Ã?nizleme

14 Kasım 2019 Perşembe

Video üzerinden ürün satın alma dönemi başladı

Video üzerinden ürün satın alma dönemi başladı

Dijital mağazacılıkta devrim niteliğinde bir teknoloji hayata geçti.

İnteraktif video e-ticaret platformu Vibuy, tüketicilerin bir videodaki ürünü satın almak veya sipariş vermek için online videoları tıklanabilir ve interaktif hale getirebilen yeni nesil bir video pazarlama platformu olarak devreye alındı. Vibuy sayesinde dizi, film veya video izlerken beğenilen herhangi bir ürün, tek bir tıklamayla detayları görülebilir veya satın alınabilir hale geldi.

E-ticaretin geleceği olan alışveriş yapılabilir videolar; markaların videolarını etkileşimli hale getirmelerine, bunları tüm online kanallara dağıtmalarına ve yayınladıkları video içeriklerden ayrıntılı data verileri analiz etmelerini sağlıyor.

Teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte internet bağlantılarının hızlanarak online videoların tüm dünyada hızla yaygınlaşması, tüketiciler için kişiselleştirilmiş çok sayıda yeni deneyim fırsatını ortaya çıkarırken, video üzerinden ürün satın alma imkânı sunan yeni teknoloji Vibuy ile dijital mağazacılıkta bambaşka bir evrene doğru kapılar açıldı.

İnteraktif video e-ticaret platformu Vibuy, tüketicilerin bir videodaki ürünü satın almak veya sipariş vermek için online videoları tıklanabilir ve interaktif hale getirebilen yeni nesil bir video pazarlama platformu olarak devreye alındı.

Video sayfasından ayrılmadan ürün satın alınabilecek

Vibuy'ın amacı videoların kullanma şeklini değiştirmek, bir video içinde mümkün olduğu kadar fazla etkileşimin gerçekleşmesini sağlamak ve böylece videoları yatırım getiren, ölçülebilir deneyimlere dönüştürmek.

İzleyiciler, videolarda yer alan öğeleri bulmak için ürünlerle sayısız sayfayı filtrelemek yerine, artık video sayfasından ayrılmadan öğeleri sepetlerine ekleyebiliyorlar.

Dinamik, kişiselleştirilebilen video oynatıcısı hem web sitelerine hem de sosyal ağlara kolayca entegre edilebiliyor. Online tüm mecralarda hedef odaklı pazarlama faaliyetleri kurgulanmasına imkân sağlıyor.

Peki, neden Vibuy?

2018 yılında kurulan Smartover, özellikle video, e-ticaret ve seyahat teknolojilerine odaklanan bir girişim. Kurucuları Faruk Çıbuk ve Murat Bilir; reklam, prodüksiyon ve geliştirme alanlarında bir geçmişe sahipler. Yenilikçi ürünler geliştirmeyi amaçlayan şirketin en çok güvendiği ürünlerinin başında, interaktif video e-ticaret platformu Vibuy geliyor.

Yeni nesil platform ile ilgili açıklamalarda bulunan Çıbuk, “Video, başından beri pasif bir pazarlama aracı olmuştur. Şirketler için her şey kârlılığa bağlıdır. Pazarlamada video içeriği tercihi sadece eğlence amaçlı değildir. Şirketler; satışlarını artırmak, marka bilinirliği oluşturmak ve potansiyel müşterilere ulaşmak için video pazarlamayı kullanıyor” diyerek, “Vibuy, müşterilerimizin video içeriği daha interaktif ve ticari hale getirme taleplerinden doğdu. Kitlelerin markalarla videolar üzerinden direk etkileşime geçmelerini sağladık” ifadelerini kullandı.

Çıbuk, “Önceliğimiz fikrimizin patentli bir teknolojiye dönüşmesiydi, 2 yıl önce bu süreci başlattık ve bunu başardık. Bu süreçte genel olarak prodüksiyon işlerinde birlikte çalıştığımız markalar için demolar hazırladık” dedi.

Dizi veya filmden tek bir tıklama ile ürün siparişi

“Kesinlikle bir Evreka anı olduğunu düşünüyorum!” diyen Çıbuk, “Son 5 yılda kullanıcılar artık her platformda giderek daha çok video görüyorlar. Bir diziyi veya filmi izlerken bir ürünü çok beğendiğinizi düşünün, başroldeki aktrisin o kırmızı çantayı nereden aldığını ya da aktörün kullandığı saatin fiyatının ne kadar olduğunu merak etmeniz bizim için yeterliydi çünkü hepimiz gündelik hayatımızda bunu yaşıyor, izlediğimiz ürünleri sonrasında bulabilmek için ciddi bir efor sarf ediyor ve çoğu zaman da bu bilgilere ulaşamıyorduk. Video içeriklerdeki bu arayışı fark ettiğimiz an, bu boşluğu dolduracak bir fikrimiz olduğunu biliyorduk. Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde video izlerken ilgilendiğim bir şey olduğuna karar verirsem, tek bir tıklamayla tüm ilgili detayları görebilir, ürünü satın alabilir ya da videoyu izlemeyi sürdürebilirim” şeklinde konuştu.

Öte yandan, yakın zamanda mobil uygulamalarını yayına almaya hazırlanan Vibuy hem yerel hem de küresel pazarda kendine yer açmak istiyor.

Türkiye’de 7 Milyon Kişi Diyabetle Mücadele Ediyor

Türkiye’de 7 Milyon Kişi Diyabetle Mücadele Ediyor

Dünyada her 6 saniyede bir kişi şeker hastalığından dolayı hayatını kaybediyor, Türkiye’de ise 7 milyon şeker hastası bulunuyor. 

Türkiye’deki hastaların neredeyse yarısının şeker hastalığının farkında olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Samet Yardımcı, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle bu önemli hastalığa dair bilgiler veriyor.

Şeker hastalığı tıbbi adıyla diyabet, yüksek kan şekeriyle seyreden ve vücutta çeşitli organlara zarar veren kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşması ve hazır gıdaların giderek daha fazla oranda tüketilmesi sonucunda dünyada son 10 yılda diyabet görülme oranı %100 artmıştır. Hastalığın sonuçları ise korkutucu boyutta… Dünyada her 6 saniyede bir kişi şeker hastalığından dolayı hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise yaklaşık 7 milyon şeker hastası bulunduğuna dikkat çeken DoktorTakvimi.com uzmanlarından Doç. Dr. Samet Yardımcı, 14 Kasım Diyabet Günü vesilesiyle tedavi edilmezse insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eden bu hastalığa dair önemli bilgiler paylaşıyor.

Hastaların yarısı hastalığının farkında değil

Türkiye’de diyabetli sayısının giderek arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Yardımcı, “İlginç olan hastaların yarısı diyabet olduğunun farkında değil. Diyabet, Hipokrat döneminden beri biliniyor. Eski hekimler bu hastaların çok su içip, çok idrara çıktıklarını gözlemlemiş ve idrarlarının şekerli olduğunu fark etmişlerdir. Aradan geçen yüzlerce yıldan sonra, bu bulguların yüksek kan şekerinin neden olduğu böbrek hasarına neden olan durumlar olduğu anlaşılmıştır. Diyabetin diğer belirtileri arasında aşırı açlık, açıklanamayan kilo kaybı, yorgunluk, sinirlilik, bulanık görme, yavaş iyileşen veya iyileşmeyen yaralar, sık görülen enfeksiyonlar vardır” diyor.

Diyabet bütün organları etkiliyor

Pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu kan şekerini düşünmekle görevlidir. Bu hormonun yeteri kadar salgılanmadığı durumda Tip 1 diyabet, yeteri kadar salgılandığı, hatta fazla salgılandığı ancak dokularda kan şekerini düşürücü etki gösteremediği durumlarda da tip 2 diyabet ortaya çıkabiliyor. Tip 1 diyabet genç yaşlarda, tip 2 diyabet ise daha ileri yaşlarda görülüyor.

Diyabetin temel olarak damar hasarına yol açtığı için az veya çok her organı etkilediğinin altını çizen Doç. Dr. Yardımcı, en çok etkilenen organların ise göz, böbrek ve kalp olduğunu hatırlatıyor. Doç. Dr. Yardımcı, diyabetin yol açtığı hasarı ise şöyle anlatıyor: “Diyabet, gözlerde retina hasarı görme bozukluklarına yol açabilir. Böbreklerde protein kaçağıyla başlayan süreç böbrek yetmezliğine kadar gidebilir. Kalp damarlarında tıkanıklıklar, özellikle ayaklarda iyileşmeyen yaralar görülebilir. Ayrıca cinsel fonksiyonlarda bozulma da gözlenebilir.”

Diyabeti önlemek mümkün mü?

Tip 1 diyabet hastalığını önlemenin maalesef bir yolu bulunmuyor. Tip 2 diyabette ise hastalık ortaya çıkmadan önce, prediyabet denilen insülin direncinin ön planda olduğu evrede, müdahale edildiğinde hastalığın önlenmesi ya da gelişmesi engellenebiliyor. Vücudun normalden fazla insülin salgılayarak kan şekerini dengede tuttuğu bu evrede beslenme alışkanlığını değiştirmek, egzersiz yapmak ve fazla kilolardan kurtulmanın faydalı olacağını hatırlatan Doç. Dr. Samet Yardımcı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu evrede bir takım ilaçlar da kullanılabilir. İnsülin direnci hastalarında diyet yapmak maalesef oldukça zordur. Yüksek insülin seviyesine bağlı olarak normalden fazla acıkma görülür ve metabolizma depolamaya eğilimlidir. Bu nedenle süreç biraz zorlu geçebilir. Tip 1 diyabette insülin tedavisi en yaygın kullanılan ve neredeyse tek tedavi yaklaşımıdır. Tip 2 diyabet tanısı konulduğunda ilaç tedavileri ve yaşam tarzı değişiklikleri ilk tedavi yaklaşımıdır. Diyabete yönelik beslenmenin düzenlenmesi, ilaçlar ve gerektiğinde insülinlerle kan şekerinin düzelmesi hedeflenir. Bu tedavi yaklaşımının başarılı olduğu hastalarda hastalığın organlara zarar vermesinin önüne geçilebilir.”

Metabolik cerrahiyle organ hasarı önlenebilir

Tip2 diyabette kan şekerini düşürmeye yönelik verilen ilaçların genelde hastanın aşırı acıkmasına neden olduğunu anlatan Doç. Dr. Samet Yardımcı, bunun sonucunda hastaların diyete uymakta zorlanarak kilo aldığını hatırlatıyor. Hasta kilo alınca ilaçların dozu yetersiz geldiğini ve artırıldığını ifade eden Doç. Dr. Yardımcı, bu nedenle şeker hastalığına yönelik olarak planlanan cerrahi tedavinin (metabolik cerrahi) giderek daha fazla hasta tarafından tercih edildiğini ve başarılı sonuçlar alındığını söylüyor.

Doç. Dr. Yardımcı metabolik cerrahi sürecini ise şöyle anlatıyor: “Metabolik sendrom içinde tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol problemleri, karaciğer yağlanması, kalp damar tıkanıklıkları gibi hastalıkları barındıran bir durum… Metabolik sendromlu hastalara yönelik olarak uygulanan ameliyatlara metabolik cerrahi adı veriliyor. Bu ameliyatlarda mide küçültülüp ince bağırsaklara bağlanıyor. Metabolik cerrahi sonrası ince bağırsaklardan, vücudun insülinini kuvvetlendiren birkaç çeşit hormon salgılanıyor. Böylelikle hastanın hem kilo vermesi hem de kan şekerini daha etkin olarak kontrol etmesi sağlanıyor. İlaçlara uyum sağlayamayan, diyete uymakta zorluk çeken, ilaçlara rağmen kan şekeri kontrolsüz olan hastalarda diyabetin organlara hasar vermesini cerrahi tedavi engelleyebilir.”

13 Kasım 2019 Çarşamba

Türkiye'deki yaşlı nüfus sosyal medya kullanım rekoru kırdı

Türkiye'deki yaşlı nüfus sosyal medya kullanım rekoru kırdı

65 ile 74 yaş arası internet kullanan Avrupalı kişilerin Facebook, Twitter gibi sosyal ağlara katılım oranı yüzde 34 olurken, Türkiye’de bu oran yüzde 71’e çıktı. Türkiye’de sosyal medyanın basında konuşulma sayısı ise 123 bin 393 olarak kayıtlara geçti.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, sosyal medya ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini inceledi. Ajans Press ve PRNet’in dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre bu yıl sosyal medya ile alakalı basına 123 bin 393 haber yansıdığı tespit edildi. Sosyal Medya ile alakalı çıkan haber başlıkları incelendiğinde de oradan yapılan açıklamaların ön planda olduğu kadar, sosyal ağlar üzerinden yapılan kampanyaların da konuşulduğu görüldü.

SOSYAL MEDYAYI SAĞLIK VE HABER OKUMALARI TAKİP EDİYOR

Ajans Press’in, Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT) verilerinden elde ettiği bilgilere göre, 65 ile 74 yaş arası internet kullanan Avrupalı kişilerin Facebook, Twitter gibi sosyal ağlara katılım oranı yüzde 34 oldu. Türkiye’de ise internet kullanan yaşlılardan yüzde 71’inin sosyal ağlarda olduğu kaydedildi.

Avrupa’daki yaşlıların interneti en çok kullanma amacı ise mail gönderme olarak çıkarken, bu oranın yüzde 81 olduğu gözlendi. Türkiye’de 65 ile 74 yaş arası kişiler ikinci olarak internet üzerinden sağlıkla ilgili şeyler araştırırken (yüzde 69), üçüncü olarak haber okudukları saptandı (yüzde 68)


2020’de 44 gün izin fırsatı!

2020’de 44 gün izin fırsatı!

2019 yılını artık geride bırakıyoruz. Yeni yıla girmeye 1,5 ay kala şimdiden 2020 yılında ne kadar resmi izin olacağı merak ediliyor. 

2020 yılındaki resmi tatil günlerini derleyen Türkiye’nin lider uçak bileti sitesi Enuygun.com, çalışanlar için bir tatil takvimi planı da yayınladı. Eğer çalışanlar bu takvime göre hareket ederse 2020 yılında tam 44 gün izin yapabilecek.

Yeni yılda çalışanlar tatillerini birleştirerek 44 gün izin yapabilecek. Ramazan ve Kurban Bayramı tatillerinin hafta sonuna denk geleceği 2020 yılında, birleştirme yapabilecekler için 44 gün izin imkânı doğacak. Dini bayramların dışındaki resmi tatillerin hafta içine denk geleceğini belirten Türkiye’nin lider uçak bileti sitesi Enuygun.com’un Seyahat Analisti Tuğba Hacıbayramoğlu, “Çalışanlar dilerse 13,5 gün izin alarak tam 44 gün tatil yapabilecekler.” dedi.

Yeni yılda dini bayramların hafta sonunda, resmi tatillerin ise hafta içinde yapılacağını belirten Hacıbayramoğlu şunları söyledi: “Ramazan Bayramı tatili 23 Mayıs Cumartesi Arife günüyle başlıyor. Tatil Salı günü sona eriyor, çalışanlar kalan 3 günü izin alarak, 9 gün tatile çıkılabilir. Ya da 19 Mayıs tatiliyle Ramazan Bayramı tatilini birleştirilebilir. Bu durumda da 4 günlük izinle 11 gün tatil yapılabilir. Kurban Bayramı ise yaz tatilinin en güzel zamanına denk geliyor. 30 Temmuz Perşembe Arife günüyle başlıyor ve 3 Ağustos Pazartesi bitiyor. Öncesinde 3,5 gün ya da sonrası 4 gün izin alarak 10 günlük tatil yapılabilir. Bu dönemde uçak bileti fiyatları çok yükseliyor, otobüs biletleri ise erkenden tükeniyor. Tatil programınızı buna göre önceden planlamanızı öneririz.”

Nisan ve mayıs aylarının da bol tatilli geçeceğine dikkat çeken Hacıbayramoğlu, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Perşembe günü olacağından 1 günlük izinle 4 gün tatil yapılabilir. 1 Mayıs Cuma günü hafta sonuyla birlikte 3 gün, 19 Mayıs ise Salı gününe denk geldiği için 1 günlük izinle 4 günlük tatile çıkılabilir. Bahar ayları gezginlerin en sevdiği zamanlar. Yeni yerler keşfetmek için iyi tatil fırsatları var.” açıklamasını yaptı. 2020 yılında 15 Temmuz Çarşamba günü öncesi ya da sonrası 2 gün izinle 5 gün izin yapabilmek mümkün. Perşembe gününe denk gelen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ise 1 günlük izinle 4 gün sonbahar tatili yapılabilir.

Enuygun.com’un çalışanlara önerdiği 2020 yılı tatil takvimi şu şekilde:

Resmi Tatiller
Tarih
Gün
İzin Süresi
Tatil Süresi
Yılbaşı
1 Ocak
Çarşamba
2 gün
5 gün
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan
Perşembe
1 gün
4 gün
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü
1 Mayıs
Cuma
-
3 gün
Gençlik ve Spor Bayramı
19 Mayıs
Salı
1 gün
4 gün
Ramazan Bayramı
24-26 Mayıs
Pazar, Pazartesi, Salı
3 gün
9 gün
Demokrasi ve Milli Birlik Günü
15 Temmuz
Çarşamba
2 gün
5 gün
Kurban Bayramı
30 Temmuz-3 Ağustos
Perşembe-Pazartesi
3,5 gün
10 gün
Zafer Bayramı
30 Ağustos
Pazar
-
-
Cumhuriyet Bayram
29 Ekim
Perşembe
1 gün
4 gün


Ev alırken dikkat edilmesi gerekenler

Ev alırken dikkat edilmesi gerekenler

Ev satın almak detaylı bir araştırma gerektiriyor. Lokasyon ve bütçe gibi karar verilmesi gereken noktalar var. Bunun dışında krediye uygunluk, sosyal olanaklar, toplu taşımaya yakınlık gibi etkenler de bulunuyor. RE/MAX, ev satın alma sürecinde dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı.

Ev satın almak birçok karar vermeyi gerektiriyor. Nerede olsun, bütçe ne kadar, kaç odalı olmalı… Bunun dışında krediye uygunluğu, rutubetli olup olmaması, toplu taşıma ve sosyal alanlara yakınlık gibi dikkat edilecek pek çok nokta var. RE/MAX, ev satın alma sürecinde dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralıyor:

Bütçenize karar verin

Ev aramaya başlarken öncelikli kriter lokasyon ardında da genellikle bütçe oluyor. Bunlara karar vermek ve bütçeyi doğru belirlemek boşuna vakit kaybetmemek için önemli. Bütçe belirlenmesindeki en önemli detaylardan biri de gelire göre ne kadar kredi çekilebileceğini yaklaşık olarak belirlemek olarak öne çıkıyor. Bütçe yaparken ödenmesi gereken tapu alım masraflarının, döner sermaye giderlerinin ve hizmet bedelinin de bu bütçeye eklenmesi gerekiyor.

Krediye uygun mu?

Bu süreçte krediye uygun olmayan bir ev için çaba harcamak, zaman kaybının yanında bu durumu bankaya ekspertiz ücreti ödedikten sonra öğrenmeniz durumunda, ekspertiz ücreti iade edilmediği için nakit kaybı yaşamanıza da neden olur.

İpotek ve haciz

Almak istediğiniz evin üzerinden haciz kaydı olması durumunda, haciz kalkmadığı sürece kredili ya da kredisiz olarak hiçbir şekilde evin tapusunu almanız mümkün değil. Evin ipotekli olması durumda ise ipoteği kabul ettiğiniz sürece tapuyu üzerinize alabilirsiniz. Ancak banka ipoteği haricinde, şahıs veya kurum ipoteği olması durumunda konut kredisi kullanmazsınız.

Rutubet

Yeni konut alımlarında sıklıkla şikâyet edilen konuların başında evin rutubet alması gelir. Özellikle evin boyasının yeni yapılması durumunda evin rutubet alıp almadığını anlamak güç olmakla birlikte, ev dış yalıtımından incelenmesi durumunda fikir edinme şansı var. Eğer evin rutubet alma ihtimali varsa, bir uzmanın incelemesi faydalı olacaktır. Çünkü rutubet alan evin rutubetini kesmek, çoğu zaman fazlaca masraf yapmanıza neden olur.

Toplu taşıma, ulaşım ve sosyal olanaklar

Ulaşım imkanlarının almak istediğiniz eve yakın olması, özellikle büyükşehirlerde yaşayanlar için yaşam kalitesini büyük oranda artıran ve evin ileride değerlenmesindeki en önemli unsurların başında gelir. Ulaşım seçenekleri yanında, okul, hastane, park gibi alanlara yakınlık ise eve artı değer katan ve zaman tasarrufu yapmanızı sağlar.

Komşular

Ev alma komşu al diye boşuna denmemiş. Pek çok insan komşularından ötürü taşınmak zorunda kalabiliyor. Apartmanın ortak alanlarının yönetiminin iyi yapılması ve komşuluk ilişkilerin düzenli olması, alınacak evde yaşam kalitesine arttırmak adına önemli bir etken olarak kabul edilir. Hatta bazı durumlarda ev satışı sadece komşuluk ilişkilerinin iyi olmamasından bile kaynaklanır. Bunun için eve karar vermeden önce apartman sakinleri ile konuşmanız faydası olur.

İçinde kiracı var mı?

Almak istediğiniz evde kiracı oturuyorsa, mevcut kira sözleşmesi şartlarını incelemeniz ve bu doğrultuda karar vermeniz büyük önem taşır. Çünkü evi satın aldığınızda sözlü olarak bile yapılsa kira sözleşmesini de yasal olarak aynı şartlar ile devir almış olursunuz. Yani sözleşme bitimine kadar zam yapmaz ve şartları kiracı kabul etmediği sürece değiştiremezsiniz. Ayrıca kira sözleşmesi devam eden kiracıyı çıkarmak istemeniz durumunda, yeni ev bulması için yasal olarak 6 ay gibi bir süre tanımanızda gerekli.

Müşteri alacağı ürüne 3.5 saniyede karar veriyor

Müşteri alacağı ürüne 3.5 saniyede karar veriyor

Perakendede listeyle planlı alışveriş devri bitti…

Yeni nesil araştırma ve teknoloji şirketi REM People, perakende dünyasındaki değişen satın alma trendlerini açıkladı. Eskisi gibi liste ile planlı alışveriş dönemi bitti. Müşteriler mağazaya girdiğinde alacağı ürüne rafa bakarak ortalama 3.5 saniyede karar veriyor. Tüketiciler, aklındaki her 1 ürüne karşılık 1.7 ürün daha satın alıyor. Müşteriler en uygun fiyatı yakalayabilmek için birden fazla mağaza geziyor…

Perakende analitiği alanında çalışan yeni nesil araştırma ve perakende teknolojileri şirketi REM People, perakende dünyasındaki değişimi ortaya koydu. REM People’a göre artık tüketiciler eskisi gibi liste yaparak alışverişe çıkmıyor. Müşteriler alışveriş sırasında 3.5 saniye içinde alacağı ürüne karar veriyor. Ayrıca aklındaki alacağı her ürüne karşılık 1.7 ürün daha satın alıyor. Dünyanın 40 ülkesinde perakende devlerine hizmet veren REM People, perakende dünyasındaki yeni trendi şöyle açıklıyor:

Son 10 yılda alışkanlıklar değişti

Özellikle son 10 yılda tüketicilerin satın alma davranışları da değişti. Eskiden Türkiye’de önceden hazırlanan bir listeyle yapılan alışveriş yerine artık daha çok mağaza içindeki deneyim süresince karar veriliyor. Yani artık planlı alışverişin büyük oranda sonuna gelindi.

1 ürüne karşılık 1.7 ürün alıyorlar

Yeni dönemde alışveriş yaparken tüketicilerin aklında genel bir liste bulunuyor. Ancak yapılan araştırmalar markette tüketicinin aklındaki her 1 ürün için fazladan 1.7 ürün daha aldığını gösteriyor.

Rafın karşısında 3.5 saniye

Tüketiciler bir ürünü almak üzere rafın karşısına geçtiklerinde ortalama 3.5 saniye içerisinde satın alma kararını veriyor ve ürünü sepete atıyor.

Rafı en güçlü markaya gidiyor

Tüketicinin satın alma kararının yüzde 70’inden fazlasını etkileyen unsurlardan biri mağaza içindeki performans ve uygulamalar. Kararın en büyüğü mağaza içinde veriliyor. Tüketiciler rafı en güçlü ve büyük olan markayı güçlü marka olarak algılayıp tercih ediyor.

Uygun fiyat için geziyorlar

Türkiye’de perakende sektörünün içinde bulunduğu dönemde tüketicilerin fiyat hassasiyeti de arttı. Daha önce sadece belirli bir kategori fiyat hassasiyeti taşırken artık neredeyse tüm tüketici grupları en uygun fiyat için birden çok mağaza geziyor.

12 Kasım 2019 Salı

Kadınları hormonlar yönetir

Kadınları hormonlar yönetir

Bazıları bir anda ağlatıyor, bazıları iyi ve enerjik hissettiriyor, bir kısmı da hassaslaştırıyor. Erkekler sıklıkla kadınlardaki ani değişimlere anlam veremediklerinden yakınırken, bunun nedeninin büyük bir çoğunlukla hormonlar olduğu belirtiliyor. 

Memorial Şişli Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Prof. Dr. Ayşe Çıkım Sertkaya, kadınların yaşamını şekillendiren ve doğasını özetleyen hormonları anlattı.

Kadında doğurganlık özelliği önemli bir faktör
Kadında baskın hormon östrojendir. Bu hormon erkeklerde de bulunur ancak kadında mutlak hakim olarak karşımıza çıkar. Erkekte ise bu görevi yani mutlak rolü testosteron üstlenir. Bütün vücut özelliklerini bu hormonlar belirler. Kadında yumuşak cilt, deri altı yağ dokusu, sesin inceliği, karakterin daha yumuşak olması östrojene bağlıdır. Kalın ses, saç-sakal, kas kütlesi, sert bir mizaç ise testosteron etkinliği altındadır. Bu iki hormonun vücutta kurduğu bir denge vardır ve bu sarsıldığında her şey bozulabilir; yani obezite, insülin direnci gibi çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir. Kadın her ay yumurtlama, gebelik ve bir bebek dünyaya getirmeye dönük olarak doğal sürecini sürdürür. Erkekte ise testosteron ergenlik döneminde en yüksek seviyeyi ulaşarak 65 yaşa kadar etkin olur. Dünyadaki her şeyin östrojen ve testosteron hormonlarının temelinde yükseldiğini söylemek mümkündür.

Hormonlar davranışları etkiliyor
Kadının davranış biçiminde yaşanan değişimlerde hormonlar yani östrojen ve progesterona bağlı siklus değişimleri etkindir. Kadında o dönem bu hormonlardan hangisi hakimse onun etkisi altında kalır. Reglinin ilk günü östrojenin başlangıç günü olarak kabul edilir ve bu hormon değeri git gide yükselir. 15. gün yani reglinin tam ortasına gelindiğinde ovülasyon yani yumurtlama gerçekleşir ve östrojen de en yüksek seviyeye ulaşır. Yumurtlama dönemi kadının en farklı olduğu dönemdir. Östrojen seviyesinin yükselmesine bağlı olarak güzelleşir, cildi ışıl ışıl parlar, hareketlidir, canlıdır ve hem sosyal hem iş hayatında çok daha verimli olur. Bu dönem ayrıca çocuk yapmak için de en uygun süreçtir. Hamileliğin oluşmasıyla birlikte ise farklı hormonlar devreye girer.

Yeni yaşamın ilk habercisi "Beta-HCG hormonu"
Yumurtlama sonrası eğer döllenme olur ve bir kadın hamile kalırsa beden dünyaya gelecek bebek için eşsiz bir hazırlığa başlar. Kadının bedeni tamamen bebeği korumaya ve onu sağlıklı tutmaya dönük olarak çalışır. Bebeğin eşi plasenta ile kadında Beta-HCG hormonu salgılanır. Gebeliği müjdeleyen hormon olarak da bilinen HCG, anne adayında mide bulantısına yol açarken asıl işlevi yani bebeği koruma rolünü üstlenir. Gebeliğin ilk 3 ayında yani plasentanın oluşum sürecinde etkin olan Beta-HCG, progesteron hormonunu uyararak bedende yeni hazırlıkların ilk sinyalini verir.

"Progesteron hormonu" ağlatıyor
Progesteron hormonu bebek için yumuşacık bir yatak oluşturarak onu korur. Bebeği besleyen damarlar ve kan akımının oluşmasında önemli rol üstlenir. Bedendeki tüm gıdalar bu kanal aracılığıyla bebeğe ulaşır. Bebeği beslemek için annenin şekeri yükselir, kemiklerinden kalsiyum çekilir, tiroit hormonları uyarılır. Bebek büyümeye başlar, bebek büyüdükçe bu etkiler de artar. Progesteron bebeği koruyup kollarken annede ise ani duygu durum değişikliklerine de neden olur. Sadece gebelik süreci değil, regl döneminde de progesteronun yükselişiyle kadında aşırı duygusallık ve ağlama hali görülebilir. Duygu durum değişiklikleri kadından kadına elbette farklılık gösterebilir. Her bir kadında farklı bir reseptör uyarılır; kimi ağlarken kimi sinirlenir, kimi aşırı mutlu olurken kimi de aşırı telaşlı olabilir.

Oksitosin hormonu tüm acıları unutturuyor
Bebeğin anne karnında gelişimini sürdürdüğü dönemde hormonlar kadını idare eder. Mutluluk ve sevgi hormonu olarak da bilinen oksitosin, uterus yani rahmi kasarak anne adayını doğuma hazırlar. Ayrıca süt kanallarını da uyararak anne için emzirme sürecini başlatır. Kan basıncını düşürerek, rahatlama sağlar. En önemli özelliklerinden biri ise unutmaya yardımcı olur. Doğumda en yüksek seviyeye ulaşan oksitosin hormonu doğum sonrası yavaş yavaş azalır. Bu hızlı düşüşle unutkanlık yaşanır. Eğer bu hormonal değişim yaşanmazsa bir kadın doğumda çektiği acıyı an be an hatırlamaya devam eder ve bir daha asla doğum yapmak ya da bebek sahibi olmak istemeyebilir. Bu nedenle oksitosin hormonu burada önemli bir rol üstlenir.

Tiroit hormonu kadını yavaşlatıyor
Tiroit hormonu kadında da erkekte de etkindir ancak kadında farklı tepkilere neden olabilir. Bu hormon zihni dinç tutar, kişiyi dinamik kılar ve metabolizmayı korur. Tiroit hormonu kadın için daha özeldir çünkü menopoz sonrası tiroit bezi bozuklukları ortaya çıkar. Örneğin menopoza giren kadınlar bu süreçte zihinsel yetilerinin zayıfladığını, eskisi kadar dinamik bir zihne sahip olmadıklarını söylerler. Ayrıca hareketsizleştiklerini, kilo aldıklarını belirtebilirler. Bu süreçte muhakkak tiroit hormonlarına bakılması önem taşır. Kadını yavaşlatmak üzere olan bir sistemin kapısını aralayan tiroit yetersizliklerine zamanında tanı konulması ve tedavi uygulanması önemlidir. Ayrıca menopoz da asla olumsuz bir süreç olarak görülmemelidir.

Yurt dışına ilk kez çıkacaklar için 10 altın tavsiye

Yurt dışına ilk kez çıkacaklar için 10 altın tavsiye

Yurt dışına çıkma planınız varsa özellikle ilk defa yurt dışına çıkacaksanız önceden bir takım tavsiyelere bakmak fayda sağlıyor. Aksi halde olumsuz durumlar ortaya çıkabilir. Yurt dışı maceranızın kötü sonuçlanmaması için hayat kurtarıcı tavsiyeleri online seyahat markası Biletall.com,blog yazısında derledi.

Kalacağınız Yeri Önceden Ayarlayın
Yurt dışına gidildiği zaman ihtiyaçların başında konaklama yer almaktadır. Bu nedenle konaklamayı gitmeden halletmek, çok büyük avantaj sağlayacaktır. Avrupa’daki birçok ülkede otellerin yanı sıra hosteller de bulunmaktadır. İnternet üzerinden araştırmalar yaptığınızda, kendinize uygun hostellerde yer ayırmanın oldukça kolay olduğunu göreceksiniz.

Pasaport ve Vize İşlemleri
Yurt dışına çıkmadan aylar önce pasaport ve vize işlemlerini halletmenizde fayda var. Pasaport işlemleri bir nevi kolaydır, fakat bazı ülkeler için vize işlemleri sıkıntılı olabilmektedir. Bu nedenle vize işlemlerinin önceden halledilmeye başlanması, yurt dışı gidiş tarihinizi kaçırmamanız adına size fayda sağlayacaktır. Özellikle vize işlemi için uçak biletiniz, kalacağınız yer gibi bilgiler istendiği için başvuru yapmadan önce tüm hazırlıklarınızı tamamlamış olmanız işlerinizi kolaylaştırır.

Biletinizi Aylar Öncesinden Alın
Biletinizi aylar öncesinden almak, hem promosyonlardan yararlanmanızı sağlayacak hem de bu işle son dakika uğraşmamanız için size fayda sağlayacaktır. Vize için başvurunuz sırasında da tatiliniz için ayırdığınız sürenin netliğini gösterme açısından biletinizi erken almak yararlı bir durumdur.

Götürülecek Eşyalar Listesi
Yurt dışında uzun veya kısa süreli seyahatlerde, mutlaka götüreceğiniz eşyaların listesini erkenden yapmaya başlayın. Son anda sizin için değerli eşyaları arayarak gerilmek istemezsiniz. Ayrıca bu eşyaları oradayken temin etmek mümkün olmayabilir. Temin etseniz bile masraflı olması yüksek bir ihtimaldir.

Uzun Süreli Seyahatler İçin Mobil Operatör Seçimi
Gideceğiniz ülkede bulunan mobil operatörler arasında araştırma yaparak, bu operatörler arasından en uygun hizmet vereni seçmeli ve oraya gider gitmez bir hat çıkarmalısınız. Böylece hem yakınlarınızın size ulaşmasını sağlamış hem de internetsiz kalmamış olursunuz. Bilmediğiniz yerleri gezerken internet işleri gerçekten kolaylaştırıyor.

Bir Miktar Yedek Para
Yurtdışına zaten bir miktar parayla çıkacaksınızdır. Ancak olası sorunlara karşın mutlaka yanınızda bir miktar fazladan para bulunmalıdır. Bu parayı götürdüğünüzde unutmanız ve son ana kadar saklamanız, büyük sorunlardan kurtulmanıza yardımcı olacaktır. Parayı saklamak için de banka ya da cüzdan yerine hem sürekli yanınızda olacak hem de çok göz önünde bulunmayacak bir şey seçin.

Kaldığınız Otel veya Pansiyona Dair Bilgiler
Yurt dışında gitmiş olduğunuz ülkeyi keşfe çıkarken, kaldığınız otelin ya da pansiyonun mutlaka iletişim bilgilerini ve konum bilgilerini bir yere kaydedin ya da yanınızda bulundurun. Aksi halde yurt dışında kaybolmanız durumunda çok zor anlar yaşamanız olağan bir durumdur.

Her Gittiğiniz Yere Şarj Aletinizi Götürün
Telefonunuzun modeli ne olursa olsun, gittiğiniz her yere mutlaka şarj aletinizi hatta mümkünse powerbank götürün. Gittiğiniz yerde şarjınız bitebilir ve şarj aleti bulmanız pek mümkün olmayabilir. Bu tür durumlara karşı bunların yanınızda olması hayat kurtarır.

Restoranları Araştırın ve Kaldığınız Yerden Bu Konuda Bilgi Alın
Yurt dışına çıktığınız zaman farklı damak tatları ile karşılaşmanız söz konusu olacak. Bu nedenle kaldığınız yerden iyi ve uygun fiyatlı restoranlar hakkında bilgi alın, bu doğrultuda restoran tercihlerinizi yapın. Hatta gitmeden önce araştırmalar yapmaya başlayın.

Alışveriş Yaparken Sürekli Pazarlık Edin
Ülke fark etmeksizin, yurt dışında bir ürünü değerinden çok çok fazla fiyatlara turistlere satma gibi bir durum söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum karşısında mutlaka karşınızdaki satıcıyla pazarlık yapın ve pazarlık konusunda mutlak suretle ısrarcı olun. Bununla birlikte ürüne karşı çok istekli gibi bir profil sergilemeyin.