17 Haziran 2012 Pazar

80 yıllık babasının açtığı bakkalı işletiyor

REKLAM
İzmir'in "bakkal dedesi" 79 yaşındaki Nail Bumin, 1930 yılında babasının açtığı bakkalda başladığı esnaflığı devam ettiriyor. Kendisinden çocukken alışveriş eden insanların bakkalın halen hizmet verdiğini gördüklerinde şaşırdığını belirten Bumin, bakkalın orijinal halini de mümkün olduğu kadar korumaya çalıştığını söyledi.

İZMİR - AA - İzmir'in "bakkal dedesi" 79 yaşındaki Nail Bumin, 1930 yılında babasının açtığı bakkalda başladığı esnaflığı devam ettiriyor.

Kurtuluş Savaşı sonrası cepheden dönen ve yeni bir hayata hazırlanmaya çalışan Sıtkı Bumin, İzmir'in Küçükyalı semtinde 1900'lü yılların başında İtalyanların yaptığı iki katlı binanın altındaki dükkanı tutar. Tramvay durağı olması nedeniyle semtin merkezi konumundaki bu bölgede bir bakkal dükkanı işletmeye karar vermiştir. 1 yıl sonra doğan oğlu Nail Bumin ile işlettiği bu bakkaliye, savaşlar, krizler ve değişen ekonomik yapıya göğüs gererek bugün 80 yaşına ulaştı. Gözünü bakkalın içinde açan Nail Bumin, halen işinin başında, ancak artık bu mesleği torunları yapsın istemiyor.

Mithatpaşa Caddesi üzerindeki Küçükyalı semtinde yürüyüşe çıkanların vitrini ve görünümüyle müzeye benzettiği bakkal dükkanı, Türkiye'de esnaflığın tarihinin yazıldığı ender mekanlar arasında yer alıyor. 1930 yılından bu yana semtin ihtiyaçlarını karşılayan Yıldız Bakkaliyesi'nin sahibi Nail Bumin, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Babasının cephede geçirdiği uzun yıllar sonrası Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasıyla iş aramaya başladığını, bu sırada bakkal açığının ortaya çıktığı Küçükyalı'da bir dükkan açmaya karar verdiğini anlatan Bumin, 1900'lü yılların başında bir İtalyan'ın yaptırdığını öğrendikleri binanın alt katındaki dükkanı tutarak bu işe başladıklarını söyledi.

Kendisinin bakkal açıldıktan 1 yıl sonra dünyaya geldiğini, küçüklüğünden bu yana babasına yardımcı olduğunu anlatan Bumin, bir yandan da tahsiline devam ederek İzmir Yüksek Ticaret Okulu'nu bitirdiğini belirtti.

"O yıllarda önümde iki seçenek vardı, ya memur olacaktım ya da kendi bakkalımda çalışacaktım. Mizacıma çok uygun olmadığı için memurluk istemedim. O zamanlar bakkallık geçerliliği olan ve kazançlı bir işti, bakkallığı tercih ettim" diye konuşan Bumin, okul arkadaşları arasında İsmet Sezgin gibi mesleğinde çok yüksek noktalara gelmiş insanlar bulunmasına rağmen bu tercihinden hiç pişmanlık duymadığını ifade etti.

Meslek hayatı içinde en büyük zorluğu 2. Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarını, un, gaz, şeker, çay gibi temel tüketim maddelerinin bulunmaması nedeniyle sıkıntılar yaşadıklarını söyleyen Bumin, "Savaş yıllarından bugüne bakınca bolluğun ne olduğunu anlayabiliyorum. Kıtlık çekildiği bir gün kavanoz içinden gramla şeker sattık. Ürün bulmakta yaşadığımız sorun daha sonra da devam etti. Karne dönemlerini de hiç unutmam. Özal'dan önce para vardı mal yoktu, şimdi mal çok, ancak insanlarda para yok. Ama bir daha o sıkıntılı dönemleri görmek istemem" diye konuştu.

Türkiye'de toplumsal ve ekonomik değişimin bakkallığı tehdit ettiğini söyleyen Bumin, geçmişte "mahallenin direği" olarak görülen bakkalların artık "gelip geçenin küçük ihtiyaçlarını karşıladığı büfe tarzında dükkanlara dönüştüğünü" söyledi.

Geçmişte bakkalın kız isteyecek ya da kızını verecek olanın ilk danıştığı kişi olduğunu, bakkalların mahallede yaşayan insanları tanıması nedeniyle bir köprü olduğunu ve çok önemli sosyal görevler üstlendiğini dile getiren Bumin, şunları anlattı: "Eskiden dükkanın önünde bekleyen hamallar küfelerle evlere mal taşırdı. Şimdi artık herkes büyük marketlerden alışveriş yapıyor. Benim bulunduğum cadde üzerinde bile iki tane süpermarket var. Onlarla rekabet etmem mümkün değil.

Büyük sermaye sahipleri bu işe el attı. Bakkallık artık küçük paralarla yapılacak bir iş değil. Benimki artık emeklilik hobisi. Bu mesleği çok sevsem de gençlere bakkallığı tavsiye etmem. İki kızım ve iki torunum var. Ne çocukları m, ne de torunlarım artık bu işi yapsın istiyorum. Bu işte artık kazanç yok. Artık mahalle de kalmadı. Kimse kimseyi tanımıyor. Eski müşterilerimi özlediğim günler oluyor. 20-30 yıl öncesinin veresiye defterlerini tutuyorum. Ara sıra bakıp insanları hatırlamaya çalışıyorum."

"Duayen bakkal" Nail Bumin, bu mesleği sevmesi nedeniyle uzun yıllardır bıkmadan yaptığını, başka bir işle uğraşmayı düşünmediğini söyledi.
Bakkallığın temelinin hoşgörü ve güler yüze dayandığı nı söyleyen Bumin, geçmişte çoğunlukla veresiye ile çalışmasına rağmen artık veresiyeyi kaldırdığını, kredi kartıyla alışverişe ısınamadığı için sadece peşin alışveriş hizmeti verdiğini söyledi.

Evden her gün 7.30'da çıkarak 8'e doğru dükkanı açtığını, temizlik yaparak rafları düzenlediğini söyleyen Bumin, "Hayırlı müşteri olsun, önemli olan o. Artık çok müşteri gelmesine bakmıyorum. Mesela eskiden bu kadar hırsızlık yoktu. Çok art niyetli insan var. Daha dikkatli olmak gerekiyor" dedi.
Kendisinden çocukken alışveriş eden insanların bakkalın halen hizmet verdiğini gördüklerinde şaşırdığını, bakkala gelerek kendisiyle sohbet ettiğini belirten Bumin, bakkalın orijinal halini de mümkün olduğu kadar korumaya çalıştığını sözlerine ekledi.

Önizleme
Önizleme

SOSYAL MEDYA

Yayıncı:

Medya alanında hep renkli, farklı ve uzmanlık gereken projelerde Veka Medya olarak yer alıyoruz. Yapılan projelerdeki Veka Medya imzası hep kaliteli ve hızlı çözümler ile farkımızı da ortaya koymaktadır.İletişim için:www.vekamedya.com

0 yorum:

Haber ve yazılarımız hakkında yorumlarınızı ve bilgi paylaşımlarınızı bekliyoruz..