Ã?nizleme

12 Aralık 2018 Çarşamba

Doğum oranının en çok ve en az olduğu ülkeler

Doğum oranının en çok ve en az olduğu ülkeler

Ülkelerin ortalama doğurganlık oranları belli olurken, geçen yıl ortalama doğurganlık oranının 7,1 oran ile en yüksek Nijer’de olduğu görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, ülkelerin ortalama doğurganlık oranını konu alan araştırmayı inceledi. PRNet’in Küresel Hastalık Yükü verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, dünyada en fazla doğurganlık oranının 7,1 ortalamayla Nijer’de olduğu görüldü. Nijer’i 6,7 doğurganlık oranıyla Çad ikinci sıradan takip ederken, 6,1 oranıyla da Somali üçüncü sıradan izledi.

Buna karşın kadınların en az çocuk sahibi olduğu ülke, ortalama 1 çocuk ile Kıbrıs ve Tayvan olarak kayıtlara geçti. Kıbrıs ve Tayvan’dan sonra ise en az doğurganlık oranına sahip ülkeler 1,2 oranıyla Güney Kore, Andorra ve Porto Riko oldu. Veriler 2017 yılını yansıtırken, Türkiye’de doğurganlık hızının 2,7 olduğu anlaşıldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden elde edilen bilgilerde, 2016’da 2,11 olan doğurganlık oranının 2015 yılında ise 2,15 olduğu görüldü.

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri belli oldu. 2018 yılı içerisindeki doğum konulu haberler incelendiğinde, 87 bin 671 yansımanın yazılı mecralarda yer aldığı görüldü. Geçtiğimiz yıl doğum başlığı altında 102 bin 768 haber çıkışı görülürken, 2016 yılındaki haber sayısı ise 99 bin 124 olduğu belirlendi.

Bir önceki yüz yıla göre daha fakiriz nedeni şaşırtmadı

Bir önceki yüz yıla göre daha fakiriz nedeni şaşırtmadı

ABD Merkez Bankasının hazırladığı raporda göre 2000'li yıllarda çalışmaya başlayan, aile kuranlar bir önceki yüzyıla göre daha düşük gerile sahip ve daha yoksul durumda.

Amerikan Merkez Bankası (FED) ‘Are Millennials Different?’ isimli bir rapor yayınladı. Raporda 21’inci yüzyıldaki gelir durumu ve sınıflar arasındaki farklılıklar ölçüldü.

Raporda, 21’inci yüzyılda çalışmaya başlayan, aile kuran veya çocuk sahibi olan ailelerin önceki yüzyıldaki aynı yaş gruplarına göre daha düşük gelirli ve daha yoksul olduklarına dikkat çekildi.

Buna göre, 2014 yılında aile fertleri başına düşen maaş miktarı 1998 yılı ile karşılaştırıldığında yüzde 10 daha az. Aile içersindeki kadınlar dikkate alındığında da çalışan kadınların 1978 – 1998 yılları arasındaki gelirleri giderek artış gösterirken 1998 – 2004 yılları arasında kazandıkları gelir önceki yüzyıla göre yüzde 3 daha düşük.

Ailelerin borç miktarı ise 2004 yılında 49 bin dolar dolayında iken bu miktar 2017 yılında 44 bin dolar olarak kaydedildi. Milenyum çağında çalışan genç yetişkinlerin daha az geliri ve daha fazla borcu olmasının nedenleri arasında, bir önceki yüzyıl ile karşılaştığında daha fazla lükse düşkün olmaları geliyor.

Milenyum yetişinleri zamanlarının çoğunu sosyal medya platformlarında geçiriyor. Bunların başında da instagram geliyor. FED’in raporuna göre bu yüzyıldaki yetişkinlerin tüketim kalıpları da değişiklik gösteriyor.

Raporda ayrıca çalışan yetişkinlerin kariyerine 2007-09 yılları arasında yaşanan küresel ekonomik krizden sonra başlamalarının da daha düşük bir gelire sahip olmalarında etkili olduğu ifade edildi.

Yürümek için 20 neden!

Yürümek için 20 neden!

Az da olsa hareket, hareketsizlikten iyidir!

Yürüyüş yapmak, hem beden hem de ruh sağlığını koruyor. Herhangi bir ekipman gerektirmeyen ve sağlık için oldukça büyük bir öneme sahip olan yürüyüş; kalp sağlığından, metabolizmanın hızlanmasına; kilo vermeden, ruhsal ve nörolojik rahatsızlıkların önlenmesine kadar birçok alanda büyük rol oynuyor. Düzenli yürüyüşün önemini vurgulayan uzmanlar, günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

1991 yılından bu yana, her yıl Ekim ayının ilk hafta sonu, Dünya Yürüyüş Günü olarak kutlanıyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, yürüyüşün beden ve ruh sağlığına olan etkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Yürümek için 20 nedeniniz var!

Özellikle koruyucu yaklaşımların daha fazla önem kazandığı sağlıkta, yürüyüşün ayrı bir yeri olduğunu belirten Erdoğanoğlu, yürümenin sağlık üzerindeki etkilerini şöyle sıraladı:

1. "Yürüyüşü her yerde, her mevsimde ve günün farklı saatlerinde yapabilirsiniz. Evde, tatilde deniz kenarında, doğada, dağlarda… Yeter ki yapmak isteyin.

2. Yürüyüş karmaşık bir ekipman gerektirmez ve kuralları siz koyarsınız. Yürüyüşe uygun bir kıyafetinizin, bir spor ayakkabınızın olması ve kapıdan çıkmanız yeterlidir.

3. Yürüyüşü hem bireysel olarak hem de arkadaşınızla yapabilirsiniz.

4. Yürümek kalbiniz güçlü hale getirir, kan dolaşımınızı düzenler. Kalbiniz vücut dokularınızadaha fazla kan pompalar.

5. Düzenli yapılan yürüyüş, kalp hastalıklarından ölüm riskini yüzde 40 azaltır.

6. Kemiklerinizi güçlendirir ve ileri yaşlarda kemik erimesi olmasını engeller.

7. Yürümek adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarını azaltır.

8. Metabolizmanızı hızlandırır.

9. Hafif koşu tarzında yaparsanız akciğer hacminizi geliştirir ve daha iyi nefes alabilmenizi sağlar.

10. Soğuk algınlığı gibi enfeksiyon hastalıklarına karşı vücut direncinizi artırır.

11. Yürümeyle, artan serotonin ve endorfinler vücudunuza mutlu bir duruş kazandırır.

12. İnsilün seviyenizi doğal yolla düzenler. Bu bir anlamda da doğal tokluk demektir.

13. Düzenli yürüyüş yaparsanız daha iyi uyursunuz en önemlisi de uyku kaliteniz artar.

14. Daha sağlıklı bir cildiniz olur.

15. Düzenli yapılan yürüyüş, ağrıyı hafifleten doğal kimyasalların salınımını sağladığı için, migren veya baş ağrısı gibi şikayetleri daha az yaşarsınız.

16. Kilo kontrolünüze yardımcı olur. Örneğin; 70 kg ağırlığında bir kişiyseniz, yarım saat hızlı tempo ile yürüdüğünüzde 149 kalori yakarsınız. Yani günde bir saat yürüyerek, kilonuza ve yürüme hızınıza göre ayda yaklaşık olarak 1-3 kg arasında kilo kaybetmeniz mümkün olur.

17. Demans, depresyon, Alzheimer gibi hastalıklara karşı koruyucudur ve bilişsel yeteneklerinizi geliştirir.

18. Hafif koşu şeklinde yaparsanız kırmızı kan hücre sayınız artar, kan damarlarınızı daha elastik hale gelir.

19. Karaciğeriniz atık maddeleri vücudunuzdan daha kolay uzaklaştırır.

20. Hafif koşu şeklinde düzenli yaparsanız, biyolojik yaşınızı 12 yıla kadar geriye alır.

Günde en az 30 dakika yürüyüş yapın!

Dr. Öğr. Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, "Prensip olarak az da olsa hareket etmek, hiç hareket etmemekten çok daha iyidir" diyerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Günde en az 30 dakika yürüyüş yapmak sağlıklıdır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen, yetişkinler için haftada toplam olarak 2,5 saat orta şiddette aktivitedir. Orta şiddette aktivite biraz nefes nefese fakat ter içinde bırakmayan anlamına gelir. Yürümeye devam, harekete devam!"

Bacaklarınıza soğuk duş aldırın çünkü…

Bacaklarınıza soğuk duş aldırın çünkü…

Günümüzde giderek daha fazla kişide görülen varis, özellikle uzun süre ayakta duranları ya da uzun süre oturarak çalışanları tehdit ediyor. Kilo artışı ve hareketsiz yaşam biçimi de varis oluşumunda önemli rol oynuyor. 

Bacaklarda ağrı, yorgunluk ve şişkinlikle seyreden varis bir yandan da kozmetik açıdan kadınları rahatsız ediyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Abdullah Doğan, "Bazı kurallara dikkat edilmediğinde şikayetlerin artmasının yanında, normal olan damarlarda yeni varislerin oluşması, kılcal damar görüntülerinde artma yaşanabiliyor. Oysa basit önlemlerle varisten korunmak, şikayetleri gidermek mümkün" diyor. Dr. Abdullah Doğan, variste 10 kritik kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yüksek topuklu ayakkabılar tercih etmeyin
Bacak kasları toplar damarlar için pompa görevi gördüğünden bu kasları yetersiz çalıştıran ayakkabılar giymekten kaçının. Topuk yüksekliği 5 cm'den yüksek olan ayakkabılar baldır kaslarının calışmasını kısıtlıyor. Bacak bacak üstüne atma, bağdaş kurarak ya da çömelerek oturma gibi hareketler de toplar damarlardaki kanın kalbe geri dönüşünü engellediğinden bu hareketlerden kaçının.

Bol kıyafetleri tercih edin
Vücudunuzu sıkan, özellikle karnınızda baskı oluşturan dar kıyafetlerden kaçının. Pantolon ve eteklerin bel kısmını fazla sıkmayın, çok dar kemerler kullanmayın. Taytlar, dar iç çamaşırları ve benzeri kıyafetler de kan dolaşımını olumsuz etkiliyor. Dar giysiler bacaklardan kalbe dönen dolaşımı engelleyerek bacak toplar damarlarında kanın daha çok göllenmesine neden oluyor.

Bacaklarınıza soğuk duş aldırın
Bacaklara soğuk su uygulanması, sıcaktan dolayı genişlemiş damarların daralmasını sağlayarak şikayetlerin azalmasını ve geçmesini sağlıyor. Özellikle de yoğun ve uzun bir günden sonra bacaklara soğuk su uygulamak bacaklarda belirgin rahatlama sağlıyor. Banyonuzu da mümkün olduğunca sıcak olmayan ılık veya soğuk su ile yapmayı tercih edin.

Hareketsizlikten kaçının
Hareketsizlik varisin en önemli nedenlerinden biri. Uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalmayın. Uzun süre ayakta veya oturarak çalışmanız gerekiyorsa sık aralıklarla bacak ve ayaklarınızı hareket ettirerek bacaklardaki kanın kalbe geri dönüşüne yardımcı olun. İşyerinizde veya evinizde hareket etmek için çaba harcayın, kısa yürüyüşler yapın, merdiven inin çıkın.

Sıcak ortamlarda uzun süre kalmayın
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Abdullah Doğan "Sauna, hamam, kaplıca gibi sıcak ortamlarda bulunmak varis şikayetlerinizi arttıracağından bu ortamlardan mümkün olduğunca uzak durun. Hatta güneş altında uzun süre kalmayın. Bacaklarınızı kuma gömmekten de kaçının" diyor.

Düzenli egzersiz ve spor yapın
Özellikle bacak kaslarını çalıştıran, tempolu yürüyüş, yüzme ve bisiklet sürmek gibi sporlar bacak toplar damarlarındaki kanın kalbe doğru hareketini hızlandırıyor. Mümkün olduğunca hareketli bir yaşam tercih edin. Aktiviteleri düzenli olarak yapmaya çaba gösterin. Fiziksel aktivite kan dolaşımını hızlandırdığından, düzenli egzersiz ve sporu ihmal etmeyin.

Bacaklarınızı yüksekte tutun
Bacakları kalp seviyesinin birkaç santim üzerinde tutmak kan dolaşımını hızlandırıp, bacak toplar damarlarındaki göllenmiş kanın boşalmasını sağlıyor. Uyurken veya fırsat buldukça gün içinde dinlendiğinizde, bacaklarınızın altına 2-3 yastık koyarak yüksekte tutmak, varis şikayetlerinde düzelme sağlıyor ve varislerin ilerlemesini engelliyor.

Kilo almaktan kaçının, sağlıklı beslenin
Fazla kilonuz varsa kilo vermeye çalışın. Beslenmenize dikkat edin ve sık aralıklarla az miktarlarda beslenin. Öğünlerinizde sebze ağırlıklı ve bol lifli yiyeceklere yer verin. Kabız olmamaya çalışın. Bol sıvı tüketin. Bol sıvı tüketmek kanın akışını ve vücutta biriken atıkların atılımını kolaylaştırıyor. Damar hastalıklarının önemli sebepleri olan alkol ve sigaradan uzak durmak da çok önemli.

Varis çorabı giyin
Varis çorabı giymek, varis tedavisinde çok önemli bir yere sahip. Doktorunuzun önereceği uygun basınçtaki varis çoraplarını giymeyi ihmal etmeyin.

Gerekirse hekime başvurun
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Abdullah Doğan, "Varis şikayetleri, alınan önlemlere rağmen geçmiyorsa ve yaşam kalitenizi bozuyorsa mutlaka bir an önce hekime başvurun" diyor.

İş değiştirenlerin sayısı arttı

İş değiştirenlerin sayısı arttı

İnsan kaynakları lideri Randstad’ın yılın son çeyreğinde yayınladığı Workmonitor Raporu iş dünyasına dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

Global insan kaynakları seçme/yerleştirme ve danışmanlık şirketi, Randstad’ın Workmonitor/İnsan Kaynakları İstihdam Araştırması'nın 4. Çeyrek Raporu yayınlandı.

Randstad'ın yılın son çeyreğinde yayınlandığı raporu, iş memnuniyetinden, iş yerinde dijitalizasyona, iş değişikliği oranından küresel hareketliliğe kadar iş yaşamına dair çarpıcı veriler sunuyor.

Randstad Workmonitor/İnsan Kaynakları İstihdam Araştırması'nın 4. Çeyrek Raporu’na göre dünya genelinde çalışanların yüzde 74'ü teknolojinin artan etkisini fırsat olarak görüyor.Teknolojinin artan etkisini fırsat olarak görme konusunda Çin yüzde 93'lük oranla globalin üzerinde yer alırken, Türkiye yüzde 86 oranıyla dünyada 4. sırada yer alıyor. Dünya genelinde çalışanların yüzde 58'i dijitalizasyonun şu anda sahip olduklarından daha fazla beceri getireceğini düşünüyor. Bu oran yüzde 96 ile dünyada en yüksek Çin'de.

Dünya genelinde çalışanların yüzde 80'i gelecekte istihdam edilebilmek için daha fazla dijital beceri kazanmak istiyor. Bu oran yüzde 93'le en yüksek Malezya'da kaydedilirken, Malezya'yı Çin, Meksika, Romanya gibi ülkeler takip ediyor. Türkiye ise yüzde 88 oranıyla 10. sırada yer alıyor.

Randstad Workmonitor'e göre çalışanların yüzde 47'si dijital gelişmelere yetişebilmek için becerilerini geliştirme konusunda kendilerini baskı altında hissediyor. Bu konuda yüzde 80 oranıyla dünyada birinci sırada yer alan İtalya'yı Çin, Malezya, Hong Kong ve Macaristan gibi ülkeler takip ediyor. Türkiye ise yüzde 46 oranıyla dünyada 19. sırada yer alıyor.

Dünya genelinde çalışanların yüzde 68'i okulların, kolejlerin ve üniversitelerin, öğrencilere gelecekteki işgücüne hazırlanmak için doğru dijital becerileri sağladığını düşünüyor. Çin yüzde 85’le bu oranda dünyada birinci sırada yer alırken Türkiye yüzde 61'le dünyada 27. sırada yer alıyor.

Randstad Workmonitor'e göre dünya genelinde çalışanların yüzde 59'u Otomasyon, Robotik ve Yapay Zeka'nın önümüzdeki 5-10 yıl içinde işlerini olumlu etkileyeceğini düşünüyor. Ayrıca çalışanların yüzde 76'sı dijital beceriler kazamak için gerekli şartların işyeri tarafından karşılanması gerektiğini düşünüyor. Çalışanların yüzde 44'ü çalıştıkları iş yerlerinin yapay zeka, makine alanlarında eğitime yatırım yaptıklarını düşünürken, yüzde 59'luk kesim yapay zeka eğitimi gibi konularda kendilerine yatırım yaptığını belirtiyor. Yüzde 49'luk kesimse işverenlerin teknolojiye yatırım yaptığını söylüyor.

SON ÇEYREKTE HAREKETLİLİK İNDEKSİ VE İŞ DEĞİŞİMİ ARTTI

Randstad Workmonitor'e göre gelecek altı ay içinde başka bir işveren için çalışma beklentisi içinde olan çalışanların dünya genelindeki sayısı artış gösterdi. 3. çeyrekte 120 olan Türkiye'nin Hareketlilik İndeksi 4. çeyrekte (+3) artış gösterdi. Globalde 111 olan Hareketlilik İndeksi en çok Avusturya (+9), Brezilya (+8), Hong Kong (+6), Yeni Zelanda (+5), Singapur (+5), Fransa (+4)'da artış gösterdi. Hareketlilik en çok İsviçre (-7), Polonya (-6), Çek Cumhuriyeti (-4), Macaristan (-4), Romanya (-4),Almanya (-4), İspanya (-4), Amerika (-4), Şili'de (-3) azaldı. Yılın son çeyreğinde en yüksek iş değişimi Hindistan ve Malezya'da en düşük Lüksemburg'da gerçekleşirken, Danimarka, Yunanistan, Singapur, İsveç, İsviçre ve Türkiye'de iş değişim oranı azaldı. Danimarka, Singapur, İspanya, İsveç ve İngiltere'de iş değişimi iştahı artarken Kanada, Çin, Yunanistan, Hindistan, Malezya ve ABD'de iş değişimi iştahı azaldı.

İŞ MEMNUNİYETİNİN EN YÜKSEK VE EN DÜŞÜK OLDUĞU ÜLKELER

Randstad Workmonitor 4. Çeyrek Raporu'na göre yılın son çeyreğinde Avustralya, Kanada, Almanya, Macaristan, Yeni Zelanda ve Türkiye gibi ülkelerde iş memnuniyeti artarken, Çin, Norveç ve ABD'de azalış gösterdi.

İş memnuniyetinin en yüksek olduğu ülke (yüzde 72) Lüksemburg olurken, bunu Norveç, Yeni Zelllanda, Malezya, Belçika, İsveç, Yunanistan, Birleşik Krallık gibi ülkeler takip etti. Listenin son sırasında ise Japonya yer aldı.

11 Aralık 2018 Salı

Tüm dijital verilerinizin değeri 50 dolardan düşük

Tüm dijital verilerinizin değeri 50 dolardan düşük

Kimlik hırsızlığı gibi siber suçları çoğumuz duymuş ve hatta bunlara maruz kalmış olsak da çalınan bilginin değerini pek azımız biliyoruz. 

Kaspersky Lab tarafından yapılan yeni bir çalışma, kimlik bilgilerimizin para olarak çok fazla bir değere sahip olmasa da suçlular için başka yöntemlerde kullanılacak önemli birer varlık olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmada, siber suçluların sosyal medya hesapları ve oyun sitelerine uzaktan erişim gibi popüler servislerden çalınan verilere büyük ilgi gösterdiği belirlendi. Kullanıcılar verilerinin ne kadar değerli olduğunu tam olarak bilmiyor. Bu da güvenlik konusuna gelişigüzel bir yaklaşım sergilenmesine yol açarak hırsızların verileri çalmasını ve suç işlemesini kolaylaştırıyor.

Düşük güvenlik nedeniyle çalınan kişisel verilerin satış değeri kısıtlı olabilir fakat bu veriler birçok farklı şekilde kullanılabiliyor. Bu da kullanıcılar için büyük sorunlar doğurabiliyor. Kurbanlar para ve itibar kaybedebiliyor, başkasının onların adına aldığı borçlar için başları belaya girebiliyor ve başkasının onların kimliği altında işlediği suçlarda şüpheli duruma düşebiliyorlar.

Kaspersky Lab, kişisel verilerin değerini ve suçlular tarafından nasıl kullanıldığını öğrenmek için Dark Web piyasalarını inceledi. Şirketin araştırmacıları, herhangi bir kişinin tüm dijital yaşantısının 50 dolardan düşük fiyata satılabildiğini gördü. Bunun içinde, çalınan sosyal medya hesapları, banka bilgileri, sunuculara veya bilgisayarlara uzaktan erişim ve hatta kredi kartı bilgilerinin bulunabileceği Uber, Netflix, Spotify gibi popüler servisler, oyun siteleri, arkadaş bulma uygulamaları ve porno sitelerdeki hesaplar gibi veriler yer alıyor. Araştırmacılar ayrıca, ele geçirilen tek bir hesabın fiyatının genellikle 1 dolar civarında olduğunu, çok sayıda alım yapıldığında ise indirim olabildiğini tespit etti.

Suçluların bu tür veriler çalarken en sık kullandıkları yöntemler hedef odaklı kimlik avı saldırıları veya bir uygulamanın internet ile ilgili güvenlik açıklarından yararlanma oluyor. Başarılı bir saldırının ardından suçlular, ele geçirilen servisler için e-posta ve parola kombinasyonlarını topluyor. Çoğu kişi aynı parolayı birden fazla hesapta kullandığından, saldırganlar bu bilgiden diğer platformlardaki hesaplara erişmek için de yararlanıyor.

İlginç bir şekilde, veri satan bazı suçlular müşterilerine ömür boyu garanti veriyor. Bir hesap çalışmamaya başlarsa müşteriye ücretsiz olarak yeni bir hesap veriliyor.

Kaspersky Lab Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı David Jacoby durumu şu sözlerle açıklıyor: “Veri hırsızlığının hepimiz için büyük bir tehdit olduğu açık. Bu hem bireysel hem de toplumsal bir tehdit çünkü çalınan veriler topluma yönelik kötülüklere maddi destek sağlıyor. Neyse ki bunu önlemek için atılabilecek bazı adımlar var. Siber güvenlik yazılımı kullanmak ve özellikle herkese açık sosyal medya profillerine veya kurumlara ne kadar veri sağladığımızın bilincinde olmak bu adımların önde gelenleri.”

İnsanlar, tüm internet kullanıcılarının dijital yaşantısında temel bir parça olması gereken çeşitli kolay güvenlik adımları atarak bu risklerden kaçınabilir:


  • Kimlik avından korunmak için, bir şeye tıklamadan önce her zaman bağlantı adresinin ve gönderici e-postasının doğru olup olmadığını kontrol edin. Sağlam bir güvenlik çözümü de kimlik avı amaçlı bir websitesine girmeye çalıştığınızda sizi uyaracaktır.
  • Tek bir veri sızıntısının tüm dijital kimliklerinizi etkilemesinin önüne geçmek için aynı parolayı asla birden fazla websitesi ve serviste kullanmayın. Hatırlamak için zorlanmadan, güçlü ve ele geçirilemeyen parolalar oluşturmak için Kaspersky Password Manager gibi bir parola yöneticisi kullanın.
  • Kimlerin sizin kişisel verilerinize sahip olduğunu öğrenmek için PrivacyAudit.me gibi kullanıcıların verilerini çok sayıda farklı kaynakta otomatik olarak arayan hizmetlerden yararlanın (Beta sürümü Birleşik Krallık’ta kullanımda. 2019’da daha geniş bir alana hizmet verilmesi planlanıyor).


Gayrimenkul’de dijital pazarlık dönemi

Gayrimenkul’de dijital pazarlık dönemi

Ekspertiz raporlu gayrimenkulleri ciddi alıcılarla buluşturan Türkiye’nin ilk ve tek online gayrimenkul açık artırma sitesi Tapu.com, internette pazarlıkla satış dönemini başlattı. 

Pazarlık modeli ile alıcı adayları, istenen fiyatın altındaki ciddi tekliflerini Tapu.com üzerinden satıcıya iletebiliyor. Gelen teklifleri değerlendiren satıcı, alıcı ile fiyatta anlaşması durumunda hızla tapu devri aşamasına geçiyor. Tüm sürecin şeffaf ve tekliflerin açık bir şekilde, tüm üyeler tarafından görüntülenebildiği dijital pazarlık sisteminde hem alıcı hem de satıcı kazanıyor.

Kurulduğu günden bu yana geliştirmiş olduğu platform ve teknoloji sayesinde satıcıların hızla gayrimenkullerini nakde çevirmesine imkan sağlayan Tapu.com, gayrimenkul alıcılarına “alırken kazanacakları” fırsatlar sunmaya devam ediyor. Alıcıların avantajlı seviyelerdetapulara ulaşmasını sağlayan sistem, satıcıların da tapularını “hızlı ve şeffaf” bir şekilde nakde çevirmesini sağlıyor.

Dijital pazarlık sistemi nasıl çalışıyor?

Tapu.com’da yer alan “pazarlığa açık tapularda” satıcının o tapu için istediği fiyat gösteriliyor, kullanıcı “Pazarlığa başla” butonuna tıklayarak istenen fiyatın altındaki teklifini satıcıya iletiyor. Teklifin geçerli olabilmesi için alıcı adayının kredi kartından hizmet bedeli provizyonu çekiliyor, böylelikle alıcı adayları tekliflerinin ciddiyetini göstermiş oluyor. Satıcılar da hazır alıcıyı bulduklarında gayrimenkullerini “paranın zaman değerini” göz önünde bulundurarak istedikleri fiyatın altındaki fiyatlara satmayı kabul edebiliyor. Pazarlık sisteminde tüm süreç şeffaf bir ortamda gerçekleştiğinden fiyatlar da şeffaf bir şekilde oluşuyor, pazarlıkla verilen teklifler herkese açık ortamda gözlemlenebiliyor.

Sistem, satıcıları “ciddi alıcılarla” buluşturuyor

Alıcılar, verdikleri teklifin ciddi olduğunu ve tekliflerinin kabul edildiği anda gayrimenkulü satın alacaklarını kredi kartı limitine konulan hizmet bedeli provizyonu olarak ortaya koyuyor. Alıcının verdiği teklif satıcı tarafından reddedilirse hizmet bedeli tahsil edilmiyor, kredi kartındaki bloke de kalkıyor. Teklif satıcı tarafından onaylandığı takdirde alıcının provizyonu Tapu.com hizmet bedeli olarak tahsil ediliyor. Teklif onaylandığında, alıcı satın almaktan caysa dahi hizmet bedeli iade edilmiyor. Böylece, keyfiyetle ya da satıcıyı yoklamak için verilen tekliflerle vakit kaybedilmiyor.

Satıcılar zaman kaybetmek istemiyor

İnternette pazarlık modelinin, gayrimenkulünü bir an önce nakde çevirmek isteyen satıcıların sayısının artmasına paralel bir ihtiyaçtan ortaya çıktığının altını çizen Tapu.com kurucu ortağı Emre Erşahin, “Tapu.com’da bazı tapuların değeri gerçekten piyasanın altında ve alıcıların rekabetçi teklifleriyle bunları piyasa dengesine kavuşturmak için açık artırma yöntemi işe yarıyor, çünkü açık artırma modelinde alıcılar verdikleri rekabetçi tekliflerle fiyatları dengeliyor” diyor.

Ancak satıcıların, istediği teklifi beklerken bazen zaman kaybedebildiklerini belirten Erşahin, şimdi yeni yöntemle satıcıların zaman kaybetmeden ciddi alıcıların, ciddi teklifleri etrafında pazarlık yapmalarını sağladıklarını söylüyor. Emre Erşahin, “Önceden, tekliflerin sadece yukarı doğru gittiği dönemde açık artırma ile satış yapılırken, şimdi pazarlığa açık tapularda satıcı beklentisinin altındaki teklifleri de toplayarak aşağı yönde fiyat dengesini oluşturmaya başladık” şeklinde sözlerine devam etti.

Gıda sürdürülebilirliğinde 58. sıradayız

Gıda sürdürülebilirliğinde 58. sıradayız

67 ülkedeki gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz eden araştırmaya göre, listenin birinci sırasına Fransa yerleşirken, Türkiye’nin 58’inci sırada yer aldığı görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, gıda sürdürülebilirliğini konu alan araştırmayı inceledi. PRNet’in Gıda Sürdürülebilirliği Endeksi verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin gıda sürdürülebilirliği endeksinde 58’inci sıraya yerleştiği görüldü. Rapor, 67 ülkenin gıda kaybı ve atığı, sürdürülebilir tarım ve beslenme konuları ele alınarak hazırlandığı saptandı.

Böylelikle 100 üzerinden puanlama ile hazırlanan raporda, Fransa’nın 76,1 puanla birinci sıraya yerleştiği görüldü. 58’inci sıraya yerleşen Türkiye’nin ise genel olarak 60 puan aldığı gözlenirken, gıda kaybı ve atığında 48,2 puan, sürdürülebilir tarımda 68,3 puan, beslenmede ise 63,7 puan aldığı kaydedildi.

GIDA İSRAFI GÜNDEMDE

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2018 yılında gıda başlığı altında 206 bin 873 haber çıkışı olurken, bu rakamın bir önceki yıl 241 bin 496 olduğu tespit edildi.

Medyada yansıma bulan haberler içeriklerine göre değerlendirildiğinde ise, gıda başlığı altında israf ve zam haberlerinin birçok haberle konuşulduğu görüldü. Öte yandan israfın artmasının yanı sıra, dünyada obez nüfus ve açlık çeken kitlenin de artması dikkat çeken ayrıntılar arasında yer edindi.