Her 10 Türk Şirketinden 7'si Yurt Dışında Aynı Hata Nedeniyle Kaybediyor AGS Global Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler , uluslararası p...
AGS Global Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, uluslararası pazarlarda başarısızlıkların temel nedeninin üretim ya da kalite değil; hedef pazarı doğru okuyamamak ve veriye dayalı markalaşma stratejileri geliştirememek olduğunu söyledi. Güler, "Küresel pazarlarda kalıcı başarı için sezgilerle değil, verilerle hareket etmek gerekiyor" dedi.
Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmeler, enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar ve yeniden yükselişe geçen enflasyon, küresel ekonomide belirsizlikleri artırmaya devam ediyor. Böylesine zorlu bir dönemde yurt dışına açılmayı ve kendi markasıyla küresel pazarlarda büyümeyi hedefleyen Türk şirketleri, yalnızca ekonomik koşullarla değil, stratejik ve yapısal engellerle de karşı karşıya kalıyor.
İhracat ekosisteminde giderek daha fazla şirket, fason üretici kimliğinden çıkarak uluslararası pazarlarda kendi markasıyla yer edinmeyi hedefliyor. Ancak küresel araştırmalar, uluslararası pazarlarda sürdürülebilir başarının önündeki en büyük engelin üretim kapasitesi değil; veri odaklı markalaşma, doğru pazar analizi ve stratejik konumlandırma eksikliği olduğunu ortaya koyuyor.
Güçlü Marka Daha Yüksek Karlılık Sağlıyor
Uluslararası araştırmalar, güçlü markaların finansal performansa doğrudan katkı sağladığını gösteriyor. Marka tutarlılığı oluşturan şirketlerin gelirlerinde ortalama yüzde 23 artış görülürken, güçlü marka algısına sahip B2B şirketlerinin rakiplerine kıyasla yaklaşık yüzde 20 daha yüksek faaliyet kâr marjı elde ettiği belirtiliyor. Edelman Trust Barometer verilerine göre ise uluslararası ticarette alıcıların yüzde 81'i için markaya duyulan güven, fiyat avantajından daha belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.
Öte yandan B2B müşterilerinin yaklaşık yüzde 95'i herhangi bir anda aktif satın alma sürecinde bulunmuyor. Satın alma kararı verildiğinde ise tüketicinin zihninde yer edinmiş, güven oluşturan markalar tercih ediliyor.
Başarısızlıkların Nedeni Ürün Değil, Strateji Eksikliği
AGS Global analizine göre, yurt dışına açılan Türk şirketlerinin başarısızlıklarının yüzde 70'inden fazlası ürün kalitesinden değil; hedef pazarın dinamiklerini, kültürel yapısını ve yerel regülasyonlarını yeterince analiz edememekten kaynaklanıyor.
Yalnızca pazar büyüklüğüne odaklanılarak yapılan yatırımlar, yerel tüketici davranışlarının ve mevzuatın göz ardı edilmesi nedeniyle önemli maliyetler doğurabiliyor. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere giderek sıkılaşan uluslararası düzenlemeler ile stratejik pazarlama yatırımlarındaki eksiklikler, Türk şirketlerinin fason üretimden küresel marka olmaya uzanan yolculuğunu zorlaştırıyor.
Turquality, Veriye Dayalı Markalaşmanın Yol Haritasını Sunuyor
Küresel veriler, uluslararası pazarlarda başarı için sezgilere dayalı kararların yerini bilimsel analizlere ve saha verilerine bırakması gerektiğini ortaya koyuyor.
Bu noktada Turquality Programı, firmaları veriye dayalı iş planları oluşturmaya yönlendiren ve kurumsal dönüşümü destekleyen önemli bir model olarak öne çıkıyor. Resmî verilere göre Türkiye'nin genel ihracatında kilogram başına ihracat değeri 1,30-1,50 dolar seviyesinde bulunurken, Turquality kapsamında desteklenen markalı şirketlerde bu rakam Türkiye ortalamasının iki ila üç katına ulaşıyor.
"Kurgularla Değil, Verilerle Hareket Etmeliyiz"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan AGS Global Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, Türk şirketlerinin küresel pazarlarda başarılı olabilmesi için veriye dayalı karar alma kültürünü benimsemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Küresel raporların ve sahadan elde edilen verilerin ortaya koyduğu tablo oldukça net. Türk şirketlerinin üretim kapasitesi, kalite anlayışı ve girişimcilik gücü konusunda önemli bir avantajı bulunuyor. Ancak uluslararası pazarlarda en çok zorlandığımız nokta, sezgileri verinin; varsayımları ise bilimsel analizlerin önüne koymamız oluyor.
Artık mesele yalnızca ne ürettiğiniz değil; o ürünü hangi pazarda, hangi tüketiciye, hangi regülasyonlara uygun şekilde ve nasıl bir marka hikâyesiyle sunduğunuzdur.
Turquality Programı'nı yalnızca bir destek mekanizması olarak değil, markalaşmayı hızlandıran stratejik bir dönüşüm modeli olarak değerlendirmeliyiz. Firmalarımızın uluslararası pazarlarda geçici tedarikçiler değil, kalıcı ve yüksek katma değer üreten markalar hâline gelmesi için kararlarını sahadan gelen gerçek verilere dayandırmaları gerekiyor. Her fırsatta söylediğimiz gibi; koşan atı mahmuzlamalıyız ancak o atın gözü kapalı koşmasına da izin vermemeliyiz."
.png)
Hiç yorum yok
Sizlerden yorumlarınızı ve bilgi paylaşımlarınızı bekliyoruz..