Page Nav

HIDE

Grid Style

GRID_STYLE

SON HABERLER:

latest

'Uyku süresindeki azalma, ileri yaşlarda alzheimer ihtimalini arttırıyor'

Uykusuz kalınan gecelerin sabahında dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve kafa karışıklıkları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Geysu Karlıka...

Reklam

'Uyku süresindeki azalma, ileri yaşlarda alzheimer ihtimalini arttırıyor'

Uykusuz kalınan gecelerin sabahında dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve kafa karışıklıkları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Geysu Karlıkaya, uyku sırasında beynin günün artıklarından temizlendiğini kaydetti. Karlıkaya, “Uyku sırasında öğrenme ve hafıza güçleniyor. Düşünülenin aksine uykunun beyin için pasif değil, aktif bir dönem oluyor. Uyku süresindeki azalma, ileri yaşlarda alzheimer ihtimalini arttırıyor” dedi.


Prof. Dr. Geysu Karlıkaya uyku bozukluklarının alzheimer hastalığı gelişimine etkisi konusunda açıklamalarda bulundu. Uyku bozuklukları ve Alzheimer hastalığı deyince iki farklı bakış açısının mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karlıkaya, "Birincisi, uyku bozukluklarının alzheimer hastalığı gelişimine etkisidir. İkincisi de, alzheimer hastalarında görülen uyku bozukluklarıdır. Birincisinden başlayacak olursak, uyku süresi ile yaşam süresi arasındaki U şeklindeki ilişki 60 yıldır biliniyor. U’nun tabanında bulunan, 7 saatlik uyku uyuyanlarda ölüm riski en düşük. U’nun iki ucunda ise, 4 saatten az veya 10 saatten fazla uyuyanlar var. İşte bu kişilerin hem ölüm riski, hem de alzheimer hastalığı gibi zihinsel hastalıklara yakalanma riskleri daha yüksektir. Sadece uykusuzluk bile zihinsel hastalıklarda yüzde 27 artışa sebep oluyor. Alzheimer hastalığı açısından kesin risk oluşturan ve değiştirilemez olan faktörler; yaş, kadın cinsiyeti, aile hikayesi ve genetik özelliklerdir. Hastalık riskini arttırdığı düşünülen pek çok ek faktör mevcut. Yapılan çalışmalar, önlenebilir olan bu faktörlere dikkat edilmesinin hastalık riskini yüzde 40 oranında azaltabileceğini düşündürüyor" ifadelerini kullandı.


"Uyku süresindeki azalma, ileri yaşlarda alzheimer ihtimalini arttırıyor"

Prof. Dr. Karlıkaya sözlerine şöyle devam etti: "Temmuz 2020 itibarıyla tanımlanmış önlenebilir risk faktörleri; diyabet hastalığı, düşük eğitim seviyesi, kafa travması, beyini az kullanma, stres, depresyon, hareketsizlik, hipertansiyon, özellikle orta yaşlardaki yüksek tansiyon, işitme kaybı, hava kirliliği, sigara kullanımı, aşırı alkol kullanımı ve fazla kilodur. Alzheimer hastası olmayan kişilerde yapılan çalışmalarda, uykuya dalma güçlüğü çekenler, kalitesiz uyku uyuyanlar, gündüz aşırı uyku hali olanlar ve uyku-apne sendromu olan kişilerde, alzheimer hastalarının beyinlerinde biriken amiloid beta proteininin de arttığını gösteren pek çok çalışma mevcut. Hatta 50’li yaşlardan itibaren uyku süresindeki azalmanın, ileri yaşlarda alzheimer ihtimalini de arttırdığı gösterilmiş".


"Hastalık ilerledikçe uyku bozuklukları da artıyor"

Alzheimer hastalığının önlenebilir risk faktörleri arasında uyku bozukluklarını eklemenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Karlıkaya, "Tersine alzheimer hastalarında biriken amiloid beta protein yükü arttıkça uyku bozuklukları da artıyor. Bu da bizi ikinci ilişkiye getiriyor. Alzheimer hastalığı olan, hafif evredeki hastaların yüzde 25’inde, orta evredeki hastaların ise yaklaşık yarısında uyku bozuklukları görülüyor. Hastalık ilerledikçe uyku bozuklukları da artıyor. Alzheimer hastalarındaki uyku bozuklukları arasında gündüz fazla uyuma, uykuya dalma güçlüğü, sık uyanma veya sabah erken uyanma sayılabilir. Demans hastalarına özgün bir diğer durum ise günbatımı sendromu. Akşam saatlerinde artan kafa karışıklığı, ajitasyon, agresyon bu şekilde adlandırılır. Sebepler ise çeşitlidir. Gün sonundaki fiziksel ve mental yorgunluk, vücut saatinde değişiklik, ileri yaşla ilişkili uyku ihtiyacının azalması, oryantasyon bozukluğu, karanlıkla birlikte gelişen illüzyon ve halüsinasyonlar, ifade edilemeyen ağrı gibi fiziksel sıkıntılar gibi" diye konuştu.


Hem sağlıklı kişilerde hem de alzheimer hastalarında uyku bozukluğuna yol açan depresyon ve huzursuz bacak sendromu gibi durumların tedavi edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Karlıkaya, "Her akşam uyku öncesi belli bir rutin uygulanmalıdır (aynı saatte yemek yemek, aynı saatte duş almak, aynı saatte diş fırçalama, aynı saatte müzik dinleme, aynı saatte yatağa girme gibi). Akşam saatlerinde alkol ve kafein kullanımından kaçınılmalı (Saat 15.00 sonrası kafein alınmamalı). Gündüz uykusu uyumamalı ama mutlaka gerekiyorsa, kestirmek için öğleden sonra olması beklenmemelidir. Gece TV ve tablet gibi uyaranlardan kaçınılmalı, yatak odası oturma odası gibi farklı faaliyetler için kullanılmamalı, oda ısısı çok sıcak veya soğuk olmayacak şekilde ayarlanmalı, eğer kullanılıyorsa, uykusuzluk yapabilecek ilaçlar daha erken saatlere çekilmelidir" dedi.


Son bir hatırlatmada bulunan Prof. Dr. Geysu Karlıkaya, uyku ilaçlarının bazen kafa karışıklığını arttırabileceğinin ve düşme riskini arttırabileceğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayarak, bu tür ilaçları kullanmadan önce mutlaka bir hekime danışılması gerektiğini belirtti.


Önizle

Hiç yorum yok

Sizlerden yorumlarınızı ve bilgi paylaşımlarınızı bekliyoruz..

Önizleme
Gündem | Kadınca | Zayıflama | Spor | Sağlık | Güzellik | Yaşam | Moda | Cinsel Sağlık | Haber | Teknoloji | Ekonomi | Dünya | Medya |
Önizleme