Ã?nizleme

20 Eylül 2019 Cuma

Türkiye'de gelir dağılımı oranları belli oldu

Türkiye'de gelir dağılımı oranları belli oldu

Türkiye’de ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 24 bin 199 TL olurken, 2017 yılına göre yüzde 12,2 arttığı saptandı.

Gelir eşitsizliğine bakıldığında Gini katsayısının 0,408 olduğu tahmin edildi. Türkiye’de geçen yıl basına yansıyan “gelir dağılımı” konusu ise 5 bin 441 adet olarak kayıtlara geçti.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, gelir dağılımı ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini inceledi. Ajans Press ve PRNet’in dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre gelir dağılımı ile alakalı geçen yıl basına yansıyan haber adedi 5 bin 441 olarak kayıtlara geçti. Haber başlıkları incelendiğinde en çok yoksulluk oranının konuşulduğu görüldü. Gelir dağılımı eşitsizliğinin ise köşe yazarlarının gündeminde bir hayli yer aldığı gözlendi. 2017 yılına bakıldığında ise gelir dağılımı konusunun 4 bin 725 haber ile basın haberiyle konuşulduğu belirlendi.

Yükseköğretim Mezunlarının Yüzde 2,2’si Yoksul

Ajans Press’in, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden elde ettiği bilgilere göre, Türkiye’de ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 24 bin 199 TL oldu. Araştırma 2018 yılı verilerini ortaya koyarken, geçen yıl Gini katsayısının 0,408 olduğu tahmin edildi. ( Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade eder.) Sürekli yoksulluk oranına bakıldığında ise bu oranın yüzde 12,7 olduğu kaydedildi. Yükseköğretim mezunlarının yoksulluk oranına ise yüzde 2,2 olarak gözlendi. 2018 yılında kendi konutunda oturanların nüfusa oranı yüzde 59 olarak saptandı.

19 Eylül 2019 Perşembe

2019’da mobil tehditler nereye odaklandı?

2019’da mobil tehditler nereye odaklandı?

Siber güvenlik kuruluşu ESET, 2019 yılının ilk altı ayında toplanan istatistiklere dayanarak, mobil güvenliğin genel durumuyla ilgili bir analiz paylaştı. Buna göre Apple firmasına ait telefonların kullandığı iOS işletim sisteminde algılanan güvenlik açığı ve kötü amaçlı yazılım sayısı artarken, Android’de raporlanan güvenlik açıklarının sayısı azaldı.

ESET verilerine göre, 2019 yılının Haziran ayına kadar Android’i etkileyen 86 güvenlik hatası (CVE) yayımlandı. 2018’de tüm yıl boyunca 611 CVE güvenlik açığı listelenmişti. Bu verilere göre 2019’da güvenlik açığı sayısı yıl sonunda önceki yıllara kıyasla önemli bir düşüş yaşayacak gibi görünüyor.

Açık sayısı azaldı ama ‘kritik‘ açık sayısı arttı

Bununla birlikte, 2019’da yayımlanan hataların yüzde 68’i kritik bulunurken, yüzde 29’u kötü amaçlı kodların yürütülmesine imkan verdi. Bu, ciddi hataların yüzdesinin düşük olduğu önceki yıllara kıyasla büyük bir artış. Bu nedenle kullanıcıların, önemli güvenlik açıklarından etkilenmemek için Google’in sunduğu güvenlik güncellemelerini hemen yüklemesi gerekir.

Zararlı yazılım sayısı azalmış görünüyor

Android’de algılanan zararlı yazılım sayısı da düşüyor. Aylık yeni kötü amaçlı yazılım çeşidi ortalaması önceki yıllarda 300 adet iken 240’a geriledi. Bir diğer ilginç bilgi de Android’in, en fazla yeni kötü amaçlı yazılım çeşidi içeren işletim sistemleri arasında Win32, MSIL ve VBA’i izleyerek dördüncü sırayı almasıydı.

Kripto para madenciliği

2018’de en fazla büyüme yaşayan kötü amaçlı kod türlerinden biri kripto para madenciliği olmuş, bu tehditlerin sayısı önceki yıla göre yüzde 72 artmıştı. Söz konusu kötü amaçlı yazılım ailesine ilişkin algılanan tehdit sayısı 2019’un ilk yarısında yüzde 78 azaldı. Bu düşüşe rağmen kripto para hâla saldırganların ilgisini çekiyor.

Hangi ülkeler?

ESET verilerine göre 2019’un ilk yarısında Android’e yönelik kötü amaçlı yazılımlar küresel olarak en çok Rusya (%16), İran (%15) ve Ukrayna’da (%8) yoğunluk gösterdi.

iOS’ta güvenlik açığı yüzde 25 artış gösterdi

iOS üzerinde 2019’da şu ana kadar 155 güvenlik açığı keşfedildi. Bu, 2018’e kıyasla yüzde 25’lik bir büyüme anlamına gelirken ayrıca içinde bulunduğumuz yılda Android’de bulunan güvenlik açıklarının neredeyse iki katına denk geliyor. Buradan yola çıkarak 2019’daki güvenlik açığı sayısının 2018’de elde edilen rakamı aşacağını söyleyebiliriz. Ancak iOS’ta görülen yüksek derecede kritik hata sayısı Android’in altında olup yüzde 20 civarlarında bulunuyor.

iOS’ta zararlı yazılım sayısı da artıyor

Öte yandan iOS’ta algılanan kötü amaçlı yazılım sayısı, geçtiğimiz yılın ilk yarısına göre yüzde 43 artış gösterdi. Ancak yeni kötü amaçlı yazılım çeşitlerinin sayısı pek artmadı, bu da siber suçluların daha çok kullanıcısı olan Android’e daha fazla ilgi gösterdiğine işaret ediyor.

En çok Çin’de görüldü

Bu algılama oranlarının coğrafi dağılımına bakacak olursak Çin (%75), Hindistan (%7) ve Tayvan’da (%4) yoğunluk olduğunu görüyoruz. Bu noktada ilk üçte Hong Kong’un yerini Hindistan’ın almış olması dikkat çekiyor.

İşletim sistemleri dışındaki tehditler

Dünyada en çok kullanılan iki mobil işletim sistemi için tasarlanan bu tehditlerin yanında, üçüncü taraf platformların kullanımıyla ilişkili çoklu platform risklerini de göz ardı etmemeliyiz. Yakın zamanda keşfedilen ve alıntılanan mesajın değiştirilmesine olanak veren WhatsApp hatasında olduğu gibi, kullanıcı uygulamalarında bulunan güvenlik açıkları da işletim sistemindekiler kadar tehlikeli olabiliyor.

Eğitim ve önlem şart!

Mobil sistemler, her ne kadar güvenlik göz önünde bulundurularak tasarlanmış olsa da, risklerin her zaman mevcut olduğunu unutmamalıyız. Mobil teknolojilerin güvenli kullanımı için eğitimin ve önlemlerin gerekli olduğunu her zaman akılda bulundurmalıyız.

Samsung kadına ve çocuğa şiddet içeren dizilere reklam vermeyecek

Samsung kadına ve çocuğa şiddet içeren dizilere reklam vermeyecek

Samsung konusu kadına ve çocuğa şiddet olan dizilere reklam vermeme hareketini başlattı

Samsung, ana konusu kadına ve çocuğa uygulanan şiddet olan dizi ve programlara reklam vermeme, sponsor olmama ve ürün yerleştirmede bulunmama kararı aldı.

Samsung Electronics Türkiye, ülkemizde kadına ve çocuğa uygulanan şiddetin ve bu yöndeki haberlerin artması üzerine harekete geçti. Kadın ve çocuğa kalkan elin karşısında hep birlikte mücadele vermemiz gerektiği düşüncesinden yola çıkan Samsung Electronics Türkiye, ana konusu kadına ve çocuğa şiddet olan, senaryosunda sistematik şekilde kadına ve çocuğa fiziksel ya da ruhsal şiddeti içeren hiçbir dizi ve programa; Eylül 2019 yeni yayın dönemi itibarıyla reklam vermeme, sponsor olmama, ürün yerleştirmesinde bulunmama kararı aldı.

Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Samsung Electronics Türkiye Kurumsal Marka & Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımıcısı Barış Gökpınar, şunları söyledi: “Ülkemizde her geçen gün kadına ve çocuğa karşı uygulanan şiddetin ve bu yöndeki haberlerin arttığını üzüntüyle görmekteyiz.

Böyle bir dönemde televizyonlarda yayınlanan bazı dizi ve programların kadınlara ve çocuklara şiddeti senaryo ve formatlarının temeline koyuyor olmasını kabul edilemez buluyoruz. Bu nedenle ana konusu kadına ve çocuğa şiddet olan dizi ve programlara reklam vermeme, sponsor olmama ve ürün yerleştirmesinde bulunmama kararımızı hayata geçiriyoruz.


Samsung Electronics Türkiye’nin televizyon reklam gücü ile, kadın ve çocuğa karşı işlenen fiziksel ve psikolojik şiddetin normalleştirilmesine ortak olmayacağız. Samsung Electronics Türkiye olarak reklam veren diğer tüm kurum ve kuruluşları da bu hareketimize katılmaya davet ediyoruz.”

Açıkta satılan ceviz sağlığımızı tehdit ediyor!

Açıkta satılan ceviz sağlığımızı tehdit ediyor!

En fazla tüketilen kuruyemişler arasında yer alan ceviz hem kendi başına hem de tatlı ve yemeklerde çok fazla tüketiliyor. Peki bu kadar fazla tüketilen cevizin açıkta satıldığı koşullarda sağlığınızı tehdit eden aflatoksin riski taşıdığını biliyor musunuz? 

Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, açıkta satılan cevizi tercih eden tüketicileri karşılaşabilecekleri riskler konusunda uyarıyor!

Ceviz, Türk halkının en fazla tükettiği kuruyemişler arasında yer alıyor. Cevizi satın alırken tercih ettiğimiz ürünün resmi kontrollerden geçmiş olduğunu; nerede, kimin tarafından üretildiğini; tavsiye edilen tüketim tarihini (TETT) bilmemiz ve el değmeden tüketiciye ulaştığından emin olmamız gerekiyor.

Açıkta satılan ceviz başta olmak üzere tüm ürünlerdeki en büyük tehlike aflatoksin

Açıkta satılan ürünlerdeki ciddi mikrobiyolojik risklere dikkat çeken Samim Saner, ürünlerin açık olduğunda aynı zamanda her türlü mikrop ve küf bulaşmasına da açık olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kuruyemişler üzerinde çoğalan bu küflerden en zararlısı, Dünya Sağlık Örgütü'nce kansere yol açan maddeler listesinde bir numaralı kanserojen madde olarak listelenmiş olan Aflatoksin maddesidir. Aflatoksin maddesi uygun koşullarda kurutulmamış ve muhafaza edilmeyen; açıkta satılan kuruyemiş, baharat ve kuru meyvelerin üzerindeki gözle görülmeyen bir küflenme sonucunda ortaya çıkan son derece zehirli bir kimyasal maddedir. İster atıştırmalık ister yemek ve tatlıların lezzetini arttırmak için kullanılan cevizi satın alırken tarım ve orman bakanlığından izinli ve resmi kontrollerden geçen; kimin, nerede ürettiği bilinen vehijyenik koşullarda her türlü dış etkene karşı korunan paketli ürünlerin tercih edilmesinin gerekliliği daha da önem kazanıyor.”

“Ceviz çocukların beyin gelişimini destekliyor”

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, beyin gelişimi için Omega 3 yağ asitlerinden zengin kaynakların çocukların beslenmesinde mutlaka yer alması gerektiğine dikkat çekerken açıkta satılan cevizdeki aflatoksin riskine karşı tüketicilere tavsiyelerde bulundu. Satın aldığınız ürünün taze olduğuna emin olun, tavsiye edilen tüketim tarihini bildiğiniz, el değmeden size ulaştığına emin olduğunuz, hijyenik koşullarda paketlenen güvendiğiniz ürünlere yönelin dedi.

Özellikle okul çağındaki çocukların beslenme çantalarında sağlıklı atıştırmalıklar arasında cevizin tercih edilebileceğini belirten Selahattin Dönmez, cevizin doğal olarak Omega 3 içeridiğini ve bunun çocukların beyin sağlığını desteklediğini belirtti. Dönmez, yetişkinlerin de kalp sağlığı için cevizi dengeli beslenme planlarına mutlaka eklemeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

18 Eylül 2019 Çarşamba

Depreme hazırlıksız yakalanmayın

Depreme hazırlıksız yakalanmayın

Maddi ve manevi kayıplara yol açan deprem, doğanın zamanı belirsiz felaketleri arasında üst sıralarda yer alıyor. 

Birinci derece deprem kuşağında yer alan Türkiye'de olası bir depreme karşı önlemler almak ise bir tercih değil, zorunluluk durumunda. Bu tedbirlerden biri, olası bir depreme karşı her evde hazır bulunması gereken deprem çantasıdır. 150 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin ilk sigorta şirketi olma unvanına sahip Generali Sigorta, Marmara Depremi’nin 20. yıl dönümü dolayısıyla, olası bir deprem anında hayat kurtaracak deprem çantalarında mutlaka hazır bulunması gerekenleri paylaştı.

Sağlam bir çanta seçin

Deprem çantasını seçerken özel bir model belirlemeniz gerekmez. Yalnızca acil durumlarda eşyaların içine sığabileceği ve su geçirmeyen sağlam bir çanta yeterli olacaktır. Kişiye özel hazırlanacak deprem çantalarının içinde 72 saate kadar yetecek miktarda su ve yiyecek bulunması hayati açıdan önem taşımaktadır. Yiyeceklerin fazla yer kaplamaması için konserveler hatta bisküvi türü atıştırmalık yiyecekler tercih edilmelidir.

İlk yardım çantanızı unutmayın

Kişiye özel hazırlanan deprem çantalarının her birinde mutlaka ilk yardım çantası bulunmalıdır. Olası bir durumda oluşabilecek yaralanmalara karşı ilk müdahalenin yapılabilmesi için ilk yardım çantası büyük önem taşımaktadır.

Mutlaka pil yedekleyin

Çantanın içinde bulundurulması gereken en önemli malzemeler başında el feneri ve radyo gelmektedir. Deprem esnasında veya sonrasında oluşabilecek elektrik kesintisine karşılık, pilli bir el feneri etrafımızı aydınlatmamızı, hatta bazı durumlarda yardım çağrısı yapmamıza olanak sağlayacaktır. Etrafınızda olup bitenlerden haberdar olabilmek için ise mutlaka bir pilli radyoyu deprem çantasında bulundurun.

Deprem çantanızı sürekli kontrol edin

Deprem çantanıza koyduğunuz eşyaların kullanım sürelerini takip etmeniz büyük önem taşır. Sürekli kullandığınız ilaçların, pil, yiyecek, su gibi malzemelerin son kullanma tarihlerini takip etmeyi ihmal etmeyin. Deprem çantasındaki ürünlerin raf ömrünü takip etmenin yanında mevsim değişikliklerini de göz önünde bulundurun.

Telefon rehberi hazırlayın

Yanınızda yedek bir telefon rehberi bulundurmak oldukça işinize yarayacaktır. Yedeklemiş olduğunuz rehber sayesinde acil numaralara ulaşabilmeniz kolaylaşacaktır. Aynı zamanda çantanızın içerisinde yedek kağıt ve kalem bulundurmanız, oluşabilecek ani durumlarda kurtarıcınız olacaktır.

Acil durum düdüğü

Deprem çantası içerisinde bulunan malzemeler, beklenmedik anda gerçekleşebilecek ve ani kayıplara yol açabilecek olan doğal afetlerden korunmak için hazırlanmaktadır. Bu sebeple yardım çağrısı yapabileceğiniz acil durum düdüğünün mutlaka çantada yer alması gerekmektedir.

Evraklarınız yanınızda olsun

Çanta içerisinde mutlaka bulunması gereken bir diğer materyal ise sigorta evraklarınızdır. Deprem sigortası, kasko gibi evrakların yedeklerini mutlaka çantanın bir gözünde bulundurun. Evrakları çantada bulundurmak, oluşabilecek herhangi bir hasar anında mağduriyetinizi azaltacaktır.

17 Eylül 2019 Salı

Türk mobilyası İspanya’dan dünyaya açılacak

Türk mobilyası İspanya’dan dünyaya açılacak

İspanya’nın Valencia kentinde düzenlenecek olan Feria Habitat Valencia Mobilya Fuarı, 17-20 Eylül tarihleri arasında kapılarını açacak. 

İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin organizasyonu ile ilk defa Türk mobilyaları Valencia Fuarı’nda görücüye çıkacak. İspanya 2010 yılında yaşadığı ekonomik krizin ardından geliştirdiği strateji ile ihracatını yüzde 10 artırırken, Türkiye Valencia Fuarı’nı yeni pazarlara açılmak için kapı olarak kullanmak istiyor.

17 – 20 Eylül tarihleri arasında İspanya’nın Valencia kentinde gerçekleşecek olan Feria Habitat Valencia Mobilya Fuarı, pazarının önemli organizasyonlarından biri olarak uluslararası mobilya üreticileri tarafından her sene büyük ilgiyle karşılanıyor. Mobilya tanıtımında ve yeni pazarlar oluşturmada önemli bir rol üstlenen fuara, Türkiye bu yıl ilk defa katılacak. İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçılar Birliği’nin Türk mobilyalarını tanıtmak için katıldığı organizasyonda ayrıca ikili görüşmeler yapılacak.

“İspanya, Türk mobilyası için kapı olabilir”

İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, İspanya’yı ve Feria Habitat Valencia Mobilya Fuarı’nı Türk mobilyasını başka pazarlara taşımak için kapı olarak kullanmayı amaçladıklarını söyledi. Pek çok ülkenin kapı olarak kullandığı İspanya pazarı üzerinden ihracat yapılan ülkeler hakkında da bilgi veren Güleç, “İspanya 2010 ekonomik krizinin ardından ithalat, ihracat ve üretimini arttırmak için bir strateji geliştirdi. 2018’de de bir önceki yıla göre mobilya başta olmak üzere pek çok alanda ihracatını yüzde 10 oranında arttırarak ihracatçı bir pazar haline geldi.

Bugün baktığımızda İspanya üzerinden mobilyalar Fransa, Portekiz, Almanya, İngiltere gibi Avrupa ülkelerine; Amerika, Meksika, Güney Amerika, Batı Amerika ülkelerine ve Fas başta olmak üzere Batı Afrika’ya ihraç ediliyor. İspanya’da ilk kez Türk mobilyasını tanıtacak bir faaliyet içerisinde olacağız. Özellikle Türk mobilya üreticileri olarak bizim hedeflediğimiz pazarlarda İspanya’nın aktif olarak ihracat yapıyor olması Türk mobilyasının tanıtımı açısından büyük önem arz ediyor. Hedeflediğimiz pazarlara ulaşma açısından Feria Habitat Valencia bizim için çok önemli bir kapı olabilir.”

16 Eylül 2019 Pazartesi

Bu Çocuklar Daha Çok Meyve Sebze Yiyor

Bu Çocuklar Daha Çok Meyve Sebze Yiyor

İngiltere’de yer alan Swansea Üniversitesi’nden Profesör David Benton’un çalışmaları, annenin hamilelik dönemindeki tüketiminden başlayarak, çocuklarda belirli yaşlarda meyve suyu tüketiminin olumlu etkilerine işaret ediyor.

Yüzde 100 meyve sularında, meyvenin kendisinden gelen doğal şeker, zaman zaman spekülatif yaklaşımlara yol açabiliyor. Ancak, Swansea Üniversitesi öğretim üyesi Profesör David Benton’un detaylı araştırması, bu spekülasyonlara neden olan ezberleri bozar nitelikte. Araştırma sonuçları, gıdanın tek bir bileşene indirgenemeyeceği yönündeki bilimsel görüşle örtüşüyor.

İngiltere’de, 1991 ve 1992 yıllarında 14 bin hamile kadını kapsayacak şekilde başlatılan ve sonraki dönemde çocuk ve ebeveynlerin sağlık ve gelişimini takip eden bir araştırmanın detaylı analizi, meyve suyu eşittir şeker ezberine karşı veriye dayalı bilimsel kanıtlar ortaya koyuyor.

Araştırma, hamilelik döneminde yüzde 100 meyve suyu tüketiminin, çocukların daha ince ve daha uzun bir beden yapısına, daha düşük beden kitle endeksine sahip olmaları arasındaki ilişkiye işaret ediyor.

Çocuklar 13 yaşına geldiğinde yapılan ölçümler, yüzde 100 meyve suyu tüketen çocukların, farklı türde içecek tüketenlere oranla, daha fazla meyve ve sebze yemeye eğilimli olduğunu gösteriyor. Bu sayede bu çocuklarda C vitamini, karoten, tiamin (B1 vitamini), folat, potasyum, demir ve lif alımı diğerlerine oranla daha fazla gerçekleşiyor.

Araştırma bulguları, yüzde 100 meyve suyu tüketiminin özellikle kız çocuklarda 13 yaşından itibaren daha düşük beden kitle endeksiyle ilişkisinin belirginleştiğini ortaya koyuyor.

Öte yandan ölçümler, yüzde 100 meyve suyu içen çocuklarda insülin reaksiyonu ve açlık kan şekeri değerlerinin, içmeyenlere oranla daha iyi olduğunu da gösteriyor.

Stres enfeksiyonlara kapı aralıyor

Stres enfeksiyonlara kapı aralıyor

Araştırmalar stresli zamanlarda insan vücudunun enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini gösteriyor. İşsizlik ya da aile içi tartışmalar yaşayanlarda soğuk algınlığı ve grip gibi enfeksiyonlar daha sık yaşanıyor. Yapılan çalışmalar stres düzeyi yüksek ve uzun süreli olan kişilerde bazı bulaşıcı hastalıklara yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. 

Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aslı Çurgunlu "Çoğu kişi günlük yaşamında stresi bir dereceye karşı yönetebilir ve kısa süreli strese karşı uyum yollarını bulur. Şiddetli, uzun süreli stres durumunda ise enfeksiyonlara karşı vücudumuzun bağışıklık sistemini etkileyen olumsuz etkiler oluşur" diyor.

Kronik streste akyuvarların işlevi azalıyor

Hastalık yapan mikroplar vücudumuza girdiklerinde özellikle beyaz kan hücreleri tarafından hedef alınırlar. Beyaz kan hücreleri, bağışıklık yanıtı oluşturmak için çalışmaya başlarlar. Bulaşıcı mikroplara derhal tepki verilir. Bu ilk savunma mekanizmasında akyuvarlarda "doğuştan" bağışıklık tepkisi vardır. Akut stres dönemlerinde salgılanan stres hormonları nedeniyle akyuvarlar daha da aktif olarak vücuda giren mikro organizmalara karşı savaşırlar. Kronik stres dönemlerinde ise vücutta sürekli olarak yüksek seviyede bulunan stres hormonları yüzünden akyuvarların işlevleri azalabilir. Böylece vücudun hastalıklara karşı savaşma yeteneği de azalır.

Stresle nasıl baş etmeliyiz?

Stresten tamamen korunmak gerçekçi bir beklenti değil. Çünkü olumsuz yaşam olayları ve hatta hayatımızdaki olumlu değişiklikler bile strese yol açabilir. Bu nedenle de zaman zaman herkes stres yaşar.

Kaynağı tespit edin:

İlk olarak neyle mücadele edildiğini ve stresin kaynağını belirlemek gerekir. Bu kaynaklar geniş bir aralığa yayılır ve bireyler arası farklılıklar gösterir. İkinci adım dengeyi yeniden sağlamak için neye ihtiyaç duyulduğunu saptayıp çözüm yollarını değerlendirmektir. Stresle baş etmede ve genel anlamda ruhsal iyilik halinde düşünce sistemi kilit bir rol oynar. Rahatsızlık veren duyguları ve stresi yönetebilmek için düşünce süreçlerindeki hataları fark edilerek daha rasyonel ve çözüm odaklı yaklaşmak gerekir.

Diyafram nefesi alın

Bedeni rahatlatmada diyafram nefesi, imajinasyon ve aşamalı kas gevşetme gibi gevşeme egzersizleri oldukça yatıştırıcıdır. Ancak arka arkaya diyafram nefesi baş dönmesi yapabileceğinden birkaç tekrardan oluşan gün içine yedirilmiş setleri tercih etmek daha sağlıklıdır. Hamilelerin bu egzersizi yapmaları önerilmiyor.

'Hayır' demeyi öğrenin

Stresle baş etme sürecinde yeni beceriler geliştirmek de çok faydalı olacaktır. "Hayır" diyebilmek, zaman yönetimini geliştirmek, iç disiplini sağlamak, yardım ve destek talep etmek, sosyal becerileri geliştirmek, duyguları ifade etmek gibi. Tüm bunlara ek olarak düzenli ve sağlıklı yaşamayı (uyku, beslenme, düzenli egzersiz vb.) ve gerekirse profesyonel desteğe başvurmayı da ihmal etmemelisiniz.