Ã?nizleme

23 Şubat 2020 Pazar

2023'e kadar 10 dünya markası hayal mi?

2023'e kadar 10 dünya markası hayal mi?

Dünyanın önder bağımsız marka değerleme ve strateji danışmanlık şirketi olan Brand Finance’ın 2016 yılı Türk Markaları için yaptığı uluslararası raporlamada Türk Markalarının toplam değeri yaklaşık 29 milyar 293 milyon dolar (29.293.000.000) çıktı. 

Bu değer Brand Finance 500 dünya markası değerleme listesinin ilk sırasında yer alan Google’ın marka değerinin dörtte birini oluşturuyor. Türk mallarının tanıtımı ve kullanılmasını teşvik etmek amacıyla kurulan Türk Teşvik Derneği'nin Başkanı Harun Altunbaş, “Marka Değeri kavramının bir şirket disiplini haline getirilmesi ile Türk markalarının dünya markası olmaları sağlanacaktır" dedi.

Tüm dünyada markaların tasarım, lansman ve tanıtımına büyük paralar harcanıyor. Bunca yatırıma karşın, şirketler çoğunlukla, markalarının performansını izleme ve değerleme konusunda aynı isteği gösteremiyor. Markanın eriştiği finansal değeri bilmeden pazarlama stratejilerinin işe yarayıp-yaramadığını ve beklenen geri dönüşün sağlanıp-sağlanamadığını bilmek güçtür. Eğer bir marka lisanslanacak ise uygun, hak eden bir bedel üzerinden değerlendirildiği nasıl anlaşılacaktır?

İşin Sırrı Hayalperest Olmak

"Hayallerimizin arkasından gitmeliyiz" diyen Türk Teşvik Derneği Başkanı Harun Altunbaş, dünyaca tanınan, güvenilen, tercih edilen marka demenin yenilikçi ve kaliteli marka anlamına geldiğini söyledi. Altunbaş, "Bunların hepsinin temelini de yaratıcılık oluşturuyor. Yani yenilikçi bir bakış açısı ile insanlığa kolay kabul edebilecekleri sevecekleri kullanmaktan zevk alacakları yarar sağlayacakları yeni ürünler veya fikirler sunmak. Bunun sırrı da hayalperestlikten geçiyor. Eğer 19 yıl önce kurulan bir firma bugün en değerli markalar listesinde birinci sırada ve sadece marka değeri 100 milyar doların üzerinde ise bunun tek bir açıklaması vardır. Hayalperestlik! Biz de ülke olarak hayalciliği desteklemeliyiz" dedi.

Marka Potansiyelimizi Değerlendirmeliyiz

"2023'e kadar 10 dünya markası yaratabilecek miyiz" sorusunu da cevaplayan Altunbaş; “Bu hedef bizce uzak değil. Yapılabilir ve Türkiye'nin potansiyeli buna fazlası ile yeter" diye cevapladı. Altunbaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Mesela İlk on sırada Güney Kore'nin çok tanıdığımız ve kullandığımız bir markası, ilk beş yüzde ise onlarca markası var. Yarıştığımız ülkeler bizim ülkemizden çok farklı şartlarda değiller. Onlarında zorlukları var ancak onlar bu işe konsantre olabiliyor ve tüm uluslarını bu konuda motive ediyorlar. Bizimde bu konuların üzerine çok dikkatli çalışmalar yapmamız gerekiyor. Türkiye; turizmde, gıdada, teknolojide ve daha birçok sektörde dünya markası yaratacak güçte ve potansiyele sahip. O yüzden daha çok ve efektif olarak tüm ülke olarak çalışmalıyız.”

Erkekler kadınlardan daha fazla kutluyor

Erkekler kadınlardan daha fazla kutluyor

Uluslararası araştırma şirketi 4Service'in halkın Sevgililer Günü alışkanlıklarını ölçmeye yönelik anketine göre, erkeklerin yüzde 64'ü, kadınlarınsa yüzde 53'ü Sevgililer Günü'nü kutluyor. 

Sevgililer Günü'nü kutlayanların yüzde 67'si 35 – 44 yaş aralığında. Erkeklerin yüzde 91'i ve kadınların yüzde 82'si Sevgililer Günü için hediye alıyor. Kadınlar bu işe ortalama 50 - 100 TL bütçe ayırırken, erkekler 250 - 500 TL harcamayı göze alıyor. Her iki taraf da en çok takı ve saat almayı seviyor, ancak katılımcıların yüzde 92'si alışılmışın dışında bir hediye almak ya da vermek istiyor…

Uluslararası araştırma şirketi 4Service, Şubat 2019'da Türkiye'nin tüm coğrafi bölgelerini kapsayan, 215 kişinin katıldığı örneklem yöntemine dayalı bir İnternet anketi yaptı. Halkın Sevgililer Günü'nü kutlama ve alışveriş alışkanlıklarının ölçümlendiği ankette, "Sizce alışılmışın dışında en güzel hediye ne olurdu?" sorusuna gelen yanıtlar şaşırttı. Bunlar arasında yüzde 41 ile İtalya seyahati, yüzde 13 ile masaj seansı, yüzde 9 ile hobi kursu, yüzde 8 ile hisse senedi, yüzde 7 ile ev sinema sistemi ve iç çamaşırı başı çekti.

Kadınlar AVM'den, erkekler İnternet'ten

Katılımcıların verdiği yanıtlara göre çoğu kadın hediyesini AVM'den almayı planlarken, erkekler yüzde 46'şarlık eşit oranda AVM ve İnternet'ten alışveriş yapmayı düşünüyor. Kadın ve erkeklerin verdiği yanıtların ortalaması alındığında, Sevgililer Günü alışverişlerinin yüzde 50'si AVM'lerden, yüzde 41'i İnternet'ten, yüzde 9'u çarşıdan yapılacak.

Cinsiyet ve yaş ne olursa olsun, çoğu katılımcı hediyesini Şubat başında almayı planlıyor. Yalnızca 55 - 64 yaşları arasındaki katılımcılar, 10 Şubat'tan sonra Sevgililer Günü için hediye almayı planlıyorlar. Yine yaş ve cinsiyete göre farklılık göstermeksizin katılımcıların yüzde 91'i Sevgililer Günü'nde dışarıda akşam yemeğine çıkmayı düşünüyor. Dışarıda yemek için ayrılan bütçe ise yüzde 42 oranında 100 – 250 TL, yüzde 33 oranında 50 – 100 TL.

Anketten elde edilen çarpıcı sonuçlar şöyle maddeleniyor:


- Sevgililer Günü'nü kutlayan kadınların oranı yüzde 53, erkeklerin oranı yüzde 64.

- Erkeklerin yüzde 91'i ve kadınların yüzde 82'si Sevgililer Günü için hediye alıyor.

- Kadınların yüzde 54'ü, erkeklerinse yüzde 46'sı şimdiden Sevgililer Günü için hangi hediyeyi almak istediklerine karar verdi. Geriye kalanlar kararlarını son günlerde verecek.

- Erkeklerin yüzde 91'i, kadınlarınsa yüzde 82'si Sevgililer Günü için hediye alıyor. Yaşı ne olursa olsun, çoğu katılımcı sevgililer gününe bir hediye almayı planlıyor.

- Kadınların yüzde 94'ü hediyeye ek olarak, başka bir hediye daha vermeyi planlıyor.

- Sevgililer Günü için aldıkları en güzel hediye olarak kadınların yüzde 28'i saati, erkeklerin yüzde 31'i takıyı seçti.

- Hediyelerin yüzde 95'i sevgiliye / eşe, yalnızca yüzde 5'i sevilen insanlara alınacak.

- Katılımcıların yüzde 91'i Sevgililer Günü'nde dışarıya yemeğe gidecek.

Türkler ev yemeklerinden vazgeçmiyor

Türkler ev yemeklerinden vazgeçmiyor

Ev yemeklerine olan ilginin arttığı bu dönemde Yemeksepeti, Türk insanının ev yemeği tutkusunu merak etti ve araştırdı. Yemeksepeti'nin raporuna göre Türk insanının geleneksel lezzetlere olan ilgisi her geçen gün artıyor.

Artan bu ilgi online sipariş trendlerini de değiştiriyor. 2018 yılı ve 2019'un ilk çeyreğinde ev yemekleri kategorisinde toplamda 3 milyon adet sipariş verildi. Türkler en çok milli lezzetimiz olan kuru fasulyeyi tercih ediyor.

En sevilen sebze ıspanak seçilirken, günün her saati tüketilebilen kültürümüzün vazgeçilmezi mercimek ve ezogelin çorbaları, ev yemeği siparişinde yan ürün olarak tercih ediliyor.

Yemeksepeti'ne kayıtlı ev yemekleri restoranlarının sayısı geçen yıla göre yüzde 40 artış gösterdi. En çok ev yemeği siparişi verenlerin yaş ortalaması ise 19-28 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor.

Türk mutfağı binlerce yöresel lezzetiyle kuşkusuz dünyanın en zengin mutfaklarından biri. Türk insanının bu geleneksel lezzetlere olan ilgisi hiç azalmıyor. Bu düşkünlük son yıllarda online sipariş trendlerine de yansıyor.

Binlerce lezzeti kullanıcılarıyla buluşturan Yemeksepeti, kullanıcılarının ev yemeklerine olan ilgisini araştırdı ve ortaya ilginç sonuçlar çıktı.

Bu trend raporuna göre; her ne kadar burger ve pizza geleneksel lezzetlerden daha fazla sipariş edilse de son yıllarda online siparişte ev yemeklerine ilgi günden güne artıyor.

Bu büyüme trendine etki eden faktörleri açıklayan Yemeksepeti Pazarlama Direktörü Barış Sönmez; "Öncelikle gençler artık ev yemeklerini daha fazla tercih etmeye başladılar.Evde yemek yapmaya zaman bulamayan, anne yemeğini özleyen, uygun ve sağlıklı alternatif arayan gençler ev yemeği siparişine yöneliyor. Bu kategoride en çok sipariş verenlerin yaş ortalamasının 19-28 olması bunun en büyük göstergelerinden. Yanı sıra, ofise verilen yemek siparişlerinde de ev yemekleri yükselen bir trende sahip. Türkiye'de hem ofis çalışanlarının ve üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu büyük şehirlerde hem de Türkiye genelinde kayıtlı ev yemekleri restoranlarının sayısı geçen yıla göre yüzde 40 arttı. Artık insanlar evde yemek yapmak yerine evde yapabileceği her tarz yemeği söyleyebiliyor. Yemeksepeti kullanıcılarının tercihlerinde de bu trendlerin yansımaları görebiliyoruz. En hızlı büyüyen kategorilerden biri ev yemekleri kategorisi." dedi.

3 milyon adet ev yemeği siparişi verildi, favori ev yemeği 'kuru fasulye' oldu

Yemeksepeti kullanıcıları 2018 yılı ve 2019'un ilk çeyreğinde toplamda 3 milyon adet ev yemeği siparişi verdi. Zengin Türk mutfağına has binlerce yemek arasından ev yemekleri siparişlerinin gözdesi ise milli lezzetimiz kuru fasulye oldu. Kuru fasulyeyi yine baklagil ailesinden siparişle nohut izlerken en çok sipariş verilen üçüncü lezzet ise etli yaprak sarması oldu.

Gençler ev yemeklerine yöneliyor

Türkiye'de ofis çalışanlarının ve üniversite öğrencilerinin yoğun olduğu İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerle birlikte Türkiye genelinde Yemeksepeti'ne kayıtlı ev yemekleri restoranlarının sayısı da geçen yıla göre yüzde 40 arttı.

Ayrıca pek çok restoran mevcut menüsüne ev yemeklerini dahil etti. Sipariş verenlerin yaş ortalaması ise 19-28 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor.

Sebze yemeklerinin şampiyonu ıspanak ve karnıyarık

Vitamin ve mineraller bakımından en sağlıklı sebzelerden biri olan ıspanağın yemek çeşitleri de çoğaldı. Yemeksepeti'nde yumurtalı ıspanak, ıspanak graten, mantarlı ıspanak hatta ıspanaklı krep gibi pek çok çeşidi olan ıspanak yemekleri en çok tercih edilen sebze yemeği oldu.

Türk mutfağında patlıcanı, mezesinden, közlemesine, etli yemeğinden, kebabına kadar birçok çeşidiyle görmek mümkün. Yemeksepeti'nde ise patlıcan yemeği çeşitleri arasından yapımı zahmetli olan karnıyarık sebze yemekleri arasında ıspanaktan sonraki en popüler lezzet oluyor.

Çorbalar vazgeçilmezimiz

Anadolu ve Türk kültürünün önemli yemeklerinden biri de çeşit çeşit çorbalar. Günün her saati tüketilebilen, sindirimi kolaylaştıran çorbalar Yemeksepeti kullanıcılarının da vazgeçilmezi oluyor. Ev yemeği siparişinde yan ürün olarak çorba tercih edildi. Bu çorbalar arasından en sevilenler ise mercimek çorbası ve ezogelin çorbası.

Embriyo transferi sonrasında ne yapmalıyım?

Embriyo transferi sonrasında ne yapmalıyım?

Tüp bebek tedavisi gören her hasta için, embriyo transfer işlemi, tedavinin en stresli ve heyecanlı işlemidir. 

Haftalar süren ilaç kullanımı ve takiplerden sonra yumurtalar toplanmış ve embriyo gelişiminin heyecanlı takibi yapılmıştır. Sıra son adıma gelmiştir. Embriyonun rahime yerleştirilme işlemi hastanın resmen gebe kalmadan önce yapılan son işlemdir.

Peki transfer sonrasında ne yapmalı?

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, embriyonun tutunma olasılığını artıracak ipuçları hakkında şu bilgileri verdi:

EMBRİYONUN TUTUNMASI NE DEMEK?

Embriyonun rahim duvarına tutunma durumudur. Taze transfer yapılan tüp bebek tedavisi döngüleri yumurta toplama işleminden 6-10 gün sonra meydana gelir. Bu da 28 günlük bir adet döngüsünde yaklaşık 20-24. günler civarına denk gelir.

Hangi embriyonun başarıyla rahime tutunacağı en çok iki faktörle ilişkilidir;

-Embriyo kalitesi
-Rahmin alıcılık durumu

Çoğu tutunma problemleri embriyodaki genetik problemlerden kaynaklanır ve yaşla artış gösterir. Ayrıca yumurta kalitesindeki problemler de tutunma konusunda başarısız embriyoların gelişimine neden olabilir.

Rahmin tutuculuğu pek çok faktöre bağlıdır; anatomik bozukluklar, otoimmun hastalıklar, hormonal problemler bu durumu etkileyebilir. Tüp bebek işleminden önce yapılan pek çok tahlil ve işlemin amacı da olası problemlerin önüne geçmektir.

Pek çok hasta, embriyo transferinden sonra embriyonun tutunma şansını artırmak için ne yapabileceğini sorar. Öncelikle implantasyonun büyük olasılıkla kontrolümüz dışında olduğunu kabul etmek zor olsa da bu durum sizi gereksiz yere strese girmekten alıkoyar.

Yine de atacağınız bazı adımlar, sizi embriyo transferine hazırlayacak ve transfer sonrası başarı olasılığını artıracaktır.

RAHAT OLUN

Transfer sonrası yatak istirahatinin faydasına dair bir bulgu olmamakla beraber, gebelik testine kadar stresten uzak durmak önemlidir. Ayrıca yeterli uyku ve vücudun sesini dinlemek de faydalı olacaktır. İşten birkaç gün uzaklaşarak evde tv izleyip etrafta küçük yürüyüşlere çıkmak faydalı olabilir.

AŞIRI EGZERSİZDEN VE ÇOK SIK CİNSEL İLİŞKİDEN KAÇININ

Günlük aktivitenizi kısıtlamak gerekmese de çok zorlu bir egzersiz programı bu dönem için pek de uygun olmayacaktır. Yumurtalıklar uyarılmanın etkisiyle hala büyük ve hassastır. Aşırı egzersiz rahmin kasılmalarını uyaracaktır. Ayrıca çok sık cinsel ilişkiden kaçının.

SANKİ HAMİLEYMİŞSİNİZ GİBİ BESLENİN

Beslenme tabi ki önemlidir ama gıdalara aşırı odaklanırsanız dengeli beslenmeden uzaklaşabilirsiniz. İmplantasyon için en iyi diyet, dengeli diyettir. Protein, lif ve sebzeden zengin olmalıdır. Tabi ki alkol, nikotin ve kafeinden uzak durmalısınız.

YÜKSEK ISI ORTAMLARINDAN UZAK DURUN

Sıcak banyolar, sıcak yoga ve iç ısınızı artıracak aktivitelerden kaçınmanız gerekir. En güzeli ılık banyo veya havuzda yüzmektir. Özellikle çok sıcak banyo yapmaktan kaçınmanız iyi olur."

21 Şubat 2020 Cuma

Türkiye'deki Suriyeli nüfusu artışa geçti

Türkiye'deki Suriyeli nüfusu artışa geçti

Türkiye’deki geçici koruma kapsamındaki güncel Suriyeli nüfusu 3 milyon 585 bin 209 olarak kayıtlara geçerken, geçenyıl bu rakamın 3 milyon 576 bin 370 olduğu belirlendi.

Medya takip kurumuAjans Press, Suriyelilerle ile alakalı basına yansıyan haber adetlerini inceledi. Ajans Press ve ITS Medya’nın dijital basın arşivinden derlediği bilgilere göre geçen yıl Suriyeliler ile alakalı basına 38 bin 692 haber yansıdığı tespit edildi. Bu yılın başından itibaren ise Suriyelilerin 4 bin 825 haberle konuşulduğu görüldü. Haber başlıkları içeriklerine göre incelendiğinde ise Suriye’ye düzenlenen harekâtların medyanın en önemli gündem maddeleri arasında yer aldığı görüldü.

EN FAZLA SURİYELİ İSTANBUL'DA YAŞIYOR

Ajans Press’in, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerinden elde ettiği bilgilere göre, Türkiye’deki geçici koruma kapsamındaki güncel Suriyeli nüfusu 3 milyon 585 bin 209 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl ise bu rakam 3 milyon 576 bin 370 olduğu saptanırken, 2018 yılında 3 milyon 623 bin 192 olarak belirlendi.

Böylelikle 2019 yılında düşüş gösteren Suriyeli mülteci sayısı 2020 yılı itibarıyla tekrar artışa geçti.En fazla Suriyeli’nin yaşadığı yer de değişmezken, 484 bin 995 kişi ile İstanbul’da olduğu saptandı. İstanbul’u 453 bin 409 ile Gaziantep, 440 bin 19 ile Hatay, 425 bin 557 ile Şanlıurfa ve 244 bin 677 ile Adana takip etti.

10 kişiden 5’i STK'lara güvenirken 4’ü güvenmiyor

10 kişiden 5’i STK'lara güvenirken 4’ü güvenmiyor

Toplum yararına çalışan kuruluşlara güvenin, doğal olarak çok yüksek olması beklenirken, dünya genelinde yüzde 37, Türkiye’de ise yüzde 38 oranında önemli bir kesim Sivil Toplum Kuruluşlarına güvenmediğini söylüyor. 

Barem ve WIN International tarafından gerçekleştirilen araştırma, STK’ların maddi olarak desteklenmeyi ve gönüllü çalışmayı etkilediği için toplumdaki algılarına özen göstermeleri gerektiğine işaret ediyor.

Barem, global ortağı WIN Group ile birlikte 40 ülkede 30 bine yakın kişiyle, insanların Sivil Toplum hakkındaki görüşlerini keşfetmek üzere bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma kapsamında görüşülen kişilere, STK’lara ne kadar güvendiklerinin yanı sıra son 12 ayda gönüllü çalışma ve bağış yapıp yapmadıkları da soruldu.

Türkiye’de STK’lara güvenmeyenlerin oranı yüzde 38

Dünya genelinde yüzde 55, Türkiye’de ise yüzde 59 oranında kişi kar amacı gütmeyen ve devlete bağlı olmayan Sivil Toplum Kuruluşlarına ‘tamamen güvendiğini’ veya ‘güvendiğini’ söylüyor. STK’lara tamamen güvenenlerin oranı dünyada yüzde 10 iken bu oran Türkiye’de yüzde 8’ler seviyesinde. ‘STK’lara hiç güvenmeyenlerin’ oranı dünyada yüzde 11, Türkiye’de ise yüzde 14. ‘Pek güvenmem’ diyenlerin oranı ise dünyada yüzde 26 iken Türkiye’de yüzde 24 olarak görülüyor.

Gönüllü çalışan oranı tüm dünyada azaldı

Araştırmaya göre, yaklaşık dört kişiden biri geçtiğimiz yıl zamanının bir kısmını herhangi bir gelir beklemeden STK’ya adadığını söylüyor. Zamanını STK’ya adayanların oranı dünyada yüzde 24 iken Türkiye’de yüzde 28. Bu oran geçen yıl dünyada ve Türkiye’de yüzde 29 idi.

Türkiye’de gençlerde gönüllülük oranı yüzde 37, öğrencilerde yüzde 50, yüksek eğitimli kişilerde yüzde 41 ve yüksek gelire sahip kişilerde ise yüzde 45 olarak görülüyor. Dünya geneline bakıldığı zaman bu oranların; gençlerde yüzde 27, öğrencilerde yüzde 50, üniversite mezunlarında yüzde 29 ve daha yüksek eğitimli kişilerde ise yüzde 39 olduğu ifade ediliyor.

Türkiye’nin bağışta önceliği fakir ülkeler ve çocuk yardımları

Son 12 ayda Sivil Toplum Kuruluşlarına bağışta bulunanların oranının STK’nın çalıştığı alanına göre farklılık gösterdiğini belirten Barem Genel Müdürü Sencer Binyıldız, “Gerçekleştirdiğimiz araştırmaya göre, dünya genelinde fakir ülkelerin gelişimini destekleyenlerin ve çocuklara yardım alanında çalışan STK’lara bağış yaptıklarını söyleyenlerin oranı yüzde 24 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 28 seviyesinde. Çevre ile ilgili konularda çalışma yapan STK’lara (sular, kirlilik, plastik atıklar, hayvanlar) dünya genelinde yüzde 23, Türkiye’de ise yüzde 24 oranında destek veriliyor. Bilimsel ve Tıbbi Araştırma alanında çalışan STK’lara bağış yaptığını söyleyenlerin oranı ise dünya genelinde yüzde 16, Türkiye’de ise yüzde 18 olarak görülüyor.

Günümüzde STK’ların toplum yararına olan faaliyetlerini artırarak sürdürmeleri için toplumun desteğine ihtiyaçları var. Kendilerini ve yaptıkları işleri tanıtmaları, kendilerine güvenen insan sayısını artırmaları, gönüllü ve bağışçı sayıları ile birlikte topluma katkılarını da artıracaktır” dedi.

20 Şubat 2020 Perşembe

En çok kadınlar kiralık ev arıyor! Peki ama neden ?

En çok kadınlar kiralık ev arıyor! Peki ama neden ?

Konutta ortalama geri dönüş süresi 17 yıla düştü

Türkiye genelinde kira endeksi 2019 yılı 4. çeyreğinde 0,64 puan, 2019 yılının tamamında ise 8,86 puan düşüş gösterdi. Ortalama kira 1.286 TL’ye düşerken, bir önceki çeyrekte 18 yıl olan amortisman süresi ise 17 yıla geriledi. Hürriyet Emlak’ın, teknoloji odaklı gayrimenkul değerleme platformu Endeksa.com iş birliğiyle hazırladığı 2019 yılı 4. Çeyrek Kira Endeksi’ne göre önümüzdeki 6 ayda ekonomideki canlanmaya paralel olarak Türkiye genelinde 0,9 puan artış bekleniyor.

Emlak sektörünü tek bir çatı altında buluşturan Hürriyet Emlak’ın, teknoloji odaklı gayrimenkul değerleme platformu Endeksa.com iş birliğiyle hazırladığı kira endeksinin 4.çeyrek sonuçları açıklandı. Endeks sonuçlarına göre, Türkiye genelinde kira endeksi 2019 yılının 4. çeyreğinde 0,64, yılın tamamında ise 8,86 puan düşüş gösterdi. Yılın son çeyreğinde kira endeksi İstanbul’da da düşüşünü sürdürürken, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da artış gösterdi. 5 büyük il içerisinde kira endeksi en fazla artan il Antalya oldu.Antalya’da kira endeksi bir önceki çeyreğe göre 13,51 puan arttı.

Endeks sonuçlarına göre, İstanbul’da 4. çeyrekte 0,58 puan, sene başından beri ise 5,85 puan düşüş gösteren kira endeksinin önümüzdeki 6 ayda 0,67 puan artması bekleniyor. İstanbul’da metrekare başına ortalama birim kira 15 TL, ortalama kira 1.503 TL ve yatırımın geri dönüş süresi ortalaması ise 22 yıl civarında seyretti.

En kısa geri dönüş süresi 1+1’lerde!

Türkiye genelinde ortalama metrekare kira bedeli 12 TL’ye, ortalama kira 1.286 TL düşerken, bir önceki çeyrekte 18 yıl olan ortalama geri dönüş süresi ise 17 yıla geriledi. Türkiye genelinde konut tipine göre kiralar incelendiğinde ise birim kira fiyatının en yüksek ve geri dönüş süresinin en kısa olduğu konut tipinin 1+1’ler olduğu görüldü. 2019 yılı 4. Çeyrek sonu itibarı ile 1+1 konutların ortalama geri dönüş süresi 16 yıl, 2+1 konutlarda 18 yıl, 3+1 ve 4+1 konutlarda ise 20 yıl olarak gerçekleşti.

Konut tipine göre birim kira ve geri dönüş süreleri

Konut Tipi
Alan (m2)
Kira (TL/m2)
Geri Dönüş Süresi (yıl)
1+1
65
16
16
2+1
95
12
18
3+1
135
9
20
4+1
193
11
20

En çok kadınlar kiralık ev arıyor

4. çeyrekte kiralık konut arama trendlerine bakıldığında ise, kadınların erkeklerden daha fazla arama yaptığı görüldü. 4. Çeyrekte kiralık konut arayanların %57'sini kadınlar, %43'ünü erkekler oluşturdu. Yaş dağılımına bakıldığında en fazla 25-34 yaş, daha sonra 34-44 yaş aralığının arama yaptığı dikkat çekti.

4. çeyrek kiralık ev arayanların cinsiyet dağılımı

Cinsiyet
Oran (%)
Kadın
57
Erkek
43

4. çeyrek kiralık ev arayanların yaş dağılımı

Yaş Aralığı
Oran (%)
18-24
7
25-34
31
35-44
24
45-54
16
55-64
14
65+
7

4. Çeyrekte en fazla kiralık arama yapılan bölgeler sırasıyla İstanbul Kadıköy, Ankara Çankaya, İstanbul Beylikdüzü, İstanbul Beşiktaş ve İstanbul Üsküdar oldu. İstanbul’da kiralık konut aramalarında en çok görüntülenen 1+0’ların ortalama kirası 1.000-500 TL aralığında iken; 1+1 ve 2+1’ler 1.000-1.500 TL, 3+1’ler ise 2.500-5.000 TL aralığında yer aldı.

19 Şubat 2020 Çarşamba

Türkiye'de her gün 250 kadın kansere yakalanıyor

Türkiye'de her gün 250 kadın kansere yakalanıyor

Çağımızın hayati riske neden olan en önemli hastalığı olarak kabul edilen kanserin tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıyor. 

Kadınlarda görülen meme, rahim ağzı, rahim ve yumurtalık kanserleri ile mücadele, modern tıbbın önemli hedeflerinden biri haline geldi. Ancak ne yazık ki tüm bu olumlu gelişmeler kanserin görülme sıklığında ciddi bir azalma sağlamıyor. Ülkemizde her gün yaklaşık 100 kadına meme, 45 kadına genital, 45 kadına tiroit, 30 kadına kalın bağırsak, 20 kadına ise akciğer kanseri teşhisi konuluyor. Memorial Şişli Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Teoman Yanmaz, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla kadınlarda görülen kanserlerin nedenleri ve kanserden korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Kariyer yaparken anne olmayı geciktirmeyin

Modern çağın en önemli hastalıklarından biri olan kanserin sebepleri arasında her iki cinsiyet için de sigara, alkol, obezite, hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme bulunmaktadır. Ancak modern hayatın içinde yer alan kadınların özel bedensel yapılarının sekteye uğraması kansere yakalanma riski artırmaktadır. Ülkemizde her gün 100 kadına meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Doğum yapmamak veya geç yaşta çocuk sahibi olmak kadınlarda görülen meme kanserinin en önemli nedenlerini oluşturmaktadır. İş hayatında olan kadınların fazla çalışma saatleri de kansere yakalanma riskini artırmaktadır.

Çalışan kadınların çocuğunu emzirme süresi, çalışmayan kadınlara göre daha az olmaktadır. Az ve kısa süren emzirme kadınlarda meme kanseri riskini yükseltmektedir. Ayrıca uzun çalışma sürelerinin neden olduğu kronik yorgunluk, uykusuzluk ve stres kadınların melatonin salgısını azalmasına neden olmaktadır. Bu durumla karşı karşıya kalan kadınların bağışıklık sistemi baskılanarak tüm kanser çeşitlerine zemin hazırlamaktadır.

Ev ve iş yerinizi düzenli havalandırın

Yeni nesil inşaat teknolojisiyle birlikte hayatımıza giren aşırı yalıtılmış binalar, sadece kadınların değil erkeklerin de kanser riskini artırmaktadır. Günümüzde evde geçirilen zaman genel olarak daha fazla olmaktadır. Aşırı yalıtılmış binalarda radon gazı birikimi olmaktadır. Radon gazı da akciğer kanserinin sigaradan sonra en güçlü nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Bu gaz ayrıca sigara içenlerde sinerjistik etki yaparak kanser riskini daha fazla artırmaktadır.

Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinin, egzersiz yapın

Modern çağ hayatımızı kolaylaştırdığı kadar bazı yaşam alışkanlıklarımızı da değiştirerek birçok rahatsızlığa zemin hazırlamaktadır. Değişen yaşam alışkanlıklarının başında ise yemek saatlerimizin düzensizleşmesi ve bozulması gelmektedir. Yoğun iş hayatı yemek tercihlerini fast food tarzı yiyeceklerden yana kullanmamıza neden olmaktadır. Bu beslenme tarzı özellikle kalın barsak kanserlerinin tetikleyicisidir. Ayrıca ofis çalışma sisteminde hareketsiz masa başı işler, egzersiz ve spordan uzaklaşmamıza neden olmaktadır.

Egzersizden uzak bir hayat tüm kanserlere zemin hazırlamaktadır. Bakımlı görünebilmek için kullanılan ekstra kozmetik ürünler de modern çağın getirdiği diğer olumsuzluklardır. Kozmetik ürünlerdeki karsinojenler cilt kanserinden akciğer, mide ve mesane kanserine kadar birçok kanserin oluşmasında rol almaktadır. Son olarak metropol kentlerde yaşamak; çevre kirliliği, stresli, yorucu ve karmaşık yaşam tarzı da kanserin en önemli nedenleri arasında bulunmaktadır.

Kanserden korumak için bu önerilere kulak verin

  • Çocuk sahibi olmak için uzun süre vakit kaybetmeyin
  • Sedanter hayat tarzından kurtulmak için düzenli egzersiz yapın
  • Mümkün olduğu kadar fast foodla aranıza mesafe koyun
  • Sigara kullanmayın, alkol almayın ya da miktarını azaltın
  • Kozmetik ürünlerden mümkün olduğu kadar uzak durun, seçim yaparken kanserojen maddeler açısından değerlendirin
  • Uyku düzeninize dikkat ederek günde 7-8 saat uyuyun. Gece uykusuna özellikle önem verin ve karanlık bir odada uyuyun
  • Evlerinizi ve ofislerinizi mümkün olduğu kadar havalandırın
  • İş dışında cep telefonu ve kablosuz bağlantılardan uzak durmaya çalışın