebe ve finans departmanlarında kullanılabiliyor.

E-mail veya SMS ile uyarıyor

İmzala-Gönder bulut ortamında da kullanılabildiği gibi, lokal lisanslama modeli ile de sunulabiliyor. Kağıt ortamında oluşturulan veriler dijital ortamda saklandığından İmzala-Gönder arşiv konusuna kalıcı bir çözüm sunuyor. Ürün, imza bekleyen doküman olması halinde kullanıcılara SMS ve e-posta yoluyla uyarı gönderebiliyor.

Güzelleşmek İsteyenler Dikkat!

Güzelleşmek İsteyenler Dikkat!

Silikon, dolgu gibi kimyasal maddeler alerji yapabiliyor, öncesinde mutlaka yama testi öneriliyor.

Silikon ve dolgu gibi malzemelerden kaynaklanan alerjik reaksiyonlar; geçmeyen yaralar, şişlik ve ödem şeklinde kendini gösteriyor. Alerjik reaksiyona neden olan kimyasal maddelere karşı alerjik hastaların, uygulama öncesi mutlaka "Yama Testi" yaptırmaları tavsiye ediliyor.

Bir sağlık çalışanı olan hemşirenin dudak dolgusu sonrası yaşadığı alerjik reaksiyon sonucu alerji testinin önemine dikkat çeken İstanbul Alerji Doktorlarından Yetişkin Alerji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ramazan Ersoy şöyle konuştu: "Güzelleşmek uğruna merdiven altı uygulamalardan uzak durmak gerekir, bu uygulamaları Plastik Cerrahların yapması sağlığınız açısından önemlidir. Silikon, dolgu gibi genellikle güzelleşmek için kullanılan malzemelerin yanı sıra stent, protez gibi tüm kimyasal maddeler vücutta geç tip reaksiyon dediğimiz temas alerjisine neden olabilir. Çünkü, Alerjide iki tip reaksiyon vardır biri; erken tip, diğeri ise geç tip reaksiyondur. Anında alerjik tepki verirse bu erken tip reaksiyondur.

Geç tip alerjik reaksiyonlar ise kaşıntı, kızarıklık ve yaralar şeklinde gelişir. Bazen diş protezlerinde, silikonlarda geç tip reaksiyonlara denk geliyoruz ve bu alerjik tepkiler kapanmayan yaralar, uzun süre devam eden iltihaplı lezyonlar olarak karşımıza çıkıyor. Genellikle küpelerden, kolyelerden kaynaklanan nikel alerjisine bağlı kontakt dermatit sıklıkla rastlıyoruz. Özellikle alerjik hastalıkları bulanan hastalarda bu tür kimyasal maddelere bağlı geç tip alerjik reaksiyonların görülme ihtimali daha fazladır. "

"Alerjik Reaksiyonlar Geçmeyen Yaralar Olarak Kendini Gösteriyor"
Anında tepki vermeyen geç tip reaksiyon denilen alerjilerin, geçmeyen yaralar olarak kendini gösterdiğini söyleyen Yetişkin Alerji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ramazan Ersoy; özellikle bir operasyon sonrası geçmeyen yara ile karşılaşılırsa alerjik nedeninin araştırılmasını tavsiye etti. Silikon gibi uygulamalar sonrası bazı vakalarda geçmeyen yara ile karşılaştıklarını, uygulanan o silikonun çıkarılması gerektiği durumlar oluştuğunu söyledi. Bu gibi sonuçlarla karşılaşmamak için mutlaka uygulama öncesi, kimyasal maddelere karşı gelişen alerjiyi gösteren "yama testi" yapılması gerektiğini vurguladı. Bu testi, vücudun sırt bölgesine uyguladıklarını ve 48 saat ile 72 saat arasında sonuçlarının verildiğini sözlerine ekledi.

20 Eylül 2018 Perşembe

Çin’in yeni yatırım üssü: Türkiye

Çin’in yeni yatırım üssü: Türkiye

Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin yoğunlaştığı bu günlerde Çin’den birçok sektörden firma Türkiye’ye yatırımlarını da yoğunlaştırıyor. Düzenlenen çeşitli toplantılarda Türkiye’nin yatırım imkanları Çinli firmalara tanıtılıyor.

Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin yoğunlaştığı bu dönemde ilişkileri beslemek adına çeşitli etkinlik ve fuarlar düzenleniyor. Bu programlardan biri de kısa bir süre önce Beşiktaş Shangri La Otel’de gerçekleşti. Organizasyona Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEiK) davetlisi olarak Çin’in Hubei eyaletinden 49 firma katıldı. Organizasyonun gerçekleşmesinde önemli payı bulunan Türk - Çin Kültür Derneği ve Ligarba Turizm’in yönetim kurulu başkanı İrfan Karslı Çin’in Türkiye yatırımları konusunda açıklamalarda bulundu.

Çin’in yeni yatırım üssü: Türkiye

Çin’in birçok sektörde ülkemize yatırımlar gerçekleştirdiğini dile getiren İrfan Karslı son yıllarda Çin’den ülkemize gelen devlet ve özel kurumların sayısında ciddi bir artış olduğunu belirtti. Karslı, özellikle enerji sektöründe büyük yatırımlar gerçekleştiğini bunun iki ülke arasında ilişkileri güçlendirdiğini vurgulayarak her geçen yıl Çin’den daha çok yatırımın yapılmasının gelecek için de ümit verici olduğunu belirtti.

Yeni ipek yolu

Çin son yıllarda “Kuşak ve Yol” adı verilen yeni ipek yolu ile yatıp kalkıyor. 4 Trilyon dolarlık dev proje olan yeni ipek yolu Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin de merkezini teşkil ediyor. Bu projenin deniz yolu ayağı için Kumport limanının büyük hissesi Çinliler tarafından satın alındı. Ayrıca proje kapsamındaki hızlı tren yolunun orta koridoru da Türkiye’den geçiyor. Bunun gibi fırsatların iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten İrfan Karslı, Çin yatırımlarını Türkiye’ye çekmek için daha çok ve etkin tanıtımlar yapılması gerektiğini de söyledi. Karslı ayrıca ülkemizde hizmete giren Bank of China ve ICBC bankalarının da iki ülke ticaretinde batı bağımlılığını kırmakta olduğunu dile getirdi.

Yatırım hukuku zemini güçlenmeli

Kısa süre içinde İstanbul Üniversitesi ve Türk Çin Kültür Derneği iş birliği ile düzenlenecek olan “Kuşak ve Yol Çerçevesinde Türkiye ve Çin Arasında Yabancı Yatırımların Hukuki Rejimi" konulu bir sempozyum düzenleneceğini belirten Karslı, bunun gibi programlarla Türkiye’nin Çin yatırımlarının önünü açması gerektiğini söyledi. Konusunda uzman akademisyenlerin de iki ülke yöneticilerinin konuya dikkat çekerek büyük katkılar sunabileceğini dile getirdi. Sempozyuma İstanbul Üniversitesi Hukuk ve İktisat fakülteleri öğretim üyeleri ile Çin’den de 3 üniversiteden de akademisyenler katılacak.

China Southern Havayolu tekrar Türkiye uçuşlarına başlıyor

Son aylarda iki ülke arasındaki olumlu hava dünyanın en büyük hava yolu şirketlerinden biri olan China Southern Havayolları’nın da tekrar ülkemize uçuşlarının başlayacağını belirten İrfan Karslı, hem turizm hem de ticaret açısından önemli bir dönüm noktasına gelindiğini bu ivmenin artarak devam etmesini umduklarını ifade etti.

19 Eylül 2018 Çarşamba

34 beden için değil, güçlü damarlar için

34 beden için değil, güçlü damarlar için

Hareket etmenin, egzersiz ve spor yapmanın damar sağlığı için de önemli olduğunu belirten uzmanlar, "34 beden ya da üçgen vücutlu olmak için değil, çeperleri daralmamış ve güçlü damarlarınız olsun diye egzersiz yapın" uyarısında bulunuyor.

10 Mayıs, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Sağlık için Hareket Et Günü" olarak belirlendi. Bu özel günde bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesinde fiziksel aktivitenin yararları konusunda toplum bilincini oluşturmak, iyi uygulamalara dikkat çekmek ve fiziksel aktivitenin yararlarını savunmak hedefleniyor. Ayrıca yaşamın her alanında ve her yerde (okul, ev, işyeri) toplum genelinde fiziksel aktiviteye katılımı arttırmak, sağlıklı davranışları ve yaşam tarzlarını teşvik etmek amaçlanıyor.

Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Defne Kaya, sadece yaşam tarzında yapılacak bazı değişikliklerle sağlıklı bir insan olunabileceğini söyledi.

Kötü alışkanlıklar sağlığı tehdit ediyor

Sağlığımızı korumak ya da geliştirmek için sağlıksız yaşam alışkanlıklarından uzak durmak gerektiğini belirten Doç. Dr. Defne Kaya,"Nedir bu alışkanlıklar: Sigara kullanmak, az ve yetersiz uyku, aşırı stres, çok fazla televizyon izlemek, hareketsiz bir yaşam (gün içinde uzun süreler sabit bir şekilde oturmak), dengesiz ve kalitesiz beslenme, spordan ya da egzersizden uzak yaşam sürmek" diye konuştu.

Zayıf bireylerin damarları da sağlıksız olabilir

Sağlıksız yaşam alışkanlıklarımızın sonucu olarak vücut yağ oranımızın arttığını belirten Doç. Dr. Defne Kaya, damar sağlığının önemine işaret ederek şunları söyledi:

"Özellikle büyük tehlike ise, iç organlarımızın etrafını saran ve damarlarımızın içinde plaklar oluşturan istenmeyen yağ miktarındaki artışlardır. Bu durumun, her zaman, zayıf ya da kilolu görünmemizle doğrudan bir ilişkisi olmayabilir. Zayıf bireylerin de, eğer sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahiplerse, iç organlarının etrafı istenmeyen yağ kütlesiyle çevrili ya da damarlarının içi plaklarla kaplı olabilir.

İstenmeyen yağlar, kan dolaşımını bozuyor

Damarlarımız, vücudumuzun otoyolları gibidir. Tüm hücrelerimize temiz kanı ve dolayısıyla da oksijeni götürür, kirli kanı da toplayarak geri getirir. Vücudumuzdaki istenmeyen yağlar, iç organlarımızın etrafını sardığında damarların üzerine baskı uygulayarak dolaşımımızı bozmaya başlar. İç organlarımıza giden oksijen ve diğer temiz kanla taşınan gerekli maddelerin iletimindeki sorun, ilerleyerek diğer sistemlerimizi de etkilemeye başlar. Kaslarımıza, kemiklerimize, beynimize daha az kan daha az oksijen taşınmaya başlar. Peki damarlarımızın içindeki yağlar? Kan damarlarımızın içinde farklı miktarlarda da olsa, yağ vardır.Ama burada tehlike oluşturan durum, kan damarlarımızın içindeki yağ miktarındaki artıştır.

Felce yol açabilir

Ateroskleroz (damar sertleşmesi) dediğimiz durumun mikroskobik olarak ilk belirtisi damar içinde ince yağ çizgilerinin oluşmasıdır. Bu yağ çizgileri ilerleyerek damar içinde plaklar oluşturmaya başlar. Bu plaklar, damar içinin daralmasına yol açar. O damar nereye gidiyorsa, o bölgeye daha az kan gitmeye başlar. Bazen de, o plaklardan parça koparak kana karışır (pıhtı atar) ve geçemeyeceği darlıkta bir yere kadar ilerler. En son bir damarı tıkar. Beyni ya da kalbi besleyen ana damarlardan birisi etkilendiğinde de inme dediğimiz felçle olay sonuçlanıyor."

İstenmeyen yağlardan kurtulmak gerekiyor

"Dışarıdan bakıldığında nasıl göründüğümüz elbette çok önemli" diyenDoç. Dr. Defne Kaya, "Özellikle de kendi bedenimizden mutlu olmamız önemli ama içeriden bakıldığında da, dışarıdaki kadar fit ve sağlıklı görünmeliyiz. Eskiden 20-40 yaş arasında sağlık için vücut yağ oranının erkekler için %2-5, kadınlarda %10-13 olması vurgulanıyorken, günümüzde bu oran erkekler için %8-19, kadınlar için ise %21-33 olarak kabul ediliyor" dedi.

Egzersiz reçetesi çizilmeli

Doç. Dr. Defne Kaya, kilo vermek ve yağ yakmak için hem aerobik (kalp atım hızınızın arttığı) hem de kas kuvvetlendirme (ağırlık ile yapılan) egzersizi yapılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Yeterli ve sağlığınızı geliştirici egzersiz reçetesi için iki önemli belirteç vardır:

1) Kalp-akciğer sisteminizin değerlendirilip hangi kalp atım hızında yağ yakmaya başladığınız

2) Kas kuvvetiniz değerlendirilerek kaslarınıza ne kadar yüklenirsek yağ yakmaya destek oluruz sorularına yanıt bulunmalı. Bu nedenle de iyi bir değerlendirme size temel ve etkin egzersiz reçetesi çizilmeli.

Hangi kalp atım hızında yağ yakıyoruz?

En çok bilinen yöntem 220'den yaşımızı çıkarıyoruz. Elde edilen sayı bize maksimum kalp hızımızı veriyor. Bu üst seviye kalp hızının ya %60 ya %70 ya da %80'ini hesaplıyor ve ortaya çıkan değere ulaşana kadar kalbimize yükleniyoruz. Günümüzde, bu formül yerini KPET denilen ve her bir birey için en gerçekçi sonucu hesaplayan yöntemlere bırakmıştır. Eski formül ya da KPET ile hesaplanmış kalp hızınıza yönelik aerobik egzersiz reçeteniz fizyoterapistiniz tarafından çizilebilir.

Günümüzde, eskiden olduğu gibi aerobik egzersizlere başlanıp 30- 40 dakikadan sonra yağ yakma süresine geçilmesini beklemiyoruz. Kalp atım hızını sürekli değiştirdiğimiz Yüksek Yoğunluklu Aralıklı (HIIT) egzersizler kullanılıyor. Dinamik germeyi içeren ısınmayı takiben, farklı egzersizler ve soğumayı içeren bu program 7 dakikadan az olmamak şartıyla 20-25 dakika sürmektedir.

Kas kuvvetimizi nasıl artırabiliriz?

Bunun için kas kuvvetinizin hesaplanması esastır. Kas kuvveti, 1 maksimum tekrar yöntemiyle de hesaplanacağı gibi, dünyada kabul gören yöntem izokinetik sistem ile ölçülmesidir. Yarım kilo kas, otururken 6-10 kalori enerji harcar. Kaslarınızın kuvvetini ne kadar arttırırsanız, o kadar kalori harcarsınız. Özellikle uyluğunuzun ön ve arkasındaki büyük kaslar ile gövde kaslarınızın kuvvetini artırdığınızda, vücudunuz oturduğunuzda daha fazla kalori yakacaktır. Vücut ağırlığınızı kullanarak yapacağınız tüm vücut ağırlık antrenmanları daha çok tercih edilmektedir. Renkli direnç bantları, kum torbaları ya da diğer ağırlık ekipmanlarını da kullanabilirsiniz. Fizyoterapistiniz size, vücut yapılarınızı da koruyarak, en sağlıklı ve doğru egzersiz programını çizecektir. Doğru bir tüm vücut kuvvet antrenmanı sonrası 39 saate kadar da hâlâ egzersizin etkisi ile kalori harcamaya devam edersiniz."

Bir haftalık egzersiz programı

Son olarak gelin yağ yakmak için bir haftalık örnek bir program çizelim:

Pazartesi: Tüm vücut kuvvetlendirme egzersizleri

Salı: HIIT çalışması: 30 sn. aktif dinlenme (yürüme veya hafif koşu), 30 sn. yüklenme (7 defadan fazla tekrarlanmalı)

Çarşamba: Tüm vücut kuvvet egzersizleri

Perşembe: HIIT çalışması: 30 sn. aktif dinlenme (yürüme veya hafif koşu), 30 sn. yüklenme (7 defadan fazla tekrarlanmalı)

Cuma: Tüm vücut kuvvetlendirme egzersizleri

Cumartesi ve Pazar: Dinlenme

Beden ölçülerine değil, sağlık ölçütlerine dikkat edin

Doç. Dr. Defne Kaya, tavsiyelerini şöyle sıraladı: "Sağlık için hareket edin… Hem kalbinize hem de kaslarınıza yönelik egzersizlerle uzun yıllar hem dış görünüşünüzü hem de iç görünüşünüzü sağlıklı tutabilirsiniz. Beden ölçülerine değil sağlık ölçütlerine dikkat edin. Kalbiniz, kaslarınız, ruhunuz ve beyninizin sağlığı için hareket edin, egzersiz ve spor yapın, iyi beslenin, gülümseyin ve mutlu olun. Doğru ve sağlığınızı koruyan egzersiz programınız için fizyoterapistinize danışın."

Obezite tedavisinde D vitamini

Obezite tedavisinde D vitamini

D vitamini takviyesi büyüme ve gelişmeye katkı sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kas ve kemik gelişiminde büyük önem taşıyor. D vitamini tüm bu etkilerinin yanı sıra obezite tedavisinde de etkin rol oynuyor. 

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rüştü Serter, 22 Mayıs Dünya Obezite Günü'nde obez bireylerde D vitamini düzeylerinin ideal seviyelerde tutulmasının, obezite tedavisinin daha etkin yapılmasına yardımcı olduğunun altını çiziyor

D vitamini takviyesinin insan sağlığı için faydaları saymakla bitmiyor. Kas ve kemik gelişiminden, çocuklarda büyüme ve gelişmeye, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden kanser tedavisine insan vücudu için birçok etkiye sahip olan D vitamini obezite tedavisinde de oldukça önem taşıyor.

Sağlık Bakanlığı'nın "Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması 2017" sonuçlarına göre ülkemizde kadınların yüzde 20,9'una, erkeklerin ise yüzde 13,7'sine obezite tanısı konmuş durumda. Toplamda ise Türkiye'de obezite oranı %17. 22 Mayıs Dünya Obezite Günü'nde obezite tedavisinde D vitamininin önemini açıklayan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rüştü Serter, "Obezite, vücutta ve dolayısı ile dokularda yağ miktarının aşırı birikmesi ile tanımlanan bir hastalıktır. D vitamini ise yağda eriyen bir vitamin olup daha çok yağ dokularında depolanır. Güneşten ve gıdalardan zaten sınırlı alınan D vitamininin obez bireylerde çok fazla artan yağ dokusunda birikmesi sonucu kanda vitamin düzeyleri düşer. Ayrıca yağlanan karaciğerde D vitamininin aktif hale çevrilmesi azalır ve biyoyararlanım düşer. Obez kişilerdeki düşük güneşlenme eğilimi de D vitamini eksikliğine neden olur. Öte yandan D vitamini, şeker metabolizması üzerine etkili olan insülin hormonunun salındığı beta hücrelerinin korunmasında ve yenilenmesinde aktif rol oynar. D vitamini düşüklüğünde insülinin dokulara etkisi de azalır ve insülin direnci daha kolay gelişir. Obez bireylerde D vitamini düzeylerinin ideal seviyelerde tutulması hem D vitamini eksikliğinin olumsuzluklarını ortadan kaldırır ve hastanın genel durumunu düzeltir hem de obezite tedavisinin daha etkin yapılmasına yardımcı olur." dedi.

D vitamini Obezite Tedavisinde Başarıyı Artırıyor

Prof. Dr. Serter, araştırmalara göre bazı besin ögelerinin vücutta yağlanmayı azaltarak kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olduklarını, bunlardan birisinin de D vitamini olduğunu ifade etti. Obezite tedavisinin en önemli iki ögesinin kalori alımının azaltılması ve egzersiz olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serter, "Besin alınımının azaltılması ise vitamin eksikliğini artırabilmektedir. Bunların başında da D vitamini eksikliği gelir. Öte yandan sağlıklı egzersiz yapabilmek için yeterli D vitamini düzeylerine ihtiyaç duyulur. D vitamini eksikliğinde kemik, kas ağrıları ve güçsüzlüğü ile beraber genel halsizlik ortaya çıkar. Obezite tedavisinde hastaların kan değerlerine göre vitamin D ilavesi yapılması, zayıflama programının açık havada fiziksel aktiviteyle desteklenmesi tedavi başarısını artırmaktadır." açıklamasını yaptı.

Obezite Tedavisinde Yeterli Düzeyde D vitamini Desteği Şart

Diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi obez bireylerde de kanda D vitamini düzeylerinin ideal seviyede tutulması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Rüştü Serter, "Obezite kronik bir hastalık olup D vitamini eksikliği ile seyreder. Tedavi için sürekli D vitamini idame desteği gerekir. Kanda 30 ng/ml'nin altı D yetersizliği olarak kabul edilirken ideal kan düzeylerinin 50-80 ng/ml düzeylerinde olması istenir. D vitamini bilinçsiz kullanıldığında vücutta aşırı birikerek intoksikasyona yol açabilir. Bu sebeple D düzeyleri düşük olan bireylerde uygulanacak olan yüksek doz yükleme tedavisini hastanın özelliklerine göre hekim düzenlemelidir. D vitamini düzeylerinin düşmesini engelleyecek idame dozları ise destek ürünleri ile alınabilir. Obez bireyler günlük 1500-2000 ünite kadar idame D vitamini kullanmalıdır. Son dönemlerde sprey formu gibi kullanımı kolay, katkı maddesi ve BHA içermeyen D3 vitaminleri tercih edilmektedir. "dedi.

İş Adamı Derneği adını "İş İnsanı" olarak değiştirdi

İş Adamı Derneği adını "İş İnsanı" olarak değiştirdi

Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği (GYİAD), tüzük tadil çalışmalarını tamamladı. Derneğin ismi GYİAD markası korunarak “Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği” olarak değiştirildi.

Sivil toplum kuruluşlarında cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek ve ayrımcı dil kullanılmasının önüne geçmek için ünvanların “iş İnsanları” olarak değiştirilmesi yönünde bir dönüşümü destekleyen Genç Yönetici ve İş Adamları Derneği (GYİAD), tüzük tadil çalışmalarının tamamlanmasının ardından GYİAD markasını koruyarak, derneğin ismini ‘Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği’ olarak değiştirdi.

Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Yiğit Savcı, genel kurulda alınan isim değişikliği kararı ile ilgili yaptığı açıklamada: “GYİAD, gerçekleştirdiği proje ve hayata geçirdiği değişimlerle cinsiyet eşitliğine her dönemde vurgu yapan, kamuoyuna örnek olan bir dernektir. Bu doğrultuda, 2006 yılında ilk kadın başkanımızı seçmiştik, bugün de yönetim listemizde kadın ve erkek üye sayımız eşit. Sonuç olarak 32 yıldır faaliyetlerine devam eden derneğimizin genel kurulunda tarihi bir gün yaşadık ve genç iş örgütleri arasında yine çok önemli bir ilke imza attık.” dedi.

İsim değişikliği konusunu ‘Dönüşüm’ projelerinin bir parçası olarak gördüğünü ve üzerinde titizlikle çalıştıklarını belirten Yiğit Savcı, “Göreve başlarken 21. Yüzyılın dinamiklerine ve GYİAD’ın öncü rolüne uygun olarak kadın, dijitalleşme ve sanat başlıklarında ‘Dönüşüm’ üzerine projeler ortaya koyacağımızı söylemiştim. Kobilerin dijitalleşmesi, sanatın dönüştürücü gücünün girişimcilikte kullanılması, “GYİAD Akademi” vasıtasıyla verilen eğitimlerle gençlerimize girişimcilik bakış açısının kazandırılması, iş hayatında kadının yaşadığı sorunlara dikkat çekilmesi ve yönetim kademelerinde daha çok kadının bulunması gibi konular dönüşüm projelerimizin odağını oluşturuyor. Gerçekleştirdiğimiz isim değişikliği ışığında söyleyebilirim ki ülkemizde kadın istihdamının artması için çalışmalarımız devam edecek, hedefimiz 2028 yılına kadar iş dünyasında çalışan kadın ve erkeklerin oranının eşit olması” dedi.

GYİAD hakkında:

Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD), 1986 yılında, genç yönetici ve işadamlarının ihtiyaç ve sorunlarına çözüm üretmek ve onları çeşitli platformlarda temsil etmek amacıyla kurulmuştur. GYİAD, toplum üzerinde genç yönetici ve işadamlarının siyasi ve ekonomik etkisini artırmak için çalışmalar yapan, yaratıcı girişimcilik projelerini destekleyen ve hızla büyüyen, etkili ve öncü bir sivil toplum örgütüdür. GYİAD, sosyal sorumluluk projeleri üretmek, üyeler arası ticari ilişki ve işbirliğinin artırılması yönünde çalışmalar yapmak ve sektörel sorunların çözümüne yönelik projeler geliştirmek üzere faaliyetlerini sürdürmektedir.

Her beş saniyede bir çocuk hayatını kaybediyor

Her beş saniyede bir çocuk hayatını kaybediyor

2017 yılında dünya genelinde her beş saniyede bir çocuk hayatını kaybederken, toplamda 6,3 milyon çocuğun yaşama veda ettiği belirlendi.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, dünya üzerindeki çocukların ölüm sayılarını ve nedenlerini konu alana araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Dünya Bankası’nın ortak verilerinin yanı sıra medya yansımalarından da derlediği bilgilere göre, 2017 yılında dünya genelinde her beş saniyede bir çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Böylelikle, geçen yıl 15 yaşın altında 6,3 milyon çocuğun hayata veda ettiği gözlendi. 5 yaşın altında olup, yaşamını yitiren çocuk sayısı ise 5,4 milyon olarak kayıtlara geçti.

MEDYANIN DA GÜNDEMİNDE YER ALDI

ITS Medya ve Ajans Press’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği incelemede yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu.2016 yılında çocuk ölümleriyle ilgili 13 bin 62 haber çıkışı belirlenirken, 2017 yılında 13 bin 162 bu yıl içerisinde ise 9 bin 294 haber çıkışı tespit edildi.

Raporda, çocuk ölümlerine sebep olarak da, tedavi edilebilir hastalıklar ve diğer komplikasyonlar açıklama gösterildi. Bu bağlamda tedavi edilebilir hastalıklara örnek verilirken, bunların arasında zatürre, sıtma ve ishalin baş sıralarda yer aldığı saptandı.

Bunun yanı sıra, Afrika ülkelerinde ve Güney Asya’da yeni doğan bebeklerin yaşama ihtimallerinin diğer ülkelere göre 9 kat daha az olduğu anlaşıldı.1990 yılından veri ölen çocuk sayıları incelendiğinde de, ciddi bir azalma yaşandığı görüldü. 1990 yılında sadece önlenebilir hastalıklardan ölen 5 yaş altındaki çocuk sayısı 12,6 milyon olarak kaydedildi. Raporda, çocuk ölüm sayısının önümüzdeki yıllarda da giderek azalacağı öngörüldü.