Yıllardır gözlük kullanıyorsunuz. Kontakt lenslerinizi kullanmadığınızda çevrenizi net göremiyor, sabahları gözlüğünüzü bulmadan güne başl...
Yıllardır gözlük kullanıyorsunuz.
Kontakt lenslerinizi kullanmadığınızda çevrenizi net
göremiyor, sabahları gözlüğünüzü bulmadan güne başlayamıyorsunuz.
Lazer tedavisini defalarca araştırdınız. Tedavi videolarını
izlediniz, işlem geçiren insanlara sorular sordunuz ve farklı yöntemleri
karşılaştırdınız.
Fakat sıra muayene randevusu almaya geldiğinde aynı düşünce
sizi durdurdu:
“Ya gözüme bir şey olursa?”
Lazer tedavisi konusunda kararsız kalan kişilerin önemli bir
bölümü, gözlük kullanmayı sevdiği için değil, işlemden korktuğu için tedaviyi
erteliyor.
“Canım acır mı?”
“Gözümü hareket ettirirsem ne olur?”
“Gözümü kırparsam işlem bozulur mu?”
“Ya beklediğim sonucu alamazsam?”
Bu sorular son derece doğaldır. Göz, insanın en hassas ve
değerli organlarından biridir.
Ancak lazer tedavileriyle ilgili korkuların önemli bir
bölümü eski bilgilerden, eksik anlatımlardan veya başka hastaların kişisel
deneyimlerinin genellenmesinden kaynaklanıyor.
Göz çizdirme eskide kaldı. Şimdi korkuların değil;
ayrıntılı ölçümlerin, gelişmiş teknolojilerin ve uzman değerlendirmenin yön
verdiği yeni bir dönem var.
“Göz Çizdirme” İfadesi Korkuyu Büyütüyor Olabilir
İnsan zihni kelimelerden etkilenir.
“Göz çizdirme” ifadesi, göze fiziksel olarak keskin bir
aletle çizik atıldığı izlenimini oluşturabilir.
Oysa lazer tedavileri farklı teknolojiler ve uygulama
biçimleri içeren geniş bir tedavi grubudur.
Amaç, uygun hastalarda ışığın göz içinde doğru biçimde
odaklanmasına yardımcı olmak üzere kornea yapısının yeniden
şekillendirilmesidir.
Lazer tedavilerinin temel mantığı, uygunluk kriterleri ve
uygulama süreci hakkında göz
lazer ameliyatı bilgileri üzerinden ayrıntılı içerik incelenebilir.
Ancak genel bilgilerin kişinin kendi muayene sonuçlarını
göstermediği unutulmamalıdır.
Korkuyu azaltan şey güçlü reklam cümleleri değil, doğru
ve kişiselleştirilmiş bilgidir.
İnsan Gözüne Lazer Uygulanması Neden Korkutucu Geliyor?
Lazer kelimesi bazı kişilerde yakıcı veya kontrol edilmesi
zor bir ışın çağrışımı oluşturabilir.
Göze uygulanacak bir işlem düşüncesi de bu çağrışımı daha
güçlü hâle getirir.
Bunun yanında insanların çoğu, işlem sırasında neler
yaşayacağını bilmediği için korkar.
İşlem odasının nasıl olduğu, gözün nasıl açık tutulduğu, ne
kadar süre sabit bakılması gerektiği ve hangi hislerin yaşanabileceği
bilinmediğinde zihin en kötü senaryoları üretmeye başlayabilir.
Bu korkuların küçümsenmesi doğru değildir.
Hastaya yalnızca “Çok kolay, hiçbir şey olmaz” demek yeterli
bir bilgilendirme değildir.
Kişinin kendisine önerilen yöntemi, neden uygun bulunduğunu,
tedavinin aşamalarını ve iyileşme sürecini anlaması gerekir.
Güven, korkunun yok sayılmasıyla değil; bilinmezliğin
ortadan kaldırılmasıyla oluşur.
Prof. Dr. Tuğrul Akın’ın Görev Yaptığı Caddebostan’da İlk
Aşama Muayene
Lazer tedavisini düşünen kişinin ilk adımı doğrudan işlem
odasına girmek değildir.
İlk adım ayrıntılı göz muayenesidir.
Veni Vidi Göz Caddebostan’da görev yapan Göz Hastalıkları
Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Akın gibi deneyimli hekimler, tedavi öncesinde
hastanın göz yapısının değerlendirilmesinde önemli rol üstlenir.
Prof. Dr. Tuğrul Akın’ın resmî profilinde uzmanlık alanı Göz
Hastalıkları, çalıştığı merkez ise Veni Vidi Göz Caddebostan olarak
belirtilmektedir.
Muayene sırasında yalnızca kişinin gözlük numarasına
bakılmaz.
Kornea kalınlığı, kornea biçimi, göz yüzeyi, gözyaşı durumu
ve farklı göz hastalıklarının bulunup bulunmadığı incelenir.
Bu değerlendirmeler, hastanın lazer tedavisine uygun olup
olmadığını belirlemek için kullanılır.
Bazı kişilerin tedaviye uygun bulunmaması mümkündür.
Bu durumda işlem yapılmaması başarısızlık değil, doğru tıbbi
karardır.
“Gözümü Hareket Ettirirsem Ne Olur?”
Lazer tedavisinden korkan kişilerin en sık sorduğu
sorulardan biri budur.
İnsanlar işlem sırasında istemsiz olarak gözlerini hareket
ettireceklerini ve lazerin yanlış bir noktaya uygulanacağını düşünebilir.
Modern lazer sistemlerinin bazılarında göz hareketlerini
izlemeye yardımcı olan teknolojiler bulunur.
Örneğin SMILE
Pro lazer tedavisi hakkında hazırlanan resmî içerikte, sistemin göz
hareketlerini takip etmeye yönelik özellikleri bulunduğu belirtiliyor.
Ancak kullanılan teknoloji ve yönteme göre uygulama
özellikleri değişebilir.
Bu nedenle hasta, “Bütün cihazlar böyle çalışıyor”
varsayımında bulunmamalıdır.
Kendisine uygulanması planlanan sistemin özelliklerini
doğrudan hekiminden öğrenmelidir.
İnternette genel bir cevap bulmak yerine, kendi
tedavinizde kullanılacak teknoloji hakkında soru sorun.
“Gözümü Kırparsam İşlem Bozulur mu?”
Göz kırpmak istemsiz bir reflekstir.
Bu nedenle kişinin işlem boyunca gözünü açık tutamayacağını
düşünmesi doğaldır.
Lazer tedavilerinde işlem alanının hazırlanması ve gözün
uygun pozisyonda tutulması için yönteme göre farklı uygulamalar kullanılabilir.
Hastaya işlem öncesinde hangi aşamalardan geçeceği
anlatılır.
Buradaki en önemli nokta, kişinin korkusunu saklamamasıdır.
“Panik yapabilirim.”
“Gözümü açık tutamamaktan korkuyorum.”
“Kapalı alanlarda kaygılanıyorum.”
Bu tür bilgilerin sağlık ekibiyle paylaşılması gerekir.
Korkularınızı söylemek zayıflık değil, tedavi sürecine
bilinçli biçimde katılmaktır.
Bütün Lazer Yöntemleri Aynı Değildir
Lazer tedavileriyle ilgili korkunun bir diğer kaynağı, bütün
işlemlerin aynı kabul edilmesidir.
Oysa No Touch, LASIK, SMILE, SMILE Pro ve SILK gibi
yöntemlerin uygulama şekilleri birbirinden farklı olabilir.
Örneğin SMILE
lazer uygulaması, korneada geniş bir flep oluşturulmadan küçük bir kesiden
gerçekleştirilen yöntemlerden biridir.
SILK lazer
teknolojisi de flepsiz uygulama yaklaşımıyla sunulan yeni nesil seçenekler
arasındadır.
Bu yöntemlerden birinin daha az korkutucu görünmesi, kişinin
o yönteme uygun olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde bir yöntemin videosunun rahatsız edici
görünmesi de işlemin sizin için mutlaka zor geçeceğini göstermez.
Görüntüler genel bilgi verir; gözünüzün uygunluğunu
belirlemez.
SMILE, SMILE Pro ve SILK gibi teknolojilerin
uygulanabilirliği kişisel kornea ölçümleri ve uzman değerlendirmesi sonucunda
belirlenir.
“Canım Acır mı?” Sorusuna Neden Herkes İçin Aynı Cevap
Verilemez?
Ağrı ve rahatsızlık algısı kişiden kişiye değişir.
Bunun yanında farklı lazer yöntemlerinin işlem ve iyileşme
süreçleri aynı değildir.
Bazı hastalar işlem sırasında baskı veya farklı bir his
tarif edebilir. Bazı kişiler işlem sonrasında batma, sulanma veya ışık
hassasiyeti yaşayabilir.
Bu nedenle “Hiçbir şey hissetmezsiniz” şeklinde kesin bir
ifade kullanmak doğru değildir.
Hastaya uygulanması planlanan yöntemin süreçleri gerçekçi
biçimde açıklanmalıdır.
İşlem sonrasında hangi belirtilerin beklenebileceği,
damlaların nasıl kullanılacağı ve hangi durumda sağlık kuruluşuyla iletişime
geçilmesi gerektiği anlatılmalıdır.
Doğru bilgilendirme yalnızca korkuyu azaltmaz; hastanın
iyileşme dönemini bilinçli yönetmesine de yardımcı olur.
Eski Bir Hikâye Bugünün Teknolojisini Tanımlamaz
Lazer tedavisinden korkan kişilerin bir kısmı yıllar önce
yaşanmış bir olayı anlatır.
“Bir tanıdığım lazer olmuştu ve çok zorlanmıştı.”
“Eskiden lazer olanların gözleri tekrar bozuluyormuş.”
“Lazerden sonra herkes gece ışıkları farklı görüyormuş.”
Bu hikâyelerde çoğu zaman yöntemin adı, tedavinin hangi yıl
yapıldığı, kişinin göz yapısı veya başka bir hastalığının bulunup bulunmadığı
bilinmez.
Buna rağmen yaşanan deneyim bütün lazer teknolojilerine
genellenir.
Sağlık teknolojileri zaman içinde gelişir. Hasta seçim
kriterleri, görüntüleme sistemleri ve tedavi yaklaşımları değişebilir.
Bu, risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Fakat güncel bir tedaviyi yıllar önceki eksik bilgilerle
değerlendirmek de doğru değildir.
Bugünün kararını, dünün doğrulanmamış hikâyeleriyle
vermeyin.
Sosyal Medya Videoları Sürecin Yalnızca Birkaç Saniyesini
Gösterir
Lazer tedavisinin kısa bir videosunu izlemek kişide büyük
bir endişe oluşturabilir.
Ancak video genellikle işlemin yalnızca küçük bir bölümünü
gösterir.
Hastanın işlem öncesinde geçirdiği muayene, yapılan
ölçümler, yöntemin neden seçildiği ve tedavi sonrası takip süreci videoya
yansımaz.
Ayrıca videodaki kişinin göz yapısı sizin göz yapınızla aynı
değildir.
Sosyal medya içerikleri bilgi edinmeye yardımcı olabilir.
Fakat tıbbi karar için yeterli değildir.
Bir dakikalık video, kapsamlı muayenenin ve uzman
değerlendirmesinin yerine geçemez.
Muayeneye Gitmek Tedavi Olmayı Kabul Etmek Değildir
Bazı kişiler muayene randevusu aldığında kendisini tedavi
olmaya mecbur hissedeceğini düşünür.
Bu nedenle gözünün uygun olup olmadığını öğrenmekten bile
kaçınır.
Oysa muayene, bir tedavi sözleşmesi değildir.
Muayenenin amacı kişinin göz yapısını değerlendirmek,
uygulanabilecek seçenekleri açıklamak ve sorularını yanıtlamaktır.
Kişi bütün bilgileri aldıktan sonra tedavi olmak
istemeyebilir.
Gözlük veya kontakt lens kullanmaya devam edebilir.
Bu tamamen kişinin kararıdır.
Muayene olmak, tedaviye evet demek değil; bilinçli karar
vermek için bilgi toplamaktır.
Hekime Hangi Soruları Sormalısınız?
Lazer tedavisi hakkında endişeleriniz varsa muayeneye
hazırlıklı gitmeniz faydalı olabilir.
Sorularınızı önceden yazabilirsiniz:
Göz yapım lazer tedavisine uygun mu?
Benim için neden bu yöntem öneriliyor?
Alternatif yöntemler bulunuyor mu?
İşlem sırasında ne hissedebilirim?
Göz hareketleri kullanılan sistemde nasıl takip ediliyor?
İyileşme sürecinde beni neler bekliyor?
Hangi durumda sağlık kuruluşuna başvurmalıyım?
Kontrollerim hangi aralıklarla yapılacak?
Bu sorulara açık ve anlaşılır cevaplar almanız gerekir.
Prof. Dr. Tuğrul Akın gibi deneyimli bir göz hastalıkları
uzmanıyla yapılacak görüşmede korkularınızı ve beklentilerinizi açıkça
anlatmanız, değerlendirme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Bilinçli hasta, yalnızca işlemi kabul eden değil; neden
ve nasıl uygulanacağını anlayan hastadır.
Fiyat Karşılaştırmak Korkuyu Ortadan Kaldırmaz
Lazer tedavisini uzun süre araştıran kişiler bir noktadan
sonra fiyat karşılaştırmasına yönelebilir.
Ancak en düşük fiyatı bulmak, tedaviye ilişkin endişeleri
ortadan kaldırmaz.
Kişinin kendisine güven veren unsur; kapsamlı muayene, açık
bilgilendirme, deneyimli hekim ve düzenli takip sürecidir.
Tedavi değerlendirilirken yalnızca fiyat değil, hangi
tetkiklerin yapılacağı, yöntemin neden önerildiği ve kontrollerin nasıl
gerçekleştirileceği de sorulmalıdır.
Göz sağlığında güven, kampanya mesajından değil; sürecin
bütününden doğar.
Korkuyla Yaşamak mı, Bilgiyle Karar Vermek mi?
Lazer tedavisi herkes için zorunlu değildir.
Gözlüğünüzle rahat ediyorsanız veya kontakt lens
kullanımından memnunsanız hayatınıza bu çözümlerle devam edebilirsiniz.
Fakat lazer tedavisini gerçekten istiyor ve yalnızca korku
nedeniyle yıllardır erteliyorsanız, en azından gözünüzün uygunluğunu
öğrenebilirsiniz.
Sonuçta lazer tedavisine uygun bulunmayabilirsiniz.
Farklı bir yöntem önerilebilir.
Ya da tedaviye uygun olduğunuz hâlde işlem olmamayı tercih
edebilirsiniz.
Bunların tamamı bilinçli kararlardır.
Bilinçsiz olan, yalnızca korkutucu bir video veya eski bir hikâye
nedeniyle kendi durumunuzu hiç öğrenmemektir.
Göz Çizdirme Eskide Kaldı
Geçmişte insanlar lazer tedavisi hakkında sınırlı bilgiye
ulaşabiliyordu.
Bugün tedavi seçenekleri çeşitlendi, ölçüm teknolojileri
gelişti ve hastalar süreç hakkında daha fazla bilgi alabiliyor.
Yeni nesil yaklaşımın merkezinde yalnızca cihaz değil, hasta
bulunuyor.
Hastanın göz yapısı, beklentileri ve korkuları birlikte
değerlendiriliyor.
Veni Vidi Göz Caddebostan doktorlarından Prof. Dr. Tuğrul
Akın gibi deneyimli uzmanlarla gerçekleştirilecek değerlendirmeler, hastanın
kendi göz yapısı hakkında doğru bilgiye ulaşmasına yardımcı olabilir.
Korkunuz varsa saklamayın. Sorularınızı sorun. Gözünüzü
tanıyın. Kararınızı söylentilerle değil, muayene sonuçlarınızla verin.
Göz çizdirme eskide kaldı. Korkuyla ertelemek yerine
bilgiyle karar verme zamanı.
Lazer tedavilerine uygunluk ve elde edilebilecek sonuçlar
kişiden kişiye değişebilir. Uygulanacak yöntem kapsamlı muayene ve uzman hekim
değerlendirmesi sonucunda belirlenmelidir.

Hiç yorum yok
Sizlerden yorumlarınızı ve bilgi paylaşımlarınızı bekliyoruz..