16 Temmuz 2018 Pazartesi

Milenyum kuşağı yaptığı işte anlam arıyor

Milenyum kuşağı yaptığı işte anlam arıyor

Best Workplaces for Millennials araştırmasına göre, yaptığı işte anlam bulamayan Y nesli çalışanlarının sadece yüzde 29’u verimli olabiliyor. Araştırma bulguları, bu kuşağın iş değiştirme olasılığının diğer nesillere göre 3 kat daha fazla olduğunu gösteriyor.

Y kuşağının çalışma hayatındaki etkisinin arttığı, şeffaflığın giderek yaygınlaştığı dijital bir dünyada yaşıyoruz. Daha üretken, daha verimli ve daha keyifli bir iş deneyimi yaşamak isteyen bu neslin işe bakış açılarını analiz etmek üzere “Best Workplaces for Millennials” araştırmasını gerçekleştiren Great Place to Work Enstitüsü, analiz sonuçlarını açıkladı. İşlerinde yaşadıkları fiziksel, duygusal, profesyonel ve finansal durumlar dahil olmak üzere her gelişmeyi hayatlarının tümünü etkileyen bütüncül bir deneyim olarak gören bu nesil, sözlerden çok yaşadıkları tecrübelere itibar ediyor.

Samimiyeti deneyimlediklerinde 8 kat daha verimliler

Küresel çapta 400 bin Y kuşağı çalışanının dahil edildiği araştırmada, çalışanlar arasında eşitliğin sağlanmasında belirleyici bir faktör olan güven duygusunun Y kuşağını daha fazla etkilediği ortaya çıktı. Araştırmadan elde edilen bilgilere göre, Y kuşağı için deneyimler, onlara verilen unvanlardan ve sözlerden daha inandırıcı. Bu nesil, yöneticilerin iş-hayat dengesinden bahsetmelerinden ya da yönetimin şeffaflığından söz etmelerini değil, bu değerleri günlük çalışma deneyimlerinde görmeyi talep ediyor. Bu taleplerin karşılandığı iş yerlerinde Y kuşağı, çeviklik ve yenilikçilik konularında 8 kat daha verimli oluyor.

Yüzde 60’ı yeni bir iş arıyor, yüzde 21’i bir sene içinde işini değiştiriyor

Araştırmadan elde edilen verilere göre, yaptıkları işte anlam bulamayan Y kuşağı çalışanlarının yüzde 60’ı yeni bir iş fırsatı arıyor, yüzde 21’i bir sene içinde işini değiştiriyor. Bu jenerasyonu anlayamamak önemli bir iş gücü kaybına neden olurken, bu nesle yönelik strateji belirlemeyen işletmeler, yenilikçiliği ve dinamizmi kaybetme riski ile yüzleşmek durumunda. Araştırma sonuçlarına göre bu durum, şirketler için ekonomik yönden tehdit edici bir unsur.

Güven duygusu varsa yüzde 89’u çalıştığı şirkette kalmayı planlıyor

Yüksek güven kültürünün tüm jenerasyonlar üzerinde olumlu bir etkisi olduğuna ancak bu etkiyi Y kuşağında daha yüksek seviyede gözlemlediklerine dikkat çeken Great Place to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, araştırmaya ilişkin şunları aktardı: “Güven kültürünü inşa eden işletmelerde çalışan Y kuşağının yüzde 89'u çalıştıkları şirketlerde uzun sure kalmayı planlıyor. Bu nesil iş yerinde faydalı olmak, işlerine değer katmak eğiliminde. Araştırmamız bir fark yarattığını düşünen bu kuşağın, diğer çalışma arkadaşlarına göre mevcut iş yerinde 19 kat daha uzun bir gelecek planladıklarını gösteriyor.”

Yaz aylarının vücudumuza olan yansımaları

Yaz aylarının vücudumuza olan yansımaları

Yaz tatili yapmayı bir sene boyunca bekledik ve sonunda özlediğimiz aylar geldi. Yaz aylarının vücudumuza olan yansımaları nasıl olur? 

Ankara HLC Tıp Merkezi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı Op. Dr. Özerk Demiralp, 3 basamakta yaza hazırlanma sırlarını anlattı.

Botoks

Yaz aylarında vücudumuzun nem dengesinin değişmesiyle özellikle yüzümüzde kuruma ve buna bağlı ince kırışıklıklarda artma gözlenir. Stabil kırışıklıkların oluşması, yüzde 75 oranında güneş ışınları, yüzde 25 oranında da yaşlanma nedeniyle oluşur. Güneşten sakınmak için gözlerimizi kısmamız ise bu etkiyi arttırarak özellikle "Kazayağı" adı verilen gözümüzün dış kısımlarında dinamik kırışıklıklara neden olur. Yaz aylarında güneş etkisini iyice göstermeden doğallığınızı koruyacak ölçüde yapılacak olan bu işlemle hem güneşin neden olduğu kırışıklıkların oluşmasını ve derinleşmesini engellemiş hem de daha genç bir görünüm elde etmiş olursunuz.

Nem dengesinin oluşturulması

Bir diğer önemli nokta ise yüzümüzün yaz aylarında yeterince nemli kalmasını sağlayabilmektir. Bunun en etkili yöntemi ise "PRP"adı verilen kök hücre tedavisi ya da mezoterapi uygulamalarıdır. Yaz boyunca, nemlendirici kremlerin en az 50 faktörlü güneşten koruyucu kremler ile birlikte kullanılması, bu tedavilerin etkinliğini arttıracaktır.

Antioksidanlar ve vitaminler

Antioksidanlar cildimizi hem korur hem de tamir mekanizmaları sayesinde onarıma katkıda bulunur. A,C ve E vitamininden zengin yiyecekler, selenyum ve koenzim q10 kırışıklıkları azaltır, güneş yanığı olma ve cilt kanseri oluşma ihtimalini azaltır.

Peki, geç kalmışsak ne olacak?

Göz çevresi kırışıklıkları özellikle göz kapağında oluşmuş ise alt veya üst göz kapağı ameliyatları bu bölgelerin daha genç ve diri olmasını sağlayabilir. Kaşlar arasında oluşmuş olan derin çizgiler botoksun yanısıra dolgu uygulamaları ile giderilebilir.

Güneşten nasıl korunmalı? Uzmanlardan 10 pratik öneri!

Güneşten nasıl korunmalı? Uzmanlardan 10 pratik öneri!

Sebamed uzmanları, "Kullandığım makyaj ürünü SPF'li, güneş kremi de sürmeli miyim?", "Geçen yıldan kalan güneş kremini kullanabilir miyim?" gibi herkesin aklını meşgul eden soruların yanıtlarını veriyor.

Artık yaz kapıda, güneş daha sık yüzünü gösterir oldu. Güneş ışınları kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan serotonin salgılanmasını ve vücudumuzda D vitamini üretimini sağlıyor. Ancak bununla birlikte güneşten korunmanın da bir o kadar önemli olduğu su götürmez bir gerçek. Her mevsim, özellikle de yaz günlerinde güneş koruyucu kullanmamız gerektiğini, güneşten yayılan UVA ve UVB ışınlarının sadece cildi yaşlandırmakla kalmayıp cilde leke ve yanıklar gibi daha ciddi zararlar da verdiğini, bu yüzden de güneş koruyucularının günlük bakım rutinimizin ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini artık hepimiz biliyoruz.

Peki günlük hayatımızda güneş kremi kullanırken nelere dikkat etmeliyiz? İste Sebamed uzmanlarından hayatınızı kolaylaştıracak 10 tavsiye.

  • Haftada 2-3 defa 10-15'er dakika sadece elinizin üzeri bile güneş görse, gerekli D vitamini sentezi için yeterlidir. Bu düşünce ile fazla güneş ışınına maruz kalmaktan kaçının. Fazlası yarar değil zarar olarak cildinize yansır.
  • Güneş koruyucunuzu giyinmeden önce uygulayın. Giyindikten sonra, kollarınız, ayak bilekleriniz ve dekolteniz gibi güneşe maruz kalan kimi noktalarda uygulamada zorlanabilirsiniz.
  • Güneş ışınlarının yaklaşık %90'ı ince bulutlardan geçebilir. Bu nedenle sadece güneşli günlerde değil, bulutlu havalarda da güneş kremi kullanın.
  • Cildin çevresel etkilere karşı koruyucu doğal bir koruyucu tabakası bulunuyor. pH değeri 5.5 olan bu doğal tabakanın sağlıklı kalması için aynı pH değerine sahip ürünler kullanılmalı. Bu nedenle kullandığımız güneş kremlerinin de pH değeri 5.5 olmalı. Sebamed Sun Care serisi yüksek etkili UVA/UVB filtre sistemi ve E vitamini ile birlikte, güneşin zararlı ışınlarına ve tahrişe karşı koruma sağlar ve pH 5.5 değeri sayesinde, cildin doğal yapısını korur.
  • Fondötenler, BB kremler gibi bazı makyaj ürünleri SPF'li olsa da yine de güneş kremi kullanmayı ihmal etmeyin.
  • Eski güneş kremlerini kullanmayın. Güneş kremlerinin ömrü bir yıldır. Bir yıl sonunda etkileri azalır. Bu sebeple her yıl yeni bir güneş kremi alın.
  • Gün içinde çok terliyorsanız, sadece plajda değil günlük hayatınızda da suya dayanıklı güneş kremlerini kullanmayı tercih edin.
  • Yaz günlerinde çantanızda her zaman güneş kremi bulundurun. Arada güneş kreminizi tazelemeniz gerekebilir.
  • Kar, kuma göre 5 kat, denize göreyse 3 kat daha fazla güneş ışınlarını yansıtır. Bu nedenle sadece yazın değil 4 mevsim güneşten korunmak gereklidir.
  • Güneş kremini uyguladıktan sonra dışarı çıkmadan en az 20 dakika bekleyin. Kremin etkisini göstermesi için zamana ihtiyacı var.

Artık güneşli günlerin tadını çıkarmaya hazırsınız!

Siber Saldırganlar Tatilinizi Zehir Etmesin

Siber Saldırganlar Tatilinizi Zehir Etmesin

Siber suçlular yaz tatili yapmaksızın saldırılarını devam ettiriyor. Tatil fotoğraflarınızı ya da banka hesaplarınızı siber saldırganlarla paylaşmamak için yapılması gerekenleri Trend Micro anlatıyor…

Siber saldırganlar, yaz ayları boyunca gerek kamuya açık internet bağlantıları, gerekse tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarına yönelik sahte sipariş siteleri üzerinden, oltalama, fidye yazılım saldırıları gibi kötü sürprizler hazırlıyor.

İnsanları aldatma sanatı olarak da adlandırılabilecek “sosyal mühendislik”, siber saldırganların, tüketicilerin davranışlarını inceleyerek onları tuzağa düşürmek için en çok kullandıkları yöntemlerden biri. Saldırganlar özellikle tatil dönemlerinde kullanıcıların dikkatini çekecek kampanyalar, ürünler ve haberlerle kişisel verilerini ele geçirmeye çalışıyorlar. Bu sitelerin içerisine saklanan siber tehditler, kullanıcıların hem kişisel verilerini hem de banka hesaplarını tehlikeye atıyor.

Her Wi-Fi’a güvenilmez!

Artık gidilen her otelde, restoranda veya havuzda Wi-Fi bağlantısı var. Peki bu bağlantılar güvenli mi? Halka açık alanlarda olduğu kadar otellerde bulunan ücretsiz ve şifreli Wi-Fi bağlantıları da birçok riski barındırıyor. Özellikle katlara yerleştirilen router’lar hackerlar için oldukça kolay aşılabilecek güvenlik protokollerine sahip olduğu için, bu ağa bağlanan herkes hackerların saldırısına maruz kalabiliyor. Bu yüzden kullanıcılar akıllı telefon ya da tabletlerde en son güvenlik yamalarına sahip güncel işletim sistemlerinin olduğundan emin olmalı. Akıllı cihazlardaki ve tabletlerdeki otomatik bağlanma özelliği de kapatılmalı. Ayrıca açık bir Wi-Fi’a bağlanırken de paylaşım / senkronizasyon özelliği devre dışı bırakılmalı. Eğer bulunulan yerde Wi-Fi yoksa, kullanıcılar kendi akıllı telefonlarını Wi-Fi Bağlantı Noktası olarak kullanmamalı ya da güçlendirilmiş bir şifre uygulanması ile telefonlarını ortak bağlantıya açmalılar.

Popüler alışveriş sitelerinin taklitlerine kanmayın!

Siber saldırganların kullanıcıları aldatmakta kullandıkları bir başka yöntem ise popüler alışveriş sitelerinin neredeyse birebir aynısı olan sahte versiyonları. Bu versiyonlar arama motorlarında arama gerçekleştirenlerin karşısına çıkan ilk sonuçlar arasında yer alabiliyor. Bu sitelerden alışveriş yapan tüketiciler, kart bilgilerini orijinal siteye verdiklerini düşünürken siber saldırganlara kendi elleriyle vermiş oluyorlar.

Tüketicilerin, özellikle alışveriş dönemlerinde güvendikleri sitelere arama motoru kullanmadan giriş yapmaları gerekiyor. Bu şekilde olası riskleri en aza indirebilecek tüketiciler, kişisel ve kart bilgilerinin çalınmasının önüne de geçebilirler.

İşten çıkarken son maile dikkat!

Günümüzün en tehlikeli saldırılarından biri de BEC olarak adlandırılan ve çalışanlara yöneticileri tarafından gönderilmiş süsü verilen e-postalar. Bu tür postalar özellikle akşam çıkış saatlerinde ya da Cuma günleri mesai bitiminde gönderiliyor. Kişiye özel gönderilen bu e-postaların bu saatlerde gönderilmesinin en büyük nedeni çalışanların çıkmaya yakın gönderen adresine dikkat etmeyecekleri varsayımına dayanıyor. Çalışanlara yöneticisi gibi gönderilen mailler, yönetici adresine çok benzeyen sahte maillerden gönderiliyor. İçerikte de ya çok büyük olmayan bir meblağın verdikleri hesap numarasına gönderilmesi ya da bazı müşteri ve iş ortaklarının bilgilerinin verdikleri adreslere iletilmesi isteniyor. Böyle durumlarda şüphelenen çalışanların bunu mutlaka gönderen kişiye veya BT ekiplerine iletmesi gerekiyor.

Alışveriş ve tatil dönemlerinde siber saldırganların yoğun ilgisine maruz kalan tüketiciler, yılın kalan kısmında da dikkatli olmalılar. Tüketiciler mobil ve masaüstü cihazlarında güncel güvenlik çözümleri kullanarak sistemlerini ve kişisel verilerini bu tür olası tehditlere karşı en iyi şekilde koruyabilirler.

13 Temmuz 2018 Cuma

Mide bulantısı haberci

Mide bulantısı haberci

Yemeği fazla kaçırma, zehirlenme, üşütme, gibi gündelik hayatta herkesin yaşadığı mide bulantısı ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir. 

Mide bulantısının böbrek yetmezliği, kulak hastalıkları ve kalp krizi gibi hastalıklarda da görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu "Bulantı genellikle altında yatan hastalığın kendine ait diğer belirtileri ile birlikte görülür ve tek başına ortaya çıkmaz" açıklamasında bulundu.

Mide bulantısı herkeste görülebilen ve oldukça yaygın olan bir durum olsa da sindirim sistemi problemleri, iç kulak sorunları, kontrol altına alınmamış yüksek tansiyon veya şeker hastalığı olan kişilerin yanı sıra kokular ve hoş olmayan görüntülere karşı aşırı hassas bir yapıya sahip olanlarda daha sık görülüyor.

Mide bulantısının sebebi psikolojik de olabilir

Gebelik ve psikolojik durumu iyi olmayan bireylerde organik bir hastalık olmadan da mide bulantısı ve kusmanın görülebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu "Besin zehirlenmesi, araç tutması, ishal, migren, uyuşturucu alımı, kemoterapi uygulamaları durumunda görülüyor" dedi.

Mide bulantısı hafife alınmamalı

Uzun süreli bulantı durumunda mide ülseri, iç kulak hastalıkları, ileri evre böbrek yetmezliği, bazı kalp krizi tipleri, kan şekerinin kontrolsüz yükselmesi ve kafa içinde basınç artışı gibi daha ciddi hastalıkların da akla gelmesi gerektiğine de dikkat çeken Doç. Dr. Atasoyu, "Araç tutması, iç kulaktaki dengeden sorumlu yarım daire kanallarının harekete aşırı hassas oluşuna bağlı gelişir ve araç içinde seyahat ederken ortaya çıkan bulantı ve sonrasında kusma ile kendini gösterebilir" şeklinde konuştu.

Mide bulantısına neden olan hastalıklar

  • Mide ülseri: Mide bölgesinde ağrı, midede yanma, kaynama, hazımsızlık gibi yakınmalar olur. Ülser varlığı midenin normalde olan gıdaları ileri doğru iten hareketlerinin tersine dönmesine ve böylece bulantı-kusma oluşmasına yol açabilir.
  • Bağırsak tıkanıklığı: Karın ağrısı, karında şişkinlik, dışkı yapamama, dışkıya benzer nitelikte kusmuk çıkarma, yüksek ateş ile görülür. Bağırsaklarda mekanik (kitle varlığı, karın için yapışıklıklara bağlı vs.) veya kanda potasyum düşüklüğü gibi elektrolit bozukluğunun olması nedenli tıkanıklık gelişebilir.
  • İç kulak ve beyincik ile ilgili hastalıklar: Bu hastalıklarda ön planda dengesizlik ve baş dönmesi yer alır. Ek olarak bulantı yakınması da gelişir. Örneğin; Meniere hastalığı, vestibüler nörit, beyincikte kitle varlığı gibi.
  • Kontrolsüz hipertansiyon: Hipertansiyonu olan bireylerde tedavi kullanılmaması veya yetersiz tedavi nedeniyle kan basıncının çok yükselmesi durumunda baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı görülebilir.
  • Kontrolsüz şeker hastalığı: Şeker hastalığı olan hastaların diyete uyumsuzluk, araya giren enfeksiyonlar veya tedavi yetersizliğine bağlı kan şekerinin çok yükselmesi durumunda "diyabetik ketoasidoz" adı verilen bilinç değişiklikleri, bulantı-kusma, karın ağrısı ile kendisini gösteren bir tablo gelişir.
  • İleri evre böbrek yetmezliği: Böbrekler tarafından vücuttan uzaklaştırılması gereken metabolizma atık ürünlerin atılamaması nedeniyle bulantı, kusma, iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, idrar miktarında azalma belirtiler oluşabilir.

Yaz aylarında özel dikkat

Yaz aylarında özel dikkat

En fazla karşılaşılan cilt problemlerinden biri olan cilt lekelerinin yaz aylarında arttığını söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice; leke tedavileri ile ilgili bilgi verdi.

Yaz aylarında sıvak hava ve güneş ışınlarından dolayı ciltteki lekelerin arttığını söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice,medikal tedavi ile lekelerin silinebileceğini söyledi. Leke tedavilerinde planlamada lekenin tipinin, oluşma şeklinin, derinliğinin önemli olduğunun altını çizen Bice, "Lekeye yaklaşımımızda ağırlıklı olarak lazerli tedaviler özellikle de q anahtarlı lazerler hala dünyada da bizde de ağırlıklı olarak kullanılmakta.

Bu tedavileri PRP, leke mezoterapileri bazen yüzeysel lekeler için soyucu tedaviler ile de destekleyebiliyoruz" dedi. Bu tedavilerin kişinin genetik olarak lekeye yatkınlığını ortadan kaldırmadığını söyleyen Dermatolog, güneşten koruyucu önlemlerin alınmasının büyük önemi olduğunu belirtti.

Cilt düşmanı güneş ışınları

Güneşin cilt üzerinde birçok hasara sebep olduğunu söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice,"Genetik faktörlerinde yeri tabi ki tartışmasız ancak dış etkenlerden en çok bilimsel olarak da kanıtlı ''foto yaşlanma" ya neden olan güneş hasarı ilk sıraya oturuyor diyebiliriz. Ciltte oluşturduğu lekelerden, nem kaybına, yapıtaşlarının hasarının artmasına, hatta prekanseröz yani kanser öncülü lezyonların oluşmasına kadar ciltte birçok hasara sebebiyet verebilmektedir.

Bu yüzden birçok tedavinin seyrinde ya da günlük yaşantıda güneşten korunmanın önemi üzerinde biz dermatologlar bu kadar durmaktayız" dedi.

"Cilt için en önemli şey; düzenli ve dengeli beslenmek"

Cildimizin sağlıklı olması ve her türlü hastalıktan bizi koruyabilmesi için tavsiye veren Dermatolog Dr. Yelda Bice "Ana kurallar koymak gerekirse düzenli ve dengeli beslenmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, gün içinde yeterli sıvı tüketimine önem göstermek, uyku düzenimize dikkat etmek, stresten uzak durmak kişinin yaşam kuralları arasında olmalı" dedi.

Bice, sağlıklı bir cilde sahip olmak için; cildi temizlemek, cilde uygun ürün kullanmak ve zararlı ışınlardan düzenli korumanın önemine dikkat çekti.

Basra Körfezi kıyısında muhteşem bir tatil

Basra Körfezi kıyısında muhteşem bir tatil

Dünyanın en zengin ülkelerinin başında gelen Katar, son dönemlerde gezginlerin ajandasında ilk sırada yer almaya başladı. 


Basra Körfezi kıyısında muhteşem konumu, ihtişamlı mimarisi ve kültürel zenginlikleriyle turistlerin ilgisini çeken başkent Doha ise farklı kültürleri tek çatı altında toplayan muazzam bir şehir. Körfezin en mistik ülkelerinden birine güvenli ve huzurlu bir ortamda tatil imkanı sunan Vizyon Turizm, misafirleri için düzenlediği Katar turu programıyla gezginlerin rotasını belirlemeye devam ediyor.


Son dönemlerde gezginlerin uğrak noktası haline gelen Katar, dünyanın en zengin ülkelerinin başında geliyor. İhtişamlı mimarisi ve kültürel zenginlikleriyle turistlerin ilgisi çeken başkent Doha ise gezginler için kültürel zenginliklerin, maceraperestler içinse muhteşem deneyimlerin edinilebileceği bir şehir.

Ticari merkez olan bu dünya şehri, Arap Yarımadası'nın doğusunda ve tek kara sınır komşusu Suudi Arabistan olan bir Basra Körfezi ülkesidir. Modern ve alışveriş tutkunlarının vazgeçilmezi Doha, muhteşem mimarilere de ev sahipliği yapıyor.

8 Aralık 2008'de açılan ve Doha'nın simgesi haline gelen İslam Eserleri Müzesi, bünyesinde yer alan tarihi eserlerin yanı sıra muhteşem mimarisiyle görenleri büyülüyor. 7. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasına ait eserlere ev sahipliği yapan müzenin mimarı ise Çin asıllı Amerikalı ünlü mimar Leoh Ming Pei'ye ait. Doha'nın gökdelenleri arasında yer alan Eski Pazar ise taş yapı binalarıyla eski Arap kültürüyle konuklarını tanıştırıyor.

Geçmişi 100 yıllık olan tarihi pazarda birçok hediyelik eşya, otel, mağaza ve restoran bulunuyor. Doha'da yer alan bir diğer mimari yapı da yapay bir ada olan The Pearl…4 milyon metrekare üzerine kurulmuş olan yapay ada, gökyüzünden bakıldığında içinde inci olan 3 adet istiridye gibi gözüküyor.

11 Temmuz 2018 Çarşamba

“Yabancılarla konuşma!” uyarısı dijital dünyada ne kadar işe yarıyor

“Yabancılarla konuşma!” uyarısı dijital dünyada ne kadar işe yarıyor

Küçükken her çocuk ebeveynlerinden “Yabancılarla konuşma!” uyarısını almıştır. Peki bu uyarı dijital dünyada ne kadar işe yarıyor?

Bitdefender Antivirüs’ün Gençler ve Çevrimiçi Tehditleri Raporu’na göre, her 10 çocuktan 7’sinin sosyal medyadaki arkadaş listesinde tanımadıkları insanlar yer alıyor. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs, ebeveynlerin, çocuklarına internette yabancılarla hiç konuşmamaları gerektiği gibi gerçekçi olmayan uyarılar yerine nasıl tavsiyelerde bulunabileceklerine dair daha etkili bir yaklaşım öneriyor.

Küçükken hepimiz anne ve babamızdan “Yabancılarla konuşma!” uyarısı aldık. Çevrimdışı bir dünyada büyümek, tüm insanların iyi niyetlere sahip olmadığını kabul etmekti ve bu yüzden, bilmediğimiz şeylerden kaçınmak daha doğruydu. Pinokyo ve Kırmızı Başlıklı Kız gibi hikayeler, yabancılarla etkileşime girildiğinde nelerin olabileceğini bize öğretti ve biz de yabancılarla konuşmaktan korktuk. Çocuklarımıza bu değerli tavsiyeyi verme zamanımız geldiğinde, ne yazık ki bunun dijital dünyada işe yaramadıklarını keşfettik. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Gençler ve Çevrimiçi Tehditler Raporu da dijital dünyada bu tavsiyenin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını ortaya koyuyor.

Bitdefender Antivirüs’ün Aralık 2017’de yayınladığı Gençler ve Çevrimiçi Tehditleri Raporu, her 10 çocuktan 7’sinin sosyal medyadaki arkadaş listelerinde hiç tanımadıkları insanların yer aldığını gösteriyor. Bu gruptaki çocukların %70’i ise yabancılarla çevrimiçi olarak sohbet ediyor. Rapora göre çocukların sadece %26’sı gerçek hayatta tanımadığı kişilerin sosyal medyadaki arkadaşlık taleplerine onay vermiyor. Çocukların %16’sının arkadaş listesinde 50’den fazla tanımadığı kişi varken, %26’sı da arkadaş listesinde 5’ten az sayıda yabancıyı bulunduruyor. %74’lük yüzde ile çoğunluğu oluşturan ve internette karşılaşabilecekleri pek çok tehlikeye rağmen yabancılarla konuşmaya devam eden çocuklara karşı ebeveynlerin nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği de önemli bir soru haline geliyor.

“Yabancılarla Konuşma!” Demek Yerine Bu Uyarılar Daha Faydalı

Bitdefender Antivirüs’e göre, çocuklara internette yabancılarla sohbetleri ya da diğer etkileşimleri sırasında hangi riskli davranışlardan sakınmalarını öğretmek en doğru çözümü oluşturuyor. Sürekli olarak “Yabancılarla konuşma!” demek yerine bu konuşmaların olacağını kabul edip onlarla ilgili öneriler sunmak daha etkili olabiliyor. Anne babalar çocuklarına böyle bir tutumla şunları söyleyebilir:

“Senin yaşındaki genç insanların internette her gün yeni kişilerle tanışabildiğini biliyorum ama bir kişinin internette kendi kimliği hakkında yalan söylemesinin ya da gizlemesinin ne kadar kolay olabileceğini unutma.”

“Aslında davrandıkları kişi gibi biri olmayabileceklerinden yabancılarla konuşurken hep çok dikkatli ol.”

“Kimseyle gizli kalması gereken kişisel bir bilgini internet üzerinden paylaşma.”

“Seni istemediğin bir şekilde gösterecek bir fotoğrafın internette herkesin görebileceği bir şekilde paylaşılırsa ne kadar rahatsız olacağını düşün ve böyle bir fotoğrafını ya da videonu kimseyle paylaşma.”

“Eğer herhangi biri seni rahatsız hissettirecek bir mesaj yazar ya da bir dosya yollarsa, bana mutlaka söyle.”