Ã?nizleme

21 Ocak 2019 Pazartesi

Gelecekte bu sosyal medya ağlarını da kullanacağız

Gelecekte bu sosyal medya ağlarını da kullanacağız

2018 yılında internet kullanıcısı sayısı 4 milyara ulaştı. Bu oran toplam dünya nüfusunun %53’lük dilimini oluşturuyor. 

Toplamda dünya nüfusunun %68’lik kısmı, diğer bir deyişle 5 milyarın üzerinde kullanıcı, bir veya birden fazla mobil cihaza ve akıllı telefona sahip. Sosyal medya kullanıcı sayısı istatistiklere 2018 yılında 3.2 milyar olarak yansıdı ve her geçen gün yeni bir sosyal medya ağı ile tanışıyoruz. Dijital Dönüşüm Danışmanı ve Me Consultancy kurucusu Murat Erdör, yükselişe geçen ve 5 yıl içerisinde hayatımızda daha fazla yer bulacak sosyal medya ağlarını açıkladı.

Murat Erdör’e göre yakın zamanda internet kullanıcılarının vakit geçirmeleri olası sosyal medya ağları şu şekilde:

Vero

2015 yılında ilk kullanıcıları ile buluşan Vero, Instagram sosyal medya ağına alternatif olarak gösteriliyor. Paylaşmayı seven ve sevdiklerinin paylaşımlarını yakından takip edenler için alternatif olabilecek ağlardan biri olan Vero, film, TV, müzik, kitap ve mekanlar ile ilgili paylaşmaları farklı bir arayüzüyle sunuyor. Platformun gelecekte hem sanatçılar hem de markalar için tercih edilen buluşma noktalarından biri olması öngörülüyor.

Telegram

Son dönemlerin en hızlı yükselen sosyal medya mecralarından WhatsApp’e alternatif olarak gösterilen Telegram, ilk olarak 2013 yılında piyasaya sürüldü. Emekleme döneminin ardından 2018’e yükselişle başlayan Telegram’ın 2019 ve sonrasında daha fazla kullanıcıya ulaşması bekleniyor. WhatsApp’i güvenlik alanında yetersiz bulan kullanıcıları güvenlik ve daha hızlı iletişim noktalarıyla yakalamaya çalışan Telegram, uçtan uca şifreli sesli aramaları destekliyor, reklamsız ve abonelik olmadan ücretsiz kalmayı sonsuza dek vadediyor.

Care2

Daha iyi bir dünya inşa etmeye kendini adayan bir ağ olan Care2, hayvan hakları, insan hakları, çevre, çocuk sağlığı ve refahı, eğitim, sağlık hakları, kadın hakları ve daha birçok toplumsal konuda duyarlı insanları birbirine bağlıyor. Kar amacı gütmeyen ve daha iyi bir dünya sloganıyla hareket eden insanları bir araya getiren ağın günümüzde 50 milyon civarında kullanıcısı bulunuyor.

MyOpportunity

İşini geliştirmek, büyütmek, yeni potansiyel müşterilere ulaşmak isteyen kullanıcılarını müşteri adaylarıyla bir araya getiren MyOpportunity, iş profesyonellerine ulaşmayı sağlayan bir iş ağı olarak işlev görüyor. 85 milyon aktif kullanıcısı bulunan ve her geçen gün büyüyen ağ, LinkedIn sosyal medya ağının rakipleri arasında yer alıyor.

Geni

2012 yılında faaliyete başlayan ancak son 2 yıldır yükselişe geçen Geni, kullanıcılarına kendi aile soyağacını oluşturma ve akrabalarını bir araya toplama imkanı sunuyor. Yeni akrabalar keşfetmek ve mevcut aile bireyleriyle irtibatta kalmak isteyen kullanıcıları buluşturan Geni’nin 130 milyona yakın kullanıcısı bulunuyor.

Dünyanın en güvenli ülkeleri belli oldu!

Dünyanın en güvenli ülkeleri belli oldu!

Dünya üzerinde hangi ülkelerin ne kadar güvenli olduğu belli olurken, Türkiye’nin 59,62’lik güven endeksiyle 49’uncu sırada yer aldığı görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, dünya üzerinde hangi ülkelerin ne kadar güvenli olduğunu konu alan araştırmayı inceledi. PRNet’in Numbeo verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin 59,62’lik güven endeksiyle 49’uncu sırada yer aldığı görüldü. Veriler 2019 yılının Ocak ayını baz alırken, dünyanın en güvenli ülkesi yüzde 86,74 oranla Katar olarak belirlendi.

Katar’ı yüzde 86,27 oranla Japonya takip ederken, yüzde 83,68 oranla Birleşik Arap Emirlikleri’nin üçüncü sırada yer aldığı saptandı. Dünyanın en güvenli şehirlerine de değinilen listede, Türkiye’nin en güvenli şehrinin yine Eskişehir olduğu gözlendi. Eskişehir’den sonra Türkiye’den yer alan diğer şehirler ise; Bursa, İzmir, Ankara ve İstanbul olarak kaydedildi.

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri belli oldu. Geçtiğimiz yılı kapsayan yazılı basın incelemesinde, suç oranları ve güvenlik başlıkları altında 401 bin 350 haberin yansıma bulduğu görüldü. Medyaya yansıyan haber başlıkları incelendiğinde ise en çok hırsızlık, taciz, kaza ve yaralama haberlerinin konuşulduğu görüldü.

Tatilde, çocuğunuza günlük sorumluluklar verin

Tatilde, çocuğunuza günlük sorumluluklar verin

Yoğun bir eğitim-öğretim döneminin ardından beklenen sömestir tatili başladı. Yarıyıl tatili, çocuklar için eğlenme ve dinlenme fırsatı olduğu kadar, zamanı kaliteli geçirmeyi öğrenmek için de bir şans. Anne-babaların bu dönemde, çocuklarına odalarını toplamak, dişlerini fırçalamak vb. gibi günlük sorumluluklar verebileceklerini belirten uzmanlar, ebeveynlerin çocukları ile birlikte yapabilecekleri bir iş listesi planlamaları önerisinde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, yarıyıl tatili ile ilgili ailelere önerilerde bulundu.

“Çocuklar için tatil dönemi, özlediklerini yapmayı planladıkları zaman olması yanında, çocuklara boş zamanın nasıl daha etkin geçirilmesi gerektiğinin de öğretilebileceği bir dönem” diyen Aynur Sayım, sömestir tatilinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Tatilde hepimiz rutin çalışmalarımıza ara verip kendimizi dinlendirip, eğlenmeyi düşünürüz; fakat tabii bunun da bir sınırı çerçevesi vardır” şeklinde konuştu.

Tatiller kaliteli zaman geçirmeyi öğrenmek için iyi bir fırsat

Tatillerin zamanı verimli değerlendirmeyi öğrenmek için iyi bir fırsat olduğunu kaydeden Uzm. Klinik Psikolog Aynur Sayım,

“Çocuk, zamanını iyi yönetmeyi öğrenmiş ise bu tutumu, tatildeki etkinlik ve aktivitelerine, arkadaşları ile nasıl zaman geçirdiğine, zamanının ne kadarını arkadaşlarıyla, ne kadarını kendisine ayırdığına yansıyacaktır. Bizim çocuğumuza kazandırdığımız iç disiplinle ilgili olarak öncelikle çocuğa boş zamanını iyi değerlendirmeyi öğretmeliyiz. Anne-baba bu konuda çocuğuna rehber olmalı. Zamanımızı iyi yönetebilmek, zamanı akıllıca kullanıp, verimli-üretken sonuç almamızı sağlar. Tatili doyurucu geçirmemiz; bizi mutlu edecek, değerli hissettirecek ve dinlendirecektir. Tabii çocuk için tatil, bir dönem boyunca planlı ve kurallı bir ortamdan, özgür olduğu, dinlenebildiği daha esnek bir zaman dilimini ifade eder. Anne-babaların rehberliği, çocuğun tatili nasıl geçireceği ile ilgili devreye girmelidir” dedi.

Çocuğunuzla birlikte “yapılacaklar listesi” planlayın

Sayım, çocuklar için aileleri ile birlikte ya da kendi inisiyatiflerinde yapabilecekleri bir iş listesi planlanabileceğini belirterek, “Günlük aktiviteleri bir gün önceden planlamak, hedef koymayı ve hedefe yönelik davranmayı da öğretir. Bu da aslında öğretme ve öğrenme sürecidir. Arkadaş seçimleri ve iletişim tekniklerini öğrenmeleri de aynı niteliktedir” diye konuştu.

Aynur Sayım, yarıyıl tatili ile ilgili önerilerini şöyle sıraladı:

Çocuğunuza baskı kurmayın
Ailelerin fazla müdahale içermeden, çocuktan beklentiyi yüksek tutmadan, dinlenme ve eğlenmeye fırsat tanıyarak aktivite planı yapmasına yardımcı olmaları önemlidir. Tatilde seçtikleri arkadaşlar, bulundukları ortamlar, aileler tarafından denetlenmeli elbette; ama bunu yaparken de fazla baskı kurmadan özenli davranmak önemlidir. Tatil döneminde çocukların dönem içinde öğrendikleri bilgileri unutmamak ve yeni eğitim dönemine hazırlanmak için günlük planlamalar içinde kısa ders tekrarları ve kitap okuma saatlerinin eklenmesi yararlı olacaktır.

Günlük sorumluluklar verin
Çocuklara odasını toplamak, dişlerini fırçalamak gibi günlük sorumlulukların da verilmesi ayrıca spor, satranç, drama gibi sevdiği etkinliklere yöneltilmesinin fiziksel ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunacağının altını çizmek yararlı olacaktır.

Oyun bağımlılığına dikkat!
“Ekran;hepimizin yaşamında önemli yer kaplıyor, ama gerektiği ölçüde, yaşam kalitemizi yükseltme, iletişim, eğitim-öğretim, kolay bilgiye ulaşma anlamında şüphesiz vazgeçilmez; ama bağımlılık halinde kullanımı, çocuk-genç, hatta herkesin sosyal paylaşımlarını azalttığı gibi, içe yönelme, sanal bir dünyaya eğilim, gerçek sorun çözme becerilerinden yoksunluk, dikkat ve konsantrasyon, dolayısıyla öğrenme hızında yavaşlık ve sosyal ilişkilerde bozulmalara yol açabilmektedir” diyen Aynur Sayım,

“Oyunların duygusal boşalımı sağlayan yönünü göz ardı edemeyiz. Hafif derecede kullanıldığında, çocuğun öfke ve saldırganlık duygularını boşaltması açısından faydalı olabileceği gibi, bu tür oyunlara fazlaca eğilimi ve hep bu tür oyunların seçilmesi de var olan bir psikiyatrik duruma işaret edebilmektedir” uyarısında bulundu.

Oyun oynamayı istemek, “Sana ihtiyacım var” demektir
Zamanının çoğunu ekran başında geçiren çocukların sosyalleşemeyeceğine dikkat çeken Sayım, “Aile ve çevre ile yeterli ve sağlıklı bir iletişim kuramaz, dolayısıyla dil gelişimi, sosyal gelişimi, motor gelişimi, kısacası tüm alanlarda gelişimi yavaşlar ya da gerileme gösterir. Çocuklarımız bizimle oyun oynamak isterler ve bunu da genellikle dile getirirler. Bazı anne babalar oyun oynamayı sevmez, bu isteği reddeder ya da geçiştirir. Oysaki çocuk, ‘Sana ihtiyacım var, seninle ilişki kurmak istiyorum, bu yolla ilişkimizi geliştirebiliriz’ demek istiyordur. Bu nedenle aile oyun saatleri ve ayrıca çocukla birebir zaman saatlerinde, ebeveynin çocuğu ile oyun oynamaya da yer vermesini istiyoruz ve biz de çalışmalarımızda oyunu hem bilgi toplama, hem de psikoterapinin içinde kullanıyoruz.

Sanal ortam, sosyal ilişki zorluğu oluşturuyor
Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Bilgisayar oyunları doğru seçildiğinde ve yeteri kadar kullanıldığında, çocuk-gencin ses, ışık, hareket uyaranlarına verdiği cevaplar, sorun çözümü, hedefe ulaşmak için farklı yollar deneyimleme gibi tecrübeler edinmesine neden olması açısından zenginleştirici olabilmektedir; fakat çocuğun diğer kişilerle tek kurduğu iletişim yolu bu ise, yani sürekli sanal ortamda ise, bu durumda sosyal ilişki zorluğu var ya da oluşabilir gibi bir tehlike söz konusu oluşturabilir” diyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

Dijital ortama yönelen çocukta “sosyal fobi” meydana geliyor!
“Pek çok sosyal fobi vakalarında çocukların iletişim için bu yolu tercih ettiklerini görüyoruz. Çocuk, toplum içinde, grup içinde rahat davranamadığı ve kendini sakladığı için, iletişim becerileri kısıtlı olduğu için bilgisayar oyunlarına yönelebiliyor. Kendisine sanal bir dünya kuruyor. Bu durum bağımlılık haline gelince; sadece yemek, tuvalet ihtiyaçlarını giderip bilgisayarın başından kalkmayan vakalar meydana geldi. Bu şekilde kendilerini sanal dünyada var ediyorlar, var olduklarını hissediyorlar. Son yıllarda hem çocuk, hem de ebeveynler tarafından, bilgisayar oyunlarına çok zaman ayrılıyor. Anne ve babalar birlikte bilgisayar oyunu oynamayı da birlikte kaliteli zaman geçirme olarak algılayabiliyorlar. Bu durumun pek çok sakıncası var. Zamanının büyük kısmını bilgisayar başında geçiren çocuk, sosyalleşemez, aile ve çevre ile yeterli ve sağlıklı bir iletişim kuramaz. Sanat çalışmaları, kes-yap, origami, oyun hamuru, maket yapımı, boyama, resim vb. çalışmaları için çocuğa materyal sağlama ve yönlendirme yapılması destekleyici olacaktır.

Bilgisayar bağımlılığının nedeni anne-babalar mı?
Modellik de önemli bir konu burada. Eğer anne, baba, aile bireylerinin bilgisayara ve telefona ilgisi fazla ise, çocukların kişilik gelişimlerinde anne-babayı model alarak öğrendiklerini göz önüne aldığımızda, çocuğun bilgisayar bağımlısı olmasının nedeni kolaylıkla açıklanabilir. Ailede disiplin zayıf ise, böyle bir modellik varsa, çocuğun duygusal ihmali varsa, evde çocuk bilgisayar başında zaman geçirirken aile rahat nefes alıyorsa, bu çocuklar daha fazla risk altındadır.”

USB belleklerdeki verileri güvende tutacak 7 öneri

USB belleklerdeki verileri güvende tutacak 7 öneri

Günümüzde depolama aracı olarak sık kullanılan USB belleklerde çeşitli nedenlerle yaşanan veri kayıpları, kullanıcılar için büyük problemler yaratıyor. Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, USB belleklerdeki verileri güvende tutacak 7 öneride bulunuyor.

En sık kullanılan depolama aygıtlarından USB belleklerin yanlış kullanımı, veri kayıplarına yol açarak önemli dosyaların riske atılmasına neden olabiliyor. USB belleği bilgisayardan aniden çekip çıkartmak, içinde bulunan dosyaları yanlışlıkla silmek, belleği virüs bulunan bir bilgisayarda kullanarak işlevsiz hale getirmek, yetkisiz bir kişinin müdahalesiyle veri kaybetmek gibi problemlerin USB belleklerde veri kaybı yarattığını belirten Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, kullanıcıların veri kaybı yaşamasını önleyecek 7 öneriyi paylaşıyor.

1. Bilgisayardan çıkartırken “güvenli çıkart” komutunu kullanın. USB belleklerle ilgili yapılan en yaygın hata, işlem bittiğinde bilgisayardan hemen çekip çıkartılmaları oluyor. Ancak bu alışkanlık, henüz aktarılamamış bilgilerin kaybına yol açabiliyor. Bu durumu önlemek için usb belleklerin, “çıkart” komutu tamamlanınca çıkartılması gerekiyor.

2. Kullanıcı izinlerini düzenleyin. USB belleklere ve içindeki verilere yetkisiz kişilerin ulaşması ihtimaline karşılık kullanıcı izinlerinin sınırlandırılması cihaz güvenliğini artırıyor. Ekrandan disk kısmına sağ tıklamanın ardından “güvenlik” ve “düzelt” seçeneklerine ulaşarak yapılabilen bu ayarlamayla erişim izninin herkese tanınmasının önüne geçiliyor.

3. Virüs kontrolü yapın. USB belleklerin, güvenliğinden emin olunmayan bilgisayarlara takılması veri kayıplarına adeta davetiye çıkarıyor. Böyle bir problemle yüzleşmemek için bilgisayarların güncel antivirüs programlarıyla desteklenmesine ihtiyaç duyuluyor.

4. Ortak alanlarda bulunan bilgisayarları kullanırken daha çok dikkat edin. Çoğu kullanıcı, acil ihtiyaç anlarında USB belleği herhangi bir bilgisayara takarak işlem yapmaktan çekinmiyor. Ancak özellikle internet cafe, otel, kütüphane gibi ortak alanlarda bulunan bilgisayarlarda USB bellek kullanımı, verileri risk altında bırakıyor. Bilgisayardaki bir virüs ya da güvenli olmayan herhangi bir kaynaktan indirilmiş bir dosya veya program, USB diskteki verileri bozabiliyor.

5. Rutin olarak tarayın. USB belleklerde düzenli olarak yapılacak veri taraması, veri kaybının yaşanmaması için oldukça önem taşıyor. Ayrıca USB diskinizde bulunan tüm dosyaları silmek istiyorsanız direkt format atmak daha iyi bir çözümdür.

6. Veri transferi gerçekleştirirken çevrimiçi olmayın. İnternete bağlı cihazlarda USB belleklerin virüs gibi sebeplerle zarar görme ihtimali çok yüksek olmasa da, özellikle kritik dosyaların USB belleğe aktarılması sırasında internet bağlantısının kapatılması, verilerinize yönelik riskleri azaltıyor.

7. Şifreleyin. USB belleklerin şifrelenmesi de verilerin korunma düzeyini oldukça artıran önlemler arasında yer alıyor. Belleğin cihaza her takılışında istenen şifre sayesinde yetkisiz kullanıcıların bellekteki dosyalara erişme tehlikesi neredeyse ortadan kalktığı için veri kaybı yaşama ihtimalinden uzaklaşılmış oluyor.

19 Ocak 2019 Cumartesi

Ünlü oyuncular çağrıda bulundu

Ünlü oyuncular çağrıda bulundu

Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen Meme Sağlığı Derneği MEMEDER'in düzenlediği Pembe Festival'e konuk olan İstanbullu Gelin dizisinin Begüm'ü Özge Borak ve Gözde'si Didem İnselel ile Avlu dizisinin Cezaevi Müdiresi Melis Ersoy'u canlandıran Deniz Barut, genetik yatkınlık olsun olmasın, her yıl kontrol için mamografi çektirmeyi ihmal etmediklerini söyleyerek erken tanı için çağrıda bulundu: Asla Bana Olmaz Demeyin!

Meme Sağlığı Derneği MEMEDER'in, "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nde düzenlediği Pembe Festival'in son gününde televizyon habercisi Işıl Açıkel moderatörlüğünde 'Ünlü Kadınların Gözünden Meme Sağlığı' konusu ele alındı. İstanbullu Gelin dizisinin Begüm'ü Özge Borak ve Gözde'si Didem İnselel ile Avlu dizisinin Cezaevi Müdiresi Melis Ersoy'u başarıyla canlandıran Deniz Barut'un konuk olarak katıldığı oturumda oyuncular erken tanının önemini yakınlarının yaşadığı meme kanseri öykülerinden yola çıkarak anlattılar.

Özge Borak: "22 yaşımdan beri düzenli mamografi çektiriyorum"

Meme kanseri ile henüz 6 yaşındayken, annesine konan 'meme kanseri' tanısı ile tanıştığını anlatan Özge Borak, "Annemin memesinin dörtte biri alındı. Ne yazık ki çok erken yaşta meme kanseri ile tanışmış oldum ama annem sağlığına kavuştu ve tekrar nüksetmedi. Fakat genetik yatkınlığım nedeniyle ben 22 yaşımdan beri her yıl mamografi çektiriyorum ve uzun bir süredir de her yıl check-up işlemlerimi yaptırıyorum'' dedi. Günümüzde insanların sağlıklarını çok ihmal ettiğine değinen Borak, otomobillerini bile her yıl servise götürürken kendilerine bu vakti ayırmadıklarını söyledi. ''Hem de bunun eğitim düzeyiyle de ilgisi yok. Çevremde son derece eğitimli insanlar var ve kontrollerini ihmal ediyorlar."

Hayatta her şeyin başında sağlık geldiğini anlatan Özge Borak, "Sağlık konusuna çok ilgiliyim ve herhalde oyuncu olmasaydım hekim olurdum. Yaşadığımız dünya ve çağımızda bize sunulan gıdalar nedeniyle riskimiz çok yüksek ve kanser ne yazık ki cinsiyet ayırt etmiyor" dedi.

Didem İnselel: "Hastalığı geçici bir misafir gibi karşılayıp, neşeyle uğurlamak gerekiyor"

İstanbullu Gelin dizisinin Gözde'si Didem İnselel ise, "Fibrokistik meme yapım nedeniyle kanser oluşumunun tespit edilmesinde gecikme olabileceği için, kontrollerimi ihmal etmiyorum. Mememi kendim kontrol edemiyorum; zira elime gelen pütürlü doku beni çok rahatsız ediyor. Annem veya kız kardeşimden yardım istiyorum" dedi. 30 yıl önce yakın bir akrabasının meme kanserine yakalandığını anlatan İnselel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugünkü gibi tedavide geniş imkanlar olmadığı için bir memesi alındı. Tek meme ile evlendi, çocuğu oldu ve şimdi mutlu bir hayat sürüyor. Doktor kontrollerine birlikte gittiğimizde motivasyonu öyle yüksekti ki, hekimler hasta kim diye sorardı. O hep bu hastalığın onu ziyarete gelen geçici bir şey olduğunu kabul etti ve neşeyle uğurlamayı seçti. Ben de Steve Jobs'ın vefatına neden olan Nöroendokrin Tümör (NET) hastalığı ile mücadele ettim ve o süreçte öleceğimi düşünmeden, bunu gelip geçici bir şey olarak kabul ettim. Çok şükür atlattım." Başarılı oyuncu, düzenli kontrollerden bir süre sonra sıkılıp sıkılmadığı sorusu üzerine "Bu hastalığın tespiti için 3,5 yıl çalmadık kapı, yaptırmadığım tetkik kalmadı. Elbette zaman zaman bıkkınlıklarım oldu ama ailem çok destek oldu. Tanı bu işin temeli olduğu için kontroller konusunda tedbiri asla elden bırakmıyorum" dedi.

Deniz Barut: "Erken ve geç tanı farkını iki yakın arkadaşım sayesinde yakından yaşadım"

Meme kanseri ile hastalık tanısı alan iki yakın arkadaşı sayesinde tanışan Deniz Barut ise erken tanı ile geç tanı arasındaki farka çok yakından tanıklık ettiğini belirtti. ''Biri çok erken evreydi ama diğerine geç evrede tanı konmuştu. Çok şükür ikisi de atlattı ve şimdi sağlıklılar. Ancak erken tanının önemini, canlı şahit olarak çok iyi anladım. Erken tanı konan arkadaşım hem tedavi hem de moral motivasyon olarak süreci çok rahat atlattı. Geç tanı konulan arkadaşım ise çok zor süreçler yaşadı. Ne olur asla bana olmaz demeyin ve düzenli kontrolleri ihmal etmeyin. Kendi kendinize meme kontrolünüzü yapabilirsiniz. İlk 3-4 deneme zor gelebilir, anlamadığınızı düşünebilirsiniz ama inanın alışılıyor. Kendinize güvenmiyorsanız, kontrolü hekiminize yaptırabilirsiniz."

Pembe Festival Nestle Nesfit, Koton, Penti, FLO Ayakkabı, Roche, Avon, Arista Medikal, İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Çırağan Palace Kempinski İstanbul ve Başakşehir Belediyesi'nin değerli katkılarıyla hazırlanmıştır.

Neştersiz güzellik sırları

Neştersiz güzellik sırları

Günümüzde güzellik bir ayrıcalık olmaktan çıkarak bir zorunluluk haline dönüştü. Gelişen modern tıp ve estetik cerrahi kusursuz bir güzelliği düşleyen tüm kadınların imdadına yetişiyor.

Neştersiz ve kısa sürede yapılan estetik dokunuşlar metropol kadınlarının en çok tercih ettiği estetik uygulamalar arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu neştersiz ve öğle tatilinde bile uygulanabilen estetik işlemler hakkında bilgiler verdi.

Kırışıklardan arının
Ciltte oluşan kırışıklık ve yaşlılık izlerini gidermede Prp (Platelelt Rich Plazma) tedavisi ile çok kısa sürede istenilen sonuçlar elde ediliyor. İşlemin uygulama aşamasında öncelikle kişinin kendi kanı steril bir ortamda alınarak, özel bir santrifüj cihazında yüksek hızda ve belli sürelerde döndürülüyor. Santrifüj edilen kan, bazı ayraçlar sayesinde ayrıştırılıyor. Kanın alyuvarlar ve akyuvarlar gibi şekilli elemanları dibe çökerken, Trombositten zengin bölümü de ortaya çıkarılmış oluyor. Trombositten zengin bu plazma özel bir işlemle alınıyor ve tedavi edilecek bölgeye mikroenjeksiyonlar yoluyla enjekte ediliyor. İşlem yaklaşık 30 dakika sürüyor ve aynı gün içerisinde kişi evine dönebiliyor.

5 dk 'da burun estetiği
Neştersiz burun estetiği kısa süreli değişiklik isteyen kişilerde veya ameliyatla yapılan burun estetiğinin öncesinde uygulanan burnun yüzde nasıl duracağını denemek isteyen hastalarda 8 aylık veya 2 yıllık geçici süreli uygulanabilir.

Neştersiz burun estetiğinde önce hastanın burnu doktor tarafından muayene edilir. Resimleri çekilir, bilgisayarda gerekli düzeltmeler yapılır. Burun üzerine yüzeysel anestetik bir pomat sürülerek ağrı duygusu giderilir. Daha sonra burun kemiği üzerine dolgu maddesi enjekte edilir ve masaj ile burna istenilen şekil verilir. Herhangi bir alçı ya da sargı yapılmaz, 5 dakika buz uygulaması yapılır. Hatta kişi aynı gün içerisinde akşam yemeğe bile çıkabilir.

İstediğiniz göğüs bedenine neştersiz kavuşun
Son derece basit bir uygulama yaparak istediğiniz göğüs bedenine kavuşabilirsiniz. Neştersiz meme büyütme ameliyatında bölge lokal anestezi ile uyuşturularak, özel bir dolgu maddesi doku altına iğne yardımı ile enjekte ediliyor. Kısa süre sonra kişi istediği meme boyutuna kavuşuyor. Ayrıca bu yöntem kalçaya, bacakların ince kısımlarına uygulanabiliyor. Yaklaşık 45 dakika süren bu işlem sayesinde küçük göğüs kâbusu sona eriyor ve kişi sosyal hayatına kısa sürede geri dönüyor. Bu yöntemin kişi tarafından 1–1,5 yıl kullanılabiliyor eğer kişi tekrar isterse tekrardan uygulanabiliyor.

Öğle tatilinde de elleriniz eski güzelliğine kavuşabilir
El yüzeyinde yaşlılığa bağlı doku kaybında hazır dolgu maddesi uygulaması ya da lipofilling işlemi uygulanır. Cilt altı dolgun ve sağlıklı bir hale getirilir. Hazır dolgu maddeleri uygulaması son derece basittir. Cilde anestezik bir krem sürüldükten sonra beş dakika içinde ince bir iğne sayesinde uygulama gerçekleştirilir. Ve çalışan kişiler bunları öğle tatilinde dahi yaptırabilirler. Kişinin özellikle karın bölgesinden alınan yağ dokusunun istenilen bölgeye enjeksiyonu olan 'lipofilling' işleminde ise 3–4 ay sonra sadece yağın enjeksiyonuna bağlı dolgunluğun yanı sıra ciltte gençleşme de görülmüştür.

Ameliyatsız Monalisa gibi gülümseyin
Yaşlandıkça daha da belirginleşen yüzdeki ifade değişiklikleri, dudak kenarlarımızı aşağıya doğru çeken, dudak kenarından çene kenarına doğru uzanan depresör adı verilen kasların aşırı aktivitesinden kaynaklanmaktadır. Bu kasların içine yapılacak olan bir miktar Botoks kasın aktivitesini azaltacak ve dudak kenarlarını yukarı doğru kaldırarak dudağa gülümsüyor ifadesini verecektir. Bu işleme Monalisa gülüşü adı verilmektedir. Kişi bu işlem sayesinde daha sempatik bir ifade kazanacaktır.

Kısa sürede ve neştersiz Nefertiti'nin boyun güzelliği sizde de olabilir
Nefertiti boyunun kuğu gibi uzun olması ve çenesinin belirgin olmasıyla ünlüdür. Özellikle boyun ve yanaklardan göğse doğru inen bantlar, orta yaşlı hanımlarda aynı zamanda yanağı da aşağıya doğru çekerek kişiyi olduğundan daha yaşlı göstermekte ve boynun güzelliğini bozmaktadır. Banda ve çenenin bu kısmına yapılacak olan Botoks enjeksiyonu ile bandın gerginliği azaltılabilir. Aşağı doğru çekilen yanak bölümünü de yukarı doğru çıkarak çene ve boynun daha muntazam görünmesini i sağlayabilir. Avrupa ve Amerika'da çok sık tercih edilen ve ameliyat gerektirmeyen bu yönteme Nefertiti boynu denilmektedir. Kişi kısa sürede uygulanan bu işlem sayesinde Nefertiti'nin boyun güzelliğine kavuşabilir.

6 kötü davranış modeli

6 kötü davranış modeli

Tembellik, kıskançlık, merak, savurganlık, kibir, dedikodu; bu altı özellik kendi hayatınızı olumsuz etkilediği gibi etrafınızı da rahatsız edecektir. İşte bu altı kötü huydan uzaklaşmanın yolları.

Tembellik, kıskançlık, merak, savurganlık, kibir, dedikodu… Bu defolar hepimizde olabilir. Önemli olan bu kötü huylardan ötürü kendinizi suçlu hissedip cezalandırmak yerine, bir an önce onlardan ders alıp üstesinden gelebilmek! Hazır bugün 21 Aralık'ken; içsel yolculuk ve dileklerin günüyken, biz de pudra.com olarak sizlere yardımcı olmak ve eğer yüzleştiyseniz, bu defoların üstesinden gelebilmeniz için birkaç tavsiyede bulunmak istedik.

Tembellik

Bütün gün sürekli hareket ve beraberinde stres halindeyiz. Ve tüm günün yorgunluğunun yan etkisi olarak tembellik! Ofiste aceleyle bitirmeniz gereken üç dosya, eve döndüğünüzde süpürmeniz gereken bir zemin ve yemeği pişirdikten sonra gitmeniz gereken spor salonu. Tüm bunlar da televizyonda en sevdiğiniz dizinin olduğu geceye denk gelirse, işte tembellik burada devreye girer.

Tembelliğinizi asla başkalarının üzerine yüklemeyin. Yani tembel olabilirsiniz, ama bu yapmaya üşendiğiniz şeyleri annenize, iş arkadaşınıza veya eşinize yaptırtmak hiç doğru olmayacaktır. Böylece gün gelecek ve elinizdeki bu işleri kendiniz yapmak durumunda kalacaksınız.

Merak

Sanki yeminliymiş gibi durmaksızın soru soruyorsanız, her ayrıntıdan haberinizin olmasını istiyorsanız ve aklınız sürekli bir soru işaretleriyle meşgulse ya çevreniz ya da başkalarıyla 'fazla' ilgileniyorsunuz demektir. Biraz rahat olun; etrafınızda tüm olup bitenden haberinizin olmasına gerek yok. Hatta ne demişler: "Az bil, mutlu yaşa."

Bir yerden sonra, meraklı insanda sırf alışkanlıktan, haybeye soru sormak da söz konusu olabilir. İşte bu yüzden öncelikle bu alışkanlığınızı yenin ve kendinizi sorulardan önce durdurmaya başlayın. Çevrenizdeki her detay hakkında bilginiz olması gerekmediğini kabul edin ve kendinizi rahat bırakın. Bazen de ağzı sıkı ve kurnaz olmakta fayda var. Hatta birşeylerden haberiniz olmayıp sürprizlere açık olmakta da!

Kibir

Kibir, bir insanın sahip olabileceği en zayıf kişilik özelliklerinden biri. Kibir Bir insanın, kendisini başkalarından daha üstün, daha büyük ve mükemmel görmesidir. Altında yatan da kuşkusuz mükemmeliyetçilik; daha da açıkçası ego. Halbuki kibir yerine; hem kendinize hem etrafınızdakilere vereceğiniz sevgiyle çok daha gerçek bir hayat yaşamanız mümkün. Hırslarınızdan, 'aşırı' özgüvenden, aşağılama alışkanlığınızdan ve mükemmeliyetçiliğinizden arının.

Dedikodu

Son yıllarda kimi uzmanlar arkadan konuşmanın ve dedikodunun insan sağlığı için faydalı olduğunu bile söylemeye başladı. Artık dedikoduya "kötü" diyecek bir ortam bile kalmadı. Dedikodu düşkünleri için bundan güzel haber olamaz! Halbuki, dedikodu sizin enerjinizi etkilediği gibi, arkasından konuştuğunuz kişiye ve çevresine, hatta yüzüne anlattığınız kişiye bile saygısız bir davranıştır.

Hiç dedikodu yapmamak da elbet mümkün değil. 'pembe yalanlar' gibi 'pembe dedikodular' da vardır. Ama en azından arkasından konuştuğunuz kişinin yakınlık seviyelerini, anlattığınız kişinin karakterini, konuştuğunuz konunun önem derecesini iyice bir değerlendirin ve ondan sonra bir daha düşünün. Belki de başınıza hiç iş açmamayı tercih edeceksiniz!

Savurganlık

Neden savurgan oluyoruz ki? Çünkü bir şeyleri savurmak, yani üzerinizden atmak; yükünüzü azaltmak, yani hafiflemek demektir. Eğer hazır indirim varken üç kazak, iki elbise ve bir pantolon almanın ne sakıncası var? Neden fırsatlar karşısında daha güzel veya daha rahat olmayı engelleyeyim ki? Bunları söyleyen sizseniz potansiyel savurgansınız demektir.

Harcamalarınızı daha cömertçe yapmaya özen gösterin. Elinizdekilerin değerinin farkında olun ve onlarla yetinmeye alışın. Az ile yetinmeye çalışın. 'Fazla'nın her zaman karmaşaya neden olacağını unutmayın.

Kıskançlık

Bu büyük bir aşkın eski aşkı karşısında, iş arkadaşınızın kaldıramadığınız bir başarısı karşısında, sizin istediğiniz her şeyi elde eden en yakın arkadaşınızın karşısında bile olabilecek durum. Kıskançlık aslında altında o kişinin en büyük zayıflıklarının, özgüven eksikliğinin yattığı bir duygu. Kişiyi oldukça yıpratabileceği gibi etrafına da zarar verecektir.

Kıskançlığı yenmek çok da basit değil. Öncelikle bu durumu kabullenmeniz gerek. Sonra bu kıskançlığın altında yatan nedeni kendinizde bulmanız gerek. Kendinizde sıkıntıyı çözdüğünüzde otomatik olarak kıskançlık duygunuzun da yok olduğunu göreceksiniz.

Asma İskele Kiralama Hizmetleri

Asma İskele Kiralama Hizmetleri

ASMA İSKELE KİRALAMADA EN İYİ

Asma iskeleler inşaat alanlarında yük kaldırılmasına; boya, badana yalıtım gibi dış cephe işlerinin yapılmasına ve restorasyon işlerine yardımcı olması açısından kullanılıp inşaat ekipmanları arasında en önemli yere sahiptir. Asma iskele kiralanması konusuna firmaların çok özenli davranarak iş güvenliliğinin en iyi şekilde sağlanması gerekir. Peki bu konuda kime güveneceğinizi bilmiyor musunuz?

Berksan Asma İskele yıllardır asma iskele kiralama ve imalatı hizmetini vererek bu alanda lider konuma gelmiş, sizlere en kaliteli ve en yeni teknoloji ürünleri olan asma iskelelerin sahibi olmanız konusunda güvenebileceğiniz bir şirkettir.

Asma İskele Nereden Bulacağım?
Asma iskele nereden bulacağım demeye artık son! Berksan Asma İskele, müşteri memnuniyetini her zaman en ön planda tutarak sizlerin istekleriniz doğrultusunda her türlü mimari dış cepheye uygun asma iskelenin imalatını ve kiralamasını yapmaktadırlar. Avrupa EN 1808 standartları ve CE uygunluk belgesi doğrultusunda üretilen asma iskele kiralanması konusunda sizlere yardımcı olarak iş güvenliğinin olduğu bir inşaat alanı oluşturmanıza yardımcı oluyorlar.

Asma İskele Kiralama Hizmetleri
İşe başlamanızdan sonuna kadar her zaman yanınızda olan ? Berksan Asma İskele , sizlere bünyesinde bulunan asma iskeleleri dış cephenize uygun bir hale getirerek sizlerin istekleri doğrultusunda asma iskelenizi şekillendiriyorlar. Herhangi bir sorunla karşılaşmayacağınızın sözünğ veren Berksan Asma İskele, yine de her zaman bir telefon uzağınızda olmaya özen gösteriyorlar.

KAYNAK: https://www.asmaiskele.com/

SPONSOR İÇERİKTİR.