Ã?nizleme

21 Kasım 2018 Çarşamba

Sağlık harcamaları son 5 yılda arttı

Sağlık harcamaları son 5 yılda arttı

2013 yılından 2018 yılına kadar yapılan sağlık harcamaları incelediğinde, son 5 yıldır sağlık için harcanan paranın 56 milyar 257 milyon TL arttığı görüldü.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, sağlık harcama istatistiklerini konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, son 5 yıldır sağlık için harcanan paranın 56 milyar 257 milyon TL arttığı görüldü. Böylelikle, 2013 yılında sağlık için harcanan paranın 84 milyon 390 bin TL olduğu görülürken, 2017 yılında bu rakamın 140 milyar 647 milyon TL’ye yükseldiği saptandı.

2014 yılında yapılan harcama ise 94 milyar 750 milyon TL olarak belirlenirken, 2015 yılında 104 milyar 568 milyon TL, 2016 yılında 119 milyar 756 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Bununla birlikte 2013 yılında kişi başı sağlık harcaması bin 110 TL olarak görülürken, 2017 yılında bin 751 TL olarak gerçekleştiği tespit edildi.

EN ÇOK KONUŞULAN SAĞLIK BAŞLIKLARI BELLİ OLDU

ITS Medya ve Ajans Press’in konuyla alakalı gerçekleştirdiği medya incelemesinde, yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2013 yılında sağlık başlığı altında çıkan haberler incelendiğinde yıl boyunca 341 bin 934 haberin yansıma bulduğu tespit edilirken, 2018 yılında haber adetlerinin 598 bin 886’ya ulaştığı görüldü.

Yazılı mecralara yansıyan haber başlıkları incelendiğinde, sağlıkla ilgili harcamaların yanı sıra, büyük şehirlerde yaşanan yoğunluk problemi, sağlık sektörüne yapılan yatırımlar, şehir hastaneleri ve sağlık personelinin yaşadığı sorun ve şiddet eylemlerinin en çok konuşulan başlıklar arasında yer aldığı belirlendi.

20 Kasım 2018 Salı

Hamilelikte balık tüketimi

Hamilelikte balık tüketimi


Hamilelere balık tüketimi konusunda uyarılarda bulunan Dr. Aslı Nehir Aytan, bazı balık türlerinin yüksek oranda cıva barındırdığını, vücuda alınan cıvanın ise bebeğin beyin ve sinir gelişimini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Sinir, sindirim ve kardiyovasküler sistemden, cilt, akciğer ve böbrek gibi organ sistemine kadar etki eden, tedavisi geciktirildiğinde ise beyin hasarı ile öldürücü olabilen cıva zehirlenmesi hakkında uzmanlar uyarılarda bulundu. Boya, ilaç, kozmetik sanayi gibi evimize kadar giren bir çok madde de bulunan cıva, deri ya da vücuda etki ettiğinde geri dönülemeyen bir hasara yol açmakta.

Hamilelikte balık tüketiminin önemine dikkat çeken Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Dr. Aslı Nehir Aytan, bulguların ateş, baş ve karın ağrısı, ağızda metal tadı ile beraberinde kusma ve ishal olduğunu söyledi.

"Gebelikte, cıva oranı fazla olmayan balıklar tercih edilmeli"

Cıvanın doğada bulunan bir metal olduğunu ve insan vücuduna ağırlıklı olarak deniz ürünleriyle girdiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Aslı Nehir Aytan, gebelikte balık tüketimine dikkat çekti. Aytan şunları söyledi: "Hamilelikte omega 3 ve omega 6 yağ asitleri yönünden oldukça zengin bir besin türü olan balığın, gebelik döneminde tüketilmesi, anne karnındaki bebeğin beyin ve göz gelişimi için oldukça önem taşımaktadır. Balık protein ve d vitamini yönünden de zengin bir besin kaynağıdır. Ancak bazı balıklar vücutlarında yüksek derece cıva barındırırlar. Balık yeme yoluyla vücuda alınan yüksek cıvanın fetusa geçerek, fetusun beyin ve sinir gelişimini olumsuz etkileyeceği, bebeğin bilişsel, motor, dil becerilerini ve görme yeteneğini olumsuz etkileyeceğine dair bulgular saptanan araştırmalar vardır. Bu nedenle gebelikte cıva oranı fazla olmayan balıklar tercih edilmelidir. Derin su balıkları ve büyük balıklar daha yüksek oranda cıva içerirler.

Yüzeyel su balıkları ve küçük balıklar daha az cıva içermektedirler. Midye, kılıç balığı, köpek balığı yüksek cıva içerir. Sardalya, hamsi, istavrit, somon, dil balığı, ahtapot, kalamar, karides, palamut ve uskumru cıva oranı çok az güvenle tüketilebilecek balıklardandır. Tüketimde balığın tazeliği ve temiz bir denizden avlanmış olması noktaları da önemlidir. Çiğ, konserve balık tüketimi de gebelikte oldukça sakıncalı ve dikkat edilmesi gereken diğer bir durumdur. Haftada tüketilmesi önerilen balık 350 gram pişmiş balık şeklindedir"

En çok çocuklar tehlikede

Çocukların diğer yaş gruplarına göre daha fazla ağır metal zehirlenmesine maruz kaldığını belirten Doç. Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Furuncuoğlu ise, "Fetus ve çocuklar bu ağır metalle zehirlenmeye diğer yaş gruplarından daha duyarlıdır. Cıva plasentadan geçer çok küçük miktarda cıvayla kronik olarak karşılaşan gebelerde fetus olumsuz etkilenebilir. Buharı renksiz ve kokusuz olduğundan varlığı fark edilmeyebilir. Cıva görüntü ve renk itibariyle çocuklar için oldukça ilgi çekicidir. Cıva ile oynamaları sonucu veya kırılan cıvayı elleriyle toplarken buhar ve deri yoluyla cıvaya maruz kalmaktadırlar. ABD'de orta ve yüksek miktarda balık tüketimi sonucunda insanların kan cıva düzeylerinde yükselme görülmüştür. Balık ürünleri, diyet için ve sağlık için uygun görülse de bazen kan civa düzeylerinde artışa da neden olabilmektedir" şeklinde konuştu.

Cıva zehirlenmesinin belirtileri

Cıva zehirlenmesinin belirtileri hakkında açıklamada bulunan Furuncuoğlu, "Cıva zehirlenmesi, başlangıçta ateş, baş ve kas ağrısı, ağız ve boğazda yanma, ağızda metal tadı beraberinde ise gelen bulantı, kusma, ishal ve karın krampları ile kendini gösterir. Metalik cıva buharı beyne ulaşır. Tremor (kasların kısa süreli kasılması ile ortaya çıkan hareket bozukluğu), aşırı sinirlilik, unutkanlık, güçsüzlük ve görme bozukları gibi merkezi sinir sistemi belirtileri gelişir. İlk dört saat içinde solunum yetersizligine neden olan akut sıkıntılı sendromuna (ARDS) neden olabilir. Ölümcül kimyasal pnömoni ve kalp dışı nedene bağlı akciğer ödemine sebep olabilir. Seyrek olarak akut böbrek ve karaciğer hasarı gelişebilir" dedi.

Cıva zehirlenmesinde yapılması gerekenler

Cıva zehirlenmesine maruz kalan kişinin deriden ya da giyisiden cıvanın uzaklaştırması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yavuz Furuncuoğlu, zehirlenme belirtilerinde vakit kaybetmeden hastaneye başvurulması gerektiğini söyledi. Furuncuoğlu son olarak şunları söyledi: "Deriden cıvayı uzaklaştırmak için hastanın üzerindeki giyisilerin çıkarılması ve bulaşmış alanın bol sabunlu suyla yıkanması gerekir. Ardından göz yıkanmalıdır. Ağız yoluyla zehirlenmelerde, metalik cıvanın emilimi olmadığı için hastalar kusturulmamalıdır. Sanayi işçileri büyük risk grubunda. Cıvalı termometrelerin kırılması sonucu çevreye dağılan parçacıklar buharlaşarak zehirleyici etki oluşturabilir.

Bu durumda parçacıklar döküldüğü yüzeyden çok iyi temizlenmeli ve ortam havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda çalışan işçiler, sürekli iş yeri hekimleri tarafından kontrol edilmelidir. Cıva temizliği, elektrik ya da çalı süpürgesi kullanılmadan eldiven giyilerek yapılmalı ve parçacıklar ağzı kapalı torbalarda saklanmalıdır. Metalik cıvanın toplanması için granül biçiminde çinko ya da kükürt kullanılabilir"

Burcunuza göre gelinlik seçimi

Burcunuza göre gelinlik seçimi

Gelinler için en zorlu seçim şüphesiz ki gelinlik seçimidir. Birçok model içinde boğuluyor ve karar vermekte zorlanıyorsanız burcunuzu dinleyerek işinizi kolaylaştırabilirsiniz. 

Astroloji platformu Moyra, gelinlik seçiminizde sizlere pusula oluyor. İşte burçlara göre gelinlik modelleri…

Sade ve iddialı Koç burcu gelini

Koç burcu kadını iddialı ama sadedir. Asla rahatlığından ödün vermez. Bir Koç kadını düğününde yürümekte zorlanacağı bir etek modeli seçmek istemez. O nedenle Koç burcu kadınına düz kesim gelinlik modeli tercih etmesini öneriyoruz. Büyük taşlar, boncuklar ya da prenses kesim gelinlik modeli değil, abartılı olmayan ama şıklıktan da taviz vermeyen gelinlik modeli sizin için ideal.

Feminen Boğa burcu gelini

Boğa burcu kadınının odak noktası doğal güzelliğidir. Bu nedenle abartılı seçimlerden kaçınır. Boğa kadını, gelinlik seçiminde kadınsı yönünü ön plana çıkartacak balık kesimli ve hafif dekolteli bir seçim yaparak geleneksel tavrından da ödün vermeyecektir. Gelinlik kumaşlarının vazgeçilmezi danteli gelinliğin neredeyse bütününde kullanarak geleneksel bir hava yakalar, düşük omuzlu ve transparan sırt dekolteli bir tercih yaparak da abartılmamış ama iddialı bir görünüme sahip olabilir.

Enerjik seçimleriyle İkizler burcu gelini

Ruhu adete desen desen olan İkizler gelini, sade ile hareketli gelinlik modelleri arasında gidip gelir. Seçim aşamasında hep aklı diğerinde kalacakmış gibi hisseden İkizler burcu kadınına en uygun gelinlik modelleri onun enerjik yapısına uygun hareketli etek kesimine sahip olan modellerdir. O nedenle İkizler burcuna minimal detaylı, etekleri de her hareketinde onunla birlikte coşkuyla uçuşan kıpır kıpır bir gelinlik modeli öneriyoruz. İkizler için rahatlık da önemli olduğu için sürekli kontrol etmesi gereken straplez model yerine askılı bir seçim yapması daha ideal.

Zarif ve romantik Yengeç burcu gelini

Rüya gibi bir gelin olmanın hayalini kuran duygusal Yengeç kadını mutlaka dantel kumaştan tasarlanmış bir gelinlik modeli seçmeli. Naifliğini ve güzelliği yansıtan tül ve dantelin mükemmel uyumundaki gelinlik modelleri tam olarak Yengeç gelinine göre. Öyle ki üst bedeni dantel, alt kesimi ise tül olan prenses kesim gelinlik modelleri ile tam olarak hayalini kurduğu unutulmaz güzellikte bir gelin olabilir. Yaka detayında ise romantik bir görünüm için düşük omuzlu modellerden bir tercih yapmalı.

Gösterişli ve iddialı Aslan burcu gelini

Bir Aslan burcu gelinini asla düz kesim ya da sönük bir gelinlikle düşünemezsiniz. Prenses veya A kesim gelinlik modeli dışındaki etek kesimleri Aslan burcunun şanına layık değildir. Düğün günündeki iddiasını dantelin verdiği romantik dokunuşla vurgular. Tabi ki derin bir dekolteyi de ihmal etmez. Düğün mekanına girer girmez bırakacağı ilk izlenimin öneminin farkında olduğu için de parıltılı bir taç takabilir.

Detaylarıyla Başak burcu gelini

Bir Başak kadını her zaman detaylara önem verir. Onun gelinliği tüm detaylarıyla birlikte mükemmel işçilik, kusursuz ve klas bir görünüme sahip olmalıdır. Bıçak gibi keskin bir duruşa sahip bir gelinliğe aşık olabilir. Hem sadelik ister hem de ışıltılı detaylar arar. Fakat bu ışıltıyı gösterişli bir şekilde değil, zarif bir şekilde gelinliğine yansıtacaktır. Başak gelinine kusursuza en yakın görünümü yakalayacağı ipek tafta kumaştan tasarlanmış sırt dekoltesinde işlemeler olan yarım balık kesim gelinlik modelini öneriyoruz.

Zarafetiyle Terazi burcu gelini

Terazi burcu kadını da hep gelinlik giyeceği günün hayalini kurduğu için kabarık etekli gelinlikler ve dantel detaylar onun için vazgeçilmezdir. Üst bedeni dantel ve belden itibaren kabarık model olan gelinliğinde mutlaka romantik bir dokunuş olan fiyonga yer verir. Ya uzun ya da truvakar kollu bir gelinlik tercih eder. Fakat uzun saatler sürecek düğünde gelinliğin kollarından sıkılabileceği için seçimini çıkartılabilir üstlerden yana da kullanabilir. Terazi burcu gelini o özel gün için hayalini kurduğu her şeyi uzun kuyruklu geleneksele yakın bir gelinlikte bulabilir.

Seksi ve gizemli Akrep burcu gelini

Seksi olduğu kadar gizemli de olan Akrep kadınının gelinlik seçimi de bu özelliklerini yansıtacaktır. Bir Akrep gelinin dekoltesi asla vücudun tamamı gösterecek kadar net olmaz. Mutlaka hayal tül ile dekolte verir. Seksiliğinden asla vazgeçmez. Akrep burcu gelini bu tarzını tek parça Fransız dantelinden tasarlanan uzun kuyruklu gelinlik modellerinde bulabilir.

Özgürlükçü Yay burcu gelini

Özgürlüğüne tutkuyla bağlı olan Yay burcu gelini, gelinlik seçiminde de ayağına dolaşacak hiçbir detayı tercih etmez. Bu burcun kadını çoğunlukla iki parçalı gelinlikleri sever. Hatta son yılların modası hafif göbek dekolteli gelinlikler sanki Yay burcu için tasarlanmıştır. Sade ve zarif bir model ile arz-ı endam edeceği için dantel ve saten kumaştan vazgeçmez. Hayatının merkezine rahatlığı koyan Yay gelinine üst bedeni ile alt bedeni ayrı olan düz kesim gelinlik modellerini tavsiye ediyoruz.

Geleneksel Oğlak burcu gelini

Gelenekselliği ile her daim adından söz ettiren Oğlak gelini, her zaman kraliyet gelinliklerine en yakın seçimi yapar. Çoğunlukla ipek saten ya da ipek taftadan uzun kuyruklu ve neredeyse minimum dekolteli gelinlik seçimleri bu burca aittir. Royal Wedding gelinliklerinin tümünü Oğlak burcu gelinlerine tavsiye edebiliriz. O nedenle kırık beyaz, kayık yaka ve prenses kesim gelinlikler bu burç için mükemmel bir seçim olacaktır.

Farklı detaylarıyla Kova burcu gelini

Sıradanlık asla bir Kova burcu gelinine ait olamaz. O mutlaka gelinliğinde farklı olmalıdır. Bir gelinlikte ne kadar farklı olabilirim demeyin. Kova burcu gelini ince askılı bir gelinliğe öyle bir üst diktirir ki çoğu zaman gelinlikçileri bile hayrete düşürür. Balık kesim bir gelinliğin üzerine şifondan V yaka manşet kollu bir tasarım yaptırarak kimsenin düşünemeyeceği bir seçim yapabilir. Üstelik gecenin ilerleyen saatlerinde şifon kısmını çıkartarak geceye yine farklı devam edebilir.

Peri masallarına layık Balık burcu gelini

Peri masallarına layık bir gelinlik arayışında olan Balık burcu gelinine prenses kesim, dantel kumaş ve dekoltesiz gelinlik modellerini öneriyoruz. Balık burcu romantik tarzını mutlaka dantel kumaş ile vurgulamalıdır. Çünkü bu ona hem sadelik hem de masumiyet katacaktır. Gelinliğine biraz ışıltı katmak isterse dantel deseninin üzerine yer yer inci işlemeler yaptırabilir. Ayrıca prenses kesim eteğinin üst beden ile birleştiği yerde mutlaka kemer ya da kuşak kullanmaya özen göstermesini tavsiye ediyoruz.

Kağıttan dijitale geçiş yüzde 75 tasarruf ettiriyor

Kağıttan dijitale geçiş yüzde 75 tasarruf ettiriyor

E-imza ve mobil imza ile çalışma olanağı sağlayan İmzala-Gönder çözümü şirketlerin maliyetlerini %75 oranında azaltıyor.

İşletmeler için iş yükü olan imza takibi, zaman ve maliyet kaybına neden oluyor. Banka talimatları, sözleşmeler ve satış kontratları gibi imzalama süreçlerini kolaylaştıran İmzala-Gönder çözümü, imza gerektiren tüm dokümanların imza yetkilileri arasında otomatik olarak dolaştırılmasını sağlıyor.

Dokümanların elektronik veya mobil imza ile imzalanmasını sağlayan uygulama, şirketlerin yıllık operasyonel maliyetlerini %75 azaltıyor.

Belgeyi sadece yetkili kişiler görüyor

Hata payını azaltan çözüm, şirket verimliliğini % 60 ila 75 oranında arttırıyor. E-GÜVEN tarafından hizmete sunulan İmzala-Gönder ile yetki verilmeyen kişilerin dokümanları okumasına izin verilmiyor ve dokümanların gizliliği sağlanıyor.

Yöneticiler ofis dışındayken imza beklenmiyor

Bilgisayarın yanı sıra mobil olarak da kullanılabilen İmzala Gönder, mobil yöneticilerin onay işlemlerini kolaylaştırıyor. Çözüm,, finans ve bankacılığın yanı sıra hukuk, insan kaynakları, muhasebe ve finans departmanlarında kullanılabiliyor.

E-mail veya SMS ile uyarıyor

İmzala-Gönder bulut ortamında da kullanılabildiği gibi, lokal lisanslama modeli ile de sunulabiliyor. Kağıt ortamında oluşturulan veriler dijital ortamda saklandığından İmzala-Gönder arşiv konusuna kalıcı bir çözüm sunuyor. Ürün, imza bekleyen doküman olması halinde kullanıcılara SMS ve e-posta yoluyla uyarı gönderebiliyor.

“Kalçalı Türk kadını, Avrupalı'dan daha sağlıklı”

“Kalçalı Türk kadını, Avrupalı'dan daha sağlıklı”

Türk kadının en büyük sorunlarından biri basen ve geniş kalçaları…

Kalçam büyük diye üzülmeyin!


Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, bel-kalça oranı kadında 0.85, erkekte 0.9'un altında olmalı. Bu oranı 1'i geçtiğinde tehlike çanları çalmaya başlar. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Lütfiye Derya İnal, "Haliyle ince belli, geniş kalçalı'armut' tipi Türk kadınları, göbekli 'elma' tipi Avrupalı kadınlara göre çok daha şanslı. Daha sağlıklı, daha doğurgan" dedi.

Bir dönem moda olan ve birçok kadını sağlığından eden '0 beden' takıntısı, yerini büyük kalçalara bıraktı. Dünya starları bu akımı başlattı, kadınlar rahat nefes aldı! Aslında ince bel ve geniş kalçalar 1800'lü yıllarda zarafetin ve güzelliğin göstergesiydi. Kadınlardaki bu tutku öyle bir noktaya geldi ki, 1874'te sadece korse kullanımına bağlı 97 hastalık tanımlandı. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Lütfiye Derya İnal, "Armut tipi vücut olarak da nitelendirilen ince bel ve geniş kalça her dönem 'çekici' bir görünümün ve doğurganlığın simgesi oldu. Üst bedenin kalçadan daha geniş olduğu 'elma tipi vücut'a üstünlüğü ise artık bilimsel olarak da kabul görüyor" dedi.

BEL BÖLGESİNDEKİ YAĞLANMA KANSER NEDENİ!

Bazı ölçümler yaparak vücut tipimizi belirleyebiliriz. Bel çevresi, bel-kalça oranı ve beden kitle indeksi, vücuttaki yağ içeriğini en iyi yansıtan antropometrik (insan vücudunun boyutlarıyla ilgilenen bilim dalı) ölçümlerdir. Bel-kalça oranı belin en ince olduğu yerin, kalçanın en geniş olduğu yere oranıdır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre bel çevresi kadında 88 cm, erkekte 102 cm'nin altında olmalı. Bel-kalça oranı ise kadında 0.85, erkekte 0.9'un altında olmalı.

Ölçümler, oranlar, indeksler… Peki, bunlar neden bu kadar önemli? Bel çevresi karın içi yağlanmanın başlıca göstergesidir. Bel-kalça oranı 1'i geçtiğinde tehlike çanları çalmaya başlar. Basen bölgesinde yağlanma fazla olanlara göre, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği, başta yumurtalık ve meme olmak üzere çeşitli kanserler, adet düzensizlikleri ve infertilite (kısırlık) daha fazla görülür.

GÜZEL KALÇA İÇİN KIZARTMADAN UZAK DURUN

Haliyle ince belli, geniş kalçalı 'armut' Türk kadınları, kalın belli ve göbekli 'elma' tipi Avrupalı kadınlara göre çok daha şanslı. Daha sağlıklı, daha doğurgan… Ancak hemen havaya girip kocaman kalçalarla gezmek yok! Beden kitle endeksimiz hesaplayıp boyumuza göre uygun kiloyu korumamız gerekir. İdeal beden kitle indeksi 18,5-25 arasındadır. Basen ve kalça bölgesindeki yağlanma, bel bölgesindeki yağlanmaya göre daha kabul edilebilir olsa da, azı karar çoğu zarardır. Kalça ve basendeki yağlanma artışı, estetik olarak birçok kadının korkulu rüyasıdır. Bunun için öncelikle diyetimize dikkat etmeliyiz. Porsiyonlarımızı azaltmalıyız. Yağlı besinlerden, kızartmalardan mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Makarna, pilav, patates, ekmek, hamur işi gibi karbonhidrat yükü fazla olan besinleri fazla tüketmemeye özen göstermeli, özellikle şerbetli tatlılardan ve şekerli içeceklerden uzak durmalıyız.

BASENLERİ ACI BİBERLE ERİTİN…

Öğünlerimizdeki sebze ve meyve oranını artırmalıyız. Haftanın en az 3 günü ve en az 40 dakika tempolu egzersiz yapmalıyız. Bunun yanında yağlanmanın fazla olduğu bölgelere yönelik egzersizler ve pilates de oldukça faydalıdır. Su ise olmazsa olmazımız. Günde en az 2 litre kadar su içmeliyiz. Günde 3 fincanı geçmemek kaydıyla yeşil çay ve beyaz çay gibi yağ yakımına yardımcı olan çaylar içilebilir. Tarçın, zencefil, zerdeçal, badem, kinoa, acı biber gibi yağ yakımını hızlandıran besinlere de diyetimizde yer vermeliyiz.

Kış soğuklarında “termal” huzur

Kış soğuklarında “termal” huzur

Soğuk kış günlerinin gelmesiyle birlikte termal otellere yerli ve yabancı turist akını başladı. Kış turizminde önemli bir alternatif haline gelen termal tesislerde cazibe merkezi Türkiye…

Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde sağlık turizminin fiyatlarının çok yüksek olması, yabancı turistlerin ilgisini Türkiye'ye doğru yönlendiriyor. Özellikle, İran, Irak, Almanya, Fransa ve Avusturyalı turistler dünyanın dört bir yanından, Türkiye'ye termal sular için geliyorlar.

Kışın soğuk günlerinde, şifalı suların etkisiyle ve yanındaki masaj, spa, hamam gibi özellikleriyle termal oteller ziyaretçilerin vazgeçilmezi…

Termal oteller, kış turizmi için paha biçilmez bir öneme sahip. Güvenli ve huzurlu ortama sahip konaklama merkezleri, termal sularıyla, spa merkezleriyle, zengin yemek ve içme seçenekleriyle tatilcilere yeni bir tatil anlayışı sunuyor. Yaz turizminin aksine, uygun konaklama fiyatlarıyla da dikkat çeken oteller, tatilciler açısından büyük bir avantaj. Dinlenmek, huzur bulmak ve aynı zamanda termal sularla sağlığınıza yardımcı olmak istiyorsanız, Türkiye, kaplıcalar açısından büyük bir zenginliğe sahip.

5 Farklı termal suyu ile Türkiye'nin sağlık deposu haline gelen ve sadece Türkiye'de Kütahya Emet Termal Resort & Clınıc dışında başka hiçbir yerde olmayan, 24 saat yosun üreten doğal termal yosun havuzu sağlık dağıtıyor. Yurtdışında birçok enstitüde tedavi için kullanılan bu yosun Türkiye'de ise tamamen doğal olarak yeraltından 39 derece sıcaklıkta kaynayan termal su, güneş ile buluşması ile yosun partikülleri oluşuyor. Yosunlu sıcak su terleterek zayıflatma özelliğinin yanı sıra kollestrol, lipit, trigilserid gibi yağ yapıcı maddeleri parçalayıcı niteliktedir.

TERMAL SULAR SİGORTA KAPSAMINDA

Uzun yıllardır beklenen bir gelişme hayata geçti. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun termal suları sigorta kapsamında tedavi olarak değerlendirmesiyle lüks değil ihtiyaç konumuna gelen termal tesislerin en önemlilerinden biri olan Emet Thermal Resort &Clınıc kış turizminin en çok rağbet gören işletmelerinden biri konumunda.

Türkiye'de termal tesislerde Avrupa seviyesini yakaladı.

SGK her tesisi "Sağlık Oteli" kapsamında değerlendirmiyor. Kapsama "tam uyum" sağlayan tesisler ancak "Sağlık Oteli" kapsamına girdi.

Sosyal Güvenlik Kurumu, kaplıca tedavisini "Sağlık Hizmeti" kapsamında değerlendirmeye aldı ve hastaların kaplıcada gördükleri tedavileri SGK tarafından karşılanır hale geldi.

Sağlık Oteli Kapsamında Emet Thermal Resort &Clınıc görev alan Sağlık personeli Fiziksel tıp ve Rehabilitasyon uzmanı, Fizyoterapist, Reflesolog, ATT Sağlık Memuru.

KAPLICA TEDAVİSİ VE ENDİKASYONLARI
Kas ve İskelet sistemi hastalıklarında, Ortopedik operasyonlar sonrası mobilizasyon çalışmalarında, Serebral yaralanmaları, Felç, Spor yaralanmaları, Romatizmasal hastalıklar, Omuz ve sırt ağrıları, Diz ve kalça ağrıları, Bel ağrıları, Kırık, çıkık ve burkulmalar, Dolaşım ve sinir sistemi rahatsızlıkları, Mide ve bağırsak rahatsızlıkları, Duruş ve denge kusuru, Kireçlenmeden kaynaklı eklem yeri ağrıları, Ağrılı romatizma, Osteoporoz – Kemik erimesi, Adele ve kemik rahatsızlıkları, Cilt hastalıkları, Selülit, Gut hastalığı.

REFLEKSOLOJİ VE ENDİKASYONLARI
Stresi azaltarak derin gevşeme sağlar, Tüm beden sistemlerinin fonksiyonlarını iyileştirir, Derin bir rahatlık hissi uyandırır, Gerilim ve stresi azaltır, Bedenin kendi kendisini iyileştirmeyi teşvik eder, Kan dolaşımını ve basıncını düzenler, Uyku kalitesini iyileştirir ve uykusuzluğu azaltır, Duygusal dengesizlikleri düzenler, Ağrı ve acıları azaltır, Eklem hareketliliğini artırır, Kabızlık, hazımsızlık, gastrit gibi sindirim rahatsızlıklarını azaltır, Böbrek, mesane ve idrar yolu rahatsızlıkların tevdisine yardımcı olur, Zihinsel berraklık sağlayarak, konsantrasyona yardımcı olur, Bedenin toksinlerden arınmasını sağlar ve bağışıklık sistemini iyileştirir, Kaslara kan akımı ve sinir iletimini iyileştirir, kas spazmı ve gerginliği gevşetir, Konuşma bozukluğu, Dikkat eksikliği, İletişim ve öğrenme güçlüğü, Felç, Epilepsi, Otizm. Çocuklarda gelişim geriliği, Motor – Mental Retardasyon, Regl ağrıları, Depresyon, Panik Atak, Reflü, Migren, Yürüme bozukluğu.

Yaz aylarında da favorilerimiz kurabiye ve kek

Yaz aylarında da favorilerimiz kurabiye ve kek

Birçok kategoride yüzlerce yemek tarifini ve eğlenceli içerikleri yemek tutkunları ile buluşturan Yemek.com, kullanıcılarının geride bıraktığımız yaz mevsiminde en çok hangi tariflere ilgi gösterdiğini araştırdı ve şaşırtıcı sonuçlara ulaştı. 

Çay saatlerimizin vazgeçilmezleri kek ve kurabiyenin hakimiyeti yazın da devam etti ve en çok aratılan kategoriler oldu. Ancak tabii ki formunu korumak isteyenlerin sayısı da az değil: Geçen yılın aynı dönemine göre salata kategorisinin okunma oranı 5 kat artarken, diyet kategorisinin ise 3,5 kat arttı. Tatlı krizlerinin hafif ve pratik çözümü irmik helvası ise okunma oranını kışa göre 2 kat artırarak tatlı kategorisinde en çok okunan tarif oldu.

Birçok kategoride yüzlerce yemek tarifini ve eğlenceli içerikleri yemek tutkunları ile buluşturan Yemek.com, yaz mevsiminin son demlerini yaşadığımız şu günlerde kullanıcılarının yaz mevsiminde en çok hangi tariflere ilgi gösterdiğini araştırdı ve şaşırtıcı sonuçlara ulaştı.

Yaz aylarında herkesin formunu korumak için diyet yaptığı düşünülse de kurabiye, kek ve tatlıdan vazgeçemiyoruz. Fakat tabii ki formunu korumak isteyenlerin sayısı da az değil. Yemek.com'un raporu işte bu ilginç sonuçları ortaya koyuyor.

Kurabiye ve kek her zaman çay saatimizin baş tacı
Araştırmaya göre kurabiye yaz-kış demeden vazgeçilmezlerimiz arasında. Yemek.com kullanıcıları çayın yanında kek ve kurabiye olmazsa olmaz dedi ve hem yazın hem kışın en çok kurabiye ve kek kategorilerini ziyaret etti. 1 milyon 900 bin kez ziyaret edilen kurabiye kategorisinde en çok okunan tarif 684 bin okunma ile sirkeli tuzlu kurabiye olurken onu un kurabiyesi ve elmalı kurabiye takip etti.

Kek kategorisi ise 1 milyon 500 bin ziyaretçi ile okunma oranını geçtiğimiz kış aylarına göre yüzde 50 artırarak en çok ziyaret edilen ikinci kategori oldu. Bu kategoride en çok okunan tarifler olan kakaolu ıslak kek ve kakaolu kek tarifleri toplamda 1 milyon 393 bin okunma ile çikolatanın hakimiyetini gözler önüne seriyor.

Tatlı olmadan asla!
Yazın bastıran tatlı krizlerini hafif tatlı tarifleriyle yatıştırdı. Tatlı kategorisi tam 1 milyon 410 bin okunma ile kullanıcılar tarafından en çok ziyaret edilen ikinci kategori oldu.

Tatlı krizlerinin hafif ve pratik çözümü irmik helvası okunma oranını kışa göre 2 kat artırarak tatlı kategorisinde en çok okunan tarif oldu.1 milyondan fazla okunma ile tatlı kategorisinin yıldızı olan irmik helvasını, kolay tiramisu ve muhallebi tarifleri izledi.

Salatalar yaz mevsiminin vazgeçilmezi
Salatalar, sofralarımızda yemeğimizin eşlikçisi olmasının yanı sıra son yıllarda doyurucu malzemelerle başlı başına bir öğün geldi. Birbirinden farklı malzemelerle hazırlanarak her damak zevkine hitap eden salata, yaz mevsiminin de olmazsa olmazlarından biri.

Yemek.com kullanıcılarının salata kategorisini görüntüleme oranı geçen yılın aynı dönemine göre 5 kat artıyor. Bu kategoride en çok okunan salata tariflerine bakıldığında; yaz sıcağında ferahlık verecek salataların tercih edildiğini görülüyor. Toplamda 388 bin okunma sayısı ile en çok tercih edilen tarifler ise; semizotu salatası, gâvurdağı salatası ve kereviz salatası.

Ev yapımı içeceklerle ferahladık
Sıcak havalardan bunalıp ferahlamak isteyenlerin imdadına ev yapımı içecekler yetişti. Ev yapımı içecekler son zamanlarda özellikle sağlıklı yönüyle birçok kişinin radarına girmiş durumda. Yemek.com araştırmasına göre içecek kategorisi geçen yılın aynı dönemine göre 11 kat daha fazla okunarak en çok okunma artışı gösteren kategorilerden biri oldu.

Bu kategoride en çok okunan tarif ise 407 bin okunma ile ev yapımı limonata olurken onu muz ve bal gibi malzemelerle hazırlanan atom içecek ve elmalı smoothie takip etti.

Diyet tariflerine ilgi arttı
Kullanıcıların tarif görüntülemelerini inceleyerek en popüler diyet tariflerini de ortaya koydu. Kullanıcı artışına da bağlı olarak diyet tariflerinin okuma geçen yılın aynı dönemine göre 3,5 kat arttı.

Yemek.com kullanıcıları adeta kabaksız diyet olmaz diyor ve en çok kabak tariflerine ilgi gösteriyorlar. Diyet kategorisindeki en popüler 10 tarifin 4'ü kabak içeren tarifler. Kabak tarifleri arasında en çok okunanlar ise; kabak yemeği, fırında kabak mücveri, fırında sütlü kabak ve kabak çorbası.

Konserve yaparken dikkat etmeniz gereken 5 madde

Konserve yaparken dikkat etmeniz gereken 5 madde

Sonbahar geldi, kış mevsimi için evlerde hazırlıklar başladı. Pazardan onlarca kilo sebze ve meyve alınıyor, konserveler yapılıyor. Bu gıdaların sağlık için herhangi bir risk oluşturmaması için hazırlarken ve saklarken bazı kurallara uymak gerekiyor. Çünkü hijyenik ve doğru bir şekilde hazırlanmayan konserve ürünler tehlike saçıyor. 

Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Rumeysa Çelik, konserve yapımında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Hem ekonomik hem sağlıklı
Mevsiminde alınan sebze ve meyveleri farklı dönemlerde de tüketebilmek için en çok tercih edilen saklama koşullarından biri konserve yapmaktır. Konserve hazırlıkları yazın ortasında başlayıp sonbahar ortasına kadar sürer. Ev yapımı ürünlerin tüketilmesi hem ekonomik hem de sağlıklıdır ancak bunu yaparken dikkatli olmakta fayda var. Çünkü uygun şekilde yapılmayan konserve ürünleri besin zehirlenmesinden ölüme kadar ortaya çıkabilecek bir tablo oluşturabilir. Evde konserve yaparken dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralanabilir:

1. Sebze ve meyvelerin taze olmasına ve küflü olmamasına dikkat edin
Konserve hazırlanırken kullanılan malzemelerin satın alınmasından tüketime kadar tüm aşamalarda hijyen koşullarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Alınan sebze ve meyvelerin taze olması ve küflü olmaması konserve yapımında ilk kuraldır. Gıdalar, kullanım öncesinde iyice yıkanmalıdır.

2. Mutlaka ısıya dayanıklı cam kullanın
Konserve yapımında kullanılan kapların ısıya dayanıklı cam olması önemlidir. Eğer turşu yapılacaksa ve plastik kap kullanılacaksa bu konuda yasal olarak onaylı plastik malzemeden yapılmış kaplar tercih edilmeli ve bunlar sadece bir kez kullanılmalıdır.

3. Cam kavanozları kaynatın, kapaklara iyi bakın
Cam kavanozlar kullanımdan önce 15-20 dakika kaynatılarak sterilize edilmelidir. Bunun yanında kavanozların kapaklarının paslı olmamasına dikkat edilmelidir. Cam kavanozlar bir kez daha kaynatılarak kullanılabilir ancak kapaklar asla bir kez daha kullanılmamalıdır.

4. Sebze ve meyveleri 15-20 dakika kaynatın
Güvenli konserve yapımında uygulanacak işlemin sıcaklık derecesi ve uygulama süresi önemlidir. Isıtma süresi besinin asit miktarına bağlıdır. Meyveler ve domates gibi asidi yüksek besinler ortalama 15-20 dakika kaynatılmalıdır. Ayrıca tüm sebzeler temizlendikten ve parçalandıktan sonra pişirme işlemi yapılmalıdır.

5. Konserveleri açtıktan sonra hemen tüketin
Konserveyi tüketirken dikkat edilmesi gerekenler vardır. Yaptığınız ürünü kavanozu açtıktan sonra aynı gün ya da birkaç gün içinde tüketmek gerekmektedir. Konserveler mutlaka oda sıcaklığında ya da buzdolabında muhafaza edilmelidir. Çok sıcak ortamda ya da derin dondurucuda muhafaza edilen konserve gıdalar açıldıklarında lezzet, kalite ve duyusal özellik kaybı meydana gelir.

Doğru yapılmayan konserve hayati riske neden oluyor
Konserve açıldığı gün ya da birkaç gün içinde tüketilmediğinde "clostridium botulinum" bakterisi açığa çıkabilir. Bu bakteri gıda zehirlenmelerine neden olmaktadır. Bu bakterinin dünyada bilinen en güçlü zehirlerden olduğu ve ölümle sonuçlanabilecek rahatsızlıklara yol açtığı bilinmektedir. Bu bakteri konservelerde fazlaca üreyebilir ve kendisini konserve kapaklarında oluşturduğu bombeleşmeyle belli eder. Konserve yaparken kavanozun kapaklarına iyi bakılması gerekir. Eğer kapaklarda bombeleşme varsa asla tüketilmemelidir. Tüketim olursa zehirlenme de kaçınılmaz olmaktadır.

Yedikten sonra bu belirtilere dikkat!
Kapakları bombeleşen cam kavanozdaki ürünün yenmesi halinde 12-36 saat arasında zehirlenme belirtileri ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte karın ağrısı, bağırsak fonksiyonlarında bozulmalar, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler görülebilir. Bu belirtileri yaşayan kişilerin mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir.