Ã?nizleme

18 Temmuz 2019 Perşembe

Instagram kullanımında dünya altıncısıyız

Instagram kullanımında dünya altıncısıyız

2019 yılı verilerine göre dünyada en fazla Instagram kullanıcısına sahip ülkeler belli olurken, Türkiye’nin listede 6’ncı olduğu görüldü. 34 milyon Instagram kullanıcısına sahip Türkiye’yi 24 milyon kullanıcı ile Japonya’nın takip ettiği gözlemlendi.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, Instagram kullanımına yönelik yapılan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Statista verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, 2019 yılı itibari ile dünyada en fazla Instagram kullanıcısına sahip ülke Amerika oldu. 110 milyon kullanıcı ile listede lider olan Amerika’nın en yakın rakibinden neredeyse iki katı fark ile önde olduğu analiz edildi.

Amerika’nın hemen ardından da 66 milyon kullanıcı ile Brezilya’nın 2’nci,64 milyon kullanıcı ile Hindistan’ın 3’üncü olduğu görülürken listenin devamında yer alan ülkelerin sırasıyla Endonezya, Rusya, Türkiye, Japonya, İngiltere, Meksika ve Almanya olduğu saptandı. Böylelikle listenin 6’ncı sırasına yerleşen Türkiye’nin 34 milyon Instagram kullanıcısı olduğu görüldü. Instagram kullanıcılarının toplam sayısının ise geçen yıla göre 50 milyonun üzerinde artışla 850 milyonu aştığı kaydedildi.

“BEĞENİ SAYISI” KULLANICILARI İKİYE BÖLDÜ

ITS Medya ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konu ile ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2019 yılının başından bugüne Instagram ile alakalı 12 bin 348 yazılı basın haberi yansıdı. Özellikle uygulamaya yeni gelecek olan “beğeni sayısı” güncellemesinin, kullanıcıları ikiye böldüğü görüldü. Instagram, kullanıcılar üzerindeki baskıyı azaltmak için, dünyanın bazı ülkelerinde beğeni sayısını deneme amaçlı gizlemeye başlarken, bu haber son günlerin online mecralarda en çok konuşulan ve tartışılan konuları arasında başı çektiği görüldü.
Tercih nasıl yapılmalı?

Tercih nasıl yapılmalı?

YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından üniversite adayları için en önemli dönemeçlerden biri olan tercih süreci başladı. Doğru meslek ve üniversite tercihinde en önemli noktanın bireyin kendini tanıması olduğunu belirten uzmanlar, üniversitelerin mutlaka ziyaret edilmesini akademisyen ve öğrencilerden bilgi alınması gerektiğini vurguluyor.

Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi, Uzman Psikolojik Danışman ve Kariyer Danışmanı Ece Tözeniş, zorlu geçen bir sınav maratonu ve YKS sonuçlarının açıklanmasıyla beraber başlayan tercih sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hangi üniversite, hangi bölüm?

Uzman Psikolojik Danışman ve Kariyer Danışmanı Ece Tözeniş, şunları söyledi: “Tercih yaparken neyi seçeriz ya da nelerden vazgeçeriz? Zorlu bir dönemi tamamladınız aylarca belki yıllarca testler, kitaplar, konu tamamlamaları arasında gidip geldiniz. Netler, puanlar belki rüyalarınıza girdi. Sonuçlar açıklandı ve elinizde tercih yapacağınız puanlar, başarı sıraları var artık. Şimdi faklı bir dönem bekliyor sizi; Tercihler! Şimdi hangi üniversite, hangi bölüm, puanlar ne olacak, acaba yerleşebilir miyim soruları var kafanızda…”

Seni ne mutlu ediyor?

Bu sürecin en doğru şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tözeniş, meslek seçiminde en önemli şeyin kendini tanımak olduğunu kaydederek “Nasıl tercih yapılır ya da doğru tercih listesi nasıl oluşturulur? Bu çok teknik bir soru, her şeyden önce puanları ve başarı sıralarını bir kenara bırakın. Kendinize şunu sorun: Nelerden mutlu olurum? Nelerle uğraşmak bana keyif verir? Neleri yaparken zamanın farkında olmam? Bu soruların cevaplarını verin ki hangi meslek sizin cevaplarınıza uygun kişilik özelliklerini ve yetenekleri gerektiriyor onları da bulmuş olursunuz” tavsiyesinde bulundu.

Eğitim alacağınız yeri test edin

Tercih edilecek üniversite ve bölüm konusunda mutlaka o üniversitenin ziyaret edilmesi gerektiğini belirten Uzman Psikolojik Danışman ve Kariyer Danışmanı Ece Tözeniş, önerilerini şöyle sıraladı:

“Bu mesleğin eğitimini hangi üniversitede almalısınız? Üniversitenin sağladığı olanaklar neler, üniversite öğrencileri için nasıl çalışmalar yapıyor, akademik kadrosu nasıl, vakıf üniversitesi ise burs olanakları neler, bursların kapsamı ve koşulları nasıl, üniversitenin sosyal etkinlikleri güçlü mü, laboratuvarları ve alt yapısı güçlü mü? Bu soruların cevapları için üniversitelerin tercih ve tanıtım günlerine katılın. Orada üniversitenin akademik kadrosu, öğrencileri ile görüşün, aklınıza takılan tüm soruları sorun. Önünüzdeki 2-4-6 yılı geçireceğiniz ve eğitim alacağınız yeri bire bir test edin. Gidip görme imkânınız yoksa web sayfalarını detaylı bir şekilde inceleyin.

Başarı sıranıza göre tercih yapın

Bunları yaptıktan sonra elinizde bir tercih listesi oluşacaktır. 24 tercih yapma hakkınız var. Bu 24 tercihi ön lisans programları ve lisans bölümlerinden istediğiniz şekilde yapabilirsiniz.

Geçen yılın puanları ile bu yılın puanları arasında farklılıklar olduğundan dolayı puana göre değil başarı sıranıza göre tercih yapın.

Geçen yıl oluşan başarı sırası ile hangi puan türünden tercih yapacaksanız o puan türündeki başarı sıralamanızı kıyaslayın.

Başarı sıraları ve puanlar öğrencilerin tercih eğilimlerine göre belli olduğundan dolayı başarı sıranızın üstünde tercih yapmaktan çekinmeyin. Fakat çok üst tercihler de yaptığınızda yerleşmeme ihtimaliniz olduğunu unutmayın.

Yerleştiğinizde gideceğiniz bölümleri tercih edin

24 tercihi geçmemek şartıyla istediğiniz kadar tercih yapma hakkınız var. Üst tercihleriniz olsun, kendi başarı sıranızda olan istediğiniz bölümlere biraz daha ağırlık verin, yerleştiğinizde gideceğiniz sizin başarı sıranızdan daha alt sıralarda bölümler varsa listenizde onlara da yer verin.

Özel koşulları mutlaka okuyun

Tercih listenizi tamamladığınızda yazdığınız bölüm veya programların mutlaka özel koşullarını okuyun. Yazdığınız bölüm veya programların özel koşullarını karşılayamazsanız yerleşseniz dahi kayıt yaptıramazsınız.

Bu sorulara yanıtınız “Evet” olmalı

Son olarak tercih listenizi ÖSYM’ye göndermeden önce; hazırladığınız listede, bölüm veya programlardan hangisi olursa olsun yerleştiğinizde kayıt yaptıracak mısınız, o bölüm veya programı okumaktan mutlu olacak mısınız? Bu sorulara cevabınız “Evet” ise doğru tercihleri yapmışsınız demektir. Hayalleriniz gerçekleriniz olsun.”

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Kandilli'den son deprem senaryosu

Kandilli'den son deprem senaryosu

Son 1500 yılın verileriyle Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden İstanbul ve çevresi için deprem senaryoları

Kuzey Anadolu Fayı’nda 7.5, 7.4 ve 7.2 büyüklüğünde depremler bekleniyor


Boğaziçi Üniversitesi, İTÜ ve Ankara Üniversitesi’nden bilim insanları İstanbul ve çevresinde tarih boyunca yaşanmış önemli depremleri inceledi. Son 1500 yılın önemli depremlerinin verilerini araştıran uzmanlar, Kuzey Anadolu Fayı’nın İstanbul merkezine uzanan 160 km uzunluğundaki segmentinde seri halinde oluşmuş tarihsel depremleri inceleyerek potansiyel deprem senaryoları hazırladı. Tectonophysics dergisinde Ağustos 2019 sayısında yayınlanacak makalede yer alan kestirimlere göre İstanbul’un hemen güneyinde yer alan Kuzey Anadolu Fayı’nda doğudan batıya doğru sırasıyla 7.5, 7.4 ve 7.2 büyüklüğünde depremler bekleniyor.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, Jeodezi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç.Dr. Fatih Bulut, Doç. Dr. Aslı Doğru, İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cenk Yaltırak ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ’un yazarları arasında yer aldığı makalede araştırmacılar son 1500 yılın deprem verilerini inceleyerek İstanbul ve çevresinde beklenen olası depremin büyüklüğüne dair senaryolar hazırladı.

Tarihsel ve günümüz verileri ışığında hazırlanan araştırma kapsamında Marmara Bölgesinde Kuzey Anadolu Fay’nın geçtiği segmentlerin yer aldığı Batı (Tekirdağ havzası), Merkez(Kumburgaz havzası) ve Doğu (Çınarcık Havzası) olmak üzere bölgenin tarih boyunca yaşadığı depremler incelendi. 1766’da iki ve 1509’da bir olmak üzere 7.2, 7.4 ve 7.5 büyüklüklerinde depremlerin yaşandığı bu üç bölgede gelecekte potansiyel olarak yaşanabilecek deprem büyüklüğüne dair senaryolar geliştirildi.

Araştırmaya katılan bilim insanlarından Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Jeodezi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Fatih Bulut,

bu çalışmada fayların en son ne zaman kırıldığı, kırıldıktan sonra yılda ne kadar enerji biriktirdiği ve biriken enerji tamamen açığa çıktığında nasıl bir büyüklük oluşturacağı konusunda sonuçlara ulaşıldığını kaydetti. Bulut, tarihi açıdan özellikle son 500 yılın depremlerini ayrıca incelediklerini belirterek şöyle devam etti:

‘’Bu parametreleri bulmak için tarihsel depremlere, Marmara Denizi'ndeki fayların yapısına ve GPS yoluyla da yeryüzünün yanal olarak yılda ne kadar hareket biriktirdiğine baktık; çünkü Kuzey Anadolu fayı yanal bir sistem. Bu bulguları birleştirdiğimizde şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor: Bir fay segmentinin oluşturacağı deprem büyüklüğü o segmentin uzunluğu, derinliği ve üzerinde biriktirdiği hareket miktarının bir fonksiyonudur. Örneğin harekete geçecek segmentin uzunluğunu ve derinliğini yaptığımız jeolojik ve sismolojik çalışmalar ışığında biliyoruz. Jeodezik verilere göre, 250 yıl önce kırılan bir fay segmenti yılda yaklaşık 1 cm hareket biriktiriyorsa, şu anda harekete geçse deprem anında fay üzerinde ortalama 2,5 m'lik bir yerdeğiştirme oluşturur. Bunun da karşılık geldiği “manyitüd” dediğimiz bir deprem büyüklük değeri var. İşte deprem büyüklük kestirimlerimizi size bu yaklaşık sayılarla aktardığım yaklaşımla çok daha detaylı bir şekilde gerçekleştiriyoruz.

Son 500 yıl özellikle önemli, çünkü Marmara Denizi'ndeki bütün fayların en son kırıldığı periyodun tamamını kapsayan bir zaman aralığı. Marmara Denizi’nin doğu kesimindeki Çınarcık Havza’sında bulunan fay en son 1509'da hareket etmişti. Orta ve batı kesimlerindeki Kumburgaz ve Tekirdağ Havzaları’nda bulunan fay segmentleri ise 1766'da hareket etmişti. Bunların tamamını hesaplamalarımızda sağlıklı bir şekilde kapsayabilmek için yaklaşık 500 yıl önceye giderek 1509 depreminden bu yana tüm süreçlere hakim olmak zorundayız’’.

Yıllık hareket biriktirme miktarını Marmara Bölgesi’nde 100'e yakın GPS istasyonundan aldıkları verilerle hesapladıklarını aktaran Bulut, yıllık ortalama 2,5-3 cm arası bir hareket gözlediklerini kaydetti. Bu hareketin sürtünmenin yüksek olduğu yerlerde fay yüzeyinde birikme olarak kaldığını; bazı yerlerde ise daha hızlı hareket ettiğini ve sürtünme olmadığı için çok fazla birikmediğini belirten Doç. Dr. Fatih Bulut, Marmara Bölgesi’ndeki GPS istasyonlarının sayısını önemli ölçüde artırmaya çalıştıklarını da belirtti.

1766 ve 1509 kırıklarının günümüzde 7.2, 7.4 ve 7.5 büyüklüğünde depremler üretme potansiyeline sahip olduğunun altını çizen Doç. Dr. Bulut, söz konusu kestirimlere,

biriken hareket miktarı, fayın uzunluğu ve fayın derinliği verileri üzerinden yapılan aritmetik hesaplama sonucu ulaştıklarını aktardı. Bulut şöyle devam etti: ‘’Son 1500 yıllık zaman dilimini yedi zaman aralığına ayırınca görülüyor ki her bir küme en az dört en fazla altı depremi kapsıyor. Şu an biz 7. zaman aralığını henüz tamamlamadık ve yakın tarihlerde bu kapsamda sadece iki deprem yaşadık. Dolayısıyla 7. zaman aralığını tamamlamak için istatistiki olarak en az iki en fazla dört deprem daha yaşayacağımız görülüyor’’.

Doç. Dr. Bulut, ‘’Kuzey Anadolu Fayı yılda 2-3 cm kayma ile depremi çok hızlı hazırlayan bir sistem. Anadolu'da da irili ufaklı pek çok fay var, ama bunlar Kuzey Anadolu Fayı’na göre hareketi daha yavaş biriktiriyorlar ve deprem hazırlık süreçleri oralarda elimizdeki kayıtlara göre çok daha uzun sürdüğü için biz onların nerede ve ne büyüklükte deprem üreteceğini öngöremiyoruz. Örneğin bir fay 2000 yıldır suskun gibi görünüyor ama her yıl az da olsa 1-2 mm’lik bir hareket biriktirdiği için bir gün beklenmedik bir anda büyük bir deprem meydana getirebiliyor. Depremi Marmara'da beklerken Van'da ya da Kütahya'da olabiliyor, çünkü orada bu süreç gözle rahat görülemeyecek yavaşlıkta ve çok uzun bir sürede yaşanıyor. Aslında Türkiye'nin birçok yeri için bu tehlike mevcut ama İstanbul nüfusunun fazla olması olası kayıp risklerini artırmakta’’ diyerek sözlerini noktaladı.

Yılın ilk yarısında yabancıya konut satışı rekor kırdı

Yılın ilk yarısında yabancıya konut satışı rekor kırdı

Gelişen ticari ilişkiler ve iklim avantajları Türkiye’yi yatırım konusunda da yabancılar için cazibe merkezi haline getirmiş durumda. 

Yılın ilk yarısında, geçtiğimiz yıllara göre sayıları ikiye katlanan yabancıların konut satın alma rakamlarını, RE/MAX’in İstanbul, Ankara ve Antalya ofislerinden, alanında uzman gayrimenkul danışmanları yorumladı.

Globalde en fazla gayrimenkul satışına aracılık eden RE/MAX, son yıllarda Türkiye’deki emlak piyasasındaki hareketlenmede yabancıların da payına dikkat çekiyor. Özellikle Irak, Pakistan, İran ve Suudi Arabistan’dan gelip Türkiye’ye yerleşenler, yaşamak için kiralık ev bulmaktansa satın almayı tercih ediyor. Diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında Türkiye’nin daha ulaşılabilir fiyatlarla, kaliteli yaşam standartları sunması, uluslararası alanda sağladığı avantajlar, vatandaşlık için tercih edilmesindeki en önemli nedenlerden.

Yabancıların en çok ev satın aldıkları üç büyükşehirde faaliyet gösteren RE/MAX ofislerinden uzman gayrimenkul danışmanları, yılın ilk yarısında geçen yıllara oranla sayıları neredeyse yarı yarıya artan yabancıların konut alma istatistiklerindeki ilginç detaylara dikkat çekiyor. Verilere göre Orta Doğu ve Arap ülkelerinden gelenler en çok İstanbul, Ankara ve Antalya’dan ev almayı tercih ediyor. Bu üç şehri Trabzon, Adapazarı, Yalova, Bursa, Muğla, Mersin, Aydın ve Konya takip ediyor. Vatandaşlık şartı gereği de, aldıkları evlerin değeri minimum 250 bin dolar oluyor.

Satın alma rakamları ikiye katlandı

Geçtiğimiz yılın ilk yarısında 7 binlerde olan yabancıların Türkiye’den konut alma rakamı, 2019’un Haziran ayı itibari ile 13 bin 338 oldu. Geçen yıllarda, pazar payı yüzde 4 oranında olan yabancıya konut satışı, bu sene üçe katlanarak yüzde 12’lere çıktı. Konut almak için Türkiye’yi tercih edenler yine farklı şehirlerde farklı bütçelere göre hareket ediyorlar. İstanbul’da 250 bin – 500 bin dolar aralığında evler tercih edilirken bu rakamlar Antalya’da 100 bin dolar ila 200 bin dolar arasında değişiyor. Vatandaşlık yasasının gündeme gelmesiyle Antalya’da 250 bin dolar ve üzerindeki gayrimenkullere de ilgi olduğu görülüyor. Ankara’da ise fiyatları 800 bin dolara ulaşan daireler rağbet görüyor.

Beylikdüzü en tercih edilen semt

Yabancıların ev aldığı bölgelere bakıldığındaysa beklenenin dışında yerler dikkat çekiyor. İstanbul’da Esenyurt ve Beylikdüzü en çok tercih edilen yerler olurken Antalya’da denize yakın olan Muratpaşa, Konyaaltı, Alanya ve Manavgat seçiliyor. Ankara’da ise gelir düzeyi yüksek olanlar Çankaya’dan yana tercih yaparken, daha düşük bütçeliler Mamak ve Altındağ’dan konut satın alıyor.

Pakistan ve Irak’tan artan talep var

Türkiye’den konut alan yabancılar arasında ilk sırada Iraklılar yer alıyor. Irak’ı da İran, Rusya, Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt, Sudan, Azerbaycan takip ediyor. Son dönemde Türkiye’den konut alan milletlerden biri de Pakistanlılar. Pakistan’ın Türkiye’ye 600 milyon dolara yaklaşan doğrudan yatırımı, ticaret hacminin 497 milyon dolara yaklaşması, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere Türkiye’yi Pakistanlılar için cazip bir hale getiriyor. Pakistan’ın kurucusu Muhammet Ali Cinnah’ın Atatürk hayranı olması da bir diğer tercih edilme nedeni.

Yüksek eğitimliler tercih ediyor

Konut satın alan yabancılarla ilgili ilginç bir detay ise çoğunun üniversite mezunu, eğitimli ve kendi ülkelerinde aydın kesim olarak tanımlanan kişiler olmaları. Yaş oranlarına bakıldığında 30-45 yaş arasındakiler öne çıkıyor. Emekliliğini Türkiye’de geçirmek isteyen 60 yaş üstü yabancıların sayıları ise hiç de az değil.

Ticari yatırımlar önemli etken

RE/MAX’ın verilerine göre Türkiye’yi yabancılar için cazip hale getiren en önemli detaylardan biri de, son yıllarda gelişen ticaret hacmi. Dini ve kültürel yakınlık, Avrupa ve Asya’ya yakın olduğu için seyahat imkanı, vatandaşlıkla gelen birçok ülkeye vizesiz giriş ve kolay vize alma kolaylığı tercih sebebi oluyor. İş kurarken sağlanan vergi muafiyeti de büyük bir artı. Avrupa ülkelerine göre ucuz ve daha ılıman ikliminin olması tercih edilmesindeki diğer bir etken. Rusya gibi soğuk ülkelerden gelenler Antalya gibi sıcak şehirlerden ev almayı tercih ediyor. Sıcak ülkelerden gelenler ise Trabzon gibi daha ılıman iklime sahip şehirlere gidiyor.

16 Temmuz 2019 Salı

Türkiye'nin yüzde 32'si serbest meslek sahibi

Türkiye'nin yüzde 32'si serbest meslek sahibi


En fazla serbest meslek sahibi olan ülkeler belli olurken, Türkiye’nin yüzde 32’lik bir oran ile 4’üncü sırada olduğu görüldü.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, ülkelerin serbest meslek faaliyetine yönelik yapılan raporu inceledi. Ajans Press’inEkonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’deki serbest meslek sahibi kişilerin oranı yüzde 32 olarak kayıtlara geçti. Böylelikle araştırmaya konu olan ülkeler arasında Türkiye’nin 4’üncü sırada yer aldığı kaydedildi. Listenin başına yerleşen ülke de Kolombiya olurken, nüfusunun yüze 51’inin serbest meslek sahibi olduğu görüldü.

Bu oran ile de açık ara birinci olduğu saptandı. Listede birbirlerine yakın oranlarla ilk 5’te olan ülkeler ise yüzde 34 ile Yunanistan 2’nci, yüzde 32 ile Brezilya 3’üncü, yüzde 32 ile Türkiye 4’üncü ve Meksika’nın yüzde 31 oran ile 5’inci olduğu belirlendi. Buna karşın raporda serbest meslek ile uğraşanların en az olduğu ülke ise yüzde 6,4’lük oran ile Amerika Birleşik Devletleri’nin olarak kayıtlara geçti.

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konu ile ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2019 yılı içerisinde meslek başlığı altında 113 bin 890 haber yansıması tespit edilirken; serbest meslek başlığında çıkan haber sayısı bin283 oldu. Medyaya yansıyan haber başlıkları, içeriklerine göre analiz edildiğinde, genç işsizlerin en çok yansıma alan konu olduğu tespit edildi.

11 Temmuz 2019 Perşembe

Türkiye’nin ilk akla gelen markası

Türkiye’nin ilk akla gelen markası

Madame Coco en beğenilen ve alışveriş yapılan marka oldu

Dünyanın önde gelen araştırma şirketi Nielsen’in hazırladığı 2019 Marka Bilinirlik Araştırması’na göre Madame Coco, Türkiye’de ev tekstili ve dekorasyon alanında ilk akla gelen marka oldu. Türkiye’de 17 şehirde 816 kişi ile gerçekleştirilen araştırmada Madame Coco en çok alışveriş yapılan, en çok tavsiye edilen, en çok beğenilen marka olarak birinci sırada yer aldı

Nielsen’in Şubat-Mart 2019 tarihleri arasında yaptığı 2019 Marka Bilinirlik Araştırması sonuçlarına göre; Madame Coco ev tekstili ve dekorasyonu alanında yüzde 36 ile ilk akla gelen marka olurken, yüzde 95 bilinirlikle 2018 yılında olduğu gibi 2019 yılında da pazar liderliği konumunu koruyarak tüketicinin en beğendiği marka olmayı sürdürdü.

Madame Coco, bilinirliğini satın alma davranışına dönüştürmede en başarılı marka olurken tüketicilerin marka sadakatini tavsiyeye dönüştürerek ilk sırada yer aldı. 17 şehirde yaş ortalaması 34 olan ev hanımı, çalışan kadın ve öğrenciler ile yapılan araştırmada Madame Coco en çok bilinen, en sık alışveriş yapılan ve en çok tavsiye edilen marka olarak bir çok kategoride birinci olup rakiplerini geride bıraktı.

Madame Coco en çok alışveriş yapılan marka seçildi

Dünyanın önde gelen araştırma şirketi Nielsen tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Madame Coco 2018 yılında olduğu gibi 2019 yılında da bilinirliği ve tavsiye edilme oranıyla öne çıkan marka olurken, en çok alışveriş yapılan marka olarak ilk sıraya yerleşti. Farklı ses gruplarıyla yapılan “Marka Bilinirlik Araştırması” için tüketiciler ile görüşülerek ev tekstili ve ev dekorasyonu markalarından en beğendikleri, alışveriş yaptıkları ve tavsiye ettikleri marka soruldu. Araştırma sonuçlarına göre marka bilinirliğini satın alıma dönüştürmede en başarılı marka Madame Coco oldu.

Ev dekorasyonu ve aksesuarlarında favori marka

Fransız stilini ev tekstil ürünleri ve aksesuarlarıyla müşterilerine sunan Madame Coco, 2019 yılında da en favori marka olurken rakipleriyle kıyaslandığında en çok alışveriş yapılan marka olarak öne çıkıyor. Pazardaki liderliğini sürdüren Madame Coco, Türkiye genelinde bilinirliği satın alma davranışına dönüştürmede 2019 yılında da en başarılı marka olmaya devam ediyor.

Madame Coco markasının kurucusu İlhan Tanacı; “Nielsen’in yaptığı 2019 Marka Bilinirlik Araştırması’nda ilk akla gelen marka olmak ve tüketicinin beğenisini kazandığımızı görmek bizi çok mutlu etti. Tüketicilerimiz tarafından bilinirliği yüksek, tavsiye edilen bir marka olmak motivasyonumuzu yükseltiyor. Marka bilinirliğimiz ve beğeni yüzdemiz her geçen gün anlamlı bir şekilde artarken müşterilerimiz için sürekli yeni ürünler tasarlamak, onların beklentilerini karşılamak ve güzel dönüşler almak için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

Kaşıntı, kanserin habercisi olabilir

Kaşıntı, kanserin habercisi olabilir

Türk Dermatoloji Derneği üyesi Doç. Dr. Berna Aksoy "Vücutta kaşıntı pek çok nedene bağlı olarak gelişebilir. Deri hastalıklarından tutun da karaciğer böbrek hastalıkları, tiroid ve diğer endokrinolojik hastalıklar, lenfomalar gibi çeşitli kanserler, barsak parazitleri, ilaçlar ve hatta psikolojik stres, vücutta kaşıntıya neden olabilir." dedi.

Tanısal deri bulguları olmaksızın kronik kaşıntının, farklı sistemik hastalıkların yanı sıra altta yatan lenfoma gibi ciddi kanserlere de bağlı olabileceğini belirten Aksoy şunları söyledi:

Kaşıntı varsa dermatoloğa gidin

Cilt hastalıkları arasında en çok kaşıntı yapan hastalıklar arasında ekzemalar, ürtiker (kurdeşen), cilt kuruluğu, mantar hastalıkları ve uyuz yer alır. Kaşıntılı bir hastada öncelikle kaşıntıya neden olan deri hastalığı ya da sistemik hastalık tespit edilmeye çalışılır. Eğer kaşıntıya neden olan bir deri hastalığı tespit edilebilirse deri hastalığına yönelik tedaviler verilir. Eğer sistemik bir nedene bağlı kaşıntı var ise sistemik hastalığın tedavisi ile birlikte kaşıntıya yönelik kaşıntı giderici deri üzerine sürülen ve ağızdan alınan ilaçlar verilmektedir. Kaşıntı var ise tanısal yaklaşım ve tedavi açısından dermatoloğa başvurulmalıdır. Çünkü bazen altta yatan çok ciddi hastalıklar olabilmektedir.

Doç Dr Berna Aksoy: " Cilt hastalıkları arasında en çok kaşıntı yapan hastalıklar arasında ekzemalar, ürtiker (kurdeşen), cilt kuruluğu, mantar hastalıkları ve uyuz yer alır"

Stres ekzemayı arttırıyor

Psikolojik stres de tanısal deri bulguları olmaksızın yaygın kaşıntıya neden olabilen sistemik nedenler arasında yer almaktadır. Stres ekzeması diye bir tanım tam olarak bulunmamakla birlikte tüm ekzemalar stres ile artmaktadır. Nörodermatit olarak isimlendirilen stresin arttırıcı faktör olarak rol oynadığı kronik ekzema vücudun belli bir yerine yerleşmiş, kanatıncaya kadar kaşıma ihtiyacı uyandıran ve tedavisi çok zor olan bir ekzemadır. Atopik dermatit, nummuler dermatit, seboreik dermatit gibi endojen ekzemaların tamamı stres altında artış göstermekte yani alevlenebilmektedir.

Kaşıntı kısır döngüsü

Stres ekzeması olarak nörodermatitten bahsediyorsak boyun, ayak bilek ve kasık gibi yerlere yerleşen, deride kabalaşma ile birlikte koyu morumsu kahve renkte ekzema lezyonları oluşmaktadır. Nörodermatitte en önemli faktör kaşıma ve kaşıntı kısır döngüsüdür. Bu ekzemanın devamlı olmasına ve tedavinin güç olmasına neden olmaktadır.
Kaşıntı yaraya dönebilir

Vücutta kronik nedensiz kaşıntılar uzun sürede yaralar ve kronik kaşıntıya bağlı deri değişikliklerine neden olabilmektedir. Tanısal deri bulguları olmaksızın kronik kaşıntı farklı sistemik hastalıkların yanı sıra altta yatan lenfoma gibi ciddi kanserlere de bağlı olabilir.

Ülkelerin iş gücü istatistikleri belli oldu

Ülkelerin iş gücü istatistikleri belli oldu

Ülkelerin iş gücü istatistikleri belli olurken, Türkiye’nin 31,3 milyonluk iş gücüyle 20’nci sırada olduğu görüldü. İş gücü en yüksek olan ülkenin ise 806,7 milyon ile Çin’in olduğu kaydedildi.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, iş gücü istatistiklerini konu alan raporu inceledi. Ajans Press’inCIA verilerinden ve medya yansımalarında derlediği bilgilere göre,Türkiye’deki işgücü 31,3 milyon olurken, dünya ülkeleri arasından 20’nci sıraya yerleştiği görüldü. Listenin başına da 1,3 milyar nüfuslu Çin yerleşirken, buradaki iş gücü oranlarının 806,7 milyon olduğu kaydedildi. İkinci sırada yer alan ülke ise 521,9 milyonluk iş gücü ile 1,2 milyar nüfusa sahip Hindistan oldu.

Avrupa Birliği ülkelerinde ise iş gücünün 238,9 milyon olduğu belirlendi. Araştırmada 233 ülke yer alırken, Pitcairn Adalarının 15 kişilik iş gücüyle listenin son sırasında olduğu gözlendi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayınladığı son istatistiklere göre de 80 milyon nüfusa sahip ülkemizin yüzde 45,4’ü istihdam, yüzde 52,9’u da iş gücüne katılım oranına sahip iken, işsizlik oranının yüzde 14,1 olduğu saptandı.

ITS Medya ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konu ile ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2018 yılından bugüne iş gücü ile alakalı 26 bin 602 haber yansıması tespit edilirken, işsizliğin 75 bin 475 başlıkla ön planda olduğu görüldü.